Antropoloji Bölümü Koleksiyonu
Permanent URI for this collectionhttps://hdl.handle.net/20.500.12514/66
Browse
Browsing Antropoloji Bölümü Koleksiyonu by Department "MAÜ, Fakülteler, Edebiyat Fakültesi, Antropoloji Bölümü"
Now showing 1 - 20 of 97
- Results Per Page
- Sort Options
Conference Object Yoncatepe İskelet Popülasyonunda Odontometrik Metotla Cinsiyet Tahmini(2015) Ayşe ACARKimliği bilinmeyen iskelet materyallerinden cinsiyet tahmini yapmak antropoloji ve adli bilimler için çok önemlidir. Bu çalışmanın amacı, Yoncatepe Popülasyonunda odontometrik metotlar kullanarak cinsiyet tahmini yapmaktır. Çalışma için Yoncatepe toplumuna ait Mandibula (N=56) ve Maksilla (N=31) üzerindeki tüm dişler kullanılarak yapılmıştır. Mesiodistal (MD) ve bukkolingual (BL) ölçüleri dijital kumpas ile alınmıştır. Cinsiyet, mandibula ve maksilladan morfolojik ve metrik metotla tahmin edilmiştir. Odontometrik özelliklerin cinsiyetler arasındaki farkı Students’ t testi kullanılarak hesaplanmıştır. Sonuç olarak cinsiyet, odontometrik metotlarla mandibula üzerindeki dişlerden daha yüksek oranda tahmin etmek mümkündür. Mandibula ve maksillanın birlikte kullanılması ile daha güvenilir sonuçlara ulaşılabilir. Antemortem cinsiyet bilgilerinin olmadığı arkeolojik toplumlarda, cinsiyet tahmininin güvenilirliğini arttırmak için farklı metotları birlikte kullanmak başarı düzeyini yükseltecektir.Article Citation - WoS: 16Citation - Scopus: 17Morphometric analysis of the skulls of domestic cattle (Bos taurus L.) and water buffalo (Bubalus bubalis L.) in Turkey(2019) Özkan, Ermiş; Sıddıq, Abu Bakar; Kahvecioğlu, Kifayet Oya; Öztürk, Muhsin; Onar, VedatA total of 20 domestic cattle (Bos taurus L.) and 15 water buffalo (Bubalis bubalis L.) skulls were analyzed in this study. All of the specimens belonged to female individuals. Using a total of 27 craniometric measurements from each of the skulls, 9 indices were calculated. Although there were statistically significant differences between the linear measurements of the skulls of both species, while calculating the indices with their ratios, the values of the measurements of the facial area were determinative in the craniology. Among these indices, the facial index 1 value was statistically significant (P < 0.01) in the comparison of these two species. On the other hand, while considering the orbit and foramen magnum measurements, in contrast with the transversal measurement, the height was more determinant for their index and form.Article Citation - WoS: 7Citation - Scopus: 9Length estimation of Atlantic bluefin tuna (Thunnus thynnus) using vertebrae(Wiley, 2022) Andrews, Adam J.; Mylona, Dimitra; Rivera-Charún, Lucia; Winter, Rachel; Onar, Vedat; Sıddıq, Abu Bakar; Tinti, Fausto; Morales-Muniz, ArturoAtlantic bluefin tuna (Thunnus thynnus; BFT) is a large (up to 3.3 m in length) pelagic predator which has been exploited throughout the eastern Atlantic and Mediterranean since prehistoric times, as attested by its archeological remains. One key insight derivable from these remains is body size, which can indicate past fishing abilities, the impact of fishing, and past migration behavior. Despite this, there exists no reliable method to estimate the size of BFT found in archeological sites. Here, 13 modern Thunnus spp. skeletons were studied to provide power regression equations that estimate body length from vertebra dimensions. In modern specimens, the majority of BFT vertebrae can be differentiated by their morphological features, and thus, individual regression equations can be applied for each rank (position in vertebral column). In an archeological context, poor preservation may limit one's ability to identify rank; hence, “types” of vertebrae were defined, which enable length estimates when rank cannot be determined. At least one vertebra dimension, height, width, or length correlated highly with body length when vertebrae were ranked (R2 > 0.97) or identified to types (R2 > 0.98). Whether using rank or type, length estimates appear accurate to approximately ±10%. Finally, the method was applied