Harita ve Kadastro Koleksiyonu

Permanent URI for this collectionhttps://hdl.handle.net/20.500.12514/161

Browse

Search Results

Now showing 1 - 10 of 22
  • Conference Object
    Biostratigraphy and microfacies of the sedimentary sequences within volcano-sedimentary Maden Complex in Southeastern Turkey
    (EGU General Assembly 2021, 2021-03-04) Atakul Özdemir, Ayşe; Özkan Altıner, Sevinç; Tancan, Sesil; Özdemir, Yavuz; Mercan, Çağrı; Oyan, Vural; Güleç, Nilgün
    Maden Complex is a volcano-sedimantary unit, mainly composed of shallow and deep marine sedimentary rocks and associated volcanics. Deep marine units of Maden Complex, exposed between Çatak (Van) and Kozluk (Batman) regions have been studied with a combined sedimentological and paleontological approaches. The following species are recorded within the Melefan formation: Morozovella aragonensis, Acarinina collactea, Acarinina cf. esnehensis, Acarinina soldadoensis, Acarinina boudreauxi, Acarinina bullbrooki, Acarinina mckanni, Acarinina pentacamerata, Acarinina cf. pseudosubsphaerica, Acarinina topilensis, Acarinina esnehensis, Chiloguembelina sp., Globanomalina planoconica, Globanomalina australiformis, Globigerinatheka sp., Parasubbotina hagni, Pearsonites broedermanni, Pseudoglobigerinella bolivariana, Planoglobanomalina pseudoalgeriana, Pseudohastigerina wilcoxensis, Subbotina roesnaensis, Subbotina yeguaensis. Based on the defined planktonic foraminiferal species, the unit corresponds to the E7 zone and the depositional age of the formation is proposed as Early Eocene (Ypresian) to Middle Eocene (Lutetian). The deep marine sedimentary sequence mainly consists of pinkish to red colored micritic limestones including shale intercalations. The formation is represented by the pelloidal wackestone-packstone facies and comprises abundant planktonic foraminiferal assemblages.
  • Book Part
    BİTLİS İLİ ARAZİ VE TOPRAK ÖZELLİKLERİNİN COĞRAFİ BİLGİ SİSTEMLERİ (CBS) KULLANILARAK DEĞERLENDİRİLMESİ
    (Livre De Lyon, 2023) Mercan, Çağrı
    Küresel iklim değişikliği, kuraklık, hızlı nüfus artışı, çarpık kentleşme, ormansızlaşma ve çevre kirliliği gibi birçok sebep gelecek nesillerin sağlıklı gıdayı üretebilmeleri için gerekli fiziksel koşulları tehdit etmektedir (Eryılmaz ve Demirarslan, 2018; Turan, 2018; Mercan, 2020). Bu olguların bertaraf edilmesi küresel ölçekte bir iş birliğini gerektirirken, yapılan çalışmalar olumsuz durumların gelecek yıllarda da devam edebileceği doğrultusundadır (Demir, 2009; Kadıoğlu, 2012; Türkeş, 2012). Bundan ötürü gıdanın üretildiği toprak ve arazi kaynaklarının mevcut durumlarının belirlenmesi ve daha verimli kullanılması zorunludur. Bu amaçla toprak etütleri ve arazinin fiziksel özelliklerinin niteliksel ve niceliksel olarak saptanması, ileriye yönelik yapılacak olan planlamalar ve çalışmalar açısından oldukça önemlidir (Özyazıcı ve ark., 2014). Topraksu Genel Müdürlüğü, Türkiye’deki toprakların özelliklerinin saptanması için 1950’li yıllarda çalışmaya başlamış ve 1966-1967 yıllarında ilk toprak haritaları oluşturulmaya başlanmıştır (Canpolat, 1981). Yapılan çalışmalar 1/100000 ölçekli haritalar ve bunların raporları şeklinde yayınlanmıştır (Anonim, 1975; 1996). Bu raporlar ve haritalar Bitlis ili için oluşturulan yegane veri kaynağıdır. Yapılan haritaların içerisinde toprağın türü, derinliği, taşlık-kayalık durumu, arazi kullanımı kabiliyeti, erozyon bilgileri gibi birçok veri bulunmaktadır. Coğrafi bilgi sistemlerinin (CBS) tarım alanlarında kullanılmasıyla birlikte bu veriler daha fazla önem kazanmıştır. CBS sistemleri ile birlikte arazinin özellikleri ve temel yapısı ile ilgili sağlıklı bir envanter oluşturulabilmektedir ve bu durum ileriye yönelik yapılacak olan planlamalar için yol gösterici olmaktadır (Karaca ve ark., 2019). Yapılan bu çalışma ile Alaska Satellite Facility (ASF DAAC) tarafından sağlanan yüksek çözünürlükteki topografik veriler ve Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğü tarafından üretilen toprak haritaları, CBS ortamında sayısallaştırılmış ve analiz edilmiştir. Elde edilen tüm verilerin ışığında Bitlis ilinin temel düzeyde arazi ve toprak özelliklerinin ortaya konulması ve ileriye yönelik bölge için yapılacak çalışmalara ve planlamalara katkı sunması amaçlanmıştır.
