WoS İndeksli Yayınlar Koleksiyonu
Permanent URI for this collectionhttps://hdl.handle.net/20.500.12514/3595
Browse
Browsing WoS İndeksli Yayınlar Koleksiyonu by Department "MAÜ, Fakülteler, Dahili Tıp Bilimleri Bölümü, Aile Hekimliği Anabilim Dalı"
Now showing 1 - 5 of 5
- Results Per Page
- Sort Options
Article 7-15 years of age group children' hypertension and obesity(2013) Battaloğlu İnanç, BetülAmaç: Mardin ili, ilköğretim okullarındaki öğrencilerde, hipertansiyon ve obezite değerlendirilmesi amaçlandı. Gereç ve Yöntem: Tanımlayıcı tipteki bu çalışma, Mardin ilinin, farklı sosyoekonomik düzeyindeki, üç ilköğretim okulunda, 3460 öğrenciyle yürütüldü. Öğrencilerin, obeziteleri Dünya Sağlık Örgütü’ne (WHO), kan basınçları Amerikan Pediatri Akademisi’nin yayınladığı standartlara göre tanımlandı. Çalışmanın verileri SPSS paket programında, ki-kare testi ile değerlendirildi. İstatistiksel anlamlılık p <0.05 olarak belirlendi. Bulgular: Fazla ağırlığı olan çocuk % 15.78, obez olan çocuk oranı % 10.57’ dir. Obezite sıklığı kız çocuklar için % 9.05 ve erkek çocuklar için % 11.97’ dir ( p<0.01). Öğrencilerin % 1.30’ unda presistolik hipertansiyon, % 2.02’ sinde sistolik hipertansiyon, % 2.65’ inde prediyastolik hipertansiyon ve % 2.74’ ünde diyastolik hipertansiyon görüldü. Ailesinde hipertansiyon olanlar ve onların çocukları arasında hipertansiyon ilişkisi yoktu. İki saatin üzerinde televizyon seyreden çocuklarda, obezite mevcuttu ( p=0.03). Sonuç: Okul sağlığı açısından, hipertansiyon ve obezite değerlendirmeleri gereklidir. Bu nedenle okul çağı çocuklarının muayenelerinde, bu konu mutlaka yer almalı, hipertansiyon ve obezite konusunda öğrencilere ve ailelerine eğitimler verilmelidir.Letter Metabolic Syndrome in School Children(TURKISH PEDIATRIC ENDOCRINOLOGY & DIABETES SOCIETY, 2013) Battaloğlu İnanç, BetülThe problem of excessive weight and obesity is increasing world-wide. According to the World Health Organization (WHO), there are over 1.6 billion overweight and 400 million obese people in the world; in 2015, these figures are expected to reach 2.3 billion and 700 million, respectively. Ninety percent of obese adolescents are at risk of becoming obese adults; 75% of obese 12-year-olds go on to become obese adults; of 7-year-olds, 41% of obese ones become obese in adulthood; 25% of those obese in the pre-school period become obese adults; and 14% of obese infants are at risk of becoming obese adults. The presence of childhood obesity increases the risk of non-communicable diseases such as metabolic syndrome (MS), type 2 diabetes mellitus (DM), hypertension (HT), hyperlipidemia, cardiovascular disease, and certain cancers (1). In clinical studies, the prevalence of MS in childhood was found to be approximately 3-4%. The aim of the present study was to evaluate the prevalence of MS in southwest part of Turkey.Article Metabolic Syndrome in School Children in Mardin, South-Eastern of Turkey(AVES Ibrahim Kara, 2014) Battaloğlu İnanç, BetülAmaç: Okul çocukları popülasyonunda, metabolik sendrom (MES) prevelansının tespit edilmesi amaçlandı.Gereç ve Yöntem: Türkiye'nin güneydoğusundaki, Mardin şehir merkezinde, üç ilköğretim okulundaki, 7-15 yaşları arası, üç bin dört yüz