to a sample of Roman-era BFT vertebrae to demonstrate its potential. It is acknowledged that further studies with larger sample sizes would provide more precision in BFT length estimates.Book Part KAVRAM VE SÜREÇ YÖNLERİYLE KÜLTÜR SORUNUNU DEĞER FENOMENİ ÜZERİNDEN AŞMA İMKÂNI(İKSAD, 2020) Yeşilmen, HalitKültür (uygarlık ve medeniyet kavramları ile birlikte) her ne kadar tarihi süreçte farklı ve çok yönlü anlamlarda kullanılan bir serüvene sahip olsa da günümüzde, yani küreselleşme sürecinde, mevcut yapıların çözülmesi ve aktör yaklaşımların öne çıkması, ayrıca dijital merkezli yaşam formunun hızlanması nedeniyle değeri azalan bir kavram haline gelmiştir. Bu süreçte kültür, ne olduğu belirsiz bir hüviyete evirilmektedir. Bu evirilmenin en önemli sebeplerinden biri, kategorik de olsa kültür teriminin işaret ettiği yapısal özelliklerin artık bu kavramla karşılanamamasıdır. İnşa reflekslerine rağmen çözülmelerin de hız kazanması ve bundan dolayı yeni inşa süreçlerinin kısa süreli olması da bu nitelikteki bir karşılıksızlığı sürekli hale getirmektedir. Anlamın her geçen gün sosyo-kültürel yaşamdan buharlaşması, zaten bir muammaya sürüklenen kültür kavramının ve kültürün daha da belirsizleşmesine sebep olmaktadır. Buna mukabil çalışmada değer kavramı ele alınmış, söz konusu edilen buharlaşmaya rağmen sosyo-kültürel alanda değersiz (tüm kültürler eşdeğerdedir anlamında değil) bir yaşamın olamayacağı ortaya konmuştur. Bundan hareketle kültür ve kültürel süreçlerin temel dinamiğinde değer ve değersel etkileşimlerin olduğu yönünde bir yaklaşıma ulaşılmıştır. Bu temel dinamik ve yaklaşım, belirtilen buharlaşma karşısında değer hassasiyetinin günümüzde de geçerli olduğunu, ek olarak meselenin değerin hangi yönde ve ne ile inşa edildiği (değeri belirleme mücadelesi) noktasında düğümlendiğini imlemektedir. Günümüzde kültür, etimolojik anlamında söz konusu olan doğa zeminini kaybetmiş görünmektedir. İnsanın doğayla organik bağı göz önüne alındığında, bu zeminin kaybolmasıyla aslında bir değer-anlam zemininin de yokluğu ortaya çıkmaktadır. Doğa-insan-kültür ilişkisi çerçevesinde ifade edilen değer dinamiğinin ve değer zemininin son kertede insanda saklı olduğu söylenebilir. İnsan yaşamının hiçbir şeye değmeyen bir yöne sürüklenmesi durumunda değer dinamiğinin zayıflamasıyla birlikte kültür de yok olacaktır. Bu itibarla değer yaklaşımının kültür ile ilgili irdelemelerde önemli açıklama imkânları sunduğu sonucuna ulaşılmıştır. Değer olgusunun “değmek” kök anlamı ile birlikte, yapılan eylemin kıymet veçhesiyle karşılanabilmesi durumuna, önemine ve niteliğine işaret eden “karşılık olma” anlamıyla ilişkili olarak “karşılaşma”, “temas”, “mübadele” (kavramsal, ahlaki ve maddi düzlemde), “etkileşim” ve “değişim” gibi kültürel süreçlere gönderme yapan temel bir kapsamda olduğu görülmüştür. Dolayısıyla değer yaklaşımının (anlam-değer ilişkisi de dâhil olmak üzere) kültürle ilgili ortaya konan ister kültüralist ve semiyotik isterse de etkileşimsel ve süreçsel yaklaşımlara -hiçbirini dışlamadan- kapsamlı bir açıklama imkânı sunduğu neticesine ulaşılmıştır. Değer(ler) hem somut hem de soyut süreçlere ve öğelere (mesela, anlam dünyası) vurgu yapması yönüyle kültürel ve sosyal değerlendirmelerde bir mihenk taşı kıymetindedir. Bu itibarla değerin yapı ve aktör kutuplaşmasında biri diğerini yok sayma yönünde değil, değişim çerçevesinde, yani değer alanında olmak üzere birinin diğerini (ve karşılıklı) karşılaması (karşılayabilmesi) yönüyle bir belirlemenin olduğu neticesine ulaşılmıştır. Dolayısıyla retorik düzeyde değerin ne olduğu (mesela, ister kültürel isterse de ahlaki çerçevede değerlerin sadece sözle ifade edilmesi) değil, ne yaşandığının (bu, sosyal yaşamın hangi anlam dünyasına değdiği hususunu dışlamaz; yani değer, anlam ile de ilişkildir) önem kazandığı, ilgili sorgulamalarda buna dikkat edilmesinin faydalı olacağı görülmüştür: Bu açıdan sosyo-kültürel problem ve çözümlerin temel zemini ve dinamiği de burada aranmalıdır. Bu hem damıtılarak biriken kültürel değerler için hem de gündelik yaşam için geçerlidir. Belirtilen çerçevede değer