Savur Meslek Yüksekokulu
Permanent URI for this communityhttps://hdl.handle.net/20.500.12514/34
Browse
Browsing Savur Meslek Yüksekokulu by Language "tr"
Now showing 1 - 20 of 56
- Results Per Page
- Sort Options
Doctoral Thesis ADLİ MUHASEBE KAPSAMINDA HİLELERİN İNCELENMESİ ÜZERİNE BİR ARAŞTIRMA(Dicle Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2021) Akatak, AhmetYeni yöntemlerle iĢlenen ekonomik suçların ve ortaya çıkan anlaĢmazlıkların artmasıyla birlikte, özellikle hile ve yolsuzlukların önlenmesinde önemli bir role sahip olan adli muhasebe‟ye duyulan ihtiyaç artmaktadır. Adli muhasebe, hukuk ve muhasebe bilimleri arasında bir köprü görevi görerek daha çok mali nitelikli iĢlemlerde yaĢanan hile ve yolsuzlukların belirlenmesi ve önlenmesine iliĢkin baĢlatılan yargı sürecinde etkin bir rol üstlenmektedir. Geleneksel muhasebeden farklı olarak sadece rakamları değil, rakamların ötesini de irdeleyerek muhasebe hilelerini öngörme temeline dayanan adli muhasebecilik mesleği, muhasebe teori ve uygulamalarının yanında denetim, hukuk, istatistik, kriminoloji, psikoloji gibi birçok disiplini bünyesinde barındıran geniĢ kapsamlı bir uzmanlık alanıdır. Bu çalıĢmada adli muhasebe kapsamında hilelerin incelenmesi üzerinde durulmuĢtur. Bu doğrultuda çalıĢmada hâkim ve avukatlar, serbest muhasebeci mali müĢavirler ve yeminli mali müĢavirler ile akademisyenlere yönelik anket yapılmıĢtır. Anket verilerinin analizinde SPSS 24 paket programı kullanılmıĢ, frekans, t testi, anova ve korelasyon analizleri uygulanmıĢtır. AraĢtırma sonucuna göre, muhasebe hilelerinin önlenmesinde Türkiye‟de adli muhasebe mesleğine önemli düzeyde ihtiyaç duyulmaktadır. Ayrıca adli muhasebe için gerekli altyapı ve eğitim olanaklarının istenilen yeterlilikte olmadığı ve mesleğin geliĢimi için yasal anlamda düzenlemelerin yapılması sonucuna ulaĢılmıĢtır.Article ADLİ MUHASEBE UYGULAMA ALANLARI İLE ADLİ MUHASEBE KAPSAMINDA HİLE VE YOLSUZLUKLARIN İNCELENMESİ(Mardin Artuklu University, 2019) Akatak, AhmetBu çalışmanın amacı adli muhasebe ve adli muhasebecilik mesleği hakkında bilgi vermek, adli muhasebecilik mesleğinin günümüzdeki mevcut durumunu değerlendirmek, adli muhasebenin uygulama ve faaliyet alanlarının belirtilip adli muhasebe kapsamında hile ve usulsüzlüklerin incelenmesini sağlamaktır. Tüm Dünya ülkelerinde olduğu gibi ülkemizde de işletmeleri ve işletmelerin içinde olduğu ekonomik çevreyi olumsuz bir şekilde etkileyen hile ve usulsüzlüklerin olduğu bilinmektedir. Muhasebedeki finansal tablo hileleri yoluyla birçok kişi, kurum ve kuruluş finansal zarara uğramaktadır. Özellikle teknolojik alanda yaşanan gelişmelerle bilgisayarın daha fazla çalışma hayatında yer alması yeni bir hile ve yolsuzluk alanları oluşturmuştur. Bu tür olayları ortaya çıkarmak ve önlemek için hem muhasebe hem de hukuk bilgisine sahip alanında uzman kişilere duyulan ihtiyacı ortaya çıkarmıştır. Yeni bir muhasebe uzmanlık alanı olan Adli muhasebe, uyuşmazlıkların çözümünde mahkemelere yardım etmelerinin yanı sıra, hile ve usulsüzlükleri önleyici tedbirlerin alınması ile hile ve usulsüzlüklerin ortaya çıkartılması konularını kapsamaktadır.Article ADLİ MUHASEBE UYGULAMALARININ MUHASEBE MESLEK MENSUPLARI (SM, SMMM ve YMM) PARADİGMASIYLA DEĞERLENDİRİLMESİ ÜZERİNE AMPİRİK BİR ARAŞTIRMA(TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi TURAN-SAM Yayıncılık, 2021) Bilen, Abdulkadir; Akatak, AhmetBu çalışmada, Adli muhasebe kapsamında hilelerin incelenmesi için adli muhasebe ilgili uygulayıcıları olan muhasebe meslek mensuplarının görüşlerine başvurularak, Adli Muhasebeye bakış açılarını değerlendirmek, hile ve yolsuzlukların durumu ile mevcut düzenlemelerin yeterliliği hakkındaki görüşlerini almak ve Adli muhasebeye duyulan ihtiyacın düzeyini tespit etmek amaçlanmaktadır. Güneydoğu Anadolu Bölgesi illerinden Gaziantep, Diyarbakır, Şanlıurfa, Mardin, Şırnak, Batman ve Siirt illerinde faaliyet gösteren Serbest Muhasebeciler, Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler ve Yeminli Mali Müşavirlerden oluşan toplamda 264 katılımcı üzerinde anket çalışması uygulanmıştır. Anket verileri SPSS 24 paket programı ile analiz edilmiş olup, analizler sonucunda özellikle hileli işlemlerin önlenmesinde adli muhasebenin zorunlu bir ihtiyaç olduğu sonucuna varılmıştır.Conference Object AİLE İŞLETMELERİNDE GÜVEN İLİŞKİSİNİN TESİSİ(İKSAD - İKTİSADİ KALKINMA VE SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERNEĞİ, 2022) Gökaslan, Mehmet OktayAile işletmelerinin ülkemizde