Antropoloji Bölümü Koleksiyonu
Permanent URI for this collectionhttps://hdl.handle.net/20.500.12514/66
Browse
Browsing Antropoloji Bölümü Koleksiyonu by Language "tr"
Now showing 1 - 20 of 47
- Results Per Page
- Sort Options
Conference Object Yoncatepe İskelet Popülasyonunda Odontometrik Metotla Cinsiyet Tahmini(2015) Ayşe ACARKimliği bilinmeyen iskelet materyallerinden cinsiyet tahmini yapmak antropoloji ve adli bilimler için çok önemlidir. Bu çalışmanın amacı, Yoncatepe Popülasyonunda odontometrik metotlar kullanarak cinsiyet tahmini yapmaktır. Çalışma için Yoncatepe toplumuna ait Mandibula (N=56) ve Maksilla (N=31) üzerindeki tüm dişler kullanılarak yapılmıştır. Mesiodistal (MD) ve bukkolingual (BL) ölçüleri dijital kumpas ile alınmıştır. Cinsiyet, mandibula ve maksilladan morfolojik ve metrik metotla tahmin edilmiştir. Odontometrik özelliklerin cinsiyetler arasındaki farkı Students’ t testi kullanılarak hesaplanmıştır. Sonuç olarak cinsiyet, odontometrik metotlarla mandibula üzerindeki dişlerden daha yüksek oranda tahmin etmek mümkündür. Mandibula ve maksillanın birlikte kullanılması ile daha güvenilir sonuçlara ulaşılabilir. Antemortem cinsiyet bilgilerinin olmadığı arkeolojik toplumlarda, cinsiyet tahmininin güvenilirliğini arttırmak için farklı metotları birlikte kullanmak başarı düzeyini yükseltecektir.Book Part KAVRAM VE SÜREÇ YÖNLERİYLE KÜLTÜR SORUNUNU DEĞER FENOMENİ ÜZERİNDEN AŞMA İMKÂNI(İKSAD, 2020) Yeşilmen, HalitKültür (uygarlık ve medeniyet kavramları ile birlikte) her ne kadar tarihi süreçte farklı ve çok yönlü anlamlarda kullanılan bir serüvene sahip olsa da günümüzde, yani küreselleşme sürecinde, mevcut yapıların çözülmesi ve aktör yaklaşımların öne çıkması, ayrıca dijital merkezli yaşam formunun hızlanması nedeniyle değeri azalan bir kavram haline gelmiştir. Bu süreçte kültür, ne olduğu belirsiz bir hüviyete evirilmektedir. Bu evirilmenin en önemli sebeplerinden biri, kategorik de olsa kültür teriminin işaret ettiği yapısal özelliklerin artık bu kavramla karşılanamamasıdır. İnşa reflekslerine rağmen çözülmelerin de hız kazanması ve bundan dolayı yeni inşa süreçlerinin kısa süreli olması da bu nitelikteki bir karşılıksızlığı sürekli hale getirmektedir. Anlamın her geçen gün sosyo-kültürel yaşamdan buharlaşması, zaten bir muammaya sürüklenen kültür kavramının ve kültürün daha da belirsizleşmesine sebep olmaktadır. Buna mukabil çalışmada değer kavramı ele alınmış, söz konusu edilen buharlaşmaya rağmen sosyo-kültürel alanda değersiz (tüm kültürler eşdeğerdedir anlamında değil) bir yaşamın olamayacağı ortaya konmuştur. Bundan hareketle kültür ve kültürel süreçlerin temel dinamiğinde değer ve değersel etkileşimlerin olduğu yönünde bir yaklaşıma ulaşılmıştır. Bu temel dinamik ve yaklaşım, belirtilen buharlaşma karşısında değer hassasiyetinin günümüzde de geçerli olduğunu, ek olarak meselenin değerin hangi yönde ve ne ile inşa edildiği (değeri belirleme mücadelesi) noktasında düğümlendiğini imlemektedir. Günümüzde kültür, etimolojik anlamında söz konusu olan doğa zeminini kaybetmiş görünmektedir. İnsanın