Selçukoğlu, Ahmet
Loading...
Profile URL
Name Variants
Job Title
Prof. Dr.
Email Address
ahmetselcukoglu@artuklu.edu.tr
Main Affiliation
Department of History / Tarih Bölümü
Status
Current Staff
Website
ORCID ID
Scopus Author ID
Turkish CoHE Profile ID
Google Scholar ID
WoS Researcher ID
Sustainable Development Goals
17
PARTNERSHIPS FOR THE GOALS

0
Research Products
2
ZERO HUNGER

0
Research Products
5
GENDER EQUALITY

1
Research Products
6
CLEAN WATER AND SANITATION

0
Research Products
13
CLIMATE ACTION

0
Research Products
10
REDUCED INEQUALITIES

0
Research Products
16
PEACE, JUSTICE AND STRONG INSTITUTIONS

0
Research Products
8
DECENT WORK AND ECONOMIC GROWTH

0
Research Products
15
LIFE ON LAND

0
Research Products
3
GOOD HEALTH AND WELL-BEING

0
Research Products
9
INDUSTRY, INNOVATION AND INFRASTRUCTURE

0
Research Products
14
LIFE BELOW WATER

0
Research Products
4
QUALITY EDUCATION

0
Research Products
1
NO POVERTY

0
Research Products
7
AFFORDABLE AND CLEAN ENERGY

0
Research Products
11
SUSTAINABLE CITIES AND COMMUNITIES

0
Research Products
12
RESPONSIBLE CONSUMPTION AND PRODUCTION

0
Research Products

Documents
1
Citations
0
h-index
0

Documents
0
Citations
0

Scholarly Output
9
Articles
7
Views / Downloads
38/568
Supervised MSc Theses
2
Supervised PhD Theses
0
WoS Citation Count
0
Scopus Citation Count
0
WoS h-index
0
Scopus h-index
0
Patents
0
Projects
0
WoS Citations per Publication
0.00
Scopus Citations per Publication
0.00
Open Access Source
9
Supervised Theses
2
Google Analytics Visitor Traffic
| Journal | Count |
|---|---|
| Genel Türk Tarihi Araştırmaları Dergisi | 2 |
| Dicle Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi | 1 |
| Tarih Okulu Dergisi | 1 |
| Turkish Studies (Elektronik) | 1 |
| Türk Kültürü ve Hacı Bektaş Veli Araştırma Dergisi | 1 |
Current Page: 1 / 1
Scopus Quartile Distribution
Competency Cloud

