TR-Dizin İndeksli Yayınlar Koleksiyonu
Permanent URI for this collectionhttps://hdl.handle.net/20.500.12514/1836
Browse
Browsing TR-Dizin İndeksli Yayınlar Koleksiyonu by Author "Açar, Cafer"
Now showing 1 - 2 of 2
- Results Per Page
- Sort Options
Article Doğu Hristiyanlığına Doğu’dan Bakmak: Çağdaş İran Kaynaklarına Göre 19. Yüzyılda İran Nasturileri(2025) Ozcosar, Ibrahım; Açar, CaferThe Nestorians, followers of Nestorius, who were excommunicated after the Councils of Ephesus (431) and Chalcedon (451), could not hold on in Roman lands and began to operate in Iran. The Nestorians, who were defined as Eastern Christians, gradually settled in the mountainous regions of Hakkâri and Urmia in western Iran after Islam took over Iran. In the 1830s, after the arrival of American missionaries to the region, a new era began for the Nestorians. The American mission carried out efforts to revive the Nestorian Church. As a result of the work of the American mission, the Nestorians evolved into an organized structure with political goals. With the outbreak of World War I, the Nestorians, who carried out armed activities with the support of Russia, Britain and America, suffered a great break at the end of the war and were forced to leave the lands they had lived in for centuries. This study examines the spread of Nestorianism in Iran and the transformation of the Nestorian community in Iran after the 19th century based on contemporary Iranian sources. In the study, the Urmia-based American missionary activities and the effects of these activities on the Nestorian community are discussed. There is no study on the 19th century Iranian Nestorians in Turkey. Therefore, it must be said that there is a serious gap in this field. In order to fill this gap to some extent, the 19th century Iranian Nestorians were analyzed and the subject was examined from the perspective of Iranian sources. It is hoped that this study, which is based on contemporary Iranian sources, will be an original study that will contribute to the field.Article İttifak Ve Tabîiyet: 16-18. Yüzyıllar Arasında Osmanlı Devleti-Erdelan Emirliği İlişkileri(2024) Özcoşar, İbrahim; Açar, CaferBu çalışmada, Osmanlı Devleti’nin Erdelan Emirliği ile olan münasebetleri, Osmanlı, İran ve Erdelan dönem kaynaklarına, arşiv belgelerine ve araştırma eserlerine bağlı olarak incelenmiştir. Şehrezor’da kurulan Erdelan Emirliği Osmanlı ve Safevilerin Şehrezor’da hakimiyet kurmak için mücadele ettikleri dönemlerde bölgedeki dengelerin oluşmasında büyük bir etkiye sahip olmuştur. Safevilerin 16. yüzyılın başlarında İran’da merkezi bir güç olarak ortaya çıkmaları ve Şiiliği resmi mezhep olarak benimsemeleri Sünni Osmanlılar açısından Erdelan Emirliği’ni daha da önemli kılmıştır. Osmanlı Devleti ile Erdelan mirleri arasındaki ilk münasebet, Kanuni Sultan Süleyman döneminde başlamış ve ittifak-tâbiiyet düzleminde uzun bir süre devam etmiştir. Ancak Kasr-ı Şirin Antlaşması’ndan sonra Osmanlılar, Erdelan üzerindeki nüfuzlarını kaybettiler. Safevi Devleti, 1720li yıllarda başlayan Afgan saldırıları sonunda ortadan kalkınca Osmanlı Devleti, Batı İran’a girdi ve Erdelan’ın da içinde bulunduğu bölgeleri ele geçirdi. Osmanlı Devleti yaklaşık on yıl boyunca Erdelan topraklarını hakimiyeti altında bulundurdu, Erdelan’da tahrir yaptırdı, bölgenin imar ve inşası için gayret gösterdi, camiler ve kervansaraylar inşa ettirdi ve kamu yatırımları yaptı. Afşar, Zend ve Kaçar saltanatları boyunca Erdelan üzerindeki doğrudan hakimiyetini kaybeden Osmanlı Devleti, emirlikle olan münasebetlerini emirliğin ortadan kaldırıldığı 1867 yılına kadar dolaylı olarak devam ettirdi. Bu çalışma kapsamında ulaşılan temel bulgu Osmanlı Devleti’nin Erdelan mirleri için her zaman güvenli bir liman ve güçlü bir hâmi olduğudur. Keza, İran merkezi devletlerinin Şiileştirme politikalarına karşı Erdelan mirlerinin ve sakinlerinin sığındıkları ilk yer Osmanlı Devleti olmuştur. Ayrıca Erdelan Emirliği'nin uzun süre siyasi varlık gösterebilmesinin en önemli sebeplerinden biri, İran'a karşı ihtiyaç duyduğunda Osmanlı Devleti gibi sığınılacak bir alternatife sahip olmasıydı.