doğayla organik bağı göz önüne alındığında, bu zeminin kaybolmasıyla aslında bir değer-anlam zemininin de yokluğu ortaya çıkmaktadır. Doğa-insan-kültür ilişkisi çerçevesinde ifade edilen değer dinamiğinin ve değer zemininin son kertede insanda saklı olduğu söylenebilir. İnsan yaşamının hiçbir şeye değmeyen bir yöne sürüklenmesi durumunda değer dinamiğinin zayıflamasıyla birlikte kültür de yok olacaktır. Bu itibarla değer yaklaşımının kültür ile ilgili irdelemelerde önemli açıklama imkânları sunduğu sonucuna ulaşılmıştır. Değer olgusunun “değmek” kök anlamı ile birlikte, yapılan eylemin kıymet veçhesiyle karşılanabilmesi durumuna, önemine ve niteliğine işaret eden “karşılık olma” anlamıyla ilişkili olarak “karşılaşma”, “temas”, “mübadele” (kavramsal, ahlaki ve maddi düzlemde), “etkileşim” ve “değişim” gibi kültürel süreçlere gönderme yapan temel bir kapsamda olduğu görülmüştür. Dolayısıyla değer yaklaşımının (anlam-değer ilişkisi de dâhil olmak üzere) kültürle ilgili ortaya konan ister kültüralist ve semiyotik isterse de etkileşimsel ve süreçsel yaklaşımlara -hiçbirini dışlamadan- kapsamlı bir açıklama imkânı sunduğu neticesine ulaşılmıştır. Değer(ler) hem somut hem de soyut süreçlere ve öğelere (mesela, anlam dünyası) vurgu yapması yönüyle kültürel ve sosyal değerlendirmelerde bir mihenk taşı kıymetindedir. Bu itibarla değerin yapı ve aktör kutuplaşmasında biri diğerini yok sayma yönünde değil, değişim çerçevesinde, yani değer alanında olmak üzere birinin diğerini (ve karşılıklı) karşılaması (karşılayabilmesi) yönüyle bir belirlemenin olduğu neticesine ulaşılmıştır. Dolayısıyla retorik düzeyde değerin ne olduğu (mesela, ister kültürel isterse de ahlaki çerçevede değerlerin sadece sözle ifade edilmesi) değil, ne yaşandığının (bu, sosyal yaşamın hangi anlam dünyasına değdiği hususunu dışlamaz; yani değer, anlam ile de ilişkildir) önem kazandığı, ilgili sorgulamalarda buna dikkat edilmesinin faydalı olacağı görülmüştür: Bu açıdan sosyo-kültürel problem ve çözümlerin temel zemini ve dinamiği de burada aranmalıdır. Bu hem damıtılarak biriken kültürel değerler için hem de gündelik yaşam için geçerlidir. Belirtilen çerçevede değer yaklaşımı, özellikle dijital teknolojinin hızla değer alanını işgal ettiği bir süreçte önem kazanmaktadır.Book Part SÖZLÜ KÜLTÜR ÇERÇEVESİNDE SÜRYANİLERDE SOSYAL YAŞAM DİNAMİKLERİNİN DEĞİŞMESİ/ZAYIFLAMASI(akademisyen yayınevi, 2020) Yeşilmen, HalitPostmodern yaklaşımlarla günümüzde eleştirilen modernitenin, geleneksel denilebilecek yapılara yönelik en temel etkisinin söz ve söz dinamiklerine karşı olmak üzere zihin alanına (mesela; bireyselleşme, sekülerizm, rasyonelleşme, pozitivizm, pragmatizm gibi) yöneliş ile kendini gösterdiği söylenebilir. Bu çerçevede ve analitik açıdan iki kalın ayırım ortaya koymak gerekirse; geleneksel yapıları sözlü kültür, moderniteyi de yazılı kültür (sözün teknolojileşmesi) üzerinden değerlendirmek mümkündür. Buna bağlı biçimde geleneksel yapılara ilişkin olarak “kolektif hafıza” (iletişimsel hafıza), modernleşmeyi temsilen de “tarihsel hafıza” (seçici ve kurgusal hafıza) ayırımı