TR-Dizin İndeksli Yayınlar Koleksiyonu
Permanent URI for this collectionhttps://hdl.handle.net/20.500.12514/1836
Browse
Browsing TR-Dizin İndeksli Yayınlar Koleksiyonu by Department "MAÜ, Fakülteler, Edebiyat Fakültesi, Arkeoloji Bölümü"
Now showing 1 - 10 of 10
- Results Per Page
- Sort Options
Article Bir Güç Göstergesi Olarak Sceptrum Kullanımı(Dumlupınar Üniversitesi, 2020) Ersun, Durmuş; Çetin Ersun, AslıÇalışmada statünün bir göstergesi olarak sceptrumların Roma ve Bizans Dönemi buluntu örnekleri üzerinden incelenerek ortaya konulması amaçlanmıştır. Buluntuları oluşturan temel materyaller arasında heykeller, kabartmalar, sikkeler, yarı değerli taşlar ve tablolar yer almaktadır. Sembolik birer anlam taşıyan asaların Tarih Öncesi Çağlardan Roma ve Bizans Dönemi sonlarına kadar uzanan kullanımı var olan yazıtlar ve somut örnekler yardımıyla takip edilebilmektedir. Öncelikle asaların tarihsel süreç içerisindeki varlığına değinilmiş olup Roma ve Bizans Dönemindeki kullanımı çeşitleri örnekler yardımıyla ikonografik bağlamda değerlendirilmiştir. Akabinde Roma ve Bizans Dönemi buluntu örnekleri ışığında tipolojik bir yaklaşım getirilmiştir. Sonuç olarak ise antik, modern kaynaklar ve somut örnekler ışığında asaların işlevleri yorumlanmıştır.Article Boncuklu Tarla Doğu Alanı Çanak Çömleksiz Neolitik Dönem Mimarisi ve Köy-Mekan Organizasyonu(Mukaddime Mardin Artuklu Üniversitesi Sosyal Bilimleri Enstitüsü Dergisi, 2020) İPEK, Bahattin; ÇİFTÇİ, YunusYukarı Dicle Havzası Neolitik Dönem üzerine olan bilgilerimiz son yıllarda gerçekleştirilen arkeolojik kazılar sayesinde giderek artmaktadır. Mardin İli Dargeçit İlçesi’ne bağlı olan Ilısu Barajı’na ismini veren Ilısu Köyü sınırları içerisinde bulunan Boncuklu Tarla yerleşimi Yukarı Dicle Havzası ÇanakÇömleksiz Neolitik Dönem mimarisi üzerine önemli bilgiler vermektedir. Boncuklu Tarla Doğu Alanı’nda tespit edilen "Kamu Binası" ve etrafında bulunan binalar hem konut ve kamu mimarisi hem de dönemin köy-mekan organizasyonları hakkında önemli bilgiler vermektedir. Özellikle 4b tabakasına ait Kamu Binası ve binanın etrafından bulunan konutlar dönemin köy-mekan organizasyonlarının incelemesi için ayrı bir önem taşımaktadır. Bu binalarda ortaya çıkarılan buluntular, mezarlar ve farklı tipteki duvar teknikleri bahsi geçen dönemin hem Yukarı Dicle hem de Güneydoğu Anadolu Bölgesi açısından zenginliği ön plana çıkarmaktadır. Bu bölgede aynı döneme ait kazıları yapılan yerleşimlerle hem farklılıkları hem de benzerlikleri olan Boncuklu Tarla'daki Doğu Alan yapıları, Boncuklu Tarla içinde de farklı bir öneme sahiptir. 3 Kamu Binası ile birlikte bölgedeki diğer anıtsal yapılara oranla farklı bir öneme sahiptir. Her ne kadar Boncuklu Tarla Doğu Alanı kazıları 2017 ve 2019 yılı olmak üzere iki kazı sezonu olsa da verdiği bilgiler sayesinde Çanak-Çömleksiz Neolitik Çağ’da çok önemli verilere ulaşılmasına olanak sağlamıştır. Mardin ili ve bölgenin tarihi için önemli bilgiler veren Boncuklu Tarla kazıları hem Mardin tarihini günümüzden 12.000 yıl öncesine kadar geri götürmüş hem de o dönemde bölgede yaşayan halklar için de önemli veriler vermiştir. Ayrıca yerleşim yerinin yaklaşık olarak 2000 yıl boyunca kullanılması bize yerleşim yerinin bölge tarihi için ne kadar önemli olduğunu göstermektedir. Bu nedenlerden dolayı Boncuklu Tarla Doğu Alanı mimarisi ve verileri Boncuklu Tarla yerleşiminin Yukarı Dicle Havzası