yaklaşımı, özellikle dijital teknolojinin hızla değer alanını işgal ettiği bir süreçte önem kazanmaktadır.Article Supernatural or Social Mind? –Four Case Studies from Southeast Turkey(Mardin Artuklu Üniversitesi, 2018) Sıddıq, Abu Bakar; Oğuz, Güler; Güldoğan, EmreOriginated in early phase of Palaeolithic period, the structure of social mind marks the strongest effect on an individual from a distinct human group. The beliefs on supernatural beings, along with other norms, rites and rituals, are actually considered to be the products of the social mind that has been formed and reformed following environmental and socio-technological changes of humanity through time. Southeast Turkey is a region where all people groups have been believed on different types of supernatural forces and this is commonly found in archaeological remains since prehistoric period. Moreover, at present day, the beliefs on supernatural beings as well as their socio-psychological effects are more visible in the region comparing to other parts of Turkey. Therefore, out of 53 case studies obtained in ethnographic fieldworks, thorough examination of 4 individual case studies have been performed in this study to illustrate the power and functions of social mind in producing the beliefs on supernatural beings. Further, as the consequence of these beliefs, the generation sufferings in the region have also been examined in this study.Conference Object Assessment of Sex and Stature of Unknown Skeletal Remains: Cerrahpaşa Anatomy Collection(2013) Ayşe ACAR; Mehmet Yaşar İŞCANObjective: Human skeletal parts are used in medical schools for anatomy education. Bones show the characteristics there are informative for deceased people. Anthropologist also used in the similar bones to assess by using metric and morphologic techniques to determine identification.The purpose of this investigation is to determine demographic characteristics such as sex and stature of people commingled in laboratories. The technique is less affective on samples with few remains. Material and Methods: The analysis is based on 319 unknown bones macerated from cadavera used in I.U. Cerrahpaşa Medical Faculty anayomy labratories. Measurements were taken in mm with an osteometric board, digital and sliding calipers and steel tape. Results: Sex determination is based on humeral and femoral head diameters. Stature was calculated from Trotter’s regression formulae. Results indicated that there were 21 males (stature=166 cm) and 34 females (stature=154 cm) from the humeral head diameter. Results from the femur were 27 males (stature=165 cm) and 34 females (stature=156 cm) from the femoral head diameter. Conclusion: As a result, unknown sex and collection with a good preservation can asist forensic scientist to develop techniques to identify remains found in mass disasters (plane crash, earthquake and similar disasters). Therefore, these remains can be used in forensic anthropological research even though their number is limited and they lack information about the sample. It assists to understand biological nature of a skeletal population.Book Part SÖZLÜ KÜLTÜR ÇERÇEVESİNDE SÜRYANİLERDE SOSYAL YAŞAM DİNAMİKLERİNİN DEĞİŞMESİ/ZAYIFLAMASI(akademisyen yayınevi, 2020) Yeşilmen, HalitPostmodern yaklaşımlarla günümüzde eleştirilen modernitenin, geleneksel denilebilecek yapılara yönelik en temel etkisinin söz ve söz dinamiklerine karşı olmak üzere zihin alanına (mesela; bireyselleşme, sekülerizm, rasyonelleşme, pozitivizm, pragmatizm gibi) yöneliş ile kendini gösterdiği söylenebilir. Bu çerçevede ve analitik açıdan iki kalın ayırım ortaya koymak gerekirse; geleneksel yapıları sözlü kültür, moderniteyi de yazılı kültür (sözün teknolojileşmesi) üzerinden değerlendirmek mümkündür. Buna bağlı biçimde geleneksel yapılara ilişkin olarak “kolektif hafıza” (iletişimsel hafıza), modernleşmeyi temsilen de “tarihsel hafıza” (seçici ve kurgusal hafıza) ayırımı yapılabilir. Günümüzde, iletişimsel özelliğiyle ön plana çıkan kolektif hafızanın yerine güncel sosyo-politik konumlanmayla ilintili bir şekilde ve tarihsel