yapılabilir. Günümüzde, iletişimsel özelliğiyle ön plana çıkan kolektif hafızanın yerine güncel sosyo-politik konumlanmayla ilintili bir şekilde ve tarihsel verilerden yola çıkarak seçici, kurgusal/işlemsel biçimde inşa edilen ve yeni teknolojik araçlarla yaygınlık kazanabilen “tarihsel” ve “kitlesel/popüler” hafıza biçimlerinin ön plana çıktığı yadsınamaz bir gerçektir. Bu çerçevede “söz” (sözlü kültür) ile “imaj” (aynı zamanda; zihin, yazı, göz ve görsellik) arasındaki mücadeleyi birçok yerde görmek mümkün. Dolayısıyla şu soruyu sormak da kaçınılmaz bir hal almaktadır: Acaba 21. yüzyıl; küreselleşmenin, postmodernleşmenin ve dijitalleşmenin etkisiyle, modernitenin söze ve sözlü geleneğe yönelik mücadelesini, sözü sahibinden ve bağlamından tamamen kopartmak suretiyle zihinsel ve görsel zemine/alana indirgeyip işleyerek bir zafer mi ilan edecek? Yani sözün canlı doğadaki yaşamsal (hayati) varlığını/alanını, canlılığından soyutlayarak tamamen işlemsel boyuta mı indirgeyecek?Article MİDYAT AKTAŞ MEVKİİ BİREYLERİNE AİT CALCANEUS KEMİĞİNDEN METRİK VE NONMETRİK DEĞERLENDİRME(2018) Ayşe ACARCalcaneus kemiğinin dayanıklı yapıda olması, kazı alanlarında daha sık ve sağlam durumda bulunmasını sağlamaktadır. Çalışmada calcaneus kemiği üzerinden metrik özelliklere dayanan cinsiyet ve boy tahmini, nonmetrik incelemelerle belirlenen facet tiplerinin sıklığı hesaplanmıştır. Bu çalışmanın amacı, demografik bilgileri bilinmeyen (Cinsiyet, Yaş, Boy vs.) Midyat Aktaş Mevkii bireylerine ait calcaneus kemiğinden metrik olarak cinsiyet ve boy tahmini yapmak ve non metrik incelemelerle articuler facet tiplerini sınıflamaktır. Çalışmada kullanılan 66 adet materyal 2013 yılında Mardin Müzesi başkanlığında yürütülen Midyat Aktaş Mevkii kazı alanından elde edilmiştir. Kalıntılar Mardin Artuklu Üniversitesi osteoloji laboratuvarına getirilerek temizlik çalışması yapılmıştır. Uzunluk ve genişlik ölçümleri için hem sağ hem de sol taraf kullanılmış, ölçümler dijital kumpas kullanılarak yapılmıştır. Nonmetrik sınıflandırma için Gupta ve arkadaşları ve Compos ve Pellico’nun geliştirmiş oldukları sınıflandırmalar ayrı ayrı değerlendirilmiştir. Çalışmanın sonucunda, cinsiyeti tahmini için 54 adet maksimum calcaneus uzunluğunun aritmetik ortalaması kullanılmış ve 26 adet erkek, 28 adet kadın birey tahmin edilmiştir. Boy tahmini için Holland’ın geliştirmiş olduğu formül çalışmamıza uygulandığında erkeklerin boy ortalaması 174,14 +-5,03 cm, kadınların boy ortalaması 161,56+-3,6 cm olarak hesaplanmıştır. Nonmetrik bulgularda Compos ve Pellico’nun geliştirdiği sınıflandırma 65 adet calcaneus kemiğine uygulandığında en sık rastlanan tip B tipi, cinsiyetler arası değerlendirmede erkeklerde en sık görülen tip A3 ve B2 tipi, kadınlarda ise B tipi olduğu gözlenmiştir. Gupta ve arkadaşlarının geliştidiği sınıflandırma çalışmamıza uygulandığında en sık görülen tip 1 tipidir. Erkek ve kadınlar arasında en sık görülen tip 1 tipi olmuştur. Sonuç olarak, calcaneus kemiğinin metrik ve nonmetrik incelemelerinin kimliklendirme çalışmalarında önemli bir yere sahip