altmış çocuk, Nisan-Mayıs 2011'de çalışmaya dahil edildi. Yaş, cins, boy, ağırlık, bel çevresi, kalça çevresi, bel/kalça oranı, sistolik ve diyas tolik kan basınçları ölçüldü ve kan testleri kaydedildi. MES tanısı için Uluslararası Diyabet Federasyonu (IDF) kriterleri kullanıldı.Bulgular: Çocukların %9,42'si fazla kilolu ve %8'i obezdi. Obezite kızlarda %9,1, erkekler de %6,9'du. Obezite prevelansı, kızlar arasında erkeklerden daha yüksek ve anlamlıydı (p<0.001). Vücut kitle indeksi (VKI) ve bel ve kalça çevresi, bel/kalça oranı, sistolik ve diyasto lik kan basıncı, trigliserid arasında pozitif korelasyon bulundu (p=0.0001). Total kolesterol, trigliserid, VKI, sistolik ve diyastolik kan basıncı obez MES'lu grupta, obez olmayanlardan anlamlı farklı idi (p<0.05). Kızların bel/kalça oranı referans değerleri, erkeklerinkinden anlamlı olarak daha yüksekti (p>0.05). MES prevelansı %6,3'tü. MES, kızlarda ve obezlerde daha yüksekti. Obez çocuklarda MES oranı %30,3'tü.Sonuç: Çocukluk döneminde obezite, hipertansiyon ve MES sıklığı her geçen gün artmakta dır. Santral obezite ve yüksek vücut kitle indeksine sahip olan çocuklar, MES için daha dikkat li değerlendirilmelidir. Ve toplumun yaşam kalitesi, yaşam tarzı değişiklikleri ile risklerin azaltılması yoluna gidilerek, gerekli tedavi ve takiplerle sağlanmalıdır.Article Prevalence of obesity in elementary schools in mardin, South-Eastern of Turkey: A preliminary study(2012) Battaloğlu İnanç, Betül; Şahin Say, Deniz; Oğuzöncül, Ayşe Ferdane; Bindak, Recep; Mungan, FerideAmaç: Bu araştırmada, Mardin ilindeki ilköğretim çağı çocukları arasında obezite sıklığı, obezite ile aile ve çevre faktörleri arasındaki ilişki değerlendirildi. Materyal ve Metot: Çalışmada Mardin il merkezindeki, üç ilköğretim okulunda 6-15 yaş grubundaki, 3460 çocuğun boy ve ağırlık ölçümleri yapıldı. Beslenme alışkanlıkları ve aile-çevre faktörlerine ait bilgiler anket yolu ile elde edildi. Her öğrenci için vücut kitle indeksi (BMI) hesaplandı. Dünya Sağlık Örgütü (WHO) tarafından çocuk ve adolesanlarda fazla kilolu olma ve obezitenin sınıflandırılmasında kullanılması önerilen ve 2007 yılında yayınlanan 5-19 yaş grubu çocuklar ve adolesanlar için büyüme referans değerleri baz alınarak hesaplandı. Söz konusu referans değerlerine göre vücut kitle indeksi (BMI)değeri 97. persentil üzerinde olan çocuklar obez; BMI değeri 85-97. persentil arasında olanlarda fazla kilolu olarak tanımlandı. Veriler bilgisayarda SPSS istatistik programı ile değerlendirildi. Analizler için ki-kare ve t-testleri kullanıldı. P<0.05 istatistiksel olarak anlamlı kabul edildi. Bulgular: Öğrencilerin % 48.2’si kız idi. Fazla ağırlığı (overweight) olan çocuk %15.78, obez olan çocuk oranı %10.57 idi. Cinsiyete göre obezite sıklığı kız çocuklar için %9.05 ve erkek çocuklar için %11.97 idi. Erkeklerde obezite sıklığı anlamlı derecede daha yüksekti (p<0.01). 