verilerden yola çıkarak seçici, kurgusal/işlemsel biçimde inşa edilen ve yeni teknolojik araçlarla yaygınlık kazanabilen “tarihsel” ve “kitlesel/popüler” hafıza biçimlerinin ön plana çıktığı yadsınamaz bir gerçektir. Bu çerçevede “söz” (sözlü kültür) ile “imaj” (aynı zamanda; zihin, yazı, göz ve görsellik) arasındaki mücadeleyi birçok yerde görmek mümkün. Dolayısıyla şu soruyu sormak da kaçınılmaz bir hal almaktadır: Acaba 21. yüzyıl; küreselleşmenin, postmodernleşmenin ve dijitalleşmenin etkisiyle, modernitenin söze ve sözlü geleneğe yönelik mücadelesini, sözü sahibinden ve bağlamından tamamen kopartmak suretiyle zihinsel ve görsel zemine/alana indirgeyip işleyerek bir zafer mi ilan edecek? Yani sözün canlı doğadaki yaşamsal (hayati) varlığını/alanını, canlılığından soyutlayarak tamamen işlemsel boyuta mı indirgeyecek?Article MİDYAT AKTAŞ MEVKİİ BİREYLERİNE AİT CALCANEUS KEMİĞİNDEN METRİK VE NONMETRİK DEĞERLENDİRME(2018) Ayşe ACARCalcaneus kemiğinin dayanıklı yapıda olması, kazı alanlarında daha sık ve sağlam durumda bulunmasını sağlamaktadır. Çalışmada calcaneus kemiği üzerinden metrik özelliklere dayanan cinsiyet ve boy tahmini, nonmetrik incelemelerle belirlenen facet tiplerinin sıklığı hesaplanmıştır. Bu çalışmanın amacı, demografik bilgileri bilinmeyen (Cinsiyet, Yaş, Boy vs.) Midyat Aktaş Mevkii bireylerine ait calcaneus kemiğinden metrik olarak cinsiyet ve boy tahmini yapmak ve non metrik incelemelerle articuler facet tiplerini sınıflamaktır. Çalışmada kullanılan 66 adet materyal 2013 yılında Mardin Müzesi başkanlığında yürütülen Midyat Aktaş Mevkii kazı alanından elde edilmiştir. Kalıntılar Mardin Artuklu Üniversitesi osteoloji laboratuvarına getirilerek temizlik çalışması yapılmıştır. Uzunluk ve genişlik ölçümleri için hem sağ hem de sol taraf kullanılmış, ölçümler dijital kumpas kullanılarak yapılmıştır. Nonmetrik sınıflandırma için Gupta ve arkadaşları ve Compos ve Pellico’nun geliştirmiş oldukları sınıflandırmalar ayrı ayrı değerlendirilmiştir. Çalışmanın sonucunda, cinsiyeti tahmini için 54 adet maksimum calcaneus uzunluğunun aritmetik ortalaması kullanılmış ve 26 adet erkek, 28 adet kadın birey tahmin edilmiştir. Boy tahmini için Holland’ın geliştirmiş olduğu formül çalışmamıza uygulandığında erkeklerin boy ortalaması 174,14 +-5,03 cm, kadınların boy ortalaması 161,56+-3,6 cm olarak hesaplanmıştır. Nonmetrik bulgularda Compos ve Pellico’nun geliştirdiği sınıflandırma 65 adet calcaneus kemiğine uygulandığında en sık rastlanan tip B tipi, cinsiyetler arası değerlendirmede erkeklerde en sık görülen tip A3 ve B2 tipi, kadınlarda ise B tipi olduğu gözlenmiştir. Gupta ve arkadaşlarının geliştidiği sınıflandırma çalışmamıza uygulandığında en sık görülen tip 1 tipidir. Erkek ve kadınlar arasında en sık görülen tip 1 tipi olmuştur. Sonuç olarak, calcaneus kemiğinin metrik ve nonmetrik incelemelerinin kimliklendirme çalışmalarında önemli bir yere sahip olduğu tespit edilmiştir.Article Citation - WoS: 3Citation - Scopus: 3High level of fluctuating asymmetry in the Byzantine dogs from the Theodosius Harbor, Istanbul, Turkey(Turkish Journal of Veterinary and Animal Sciences, 2021) Sıddıq, Abu Bakar; Parés-Casanova, Pere M.; Öncü, Ö. Emre; Kar, Hakan; Onar, VedatAsymmetry, the abnormality of an organism or a part of it from its perfect symmetry, is represented by three different categories: fluctuating asymmetry, directional asymmetry, and antisymmetry. Fluctuating asymmetry attributes to random developmental variation of a morphological character, whereas directional asymmetry attributes one of the body sides to be more prominent than the other. Antisymmetry appears whenever one body side of a biological body shows greater morphological appearance than the other. Since more environmental stress often produces greater effect of fluctuating asymmetry, it can be a good indicator of physiological stress in the morphological characteristic of a biological being. Applying, so far, the first geometric morphometric methods on any Byzantine fauna, this study aimed to determine the kind and direction of skull asymmetry