ve Mardin bölgesinin tarihi için ne kadar önemli bir yere sahip olduğunu göstermektedir.Article ÇEMKA HÖYÜK : YUKARI DİCLE HAVZASI’NDA BULUNAN YENİ BİR PPNA VE GEÇ EPİPALEOLİTİK DÖNEM YERLEŞİM YERİ(Dil tarih coğrafya fakültesi, 2019) Kodaş, Ergül; Genç, BülentAfter the studies carried out in recent years, many settlements such as Körtik Tepe, Hasankeyf Höyük, Gusir Höyük and Boncuklu Tarla which are dated to the Pre-Pottery Neolithic A Period have been identified. Some of them also contain Late Epipaleolithic layers. The Çemka Höyük settlement, which was discovered in 2018 and located at the construction of the Ilısu Dam, also contains layers dating to PrePottery Neolithic A and possibled the Late Epipaleolithic Periods. The Late Epipaleolithic levels, which were previously identified in restricted areas and drillings in Körtik Tepe, Hasankeyf Höyük and Hallan Çemi, were identified in the fillings having approximately 2 m over the profiles exposed during road construction in Çemka Höyük.Article Mardin Artuklu Üniversitesi-Hırbe Helale Nekropolu Cam Buluntuları (2010, 2011, 2018 Yılı Kazıları)(Atatürk Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü Dergisi, 2021) Hanar, ElifHırbe Helale nekropol alanı; MardinDiyarbakır karayolunun 6. kilometresinin batısında,Mardin ili Artuklu ilçesi sınırlarında, MardinArtuklu Üniversitesi yerleşkesi içerisinde yeralmaktadır. III. Derece Arkeolojik sit alanı olaraktescillenmiş olan Hırbe Helale nekropol alanında,2010, 2011 ve 2018 yıllarında kazı çalışmalarıgerçekleştirilmiştir. Çalışmalar, Mardin ArtukluÜniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Otoparkı’nınkuzeydoğusunda bulunan alanda yürütülmüştür.Yapılan kazı çalışmaları neticesinde tespit edilenbuluntular Paleolitik Dönem, Geç Roma Dönemi,Bizans Dönemi ve Artuklu Dönemi gibibirbirinden farklı dönemlere tarihlendirilmiştir. Buçalışmanın kapsamı; Hırbe Helale nekropol alanı2010, 2011 ve 2018 yılı kazı çalışmalarında ortayaçıkarılan cam materyeller arasından seçilen veprofil veren kase parçaları, kandil parçaları, kadehparçaları, karıştırma çubuğu parçaları, oyun taşı ilebileziklerden oluşmaktadır. Bu çalışma ile kazılarsırasında açığa çıkarılan cam materyallerin ilkbilimsel verilerine ulaşmak amaçlanmaktadır. Sözkonusu materyaller Hırbe Helale nekropol alanınıngenel stratigrafisi ve yaptığımız kaynak araştırmasısonucunda saptanan paralel örnekler ışığındatipolojik ve kronolojik olarak değerlendirilmiştir.Kazı verileri ve kaynak araştırması sonucundatespiti yapılan paralel örnekler bu cam buluntularınGeç Roma ve Bizans dönemlerinden kökenaldıklarını açığa çıkarmıştır. Bu nedenle HırbeHelale nekropol alanında Geç Roma Dönemi veBizans Dönemi’ne tarihlenen cam buluntularınortaya çıkarılması, kentin sosyal yaşamının birparçası olan cam kap formları hakkında detaylıverilere ulaşmamızı sağlaması açısından önem arzetmektedir.Article MELEKLİ-KÜLTEPE (IĞDIR) HÖYÜĞÜ, URARTU KALESİ VE COLUMBARİUM: AĞRI DAĞI'NIN KUZEY ETEĞİNDEKİ MİNUAHİNİLİ (KARAKOYUNLU) KENTİ(2017) Özfırat, AynurMelekli-Iğdır Urartu yerleşimi Ağrı Dağı yüzey araştırmamız sırasında belirlenmiş yeni merkezler ile Melekli-Kültepe Columbarium'unda P. F. Petrov (1913) ve K. Balkan (1966) tarafından yapılmış olan kazıların birlikte ele alınmasıyla değerlendirilmiştir. Ağrı Dağı yüzey araştırmasının en dikkat çekici merkezleri kompleks yerleşimler olarak tanımladıklarımızdır, bunlar