Makale - Kitap Tanıtım Koleksiyonu

Permanent URI for this collectionhttps://hdl.handle.net/20.500.12514/2468

Browse

Search Results

Now showing 1 - 10 of 20
  • Article
    Citation - WoS: 16
    Citation - Scopus: 16
    Adsorption of nickel(II) ions from aqueous solutions using Malatya clay: Equilibrium, kinetic, and thermodynamic studies
    (Environmental Progress & Sustainable Energy, 2023-04-12) Baran, Ayşe; Dal, Mehmet Can; Onursal, Nilgün; Altunkaynak, Yalçın
    This paper evaluates Malatya clay (MC) for the removal of Ni(II) ions from aqueous solutions. For adsorption efficiency, the impacts of several factors, such as pH, starting metal ion concentration, and contact duration, were examined. The optimal initial Ni(II) ion concentration was determined to be 5 mg/L, the adsorption contact duration was 360 min, and the solution's pH was 6.27. Using scanning electron microscopy, energy dispersive spectroscopy, and Fourier transform infrared spectroscopy, the surface characteristics of Malatya clay were examined. The isotherm data fit the Langmuir isotherm model, indicating chemical adsorption and likely irreversibility of the process, according to the results. At 298, 308, and 318 K, the adsorption capacities of Ni(II) were determined to be 10.267, 11.834, and 12.285 mg/g, respectively. Adsorption kinetic data revealed that the adsorption of Ni(II) metal ions followed the pseudosecond-order kinetic model. According to thermodynamic studies, Ni(II) ion adsorption on the MC is spontaneous and endothermic. MC has proven to be an effective and alternative material for the removal of Ni(II) ions from aqueous media due to its excellent removal ability, availability, and low cost, as well as its features such as being able to be used without any chemical treatment and being environmentally friendly.
  • Article
    Ahmed Tebrizî’nin Şehinşahnamesi’nde İlhanlıların Mardin Kuşatması, Melik Said ve Melik Muzafferüddin İle Olan Münasebetleri
    (Mukaddime Mardin Artuklu Üniversitesi Sosyal Bilimleri Enstitüsü Dergisi, 2019) Ceylan, Eral
    Tarihte, Mardin ve civarının Moğollar tarafından ele geçirilmesine dair çeşitli kaynaklardan elimize ulaşmış muhtelif bilgiler mevcuttur. Bu kaynaklardan birisi de 14. yüzyılda Ahmed Tebrizî tarafından Farsça yazılmış 1800 beyitlik Şehinşahname, diğer adıyla Cengiznameadlı manzum eserdir. Eserde, İlhanlılar döneminin 1337 yılına kadar yaşanan önemli olaylar anlatılır. Eserde Mardin ve Nusaybin bölgesinin Moğol/İlhanlı saldırıları da ayrıntılı şekilde tasvir edilmiştir. Özellikle Mardin Artuklu Sultanı Melik Said ve oğlu Muzafferüddin döneminde Hülagu ile yaşananlar, savaşlar ve antlaşmalar ile İlhanlılarla olan ilişkiler eserde detaylı olarak sunulmuştur. Bu çalışmada; eserin tanıtımı, İlhanlılarla Mardin Artuklu Melikleri arasında yaşanmış savaşlar, kuşatma ve antlaşmalar,Mardin Kalesi’nin İlhanlılar tarafından ele geçirilişi ele alınıp değerlendirilecek ve ayrıca konu ile ilgili Farsça beyitler tercüme edilerek aktarılacaktır.