9 results
Scholarly Output Search Results
Now showing 1 - 9 of 9
Article Türklerin İslamlaşmasında Ticaretin Ve Müslüman Tüccarların Rolü(2024) Selçukoğlu, Ahmet; Hacımustafaoğlu, AyşeTürk halkları, yaşam tarzları gereği sıkça yer değiştirdikleri için çok sayıda din ve inanç sistemleriyle etkile-şim halinde bulunmuşlar; bu sayede kendisine özgü bir iman, toplumsal yapı ve yaşam tarzı geliştirmişlerdir. Bu çerçevede Türkler İslamiyet’ten önce Budizm, Maniheizm ve Totemcilik gibi inanç sistemlerine bağlanmış olsa-lar da Türk inanç sisteminde belirgin olan tek Tanrı anlayışı onların semavi bir dine intibakını kolaylaştırmıştır. Her ne kadar Yahudilik ve Hristiyanlık gibi semavi dinler Türkler arasında sınırlı ölçüde taban bulmuş ise de İslamiyet'in oluşturduğu etkiyle kıyaslanamaz. Özellikle 9. ve 10. asırlarda Türkler arasında hızlı şekilde yayıl-maya başlayan İslamiyet, askeri ve siyasi faaliyetler dışında iktisadi ve kültürel etkileşimlerle de geniş bir kitle-sel tabana kavuşmuştur. Kaynaklardan açıkça anlaşılmaktadır ki, erken dönemlerden itibaren siyasi gelişme-lerden bağımsız olarak Uzakdoğu’ya kadar yayılan Müslüman tacirler sadece ticari ürünleri değil, inançlarını ve kültürlerini de taşımışlardır. Böylece Türk ülkelerine serbestçe girip çıkan Müslüman tüccarlar, bir yandan ürün değişimi ve dolaşımını temin ederken diğer yandan Türklerle İslam dünyası arasındaki dini ve kültürel mübadelenin gönüllü aracıları olmuşlardır. Bu makalede, Türk coğrafyasından seyreden ticaret güzergâhı üze-rinde faal olan Müslüman ticaret erbabının, Türk kavimleri arasındaki tebliğ ve irşad faaliyetleri ile bu faaliyet-lerin Türklerin kitlesel olarak İslamiyet’i kabul etmelerindeki etkisi tartışılacaktırArticle Bloodless Executions in the Seljukid State Tradition: The Procedures and Principles of Choking With Bowstring and Drawing Iron Rod To Eyes(Selcuk Univ, Fac Letters, 2025) Selcukoglu, AhmetIn medieval sources, two popular liquidation methods are mentioned that were frequently applied by Turkish nations, especially in the context of sovereignty conflicts: Strangling with a bowstring and pulling a hot iron rod to the eyes. In the steppe law, the red lines regarding not shedding the blood of the dynasty members brought to the forefront alternative methods for dealing with the defeated opponent, and strangulation was used as a functional execution method because it achieved the goal without shedding blood. Although the strangling process is carried out with different tools and techniques, bows, one of the most important instruments of Turkish daily life, are the most frequently used tools for this purpose. Among the Turkish states, the Seljuks were one of the states that most frequently used the punishment of strangulation with a bowstring and carried this ancient steppe custom to distant areas of domination. However, after the Seljuks' interaction with Iran, Anatolia and the Islamic world, a different method of elimination began to become more popular and was frequently used in struggles for dominance. In this execution method, which is described in the sources as drawing an iron rod into the eyes, the aim was to heat a long stick called "mil" in the fire and hold it to the eyes from a certain distance, thus causing the victim to lose his ability to see. This article aims to examine the practices of strangulation with a bowstring and drawing a hot iron rod to the eyes, which are frequently mentioned as a type of bloodless execution in the sources, within the context of logic, method and technique within the framework of the Turkish steppe law and sovereignty concept using examples from the Seljuk period.Master Thesis Orta Çağ İslâm devletlerinde şehir kuşatma ve savunma stratejileri (11.