Radyo, Televizyon ve Sinema Bölümü Koleksiyonu
Permanent URI for this collectionhttps://hdl.handle.net/20.500.12514/91
Browse
Browsing Radyo, Televizyon ve Sinema Bölümü Koleksiyonu by Author "Işık, Mehmet"
Now showing 1 - 12 of 12
- Results Per Page
- Sort Options
Article Comparison of Ottoman and British War Magazines in the Context of Propaganda in the First World War Period: The Case of "The War Illustrated" and "Harp Mecmuasi"(2022) Eşitti, Şakir; Işık, Mehmet; Işık, Mehmetİlk kitlesel savaş olan I. Dünya Savaşı’nda, kitle iletişim araçlarının propaganda amacıyla yoğun şekilde kullanıldığı görülmektedir. Savaş yılları boyunca basın sıkı bir denetim altında tutulmuş, bizzat devlet eliyle çıkarılan gazete ve dergilerle halka ve askerlere verilmek istenilen mesajlar doğrudan iletilmiştir. Bu dönemde çıkarılan “savaş dergileri” (war magazine) ya da “askeri dergiler” (military magazine), mesajların doğrudan hedef kitleye iletilmesi açısından önemli bir yere sahiptir. Mevcut literatürde Osmanlı Devleti’nin I. Dünya Savaşı yıllarında yaptığı propaganda faaliyetleriyle savaştığı ülkelerdeki propaganda faaliyetlerini karşılaştırarak inceleyen çalışmaların sayısının oldukça yetersiz olduğu gözlenmektedir. Bu çalışmanın temel amacı I. Dünya Savaşı yıllarında, dönemin süper gücü konumundaki Büyük Britanya’nın ve Osmanlı Devleti’nin askeri dergilerdeki propaganda faaliyetlerini propaganda teknikleri açısından karşılaştırmalı olarak incelemek, bu yolla dönemin iki karşıt devletinin propagandalarındaki benzerlik ve farklılıkları ortaya koymaktır. Bu doğrultuda çalışmada, I. Dünya Savaşı yılarında Büyük Britanya’da yayınlanan The War Illustrated dergisi ile Osmanlı Devleti’nde çıkarılan Harp Mecmuası dergisinin içerik ve söylemleri propaganda teknikleri açısından karşılaştırmalı olarak incelenmiştir. Yapılan analizler sonucunda The War Illustrated dergisinde Domenach’ın güçlü propagandanın beş temel kuralına uygun bir propaganda kampanyası yürütüldüğü Harp Mecmuası’nda ise bu kurallara yeterince uyulmadığı sonuçlarına ulaşılmıştır.Article Evaluating The Sincerity Of Turkish Media Concerning The Struggle Aganist Substance Use And Addiction: The ‘Baron’ Discourse(The Turkish Online Journal of Design, Art and Communication (TOJDAC), 2018) Işık, Mehmet; Eşitti, Şakir; Işık, MehmetThis study questions the sincerity of Turkish media concerning its support for the struggle against substance use and addiction within the framework of the concept “baron” and aims to reveal with which lingual and discourse-related strategies the concept of “baron” is circulated. In this scope, news about people who smuggle a massive amount of drugs, published between January-November 2006 on the websites of the three top-seller newspapers, Hürriyet, Sözcü, and Sabah, are analyzed within the framework of the critical discourse analysis developed by Teun A. Van Dijk. The results of the analysis reveal that the news about people who smuggle drugs and who are named as “barons” by the Turkish media are transferred to the reader with an encouraging and exaggerated use of language, that drug trafficking is represented as a quite lucrative and adventurous profession which provides opportunities to quickly promote or possess fame and fortune, that instead of focusing on personal, social, and economic problems caused by drug trafficking, the problem is decontextualized by putting the emphasis on individual success stories of barons, the magnitude of smuggling, how cunning the smugglers are, how they could escape from prison or how they lived in their ordinary lives. While the media