MAÜ GCRIS Standart veritabanının içerik oluşturulması ve kurulumu Research Ecosystems (https://www.researchecosystems.com) tarafından devam etmektedir. Bu süreçte gördüğünüz verilerde eksikler olabilir.
 

Şafiî Mezhebinin Temel Kavramlarından “kavl” ve İlgili Istılahların Kullanımı ve İşlevi

No Thumbnail Available

Date

2021

Journal Title

Journal ISSN

Volume Title

Publisher

Open Access Color

OpenAIRE Downloads

OpenAIRE Views

Research Projects

Organizational Units

Journal Issue

Events

Abstract

Şâfiî mezhebi çeşitli evrelerden geçmiştir. Bunların birincisi Şâfiî’nin bizzat kendisinin yaşadığı değişim ve gelişmeler neticesinde oluşan fıkıh birikimi evresidir. Bu “kavl” diye nitelenmekte olup mezhepteki ihtilafların da temelini oluşturmaktadır. Ardından Şâfiî’nin talebelerinin ve onlardan sonraki fakihlerin görüşlerinin ortaya çıktığı dönem gelir. Bu da mezhepteki ihtilaf noktalarından birini teşkil etmekte olup “vecih” diye nitelenen birikimin oluştuğu dönemdir. Hicri dördüncü asır itibariyle mezhep birikiminin aktarımında ortaya çıkan farklılıklara dayalı olarak Irak ve Horasan tariklerinin ortaya çıkması, mezhebin farklı iki çizgiye ayrılmasına sebep olmuştur. Daha sonra bu durum, bazı Şâfiî fakihlerin görüş farklılıklarını azaltma, onların arasını bulup uzlaştırma faaliyetinin içine girmesine, böylece telif dönemi denilen bir sürecin başlamasına sebep olmuştur. Şâfiî, kendi döneminin ilim merkezlerinin tamamını dolaşmış ve buralardaki âlimlerden istifade edip çeşitli görüş ve anlayışları bizzat temsilcilerinden tanıma fırsatı bulmuştur. Dolayısıyla bunları inceleme, değerlendirme ve tenkit etme imkânına da sahip olmuştur. Bu süreç içinde Şâfiî’nin bu görüşlerden belirli bir dereceye kadar etkilenmesi de doğaldır. Bu bağlamda Şâfiî’nin Mısır’a gittikten sonra, Hicaz ve Irak’ta ortaya koyduğu eski görüşlerini yeniden gözden geçirmesi ve yeni görüşlerini ortaya koymasının sebeplerine dair, ilim adamları tarafından çeşitli değerlendirmeler yapılmıştır. Kimisi bunun sonradan müttali olduğu bazı hadislere dayalı bir değişim olduğunu söylerken, kimisi de bunun hocası İmam Malik’in onun üzerindeki etkisinin kalkmasına dayalı olduğunu iddia etmiştir. Diğer bazı ilim adamlarına göre ise, yaşadığı süre içinde değiştirdiği mekân ve çevre faktörü bu değişime sebep olmuştur. Şâfiî’nin, çeşitli sebeplerden dolayı gerek kendi eserlerinde gerekse onun talebeleri ve sonraki mezhep alimleri tarafından ondan nakledilenler arasında, aynı mesele ile ilgili farklı görüşlerinin ortaya çıktığı görülmektedir. Bu da diğer mezhep mensupları tarafından çeşitli değerlendirmelere, hatta ithamlara sebep olmuştur. Bu ithamlara cevap mahiyetinde ve işin hakikatini ortaya koyma açısından konu ele alınmış ve neden Şâfiî’den aynı mesele ile ilgili farklı görüşlerin nakledildiğinin gerekçeleri ortaya konmaya çalışılmıştır. Şâfiî’nin Irak’ta ortaya koyduğu görüşlerinden çoğunlukla vazgeçtiği ve Mısır’da yeni mezhebini oluşturduğu, hatta bazı ifadelerinde bunu dile getirdiği, bu sebeple kavl-i cedid türünden bir görüşü bulunduğunda mezhebinin o olacağı ve amelin ona göre olacağı prensip olarak kabul edildiğinden kadim – cedîd şeklindeki ayırım da son derece önem kazanmaktadır. Bir konuda Şâfiî’den sadece kavl-i kadim veya kavl-i cedid nakledilmişse onunla amel edilir. Ancak bir konuda Şâfiî’nin birden fazla kavli varsa; kavl-i kadim ve kavli cedid tearuz ettiğinde, prensip olarak kavl-i cedide göre amel edilir. Zira Şâfiî’nin kavl-i kadimden rücu ettiği kabul edilir. Ancak kavl-i kadimi destekleyen ve muarızı bulunmayan bir sahih hadis varsa bu durumda kavl-i kadim tercih edilir. Şayet Şâfiî’nin bir konudaki kavillerinin tamamı kadim veya cedîd türünden ise bu durumda sonuncusu veya Şâfiî’nin tercih ettiği ile amel edilir. Eğer Şâfiî, ikisini de aynı anda söyleyip birini tercih etmemişse veya aynı vakitte mi yoksa farklı vakitlerde mi söylediği bilinmiyorsa, bu durumda hangisinin tercihe şayan olduğu araştırılır ve ona göre amel edilir. Bu durumda araştırmayı yapacak kişi tahrîc ve tercih ehli ise kendisi bunun araştırmasını yapar ve ona göre amel eder, değilse bu sıfatlara sahip alimlerin tercih ettiğini nakleder. Hiçbir yolla tercih etme imkânını bulamazsa, tevakkuf eder. Şâfiî’nin talebelerinden itibaren Şâfiî fıkıhçıların gerek görüşlerle ilgili ıstılahları gerekse bunlar arasında tercihi ortaya koyan çeşitli ifadeler kullandıkları görülmektedir. Cüveynî, Gazzâlî, Rafiî ve Nevevî çizgisinin bu ıstılahları kullanımında bir gelişim görüldüğü ve Nevevî’nin eserlerinin başındaki mukaddimelerde bunların hangi anlamda kullanılacağının net bir şekilde ortaya konulduğu, ancak özellikle Rafiî’nin kullanımlarının Nevevî’ye önemli manada öncülük ettiğini söylemek mümkündür. Nevevî’nin bu ıstılahları netleştirdiği, ister kuvvetli ister zayıf olsun mezhepteki her görüş için ve bunların karşıtları için birer ıstılah belirleyip kullandığı görülmektedir. Onun bu faaliyeti sonraki fukahânın mezhepteki ihtilafları daha iyi görmesine ve onun belirlediği bu esaslar üzerinden yürümelerine katkı sağlamıştır.

Description

Keywords

Hukuk

Turkish CoHE Thesis Center URL

Fields of Science

Citation

WoS Q

N/A

Scopus Q

N/A

Source

Kilis 7 Aralık Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi

Volume

8

Issue

1

Start Page

53

End Page

78