ve dünyadaki sayılarına bakıldığında azımsanmayacak kadar fazla sayıda oldukları görülmektedir. Böyle büyük bir çoğunluğa sahip işletmelerin üzerinde çalışmalar yaparak karşılaştıkları sorunları tespit etmek ve çözüm önerileri sunmak araştırmacıların ilgisini çekmektedir. Bu sorunlardan biri olan aile işletmelerindeki güven ilişkisinin tesis edilmesi bu çalışmasının ana konuş olacaktır. Güven ilişkisinin tesisi edilmesi ile ilgili yazınsal tarama neticesinde ortaya çıkan bilgiler ışığında aile işletmelerinde güven ilişkisinin tesisi hakkında bir sonuca varılması düşünülmektedir. Bu bağlamda aile işletmesi, güven kavramı güvenle ilişkili diğer kavramlar incelenmeye çalışılmıştır.Article Akademisyenlerin Teknostres Kaynaklarının ve Teknostres Seviyelerinin Belirlenmesi(Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi, 2022) Gökaslan, Mehmet OktayBu araştırma akademisyenlerin teknostres kaynakları ve teknostres sevilerinin belirlenmesi amacıyla gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın evrenini 2022 yılı Mart-Mayıs aylarında Mardin Artuklu Üniversitesinde görev yapan 543 akademisyenler oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemini ise kolayda örneklem yöntemiyle ulaşılan 285 akademisyen oluşturmaktadır. Online anketlerle elde edilen veriler SPSS 23 programı kullanılarak test edilmiştir. Yapılan testler korelasyon, frekans analizi, ANOVA, bağımsız gruplar t testidir. Teknostres kaynakları olarak ev-iş yükü, negatif duygular ve gerginlik boyutlarının oluştuğu görülmüştür. Teknostres kaynakları ve tekmostres seviyeleri seviyeleri hakkında geliştirilen hipotezlerden teknostres kaynakları ve teknostres seviyeleri, gerginlik, ev-iş karmaşası ve negatif duygular ile teknostres seviyesi, teknolojik iş yükü ve teknolojik karmaşıklık arasında pozitif yönlü anlamlı ilişki olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca teknostres alt boyutu olan teknolojik belirsizlik ile diğer değişkenler arasında anlamlı ilişkiye rastlanmamıştır. Yapılan regresyon analizi sonucunda, gerginlik teknolojik iş yükünü olumlu ve anlamlı olarak yordamaktadır, negatif duygular teknolojik iş yükünü olumlu ve anlamlı olarak yordamaktadır. Analiz sonucuna göre teknostres kaynağı alt boyutu olan ev-iş karmaşasının teknolojik iş yükünü açıklamadığı görülmektedir.Presentation Aydınlanma Düşüncesinin Geliştirdiği Modern ve Postmodern Dönemlerinin Cemaatleşmeye Etkisi(İlmi Edütler Derneği, 2019) Özçelik, Musaye KonakCemaat insanlık tarihinin başlangıcından beri vardır. Çünkü insan toplumsa bir varlıktır ve yalnız yaşaması mümkün değildir. bundan dolayı bireyler daima cemmatler içerisinde bulunma ihtiyacı duymuş ve cemaatler oluşmuştur. klasik sosyoloji boyunca cemaat hep Tönnies'in ortaya koyduğu anlamda, geleneksel tarım toplumunun sanayi öncesi yaşam biçiminini niteleyen toprak temelli, dini geleneklere bağlı komünal ve yarı komünal derin bir bizlik duygusu içeren toplumsal yaşam biçimi olarak algılanmıştır. fakat modernleşme ile birlikte bu anlamdaki cemaaten topluma geçileceği ve cemaatin yok olacağı, yerini toplumun alacağını fikri benimsenmişti. Toprağa bağlı çözülerek birincil önemini yitirmiştir. Ancak hiçbir zaman tamamen yok olmamıştır. Cemaat toplumsal yaşantının ilk ve en önemli özelliği olarak daima vardır ve çok çeşitli biçimlerde de olsa özünün koruyarak var olacaktır. Çünkü her fert cemaat içinde doğar ve yaşamını cemaate borçludur.Article BAZI OECD ÜLKELERİNDE KAMUSAL YÜKSEKÖĞRETİM HARCAMALARI, VERGİLER ve GELİR DAĞILIMI İLİŞKİSİ: PANEL ARDL ANALİZİ(Uluslararası Ticaret ve Ekonomi Araştırmaları Dergisi, 2021) Gölpek, Filiz; Kavak, OsmanLiteratürde, genel olarak yükseköğretim hizmetinden yaralananların çoğunluğunun yüksek gelirli ailelerin çocukları olduğu, düşük gelirli ailelerinin çocuklarının temsil oranının ise düşük olduğu kabul edilmektedir. Özellikle girişin sınav ile olduğu yükseköğretim sistemlerinde yüksek gelirli aileler, hazırlık kursları biçimindeki örtülü fiyat mekanizması yoluyla sınavı kendi lehlerine çevirebilirken, düşük gelirli aileler vergiler yoluyla finansmana katıldığı halde yükseköğretim hizmetlerinden yararlanamamaktadır. Bu durum, kamusal yükseköğretim harcamaları yoluyla gelirin düşük gelirlilerden yüksek gelirlilere doğru yeniden dağıtılmasına neden olurken, yüksek gelir gruplarına gizli bir gelir transferi yaratmaktadır. Kaynağın düşük gelir grubunun da dâhil olduğu bütün vergi mükelleflerinden toplanması buradaki temel sorunu oluşturmaktadır.Bu araştırmanın amacı, OECD