uses the term “poison merchant” even for kids who are pushed to criminal activities concerning narcotics/stimulants, the preference of the concept “baron” when it’s about people who engage in massive amounts of drug trafficking reveals a necessity to question the media’s sincerity concerning the struggle against substance use and addiction.Article Extreme Nationalist Discourse In The Early Period Of The Turkish Republic And Its Reflection To The Turkish Media: The Case Of Gök-Börü Journal(Siyasal: Journal of Political Sciences, 2018) Işık, Mehmet; Işık, MehmetSince its emergence, nationalism has been maintaining its influence on societies and media has enabled the re-production of nationalist ideologies, rituals, symbols, myths and discourses. Nationalism has changed and transformed both over time and among different political regimes and societies. Therefore, in order to fully understand the current state of nationalist ideologies, it is important to examine the historical development of nationalism and its reflections in media. This article examines the emergence and early period of Turkish nationalism and its reflections in the Turkish media. After the establishment of the Turkish Republic, particularly during the period between 1923 and 1950, new notions and institutions settled into the society. One of the most important notions during that time was nationalism given that the new Turkish Republic was established as a nation state. Turkish nationalism is mostly affected by political and social changes of the external world. Between the two world wars, extreme nationalist ideologies were popular all around the globe. This atmosphere of the external world also affected Turkish nationalist discourse and its reflections in the media. “Gök-börü” Journal is an important example of extreme Turkish nationalist discourse. The Journal was published in the Autumn of 1942 when Germany was pushing through Russia. This period was also a time when extreme nationalism and racism was occurring in the world and in Turkey, both were popular concepts. The journal can be differentiated from the other Turkic magazines published during the same period by its harsh rhetoric and ideas about blood nationalism.Article “Lale Film Stüdyolarında Seslendirilmiştir”: Necip Sarıcı ile Türk Sinemasında Seslendirme Üzerine Bir Görüşme(ARTS: Artuklu sanat ve beşeri bilimler dergisi (Online), 2022) Işık, Mehmet; Aşılıoğlu, Emre; Işık, MehmetNecip Sarıcı, Türk Sinemasının en önemli isimlerinden biridir. 1949 yılında, henüz on beş yaşındayken, makinist çırağı olarak girdiği sinemaya yetmiş yılı aşkın süredir hizmet etmeye devam etmektedir. Üç yüz elliden fazla filmi seslendirmiş, bu filmlerin seslerini kaydetmiş ya da ses mühendisi olarak altyapısını düzenlemiştir. Bunun yanı sıra yapımcılık ve yönetmenlik koltuklarına da oturmuştur. 1979 yılında Lale Film’i satın alarak değerli arşivinin korunmasını sağlamıştır. Bu görüşme hem Sarıcı’nın zengin geçmişine hem de onun anlatımıyla Türk Sinemasında seslendirmenin yolculuğuna odaklanmaktadır.Book Part Madde Kullanımını Öven Popüler Şarkı Sözlerinde Dil, İdeoloji ve Özne(Mardin Artuklu Üniversitesi Yayınları, 2018) Işık, Mehmet; Işık, MehmetSonuç olarak incelenen şarkılarda madde kullanımını yücelten ve hınç duygusunun yoğun şekilde hissedildiği bir söylemin hâkim olduğu belirlenmiştir. Bu şarkılar aynı zamanda var olan düzene oldukça sert bir eleştiri içermekte, mahallelerinde uyuşturucu satışının bu ölçüde normalleşmesine bir isyan niteliği taşımaktadır. İkbal yollarının kapandığı bu engellenmiş yaşam içerisinde