  • Article
    Altın Nanopartiküllerin Yeşil Sentezi, Karakterizasyonu ve Biyouyumlu Yapılarının Biyomedikal Uygulamalarda (antibakteriyel, Antifungal ve Antikanser) Değerlendirilmesi
    (Kahramanmaras Sutcu Imam Univ Rektorlugu, 2023-10-31) Baran, Ayse; Keskin, Cumali
    Gold nanoparticles (AuNPs) stand out due to their low toxicity and high compatibility, and the large and modifiable surface areas they provide. In this study, the leaves of Celtis tournefortii Lam. (CT) were used for the green synthesis of gold nanoparticles (AuNPs) first time. The size, shape, surface charge, and functionality of the synthesized AuNPs are described in detail. The suggested mechanisms of action on the tested target cells are highlighted. The biological activities (antibacterial, antifungal, and anticancer) of "green" AuNPs and their further biomedical application possibilities are also discussed. Synthesized AuNPs displayed a spherical appearance, surface plasmon resonance band at 553.67 nm wavelength, and surface charge of -16.53 mV. Particle morphology, size, and surface charge were observed to be affected by the leaf extract used in the reduction reaction. FTIR and TGA-DTA data revealed that functional groups from the CT extract participate in the synthesis and stabilization of AuNPs. AuNPs showed antibacterial and antifungal effects on all the strains and yeast tested by microdilution method (MIC). AuNPs showed dose-dependent cytotoxic activity on cancerous cell lines (SKOV-3, CaCo2, and U118). The obtained results highlight a potentially low-cost green synthesis method using CT leaf extract to synthesize AuNPs showing important biological properties.
  • Article
    BİR HÂFIZ DÎVÂNI ŞERHLERİ DERLEMESİ: ZÂHİD BİN MUHAMMED VE ESERİ
    (2019) Şahin, Esma; Turan, Mustafa; Öztaş, Esma Şahin
    Osmanlı şerh geleneğinde en rağbet gören eserlerden biri şüphesiz Hâfız-ı Şîrâzî (ö.792/1390[?])’nin Dîvân’ıdır. Osmanlı şairlerinin büyük bir hayranlıkla takip ettikleri ve gerek Osmanlı gerek İran topraklarında tarih boyunca beğeniyle okunan bu usta şairin şiirleri yüzyıllarca şerhler yapılmak suretiyle anlaşılmaya/anlatılmaya çalışılmıştır. Hâfız’ın şiirlerine yapılan meşhur tam şerhler Sürûrî (ö.969/1561-62), Şem‘î (ö.1011/1602-1603) ve Sûdî (ö.1007/1599) ile 19. yüzyılda Konevî (ö.1244/1828-29)’ye aittir. Bu şerhler dışında farklı yüzyıllarda Hâfız’ın şiirlerine yapılan tercümeler ve kısmî şerhler de mevcuttur. Şerh literatürü içinde birden fazla eserden derlenen bölümlerin bir arada şerh edildiği eserlerle sıkça karşılaşılırken aynı esere yapılmış iki farklı şerhin bir araya getirildiği örneklere pek rastlanmaz. Bu anlamda özgün olarak değerlendirilebilecek eserlerden biri yine Hâfız Dîvânı için ortaya konmuştur. Dîvân’a Surûrî ve Şem‘î tarafından yapılan şerhlerin bir araya getirilip derlendiği bu eser 16. yüzyıl sonlarında (1005/1597) Zâhid bin Muhammed tarafından kaleme alınmıştır. Eserin bilinen tek nüshası Süleymaniye Kütüphanesi Nuruosmaniye 3962 numarada kayıtlıdır. Bu makalede Zâhid bin Muhammed ve eseri tanıtılmaya çalışılmıştır.
  • Article
    Brett Kahr, Freud’dan Hayat Dersleri (Life Lessons from Freud) (çev. Şeyda Öztürk, Sel Yayınları, İstanbul 2018 (3. Baskı), 143 sayfa.)