-13. yüzyıllar)(Mardin Artuklu Üniversitesi, 2023) Çelik, Melek; Selçukoğlu, AhmetSavaşlar, şehir kuşatmaları veya savunmaları, geçmişte yaşamış olan insan topluluklarının hayatlarını olumsuz yönde etkileyen olayların başında yer almıştır. Fakat belirli bir amaç doğrultusunda ilerlemek isteyen devletler için bu durum değişkenlik göstermiştir. Bu bağlamda Orta Çağ tarihine bakıldığında aslında bu çağın bir savaşlar çağı olarak nitelendirilebileceği fark edilecektir. Zira Orta Çağ'da hüküm sürmüş olan devletler bir sahaya egemen olmak ve bu egemenliği sağlamlaştırıp, genişletmek gayesiyle sürekli bir mücadele halinde olmuşlardır. Nitekim konumuzun odak noktasında da bu egemenlik mücadelelerinin sebebiyet verdiği şehir kuşatma ile savunma stratejileri yer almaktadır. Bu çalışmada Orta Çağ tarihinde 11. ve 13. yüzyıllar arasında İslâm devletleri tarafından gerçekleştirilen şiddetli şehir kuşatmaları ile savunmalarının olumlu neticelenmesi için öncesinde ve esnasında uygulanan stratejik hamleler aktarılmaya çalışılacaktır. Bu amaç doğrultusunda kuşatma veya savunmaya maruz kalmış olan bazı tarihsel örnekler (şehirler) üzerinden konu detaylarıyla işlenecektir. Ancak bu konuya girmeden evvel Orta Çağ İslâm şehirlerinin genel özellikleriyle birlikte bu şehirlerin içinde bulunan fiziki yapılar hakkında bilgi verilecektir. Bunun yanı sıra yapılmış olan şiddetli şehir kuşatmaları ile savunmaları esnasında stratejik bir hamle olarak kullanılan ve yapılan kuşatma ile savunmanın akıbetini belirleyen askerî teçhizat malzemelerine dair açıklama yapılacaktır.Article Selçuklu Çağında Zehirle Suikast Üzerine Notlar(2018) Selçukoğlu, AhmetSelçuklu Çağı, Türk tarihinin en hareketli dönemlerinden biri olmuştur. Buhareketlilik, siyasi ihtiraslar ve saltanat kavgaları bağlamında da kendini göstermiştir.Türk devlet geleneğinde yasayla kayıt altına alınmış bir başa geçme sistemiolmadığından hükümdarlar ve halefleri arasındaki mücadelede rakibi savaşla bertarafetme dışında farklı yöntemler uygulanmıştır. Tahta geçmek için rakibini zehirleöldürme, bu süreçte en kesin çözüm yollarından biri olarak görülmüş ve yaygın olarakkullanılmıştır. Baba, oğul ve kardeşler arasında muhteris idare adamlarının da telkini veteşvikiyle gerçekleşen bu durum, devletin güçlü olduğu dönemlerde siyasi boşluklara yada fetret devirlerine sebep olduğundan devletin bekasını olumsuz etkilemiştir. Zehirleöldürmenin, hanedan üyeleri dışında ümerâ ve ekâbir arasındaki rekabette de en yaygınbertaraf etme metodu olduğu görülmektedir. Dolayısıyla bu olayların anlatılması,Selçuklu Çağı’nın kriminal haritasının büyük ölçüde ortaya çıkmasını sağlayacaktır. Bumakalede, Selçuklular zamanında zehirle suikast yönteminin detayları, usul ve esaslarıortaya konmaya çalışılacaktır.Article TÜRK/MOĞOL DEVLET VE TOPLUM TÖRESİNDE LEVİRAT EVLİLİKLER VE UYGULAMA ESASLARI(Genel Türk Tarihi Araştırmaları Dergisi, 2022) Kütük, AhmetTarihte bozkır karakterli halkların gelenek ve yaşam biçimleri diğer topluluklara kıyasla değişime daha dirençli bir yapı arz etmiştir. Bu halklar yaşam tarzları, kültürleri ve geleneklerini töre/yasa adı altında bir sözlü anayasa gibi uzun süre muhafaza etmişlerdir. Bu yaşam tarzından beslenen Türk/Moğol uluslarında evlenme pratikleri de aynı şekilde yaşatılmıştır. Bu çerçevede, sıra dışı bir uygulama olarak levirat evlilikler katı gelenekçi bir anlayışla sürdürülmüş, fetihçi bir anlayışa sahip olan bu uluslar eliyle farklı coğrafyalara taşınmıştır. Hem devlet hem halk nezdinde gerçekleşen bu evlilikler, ölen erkeğin ardından onun yakın akrabalarından birinin (kardeş, evlat, yeğen vs.) dul kalan eşle evlenmesi esasına dayanmaktadır. Uygulama mantığı açısından değerlendirildiğinde bu tip evliliklerin, ailenin ve