olduğu tespit edilmiştir.Book Part Etnisizm ve Hendek Terörünün “Ortak Yaşam Tecrübesi”nde Açtığı Sosyal Travma Biçimlerinden Bazıları(HEGEM Yayınları-Ankara, 2018) Yeşilmen, HalitGüneydoğu Anadolu bölgesi ve özelde Mardin ili ve çevresi, Araplar, Kürtler, Kareçiler, Mıtırbiler, Süryaniler, Müslümanlar, Hıristiyanlar ve Yezidiler gibi farklı etnik ve dini unsurların ortak yaşam tecrübesini günümüze kadar taşıyabilmiştir. Bunun en az bin yıllık tarihi arka planı da göz ardı edilmemelidir. Farklı etno-dini unsurların yüzyıllara dayanan birlikte yaşama tecrübesi, günümüzde, özellikle Mardin ve Midyat bağlamında “Dinler ve Diller Kenti” vurgusuyla güncelliğini koruyabilmektedir. Bahsedilen farklı etno-dini unsurlar, bölgenin kendine has sosyo-kültürel dinamikleri çerçevesinde konumlanabilmiş ve sürdürülebilir etkileşimleri de kendi aralarında tesis etmeyi başarmışlardır. 1973’lere dayanan terör örgütlenmeleri/eylemleri ile yaklaşık son on yıl içinde kendini hissettirmiş olan etnik merkezli kimlik söylemleri, bahsedilen birlikte yaşama tecrübesini ve dokusunu olumsuz yönde etkilemiştir. Bu çalışmanın amacı da etnisizme varan kimlik(lenme)lerin ve son olarak “hendek” ismiyle gündemde yer almış olan terör eylemlerinin açtığı sosyal travma biçimlerinden bazılarına değinmek ve bunları ortak yaşam tecrübesi bağlamında değerlendirmektir. Bununla birlikte, özellikle ortak yaşam tecrübesinin söz konusu olduğu bir bağlamda “barış” ve “halkların kardeşliği” gibi söylemlerin sürdürülebilir olan sosyo-kültürel etkileşimleri nasıl keskin sınırlara evirdiğine değinmek de bu çalışmanın diğer bir amacıdır. Amaca yönelik sorgulanan temel problem ise şudur: Etnisizm/etnopolitika ve terör eylemleri, ortak yaşam alanındaki farklı etnik grupların etkileşimlerini ve ortak ufku nasıl etkilemiştir? Kapsam itibariyle çalışma, Mardin ve daha çok Midyat örnekliğinde, sosyo-kültürel alandaki en görünür durumlardan bir kaçı üzerinde odaklanmaktadır. Çalışmaya konu olan sosyal travmalar, özellikle “dil”in kullanılma biçimi, anlam evreni, aile dramı ve din bağlamındaki sonuçları üzerinden değerlendirilmektedir.Article MİDYAT AKTAŞ MEVKİİ BİREYLERİNE AİT TALUS KEMİĞİNDEN METRİK VE NONMETRİK DEĞERLENDİRME(2018) Ayşe ACARBiyolojik profilin oluşturulmasında ilk ve en önemli aşamalardan biri cinsiyet tahminidir.Bu çalışmanın amacı, demografik bilgileri bilinmeyen (Cinsiyet, Yaş, Boy vs.) Midyat Aktaş Mevkii bireylerine ait talus kemiğinden metrik olarak cinsiyet ve boy tahmini yapmak ve non metrik incelemelerle artiküler facet tiplerini sınıflamaktır.Çalışma materyali, kazı alanındaki dört oda mezardan elde edilen 83 adet yetişkin bireye ait talus kemiğinden oluşmaktadır. Her kemik bir birey olarak değerlendirilmiş kemiğin sağ ve sol tarafı birlikte kullanılmıştır. Ölçümlerde dijital kumpas kullanılmış, ölçümü alınabilen bütün talus kemikleri çalışma için tercih edilmiştir. Maksimum talus yüksekliği, genişlik ve yükseklik ölçüleri alınmıştır.Nonmetrik karakterler için Bilodi ve Agrawal (2003) geliştirdiği sınıflandırma kullanılmıştır.Toplumsal ve kişisel farklar