Enstitüler
Permanent URI for this communityhttps://hdl.handle.net/20.500.12514/10
Browse
Browsing Enstitüler by Language "en"
Now showing 1 - 13 of 13
- Results Per Page
- Sort Options
Master Thesis 8 NUMARALI MÜHİMME DEFTERİ’NİN (977-978/ 1569-1570) TRANSKRİPSİYON VE DEĞERLENDİRİLMESİ(2017) ALAN, SEBAHATMühimme Defterleri, Osmanlı Devleti’nde Divân-ı Humâyûn’da alınan kararların suretlerinin kaydedildiği defterler olarak adlandırılmaktadır. Bu defterler devletin siyasi, sosyal, askeri ve ekonomik meselelerine ait önemli kararları oluşturmaktadır. Tez konusu olan bu defter Mühimme Defteri olarak kaydedilmesine karşın hükümleri tayin ve tevcih kararları oluşturduğundan defterin bir Ruus Defteri olduğu anlaşılmaktadır. Defter 168 sayfadan oluşmaktadır. Hicri 977-978 (M. 1569-1570) tarihli bir defter olup II. Selim Dönemi’ne tekabül etmektedir. Söz konusu defter, çoğunlukla tımâr ve zeamet tevcihleri ile ilgili kararları içermektedir. Bununla birlikte bu dönemde vuku bulan Kıbrıs Seferi ile ilgili kararlar da defterin ihtivasını oluşturmaktadır. Transkripsiyonu yapılan bu defterin değerlendirilmesi yapılmış ve çalışmanın daha anlaşılır hale getirilmesi amacıyla da bir dizi tablolar oluşturulmuştur.Article Adsorption of nickel(II) ions from aqueous solutions using Malatya clay: Equilibrium, kinetic, and thermodynamic studies(Environmental Progress & Sustainable Energy, 2023) Baran, Ayşe; Dal, Mehmet Can; Onursal, Nilgün; Altunkaynak, YalçınThis paper evaluates Malatya clay (MC) for the removal of Ni(II) ions from aqueous solutions. For adsorption efficiency, the impacts of several factors, such as pH, starting metal ion concentration, and contact duration, were examined. The optimal initial Ni(II) ion concentration was determined to be 5 mg/L, the adsorption contact duration was 360 min, and the solution's pH was 6.27. Using scanning electron microscopy, energy dispersive spectroscopy, and Fourier transform infrared spectroscopy, the surface characteristics of Malatya clay were examined. The isotherm data fit the Langmuir isotherm model, indicating chemical adsorption and likely irreversibility of the process, according to the results. At 298, 308, and 318 K, the adsorption capacities of Ni(II) were determined to be 10.267, 11.834, and 12.285 mg/g, respectively. Adsorption kinetic data revealed that the adsorption of Ni(II) metal ions followed the pseudosecond-order kinetic model. According to thermodynamic studies, Ni(II) ion adsorption on the MC is spontaneous and endothermic. MC has proven to be an effective and alternative material for the removal of Ni(II) ions from aqueous media due to its excellent removal ability, availability, and low cost, as well as its features such as being able to be used without any chemical treatment and being environmentally friendly.Master Thesis DİYARBEKİR’DEKİ ZİMMÎLERİN HUKUKİ, SOSYAL VE İKTİSADİ DURUMU (1650-1725)(2019) DENLİ, MEHMET ATABu çalışmada1650-1725 yılları arasında Diyarbekir‟de yaşayan Zimmîlerin hukuki, toplumsal ve ticari ilişkileri ile gündelik yaşamları şer‟iyye sicillerinden, seyahatnamelerden ve diğer yardımcı kaynaklardan yararlanılarak resmedilmiştir. Diyarbekir Zimmîleri bağlamında, genel olarak Osmanlı Devleti‟nde Zimmîlerin devlete karşı olan hak ve yükümlülükleri, millet sistemi içerisinde Zimmîlerin nasıl yönetildiği, Zimmî grupların din ve mezhep bakımından ve etnik açıdan nasıl tasnif edildiği incelenmiştir. Hukuksal anlamda incelemeye alınan Diyarbekir Zimmîlerinin, şer‟i mahkemelerde nasıl tarif edildiği, bu mahkemelerden