    (2019-06-28) Olgaç Özbek, Zeynep; Özbek, Zeynep Olgaç
    İnsanoğlu, yeryüzünde var olduğundan beri dikkatini birçok alana yönelterek doğasında bulunan öğrenme ihtiyacını gidermeye çalışmıştır. Eşyanın hakikatini keşfetmeye çalışan insan, ilk olarak doğanın bilinmezliğine yönelerek onu tanımak istemiştir. Sonuç olarak, kısmen doğaya hâkim olmuş ve hâkimiyet alanını yönetmeye başlamıştır. Daha sonra dikkatini varlığa, bilgiye, ahlaka yönelterek sorular sormuştur. Bu sorularla bugün yeni gezegenler keşfederek, ölümü geciktirebilecek teknolojik çalışmalar yaparak, bir canlıyı kopyalayabilecek seviyeye gelmiştir. İnsanoğlunun bilgi ve kudret bağlamında yaşadığı bunca ilerlemeyle beraber modern psikolojinin tabiriyle, “arkaik insandan post modern insana” kadar kişinin kendine yönelttiği bir soru vardır: “Ben kimim?”. T
  • Book Review
    Caner Taslaman, Allah’ın Varlığının 12 Delili, (Destek, İstanbul, 2016, 232 sayfa.)
    (Artuklu Akademi, 2018) EROĞLU, Sabit
    İnsanın dünyaya gelmesiyle birlikte yaptığı ilk şey, kendisini ve çevresini tanıma faaliyetidir. Düşünen bir varlık olarak insan, hayatının ilk evrelerinde çevresindeki her şeyin onun için tasarlandığını varsayar. Ancak bir müddet sonra evrenin büyüklüğünü ve kendisinin bu devasa düzenin küçücük bir parçası olduğunu fark eder. Bu fark edişle birlikte hayatı ve varoluşunu sorgulayan insan; varlığının nedenini, varlık sahasındaki varlıkları var edenin neliğini ve varoluşun sebeplerini aramaya başlar. Bu problemlere karşılık olarak içinde yaşadığı toplumun inançları bir takım cevaplar üretse de buna ilişkin tatminsizlik, insanın cevap bulma arayışına girmesine sebep olur. Bu arayışın çıkış noktası, “Tanrı var mı?” sorusudur. Bu hususa ilişkin farklı yaklaşımların varlığından söz edilebilir. Bu yaklaşımlardan iki zıt noktada görüş belirten akımlar ise teizm ve materyalist-ateizmdir. Söz gelimi teizm Tanrı vardır cevabını verirken materyalist-ateizm ise Tanrı diye bir şeyin olmadığını öne sürmektedir. Bu iki zıt görüş de kendisi dışındaki düşüncelerin hak olmadığı iddiasıyla, ortaya koydukları inanç biçimlerini delillendirme yoluna gitmektedir. Bunun sonucu olarak da din adamları ve filozoflar tarafından konuya ilişkin birçok eser kaleme alınmıştır. Bu eserlerden biri de teizmi savunan Caner Taslaman’ın, Allah’ın Varlığının 12 Delili adlı kitabıdır.
  • Book Part
    Din Arkeolojisi ve Göbekli Tepe: Disiplinlerarası Eleştirel Bir Yaklaşım, Bilal Toprak, İstanbul: MilelNihal Yayınları, 2020, 335 sayfa
    (Mardin Artuklu Üniversitesi, 2021-11-01) Mantır, Esma
    Din Arkeolojisi ve Göbekli Tepe: Disiplinlerarası Eleştirel Bir Yaklaşım, Bilal Toprak, İstanbul: MilelNihal Yayınları, 2020, 335 sayfa
  • Article
    Ekmeklik Buğdaya Salisilik Asit Uygulamasının Çimlenme Döneminde Kuraklık Stresine Etkisinin Belirlenmesi
    (Yüzüncü Yıl Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü Dergisi, 2022-08-30) Yılmaz, Melikşah; Kızılgeçi, Ferhat
    Tohum çimlenmesi ve fide oluşumu, bitki büyüme döngüsündeki en hayati aşamadır. Kuraklığa meyilli alanlarda, zayıf tohum çimlenmesi ve fide çıkışı başlıca problemlerdendir. Mevcut araştırma, iki ekmeklik buğday genotipine (DZ17-1 ve Empire Plus) farklı dozlarda salisilik asit uygulamasının çimlenme ve erken gelişim döneminde kuraklık stresine etkilerinin belirlenmesi amacıyla yürütülmüştür. Araştırma Şırnak Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarla Bitkileri Bölümü laboratuvarında tesadüf parsellerinde faktöriyel deneme desenine göre dört tekrarlamalı olarak kurulmuştur. Çalışmada, ekmeklik buğday genotiplerinin tohumlarına 0, 0.5 ve 1 mM SA uygulanmıştır. Tohumlar 5 farklı kuraklık stresi (0, -0.25, -0.50, -0.75, -1 MPa PEG 6000 çözeltisi) ortamında çimlendirilmiştir. Koleoptil uzunluğu, kök uzunluğu, fide boyu, çimlenme hızı ve çimlenme gücü özellikleri incelenmiştir. Araştırma sonuçlarına göre; artan kuraklık stresi incelenen tüm özellikler üzerinde olumsuz etkiye sahip olmuştur. Kuraklık koşullarında sadece 0.5 mM SA uygulaması çimlenme hızı ve çimlenme gücü özelliklerinde artırıcı etkiye sahip olduğu görülmüştür. Empire Plus çeşidinin kuraklık stresine daha toleranslı olduğu belirlenmiştir.
