Enstitüler
Permanent URI for this communityhttps://hdl.handle.net/20.500.12514/10
Browse
Browsing Enstitüler by Journal "Artuklu Akademi"
Now showing 1 - 7 of 7
- Results Per Page
- Sort Options
Article Brett Kahr, Freud’dan Hayat Dersleri (Life Lessons from Freud) (çev. Şeyda Öztürk, Sel Yayınları, İstanbul 2018 (3. Baskı), 143 sayfa.)(2019) Olgaç Özbek, Zeynepİnsanoğlu, yeryüzünde var olduğundan beri dikkatini birçok alana yönelterek doğasında bulunan öğrenme ihtiyacını gidermeye çalışmıştır. Eşyanın hakikatini keşfetmeye çalışan insan, ilk olarak doğanın bilinmezliğine yönelerek onu tanımak istemiştir. Sonuç olarak, kısmen doğaya hâkim olmuş ve hâkimiyet alanını yönetmeye başlamıştır. Daha sonra dikkatini varlığa, bilgiye, ahlaka yönelterek sorular sormuştur. Bu sorularla bugün yeni gezegenler keşfederek, ölümü geciktirebilecek teknolojik çalışmalar yaparak, bir canlıyı kopyalayabilecek seviyeye gelmiştir. İnsanoğlunun bilgi ve kudret bağlamında yaşadığı bunca ilerlemeyle beraber modern psikolojinin tabiriyle, “arkaik insandan post modern insana” kadar kişinin kendine yönelttiği bir soru vardır: “Ben kimim?”. TBook Review Caner Taslaman, Allah’ın Varlığının 12 Delili, (Destek, İstanbul, 2016, 232 sayfa.)(Artuklu Akademi, 2018) EROĞLU, Sabitİnsanın dünyaya gelmesiyle birlikte yaptığı ilk şey, kendisini ve çevresini tanıma faaliyetidir. Düşünen bir varlık olarak insan, hayatının ilk evrelerinde çevresindeki her şeyin onun için tasarlandığını varsayar. Ancak bir müddet sonra evrenin büyüklüğünü ve kendisinin bu devasa düzenin küçücük bir parçası olduğunu fark eder. Bu fark edişle birlikte hayatı ve varoluşunu sorgulayan insan; varlığının nedenini, varlık sahasındaki varlıkları var edenin neliğini ve varoluşun sebeplerini aramaya başlar. Bu problemlere karşılık olarak içinde yaşadığı toplumun inançları bir takım cevaplar üretse de buna ilişkin tatminsizlik, insanın cevap bulma arayışına girmesine sebep olur. Bu arayışın çıkış noktası, “Tanrı var mı?” sorusudur. Bu hususa ilişkin farklı yaklaşımların varlığından söz edilebilir. Bu yaklaşımlardan iki zıt noktada görüş belirten akımlar ise teizm ve materyalist-ateizmdir. Söz gelimi teizm Tanrı vardır cevabını verirken materyalist-ateizm ise Tanrı diye bir şeyin olmadığını öne sürmektedir. Bu iki zıt görüş de kendisi dışındaki düşüncelerin hak olmadığı iddiasıyla, ortaya koydukları inanç biçimlerini delillendirme yoluna gitmektedir. Bunun sonucu olarak da din adamları ve filozoflar tarafından konuya ilişkin birçok eser kaleme alınmıştır. Bu eserlerden biri de teizmi savunan Caner Taslaman’ın, Allah’ın Varlığının 12 Delili adlı kitabıdır.Book Review Fatih Özgökman, Tanrı’nın Ön Bilgisi ve İrade Özgürlüğü: Batı Düşüncesinde Fatalizm Problemi, (Elis, Ankara, 2015, 255 sayfa.)