Antropoloji Bölümü
Permanent URI for this communityhttps://hdl.handle.net/20.500.12514/36
Browse
Browsing Antropoloji Bölümü by browse.metadata.publisher "İKSAD"
Now showing 1 - 2 of 2
- Results Per Page
- Sort Options
Conference Object “DEĞER” BAĞLAMINDA MARDİN’DEKİ HALK İNANÇLARI VE ZİYARET/MESİRE ALANLARININ ÖNEMİ(İKSAD, 2018) Yeşilmen, HalitAntropolojide değer olgusu, genellikle mübadele ve eylem perspektifinden hareketle “iyi, uygun, arzu edilir davranışlar”, “harcanılan enerji ve toplumsal olarak yüklenilen önem ile ölçülen nesne/eşya/durum” ve “anlamlı farklılık” yaklaşımlarıyla ele alınmaktadır. Bu üç yaklaşım şu yönüyle kesişmektedir: Eylemin veya nesnenin toplumsal ilişkiler bağlamında tanınmış bir alana karşılık gelmesi/değer olması/değmesi eylemi kabul edilebilir kılarken, failin yaptığı eylemle içinde bulunduğu konumdan tanınmış daha büyük bir toplumsal alana dahil olması ise o eylemi kıymetli/değerli/önemli yapmaktadır. Bu itibarla değer, eylem/değmek/etkileşim yoluyla ortaya çıkmaktadır. Etkileşim, bireylerin ve grupların amaçları doğrultusunda kıyaslamaları, tanı(n)mayı, farkındalığı ve daha büyük bir ufuk bütünlüğüne dahil olmayı beraberinde getirmektedir. Belirtilen bağlamda bu çalışmanın amacı da etkileşimde bulunan farklı etnik gruplar arasındaki değerin inşa edilmesi bakımından halk inançlarının ve ziyaret/mesire alanlarının önemine işaret etmektir. Çalışmanın bulgu ve sonuçları saha verilerine dayanmaktadır: Sultan Şehmus, Gırnavas, Ziyaret, Şeyh Ales, Şeyh Hêbîn, yakın çevredeki Seyid Bilal ve Veysel Karani gibi mekanlar hem şifa hem de Beyaz Su gibi dinlenmek için yılın istenilen ve genellikle belirli zamanlarında farklı etnik gruplarca ziyaret edilen türbe merkezli alanlar olarak önemini günümüze kadar korumuştur. Halk inançlarına da –daha çok modern tıbbın yetersiz kaldığı düşünülen durumlarda- insanların ilgisi devam etmiştir. Özellikle ocak/tılsım/rakvê merkezindeki sağaltıcı uygulamalar, diğer halk inançlarına kıyasla günümüze kadar taşınabilmiştir. Buna çıkıkçı ve kırıkçı gibi merkezleri de dahil etmek mümkündür. Bu sağaltıcı yöntemler, farklı etno-dini gruplar ve farklı bölgeden/köylerden insanlar için çekim merkezi özelliği kazanabilmiştir. İyileştirmelerde --uygulamanın bir parçası ve hediyesi olarak- cüzi miktarda maddi karşılık söz konusu olmasına rağmen uygulamanın etkileşimlerde ve insan yaşamında oluşturduğu değer önemsenmiştir. Değer, söz konusu eylemle içinde bulundukları durumdan daha üst bir düzey içinde konumlanmaya alan açtığı için hem ocak sahibi aileler (armağan sahipleri) hem de iyileşen taraf açısından geçerli olmuştur. Süreç karşılaşmayı, tanışmayı ve devamında yardım etmeyi/almayı beraberinde getirdiğinden dolayı oluşan değer, vefayı da içermektedir. Bu değer ile şifaya kavuşanlar, ihtiyaç sahibi diğerlerine de adres göstererek değer alanını genişletmişlerdir. Benzer etkileşimler ziyaret/mesire alanları için de geçerli olmuştur. Bu alanlar, hem şifa merkezi özelliğini taşımışlar hem de farklı etno-dini grupların ortak mekanı paylaşarak karşılaşmalarına ve tanışmalarına imkan vermişlerdir. Bu değerli mekanlardaki karşılaşma, bilinç düzeyinde karşılıklı kıyaslamaları beraberinde getirerek grupların kendilerine dönük kimliksel farkındalıklarını arttırmalarına ve aynı zamanda, ortak zeminde daha geniş bir ufka doğru, diğer farklılıklar üzerinden farklı seçenek (bakış açısı) imkanlarıyla da tanışmalarına sebep olmuştur. Bu noktada değer merkezlerinin, tıpkı ocak etkileşiminde olduğu gibi, maddi kazanç üzerinden değil, değer üreten yönleriyle değerlendirilmesi gerekmektedir.Book Part KAVRAM VE SÜREÇ YÖNLERİYLE KÜLTÜR SORUNUNU DEĞER FENOMENİ ÜZERİNDEN AŞMA İMKÂNI(İKSAD, 2020) Yeşilmen, HalitKültür (uygarlık ve medeniyet kavramları ile birlikte) her ne kadar tarihi süreçte farklı ve