  • Book Review
    Ekrem Sarıkçıoğlu, Kanonik-Apokrif İncillere Göre Hz. İsa Ha-yatı ve Mesajı
    (Milel ve Nihal İnanç, Kültür ve Mitoloji Araştırmaları Dergisi, 2018-06-25) BAKIŞGAN, Muhammet Hanifi
    İnsanlık tarihinde krallar, bilim adamları, kahramanlar, komutan-lar, din kurucuları ve daha sayamadığımız birçok ünlü sima gelip geçmiştir. Şüphesiz bunlar arasında gerek yaşadıkları dönem içeri-sinde gerekse kendilerinden sonra devasa kitleleri etkileyen kişiler-den söz edilebilir. Bahsettiğimiz bu kimseler, din kurucularından başkaları değildir.
  • Book Review
    Fatih Özgökman, Tanrı’nın Ön Bilgisi ve İrade Özgürlüğü: Batı Düşüncesinde Fatalizm Problemi, (Elis, Ankara, 2015, 255 sayfa.)
    (Artuklu Akademi, 2018) Aydin, Beşir
    Tanrı’nın sonsuz bilgisinin insan iradesini önceden belirleyip belirlemediği dolayısıyla insan eylemlerinin özgürlüğü meselesi, tarih boyunca hem filozoflar hem de teologlar tarafından tartışılan bir sorun olmuştur. Bu sorun, her şeyi önceden bilmek anlamına gelen Tanrı’nın ön bilgisi ve insanın özgür iradesi olmak üzere iki öncülden meydana gelmektedir. Buna göre Tanrı’nın ön bilgisi, evrendeki her şeyi içine alan ve önceden belirleyen bir yapıya sahiptir. Bu sebeple Tanrı’nın, insanın gelecekte ne yapacağını da önceden belirlemiş olduğu sonucu ortaya çıkmaktadır. Bunun neticesinde Tanrı’nın ön bilgisi karşısında özgür iradeye sahip olmadığımız anlamına gelen Fatalizm kavramı doğmaktadır. Ancak Tanrı, kutsal metinlerde insanın eylemlerinde özgür olduğunu ve onu yaptıklarından sorumlu tutacağını bildirmektedir. Bu anlamda birbiriyle çelişkili görünen Tanrı’nın ön bilgisi ve insanın özgür iradesi, zaman zaman bir paradoks olarak tanımlanmış ve düşünürleri ciddi manada meşgul etmiştir. Bu sebeple düşünürler, problem karşısında çeşitli çözüm önerileri geliştirmek zorunda kalmışlardır. Filozof ve teologların üzerinde çokça uğraştığı bu sorun, sadece İslam düşüncesinde kelamcılar tarafından tartışılmamış, aynı zamanda Ortaçağ Hristiyan düşüncesinde de tartışılmaya değer bir konu olmuştur.