kuzey etekteki Melekli ve Karakoyunlu ile güney etekteki Bozkurt'dur. Bu türde yerleşimler oldukça geniş alanlara yayılmış ve Geç Kalkolitik Dönem ile Orta Demir Çağ (Urartu) ya da Geç Demir Çağ (Akhaimenid) arasında uzun süreli iskan edilmişlerdir. Coğrafi birimlerin önemli noktalarında yer alan bu kompleks yerleşimlerin her birinde yatay tabakalaşma sisteminde çeşitli dönemleri içeren ve birbirleriyle ilişkili höyükler, kaleler ve mezarlıklar yer alır. Ağrı Dağı kompleks yerleşimleri içinde kuzey etekte ve Iğdır Ovası-Aras Vadisi'nde yer alan Melekli ve Karakoyunlu en önemli bulgulara sahip alanlardır.Melekli ve Karakoyunlu aynı zamanda Erken Demir Çağ ve Orta Demir Çağ (Urartu) için de önemli merkezlerdir. Urartu Kralı Minua (MÖ 810-785/780) tarafından Erken Demir Çağ yerel krallığı Eriqua'nın fethedilmesi ve yeni bir eyelet oluşturulmasıyla bölge Urartu sınırları içine alınmıştır. Iğdır Ovası-Aras Vadisi bereketli topraklarının yanısıra Güney Kafkasya-Kuzeybatı İran için geçit noktası olması açısından da önemliydi. Kral Minua yeni eyelet merkezi Minuahinili'yi Karakoyunlu'da (Kale II) ve bir diğer kaleyi de (Bulakbaşı 2) yakınında inşa etmiştir. Araştırmada belirlediğimiz birçok yeni Urartu kalesi Minuahinili Kenti'nin, gerek Minua gerekse daha sonraki krallar tarafından bölgede ve Güney Kafkasya-Kuzeybatı İran'da yapılan düzenlemeler sırasında yeni yapılanmalarla geliştirildiğini gösterir: Melekli-Lanetlitepe ve Bozkurt Kale II Ağrı Dağı batı geçidinin her iki tarafındaki ileri karakol-yol istasyonlarıydı, Ömerağa-Gölyüzü Kalesi güney etekteki merkezi kaleydi; Aktaş Kalesi ise kuzey etekte bir garnizon-kentti.Melekli Urartu yerleşimi olasılıkla Kral Minua döneminde kurulmuş ve iskanı aralıksız devam etmiş görünen bir İleri Karakol-Yol İstasyonu (Lanetlitepe Kalesi), Kültepe Höyüğü'ndeki Yerleşim ve Columbarium ile bir Kuleyi ? (Deliktaş Höyüğü) kapsar. Ovanın batı ucunda ve Ağrı Dağı-Güney Kafkasya- Kuzeybatı İran geçidinin üzerindeki konumuyla Melekli, Minuahinili Kenti'nin Doğu Anadolu ile arasındaki en önemli noktaydıArticle Tuşpa Sitadeli’nden Yeni Bir Kaya Mezarı: BG 90(Colloquium Anatolicum 17, 211-220, 2018) KONYAR, Erkan; GENÇ, Bülent; TAN, ArmağanImportant examples of Urartian royal tombs are located along the southern slopes of the rocky terrain of the Van Fortress. The rocky surfaces of these tombs are smoothed to form monumental façades. These multi-roomed rock-cut tombs thus attain a monumental appearance with their entrances and façades. However, a new rock-cut tomb that is different from the multi-roomed rock-cut tombs has been une- arthed at Van Fortress in 2016. This rock tomb consists of an antechamber in the form of a dromos and a main room behind it, and is also located on the southern slopes of the rocky terrain. Unlike the mul- ti-roomed rock-cut tombs, it was prepared by carving the rocky ground. It is planned as an underground tomb, the main room of which is accessed through a door, and thus appears to be a precedent of the multi-roomed tombs with monumental entrances and doors on the citadel. This tomb type, examples of which are known to have been constructed under the ground at sites such as Karagündüz and Altıntepe in the Lake Van basin, is notably more royally designed at Van Fortress. It provides new ideas about the development of royal tomb-cut tradition in particular.Letter The Urartian Fortress at