üyesi ülkelerde 2000-2019 dönemi kamusal yükseköğretim harcamaları, vergiler ve gelir dağılımı ilişkisini panel ARDL testi ile analiz etmektir. Değişkenler arasındaki uzun dönemli ilişkinin tespiti için eş bütünleşme testi uygulanmış ve değişkenler arasında uzun dönemli ilişki saptanmıştır. Eş bütünleşmenin varlığının ardından Dumitrescu-Hurlin panel nedensellik testi yapılmış, kamusal yükseköğretim harcamalarından ve vergilerden gelir dağılımına doğru tek yönlü; vergilerden de kamusal yükseköğretim harcamalarına doğru tek yönlü nedensellik olduğu görülmüştür. Tahmin katsayısını belirlemek için Fixed etkiler modeli uygulanmış, yükseköğretim harcamalarında meydana gelen %1’lik değişimin 1.38 birim, vergilerde meydana gelen %1’lik değişimin de 1.05 birim gelir dağılımı adaletini sağladığı tespit edilmiştir.Master Thesis Birikim Dergisi Örneğinde Türk Solunun Kürt Meselesine Bakışı(Afyon Kocatepe Üniversitesi, 2018) Evren, MuhittinKürt meselesi yıllardır konuşulan ve tartışılan bir günde. Özellikle Türkiye Cumhuriyeti'nin işleyişinden itibaren bu sorunun varlığı daha belirgin hale gelmiş Uzun süredir Türkiye'de önemli bir yer teşkil eden bu politikanın birçok kesimi tarafından incelenmiş ve farklı bakış açıları ve çözüm önerileri ortaya konulmuştur. Son dönemlerde ise sorunun çözümü için adımlar atılmıştır. Bu çözüm arama çabaları Kürt meselesinin siyasi arenada daha fazla tartışılması da devam ediyor. Türk çözümü içerisinde yer alan Birikim Dergisi'nin Kürt meselesi ile ilgili olarak ortaya konulan içerikleri korunur. Bu başarılı olabilir, derginin önde gelen isimlerinin yazılarının yanı sıra dergide bu mesele ile ilgili diğer yazılar da vardı. Bu yazılarda Birikim Dergisi'nin Kürt meselesi konusunda nasıl bir bakış açısı içerisinde olduğu ve zaman içerisinde görüşlerinde bir farklılık olup olmadığı da araştırılmıştır. Bütün birlikte, Birikim Dergisi'nin Kürt meselesinin dağılımı analiz edilerek çalışma sağlanmıştır.Master Thesis Birleşme sonrasındaki örgütsel kültürün örgütsel bağlılık üzerine etkisi(Dumlupınar Üniversitesi, 2010) Gökaslan, Mehmet Oktay; Demirci, Mustafa KemalGünümüzde şirketlerin faaliyet göstermiş oldukları piyasalarda rekabet artmıştır. Sıkılaşan rekabet ortamında şirketler birleşmeler yaparak yaşamlarını sürdürmeye, verimliliklerini arttırmaya ve büyümeye çalışmaktadırlar. Birleşmelerin amacı olan kârlılığın arttırılması ile hem şirketin verimliliği hem de örgütün gücü arttırılmış olur. Şirket birleşmeleri neticesinde farklı kültürlere sahip örgütler de bir araya gelirler. Farklı örgütlerin birbirleri ile kaynaşması neticesinde başarı yakalanabileceği gibi çalışanların örgütlerine olan bağlılıkları da artar. Örgüt kültürü ve örgütsel bağlılık arasındaki ilişkileri inceleyen daha önceki araştırmalardan da yola çıkarak şirket birleşmelerinde, örgüt kültürünün örgütsel bağlılık üzerindeki etkisini ele alabiliriz. Böylelikle, şirket birleşmelerinde farklı kültürlerin bir araya gelmesi neticesinde örgüt kültürünün örgüte olan bağlılık üzerinde bir etkisi olduğunu söyleyebiliriz. Bu araştırmanın temel amacı, şirket birleşmeleri neticesinde farklı kültürlerden gelen bireylerin, yeni kurulan örgüt içerisinde oluşan kültürü benimseme durumları ve yeni kurulan örgüte olan bağlılıklarının derecesinin tespit edilmesidir. Amaç doğrultusunda, Türkiye’de 2000’i aşkın çalışanı ile faaliyet gösteren ve iki bankanın birleşmesi sonucunda kurulan özel bir bankanın çalışanları üzerinde anket çalışması yapılmıştır. Yapılan anket sonucunda elde edilen veriler çeşitli istatistiksel yöntemler yardımıyla yorumlanmış ve birleşme sonucunda kurulan şirkette örgüt kültürünün düzeyi ve örgütsel bağlılık dereceleri ile ilgili sonuçlara ulaşılmıştır.Book Part BİTLİS İLİ ARAZİ VE TOPRAK ÖZELLİKLERİNİN COĞRAFİ BİLGİ SİSTEMLERİ (CBS) KULLANILARAK DEĞERLENDİRİLMESİ(Livre De Lyon, 2023) Mercan, ÇağrıKüresel iklim değişikliği, kuraklık, hızlı nüfus artışı, çarpık kentleşme, ormansızlaşma ve çevre kirliliği gibi birçok sebep gelecek nesillerin sağlıklı gıdayı üretebilmeleri için gerekli fiziksel koşulları tehdit etmektedir (Eryılmaz ve Demirarslan, 2018; Turan, 2018; Mercan, 2020). Bu olguların bertaraf edilmesi küresel ölçekte bir iş birliğini gerektirirken, yapılan çalışmalar olumsuz durumların gelecek yıllarda da devam edebileceği doğrultusundadır (Demir, 2009; Kadıoğlu, 2012; Türkeş, 2012). Bundan ötürü gıdanın üretildiği toprak ve arazi kaynaklarının mevcut durumlarının belirlenmesi ve daha verimli kullanılması zorunludur. Bu