occurred in Byzantine dog skulls. Aiming this, asymmetries in 16 adult Byzantine dog skulls unearthed form Yenikapı-Marmaray excavation (ancient Theodosius Harbor) in İstanbul, were compared with 39 adult skulls of modern pet dog breeds. Seventeen landmarks (3 midline and 14 bilateral) were selected on the digital pictures of the ventral aspect of each skull, and used for detailed analysis. The results showed a greater percentage of fluctuating asymmetry in the Byzantine dog skulls, suggesting them not to be the remains of pets or housed dogs but perhaps the labor or stray dogs in the Byzantine capital Constantinople.Conference Object FOURTH MOLARS-HYPERDONTIA: A CASE REPORT IN MIDYAT/AKTAS,(2014) Ayşe ACARHyperdontia or Supernumerary teeth are called numeric anomalies of teeth that is rare condition of unknown etiology. Genetic factors play important etiological role in the development of supernumerary teeth. This study was done on human remains found in four tombs at Aktas Site (Midyat/Turkey) excavated in 2013. A case report presents occurence in two mandibles which have fourth molars from the first tomb. Burial remains of human skeletons were dated to archaeological periods in AD 3rd and 4th centuries. There has been no information on sex, age, cause of death and demographic data of Aktas population so far. Morphological technique was used for sex assessment in the samples. We used dental wear to assess the age. The age and sex of the first sample were estimated between 20 and 25, and male respectively. The fourth molar of the first sample is post-mortem absent and the alveolary is located in the distal M3. The sample was poorly preserved, that is why it was not possible to assess the age and sex in the second mandible. The fourth molar crown developed, however, its root was rudimentary and its size was smaller than the other molars in the second mandible. The cases described few samples of the supernumerary teeth.Book Part Etnisizm ve Hendek Terörünün “Ortak Yaşam Tecrübesi”nde Açtığı Sosyal Travma Biçimlerinden Bazıları(HEGEM Yayınları-Ankara, 2018) Yeşilmen, HalitGüneydoğu Anadolu bölgesi ve özelde Mardin ili ve çevresi, Araplar, Kürtler, Kareçiler, Mıtırbiler, Süryaniler, Müslümanlar, Hıristiyanlar ve Yezidiler gibi farklı etnik ve dini unsurların ortak yaşam tecrübesini günümüze kadar taşıyabilmiştir. Bunun en az bin yıllık tarihi arka planı da göz ardı edilmemelidir. Farklı etno-dini unsurların yüzyıllara dayanan birlikte yaşama tecrübesi, günümüzde, özellikle Mardin ve Midyat bağlamında “Dinler ve Diller Kenti” vurgusuyla güncelliğini koruyabilmektedir. Bahsedilen farklı etno-dini unsurlar, bölgenin kendine has sosyo-kültürel dinamikleri çerçevesinde konumlanabilmiş ve sürdürülebilir etkileşimleri de kendi aralarında tesis etmeyi başarmışlardır. 1973’lere dayanan terör örgütlenmeleri/eylemleri ile yaklaşık son on yıl içinde kendini hissettirmiş olan etnik merkezli kimlik söylemleri, bahsedilen birlikte yaşama tecrübesini ve dokusunu olumsuz yönde etkilemiştir. Bu çalışmanın amacı da etnisizme varan kimlik(lenme)lerin ve son olarak “hendek” ismiyle gündemde yer almış olan terör eylemlerinin açtığı sosyal travma biçimlerinden bazılarına değinmek ve bunları ortak yaşam tecrübesi bağlamında değerlendirmektir. Bununla birlikte, özellikle ortak yaşam tecrübesinin söz konusu olduğu bir bağlamda “barış” ve “halkların kardeşliği” gibi söylemlerin sürdürülebilir olan sosyo-kültürel etkileşimleri nasıl keskin sınırlara evirdiğine değinmek de bu çalışmanın diğer bir amacıdır. Amaca yönelik sorgulanan temel problem ise şudur: Etnisizm/etnopolitika ve terör eylemleri, ortak yaşam alanındaki farklı etnik grupların etkileşimlerini ve ortak ufku nasıl etkilemiştir? Kapsam itibariyle çalışma, Mardin ve daha çok Midyat örnekliğinde, sosyo-kültürel alandaki en görünür durumlardan bir kaçı üzerinde odaklanmaktadır. Çalışmaya konu olan sosyal travmalar, özellikle “dil”in kullanılma biçimi, anlam evreni, aile dramı ve din bağlamındaki sonuçları üzerinden değerlendirilmektedir.Article MİDYAT AKTAŞ MEVKİİ BİREYLERİNE AİT TALUS KEMİĞİNDEN METRİK VE NONMETRİK DEĞERLENDİRME(2018) Ayşe ACARBiyolojik profilin oluşturulmasında ilk ve en önemli aşamalardan biri cinsiyet tahminidir.Bu çalışmanın amacı, demografik bilgileri bilinmeyen (Cinsiyet, Yaş, Boy vs.) Midyat Aktaş Mevkii bireylerine ait talus kemiğinden metrik olarak cinsiyet ve boy tahmini yapmak ve non metrik incelemelerle artiküler facet tiplerini sınıflamaktır.