gösteren artiküler faset tipleri Midyat Aktaş Mevkii bireylerinde incelendiğinde en fazla Tip II, en az Tip IV olduğu gözlenmiştir. Talus kemiğinin dayanıklı ve sağlam yapısı arkeolojik alanlarda ve sonrasında oluşabilecek tahribatlarda korunabileceği için, cinsiyet, boy ve artiküler faset ayrımında, metrik ve nonmetrik olarak kimliklendirme çalışmalarında güvenilir sonuçlar elde edilebilmektedir.Conference Object Erken Demir Çağında Trepenasyon Örneği(2014) Ayşe ACAR; Atiye Bahar MergenBaş delgi ameliyatı olarak tanımlanan trepanasyon, dünyanın çeşitli bölgelerinde farklı kültürlerde görülmesi ile tarihi ve kültürel bir yapı sergiler. Çalışmanın amacı, Van-Yoncatepe bölgesinde erken demir çağı olarak tarihlendirilen oda mezarlar içerisinde bulunan kalıntılar arasında erişkin bireye ait parietal kemiklerin birleştiği sagittal sutur üzerinde trepanasyon örneğinin incelenmesidir. Yuvarlak plan tekniği kullanılan deliğin çapı 6.40 mm’dir ve kemik üzerinde onarım izi bulunmamaktadır. Materyalin yüz kemikleri bulunmamaktadır. Cinsiyeti bu sebepten dolayı değerlendirilememiştir. Bireyin yaşı kafatasında suturların kapanma derecelerine göre değerlendirildiğinde 40 ve üzeri olarak tahmin edilmiştir. Erken Demir çağına tarihlenen Anadolu’daki diğer kazılarda da trepanasyon olgusuna rastlanmıştır.Article Tılsımda Tezahür Eden “Mana”nın Kuantum Fiziğiyle Yeniden Okunması: Antropolojik Bir Yaklaşım(2020) Yeşilmen, HalitMakalenin konusu “mana”dır. Tılsım da mananın tezahür biçimi olarak ele alınmıştır. “Mana”, Mardin’den derlenen tılsım örnekleri üzerinden kuantum fiziğiyle yeniden değerlendirilmiştir. Amaç, tılsım ve “mana”nın beş duyu ile algılanamayan yönlerinin kuantum fiziği üzerinden somutlaştırma yoluyla yeni bir okuma imkânının olduğunu ortaya koymaktır. Bu okuma, kuantum fiziğini ölçek kullanarak soyutun somut alana çekilmesiyle gerçekleşmiştir. Sonuç olarak “mana”nın doğadaki oluşuma eşlik eden bir potansiyel olduğu, tılsımın da bu oluşum dengesi içinde yer aldığı görülmüştür. Kuantum fiziği bulgularının “mana”nın özelliklerine işaret ettiği, bu açıdan kuantum fiziğinin “mana”nın fiziği olma niteliği taşıdığı sonucuna da ulaşılmıştır. Dolayısıyla büyü kategorisinde ele alınan inanışların ve ritüellerin yeniden değerlendirilmesi gerekliliği de kendini göstermiştir. Bu yöndeki bir okuma neticesinde “sempatik büyü” kategorisinde ele alınan inanışlarda ve ritüellerde sahte sebeplerin değil, “mana”ya yönelik katılım ve “kıvam” durumunun belirleyici olduğu görüşüne ulaşılmıştır. Böylece makalede, sonraki çalışmalar için giriş mahiyetinde, kuantum fiziğinin sosyal bilimlere dâhil edilmesi gerekliliğine de işaret edilmiştir.Article MİDYAT AKTAŞ MEVKİİ ROMA DÖNEMİ İSKELETLERİNİN PALEODEMOGRAFİK ANALİZİ(2018) Ayşe ACARPaleodemografik çalışmalar, arkeolojik kazılar sonucu elde edilen insan iskelet kalıntılarından yola çıkarak toplumların nüfus yapısı, büyüklüğü, yoğunluğu ve hareketliliği açısından inceleyen bir bilim dalıdır. Çalışmanın amacı, Roma Dönemine tarihlendirilen Midyat, Aktaş Mevkii Nekropol alanının, Anadolu’da yaşamış