uyuşturucu/uyarıcı maddeler gündelik dertlerden uzaklaşmayı sağlayan bir kaçış materyali halini almış görünmektedir. İncelenen şarkıların tamamı madde kullanımını özendirdiği için adli kovuşturmaya konu olmuştur. Ancak şarkılara ve söyleyenlere uygulanan hukuki yaptırımlar şarkıların ve söyleyenlerin popülaritesini arttırmış, olayısıyla sorunun çözümüne neredeyse hiçbir katkıda bulunmadığı gibi madde alt kültürünün popülerlik kazanmasına neden olarak tam tersi bir sonuç ortaya çıkarmıştır Hukuki yaptırımlar elbette uygulanmalıdır; ancak bu konuda ölçülü olmak ve olayları çok da popülerleştirmeden çözüm üretmek gerekmektedir. Bunun için resmi kurumlar ile basın ve sivil toplum örgütlerinin işbirliği yapması sorunun çözümüne önemli katkılar sunacaktır.Article Nadine Labaki Sinemasında Kadın Temsili(Erciyes İletişim Dergisi, 2020) Aşılıoğlu, Emre; Işık, Mehmet; Işık, MehmetNadine Labaki, Lübnan’ın yetiştirdiği önemli yönetmenlerden birisidir. Eğitimini Lübnan’da tamamlaması ve filmlerini burada yapması, onu diğer Lübnanlı ve Ortadoğulu yönetmenlerden ayırmaktadır. Labaki’nin filmlerindeki kadın temsilinin incelenmesi, kadın sorunlarının genelde Ortadoğu özelde ise Lübnan sinemasında nasıl işlendiğinin ortaya konulması açısından önemli veriler sunar. Bu çalışmada Labaki’nin çektiği üç uzun metraj film olan Karamel (2007), Peki Şimdi Nereye? ve Kefernahum (2018) filmlerinde kadınların ve kadın sorunlarının nasıl temsil edildiği incelenmiştir. Yapılan analizler neticesinde incelenen filmlerin, toplumsal cinsiyet rol kalıplarını ve ataerkil ahlaki normları onayan bir anlatı yapısına sahip olması nedeniyle ana akım sinemaya benzer özellikler taşımakla birlikte; aktif, mücadeleci ve çözümler üreten kadın karakterlere yer vererek ana akım sinema filmlerinden farklılaştığı sonucuna ulaşılmıştır. İncelenen filmlerdeki kadınların genellikle güçlü karakterler olduğu ve çoğu zaman diğer kadınlarla dayanışma içerisinde, birlikte hareket ederek başarıya ulaştıkları; bunun mümkün görünmediği durumlarda kaderlerine razı olmadıkları ve mücadeleyi sürdürdükleri, erkek egemenliğine boyun eğen pasif kadın karakterlerin ise genellikle kaybeden taraf olarak konumlandırıldığı tespit edilmiştir. Ayrıca filmler boyunca ele alınan kadın sorunlarının ekonomik nedenleri üzerinde durulmadığı; sorunların bireyselleştirilerek kolay çözülebilir hale getirildiği belirlenmiştir.Article OSMANLI İMPARATORLUĞU’NUN BİRİNCİ DÜNYA SAVAŞI’NDAKİ PROPAGANDA FAALİYETLERİ ÜZERİNE BİR İNCELEME: HARP MECMUASI ÖRNEĞİ(Hacettepe Üniversitesi, 2018) Işık, Mehmet; Eşitti, Şakir; Işık, Mehmetİlk sayısı Kasım 1915’te yayımlanan Harp Mecmuası, I. Dünya Savaşı yıllarında Osmanlı propagandasının başlıca araçlarından birisi olmuştur. Osmanlı Devleti’nin görsel propaganda bakımından en başarılı yayını kabul edilen Mecmua, toplam 27 sayı yayımlandıktan sonra Haziran 1918’de kapanmıştır. Bu çalışmada özellikle Osmanlı Devleti’nin en büyük toprak kayıplarını verdiği Sina ve Filistin cephelerinde yaşanan muharebelerle ilgili haberlerin Harp Mecmuası’nda nasıl sunulduğu tematik içerik analizi kullanılarak ortaya konulmuştur. Yapılan analizler neticesinde, Osmanlı Devleti’nin, Harp Mecmuası’nda düşmanını ötekileştiren, onu “canavarmışçasına” gösteren bir söylem yerine Osmanlı askerlerinin kahramanlıklarını ve olumlu yönlerini yücelten bir söylem kullanılmıştır.Article Presentation Of Nuri Bilge Ceylan In Turkish Mass Media(CINEJ Cinema Journal, 2018) Işık, Mehmet; Parlak, Zafer; Işık, MehmetNuri Bilge Ceylan is the most famous Turkish film director with numerous international prizes. However, Ceylan’s presentation