Çalışma materyali, kazı alanındaki dört oda mezardan elde edilen 83 adet yetişkin bireye ait talus kemiğinden oluşmaktadır. Her kemik bir birey olarak değerlendirilmiş kemiğin sağ ve sol tarafı birlikte kullanılmıştır. Ölçümlerde dijital kumpas kullanılmış, ölçümü alınabilen bütün talus kemikleri çalışma için tercih edilmiştir. Maksimum talus yüksekliği, genişlik ve yükseklik ölçüleri alınmıştır.Nonmetrik karakterler için Bilodi ve Agrawal (2003) geliştirdiği sınıflandırma kullanılmıştır.Toplumsal ve kişisel farklar gösteren artiküler faset tipleri Midyat Aktaş Mevkii bireylerinde incelendiğinde en fazla Tip II, en az Tip IV olduğu gözlenmiştir. Talus kemiğinin dayanıklı ve sağlam yapısı arkeolojik alanlarda ve sonrasında oluşabilecek tahribatlarda korunabileceği için, cinsiyet, boy ve artiküler faset ayrımında, metrik ve nonmetrik olarak kimliklendirme çalışmalarında güvenilir sonuçlar elde edilebilmektedir.Article Citation - WoS: 4Citation - Scopus: 6A cat skeleton from the balatlar church excavation, sinop, Turkey(MDPI AG, 2021) Sıddıq, Abu Bakar; Onar, Vedat; Köroğlu, Gülgün; Armutak, Altan; Öncü, Öğül Emre; Chrószcz, AleksanderIn the 2015 excavation season, an east–west oriented burial (2015-Grave-14) built with large dimension stone blocks was unearthed on the south edge of “Area IVi” at the Balatlar Church in Sinop, on the northeastern Black Sea coast of Turkey. In this grave, which is dated between the end of the 6th century AD and the first half of the 7th century AD, a human skeleton was found with the head to the west and a cat skeleton was carefully placed next to the right femur. This study on the burial and the cat skeleton within it shows that, compared to the Roman period, the status of cats reached a higher level during the Byzantine period. It was found that alongside of being a pet, the Balatlar cat was a young healthy female individual that instinctively hunted rodents and birds, given that the remains of a rat and a sparrow were found in the region of the abdominal cavity, corresponding with the stomach location in the living animal. The grave presents the most significant direct archaeological evidence of a pet–human bond recorded at any Byzantine site so far.Article Citation - WoS: 4Citation - Scopus: 6Local trend of symbolism at the dawn of the Neolithic: The painted bone plaquettes from PPNA Kortiktepe, Southeast Turkey(Elsevier, 2021) Sıddıq, Abu Bakar; Şahin, Feridun S.; Özkaya, VecihiThe PPNA site of Körtiktepe in the Upper Tigris Basin yielded one of the richest Pre-Pottery Neolithic assemblages in Western Asia. The site also stands among a few key Epipalaeolithic–Neolithic transitional centers that played vital roles in the origin and evolution of Neolithic symbolism in Upper Mesopotamia. The site was occupied from the second half of the 11th millennium BCE, and throughout much of the 10th millennium BCE the sedentary hunter-gatherers at Körtiktepe engaged in a socio-symbolic organization with elaborate funerary practice and extensive manufacture of symbolic artifacts, including figurative plaquettes, engraved stone vessels, incised shaft straighteners with elaborate designs, scepters, and large assemblages of beads, mostly unearthed from c2000 intra-site burials. No other PPN site has yielded such an extensive number of burial remains and grave goods. Here, we present a group of painted bone plaquettes displaying morphological features and some imagery so far not seen at any other Pre-Pottery Neolithic site in Western Asia. Assessing the specimens in light of the wider symbolic practices among the first Neolithic societies, we argue that Körtiktepe was an important center of symbolic trend at the dawn of the Neolithic in the Upper Tigris Basin.Book Review The Plain of Saints and Prophets: The Nusayri-Alawi Community of Cilicia (Southern Turkey) and its Sacred Places(Cambridge University Press, 2011) Soileau, MarkGisela Procházka-Eisl and Stephan Procházka. The Plain of Saints and Prophets: The Nusayri-Alawi Community of Cilicia (Southern Turkey) and its Sacred Places. Wiesbaden: Harrassowitz Verlag, 2010. 