Zimmîlerin nasıl yararlandığı araştırmaya konu edinilen başka bir husustur. Şer‟i mahkemelerdeki MüslümanlarlaZimmîlerin kendi aralarındaki davalarda mahkemelerin oldukça titiz davrandığı ve delillerin ön planda tutulduğu görülmektedir. Sosyal açıdanDiyarbekir‟de Müslümanlarla Zimmîlerin münasebetlerinin iç içe geçtiği, ihtidaların yaşandığı, bölgedeMüslümanlarla Zimmîlerindışında başka toplulukların da varlığını sürdürdüğü belirtilmelidir. Buradaki Zimmî nüfusunun ne kadar olduğuyla ilgili bir tespitte bulunmak zor olsa da elimizdeki mahkeme defterlerinden yola çıkarak Diyarbekir‟de o dönemde hatırı sayılır bir Zimmî nüfusun var olduğu düşünülmektedir. Ticarette de söz sahibi olmayı başaran Zimmîlerin şehirde icra edilen mesleklerin, iş kollarının çoğunda ön planda olduğu tespit edilmiştir.Cizye konusunda Zimmî din adamlarının diğer Zimmî halka göre ayrıcalıklı olduğu ve bu vergiden muaf tutuldukları görülmektedir.Master Thesis Frankfurt Okulu'nun araçsal akıl eleştirisi(Mardin Artuklu Üniversitesi, 2019) Güven, Özkan; Gökdağ, KamuranBu çalışmada, sonradan Frankfurt Okulu adlandırılmasına sahip olan düşünce ekolünün ve bu ekolün geliştirdiği Eleştirel Kuram'ın ortaya koyduğu araçsal akıl eleştirisini konu edinmiştir. İnsanlığın neden huzur içinde bir yaşamı değil de savaş içinde barbar bir yaşamı seçtiğini felsefî bir zemin ve kavramla incelemek isteyen Eleştirel Teorisyenler, Aydınlanma ve Aydınlanmanın yarattığı araçsal akla yönelmişlerdir. Bu çalışmada bu yönelişin akıl boyutu sorunsallaştırılmaktadır. Elbette burada, genel bir akıl kavramı ya da genel bir aydınlanma ve modernlik eleştirisi konu edinilmeyip, modern bilimsel düşüncenin dayattığı belli türden akıl olan "araçsal akıl" kavramı Frankfurt Okulu eleştirisi bağlamında incelenmektedir. Araçsal aklın, akıl dışı bir rasyonellik yarattığını belirten Frankfurt Okulu üyeleri, bu durumun aklın yozlaşmasına felsefenin de "ölümüne" neden olduğunu ileri sürerler. Dünyayı felsefî aklın kaybettiği bir alana çevirmek, aynı zamanda yaşamı; düşünce ve eleştiriden yoksun bir alete indirgemektir. Aklın araçlara indirgenmesi, verileri düzenleyen ancak bu verileri eleştirmeyen, değiştirmeyen, sorgulamayan, üzerine spekülasyon yapmayan, kısacası felsefe yapmayan öznel bir aklın doğuşuna zemin hazırlamaktadır. Spekülatif aklın ölümü gerçekleşmiş yerini ise düşünce üretmeyen araçsal akıl almıştır. Bu kaygılar, tezin ana kaynağıdır. Ulaşılmaya çalışılan hedef, araçsal aklı deşifre etmek ve böylelikle felsefeye canlılık kazandırmaktır. Bu, ancak modern bilimsel düşünceyi kritik etmekle mümkündür. Çünkü modern bilimsel düşünce, bilgiyi sadece bilimsel yöntemle elde edilen ve kişisel fayda sağlayan bilgiden ibaret görmektedir. Modern bilimsel düşünceyi eleştirel bir tavırla ele almak ise araçsal aklı doğuran pozitivist ve pragmatist düşünceleri eleştirel bir yöntemle incelemeyi zorunlu kılar. Çünkü araçsal akıl düşünceyi kötürümleştirirken zihinsel kodların ideolojisi olan pozitivizmden ve faydacı mantığın ana mabedi olan pragmatizmden güç alır. Bu eleştirel tavır, felsefî düşüncenin canlanışına aklın da özgürleştirici işlevini tekrar kazanmasına olanak sunacaktır. Böylelikle, aklı sadece başta belirlenmiş amaçlara ulaşmak için araçların denetimini sağlayan, düşünce yoksunu bir alete indirgenmesi engellenecektir.Article Green synthesis and evaluation of antipathogenic, antioxidant, and anticholinesterase activities of gold nanoparticles (Au NPs) from Allium cepa L. peel aqueous extract(SpringerLink, 2023) Baran, Ayşe; Polat İpek, Mehmet