Browsing by Author "Kanter, Beyhan"
Now showing 1 - 15 of 15
- Results Per Page
- Sort Options
Article EYLÜL ROMANINDA ESTETİZE EDİLMİŞ KİMLİKLER(2010) Kanter, BeyhanEylül is a novel of which psychological analyses have been significantly carried out. In the novel, the psychological pres sure of an impossible love on the novel characters that experienced this love is being handled in the terms of place and human. While the inten tions and psychological conflicts which place creates in the inner world of individual being told, inner worlds of characters are being presented to the reader completely. Ethical fact is not ignored while novel characters' emotions are being told in an aesthetic ground. In this study, the love be tween Necip and a married woman Suat and the relationship between aes thetic and ethic wherein their inner are present will be discussed in depthArticle HALİDE EDİB’İN ROMANLARINDA İSTANBUL’UN GELENEKSEL VE MODERN YÜZÜ(Uluslararası Türkçe Edebiyat Kültür Eğitim (TEKE) Dergisi, 2020) Kanter, BeyhanOsmanlı Devleti’nin son dönemlerinde şehirlerin kimliklerini, geleneklerini ve kültürlerini kaybetmeye başlaması, Batılılaşma/modernleşme teşebbüsleriyle neredeyse eş zamanlıdır. Hem Osmanlı hem de Cumhuriyet modernleşmesi, özellikle İstanbul’daki sosyal hayata doğrudan etki eder. Modernleşme teşebbüslerinin İstanbul’daki hayata etkisi, Tanzimat’tan itibaren yazılan pek çok edebî metnin de konusunu oluşturmaktadır. Batılılaşma eğilimlerinin işlendiği erken dönem Cumhuriyet romanlarında; İstanbul’un kimlik yitimine uğramaya başlaması özellikle sosyolojik ve iktisadî boyutuyla birlikte ele alınmaktadır. II. Meşrutiyet’ten itibaren yazın hayatında aktif bir yer edinen Halide Edib de romanlarında İstanbul’un dokusunun bozulmasını ve kimliğinin dönüşüme uğramasını Batılılaşma olgusuyla birlikte ele aldığı gibi şehrin kılcal damarlarına kadar sinen yozlaşmayı; aidiyet bilinci, kök değerlerin sahiplenilmesi ve bilinçsiz bir Batılılaşma çerçevesinde işleyerek çoğulcu bir kompozisyon oluşturur. Adıvar’ın romanlarında İstanbul, dekoratif bir unsur olarak değil mimarisiyle, kültürüyle, kimliğiyle eski ve yeni hayatın bir arada aktığı canlı bir kültür şehri olarak yer edinir. Medeniyet karşılaşmalarını bütüncül bir perspektiften değerlendiren Halide Edib, gelenek ve modernlik arasında mutedil ve senteze dayanan bir uzlaşmadan yanadır. Bu makalede Halide Edib’in romanlarında şehir ve kimlik ilişkisi, kültür, medeniyet, aidiyet ve Batılılaşma çerçevesinde ele alınarak sosyolojik bir perspektifle irdelenecektir.Master Thesis Hümanist psikanaliz açısından Pınar Kür'ün romanları(Mardin Artuklu Üniversitesi, 2019) Önder, Çiçek Demirtaş; Kanter, BeyhanEdebî bir tür olarak romanın gelişimi;klasik, modern ve postmodern olmak üzere üç temel safhada gerçekleşerek günümüze gelmektedir. Modern romanın postmodern anlayışa evrilişinde bir ara dönem olan modernist roman dönemi, hem Batı hem de Türk edebiyatında önemli bir kırılma noktasıdır. Bu kırılmaya neden olan gelişmelerde; bir bilim olarak psikanalizin doğuşu ve gelişimi ile varoluşçu