by the Turkish media is far from emphasizing his success, talent, creativity, style, technique, and cinematography. He often falls victim to undeserved and superficial criticism of “would be” critics who openly confess they did not watch Ceylan’s movies. He is sometimes portrayed as a political figure and critic of the present day Turkish politics and system. This article focuses on how two mainstream Turkish newspapers, columnists and microbloggers portrayed and reacted to Ceylan and his cinema after his film Winter Sleep won the top prize (the Golden Palm) at Cannes Film Festival in 2014 and the reasons behind this portrayal.Book Part Representation of Labourers and the Labour Problem in the Late Turkish Cinema(Frontpage Publications Limited, 2018) Işık, Mehmet; Işık, MehmetSince its beginnings, in Turkish cinema, due to various excuses, labourers have remained to be the invisible subject”, and their troubles to be the ignored problems. In the films featuring the labourer protagonist, on the other hand, the labourers are discussed in a melodramatic approach excluding their concrete economic problems and more within love or tragic family relationships. Even though an interest in labourers and their problems awakens in the first half of 1960s within the atmosphere of freedom the New Constitution provided, this interest lasts short, and after a period of stop, it wakes up again, but disappears completely following 1980 military intervention. While about twenty films addressing to the labour problem are produced from 1962 to the end of 1980, within the thirty years from that date until 2010, only three feature length films are produced. This indifference to labourers and their problems comes to a new breaking point with the film Zerre directed in 2012. This film is followed by Dust Cloth in 2015 and My Father’s Wings in 2016.Article Salgın Filmlerinde İdeoloji: Tehdit (Outbreak) ve Salgın (Contagion) Filmleri Üzerine Bir İnceleme(MSGSÜ Sosyal Bilimler Dergisi, 2020) Aşılıoğlu, Emre; Işık, Mehmet Kürşat; Işık, MehmetSalgın hastalıklar insanlık tarihinin en önemli olgularından birisidir. Milyonlarca insan salgın hastalıklar nedeniyle hayatını kaybetmiş, büyük medeniyetler ve imparatorluklar salgın hastalıklar sonrasında çökmüştür. Ortaya çıkma sıklıklarının giderek artması ve 2000’li yıllardan itibaren hemen hemen iki üç yılda bir yenisinin başlaması, salgın hastalıklara yönelik ilgiyi artırmıştır. Dolayısıyla sinemanın da salgın hastalıklara olan ilgisi artmış ve giderek artan sayıda salgın konulu film üretilmeye başlanmıştır. Bu çalışmada Hollywood yapımı Tehdit (Outbreak, 1995) ve Salgın (Contagion, 2011) filmlerinin ideolojik arka planı çözümlenmiştir. Yapılan çözümleme sonucunda her iki filmde de otoriter bir yönetim anlayışının savunulduğu, demokratik hak ve özgürlüklere önem atfetmeyen, birey yerine devleti ve kamu güvenliğine öncelik veren, toplum yararı karşısında bireylerin yaşam hakkını hiçe sayan oldukça muhafazakâr bir ideolojinin hâkim olduğu bulgulanmıştır. Salgının başlaması ve yayılması bireysel kusur ve dikkatsizliğe, durdurulması ise bireysel başarı ve fedakârlığa indirgenmiş, sorunun ekonomik ve siyasal boyutları görmezden gelinmiştir. Ayrıca Amerikalılar dünyanın kurtarıcıları olarak kodlanırken Afrikalılar ve Çinliler hastalığın hayvanlardan insanlara geçmesine neden olan kişiler olarak etiketlenmiştir.Conference Object Türk Sinema Filmlerinin Afişlerinde Suriyeli Mülteciler Krizinin Temsili(Gaziantep Üniversitesi Yayınları, 2019) Kına, Sezer Ahmet; Işık, Mehmet; Işık, Mehmet2010 yılının sonunda Tunus’ta başlayan