Ömerağa-Gölyüzü on the southern slope of Mt. Ağrı (Bozkurt Settlement Complex), in the city of Minuahinili (Karakoyunlu)(Colloquium Anatolicum, 2018) Özfırat, AynurCampaigns of Urartian started to the region of Mt Ağrı in the earlier stage of the kingdom in the reigns of Ishpuini (830-810 BC) and Minua (810-785/780 BC). The region became part of Urartian land when the Early Iron Age kingdom of Eriqua captured and the foundation of the new fortress-city at Minua- hinili by King Minua. Major fortresses and fortified cities of Late Bronze-Early Iron Age (pre-Urartu) and Middle Iron Age (Urartu) were mostly located in settlement complexes in the highland of eastern Anatolia. They can be considered as urban and administrative centers of small independent polities of pre-Urartian and Urartians. Settlement complexes at Mt Ağrı, Melekli and Karakoyunlu (Iğdır plain- south of the Araxes valley) on the northern slope were localized respectively as Luhiuni, the capital of Early Iron Age kingdom of Eriqua and Minuahinili, the fortress-city of Urartu. Bozkurt settlement complex (Doğubayazıt plain) on the southern slope must be within the borders of these cities. Urartian settlement at Bozkurt contains a central fortress (Ömerağa-Gölyüzü) and an outpost - road station (Bozkurt Fortress 2). The Urartian fortress at Ömerağa-Gölyüzü can be suggest that it was the primary administrative center on the southwestern slope of Mt Ağrı interconnected with Minuahinili.Article Van Kalesi Analıkız Yapısı: İşlev ve Kronolojisine Dair Bir Değerlendirme.(İstanbul Üniversitesi Yayınevi, 2019) Genç, Bülent; Konyar, ErkanÖzet: Van Kalesi'nin kuzeydoğu yamaçlarında, ova düzeyine yakın bir yükseltide Analıkız veya Hazine Kapısı olarak adlandırılan kaya anıtı yer almaktadır. Anıt ana kayaya işlenmiş bir platform ve gerisinde yine ana kayaya açılmış iki adet anıtsal nişten oluşur. Marr ve Orbeli'nin 1916 yılında gerçekleştirdikleri kazılardan bu yana Analıkız alanının işlevi, sitadelle ilişkisi, krallık açısından önemi, inşa evreleri ve mimari tasarımı hakkında ayrıntılı bir değerlendirme yapılmamıştır. Literatürde bu alan genel olarak Açık Hava Kutsal Alanı olarak tanımlanmıştır. Lehmann-Haup'tun 1898'lerde alanın kuzeyinde yer alan drenaj kanallarını kurban kanalı olarak tanımlaması açık hava kutsal alanı tanımını yerleştirmiş ve sonraki çalışmalara referans olmuştur. Bu makalede alanla ilgili literatür ve hikayeleri ve kazı sonuçları tekrar değerlendirilerek yeniden tanımlanmaya çalışılmıştır. Minua ile başlamış olması muhtemel inşa faaliyetlerinin I. Argişti ve II. Sarduri ile devam ettiği yönündeki tespitler, bu alanın yapım evreleri de göz önüne alınarak değerlendirilmiştir. Analıkız yapısının aslında açık hava kutsal alanı olmayabileceği, krallık için sadece başkente özel ünik bir anıtsal birim olabileceği ele alınmıştır. Söz konusu birimin kralların kroniklerinin yazılı olduğu stellerinin toplu olarak bulunduğu bir alan olabileceği ve bütün çevresel özellikleriyle beraber kapalı bir alan olabileceği arkeolojik ve filolojik kanıtlar üzerinden tartışılmıştır. Abstract: On the northeast sides of the Van Fortress, an elevation nearby, stands a rock monument on the plain named Analıkız or also called Hazine Kapısı. The monument consists of a platform engraved into the rock and two monumental niches. Yet ever since the excavations conducted by Marr and Orbeli in 1916, there