felsefenin öne sürdüğü görüşler önemli bir yere sahiptir. Türk edebiyatının modernist anlayışa uygun eser veren yazarlarından biri olan Pınar Kür; kaleme aldığı romanlarda, psikanaliz ve varoluşçuluğun etkisiyle, roman karakterlerinin çevreleriyle yaşadığı sorunları ve bu sorunların onların iç dünyalarında yarattığı değişimi derinlikli olarak işlemiştir. Ancak bu roman karakterlerinin yaşadığı varoluşsal sorunların derinliğini çözümleyen kapsamlı bir çalışma henüz yapılmamıştır. Bu bağlamda, yapılan tez çalışmasının temel amacı, Erich Fromm'un görüşlerine dayanan Hümanist Psikanaliz çerçevesinde, Pınar Kür'ün romanlarında yaşanan varoluşsal sorunları çözümlemektir. Yapılan çözümleme sonucu, Kür'ün romanlarında, toplumun normlarına göre şekillenen sosyal karakter özelliklerine uygun eğilim gösterme sonucu bireysel taleplerin aksatılmasından veya özgün ve özgür bir bireysel karakter oluşturmak adına toplumun dayattığı sosyal rollere direnç göstermekten kaynaklanan sorunlar tespit edildi. Bununla birlikte toplumdan soyutlanma sonucu yaşanan patolojik (hastalıklı) sorunların nedenlerine değinildi. Bu tez çalışmasının, kurmaca metinlere yönelik çalışma yapacaklar için yeni bir çözümleme tekniği sunacağı ve uygulanan tekniğin psikanalitik eleştiri yöntemine zenginlik kazandıracağı umulmaktadır.Master Thesis Mehmed Tâhir Münîf'in "İbret" adlı tiyatrosu: İnceleme-metin(Mardin Artuklu Üniversitesi, 2019) Ayanoğlu, Bülent; Kanter, BeyhanTanzimat Dönemi Türk tiyatrosu hakkında bugüne değin çok önemli çalışmalar yapılmıştır. Üretken yazarların birçok eser verdiği bu dönemin tüm hatlarıyla ortaya çıkarıldığı/incelendiği yine de söylenemez. Öne çıkan büyük yazarların dışında kalan bazı isimler, edebiyat tarihi kitaplarında sadece bir kayıt olarak anılmıştır. Bu duruma bir örnek de Mehmed Tâhir Münîf'tir. Yazarın ulaşılabilmiş tek tiyatrosu olan İbret, tiyatro tekniği açısından barındırdığı aksaklıklara rağmen ele alınıp değerlendirilmesi gereken bir eserdir. Bu tez, Tanzimat Dönemi Türk tiyatrosunun eksik kalan parçalarını tamamlamak adına ortaya konmuş bir çalışmadır. Yazarın sekiz perdelik bu eseri, dönemin yaşayışı, sosyal yapısı, kültürü hakkında önemli izler taşımaktadır.Article Meşrutiyet Dönemi Çocuk Edebiyati ve Halil Hamid’in Çocuklara Yönelik Eserleri(Türk Dili ve Edebiyatı Dergisi, 2022) Kanter, BeyhanMeşrutiyet Dönemi, çocuk edebiyatının ayrı bir alan olarak gelişmeye ve çocuklara yönelik yayınların artmaya başladığı bir süreci içine alır. Bu dönemde çocuklara yönelik süreli yayınların yanı sıra çocuk şiirleri ve hikâyelerinin de yaygın bir biçimde yazılması, çocuk kitaplarında görsel unsurlara yer verilmesi çocuk kültüründeki yenileşmelerin geniş kitlelere aktarılmasına etki eder. Meşrutiyet Dönemi çocuk edebiyatı külliyatında karşımıza çıkan isimlerden biri de Halil Hamid’dir. Hem Osmanlı hem de Cumhuriyet dönemi yazarları arasında yer alan Halil Hamid, özellikle Meşrutiyet yıllarında popüler aşk romanları, çocuklar için hikâyeler, polisiye romanlar ve kadın hakları, aile hayatı ile ilgili eserler kaleme almıştır. Darülfünun