(Artuklu Akademi, 2018) Aydin, BeşirTanrı’nın sonsuz bilgisinin insan iradesini önceden belirleyip belirlemediği dolayısıyla insan eylemlerinin özgürlüğü meselesi, tarih boyunca hem filozoflar hem de teologlar tarafından tartışılan bir sorun olmuştur. Bu sorun, her şeyi önceden bilmek anlamına gelen Tanrı’nın ön bilgisi ve insanın özgür iradesi olmak üzere iki öncülden meydana gelmektedir. Buna göre Tanrı’nın ön bilgisi, evrendeki her şeyi içine alan ve önceden belirleyen bir yapıya sahiptir. Bu sebeple Tanrı’nın, insanın gelecekte ne yapacağını da önceden belirlemiş olduğu sonucu ortaya çıkmaktadır. Bunun neticesinde Tanrı’nın ön bilgisi karşısında özgür iradeye sahip olmadığımız anlamına gelen Fatalizm kavramı doğmaktadır. Ancak Tanrı, kutsal metinlerde insanın eylemlerinde özgür olduğunu ve onu yaptıklarından sorumlu tutacağını bildirmektedir. Bu anlamda birbiriyle çelişkili görünen Tanrı’nın ön bilgisi ve insanın özgür iradesi, zaman zaman bir paradoks olarak tanımlanmış ve düşünürleri ciddi manada meşgul etmiştir. Bu sebeple düşünürler, problem karşısında çeşitli çözüm önerileri geliştirmek zorunda kalmışlardır. Filozof ve teologların üzerinde çokça uğraştığı bu sorun, sadece İslam düşüncesinde kelamcılar tarafından tartışılmamış, aynı zamanda Ortaçağ Hristiyan düşüncesinde de tartışılmaya değer bir konu olmuştur.Book Review Mahmut Aydın, Hz. İsa’ya Ne Oldu?, (Otto, Ankara, 2017, 191 sayfa. )(Artuklu Akademi, 2018) GÜNENÇ, Büşra GürelMahmut Aydın, tanıtmaya çalıştığımız eserinde genel olarak Hz. İsa'nın başına gelen olaylar silsilesini, özelde ise çarmıh hadisesi ve sonrasını ele almaktadır. Tarihi kaynaklarda, Hristiyan dini kaynaklarda ve Kur'an-ı Kerim'de verilen bilgileri okuyucuya sunarak, kulaktan dolma bilgilerle oluşan İsa portresini Kur'an ışığında değerlendirerek yeniden çizmeyi hedeflemektedir.Book Review Şeyma Ay Arçın, İsrail ve Yahuda Krallıkları Tarihi -Atalar Devrinden Asur ve Babil Hâkimiyetine Kadar-, (Ayışığı, İstanbul, 2016, 120 sayfa.)(Artuklu Akademi, 2018) TANRIVER, RumeysaEtnik ve dini bir grup olarak Yahudiler kadim bir tarihe sahiptir. Yaklaşık 3000 yıllık bu tarih hakkında bilgi edinebileceğimiz birincil kaynak Yahudilerin kutsal metni Tanah’tır. Bunun yanında yakın zamanda bugünkü İsrail topraklarını da içine alan Mezopotamya uygarlıklarına ait kalıntıların gün yüzüne çıkarılmasıyla, keşfedilen yeni veriler ışığında İsrail tarihinin güncellenmesi ihtiyacı ortaya çıkmıştır. Eskiçağ tarihi alanında çalışmalar yapan Şeyma Ay Arçın’ın İsrail ve Yahuda Krallıkları Tarihi adlı eseri, bu hususun önemine işaret eder niteliktedir. Yazar, M.