Fırat Baran, Ayşe Baran, Abdulkerim Hatipoğlu, Cumali Keskin, Mahmut Yildiztekin, Selçuk Küçükaydin, Hatice Becerekli, Kadri Kurt, Aziz Eftekhari, Irada Huseynova, Rovshan Khalilov, William C. ChoGold nanoparticles (Au NPs) have potentially therapeutic properties as they are synthesized via biomolecules as reducing and stabilizing agent(s). The aim of this study is to develop an easy and eco-friendly method for the synthesis of Au NPs using extracts from the Allium cepa (AC) red peel (skin) extract and investigate the antibacterial and antioxidant activity and also inhibitory efects on acetylcholinesterase (AChE) and butyrylcholinesterase (BChE) enzymes. UV–Vis peak at~564 nm confrmed the Au NPs absorbance. TEM images revealed the formation of Au NPs with mostly spherical shapes and sizes between 6.08 and 54.20 nm. FTIR analysis confrmed the important biological compounds responsible for the reduction of gold. The strong absorption property of Au NPs was studied by EDX. The produced Au NPs demonstrated signifcant antibacterial and antifungal activity against the bacterial and fungal strains tested, as well as efcient inhibitory activity against both AChE and BChE enzymes. The highest antimicrobial activities were found against Staphylococcus aureus (0.06° mg/ ml) and Candida albicans (0.06° mg/ml). The antioxidant test fndings revealed that AC-Au NPs had lesser activity when compared to normal antioxidants. The Au NPs showed excellent inhibitory efcacy against AChE and BChE. The proposed green technique could encourage the innocuous generation of Au NPs, implying therapeutic possibilities.Article Green Synthesis, Characterization, and Evaluation of Biocompatible Structures of Gold Nanoparticles in Biomedical Applications (Antibacterial, Antifungal, and Anticancer)(Kahramanmaras Sutcu Imam University, 2023) Baran, Ayşe; Keskin, CumaliAltın nanopartiküller (AuNP'ler), toksisitelerinin düşük olması ve yüksek uyumlulukları ile sağladıkları geniş ve düzenlenebilen yüzey alanlarının olmasından dolayı dikkat çekmektedirler. Bu çalışmada, Celtis tuernofortii Lam. (CT) yaprakları altın nanoparçacıkların (AuNP'ler) yeşil sentezi için ilk kez kullanıldı. Sentezlenen AuNP'lerin boyutu, şekli, yüzey yükü ve işlevselliği ayrıntılı olarak tanımlandı. Test edilen hedef hücreler üzerinde önerilen etki mekanizmaları vurgulandı. “Yeşil” AuNP'lerin biyolojik aktiviteleri (antibakteriyel, antifungal ve antikanser) ve bunların diğer biyomedikal uygulama olasılıkları da tartışıldı. Sentezlenen AuNP'ler küresel bir görünüm, 553.67 nm dalga boyunda yüzey plazmon rezonans bandı ve -16.53 mV yüzey yükü sergiledi. Partiküllerin morfolojisi, boyutu ve yüzey yükünün indirgeme reaksiyonunda kullanılan yaprak ekstraktından etkilendiği gözlemlendi. FTIR ve TGA-DTA verileri, CT özünden elde edilen fonksiyonel grupların AuNP'lerin sentezine ve stabilizasyonuna katıldığını ortaya koydu. AuNP’ler, mikrodilüsyon yöntemi (MIC) ile test edilen tüm suşlar ve mayalar üzerinde antibakteriyel ve antifungal etkiler gösterdi. AuNP'ler kanser hücre hatları (SKOV-3, CaCo2 ve U118) üzerinde doza bağlı sitotoksik aktivite gösterdi. Elde edilen sonuçlar, önemli biyolojik özellikler gösteren AuNP'leri sentezlemek için CT yaprak özütü kullanan, potansiyel olarak düşük maliyetli bir yeşil sentez yöntemini vurgulamaktadır.Article Positivism, Said Nursi And The Kurds(Türkiye’de Yaşayan Diller Enstitüsü, 2019)Positivism arose under specific conditions in France during nineteenth century, greatly affecting the philosophical thought of many