Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü
Permanent URI for this communityhttps://hdl.handle.net/20.500.12514/45
Browse
Browsing Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü by browse.metadata.publisher "Divan Edebiyatı Araştırmaları Dergisi"
Now showing 1 - 2 of 2
- Results Per Page
- Sort Options
Article Klasik Şiiri Kierkegaard’la Okumak: Varoluş Evreleri ve Tipler(Divan Edebiyatı Araştırmaları Dergisi, 2022) Yakut, EmrullahDivan şiiri kendine mahsus bir hayat görüşünü, dünya ve varoluş algısını da içinde barındırır. Bu hayat görüşünün makbûl olan ve olmayan tipleri şiire yansır. Bu çalışmayı ilgilendiren tipler sahte âşık (ehl-i hevâ, ehl-i heves), zâhid ve âşık’tır. Bu tiplerin belli başlı özellikleri Divan şiiri mahsullerinde tespit edilebilmektedir. Böylelikle kabule mazhar olan ve kınanan hayat tarzlarını belirlemek de mümkündür. Diğer yandan insan varoluş biçimlerini estetik, etik ve dinî olmak üzere üç kısımda ele alan Kierkegaard bu üç evreyi temsil eden; edebiyat, müzik, tarih ve mitoloji gibi farklı alanlardan tipler seçmiştir. Bu çalışmada Divan şiirinin yukarıda bahsi geçen üç tipi ile Kierkegaard’ın varoluş evreleri arasında bir karşılaştırma yapılmıştır. Buna göre estetik evrenin dolaysız hazcısı ile ehl-i heves, etik evrenin ahlakçı tipi ile zâhid, din evresinin iman şövalyesi ile âşık tipleri mukayeseli bir şekilde tahlil edilmiştir. Divan şiiriyle doğrudan bir teması tespit edilemeyen Kierkegaard’ın, tasnif ve tarif ettiği varoluş biçimleriyle Divan şiirindeki söz konusu tipler arasındaki benzerliğin nasıl yorumlanabileceği üzerine düşünceler ortaya konulmuşturArticle Şehrin Karartısından Ürken Bir Şair: Tebrizli Sâib(Divan Edebiyatı Araştırmaları Dergisi, 2018) Emrullah, YakutKlasik şiir (gerek Türk gerek Fars şiiri) ortak mazmunların, teşbihlerin, istiarelerin önemli yer tuttuğu bir edebî gelenektir. Hatta bu yüzden bazı edebiyat eleştirmenlerince çoğu zaman orijinal olmamakla ve birbirinin tekrarı olmakla suçlanmıştır. İlk bakışta doğru gibi görünen bu iddianın, daha dikkatli bir nazarla tetkik söz konusu olduğunda, hak-sız bir itham veya hiç değilse abartılı bir yorum olduğu görülecektir. Gerek klasik şiir içerisinde farklı ekoller (klasik üslup, hikemî üslup, Hint üslubu gibi) arasında ve gerekse aynı ekol içerisinde yer alan şairler arasında birtakım farklılıklar göze çarpar. Bu farklılık, mazmun boyutunda ele alınacak olursa, ortak bir mazmundan yararlanarak daha önce söylenilmeyeni söylemek şeklinde olabileceği gibi, yeni bir mazmun üretmek şeklinde de olabilmektedir. Yeni mazmun her zaman için yeni bir kavramla yapılmayabilir. Daha önceden kullanılan bir kavram (bir kelime veya terkip) yeni bir bağlama konu olabilir ve yepyeni bir hayal örgüsünün taşıyıcılığını üstlenebilir. Sevâd-ı şehr kavramının ele alındığı bu çalışmada; öncelikle kavramın klasik şiir geleneği içerisindeki konumu tespit edilmiş, ardından söz konusu kavramın Sâib-i Tebrîzî'de ifade ettiği anlam ve kaynaklık ettiği çağrışımlar üzerinde durulmuş ve aralarındaki farklılık ortaya konulmuştur.