have been no detailed examinations or evaluations of the functions of the field, the relationship to the citadel, its importance for the kingdom, the levels of construction or architectural design. In literature, this field is generally recognized as Open Air Sanctuary or the way Lehmann-Haupt defined in 1898. In this study, we attempted to reevaluate and redefine the literature, stories and excavation outcomes. The deductions suggesting construction activities initiating with Minua then continuing with Argishti I and Sarduri II have been made considering the construction levels of the field. The possibilities of Analıkız structure not being an open-air sanctuary but rather a monumental site for the kingdom, a field in which the steles with king’s chronicles carved onto them are gathered or a closed field with all of its surroundings have been discussed with the aid of archeological and philological proofs.Article Waldemar Belck ve Carl Friedrich Lehmann’ın Araştırmaları(2019) Genç, BülentTowards the end of the 19th century, Waldemar Belck and Carl Friedrich Lehmann-Haupt were granted a permit by the Ottoman state and conducted surface surveys in the areas that roughly correspond to the territory of the Urartu Kingdom centered around the Lake Van basin. In this article, the surveys of Belck and Lehmann-Haupt and their results are evaluated through their own publications and the way these surveys were reflected in the Ottoman archival documents are discussed. In particular, reports sent to the center about their work and purpose, including the problems caused by their attempts to excavate although excavations were not within the scope of the permits they obtained, the excavations they reported to have conducted at Toprakkale and their results, and illicit excavations carried out at Nimrud are discussed in detail. Whether or not Belck and Lehmann-Haupt carried out excavations at Toprakkale along with surveys they conducted at various areas is discussed by comparing their publications and archival data.Article Yukarı Dicle Vadisi’nde Bulunan Sere Şippe Höyük üzerine ilk Gözlemler (Dargeçit/Mardin/Türkiye)(Anadolu Arastirmalari, 2022) Kodaş, Ergül2019 yılında tespit edilen Sere Şippe Höyük Mardin İli Dargeçit ilçesi Temelli Mahallesi sınırları içerisinde bulunmaktadır. Dicle Nehir yatağının yaklaşık 1500 m kuzey-batısında bulunan yerleşim yerinde, Ilısu Barajı ve HES Projesi kapsamında kazılar yapmakta olan Boncuklu Tarla kazı ekibi tarafından 2019 yılında yapılan yüzey araştırmasında çanak çömlek, yontmataş, sürtme taş, kemik alet ve parçaları ile süs eşyaları toplanarak koruma altına alınmıştır. Sere Şippe Höyük yerleşim yerinde toplanan yontmataş aletler, çanak-çömlek parçaları ve diğer buluntular yerleşimin hem Çanak-Çömleksiz Neolitik Dönem’de hem de Çanak-Çömlekli Neolitik Dönem’in başlarında iskan gördüğünü düşündürmektedir. Bilhassa bulunan çanak-çömlek parçaları Proto Hassuna çanak-çömlek geleneğine aittir ve höyüğün Çanak-Çömlekli Neolitik Dönem’in başlarında iskan gördüğüne işaret etmektedir. Ayrıca mikrolit aletlerin ve oluklu taş objelerin varlığı höyüğün Çanak-Çömleksiz Neolitik Dönem’de de iskan görmüş olabileceğini de düşündürmektedir. Höyükte toplanan parçalar arasında Halaf Dönemi çanak-çömlek parçaları ve yerleşim yerinin yakınlarında bulunan çakmaktaşı yatakları üzerinde Paleolitik Çağ’a ait aletler de bulunmaktadır.