Ottoman intellectuals. Many of intellectuals lived in exile because of policies carried out by Sultan Abdulhamid and came into close contact with positivism in France. These intellectuals believed that positivism could solve the problems that Ottoman society faced. They tried to adapt positivism to the specific conditions of their own society. The Kurdish Muslim scholar, Said Nursi also, learned about and keep with the thoughts, both in his hometown Bitlis, and in İstanbul. This paper claims that Said Nursi was intrigued by positivism. In this context, he presumed that Kurdish people should move ahead in social order and progress through education, which would make increase their welfare and happiness.Master Thesis POSTKOLONYAL TARTIġMALARDA AYDINLANMA ELEġTĠRĠLERĠ(2019) EKİNCİ, TUĞBAAydınlanma Dönemi, 18. yüzyılda özellikle ilerleme düşüncesiyle belirginleşen bilimsel düşünceye bağlı iyimser söylemlerle öne çıksa da; 20. yy.‟da önemli eleştirilerin referans noktasıdır. Bu eleştirilerin önemli bir bağlamını oluşturan postkolonyal ve postyapısal görüşlere göre, Avrupa; bir yandan kültürel deneyimini evrenselci kılarken, öte yandan farklılıklara merkezci bir zeminden yaklaşmakta ve tarihsel/kültürel varoluşlara ırkçı bakışı belirginleştirmektedir. İlerlemeci üstünlük paradigmasının da etkisiyle söz konusu Avrupamerkezci ve ırkçı söylemler, bazı Aydınlanmacı filozoflar eliyle gerçekleşmiş, bu söylemler bilimle desteklenmiş ve bu bilimsel/felsefi süreç kölecilik ve sömürgeciliğin meşrulaştırılmasında da etkili olmuştur. Bu nedenle postkolonyal çalışmaların çıkış noktası, Avrupa-merkezci arşivi ve disiplinlerden kaynaklanan temsil sorunlarını çözüme uğratmak olarak özetlenebilir. Aydınlanma dönemi, bir ölçüde köleliğe karşı mücadele ve özgürlük söylemi olarak tebarüz etmiş, fakat Aydınlanma‟nın teorik idealleri pratik alanda köleci ve sömürgeci süreci engelleyememiş, hatta bu pratikleri manipüle etmek/örtmek için kullanılabilmiştir. Bu durumda, postkolonyal eleştiriler bağlamında, Aydınlanma‟nın “soyut insan” tasarımı ve insan hakları söylemi, önemli ölçüde “beyaz Avrupalı” eril özneyi imlemektedir. Nihayetinde Avrupa kültürel/coğrafi bir olguya karşılık gelmekte, Aydınlanma da söz konusu coğrafi kültürün bir ölçüde pragmatik deneyimi olarak kalmaktadır. Aydınlanma‟nın çift anlamlı dili, modernliğin bölünmüş bir görüntüsü olarak bazı problematikler ortaya çıkarmaktadır. Bu bağlamdaki eleştiriler de; Aydınlanma‟nın genellikle hümanizma etrafında dönen soyut idealleri ile ırkçı söylemleri/pratikleri arasındaki yarılmayı “felsefi bir tavır”la irdelemek için bir çıkış sunmaktadır. Fakat bu çalışmada soyut/evrensel insanlık idealleri değil; söz konusu ideallerin sömürgecilik zemininde haklılaştırdığı durumlar ve bir baskı vesilesine dönüşen ve gücünü Aydınlanma‟nın bilimsel dilinden alan evrenselcilik iddiası sorunsallaştırılacaktır.Master Thesis THE SOCIAL ARCHITECTURE AND THE IDEAS OF HASSAN FATHY(2019) nassab, AshrafÖZET Yüksek Lisans Tezi THE SOCIAL ARCHITECTURE AND THE IDEAS OF HASSAN FATHY Ashraf Nassab Mardin Artuklu Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü Mimarlık Anabilim Dalı 2019: 140 sayfa Mimari; günlük yaşamın merkezinde olması nedeniyle sosyal, ekonomik ve politik koşullardan ayrılamayan, insanların yaşamlarıyla ilgilenen sanat dallarından biridir. En küçük tasarım ürününden en büyük gökdelen binasına kadar mimari alanla ilgili tüm eserler, bireyin sosyal yaşamının bir yansımasıdır. Sosyal mimari kavramı, toplumsal değişimlerin gerçekleşmesi için tasarım ve