13 -15 yaş grubundaki kızların BMI ortalamaları, aynı yaş grubundaki erkeklere göre anlamlı derecede yüksekti. Sosyoekonomik düzeyi yüksek olanlarda (p<0.01), düzensiz öğün yiyenlerde (p=0.05) , günde 2 saatten fazla TV seyredenlerde (p=0.03), 6 aydan az anne sütü alanlarda (p<0,05), annesi (p<0.05) veya babası (p<0.01) obez olanlarda obezite sıklığı anlamlı derecede daha yüksek bulundu. Sonuç: Obezite bir sağlık sorunu olarak dünya çapında artmaktadır. Çocukluk çağında obez olmak ve obez ebeveyn/(ebeveynlere) sahip olmak, erişkinlikte obez olmanın risk faktörlerinden ikisidir. Yetişkinlikte, obezitenin kalıcılığı, sorunun en ciddi yönüdür. Obezitede tedavi başarı oranı, ne yazık ki yüksek değildir. Bu nedenle, rutin çocukluk çağı büyüme değerlendirilmesi için, vücut kitle indeksinin eklenerek, risk altında olanların erken tespiti ile ilgili bir önleyici strateji en akılcı yol olarak görünmektedir.Article Sağlam çocuk polikliniğine başvuran 0-1 yaş bebeği olan annelerde depresyon taraması ve depresyonda etkili risk faktörlerini belirleme(2012) Battaloğlu İnanç, Betül; Aydemir, Nurcihan; Hatipoğlu, SamiSağlam çocuk polikliniğine başvuran 0-1 yaş bebeği olan annelerde Edinburgh Postnatal Depresyon Skalası (EPDS) ölçeğini kullanarak, depresyon oranlarını saptamayı ve etkili olan sosyodemografik faktörleri belirleyerek, elde edilen sonuçların diğer çalışmalarla korelasyonunu değerlendirmeyi amaçladık. Gereç ve Yöntem: 20 Temmuz- 20 Eylül 2007 tarihleri arasında, 0-1 yaş arası bebeği olan anneler çalışmaya dâhil edildi. 211 anne çalışmaya katıldı, postpartum sosyodemografik veri formu ile EPDS kullanıldı. Çalışmaya katılmayı kabul etmeyen 28 annenin, 7’sinde EPDS puanlaması depresyon için anlamlı değerlerde idi. Toplam 183 annenin verileri değerlendirmeye alındı. Annelerin sosyodemografik özelliklerini belirlemek için toplam 51 sorudan oluşan postpartum sosyodemografik veri formu kullanıldı. Depresyon yaygınlığını saptamak amacıyla annelere 10 sorudan oluşan EPDS ölçeği uygulandı. Değerlendirme 30 puan üzerinden yapıldı ve kesme puanı 13 ve üzeri ( ?13) olarak alındı. Bulgular: EPDS kesme puanı ?13 alınarak hesaplanan depresyon semptomatoloji skoru %30.6’dır. Çalışmaya katılan kadınların yaş ortalaması 27.5±5.45, yaş dağılımı 18 ile 43 arasında değişmektedir. EPDS puanı yüksek olanlarda evlilikten memnuniyet düzeyinin iyi olma oranı anlamlı düzeyde düşük; evlilikten memnuniyetleri orta ve kötü düzeyde olanlarda, psikiyatrik özgeçmişi olan annelerde ise EPDS puanları anlamlı düzeyde yüksek olarak saptanmıştır (p<0.01). Eşi çalışmayan, planlanmamış gebeliği olan, doğumda annede sağlık sorunu olan,gece doğum yapan annelerde EPDS puanlaması yüksek olarak görülmektedir (p<0.05). Bebekte sağlık sorunu olduğunu belirten, bebek bakımını güç olarak tarifleyenlerde, bebeğini emzirmeyen kadınlarda EPDS puanlaması istatistiksel olarak anlamlı düzeyde yüksek olarak saptanmıştır (p<0.01). Sonuç: Doğum sonrası depresyon birçok anneyi ve bebeği olumsuz etkileyen ciddi bir sorundur. Etkin bir tedavinin mümkün olmasına rağmen, olguların yarısından azı fark edilebilmektedir. Kitlelerin taranması, antenatal dönem, doğum sonrası erken dönem ve normal sağlam çocuk izlemleri döneminde, doğum sonrası depresyon tanısı koyabilme imkanını mümkündür. Toplumu temsil eden, büyük kitlelere yapılacak topluma dayalı çalışmalar ile geçerli, etkin bir doğum sonrası depresyon taramasının tanımlanmasına ve bu tip bir taramanın klinik olarak anne -bebek açısından hizmetin artırılmasına, olan etkisinin belirlenmesine gereksinim vardır.