amaçla toprak etütleri ve arazinin fiziksel özelliklerinin niteliksel ve niceliksel olarak saptanması, ileriye yönelik yapılacak olan planlamalar ve çalışmalar açısından oldukça önemlidir (Özyazıcı ve ark., 2014). Topraksu Genel Müdürlüğü, Türkiye’deki toprakların özelliklerinin saptanması için 1950’li yıllarda çalışmaya başlamış ve 1966-1967 yıllarında ilk toprak haritaları oluşturulmaya başlanmıştır (Canpolat, 1981). Yapılan çalışmalar 1/100000 ölçekli haritalar ve bunların raporları şeklinde yayınlanmıştır (Anonim, 1975; 1996). Bu raporlar ve haritalar Bitlis ili için oluşturulan yegane veri kaynağıdır. Yapılan haritaların içerisinde toprağın türü, derinliği, taşlık-kayalık durumu, arazi kullanımı kabiliyeti, erozyon bilgileri gibi birçok veri bulunmaktadır. Coğrafi bilgi sistemlerinin (CBS) tarım alanlarında kullanılmasıyla birlikte bu veriler daha fazla önem kazanmıştır. CBS sistemleri ile birlikte arazinin özellikleri ve temel yapısı ile ilgili sağlıklı bir envanter oluşturulabilmektedir ve bu durum ileriye yönelik yapılacak olan planlamalar için yol gösterici olmaktadır (Karaca ve ark., 2019). Yapılan bu çalışma ile Alaska Satellite Facility (ASF DAAC) tarafından sağlanan yüksek çözünürlükteki topografik veriler ve Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğü tarafından üretilen toprak haritaları, CBS ortamında sayısallaştırılmış ve analiz edilmiştir. Elde edilen tüm verilerin ışığında Bitlis ilinin temel düzeyde arazi ve toprak özelliklerinin ortaya konulması ve ileriye yönelik bölge için yapılacak çalışmalara ve planlamalara katkı sunması amaçlanmıştır.Conference Object Bitlis Kenet Kuşağı İçerisinde Gözlenen Kuvaterner Yaşlı Bazanitik Çatak (Van) Volkanitlerinin Jeolojik ve Jeokimyasal Özellikleri(8.Geochemisty Symposium, 2018) Mercan, Çağrı; Özdemir, Yavuz; Oyan, VuralArap ve Avrasya plakaları arasında meydana gelen çarpışma Orta-Miyosenden itibaren Doğu Anadolu Bölgesi’nin yükselmesine ve yoğun volkanik aktiviteye maruz kalmasına sebep olmuştur. Van’ın Çatak ilçesinde yer alan volkanikler, çarpışma sonrası volkanizmanın en nadir görülen üyelerinden biri olup K-G yönlü açılma çatlağı boyunca yüzeye ulaşmış olan bazanitik lavlarla temsil edilirler. Bitlis Masifi kayaçlarını keserek yüzeylenen bazanitlerden yapılan K-Ar radyometrik yaşlandırmalarından 0.66 ve 0.63 milyon yıllık yaşlar elde edilmiştir. Volkanizma ince taneli skorya geri düşmeleri ile başlamış boyutları artan skoryalar ve bunlara eşlik eden volkanik bombalarla devam etmiştir. Bazanitik lavlar ise volkanizmanın son ürünleri olup arazide sütunsal yapılar sunarlar. Lavlar genellikle ince taneli olup olivin, klinopiroksen fenokristalleri ile olivin, klinopiroksen, Ti manyetit, nefelin, Cr spinel içeren bir matriksten oluşmuştur. Olivinler yarı özşekilli ve özşekilli taneler şeklindedir ve Fo73-80 arasında değişen forsterit oranlarına sahiptir. Klinopiroksenler kalsik karakterde olup Wo47-52 En34-42Fs10-15 içerikleri ile belirgindirler. Nefelinler ise matriksi oluşturan mikro kristaller arasında aradolgu şeklinde bulunmaktadır. EC-AFC modellemesi lavların yeryüzüne ulaşıncaya kadar %2 oranında üst kabuğu karakterize eden litolojiler tarafından kirletildiğini, iz element jeokimyası ve Sr-Nd izotop bileşimleri ise bazanitlerin zenginleşmiş bir manto kaynağından türediklerini ortaya koymuştur. Major element içerikleri kullanılarak yapılan termobarometrik hesaplamalar Çatak volkanitlerinin Doğu Anadolu’da yüzeylenen diğer çarpışma sonrası volkanitlere göre …Conference Object BİTLİS MASİFİ’NDEKİ BAZANİTİK VOLKANİTLERİN JEOLOJİK VE PETROLOJİK ÖZELLİKLERİ(71. Türkiye Jeoloji Kurultayı, 2018) Mercan, Çağrı; Özdemir, Yavuz; Oyan, Vuralİnceleme alanını içinde barındıran Doğu Anadolu Bölgesi Oligo-Miyosen’den bu yana Arap Plakası ile Avrasya Plakası’nın aktif bir çarpışma bölgesi olmuştur. Bitlis-Zagros Kuşağı boyunca gerçekleşen bu çarpışmanın ardından bölge yükselmeye başlamış ve yoğun şekilde volkanizma oluşmuştur. Bu çalışmayı oluşturan Bitlis Masifi’ndeki Çatak volkanitleri Van’ın Çatak İlçesi’nde bulunmaktadır ve Doğu Anadolu’da eşine az rastlanan bazanitik türde kayaçlardan oluşmaktadır. Bazanitik volkanitler K-G yönlü bir açılma çatlağı boyunca yüzeye ulaşmışlardır. K-Ar radyometrik yaşları, söz konusu volkanik kayaçların 0.66 ve 0.63 My. (Orta Pleyistosen) yaşlarında olduğunu göstermektedir. İnceleme alanındaki volkanik istif alttan üste doğru ince taneli skorya geri düşme çökelleri ile başlamış, boyutları artan skoryalar ve