Distopyalarda Siyasal ve Sosyal Kurumlar
No Thumbnail Available
Date
2024
Authors
Journal Title
Journal ISSN
Volume Title
Publisher
Open Access Color
OpenAIRE Downloads
OpenAIRE Views
Abstract
Coğrafi keşifler ve sonrasında yaşanan bilimsel ve teknik gelişmeler, ütopyaların yazılmasına ortam hazırlamıştır. Bilimsel gelişmelerin korkutucu bir hal alabileceğinin anlaşıldığı 20. yüzyılda ise yeni bir tür olarak distopyalar belirmiştir. Aralarındaki benzerliklere rağmen distopyalar, birçok yönden ütopyadan farklıdır. Ütopyalar, daha iyi bir yaşam tasarımı sunmayı amaçlıyorken distopyaların, var olması muhtemel olmayan kötü yaşam dizaynlarını sunmaya çalışmaları en temel farklılıkları kabul edilebilir. İnsanların bir arada yaşamalarının bir sonucu olarak ortak yaşam kalıpları sunmak amacıyla ortaya çıkan kurumlar, bireylerin hangi faaliyetleri hangi koşullar altında yapmaları gerektiğini de açıklayan yapılardır. Bu yapılar, günümüzde siyasal ve sosyal yaşantının ayrılmaz bir parçasıdır. Devlet, uzun evrimle bir süreç neticesinde oluşmuş, siyasal ve sosyal kurumları bünyesinde barındıran kurumlar üstü bir yapıdır. Yasama, yürütme ve yargı ise devletin görünürlüğünü arttıran erkler olarak işlevseldirler. Güvenlik, eğitim, sağlık, aile ve din ise devletle birlikte siyasal ve sosyal yaşantının merkezinde yer alan kurumlardır. İnsan yaşantısında çok geniş yer kaplayan bu kurumları siyasal ve sosyal olarak ayırmak imkânsız görünmektedir Günümüzde her alanda varlıklarını hissettiğimiz kurumların Batı ve Türkiye distopyalardaki varlığı ve işlevselliğinin farklı olduğu savı, bu tezin sorunsalını oluşturmaktadır. Zira Batı distopyalarından seçilen örnekler ile Türkiye distopya yazınından seçilmiş örnekler karşılaştırıldığında aralarındaki işlevselliğin farklılık taşıdığı görünmektedir.
Age of Dicovery and subsequent scientific and technical developments paved the way for the writing of utopias. In the 20th century, when it became clear that scientific developments could become frightening, dystopias emerged as a new genre. Despite their similarities, dystopias differ from utopias in many ways. While utopias aim to offer a better life design, dystopias try to present bad life designs that are unlikely to exist. Institutions that emerged to provide common life patterns as a result of people living together are structures that explain which activities individuals should do and under what conditions. These structures are an integral part of political and social life today. The state is a supra-institutional structure that was formed as a result of a long evolutionary process and includes political and social institutions. Legislative, executive and judiciary are functional as powers that increase the visibility of the state. Security, education, health, family and religion are institutions that are at the center of political and social life, along with the state. It seems impossible to separate these institutions, which take up a wide area in human life, as political and social. The thesis that the existence and functionality of the institutions, whose existence we feel in every field today, are different in the Western and Turkish dystopias, constitutes the problematic of this thesis. When the examples selected from Western dystopias are compared with the examples selected from Turkish dystopia literature, it appears that the functionality between them differs.
Age of Dicovery and subsequent scientific and technical developments paved the way for the writing of utopias. In the 20th century, when it became clear that scientific developments could become frightening, dystopias emerged as a new genre. Despite their similarities, dystopias differ from utopias in many ways. While utopias aim to offer a better life design, dystopias try to present bad life designs that are unlikely to exist. Institutions that emerged to provide common life patterns as a result of people living together are structures that explain which activities individuals should do and under what conditions. These structures are an integral part of political and social life today. The state is a supra-institutional structure that was formed as a result of a long evolutionary process and includes political and social institutions. Legislative, executive and judiciary are functional as powers that increase the visibility of the state. Security, education, health, family and religion are institutions that are at the center of political and social life, along with the state. It seems impossible to separate these institutions, which take up a wide area in human life, as political and social. The thesis that the existence and functionality of the institutions, whose existence we feel in every field today, are different in the Western and Turkish dystopias, constitutes the problematic of this thesis. When the examples selected from Western dystopias are compared with the examples selected from Turkish dystopia literature, it appears that the functionality between them differs.
Description
Keywords
Siyasal Bilimler, Political Science
Turkish CoHE Thesis Center URL
Fields of Science
Citation
WoS Q
Scopus Q
Source
Volume
Issue
Start Page
End Page
120