toplumsal gösteriler kısa süre içerisinde Orta Doğu’da ve Kuzey Afrika’da siyasi krizlere yol açmıştır. Söz konusu krizlerin ortaya çıkması iç savaşları ve rejim değişikliklerini beraberinde getiren toplumsal hareketlerin ivmesini arttırmıştır. Bu gelişmeler, Suriye’de de etkisini göstermiş ve tarihin en büyük mülteci hareketlerinden birisine neden olmuştur. Türkiye bu mülteci hareketinden en fazla etkilenen ülkelerden birisidir. Gündelik hayatın bir parçası haline gelen Suriyeli mülteciler ve onların karşılaştıkları sorunlar, özellikle 2015 yılından sonra Türk sinemasının gündeminde yer tutmaya başlamıştır. Bilindiği üzere sinema filmleri tüm teknik, düşünsel ve kurgusal öğeleriyle birer anlatı metni niteliği taşır. Filmlerin afişleri de, izleyicinin bir filmdeki anlatıya ilişkin öğelere dair temel bilgileri ve ilk izlenimlerini edindiği grafik eserler olarak sinema çalışmaları açısından büyük öneme sahiptir. Dolayısıyla sinema filmi afişlerinin incelenmesi, filmlere konu edilen konjonktürel sorunların ve temaların sinemaya nasıl yansıdığı konusunda da ipuçları toplanmasına olanak tanımaktadır. Tüm bunlardan hareketle bu çalışmada Suriye krizinin ortaya çıktığı 2010 yılından sonra Türk sinemasında Suriye krizini ve Suriyeli mültecileri konu edinen uzun metraj sinema filmlerinin afişleri çalışma nesnesi olarak seçilmiştir. Buradan hareketle amaçlı örneklem (purposive sampling) kullanılarak Fedakar (2011), Terkedilmiş (2015), Hayat Çizgisi Suriye (2016), Bordo Bereliler: Suriye (2017), Misafir (2017) ve Kardeşim için Der’a (2018) filmlerinin afişleri örneklem olarak belirlenmiştir. Belirlenen afişlerde yer alan vizüel öğelerin betimledikleri anlamların incelenip ortaya konulması amacıyla göstergebilimsel epistemolojinin sunduğu çözümleme teknikleri kullanılmıştır. Yapılan çözümlemenin sonucunda, söz konusu sinema filmlerinin afişlerinde Suriyeli mülteciler krizine ilişkin genel olarak güvenlik perspektifli bir bakışın önplanda olduğu; mülteci bireylerin, özellikle de kadınların ve çocukların, göç sürecinde yaşadıkları deneyimlerin macera boyutunda temsil edildiği; bu “maceralar”da daha çok dramatik temaların ve olay örgülerinin öne çıkarıldığı bulgulanmıştır. Dolayısıyla Suriyeli mülteci krizinin ve bu krizin en net biçimde yankı bulduğu coğrafyalardan biri olan Türkiye’deki görünümlerinin sosyal ve insanî boyutlarına, anlatıların inşasında örtük biçimde yer verildiği görülmüştür.Book Part Yeni Medyanın, Yeni Yıldızları Youtuberların Türkiye’deki Genel Görünümü(Adnan Menderes University, 2018) Işık, Mehmet; Işık, MehmetConcurrently with the expansion of communication and transport facilities, growing number of users every day a little more social media, as well as all over the world, it has become part of everyday life in Turkey. Social media is also causing new business areas such as many social institutions and habits to be deeply influenced and transformed. One of the new business areas that emerged with the widespread use of social media was the preparation of content for video sharing sites, which are referred to as "YouTuber". The young content creators who have the opportunity to earn money and fame with the videos they upload to Youtube have opened their way to become a business line of their work. YouTube since May 2013 with the YouTube Partnership Program to also implement in Turkey, Turkish youth have rapidly increased interest in Youtubers and gained fame and reputation as well as by many young youtubers in a short time. This study clarifies the general view youtuber in Turkey has been making predictions about the future.