mimarlık potansiyelini artırmanın yanı sıra, tasarımcı veya mimarın sosyal sorumluluğunu vurgulayan bir eğilimdir. Söz konusu tez çalışmasında Fathy’nin çalışmaları beş parametre üzerinden incelenecek ve tartışılacaktır. Kullanıcılar, ölçek, küme, materyal ve çevre parametrelerinin sosyal tasarım ve mimarlık pratiği içindeki yerleri ele alınacaktır. Çalışmada ayrıca Hassan Fathy'nin mimari anlayışını ve fikirlerini; son zamanlarda kentleşmenin, doğal afetlerin, mülteciliklerin ve acil durum mimarisinin akut sorunları nedeniyle önemli bir alan haline gelen ‘Sosyal Mimari’ söyleminin merkezine yerleştirmek amaçlanmaktadır. Çalışmanın, Türkiye'deki Sosyal Mimarlık söylemi ve uygulaması ile Fathy’nin uygulamalarını tanıtmaya önemli katkılar sağlaması hedeflenmektedir. AnahtarMaster Thesis THE SOCIAL ARCHITECTURE AND THE IDEAS OF HASSAN FATHY(2019) Ashraf NASSABABSTRACT Master Thesis THE SOCIAL ARCHITECTURE AND THE IDEAS OF HASSAN FATHY Ashraf Nassab Mardin Artuklu University Graduate School of Natural and Applied Sciences Architecture 2019: 140 Pages Architecture is one of the branches of art that deals with daily human life, which can not be separated from social, economic and political conditions. From a general perspective, all works related to the architectural field, from the smallest design product to the most gigantic skyscraper building, is a reflection of the social life of the individual. The concept of social architecture is a trend that emphasizes the social role responsibility of the designer or architect, in addition to enhancing the potential of design and architecture in order to achieve social changes. In this thesis we tried to looks and discuss Fathy’s works through five parameters: Users, Scale, Cluster, Material, Environment that we believe to navigate within the practice of social design and architecture. Furthermore, this work aims to put the architecture of Hassan Fathy and his ideas into the center of the discourse of Social Architecture that recently became an important field through the acute problems of urbanization, natural disaster, refugeehood and emergency architecture. As a reference, we believe that this thesis will contribute the discourse and practice of Social Architecture in Turkey and will remind Fathy’s practices.Master Thesis Sosyolojik eleştirel açısından Hesenê Metê'nin romanları(Mardin Artuklu Üniversitesi, 2014) Kocher, Bangeen Ibrahim Hami; Ismaıl, FaroukBirebir Sosyoloji- özellikle Novel- toplum ve edebiyat arasındaki diyalektik bağlantının üzerine odaklanan yeni ve çağdaş kritik analizler biridir. eleştirmenlerin hedefi bu bağlantıları belirlemek ve edebi ve sosyal görevleri netleştirmek için oldu. Buna göre, eleştirmenler her şair, yazar ya da romancı işin edebi bir parça yazıyor konuda vurguladı ölçümlerin şekillenme ve sosyolojik değerler onun / onu edebi çalışmalarında yansıtmalıdır. başlıklı bugünkü mektupta, (Hasan Mata'nın romanlarının bir sosyal elestiri), biz sosyal kalkınma ve edebi üretim, özellikle romanın arasında edebi sosyoloji kavramları göstermek kritik teorilerini ele aldı. Kürt edebiyatı, özellikle roman, bu kritik araştırmalardan elde mahrum edilmemelidir. Böylece, Hasan Mata, bir romancı olarak, ölçümler ve sosyolojik değerler onun dört romanları arasında (Labiranta Jinan, Tofan, Gotnen Gonahkar, Dire Li) kritik değerleri aşağıdaki olsun ya da olmasın düzenlemesinde odaklanarak oldu.Master Thesis A suggestion of braille alphabet for syriac language: Unified syriac braille alphabet(Mardin Artuklu Üniversitesi, 