  • Conference Object
    Bitlis Kenet Kuşağı İçerisinde Gözlenen Kuvaterner Yaşlı Bazanitik Çatak (Van) Volkanitlerinin Jeolojik ve Jeokimyasal Özellikleri
    (8.Geochemisty Symposium, 2018) Mercan, Çağrı; Özdemir, Yavuz; Oyan, Vural
    Arap ve Avrasya plakaları arasında meydana gelen çarpışma Orta-Miyosenden itibaren Doğu Anadolu Bölgesi’nin yükselmesine ve yoğun volkanik aktiviteye maruz kalmasına sebep olmuştur. Van’ın Çatak ilçesinde yer alan volkanikler, çarpışma sonrası volkanizmanın en nadir görülen üyelerinden biri olup K-G yönlü açılma çatlağı boyunca yüzeye ulaşmış olan bazanitik lavlarla temsil edilirler. Bitlis Masifi kayaçlarını keserek yüzeylenen bazanitlerden yapılan K-Ar radyometrik yaşlandırmalarından 0.66 ve 0.63 milyon yıllık yaşlar elde edilmiştir. Volkanizma ince taneli skorya geri düşmeleri ile başlamış boyutları artan skoryalar ve bunlara eşlik eden volkanik bombalarla devam etmiştir. Bazanitik lavlar ise volkanizmanın son ürünleri olup arazide sütunsal yapılar sunarlar. Lavlar genellikle ince taneli olup olivin, klinopiroksen fenokristalleri ile olivin, klinopiroksen, Ti manyetit, nefelin, Cr spinel içeren bir matriksten oluşmuştur. Olivinler yarı özşekilli ve özşekilli taneler şeklindedir ve Fo73-80 arasında değişen forsterit oranlarına sahiptir. Klinopiroksenler kalsik karakterde olup Wo47-52 En34-42Fs10-15 içerikleri ile belirgindirler. Nefelinler ise matriksi oluşturan mikro kristaller arasında aradolgu şeklinde bulunmaktadır. EC-AFC modellemesi lavların yeryüzüne ulaşıncaya kadar %2 oranında üst kabuğu karakterize eden litolojiler tarafından kirletildiğini, iz element jeokimyası ve Sr-Nd izotop bileşimleri ise bazanitlerin zenginleşmiş bir manto kaynağından türediklerini ortaya koymuştur. Major element içerikleri kullanılarak yapılan termobarometrik hesaplamalar Çatak volkanitlerinin Doğu Anadolu’da yüzeylenen diğer çarpışma sonrası volkanitlere göre …
  • Conference Object
    BİTLİS MASİFİ’NDEKİ BAZANİTİK VOLKANİTLERİN JEOLOJİK VE PETROLOJİK ÖZELLİKLERİ
    (71. Türkiye Jeoloji Kurultayı, 2018) Mercan, Çağrı; Özdemir, Yavuz; Oyan, Vural
