İslam Tarihi ve Sanatları Bölümü
Permanent URI for this communityhttps://hdl.handle.net/20.500.12514/52
Browse
Browsing İslam Tarihi ve Sanatları Bölümü by Institution Author "Turay, Esra Doğan"
Now showing 1 - 3 of 3
- Results Per Page
- Sort Options
Article İRANLILARIN KUDÜS-İ ŞERİF ZİYARETLERİ(Osmanlı Mirası Araştırmaları Dergisi, 2018) DOĞAN TURAY, Esra; Turay, Esra Doğanİranlılar, Kaçar Hanedanlığı döneminde (1795-1925) Osmanlı Devleti’nin parçası olan Kudüs’e (1517- 1917) sınırlı sayıda seyahatler gerçekleştirmişlerdir. Bu seyahatleri esnasında kaleme aldıkları eserler, Kudüs’ün kaderinin değiştiği döneme denk gelmektedir. Hacı Ali Han İtimadussaltana, Sultan Murat Hisamüssaltana, Mehdi Guli Han Muhbirussaltana, Muhammet Fâtımî, Celâleddin Azimâbâdî, Fahreddîn Cezâirî gibi bürokrat ve sivillerin Mekke’ye yolculukları sırasında gezip gördükleri Kudüs’e, mukaddes mekânlarına, o günkü sosyopolitik duruma dair yorumlarını ihtiva eden bu hatıratlar eski ve yeni Kudüs’ün tarihî kimliğine işaret eder. Hatıratlarında Kudüs’ün İran tarihindeki yeri ve önemine dikkat çeken İranlılar, aynı zamanda Kudüs’ün yapısal ve mimari özelliklerine, coğrafi ve fiziki yönlerine, halkın örf ve âdetlerine, buradaki azınlıkların durumuna dair dikkat çekici noktalara değinmektedirler. Makale, bu seyahatnamelerdeki Kudüs ziyaretlerine dair bir değerlendirmedir.Article OSMANLI- SAFEVİ TÜRK ŞÂİRELERİ VE MESNEVİ HAC HATIRALARI(2019) Doğan Turay, Esra; Turay, Esra Doğan19.yy’a değin Türkçe, Arapça ve Farsça olarak bir kadın tarafından yazılan tek hac seyahatnâmesinin 1120-1130/1702-1712’li yıllar arasında Ordubad’lı Safevî bir Türk şâiresine ait Farsça bir eser olduğu bilinmekteyken, 16. yy’da Servet mahlaslı şâire tarafından Türkçe olarak yazılan ve yeni neşr edilen kısa hac hatıratı bu durumu değiştirmiştir. Her ikisi de Türk olan, biri Farsça diğeri ise Türkçe olarak yazılan bu eserlerin müelliflerleri benzer nedenlerle yolculuğa karar vermiştir. Bu eserler kendi coğrafyalarında bir kadın tarafından yazılan en eski manzum hac hatıratı olma özelliği gösterir. Türlerinin tipik birer örneği olan bu mesnevilerden Türkçe yazılanı 135 beyit olup kısa ve öz bir menâzilnâmedirFarsça olarak yazılan mesnevi ise 1200 beyitlik bir sefernâmedir. Her iki şâirenin de adlarının eserlerde zikredilmediği görülmüş, aralarında 200 yıl bulunan müelliflerin ülkelerinin başkentinden başlayan güzergâhları Halep’te birleşmiştir. Safevî şâiresi İsfahan’dan yola çıkarak Anadolu içlerinden kutsal topraklara varmış, Osmanlı şâiresi ise İstanbul’dan başlayarak resmi hac güzergâhıyla Mekke ve Medine’ye ulaşmıştır. Biri Sünni diğeri Şiî olan Ehli Beyt muhibbi iki şâireyi, eserlerini ve yolculuklarını tanıtan ve değerlendiren bu çalışma, özde bu iki hac yolculuğunun tarihi ve coğrafi yönüyle aynılık ve ayrılıklarını belirleme hedefine yöneliktir.Article SÛFÎLERİN HACCA DAİR GÖRÜŞ VE ORJİNAL KATKILARI(Turkish Studies (Elektronik), 2018) DOĞAN TURAY, Esra; Turay, Esra DoğanTasavvuf ehlinin hac ibadetinin maneviyatı ve batınına yönelik yorumları kendine has bir dil ve terminoloji doğurmuştur. Tarih içinde Sûfilerin bu ibadetin farziyeti, özde ne olması gerektiği, kabulü ve ön koşullarına dair sarsıcı uyarıları hac rukunlarını hafife aldıkları yönündeki eleştirilere yol açmışsa da bu farklılıkların ibadetin batınına dikkat çekme çabası olduğu aşikârdır. Bu uyarıların haccın maneviyatına zarif ve nitelikli bir boyut kazandırdığı, bu sebeple de esrar-ı hac denilen ayrı bir alanda değerlendirilimesi gerektiği görülmektedir. Harameyn, sâliklerin kendi tarikatlerinin uzadığı farklı coğrafyaları görmeleri açısından dünyanın hiçbir yeri ile kıyaslanamayacak bir mülakat mekânı, yüksek maneviyatından ötürü birçok şeyhin müridine tavsiye ve telkin ettiği yer ve Sûfilerin çilegâhı olarak görülmüş, birçok Sûfinin hayatında bir başlangıç ve bitiş olarak manevi ve maddi anlamda değişim göstermelerine sebep olmuştur. Bu sebeple manevi merhaleleri kat eden her kadın ve erkek Sûfi için farklı bir amaca yönelik, temelde ise Sûfilerce elzem sayılan seyru sülükün tamamlanmasında önemli bir unsur olarak kabul edilmiştir. Haccın maddi ve manevi olarak kesin bir dille ayrımı, hac yolculuğunun diğer yolculuklara göre farklılığı, Sûfileri hacca gitmeye yönelten sebepler ve en önemlisi de hacca dair orijinal görüşlerine değinen bu çalışma, onların ibadetin maddi ve maneviyatıyla ilgili görüşlerine dair bir değerlendirmedir.