bunlara eşlik eden volkanik bombalarla devam etmiştir. Bazanitik lav akıntı ürünleri ise bölgedeki volkanizmanın son ürünleri olup arazide sütunsal soğuma yapıları ile tipiktirler. Porfiritik dokuya sahip bazanitler çoğunlukla olivin+piroksen fenokristallerinden meydana gelmektedirler ve bu fenokristaller olivin, piroksen, Ti-manyetit, nefelin, Cr-spinel içeren bir matriks içerisinde bulunmaktadır. Bazanitler çoğunlukla taze olup, sadece olivinlerde yer yer iddingsitleşmeler gözlenmektedir. Düşük SiO2 (%40-41) ve yüksek MgO (%9-10) içeriklerine sahip olan bazanitler belirgin iri katyonlu litofil (LIL) ve hafif nadir toprak element (LREE) zenginleşmeleri ile karakteristiktirler. İz element jeokimyası ve Sr-Nd izotopik bileşimleri bazanitlerin zenginleşmiş bir manto kaynağından itibaren türediklerini ortaya koymaktadır. Ana element jeokimyası kullanılarak yapılan termobarometrik hesaplamalar bazanitlerin Doğu Anadolu’da yüzeylenen diğer çarpışma sonrası volkanitlere göre daha derin kökenli bir manto kaynağından itibaren türemiş olduğunu göstermiştir. Buna paralel olarak nadir toprak element oranları kullanılarak oluşturulan kısmi ergime modellemesi, bazanitik magmanın astenosferik mantonun düşük dereceli (<1) kısmi ergimesi sonucunda oluştuğuna işaret etmektedir. Kabuksal katkının varlığını ortaya koymak amacıyla iz element ve Sr-Nd izotop içerikleri kullanılarak oluşturulan EC-AFC modellemesi lavların yeryüzüne ulaşıncaya kadar %2 oranında üst kabuğu karakterize eden litolojiler tarafından kirletildiğini göstermektedir.Other Byung-Chul Han, Enfokrasi: Dijitalleşme ve Demokrasinin Krizi, Ketebe Yayınları(Ilmi Etudler Dernegi (ILEM) İnnsan ve Toplum, 2023) Evren, Muhittin; Bozkurt, Recepİktidar, toplum, özne, kamusal alan ve demokrasi meselesi sosyal bilimcilerin üzerinde durduğu önemli konulardır. Düşünürler bu olguların ne olduğu üzerine, aralarında nasıl bir ilişki olduğuna dair sorunsallaştırmalar ve bunlara yönelik teorik çalışmalar yapmışlardır. Toplumsal dünyanın değişim ve dönüşümünü sağlayan önemli parametreler vardır. Bunlardan en önemlisi dijitalleşmedir. Dijitalleşme ile birlikte iktidar, toplum, özne ve kamusal alan kavramı ciddi anlamda bir değişim ve dönüşüm yaşamaktadır. Bu değişimin yaşanması doğrudan demokrasi kültürünü de etkilemektedir.Master Thesis Çatak (Van) civarında yüzeylenen genç (kuvaterner) bazaltik volkanizmanın mineralojik-petrografik ve jeokimyasal özellikleri(Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü, 2015) Mercan, ÇağrıBu çalışmada, Van-Çatak bölgesindeki Kuvaterner yaşlı (0.66 – 0.63 My) volkanik kayaçların mineralojik-petrografik ve jeokimyasal özellikleri incelenmiş, volkanizmanın kökeni ve oluşumunda etkili olan süreçlere açıklık getirilmeye çalışılmıştır. Çalışma alanında Permiyen öncesi döneme ait Hulkan formasyonu, Toyaç formasyonu ve Samanlı formasyonu, Permiyen dönemine ait Körüklü formasyonu ile Kuvaterner yaşlı Bazanitler ve taraçalar bulunmaktadır. Bazanitik volkanizma bir açılma çatlağı boyunca meydana gelmiş lav ve piroklastiklerden oluşmaktadır. Majör, NTE element jeokimyası ve Sr, Nd izotop bileşimleri, bazanitlerin evrimleşmesinde olivin ve piroksen minerallerinin rolünü göstermiş ve lavların yeryüzüne ulaşıncaya kadar %2’lik oranda üst kabuğu karakterize eden litolojiler tarafından kirletildiğini ortaya koymuştur. MELTS modellemesi bazanitlerin, 4-5kb lık basınç altında %1’lik su muhtevasında ve 1300 – 1000 0C arasındaki sıcaklıklarda fraksiyonel kristallenmeye uğramış olabileceğini göstermiştir. Kısmi ergime modellemesi, Çatak volkanitlerinin %1’in altında gerçekleşen kısmi ergime derecelerinde %95’in üzerinde granatça zengin astenosferik bir mantodan itibaren oluştuğunu ortaya koymuştur. Major element içerikleri kullanılarak yapılan termobarometrik hesaplamalar, Çatak volkaniklerinin Doğu Anadolu’da yüzeylenen diğer çarpışma sonrası volkaniklere göre daha derin kökenli bir manto kaynağından itibaren türemiş olduğunu göstermiştir.specialist-thesis.listelement.badge Çatak (Van)-Kozluk (Batman) arasında yüzeylenen maden kompleksi volkanitlerinin jeolojik ve petrolojik özellikleri(Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü, 2021) Mercan, ÇağrıBu çalışma, Maden Kompleksi'nin Çatak (Van)-Kozluk (Batman) arasında yüzeylenen volkanik/subvolkanik kayaçlarının jeolojik ve petrolojik özelliklerini konu almaktadır. Kompleks sığ denizel sedimanter kayaçlar ile başlayıp derin denizel sedimanter kayaçlar ile devam eden ve bunlarla arakatkılı olarak