Kur’ân Vahyi ve Tefkîk Teorisi
Loading...

Date
2025
Authors
Journal Title
Journal ISSN
Volume Title
Publisher
Open Access Color
OpenAIRE Downloads
OpenAIRE Views
Abstract
The deconstruction method was developed by French philosopher Jacques Derrida (d. 2004) in 1966, during the postmodern era when widespread ideologies such as capitalism, existentialism, and Marxism were prevalent. Initially focusing on literary texts, this approach later began to encompass sacred texts as well. Deconstruction is based on the processes of dismantling and reconstructing language, aiming to understand metaphysical perspectives within a text by breaking them down to the greatest possible extent. Later, secular thinkers in the Islamic world demanded that the Qur'an be interpreted using this method. This is because, according to them, the Holy Quran is no different from any human text and is subject to critical readings in the same way. This work, the infinity and multiplicity of meaning, the arbitrary relationship between dâl (word) and medlûl (meaning), the death of the author, the risk of not believing in sacred things, values, principles, and even certain knowledge, its perception of unconditional freedom, the discovery of the forbidden, the revelation of the inner face of the unthinkable, and the claim that truths are relative and meanings are infinite. The study emphasizes the nature of the Qur'an, its universal meanings, and its special qualities that serve its fundamental purposes, demonstrating that this method is not suitable for interpreting the Qur'an, as the Qur'an is a divine revelation.
Tefkîk (yapısöküm) yöntemi, Fransız filozof Jacques Derrida (ö.2004) tarafından 1966 yılında, kapitalizm, varoluşçuluk ve marksizm gibi yaygın ideolojilerin yayıldığı postmodern dönemde ortaya çıkmıştır. Başlangıçta edebî metinlere odaklanan bu yaklaşım, daha sonra kutsal metinleri de kapsamaya başlamıştır. Tefkîk, dilin parçalarına ayrılması ve yeniden inşası süreçlerine dayanır ve metin içindeki metafizik bakış açılarını mümkün olan en ileri düzeyde parçalayarak anlamayı amaçlar. Daha sonra İslam dünyasında seküler düşünürler, Kur’an’ın bu yöntemle yorumlanmasını talep etmişlerdir. Çünkü onlara göre Kur’an-ı Kerim, herhangi bir beşerî metinden farklı değildir, aynı şekilde eleştirel okumalara tabidir. Bu çalışma, anlamın sonsuzluğu ve çokluğu, dâl (lafız) ile medlûl (mana) arasındaki keyfi ilişki, yazarın ölümü, onun kutsal şeylere, değerlere, ilkelere hatta kesin bilgiye inanmama riski, kendisini kayıtsız şartsız bir özgürlüğe sahip görmesi, yasak olanın keşfini, düşünülemez olanın iç yüzünün ortaya çıkarılmasını, gerçeklerin göreceli ve anlamların sonsuz olduğu iddiasını taşıması gibi temel hususları inceleyerek, bu yaklaşımın Kur’an tefsirinde uygulanmasının tehlikelerini ortaya koymayı amaçlamaktadır. Çalışma, Kur’an’ın doğası ve evrensel anlamları ile temel amaçlarına hizmet eden özel niteliklerini vurgulayarak, bu yöntemin Kur’an’ı yorumlamada uygun olmadığını göstermektedir; zira Kur’an, ilahî kaynaklı bir vahiydir.
Tefkîk (yapısöküm) yöntemi, Fransız filozof Jacques Derrida (ö.2004) tarafından 1966 yılında, kapitalizm, varoluşçuluk ve marksizm gibi yaygın ideolojilerin yayıldığı postmodern dönemde ortaya çıkmıştır. Başlangıçta edebî metinlere odaklanan bu yaklaşım, daha sonra kutsal metinleri de kapsamaya başlamıştır. Tefkîk, dilin parçalarına ayrılması ve yeniden inşası süreçlerine dayanır ve metin içindeki metafizik bakış açılarını mümkün olan en ileri düzeyde parçalayarak anlamayı amaçlar. Daha sonra İslam dünyasında seküler düşünürler, Kur’an’ın bu yöntemle yorumlanmasını talep etmişlerdir. Çünkü onlara göre Kur’an-ı Kerim, herhangi bir beşerî metinden farklı değildir, aynı şekilde eleştirel okumalara tabidir. Bu çalışma, anlamın sonsuzluğu ve çokluğu, dâl (lafız) ile medlûl (mana) arasındaki keyfi ilişki, yazarın ölümü, onun kutsal şeylere, değerlere, ilkelere hatta kesin bilgiye inanmama riski, kendisini kayıtsız şartsız bir özgürlüğe sahip görmesi, yasak olanın keşfini, düşünülemez olanın iç yüzünün ortaya çıkarılmasını, gerçeklerin göreceli ve anlamların sonsuz olduğu iddiasını taşıması gibi temel hususları inceleyerek, bu yaklaşımın Kur’an tefsirinde uygulanmasının tehlikelerini ortaya koymayı amaçlamaktadır. Çalışma, Kur’an’ın doğası ve evrensel anlamları ile temel amaçlarına hizmet eden özel niteliklerini vurgulayarak, bu yöntemin Kur’an’ı yorumlamada uygun olmadığını göstermektedir; zira Kur’an, ilahî kaynaklı bir vahiydir.
Description
ORCID
Keywords
Din Bilimi, Bilim Felsefesi Ve Tarihi
Fields of Science
Citation
WoS Q
Scopus Q
Source
Artuklu Akademi
Volume
12
Issue
2
Start Page
661
End Page
679
