Untitled
Untitled
Yükleniyor...
Abstract
yüzyıl imparatorlukların dağılmaya başladığı, milliyet, etnik aidiyet gibi kavramların ön plana çıktığı ve etnik aidiyete dayalı ayrışmaların yaşandığı bir yüzyıl olmuştur. Avrupa’da olduğu gibi Avrupa dışında da çok uluslu imparatorluklardan kopmalar oldu ve yeni ulus devletler oluşmaya başlamıştır. Meydana gelen bu değişimlerden Osmanlı Devleti’nin çok uluslu yapısı da etkilenmiştir. İmparatorluktan kopmaları engellemek isteyen Osmanlı hükümeti merkezi yönetimi güçlendirmek amacıyla bir dizi reform hayata geçirmiş ve neticede özerk Kürt mirlerini de ortadan kaldırarak merkezi güçlendirmeye çalışmıştır. Mirlerin tarih sahnesinden silinmesiyle onların yerlerini bir başka güç olan şeyhler doldurmaya başlamıştır. Bölgede kaos ve kargaşanın hâkim olduğu bu dönemde Hakkari’de Sadatê Nehri şeyhlerinden Şeyh Ubeydullah ön plana çıkmıştır. Şeyh Ubeydullah, 1880 yılında Osmanlı ve özellikle de İran’ın kötü yönetimlerinden şikâyet etmiş ve nihayetinde de kendi yöntemleri ile bu kötü gidişata dur demek için ayaklanmıştır. Ayaklanma her ne kadar şeyh açısından başarısızlıkla sonuçlanmışsa da bugün akademik çevrelerde şeyhin amacının ne olduğu hala tartışılmaktadır. Kimi çevreler şeyhi bir Kürt milliyetçisi olarak algılayıp, amacının bir Kürt devleti kurmak olduğunu iddia edip tasvir ederken, diğer bir kesim şeyhin hareketinin İslami/Sünni bir karakter taşıdığını ve İran Kürdistan’ını da Osmanlı’ya bağlama çabasında olduğunu iddia etmiştir. Bu iddiaların gerçeklik derecesinin ne olduğu, şeyhin İran ve Osmanlı’ya başkaldırısında neleri hedeflediği, bölgede görev yapan batılı misyoner ve konsolosluk memurlarının ve özellikle Osmanlı resmi makamlarının yazışma ve raporları doğrultusunda irdelenerek açıklanmaya çalışılmıştır.
Description
Keywords
Political Science, ART, Humanities, Physics
Fields of Science
Citation
WoS Q
Scopus Q
Volume
6
Issue
3
Start Page
End Page
Collections
Yükleniyor...