mirasın bölünmemesi, dul kalan kadının ve yetim kalan çocukların sahipsizlik ve çaresizlik duygusunu yaşamamaları gibi duygusal durumlar dışında siyaseten güç devşirme, meşruiyet kazanma gibi amaçlarla da gerçekleştirildiği söylenebilir. Bu çalışmada farklı zamanlarda, farklı coğrafyalarda hüküm sürmüş olan bozkır karakterli Türk/Moğol ulusları arasındaki levirat evlilik örnekleri anlatılacak, bu örnekler üzerinden geleneğin mantığı ve temel esasları tespit edilmeye çalışılacaktır.Article XIX. Asır Batılı Seyyah Ve Diplomatiklerin Gözüyle Diyarbakır’da Ticaret, İmalat Ve İhracat(2024) Selçukoğlu, AhmetXIX. Asırda Diyarbakır, diğer bütün Mezopotamya kentleri gibi çok sayıda yabancı seyyah ve devlet adamını ağırlamıştır. Osmanlı’nın doğu sınır hattında kritik bir eyalet merkezi olması, kendine özgü bir mimari ve yerleşim düzenine sahip bulunması, çok çeşitli dini ve etnik nüfusu barındırması, doğuya açılan yolların ana duraklarından birini teşkil etmesi gibi etkenler bu asırda birçok Batılı kâşif ve gezginin dikkatini Diyarbakır’a yönlendirmesine sebep olmuştur. Şehri külli bir tahlile tabi tutan seyyahlar diğer birçok detayla birlikte kentin bu asırdaki ticari, sınai ve zirai potansiyeli, ekonomik işgücü, üretim ve ihracat dinamiği gibi hususlarda da bilgiler sunmuşlardır. Bu makale, 19. yüzyılda şehri ziyaret eden Batılı seyyahların ve yolu Diyarbakır'dan geçen yabancı diplomatların seyahat notlarında yer alan imalat, ticaret ve ihracata dair bilgileri bir araya getirerek Diyarbakır'ın söz konusu yüzyıldaki ekonomik faaliyetleri hakkında genel bir çerçeve oluşturmayı amaçlamaktadırMaster Thesis Orta çağ seyahatnameleri ve coğrafi eserlerine göre giyim kuşam geleneği (IX.-XV. yüzyıl)(Mardin Artuklu Üniversitesi, 2023) Önek, Rahime; Selçukoğlu, Ahmetİnsanların en temel ihtiyaçlarından biri giyinmektir. Bu nedenle insanların giyim kuşamı geçmişten günümüze evrilerek devam eden bir durumdur. Tarihi süreçlere bakıldığında ilk zamanlarda insanların çeşitli etkenlerden korunmak amacıyla vücudunu örttüğü/giyindiği fakat sonraki dönemlerde bambaşka anlam ve amaçlarla örtünmeye/giyinmeye başladığı görülür. İnsanların giyinmeye ne zaman başladığı, nasıl giyindiği, bunun için nelerden yararlandığı gibi pek çok konu büyük bir merak uyandırmaktadır. Literatür incelemesi yapıldığında bu konuyla ilgili birçok çalışmanın var olduğu görülür. Ancak seyyahların gözüyle giyim kuşama dair aktarılanlar işin bir başka bir boyutunu sunmaktadır. Orta Çağ dönemindeki seyahatnameler ve bunlardan beslenen coğrafi eserlerde dönemin giyim kuşamına dair bilgiler günümüze ışık tutmaktadır. Zira seyyah ve coğrafyacılar bizzat şahit oldukları veya kimi zaman onlar da kendilerinden önceki müelliflerden aldıkları bilgilerle kendilerinden sonraki insanların meraklarına cevap vermektedir. Seyyahların yerinde görme ve inceleme bağlamında yaptıkları gözlemler doğrultusunda Orta Çağ dünyasında insanların neler giyinip kuşandığı, bunlar için nelerden ve nasıl yararlandığı, bunların ticaretinin nasıl yapıldığı, diplomaside kullanımının nasıl olduğu gibi daha pek çok konu hakkında önemli bilgiler elde edilmektedir. Böylece insanların cinsiyetini, statülerini, içinde bulunduğu toplumun algısını, inançlarını, gelenek ve göreneklerini, iktisadi durumunu, kültürünü, psikolojisini hatta gücünü giyim kuşamla nasıl ifade edilebildiği gibi giyinmenin başka boyutlarını ortaya koymaktadır. Bu durum sosyal tarihçilik için birer veri kaynağı olarak araştırmacılar için büyük bir önem taşımaktadır.Article Nureddin Mahmud Zengi’nin Kuzey Sınırındaki Müslüman Devletlerle İlişkileri (1146-1174)(2019) Selçukoğlu, Ahmetİmadüddin Zengi’nin ölümünden sonra Haleb ve Musul olarak ikiana şubeye ayrılan Zengi Atabeyliği, Haleb hâkimi