diğer eski insan topluluklarıyla karşılaştırılarak, biyolojik uzaklığı, nüfus yapısı, boy uzunluğu gibi yaşam biçimi ve çevreye uyum sürecini ele alarak toplumsal yapıyı değerlendirmektir. Bu çalışma, Mardin’in Midyat İlçesi Aktaş Mevkii’ne bağlı Mor Hobil-Mor Abrohom manastırının kuzeyinde yer alan 2013 yılında yapılan kazıda, Roma Dönemine tarihlendirilen 4 adet oda mezar ve 1 adet yaşam alanı içindeki insan kemiklerini içermektedir. İskeletlerin temizlik ve restorasyon çalışması yapıldıktan sonra birey sayısı, cinsiyet ve yaş tahmini yapılmıştır. Birey sayısı, kafatası (N: 76 kişi), mandibula (N: 228 kişi) ve maxilla (N:91 kişi) kemiklerine göre ayrı ayrı değerlendirilmiştir. Cinsiyet ve yaşı belirlenmiş 41 adet bireyden yaşam tablosu oluşturulmuştur. Yaşam süreleri erkeklerin kadınlara oranla daha yüksek olduğu tespit edilmiştir. Erişkinlerin ortalama ölüm yaşı erkeklerde 31-36 yaş, kadınlarda 30-35 yaş arasında tahmin edilmiştir. Genç yaşta ölümler, kadınlarda %35.70, erkeklerde %18.5 oranında görülmektedir. Genel popülasyon içerisinde bebek ve çocuk ölümleri oranı %36.95 olarak bulunmuştur. Sonuç olarak, Midyat Aktaş Mevkii bireylerinin demografik yapısının anlaşılması, Güneydoğu Anadolu bölgesi için arkeolojik veri kaynağı niteliği taşımaktadır.Conference Object BİR TAKTİK OLARAK “ÇİNGENELİK”(VIII. Ulusal Sosyoloji Kongresi Bildiriler Kitabı, 2017) Dişli, Semra ÖzlemŞubat 2015 – Eylül 2015 tarihleri arasında Çanakkale’nin Biga ilçesinde yaşayan Romanlar ile yürütülen alan araştrması deneyimine dayanan bu çalışma temel olarak, Bigalı Romanların güç ile kurdukları ilişkinin doğasına odaklanır. Çalışma, bu ilişkinin Certeau’nun ortaya koyduğu biçimi ile “olanla idare etme”ye dayalı olduğu argümanından hareket eder. Güç ağının dayattığı kuralları ve ürünleri kullanım biçimlerinde kendini gösteren olanla idare etme; baş etmeye, çıkar sağlamaya dayalı saptırıcı, kurnaz taktik türünden hamlelerin ifadesidir. Kendi siyasal-kültürel söylemlerini üretme gücünden yoksun olan Romanlar, birbirinin içinden geçen popüler ve akademik-resmi söylemlerce üretilen dışarıdan temsillere tabi kılınmışlardır. Yüklü olduğu dışlayıcı anlamlardan kaçınmak için Çingeneyi bir adlandırma olarak reddetseler de Bigalı Romanlar, kendilerince yaşam biçimlerini tanımlamak için “çingenelik”i kullanırlar. Kendilerine ilişkin temsillerin tüketimine/yeniden üretimine dayanan çingenelik, Bigalı Romanların biriktiremedikleri kazançlar sağlama adına kullandıkları taktiklerin de ifadesidir. Bu çalışmanın sınırlarının izin verdiği ölçüde, çingeneliğin görünümlerinden yalnızca biri olan ve “vurgunculuk” diye tanımlanan enformel ekonominin, kendilerine ilişkin temsillerin kendilerince kullanım biçimleri ile Bigalı Romanlar tarafından nasıl bir özerklik deneyimine dönüştürüldüğü tartışılacaktır.Conference Object Kuzeydoğu Anadolu’nun En Eski Yerleşimi Alaybeyi Höyük Hayvan Kalıntıları(2019) Sıddıq, Abu BakarAlaybeyi Höyük yerleşmeden toplam 4591 kemik ve kemik parçası kaydedilmiştir. Bunlardan 2569 kemik, belli bir hayvanın cins veya tür düzeyinde tanımlanmıştır. Diğer