bulunan volkanikler ve Bitlis Masifi'ni kesen subvolkanik dayklar ile temsil edilmektedir. Denizel sedimanların planktonik foraminifer yaşları Geç İpreziyen-Erken Lütesiyen'e (Erken-Orta Eosen), sedimanter birimlerden elde edilen detritik zirkon yaşları ise havzada çökelimin Üst Eosen'e kadar devam ettiğine işaret etmektedir. Başlıca plajiyoklas + klinopiroksen ± olivin ± amfibol fenokristallerinden oluşan volkanik/subvolkanik kayaçlar çoğunlukla su¬balkali-toleyitik bazaltlardan oluşmaktadır ve nadiren andezitik ve riyolitik türevleri de bulunmaktadır. Klinopiroksen kimyası kullanılarak hesaplanan kristallenme sıcaklıkları ve basınçları volkanikler için sırasıyla 1125-1260℃ ve 1.6-10.8 Kbar arasında, dayklar için 1076-1215°C ve 1.2-9.4 Kbar arasında değişmektedir. AFC modellemeleri volkanik/subvolkanik kayaçların, kabuksal litolojilerden kontaminasyona uğradığını göstermektedir. Elde edilen veriler Maden Havzası'nın Bitlis-Pütürge Masifi üzerinde açılan bir havza olduğuna işaret etmektedir. Kuzeye doğru Bitlis-Pütürge Masifi'nin altına dalan Arap levhasının okyanusal litosferinin Erken-Orta Eosen döneminde kopması yitim bileşeni içermeyen astenosferik mantodan türeyen lavların havzanın güneyine, yitim bileşeni içerenlerin ise havzanın kuzeyine yerleşmelerine sebep olmuştur.Article Coğrafi Bilgi Sistem Analizleri Kullanılarak Toprak ve Arazi Özelliklerinin Değerlendirilmesi: Türkiye, Mardin İli Arazisi(Siirt Üniversitesi, 2020) Mercan, Çağrı; Arpağ, SezinThe purpose of the present study is to determine the soil and land characteristics and create databases by using Geographic Information Systems (GIS). For this purpose, the soil and land characteristics of Mardin Province, which is located in the Southeastern Anatolia Region of Turkey, which is part of so-called “Fertile Crescent” with fertile agricultural lands, were evaluated. The area that was included in the study was approximately 8633 km2, and the digital height model of the area was created by using the topography maps of Mardin Province. With the creation of these maps, the slope, aspect, elevation, relief maps, and the data created by the General Directorate of Village Services were collected and were drawn on the maps by calculating the spatial and areal rates of the area features in the GIS environment. All the maps drawn were placed on the created digital elevation map and examined and interpreted together with the topography data.. According to the data obtained as a result of the study, it was determined that 47.54% of the total area of Mardin Province has less than 6% slope values, and these areas are located mostly in the southern regions of the province. The most common soil types in Mardin province are brown forest soils with 43.65% and reddish-brown soils with 42.57%. In terms of the land usage, 38.81% of the province consists of pastures, and 25.38% consists of the shrubs. In terms of erosion, it was determined that 74.35% of the province has moderate, severe and very severe erosion risk. A total of 28.89% of the study area consists of I., II. and III. classes according to land capability. In terms of soil depth, 43.13% of the province has been found to have very shallow and shallow soil characteristics. It is determined that the lands where agricultural production is intensive in Mardin are mostly concentrated in regions with low altitude and slope values. It has been determined that the water problem in the region creates limitations in the product variety and erosion is among the most serious problems of the region. Elimination of these problems will contribute positively to the agricultural production of the region.Article COĞRAFİ BİLGİ SİSTEMİ ve AHP ile ARICILIK FAALİYET ALANLARI İÇİN ARAZİ UYGUNLUK DEĞERLENDİRMESİ: BİTLİS/TÜRKİYE ÖRNEĞİ(Bursa Uludağ Üniversitesi, 2023) Mercan, ÇağrıArıcılık, biyoçeşitliliğe katkı sunarak kırsal kalkınmaya sağladığı destekten ötürü önemli bir faaliyet türüdür. Arıcılıktan elde edilen verimin arttırılabilmesi ve sürdürülebilirlik için bu faaliyet türünün yapılabileceği uygun yerlerin belirlenmesi gerekmektedir. Yapılan bu çalışmada, Bitlis ilinde Coğrafi Bilgi Sistemi (CBS) ve Çok Kriterli Karar Verme (ÇKKV) yöntemleri kullanılarak arıcılık için bir yer seçimi değerlendirme modeli önerilmektedir. Çalışmanın amacı yerel arıcılık faaliyetleri ile uğraşan kişilerin yanı sıra literatür verilerini de dikkate alan çok kriterli değerlendirmeye dayalı mekânsal bir karar destek sistemi oluşturmaktır. Çalışma ile