Nureddin MahmudZengi’nin akıllı idaresi ve cesareti sayesinde bir asır daha bu bölgedevarlığını güçlü bir şekilde sürdürmüştür. Nureddin, babasının ölümünüfırsat bilerek Suriye ve el-Cezire topraklarına girmeye çalışanrakipleriyle giriştiği egemenlik mücadelesini kazanarak ülkesine yönelentüm tehditleri bertaraf etmeyi başarmıştır. Öncelikle kuzey sınırındaHaçlıları işlevsiz hale getirdikten sonra bölgeye egemen olmaya çalışanSelçuklu ve Artuklu gibi Müslüman devletlere karşı hassas bir politikatakip etmek zorunda kalmıştır. Bölgedeki en ciddi rakibi Selçuklularakarşı gerek I. Mesud gerekse onun oğlu II. Kılıç Arslan zamanındaişlevsel bir politika takip ederek bu devletin Anadolu’nun doğusuna veel-Cezire bölgesine sarkmasını engellemiştir. Özellikle II. Kılıç Arslan iledöneminde Selçuklularla sık sık karşı karşıya gelen Nureddin, onunDanişmend coğrafyası üzerindeki uzak hedefleri önünde en büyük engelolmuştur. Bununla birlikte Nureddin, kuzey sınırındaki Müslümandevletlerle ilişkilerini tamamiyle bir düşmanlık politikası üzerine tesisetmemiş, aynı bölgede faaliyet gösteren gayr-ı müslim devletlere karşıittifak kurmak için zaman zaman tolere edilebilecek bir rekabetpolitikası takip etmiştir. Bu makalede kaynaklarda yer alan bilgilerüzerinden Nureddin’in, kuzey sınırına yerleşen Müslüman devletlerlegiriştiği hâkimiyet mücadelesi anlatılmaya çalışılacak ve onun yaklaşık30 yıllık saltanat süresi boyunca bölgede takip ettiği siyasetin esaslarıortaya konmaya çalışılacaktır.Article MİSTİK VE İDEOLOJİK SÖYLEM BAĞLAMINDA BABA İSHÂK VE MAHMUD TARABÎ İSYANLARININ MÜŞTEREK ZEMİNİ(Türk Kültürü ve Hacı Bektaş Veli Araştırma Dergisi, 2022) Selçukoğlu, Ahmet7./13. asır başlarından itibaren Moğol istilasının oluşturduğu panik ve anarşi ortamı, İslam dünyasında onlara karşı koyacak bir “kurtarıcı” bekleme düşüncesini kuvvetlendirmiş, bu çerçevede peygamber ve mehdi figürlü bazı ayaklanma hadiseleri vuku bulmuştur. Bu tür isyanlara iştirak eden ve dönem itibariyla İslamiyet’in kitabî esaslarını kavrama konusunda isteksiz görünen göçebe Türkler, farklı coğrafyalarda eş zamanlı olarak meydana gelen Baba İshâk ve Mahmud Tarabî isyanlarına da kitlesel bir teveccüh göstermişlerdir. Türklerin katılımıyla bastırılması güç bir boyuta evrilen bu isyanlar, resmî ideoloji ile göçebe kitleler arasında zihinsel ve duygusal uçurumların oluşmasına, derviş dindarlığı ile medrese skolastiği arasındaki rekabet ve çekişmenin daha da derinleşmesine sebep olmuştur. Her iki isyandaki ortak söylemler, aslında önceki dönemlerde Türklerin iştirak ettiği dini karakterli isyanlarla benzeşir. Bâbek elHürremî ve Mukanna el-Horasanî isyanları buna verilecek en önemli iki örnektir. Bu toplumsal hadiselerin hemen hepsinde isyanın liderleri şahsında ulûhiyet ve peygamberlik figürleri ile tezyin edilen bir Müslüman Şaman karakteri kendini göstermiş ve her biri, bir önceki neslin belleğinin sonraki nesle aktarılmasının bir tezahürü şeklinde ortaya çıkmıştır. Gerek Tarabî gerekse Babaî isyanında aynı argümanların kullanılmış olması dikkat çekicidir. İsyanların birbirine yakın kronolojisi, ortak söylemleri ve birbiriyle önemli ölçüde benzeşen lider portresi, her iki hareketin aynı sözlü bellekten beslendiğine işaret etmektedir. Her ne kadar ayaklanmaların ayırt edici özellikleri hakkında çok az şey bilinse de resmî ideolojinin savunucuları olan dönemin müellifleri eliyle tutulan kayıtlarda gerek Mahmud Tarabî gerekse Baba İshak birer sahtekâr, onlara uyanlar da cahil güruhlar olarak tasvir edilir. Bu makalede, Orta Çağ’da aynı tarihte farklı coğrafyalarda meydana gelmiş bulunan dini nitelikli iki isyanın karşılaştırmalı analizi yapılarak her ikisinin beslendiği müşterek bellek ve söylemler ortaya konmaya çalışılacaktır.