kemik ve kemik parçaları arasında, 136 örnek yanmış, 1886 örnek omurga, kaburga, parçalı ve tanımlanamayan kemikler olarak sınıflandırılmıştır. Zooarkeolojik analiz için yalnızca cins ve tür düzeyinde tanımlanmış olan 2569 kemik örnek kullanılmıştır. Öte yandan, yerleşmenin stratigrafik tabakaları ve kronolojik olarak zaman değişimleri gözetilmeksizin, türler ve ölüm yaşını belirlemek için kullanılan yöntemler, tespit edilen tüm örneklerde uygulanmıştır.Article “Konuşuyosak Ne Yababiliriz Kardeşim”: Twitter’da Konuşan Hayvanlar ve Türler Arası Yakınlık(Kültür ve İletişim Dergisi, 2023) Semra Özlem DişliSosyal medya, günümüz iletişim ve ilişki biçimlerinde önemli bir yer tutmaktadır. Bu çalışma ise, sosyal medyada insan ve hayvan ilişkilerini incelemek üzere odağa alınmıştır. Bu bağlamda sosyal medya ağlarından Twitter, sahiplerinin kendi ev hayvanları adına oluşturdukları profiller ile öne çıkar. Çalışmaya da temel teşkil eden bu profillerin en dikkat çekici özelliği, buradaki hayvanların konuşturulmaları veya literatürde yer aldığı şekli ile bu profillerin “konuşan hayvanlara” ait olmasıdır. Çalışma kapsamında toplamda 19 Twitter konuşan hayvan profili ve bu profillerin 2021 ile 2022 yıllarına ait gönderileri incelenmiştir. İncelenen bu profillerde hayvanlar, kendilerine özgü bir üslup ile gündelik pratiklerini, insanlar ve diğer hayvanlar ile ilişki biçimlerini, duygu ve düşüncelerini anlatmaktadırlar. Bu yolla, insanlar ve hayvanlar arasındaki ilişkilerde etki yaratmayı hedefleyen bir anlatı inşa edilmektedir. Bu anlatıyı adlandırmak üzere “türler arası yakınlık” ifadesi kullanılmıştır. İnsan ve hayvanı birbirinden bağımsız iki ayrı varoluş olarak ele alan yerleşik yaklaşımların aksine türler arası yakınlık, bu ikisi arasındaki sürekliliği, yakınlığı ve etkileşimi vurgular. Twitter konuşan hayvan profillerinin inşa ettiği türler arası yakınlık anlatısının temelinde de hayvan öznelliğinin tanınması yer almaktadır. Hayvan öznelliği ise, hayvanların “neredeyse insan ama tamamen değil” olarak betimlenmesine dayanır. Twitter konuşan hayvan profillerini dil, gündelik hayat, sosyal çevreye üyelik ve duygular bağlamında inceleyen bu çalışma, hayvanlara yönelik anlamlandırma ve değerlendirmeler ile insan-hayvan ilişkileri üzerine düşünmeyi amaçlamaktadır.Article Neden antropoloji? Aktivist antropoloji üzerine bir değerlendirme(Antropoloji, 2021) Dişli, Semra Özlem2020 yılının başından itibaren tüm dünyayı etkisi altına alan COVID-19salgını ve salgın yöntemi ekolojik yıkım, iklim krizi, yoksulluk ile yerleşikeşitsizlik gibi mevcut birçok sorunu daha da görünür hale getirdi.Bu yazı da antropolojinin bu mevcut sorunların çözümüne nasıl katkısağlayabileceği üzerine düşünerek, aktivist antropoloji yaklaşımını konuedinmektedir. Bu bağlamda yazı konuyu üç aşamada ele almaktadır. İlkolarak disiplinin sınırlarına ilişkin genel bir değerlendirme yapılmaktadır.Bu değerlendirme aktivizm ile antropoloji arasındaki keskin ayrımdanhareket etmektedir. İkinci olarak ise toplumsal sorunların çözümüneyönelik antropoloji yaklaşımını