Ö. 2000 yılına tarihlenen Yorgan Tepe (Nuzi) kayıtlarından, Antik İsrail’e komşu Hitit ve Sümer metinlerinden ve Asur krallığına ait yazıtlardan kesitler alıntılayarak okuyucuyu araştırmada kullandığı kaynakların bir kısmıyla tanıştırmaktadır. Amacı ve takip ettiği yöntem itibariyle bu eser, dinler tarihi ya da Yahudi teolojisi çalışmasından öte arkeolojik verilere, antik yıllıklara ve yazıtlara dayalı bir tarih araştırmasıdır.Article ‘Şiir Zarureti’ Kavramının Anlamı ve Fuhûle Kavramıyla Bağlantısı: -Ferezdak’da İkvâ Örneği(2019) Al-Jarah, AmrŞüphesiz edebi açıdan sözler, yapısının değişmesiyle değişiklik göstermektedir. Bu değişiklik de edebi sözün yapısına zorunlu olarak yansımaktadır. Aynı şekilde şiir dili, nesir dilinden ayrı bir incelemeye tabi tutulmalıdır. Gerçek şu ki bu farklılık, en derin izlenimlerini kudema’nın ve muhdes alimlerin şiir ve nesir dilini birbirinden kesin bir şekilde ayıran şiir zaruretine yönelik çalışmalarında gün yüzüne çıkmaktadır. Şiir zarureti aynı zamanda dilciler ve munekkitler arasındaki ayrılığın bir yönünü oluşturmaktadır. Bu alimlerin şiir zaruretine karşı tutumlarının izah edilmesi adına, şiirlerinde sürekli kendisine başvurulması dolayısıyla merkezinde özellikle ikvâ alanında Ferezdak’ın olduğu şiir zarureti dairesinde yer alan Fuhûletü’ş-Şuarâ olayına ve bakış açılarına değineceğiz. Çalışma üç bölüme ayrılmıştır. Birinci bölümde uygulanabilirlik ve uygulanamamazlık arasında şiir zaruretinin münekittler nezdindeki yeri. İkinci bölümde fuhûle ve üretme arasında şiir zarureti. Üçüncü bölüm ise Ferezdak’ın şiirlerinde bilhassa ikvâ olarak adlandırılan şiir zarûreti. Bu çalışmada dilcilerin koyduğu usüllerden etkilenen münekkitlerin şiir zarureti konusundaki hükümlerinin aydınlatılması hedeflenmektedir.Book Review Yasin Meral, Yahudi Geleneğinde Kur’an ve İbranice Kur’an Çevirileri, (Divan Kitap, Ankara, 2016, 208 sayfa.)(Artuklu Akademi, 2018) Nergiz, NurtenYahudi ve Müslümanların dinî ve siyasi açıdan doğrudan ilk temasları, Hz. Muhammed'in Mekke'den Medîne'ye hicret etmesiyle başlamıştır. Bu temas ile birlikte Yahudiler ve Müslümanlar arasında İslam, Tevrat ve Hz. Muhammed'in peygamberliği konularında tartışmalar yaşanmıştır. Müslümanların Tevrat'ın nesh edilerek hükmünün kaldığını dile getirmeleri sebebiyle Yahudiler, bu iddiayı çürütme amacıyla Kur'a'nı Kerim'i İbraniceye tercüme etmişlerdir. Yahudilerin tercüme faaliyetleri zamanla Kuran-ı Kerim’in tamamının çevrilmesi ile sonuçlanmıştır. Bu çerçevede Yahudilerin Müslümanlara karşı mevcut olumsuz durumları da göz önüne alındığında, yapılan Kur’an’ı Kerim tercümelerinin sıhhati konusunda araştırmaların yapılması gerekmektedir. Kur’an’ı Kerim çevirilerinin aslına uygun yapılıp yapılmadığı özellikle Kur’an’ı Kerim çevirilerinin hangi kriterlere göre yapıldığı hususlarının aydınlatılmasına ihtiyaç duyulmaktadır. Kur’an-ı Kerim’den İbraniceye yapılan tercümeler hakkında Yasin Meral’in, Yahudi Geleneğinde Kur’an ve İbranice Kur’an Çevirileri adlı eseri tercümelerin nasıl yapıldığı hakkında detaylı bilgi vererek konuya açıklık getirmektedir.