    İnceleme alanını içinde barındıran Doğu Anadolu Bölgesi Oligo-Miyosen’den bu yana Arap Plakası ile Avrasya Plakası’nın aktif bir çarpışma bölgesi olmuştur. Bitlis-Zagros Kuşağı boyunca gerçekleşen bu çarpışmanın ardından bölge yükselmeye başlamış ve yoğun şekilde volkanizma oluşmuştur. Bu çalışmayı oluşturan Bitlis Masifi’ndeki Çatak volkanitleri Van’ın Çatak İlçesi’nde bulunmaktadır ve Doğu Anadolu’da eşine az rastlanan bazanitik türde kayaçlardan oluşmaktadır. Bazanitik volkanitler K-G yönlü bir açılma çatlağı boyunca yüzeye ulaşmışlardır. K-Ar radyometrik yaşları, söz konusu volkanik kayaçların 0.66 ve 0.63 My. (Orta Pleyistosen) yaşlarında olduğunu göstermektedir. İnceleme alanındaki volkanik istif alttan üste doğru ince taneli skorya geri düşme çökelleri ile başlamış, boyutları artan skoryalar ve bunlara eşlik eden volkanik bombalarla devam etmiştir. Bazanitik lav akıntı ürünleri ise bölgedeki volkanizmanın son ürünleri olup arazide sütunsal soğuma yapıları ile tipiktirler. Porfiritik dokuya sahip bazanitler çoğunlukla olivin+piroksen fenokristallerinden meydana gelmektedirler ve bu fenokristaller olivin, piroksen, Ti-manyetit, nefelin, Cr-spinel içeren bir matriks içerisinde bulunmaktadır. Bazanitler çoğunlukla taze olup, sadece olivinlerde yer yer iddingsitleşmeler gözlenmektedir. Düşük SiO2 (%40-41) ve yüksek MgO (%9-10) içeriklerine sahip olan bazanitler belirgin iri katyonlu litofil (LIL) ve hafif nadir toprak element (LREE) zenginleşmeleri ile karakteristiktirler. İz element jeokimyası ve Sr-Nd izotopik bileşimleri bazanitlerin zenginleşmiş bir manto kaynağından itibaren türediklerini ortaya koymaktadır. Ana element jeokimyası kullanılarak yapılan termobarometrik hesaplamalar bazanitlerin Doğu Anadolu’da yüzeylenen diğer çarpışma sonrası volkanitlere göre daha derin kökenli bir manto kaynağından itibaren türemiş olduğunu göstermiştir. Buna paralel olarak nadir toprak element oranları kullanılarak oluşturulan kısmi ergime modellemesi, bazanitik magmanın astenosferik mantonun düşük dereceli (<1) kısmi ergimesi sonucunda oluştuğuna işaret etmektedir. Kabuksal katkının varlığını ortaya koymak amacıyla iz element ve Sr-Nd izotop içerikleri kullanılarak oluşturulan EC-AFC modellemesi lavların yeryüzüne ulaşıncaya kadar %2 oranında üst kabuğu karakterize eden litolojiler tarafından kirletildiğini göstermektedir.