Bitlis ili için arıcılığın yapılabileceği uygun alanlar belirlenmiştir. Çalışmada 11 kriter (84 alt kriter) seçilmiştir. Arıcılık faaliyetlerini olumsuz etkileyeceği için 5 alt kriter ise sınırlandırıcı olarak değerlendirilmiştir. Çalışmada arazi kullanımı/örtüsü, akarsulara mesafe, ortalama sıcaklık (mayıs-ağustos), NDVI, rüzgâr hızı (mayıs-ağustos), bakı, yükseklik, yağış (mayıs-ağustos), eğim, yola uzaklık ve elektrik hatlarına uzaklık kriterleri kullanılmıştır ve bu kriterlere ait tematik haritalar oluşturulmuştur. Değerlendirme kriterlerinin ağırlıklarının hesaplanmasında AHP yöntemi kullanılmıştır ve CBS ortamında ağırlıklı bindirme yöntemi ile arazi uygunluk haritası elde edilmiştir. Arazi uygunluk haritasında arıcılığın yapılabileceği çok uygun ve uygun alanların sırasıyla 1.620,02 km2 ve 2.003,81 km2, yüzey alanlarına sahip olduğu belirlenmiştir. Oluşturulan uygunluk haritasında en uygun yerlerin sırasıyla Mutki, Merkez, Hizan, Tatvan, Ahlat, Güroymak ve Adilcevaz ilçelerinde olduğu belirlenmiştir. Bu çalışma, arıcılık faaliyetleri ile uğraşan insanların haricinde sürdürülebilir tarım ve hayvancılık stratejilerinin oluşturulmasında, karar vericiler için de önemli bir kılavuz olacaktır.report.listelement.badge COVİD-19 SÜRECİNDE MARDİN ARTUKLU ÜNİVERSİTESİ Uzaktan Eğitim Sistemi, Eğitim-Öğretim ile Araştırma Faaliyetlerinin Değerlendirilmesi(Mardin Artuklu Üniversitesi, 2020) Düşünceli, Faruk; Arı, Ökkaş; Evren, Muhittin; Kavak, OsmanBu rapor, Mardin Artuklu Üniversitesi’nin Covid-19 salgını sürecinde gerçekleştirdiği faaliyetleri tanıtan bir içerik ve uzaktan eğitim faaliyetlerine yönelik öğrencilerin görüşlerini inceleyen bir bilimsel araştırmanın sonuçlarını sunmaktadır. Rapordan da anlaşılacağı üzere, olağanüstü bir durum olan pandemi sürecinde dahi Mardin Artuklu Üniversitesi, planladığı tüm eğitim-öğretim, araştırma ve entellektüel faaliyetleri başarıyla icra etmiş, uzaktan eğitim faaliyetlerine dair öğrenci görüşlerinin yüksek düzeyde olumlu olduğu değerlendirilmiştir. Zira uzaktan eğitim ve öğretim faaliyetlerinde mağduriyet oluşturabilecek herhangi bir iptal veya erteleme olmaması ve salgın öncesinde belirlenen ders tamamlama kazanımlarına erişilmesi önemli bir başarı olarak değerlendirilebilir. Tamamlanan ders sayısı, katılım sağlayan öğrenci sayısı, derslerin tamamlanma dönemi ve öğretim sürecinde sağlanan teknik desteğin nitelik düzeyine bakıldığında, olağanüstü bir durumda dahi yüz yüze eğitimin gerçekleştirildiği olağan eğitim-öğretim döneminde erişilmesi beklenen teknik kazanımlara çok büyük oranda erişildiği anlaşılmaktadır. Üniversitemizde gerçekleşen uzaktan öğretim süreçlerinde teknik yeterlilikler ve kazanımlar üst düzeyde iken, olağanüstü bir dönemde gerçekleşen ve karşılaşılması oldukça olağan olan birtakım gelişime açık alanlar da tespit edilmiştir. Bu alanlar, Üniversite Rektörlüğü’nün koordinasyonunda Senato, Yönetim Kurulu, Kalite Kurulu başta olmak üzere ilgili birimlerde tartışılarak uzaktan eğitim süreçleri ve yöntemleri başta olmak üzere, genel eğitim-öğretim niteliğinin artırılması adına atılacak adımlara rehberlik edecektir. Nitekim bu rapor, uzaktan öğretim sürecinin hem teknik ve altyapısal boyutunu hem de öğretimin niteliğini gösteren bulgular içermektedir. Dünya genelinde ve ülkemizde çoğu üniversitenin uzaktan eğitim sürecinde erişmede yeterince başarılı olamadığı öğrenci katılımı ve etkinliği ile eğitimin çeşitliliğinin (canlı dersler, yardımcı uygulamalar, forumlar vb.) sağlanması açısından Mardin Artuklu Üniversitesi’nin başarılı olduğu görülmektedir. Öğrencilerin büyük kısmının devam eden ve farklı gelişim alanlarına hitap eden eğitim süreçlerinden memnun olduğu bilinirken bazılarının ise yaşanan pandemiden kaynaklanan sebeplerden dolayı eğitim süreçlerine yönelik olumsuz bir algı geliştirmiş olabileceği de bilinmektedir. Dolayısıyla araştırmanın gerçekleştirildiği dönemin koşulları dikkate alındığında, bu raporun sonuçlarının dikkatli bir şekilde değerlendirilmesi ve yorumlanması da gerekmektedir. Veri toplama sürecinde sokak kısıtlamaları, karantina koşulları, belirsizlik, korku, kaygı gibi durumların çoğu kişi arasında yaşanmakta olduğu öngörüldüğünden, bu araştırmanın sonuçlarının da bu gibi durumlardan etkilenmiş olabileceği dikkate alınmalıdır. Örneğin belirsizlik ve kaygı düzeyi yüksek birinin uzaktan öğretime dair objektif değerlendirme yapma olasılığının düşük olabileceği gibi durumların da dikkate alınması önerilmektedirConference Object Darende (Malatya) İlçesinde Uzun Yıllar Yer yüzey Sıcaklığı Değişiminin İncelenmesi(Dicle Üniversitesi, 2022) Mercan, Çağrıİnsan nüfusundaki değişimler, sanayi devrimi sonrası giderek artan sera gazı salınımı, çarpık büyüyen kentler, iklimi ve hava sıcaklığını etkilemektedir. İklim değişimi ve bununla birlikte artan sıcaklıklar dünyanın dış kabuğundaki yer yüzey sıcaklığını (YYS) da etkilemektedir ve bu durum tüm canlı yaşamlarını tehdit etmektedir. YYS değerlerinin hesaplanmasında kullanılan en pratik ve ucuz yöntemlerden birisi termal uzaktan algılama çalışmalarıdır. Yapılan bu araştırmada Darende (Malatya) ilçesinin uzun yıllar (1990- 2000- 2010- 2021) YYS değerlerinin termal uydu görüntüleri ile ortaya konulması amaçlanmıştır. Elde edilen sonuçlar ortalama sıcaklığın artış eğiliminde olduğunu göstermiştir. Yapılan bu çalışma sonucunda 31 yıllık periyotta ortalama YYS değerinin yaklaşık olarak 7 °C arttığı görülmüştür. YYS değerleri yeşil alanların yoğun olduğu bölgelerde ve topografik yüksekliğin fazla olduğu yerlerde nispeten daha düşüktür.Book Part E-DÖNÜŞÜM PERSPEKTİFİNDE E-MUHASEBE UYGULAMALARININ GELİŞİM SERÜVENİ(Orion Kitabevi, 2022) Akatak, Ahmet; Seyitoğulları, Osmançoğunda zaman, mekân ve fiziki olarak bizzat kişinin kendisinin bulunması gibi hususlar gerekliyken, günümüzde bu hizmetler teknolojinin getirmiş olduğu yenilikler sayesinde hem mekândan ve zamandan hem de kişinin fiziksel varlığından bağımsız dijital ortamda gerçekleştirilebilmektedir. Elektronik dönüşüm (e-dönüşüm) diğer bir adıyla dijitalleşme son zamanlarda yaşanan gelişmeler sonucunda ortaya çıkmış ve manuel olarak işlenen verilerin gelişmiş bir teknoloji ile kullanılması ve bunun da hızlı biçimde bilgisayarlar aracılığıyla kayıt edilmesi, izlenmesi ve işlenmesi süreci şeklinde ifade edilmektedir (Tekbaş, Kurnaz ve Azaltun, 2018: 223-224). E-dönüşüme geçilmesiyle muhasebede bilinen kayıt altına alma yöntemlerinin sınırlılıkları ortadan kalkmış, verilerin kontrol edilmesi, bilginin saklanması ve bilgiye istenildiği anda erişim kolaylaşmıştır. Bilgisayarların yaygın kullanımı, rekabet baskısı ve küreselleşme gibi etmenlerden ötürü muhasebe işlemlerinde de elektronik dönüşüme geçiş hız kazanmıştır. Dolayısıyla 2000 yılında muhasebe bilgi sistemindeki işlemlerin sadece %25’lik kısmı dijitalken, 2017 yılında bu oranın %98’e ulaşması muhasebedeki elektronik dönüşümün en belirgin göstergelerinden birisidir (Aslan ve Özerhan, 2017: 868). Türkiye’de e-dönüşüm süreciyle ilgili yetkili kuruluş Maliye Bakanlığı yeni adıyla Hazine ve Maliye Bakanlığına bağlı Gelir İdaresi Başkanlığı (GİB)’tir (Tektüfekçi, 2017: 79). Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın e-dönüşüm süreci, kurum ve kuruluşların hem muhasebe uygulamalarını hem de muhasebe uygulayıcılarını yakından etkilemiştir. E-dönüşüm ile birlikte muhasebe alanında elektronik muhasebe (e-muhasebe) adı altında yeni bir kavram ortaya çıkmıştır. Literatürde e-muhasebe defter tutma, beyanname düzenleme, fatura işleme, tahsilat ve ödeme işlemlerini kapsayan tüm mali nitelikteki işlemlere ait sürecin devlet birimleri (maliye, defterdarlık vb.), muhasebe meslek mensupları ve vatandaşlar tarafından elektronik ortamda yürütülmesi şeklinde tanımlanmıştır (Tuğay ve Güler, 2021: 701). E-muhasebe, bilgisayar teknolojisinden istifade ederek işletmelerin ticari yaşam döngüsünde ihtiyaç duyacakları alışsatış, stok, raporlama ve fatura kesme gibi işlemler ile finansal verileri işleyen muhasebe işlemini tanımlamak için kullanılan terim olan elektronik muhasebe anlamına gelir.İşletmelerin ihtiyaç duydukları iş süreçlerinin ve verilerinin dijital ortamda işlenmesini kapsayan e-muhasebe uygulamaları da hızla gelişen dijitalleşmenin bir getirisi olarak karşımıza çıkıyor. Hazine ve Maliye bakanlığı muhasebe alanındaki elektronik belge sistemini kademeli olarak uygulama kararı almıştır. Bu gelişmeler doğrultusunda muhasebede çeşitli yazılım programları ve elektronik uygulamalar dijital dönüşüme entegre bir şekilde 2005’te e-beyanname, 2010’da e-fatura, 2013’te e-defter ve e-arşiv fatura, 2018’de e-müstahsil makbuzu, e-irsaliye ve e-serbest meslek makbuzu, 2020 yılında e-dekont uygulamaları kullanılmaya başlanmıştır (Yücel ve Bağdat, 2022: 4; www.gib.gov.tr). Bu kapsamda çalışmada e-dönüşüm konusu incelenecek ve e-dönüşüm perspektifinde e-muhasebe uygulamalarının durumu, kullanım şekilleri ve işleyişleri açıklanarak bu faaliyetlerin kullanım alanları ayrıntılı bir şekilde ele alınacaktır.
- «
- 1 (current)
- 2
- 3
- »