404 pages, 61 color pictures. Cloth €68 ISBN 978–3-447–06178-0.Conference Object Erken Demir Çağında Trepenasyon Örneği(2014) Ayşe ACAR; Atiye Bahar MergenBaş delgi ameliyatı olarak tanımlanan trepanasyon, dünyanın çeşitli bölgelerinde farklı kültürlerde görülmesi ile tarihi ve kültürel bir yapı sergiler. Çalışmanın amacı, Van-Yoncatepe bölgesinde erken demir çağı olarak tarihlendirilen oda mezarlar içerisinde bulunan kalıntılar arasında erişkin bireye ait parietal kemiklerin birleştiği sagittal sutur üzerinde trepanasyon örneğinin incelenmesidir. Yuvarlak plan tekniği kullanılan deliğin çapı 6.40 mm’dir ve kemik üzerinde onarım izi bulunmamaktadır. Materyalin yüz kemikleri bulunmamaktadır. Cinsiyeti bu sebepten dolayı değerlendirilememiştir. Bireyin yaşı kafatasında suturların kapanma derecelerine göre değerlendirildiğinde 40 ve üzeri olarak tahmin edilmiştir. Erken Demir çağına tarihlenen Anadolu’daki diğer kazılarda da trepanasyon olgusuna rastlanmıştır.Article Tılsımda Tezahür Eden “Mana”nın Kuantum Fiziğiyle Yeniden Okunması: Antropolojik Bir Yaklaşım(2020) Yeşilmen, HalitMakalenin konusu “mana”dır. Tılsım da mananın tezahür biçimi olarak ele alınmıştır. “Mana”, Mardin’den derlenen tılsım örnekleri üzerinden kuantum fiziğiyle yeniden değerlendirilmiştir. Amaç, tılsım ve “mana”nın beş duyu ile algılanamayan yönlerinin kuantum fiziği üzerinden somutlaştırma yoluyla yeni bir okuma imkânının olduğunu ortaya koymaktır. Bu okuma, kuantum fiziğini ölçek kullanarak soyutun somut alana çekilmesiyle gerçekleşmiştir. Sonuç olarak “mana”nın doğadaki oluşuma eşlik eden bir potansiyel olduğu, tılsımın da bu oluşum dengesi içinde yer aldığı görülmüştür. Kuantum fiziği bulgularının “mana”nın özelliklerine işaret ettiği, bu açıdan kuantum fiziğinin “mana”nın fiziği olma niteliği taşıdığı sonucuna da ulaşılmıştır. Dolayısıyla büyü kategorisinde ele alınan inanışların ve ritüellerin yeniden değerlendirilmesi gerekliliği de kendini göstermiştir. Bu yöndeki bir okuma neticesinde “sempatik büyü” kategorisinde ele alınan inanışlarda ve ritüellerde sahte sebeplerin değil, “mana”ya yönelik katılım ve “kıvam” durumunun belirleyici olduğu görüşüne ulaşılmıştır. Böylece makalede, sonraki çalışmalar için giriş mahiyetinde, kuantum fiziğinin sosyal bilimlere dâhil edilmesi gerekliliğine de işaret edilmiştir.Conference Object Social zooarchaeology of marine remains from Marmaray-Yenikapi excavation: Examining the aquatic resources exploitation in Constantinople(2016) Sıddıq, Abu Bakar; Özkan, Ermiş; Onar, VedatLocated between Marmara Sea and Black Sea, Constantinople was the centre of international trade during its reign. Byzantines developed one of the strongest navies in that time exploiting these water bodies. Testimonies of both Byzantium and foreign visitors show that marine resources had a great significance in Byzantine life. Fishing constituted one of the most important sources of income in the capital with the blessing of Bosporus Strait and Golden-Horn. Byzantines also developed various fishing methods. They were also well aware about the high nutritional value of fish and other aquatic resources. A large number of evidences related to aquatic activities have been unearthed by Yenikapı and Marmaray excavation. Profound amount of artefacts, more than 30 shipwrecks and faunal remains of various marine species are notable of them. Marine species from this site includes tuna fish (Thunnus thynnus L.), swordfish (Xiphias gladius L.), catfish (Clarias sp.), sharks (Carcharhinidae sp.), sea breams (Sparidae sp.), dolphins (Delphinidae sp.), sea bass (Dicentrarchus labrax L.), gilthead breams (Sparusaurata L.), mackerels (Scomber