çok yönlü anlamlarda kullanılan bir serüvene sahip olsa da günümüzde, yani küreselleşme sürecinde, mevcut yapıların çözülmesi ve aktör yaklaşımların öne çıkması, ayrıca dijital merkezli yaşam formunun hızlanması nedeniyle değeri azalan bir kavram haline gelmiştir. Bu süreçte kültür, ne olduğu belirsiz bir hüviyete evirilmektedir. Bu evirilmenin en önemli sebeplerinden biri, kategorik de olsa kültür teriminin işaret ettiği yapısal özelliklerin artık bu kavramla karşılanamamasıdır. İnşa reflekslerine rağmen çözülmelerin de hız kazanması ve bundan dolayı yeni inşa süreçlerinin kısa süreli olması da bu nitelikteki bir karşılıksızlığı sürekli hale getirmektedir. Anlamın her geçen gün sosyo-kültürel yaşamdan buharlaşması, zaten bir muammaya sürüklenen kültür kavramının ve kültürün daha da belirsizleşmesine sebep olmaktadır. Buna mukabil çalışmada değer kavramı ele alınmış, söz konusu edilen buharlaşmaya rağmen sosyo-kültürel alanda değersiz (tüm kültürler eşdeğerdedir anlamında değil) bir yaşamın olamayacağı ortaya konmuştur. Bundan hareketle kültür ve kültürel süreçlerin temel dinamiğinde değer ve değersel etkileşimlerin olduğu yönünde bir yaklaşıma ulaşılmıştır. Bu temel dinamik ve yaklaşım, belirtilen buharlaşma karşısında değer hassasiyetinin günümüzde de geçerli olduğunu, ek olarak meselenin değerin hangi yönde ve ne ile inşa edildiği (değeri belirleme mücadelesi) noktasında düğümlendiğini imlemektedir. Günümüzde kültür, etimolojik anlamında söz konusu olan doğa zeminini kaybetmiş görünmektedir. İnsanın doğayla organik bağı göz önüne alındığında, bu zeminin kaybolmasıyla aslında bir değer-anlam zemininin de yokluğu ortaya çıkmaktadır. Doğa-insan-kültür ilişkisi çerçevesinde ifade edilen değer dinamiğinin ve değer zemininin son kertede insanda saklı olduğu söylenebilir. İnsan yaşamının hiçbir şeye değmeyen bir yöne sürüklenmesi durumunda değer dinamiğinin zayıflamasıyla birlikte kültür de yok olacaktır. Bu itibarla değer yaklaşımının kültür ile ilgili irdelemelerde önemli açıklama imkânları sunduğu sonucuna ulaşılmıştır. Değer olgusunun “değmek” kök anlamı ile birlikte, yapılan eylemin kıymet veçhesiyle karşılanabilmesi durumuna, önemine ve niteliğine işaret eden “karşılık olma” anlamıyla ilişkili olarak “karşılaşma”, “temas”, “mübadele” (kavramsal, ahlaki ve maddi düzlemde), “etkileşim” ve “değişim” gibi kültürel süreçlere gönderme yapan temel bir kapsamda olduğu görülmüştür. Dolayısıyla değer yaklaşımının (anlam-değer ilişkisi de dâhil olmak üzere) kültürle ilgili ortaya konan ister kültüralist ve semiyotik isterse de etkileşimsel ve süreçsel yaklaşımlara -hiçbirini dışlamadan- kapsamlı bir açıklama imkânı sunduğu neticesine ulaşılmıştır. Değer(ler) hem somut hem de soyut süreçlere ve öğelere (mesela, anlam dünyası) vurgu yapması yönüyle kültürel ve sosyal değerlendirmelerde bir mihenk taşı kıymetindedir. Bu itibarla değerin yapı ve aktör kutuplaşmasında biri diğerini yok sayma yönünde değil, değişim çerçevesinde, yani değer alanında olmak üzere birinin diğerini (ve karşılıklı) karşılaması (karşılayabilmesi) yönüyle bir belirlemenin olduğu neticesine ulaşılmıştır. Dolayısıyla retorik düzeyde değerin ne olduğu (mesela, ister kültürel isterse de ahlaki çerçevede değerlerin sadece sözle ifade edilmesi) değil, ne yaşandığının (bu, sosyal yaşamın hangi anlam dünyasına değdiği hususunu dışlamaz; yani değer, anlam ile de ilişkildir) önem kazandığı, ilgili sorgulamalarda buna dikkat edilmesinin faydalı olacağı görülmüştür: Bu açıdan sosyo-kültürel problem ve çözümlerin temel zemini ve dinamiği de burada aranmalıdır. Bu hem damıtılarak biriken kültürel değerler için hem de gündelik yaşam için geçerlidir. Belirtilen çerçevede değer yaklaşımı, özellikle dijital teknolojinin hızla değer alanını işgal ettiği bir süreçte önem kazanmaktadır.