  • Master Thesis
    Çatak (Van) civarında yüzeylenen genç (kuvaterner) bazaltik volkanizmanın mineralojik-petrografik ve jeokimyasal özellikleri
    (Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü, 2015) Mercan, Çağrı
    Bu çalışmada, Van-Çatak bölgesindeki Kuvaterner yaşlı (0.66 – 0.63 My) volkanik kayaçların mineralojik-petrografik ve jeokimyasal özellikleri incelenmiş, volkanizmanın kökeni ve oluşumunda etkili olan süreçlere açıklık getirilmeye çalışılmıştır. Çalışma alanında Permiyen öncesi döneme ait Hulkan formasyonu, Toyaç formasyonu ve Samanlı formasyonu, Permiyen dönemine ait Körüklü formasyonu ile Kuvaterner yaşlı Bazanitler ve taraçalar bulunmaktadır. Bazanitik volkanizma bir açılma çatlağı boyunca meydana gelmiş lav ve piroklastiklerden oluşmaktadır. Majör, NTE element jeokimyası ve Sr, Nd izotop bileşimleri, bazanitlerin evrimleşmesinde olivin ve piroksen minerallerinin rolünü göstermiş ve lavların yeryüzüne ulaşıncaya kadar %2’lik oranda üst kabuğu karakterize eden litolojiler tarafından kirletildiğini ortaya koymuştur. MELTS modellemesi bazanitlerin, 4-5kb lık basınç altında %1’lik su muhtevasında ve 1300 – 1000 0C arasındaki sıcaklıklarda fraksiyonel kristallenmeye uğramış olabileceğini göstermiştir. Kısmi ergime modellemesi, Çatak volkanitlerinin %1’in altında gerçekleşen kısmi ergime derecelerinde %95’in üzerinde granatça zengin astenosferik bir mantodan itibaren oluştuğunu ortaya koymuştur. Major element içerikleri kullanılarak yapılan termobarometrik hesaplamalar, Çatak volkaniklerinin Doğu Anadolu’da yüzeylenen diğer çarpışma sonrası volkaniklere göre daha derin kökenli bir manto kaynağından itibaren türemiş olduğunu göstermiştir.
  • Specialist Thesis
    Çatak (Van)-Kozluk (Batman) arasında yüzeylenen maden kompleksi volkanitlerinin jeolojik ve petrolojik özellikleri
    (Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü, 2021) Mercan, Çağrı
    Bu çalışma, Maden Kompleksi'nin Çatak (Van)-Kozluk (Batman) arasında yüzeylenen volkanik/subvolkanik kayaçlarının jeolojik ve petrolojik özelliklerini konu almaktadır. Kompleks sığ denizel sedimanter kayaçlar ile başlayıp derin denizel sedimanter kayaçlar ile devam eden ve bunlarla arakatkılı olarak bulunan volkanikler ve Bitlis Masifi'ni kesen subvolkanik dayklar ile temsil edilmektedir. Denizel sedimanların planktonik foraminifer yaşları Geç İpreziyen-Erken Lütesiyen'e (Erken-Orta Eosen), sedimanter birimlerden elde edilen detritik zirkon yaşları ise havzada çökelimin Üst Eosen'e kadar devam ettiğine işaret etmektedir. Başlıca plajiyoklas + klinopiroksen ± olivin ± amfibol fenokristallerinden oluşan volkanik/subvolkanik kayaçlar çoğunlukla su¬balkali-toleyitik bazaltlardan oluşmaktadır ve nadiren andezitik ve riyolitik türevleri de bulunmaktadır. Klinopiroksen kimyası kullanılarak hesaplanan kristallenme sıcaklıkları ve basınçları volkanikler için sırasıyla 1125-1260℃ ve 1.6-10.8 Kbar arasında, dayklar için 1076-1215°C ve 1.2-9.4 Kbar arasında değişmektedir. AFC modellemeleri volkanik/subvolkanik kayaçların, kabuksal litolojilerden kontaminasyona uğradığını göstermektedir. Elde edilen veriler Maden Havzası'nın Bitlis-Pütürge Masifi üzerinde açılan bir havza olduğuna işaret etmektedir. Kuzeye doğru Bitlis-Pütürge Masifi'nin altına dalan Arap levhasının okyanusal litosferinin Erken-Orta Eosen döneminde kopması yitim bileşeni içermeyen astenosferik mantodan türeyen lavların havzanın güneyine, yitim bileşeni içerenlerin ise havzanın kuzeyine yerleşmelerine sebep olmuştur.