mezunu olan ve uzun yıllar öğretmenlik yapan yazarın Meşrutiyet Dönemi’ndeki yazı faaliyetleri özellikle kadınlara ve çocuklara yönelik dergilerde görülmektedir. Yazarın kadın hakları ile ilgili yazmış olduğu eserleri kadın konusunun ele alındığı çalışmalarda referans olarak gösterilmesine rağmen hayatı, edebî kişiliği ve çocuklara yönelik yazdığı eserleriyle ilgili herhangi bir çalışma yapılmamıştır. Bu makalede, şimdiye kadar hakkında akademik bir çalışma yapılmamış olan Halil Hamid’in edebî kişiliği hakkında bilgi verilecek ve örneklem olarak seçilen çocuk kitapları Meşrutiyet Dönemi çocuk edebiyatının özellikleri göz önünde bulundurularak pedagojik, estetik, tematik ve kurgusal açıdan incelenecektir.Article MEŞRUTİYET YILLARININ “POPÜLER AŞK ROMANI” YAZARI: MUAMMER ENİSE AZMİ(Hikmet-akademik edebiyat dergisi (Online), 2022) Kanter, BeyhanMeşrutiyet Dönemi, Osmanlı basını açısından oldukça hareketli ve velut bir dönemi içerir. Basın hayatındaki hareketliliğe bağlı olarak okuryazar kadınlar da makalelerini, mektuplarını ve çeşitli türlerde kaleme aldıkları edebî metinlerini dergilere gönderirler. Ancak dönem içerisinde edebî eserler kaleme alan bazı kadın yazarların zaman içerisinde yazma faaliyetlerini bıraktıkları da görülmektedir. Meşrutiyet yıllarında popüler aşk romanı türünde bir eser yazan, edebiyat dergilerinde hikâye ve deneme türünde eserler yayımlayan Muammer Enise Azmi de Cumhuriyet’ten sonra yazma faaliyetlerinden uzaklaşarak eğitim ve politika ile ilgilenmiştir. Bu makalede, hayatı ve eserleri hakkında daha önce herhangi bir çalışma yapılmamış olan Muammer Enise Azmi’nin biyografisi hakkında bilgi verilerek yazarın Tokat milletvekili Muammer Develi olduğu ortaya konulacaktır. Ayrıca yazarın Meşrutiyet Dönemi dergilerinde yayımladığı eserler de incelenerek popüler aşk romanı türüne giren Aşk ve Günah romanı tematik ve kurgusal açıdan incelenecektir. Aşk ve Günah’ın popüler roman özelliklerini taşıyan yönleri belirlenerek karşılaştırmalı bir biçimde yorumlanacaktır.Master Thesis Murathan Mungan'ın hikaye ve romanlarında fenomenolojik öteki incelemesi(Mardin Artuklu Üniversitesi, 2019) Binbay, Merve; Kanter, BeyhanBu çalışmada Murathan Mungan'ın öykü ve romanlarında fenomenolojik yaklaşım esas alınarak öteki kavramı incelenmiş, bu kavramın ele alınan metinlerde anlamsal ya da biçimsel açılardan ne gibi olanaklar sağladığı irdelenmiştir. Tezin ilk bölümünde çalışmanın ötekine bakışını belirleyen fenomenolojik yaklaşım hakkında genel bilgi verilerek, metinlerdeki çıkarımların daha anlaşılır bir hâle gelmesi sağlanmak istemiş, tezin ana hatlarını belirleyen kuramcılar ve bu kuramcıların ötekine dair görüşlerine yer verilmiştir. Belirlenen kuram çerçevesinde Mungan'ın metinleri değerlendirilerek, bu metinlerin derin yapısını oluşturan birey olamama sorunu, bireyin öteki ile kendini kurma süreci, ben ve öteki arasındaki ilişkinin ortasında doğan insani durumların anlatının genel oluşumuna nasıl yansıdığı ve anlamı belirleyen bu tematiklerin anlatının geri kalan unsurlarıyla nasıl bir bağ kurduğu üzerinde durulmuştur.Article