2019) Demiralp, Ferhat; Toprak, Mehmet SaitGeçtiğimiz 20 yıl boyunca, ırksal, etnik ve anadilde eğitim konusunda geniş tartışmalar yaşanırken, temsili olmayan milletlerdeki görme engelli bireylerin kendi anadillerinde okuma-yazma öğrenmeleri hiç gündeme gelmemiştir. Oysaki sözde anadil hak savunuculuğunu yapan sivil toplum kuruluşları, Birleşmiş Milletler, UNESCO gibi kuruluşlar ve akademik camiada bu tartışmalar nedense hiç gündeme gelmemiştir. Bu çalışmada prototip olarak sunmuş olduğum Süryanice Dilinin (Batı ve Doğu Lehçeleri) Birleşik Syriac Braille Alfabesi teklif edilmektedir. Merkezi bir politikaya sahip olmayan ve birçok ülkeye dağılmış olan Süryaniler de hiçbir zaman kendi görme engellileri için bir Süryani Braille Alfabesi geliştirmemişlerdir. Hal böyleyken Irak Kürt Bölgesel yönetimin de Süryanicenin resmi dil olarak tanınmasına rağmen Süryani dilbilimcileri ve özel eğitimcileri yaşadıkları yerlerdeki görme engelli Süryaniler için bir eğitim politikası geliştirmeyerek bu gruptaki insanları yok saymışlardır. Biz bu araştırmaya başladığımızda çıkış noktamızın temeli, politik tartışmaları bir kenara bırakarak, aslında temsili olmayan milletlerde ki görme engellilerin temel haklarından biri olan "anadilde okuma-yazmayı eğitim hakkı" olmuştur. Bu çalışma 2016 yılında Mardin Artuklu Üniversitesi, Türkiye'de Yaşayan Diller Enstitüsü, Süryani Dili ve Kültürü Anabilim Dalında başlamıştır. Çalışmamızda Süryani Dili'nin tüm lehçelerini ayrı ayrı inceledik. Farklı diyalektleri konuşan Süryanilere internet üzerinden ulaştık ve Mardin şehrinde yaşayan Süryanilerle de yüz yüze gelinerek örnek ses kayıtları alınarak, fonetik ve fonemler analiz edildi. Ardından IPA standartları çerçevesinde ve UNESCO'nun görme engellilerle ilgili yapılan çalışmalar dikkate alınarak Süryanice Braille Alfabesine karşılık gelecek Braille hücreleri yeniden sembolize edilmiştir. Böylelikle Süryanice Braille Alfabesinin tüm lehçeleri için standart bir çerçevenin oluşturulmasıyla bir prototip oluşturulmuştur. Bu prototip Süryanice dil bilimcileri ve özel eğitimcilere sunularak geliştirilmesi için bir temel teşkil edilmesi arzulanmıştır. Oluşturulan bu standart prototip ile, Türkiye'de yaşayan Kürt ve Türk kökenli görme engelli üzerinde test edilmiş olup, bir yabancı dil öğretimi konusunda okuryazarlık hususunda bir başarı sağlamıştır. Böylelikle farklı etnik kökene sahip görme engellilere ikinci dil öğreniminde başarı elde edildi. Tüm bu çalışmalar ışığında Viewing Fingers adlı bir yazılım geliştirilerek var olan Süryanice yazıları Süryanice' den Braille Text'e hızlıca dönüştürmek içinde de bir yazılım geliştirilmiştir.Article Taybetiyên Vegêrana Edebiyata Kurdî ya Sovyetê(Mukaddime, 2018) Ergün, ZülküfKurte: Ev gotar di mînaka şeş berheman de taybetmendiyên xeta giştî ya vegêrana edebiyata kurdî ya Sovyetê vedikole û bi taybetî bal dikêşe ser mijarên gotara vegêr û taybetmendiyên cih û karakteran. Nivîskarên kurd ên li Sovyetê wek nûnerên komeke etnîk a paşdemayî dema bi saya derfetên çandî yên Sovyetê dest bi berhemanîna edebiyateke nivîskî dikin bi xurtî dikevin bin karîgeriya vegêrana folklorîk û rêbaza realîzma sosyalîst û di bin karîgeriya van hokaran de berhemên hevşêwe diafirînin. Ji ber vê jî di berhemên xwe de wek tîpolojiya vegêranê hertim vegêrê xwedayî, wek cihê qewimîna rûdanan gundan û di afirandina karakteran de jî karakterên yekalî û neguher tercîh dikin. Ev rewş nîşan dide ku vegêrana edebiyata kurdî ya Sovyetê bi taybetmendiyên xwe yên folklorîk û îdeolojîk xwedî dîmeneke yekreng û dengekî monolojîk e.