  • Article
    Coğrafi Bilgi Sistem Analizleri Kullanılarak Toprak ve Arazi Özelliklerinin Değerlendirilmesi: Türkiye, Mardin İli Arazisi
    (Siirt Üniversitesi, 2020-02-29) Mercan, Çağrı; Arpağ, Sezin
    The purpose of the present study is to determine the soil and land characteristics and create databases by using Geographic Information Systems (GIS). For this purpose, the soil and land characteristics of Mardin Province, which is located in the Southeastern Anatolia Region of Turkey, which is part of so-called “Fertile Crescent” with fertile agricultural lands, were evaluated. The area that was included in the study was approximately 8633 km2, and the digital height model of the area was created by using the topography maps of Mardin Province. With the creation of these maps, the slope, aspect, elevation, relief maps, and the data created by the General Directorate of Village Services were collected and were drawn on the maps by calculating the spatial and areal rates of the area features in the GIS environment. All the maps drawn were placed on the created digital elevation map and examined and interpreted together with the topography data.. According to the data obtained as a result of the study, it was determined that 47.54% of the total area of Mardin Province has less than 6% slope values, and these areas are located mostly in the southern regions of the province. The most common soil types in Mardin province are brown forest soils with 43.65% and reddish-brown soils with 42.57%. In terms of the land usage, 38.81% of the province consists of pastures, and 25.38% consists of the shrubs. In terms of erosion, it was determined that 74.35% of the province has moderate, severe and very severe erosion risk. A total of 28.89% of the study area consists of I., II. and III. classes according to land capability. In terms of soil depth, 43.13% of the province has been found to have very shallow and shallow soil characteristics. It is determined that the lands where agricultural production is intensive in Mardin are mostly concentrated in regions with low altitude and slope values. It has been determined that the water problem in the region creates limitations in the product variety and erosion is among the most serious problems of the region. Elimination of these problems will contribute positively to the agricultural production of the region.
  • Article
    Citation - Scopus: 8
    COĞRAFİ BİLGİ SİSTEMİ ve AHP ile ARICILIK FAALİYET ALANLARI İÇİN ARAZİ UYGUNLUK DEĞERLENDİRMESİ: BİTLİS/TÜRKİYE ÖRNEĞİ
    (Bursa Uludağ Üniversitesi, 2023-05-19) Mercan, Çağrı
    Arıcılık, biyoçeşitliliğe katkı sunarak kırsal kalkınmaya sağladığı destekten ötürü önemli bir faaliyet türüdür. Arıcılıktan elde edilen verimin arttırılabilmesi ve sürdürülebilirlik için bu faaliyet türünün yapılabileceği uygun yerlerin belirlenmesi gerekmektedir. Yapılan bu çalışmada, Bitlis ilinde Coğrafi Bilgi Sistemi (CBS) ve Çok Kriterli Karar Verme (ÇKKV) yöntemleri kullanılarak arıcılık için bir yer seçimi değerlendirme modeli önerilmektedir. Çalışmanın amacı yerel arıcılık faaliyetleri ile uğraşan kişilerin yanı sıra literatür verilerini de dikkate alan çok kriterli değerlendirmeye dayalı mekânsal bir karar destek sistemi oluşturmaktır. Çalışma ile Bitlis ili için arıcılığın yapılabileceği uygun alanlar belirlenmiştir. Çalışmada 11 kriter (84 alt kriter) seçilmiştir. Arıcılık faaliyetlerini olumsuz etkileyeceği için 5 alt kriter ise sınırlandırıcı olarak değerlendirilmiştir. Çalışmada arazi kullanımı/örtüsü, akarsulara mesafe, ortalama sıcaklık (mayıs-ağustos), NDVI, rüzgâr hızı (mayıs-ağustos), bakı, yükseklik, yağış (mayıs-ağustos), eğim, yola uzaklık ve elektrik hatlarına uzaklık kriterleri kullanılmıştır ve bu kriterlere ait tematik haritalar oluşturulmuştur. Değerlendirme kriterlerinin ağırlıklarının hesaplanmasında AHP yöntemi kullanılmıştır ve CBS ortamında ağırlıklı bindirme yöntemi ile arazi uygunluk haritası elde edilmiştir. Arazi uygunluk haritasında arıcılığın yapılabileceği çok uygun ve uygun alanların sırasıyla 1.620,02 km2 ve 2.003,81 km2, yüzey alanlarına sahip olduğu belirlenmiştir. Oluşturulan uygunluk haritasında en uygun yerlerin sırasıyla Mutki, Merkez, Hizan, Tatvan, Ahlat, Güroymak ve Adilcevaz ilçelerinde olduğu belirlenmiştir. Bu çalışma, arıcılık faaliyetleri ile uğraşan insanların haricinde sürdürülebilir tarım ve hayvancılık stratejilerinin oluşturulmasında, karar vericiler için de önemli bir kılavuz olacaktır.