MURATHAN MUNGAN’IN YÜKSEK TOPUKLAR ROMANINDA KADIN KİMLİĞİ(Uluslararası Kıbrıs Üniversitesi, 2010) Kanter, BeyhanMurathan Mungan, in his novel named Yüksek Topuklar, served the position of the woman identity in the social structure along with woman’s inner world. In the novel, an effort to explain other women by the central character who have felt social gender phenomenon dated from her childhood is seen. Character, on the other hand reaches her own wareness during this process. In this study, we will consider the construction of woman identities in the Yüksek Topuklar novel at length over the central character, Nermin.Article Orhan Kemal’in Romanlarında Göç Merkezi Olarak Kentler ve Kültürel Araf(İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Dergisi, 2020) Kanter, BeyhanOrhan Kemal, romanlarında, özellikle işçilerin, köylülerin, işsizlerin ve ezilen sınıfların sorunlarını ve hayata tutunabilme çabalarını iktisadi ve beşeri ilişkiler açısından ele alır. Yazar, işçi sınıfının sorunlarını anlattığı eserlerinde köyden kente göç olgusunu ise iktisadi sorunlar ve emeğin sömürüsünün yanı sıra kültürel araf bağlamında kurguya taşır. Bu çerçevede, sosyo-kültürel olarak arada kalmışlık, köyden kente göçün yol açtığı psikolojik ve sosyolojik olgular/travmalar üzerinden yansıtılır. Büyük kentlere göç eden köylü bedenlerin dışlanma pratiklerine maruz kalmaları, “öteki bedenler”, “gayrimedeni bedenler” olarak ayrıştırılmaları ve “kentli/modern bedenler” tarafından etiketlenmeleri; Orhan Kemal’in romanlarındaki göç eksenli kültürel krizin sosyolojik yönünü oluşturmaktadır. Bununla birlikte kendi kültürlerine yabancılaşan, alışkanlıklarından, değerlerinden taviz veren/vermek zorunda kalan köylülerin, kentleri yurt edinme, kentsel pratikleri benimseme ve kentli bedenler tarafından onaylanma mücadeleleri de Orhan Kemal romanlarındaki göç olgusunun psikolojik boyutunu oluşturmaktadır. Bu makalede Orhan Kemal’in Bereketli Topraklar Üzerinde ve Gurbet Kuşları romanlarında yer alan göç olgusunun sosyo-kültürel etkileri sosyolojik bakış açısıyla irdelenecektir. Söz konusu iki romandaki yoksul karakterlerin köyden kente göç ettiklerinde yaşadıkları kültürel karşılaşmalar ve kültürel çatışmalar, özellikle Pierre Bourdieu’nun “habitus” ve Erving Goffman’ın “damga” kavramları çerçevesinde açıklanacaktır. Göçün failleri ile göçe maruz kalan kentliler arasındaki gerilim ise mekânsal ötekileşme ve “davranış repertuvarları”na yansıyan farklılıklar özelinde değerlendirilecektir /In his novels, Orhan Kemal addresses problems and survival struggles of workers, peasants, the unemployed, and oppressed classes in terms of economic and human relations. In his novels in which he focuses on the problems of the working class, the author fictionalizes the concept of rural depopulation in the context of economic problems and labor exploitation as well as cultural limbo. In his novels, Bereketli Topraklar Üzerinde and Gurbet Kuşları, limbo as a sociocultural concept is reflected through psychological and sociological concepts/ traumas created by rural