sp.), bonitos (Sarda sp.), crabs (Crustacea sp.), sea turtles (Cheloniidae sp.) and a great number of shells (Mollusc sp.) etc. Some marine species found in Yenikapı were seldom affordable to common citizens in Constantinople. Drilling, chopping and slaughter marks strongly suggest their use for gastronomic treats by elites. Besides, many of them were also used in decorative accessories, luxury materials and exotic shows. Known as “Langa Bostanlari” in Ottoman period, Yenikapı was the ‘Theodosius harbour’ in Byzantine capital. Being a very significant international trade centre and one of the major ports in Empire, remains of different aquatic activities, especially the marine species from this site examines previous Byzantine testimonies as well as shows new aspects about the marine food consumption and social utilization of aquatic resources in Constantinople.Article MİDYAT AKTAŞ MEVKİİ ROMA DÖNEMİ İSKELETLERİNİN PALEODEMOGRAFİK ANALİZİ(2018) Ayşe ACARPaleodemografik çalışmalar, arkeolojik kazılar sonucu elde edilen insan iskelet kalıntılarından yola çıkarak toplumların nüfus yapısı, büyüklüğü, yoğunluğu ve hareketliliği açısından inceleyen bir bilim dalıdır. Çalışmanın amacı, Roma Dönemine tarihlendirilen Midyat, Aktaş Mevkii Nekropol alanının, Anadolu’da yaşamış diğer eski insan topluluklarıyla karşılaştırılarak, biyolojik uzaklığı, nüfus yapısı, boy uzunluğu gibi yaşam biçimi ve çevreye uyum sürecini ele alarak toplumsal yapıyı değerlendirmektir. Bu çalışma, Mardin’in Midyat İlçesi Aktaş Mevkii’ne bağlı Mor Hobil-Mor Abrohom manastırının kuzeyinde yer alan 2013 yılında yapılan kazıda, Roma Dönemine tarihlendirilen 4 adet oda mezar ve 1 adet yaşam alanı içindeki insan kemiklerini içermektedir. İskeletlerin temizlik ve restorasyon çalışması yapıldıktan sonra birey sayısı, cinsiyet ve yaş tahmini yapılmıştır. Birey sayısı, kafatası (N: 76 kişi), mandibula (N: 228 kişi) ve maxilla (N:91 kişi) kemiklerine göre ayrı ayrı değerlendirilmiştir. Cinsiyet ve yaşı belirlenmiş 41 adet bireyden yaşam tablosu oluşturulmuştur. Yaşam süreleri erkeklerin kadınlara oranla daha yüksek olduğu tespit edilmiştir. Erişkinlerin ortalama ölüm yaşı erkeklerde 31-36 yaş, kadınlarda 30-35 yaş arasında tahmin edilmiştir. Genç yaşta ölümler, kadınlarda %35.70, erkeklerde %18.5 oranında görülmektedir. Genel popülasyon içerisinde bebek ve çocuk ölümleri oranı %36.95 olarak bulunmuştur. Sonuç olarak, Midyat Aktaş Mevkii bireylerinin demografik yapısının anlaşılması, Güneydoğu Anadolu bölgesi için arkeolojik veri kaynağı niteliği taşımaktadır.Conference Object BİR TAKTİK OLARAK “ÇİNGENELİK”(VIII. Ulusal Sosyoloji Kongresi Bildiriler Kitabı, 2017) Dişli, Semra ÖzlemŞubat 2015 – Eylül 2015 tarihleri arasında Çanakkale’nin Biga ilçesinde yaşayan Romanlar ile yürütülen alan araştrması deneyimine dayanan bu çalışma temel olarak, Bigalı Romanların güç ile kurdukları ilişkinin doğasına odaklanır. Çalışma, bu ilişkinin Certeau’nun ortaya koyduğu biçimi ile “olanla idare etme”ye dayalı olduğu argümanından hareket eder. Güç ağının dayattığı kuralları ve ürünleri kullanım biçimlerinde kendini gösteren olanla idare etme; baş etmeye, çıkar sağlamaya dayalı saptırıcı, kurnaz taktik türünden hamlelerin ifadesidir. Kendi siyasal-kültürel söylemlerini üretme gücünden yoksun olan Romanlar, birbirinin içinden geçen popüler ve akademik-resmi söylemlerce üretilen dışarıdan temsillere tabi kılınmışlardır. Yüklü olduğu dışlayıcı anlamlardan kaçınmak için Çingeneyi bir adlandırma olarak reddetseler de Bigalı Romanlar, kendilerince yaşam biçimlerini tanımlamak için “çingenelik”i kullanırlar. Kendilerine ilişkin temsillerin tüketimine/yeniden üretimine dayanan çingenelik, Bigalı Romanların biriktiremedikleri kazançlar sağlama adına kullandıkları taktiklerin de ifadesidir. Bu çalışmanın sınırlarının izin verdiği ölçüde, çingeneliğin görünümlerinden yalnızca biri olan ve “vurgunculuk” diye tanımlanan enformel ekonominin, kendilerine ilişkin temsillerin kendilerince kullanım biçimleri ile Bigalı Romanlar tarafından nasıl bir özerklik deneyimine dönüştürüldüğü tartışılacaktır.