  • Article
    Citation - WoS: 21
    Citation - Scopus: 21
    Composition, pressure, and temperature of the mantle source region of quaternary nepheline-basanitic lavas in Bitlis Massif, Eastern Anatolia, Turkey: A consequence of melts from Arabian lithospheric mantle
    (Elsevier, 2019-03-01) Mercan, Çağrı; Özdemir, Yavuz; Oyan, Vural; Atakul Özdemir, Ayşe; Özdemir, Ayşe Atakul
    The Quaternary (0.66–0.63 Ma) nepheline basanites (ne - basanite) are the firstly observed volcanic products of Arabia-Eurasia collision on Bitlis Pötürge Massif. They composed of clinopyroxene, olivine, Ti-magnetite, Cr spinel, and nepheline. The forsterite compositions of olivines range between 73 and 83%, calcic clinopyroxenes show modest variations in Wo48–57-En37–45-Fs5–7 and nephelines occur as minor minerals within the networks of other groundmass minerals. They are characterized by low SiO2 (40.16–41.96 wt%), high MgO contents (8.54–9.73 wt%) and similar Srsingle bondNd isotopic compositions with Arabian Plate volcanics. Mineral and whole rock thermobarometry yield crystallization pressure and a temperature range between 8 and 20 kbar and 1301 °C – 1035 °C respectively. Lavas have high Mg-number (>0.58), high Cr and Ni contents and strong LREE enrichment but depletion in Rb, K, and Pb. Trace elements together with Sr isotopic compositions inferred negligible assimilation of the local upper crustal material. The calculated average pressure and temperature of mantle melting for ne-basanites is 2,85 kbar and 1353 °C respectively. FC3MS (wt% FeO/CaO-3*MgO/SiO2) parameter and melting models using REE data reveal Çatak basanites are products of amphibole and phlogopite bearing metasomatised lithospheric mantle in garnet stability field. They seem to originated from depths of ~ 85 km which corresponds to the base of the Arabian lithosphere in the region.
  • Conference Object
    Darende (Malatya) İlçesinde Uzun Yıllar Yer yüzey Sıcaklığı Değişiminin İncelenmesi
    (Dicle Üniversitesi, 2022) Mercan, Çağrı
    İnsan nüfusundaki değişimler, sanayi devrimi sonrası giderek artan sera gazı salınımı, çarpık büyüyen kentler, iklimi ve hava sıcaklığını etkilemektedir. İklim değişimi ve bununla birlikte artan sıcaklıklar dünyanın dış kabuğundaki yer yüzey sıcaklığını (YYS) da etkilemektedir ve bu durum tüm canlı yaşamlarını tehdit etmektedir. YYS değerlerinin hesaplanmasında kullanılan en pratik ve ucuz yöntemlerden birisi termal uzaktan algılama çalışmalarıdır. Yapılan bu araştırmada Darende (Malatya) ilçesinin uzun yıllar (1990- 2000- 2010- 2021) YYS değerlerinin termal uydu görüntüleri ile ortaya konulması amaçlanmıştır. Elde edilen sonuçlar ortalama sıcaklığın artış eğiliminde olduğunu göstermiştir. Yapılan bu çalışma sonucunda 31 yıllık periyotta ortalama YYS değerinin yaklaşık olarak 7 °C arttığı görülmüştür. YYS değerleri yeşil alanların yoğun olduğu bölgelerde ve topografik yüksekliğin fazla olduğu yerlerde nispeten daha düşüktür.