depopulation. The fact that peasants migrating to big cities suffer from discriminating practices, the fact that they are discriminated against "other people" and "uncivilized people," and that they are influenced by the urbanite constitute the sociological aspect of migration-based cultural limbo in Orhan Kemal's novels. In addition, the struggles of peasants who have become alienated from their own culture and compromise/have to compromise their habits and values in forming households in the city, adopting urban practices and being approved by the urbanite constitutes more of the psychological aspects of migration. In this article, the sociocultural effects of migration in Orhan Kemal's novels Bereketli Topraklar Üzerinde and Gurbet Kuşları are examined through a sociological lens.Master Thesis Refik Halid Karay'ın romanlarında mekân(Mardin Artuklu Üniversitesi, 2019) Karasu, Ferhat; Kanter, BeyhanMekân, insanların bedensel ve ruhsal anlamda konumlarını, duruşlarını, hayat tarzlarını belirleyen ve bireylerin karşılıklı etkileşim içinde oldukları uzam şeklinde tanımlanabilir. İnsanın yaşadığı coğrafya ve içinde bulunduğu fiziki ortam, onun iç dünyası ve yaşam tarzı üzerinde etkili olur. Mekânın insan hayatı üzerindeki etkisi, sosyo-kültürel ve ekonomik unsurlarla da ilişkilidir. Mekân, yaşanılan coğrafyadan başlayarak insanın hayatına, düşünce biçimine, alışkanlıklarına doğrudan etki eder. Dolayısıyla bireyin içine doğduğu ve hayatının farklı anlarında konumlandığı mekânlar, aidiyet bilincinin, hayat tarzının oluşumuna katkı sağlar. Sosyo-kültürel ve iktisadi değişimlerin de mekâna etkisi söz konusudur. Kentler, evler, kutsal sayılan mekânlar, oteller, eğlence mekânları insanların hayat tarzlarını, ekonomik durumlarını, alışkanlıklarını, birbirleriyle olan ilişkilerini yansıtan mekânlardır. Bireylerin bu mekânlara bakış açıları onların yaşam tarzlarını belirlediği gibi mekânın fiziksel görünümü bireyin düşüncesini ve davranışlarını etkiler. Söz gelimi evler "barınma ve korunma mekânı" şeklinde tanımlanırken, kutsal mekânlar bireylerin dinî görevlerini yerine getirdiği "uhrevî içerikli toplanma mekânı" şeklinde yorumlanabilir.Bu çalışmada Refik Halid Karay'ın 1960 yılına kadar yayımlanan romanlarında mekân unsuru ele alınacaktır. Mekânın değişmesine bağlı olarak romandaki karakterlerin sosyal hayattaki değişimleri ve ruhsal durumu eski-yeni, gelenek-modernizm düzleminde irdelenecektir. Açık ve kapalı mekânların roman kişileri üzerindeki etkisi hem sosyolojik hem de psikolojik olgular çerçevesinde sorgulanarak değişik muhitlerde bulunan roman kişilerinin yaşam tarzları ele alınacaktır.Article SEZAİ KARAKOÇ İLE İKİNCİ YENİ ŞAİRLERİNİN ORTAK İMGE EVRENİ(Folklor Akademi Dergisi, 2022) Kanter, Beyhanİkinci Yeni şairleri, uzak, yoğun ve serbest çağrışımlı imgeler kullanmaları, kapalı ve muğlak bir anlatımı benimsemeleri ile Türk şiirine tartışmaları uzun yıllar devam edecek yeni bir poetik anlayış getirirler. Sezai Karakoç’un İkinci Yeni şairleri arasında değerlendirilip değerlendirilemeyeceği de güncelliğini koruyan bir tartışmadır. Ancak Sezai Karakoç da imgelerin kuruluşu, verili dilin kullanım biçimi, modern hayata başkaldırı ve kapalı anlatımın benimsenmesi gibi poetik özellikler bakımından İkinci Yeni’nin öncü şairleri arasında yer almaktadır. Dünya görüşleri ve hayatı anlamlandırma biçimleri bakımından farklı bir bağlamda yer alsalar da Sezai Karakoç’un estetik tutumu ile İkinci Yeni şairlerinin estetik tutumları ve şiir dilini kullanış biçimleri pek çok ortak noktada buluşmaktadır. Zira Sezai Karakoç da diğer İkinci Yeni şairleri gibi şiirlerinde yaşadığı çağın bunaltılarını, huzursuzluklarını, uyumsuzluklarını, tedirginliklerini ve bireyi etkisi altına alan dayatmalarını derin ve yoğun anlamlar içeren metaforik ve imgesel söylemler aracılığıyla dile getirir. Sezai Karakoç’un yoğun imgelerle kurulan şiirlerinde, içinde yaşanılan çağın ve modern kent hayatının eleştirisi; kapitalizmin etkileri, mimarinin dönüşümü, bireyin yozlaşması ve asli gerçekliğinden uzaklaşması bağlamında yansıtılırken geleneksel, İslamî ve metafizik unsurlar merkeze alınır. İkinci Yeni şiirinin öncülerinden olan Edip Cansever, Turgut Uyar ve Cemal Süreya’nın şiirlerinde ise modern hayatın eleştirileri, modern ve kentli bireyin kendine yabancılaşması ve dinmek bilmeyen bir uğultuya dönüşen varoluşsal kaygılarla, bunaltılarla boğuşması üzerinden aktarılır. Bu bağlamda Sezai Karakoç’un şiirlerindeki modernlik eleştirisi, Edip Cansever, Turgut Uyar ve Cemal Süreya’nın modernlik eleştirilerinde olduğu gibi bunaltı, uyumsuzluk ve huzursuzluk gibi yıkıcı duygu durumlarını yansıtmakla birlikte dinî ve metafizik bir içerik barındırması yönüyle daha farklı anlam alanlarına işaret etmektedir. Bu çalışmada Sezai Karakoç’un şiirlerinde yoğun olarak kullandığı imgeler ile Edip Cansever, Turgut Uyar ve Cemal Süreya’nın şiirlerindeki imgelerin çağrışımları ve göndergeleri bakımından benzerlikleri tespit edilerek yorumlanacaktır. Çalışmanın kapsamından dolayı sadece örneklem olarak seçilen imgelere odaklanılacaktır.Article Terakki-i Muhadderât Ve Hanımlara Mahsusgazete’de Öteki Ya Da Rol Model: Avrupali Veamerikalı Kadınlar(2021) Kanter, BeyhanOsmanlı Dönemi’nde yayımlanan kadın dergilerinden Terakki-i Muhadderât ve Ha nımlara Mahsus Gazete, Avrupalı kadın imgesinden hareketle ideal bir kadın modelisunmaktadırlar. Ancak birtakım dinî, kültürel veya konjonktürel endişeler, söz ko nusu modelliğin sınırları konusunda tereddütler oluşmasına yol açmaktadır. Öteyandan her iki dergideki mukayeseler aracılığıyla aslında Müslüman Osmanlı kadı nının nasıl olması gerektiğine dair detaylı tasvirler çizilmektedir.Bu makalede Meşrutiyet öncesi kadın dergilerinden Terakki-i Muhadderât ve Ha nımlara Mahsus Gazete’deki Avrupa ve Amerikalı kadınlara dair ‘eleştirel vurgular’,‘yüceltici yorumlar’ ve ‘yadırganan pratikler’ örneklem olarak seçilen metinlerdekisöylemler aracılığıyla irdelenecektir. Makalede, Terakki-i Muhadderât ve HanımlaraMahsus Gazete’deki Batı’yla ilgili yapılan kıyaslamalarda ideolojik, iktisadi, kültürel,sosyolojik ve dinî saiklerin etkili olduğu tezi savunulacaktır. Ayrıca Osmanlı Devle ti’nin iktisat ve eğitim alanlarında Avrupa ve Amerika’dan geri kaldığını iddia edenve medeniyet söylemini ön plana çıkaran yazarların görüşleri devrin hâkim paradig maları kapsamında detaylı bir biçimde açıklanacaktır.Article VARLIĞIN YOKSUNLUĞUNDAN YOKSULLUĞUN VARLIĞINA “ALİ NİZAMİ BEY’İN ALAFRANGALIĞI VE ŞEYHLİĞİ”(2011) Kanter, BeyhanTanzimat, siyasi anlamda olduğu kadar sosyal anlamda da bir değişimin habercisi niteliğindedir. Kültürel değişim, bireylerde gelenek ve modernite arasında bir ikilik oluşturduğu gibi sosyal zeminde de bir kaymaya yol açar. Bu kaymanın oluşturduğu tedirginlik, Türk romanınında vazgeçilmez temalarındandır. Abdülhak Şinasi Hisar, “Ali Nizami Bey’in Alafrangalığı ve Şeyhliği” romanında toplumsal yapıdaki değişimi ve kültürel bunalımı Ali Nizami Bey’in şahsında anlatır. Roman, genel olarak züppe tipinin yaşam algısı ve yaşamsal süreçteki dönüşümlerinin ironik bir tarzda anlatılması şeklinde kurgulanmıştır. Bu makalede, Ali Nizami Bey’in yaşamını oluşturan sosyal ve psikolojik şartlar irdelenmiştirArticle YALNIZLIK VE YABANCILAŞMANIN EŞİĞİNDE: HER GECE BODRUM(2017) Kanter, BeyhanToplumsal yaşamla uzlaşamama, Her Gece Bodrum romanında yalnızlık, yabancılaşma ve uyumsuzluğun yol açtığı trajik gerilimler üzerinden anlatılır. Özellikle kentsoylu ya da küçük burjuva olarak adlandırabileceğimiz bireylerin huzursuzlukları da “varoluş sorunu” ve “varoluşsal kaygılar” bağlamında deşifre edilir. Tatil yapmak için İstanbul‟dan Bodrum‟a gelen bir arkadaş grubunun hem kendileriyle hem de birbirleriyle olan ilişkilerinin mekân dolayımında anlatılması, romanın kurgusunda özellikle “mekân deneyimleri”nin ön plana çıkmasına etki eder. Bu bağlamda romanda, belirli bir olaydan çok mekânın etkisiyle ortaya çıkan “varoluşsal sorunların” hâkim olduğu söylenebilir. Bu makalede, Her Gece Bodrum romanındaki kentsoylu bireylerin trajik gerilimleri, uyumsuzlukları ve yabancılaşmaları mekân- insan ilişkisi bağlamında irdelenecektir.Article Yarın Yarın Romanında Karakterlerin \rsosyalizasyonundan Doğan \rvaroluşsal Sorunlar(2021) Önder, Çiçek Demirtaş; Kanter, BeyhanEdebî metinler özü ve yapısı itibariyle insana dairdir. Bu nedenle edebiyat, insan psikolojisi ile ilgili \rçalışmalara uzak değildir. Freud’un psikanalitik kuramını oluştururken edebî metinlerden yararlanması, \riki disiplin arasındaki etkileşimin göstergesidir. Bu bağlamda önce Freud ardından Jung’un psikanalitik \rçalışmaları, edebiyat eleştirisinde işlevsel metotların oluşturulmasına katkı sunmuştur. Bu çalışma, \rkendisini Freud’un ardılı olarak gören ve çalışmaları neticesinde Hümanist Psikanaliz kuramını geliştiren \rErich Fromm’un görüşlerine dayanmaktadır. Özellikle Fromm’un “sosyal karakter” olarak adlandırdığı \rtoplumsal eğilimler merkeze alınarak Pınar Kür’ün Yarın Yarın adlı romanında öne çıkan birey-toplum \ruyuşmazlığı çözümlenmektedir. Yarın Yarın’daki roman kişilerinin, söz konusu uyuşmazlıktan doğan, \rvaroluşsal sorunları irdelenmektedir. Böylece uygulaması gerçekleştirilen eleştiri yönteminin farklı \rincelemelere katkı sunacağı düşünülmektedir.