ifade eden uygulamalı antropolojiyaklaşımı ele alınmaktadır. Uygulamalı antropolojinin ele alınmasındakiamaç, aralarındaki benzerlik ve farklılıkları yoluyla aktivist antropolojininanalizine zemin hazırlamaktadır. Nihayet, aktivist antropoloji incelenerekantropolojiyi kamusal bir ses ve sorumluluğa, dahası bir mücadele alanıhaline dönüştürme imkânın ortaya konması hedeflenmektedirArticle Anlam ve Değer Bağlamında Halk İnançları ve Ziyaret Mekânlarının İşlevselliği(Artuklu Akademi, 2018) Yeşilmen, HalitIn this article, the phenomenon of value is with the emphasis of " touching to meaning" in the foreground. At the same time, it is emphasized in the article that functionality should be evaluated through the meaning. In this context, the main subject of this study is folk beliefs and visiting (sacred) areas. The aim is to point out the importance of folk beliefs and visiting areas in building value among different ethnic groups through the phenomenon of meaning. Folk beliefs were able to be a center of attraction in times for people in different ethnic and religious groups. The process has provided encounter and acquaintance between different groups. Acquaintance also mediated the creation of a common value horizon. But nowadays, values have changed. In this article, this change has questioned on the phenomenon of meaning.Article Antropoloji’de Ortaya Çıkan Çok-Disiplinli Güçlü Bir Alt Bilim: Antrozooloji(2017) Sıddıq, Abu Bakar; Habib, Ahsanİnsanlar, dünya gezegenindeki yolculuğunun başlangıcından beri uzun bir süredir insan dışı hayvanlarla bağ kurmaktadır. Çok boyutlu ilişkiler oluşturarak hem insanlar hem de insan dışı türler birlikte var olmakta ve dünyayı paylaşmaktadırlar. İnsan dışı hayvanlar insanlar tarafından avlanır, manipüle edilir, evcilleştirilir, tüketilir ve bazen kendi türün yok olunmasına rağmen insan toplumlarında saygı görür, ibadet edilir, sembolize edilir, korunur ve kutlanılmaktadır. İnsanlık için bir nesne olarak gördükleri ile uzun zamandır farklı akademik disiplinler, insan dışı hayvanları kullanıcı bir yaklaşım olarak görmekteydi. Bu nedenle, insanlar ve insan dışı hayvanlar arasındaki maddi olmayan duygusal (sevgi ve güven) ve ilişkisel bağların yönleri genel olarak bilinmemektedir. Fakat antropoloji biliminin bir alt dalı olarak ortaya çıkan antrozooloji'nin çeşitli yaklaşımlarıyla, çağdaş akademik söylemlerde insan ve insan dışı hayvanlar arasındaki ilişkileri üzerinde hızlı bir şekilde artan ilgiler görülmektedir. Bu inceleme kökenini, gelişimini, çalışma alanlarını, karmaşıklıklarını ve gelecekteki perspektiflerini göstererek Türkiye ile birlikte diğer Asya ve Afrika ülkelerindeki antrozoolojik çalışmaların önemini sunmayı amaçlamaktadır.Article Türkiye’de İnsan-Hayvan İlişki Bilimi Antrozooloji’nin Faaliyet Alanları(2018) SIDDIQ, Abu Bakar; ERDEM, Çağdaş; Şanlı, SüleymanDünya hayatının başlangıcından bu yana insanlar, insandışı diğer hayvanlar ile farklı iletişim ve etkileşim içerisindedir. Antrozooloji bu iletişim ve etkileşimler üzerinde çalışmalar yapmaktadır. Türkiye’nin, Asya, Avrupa ve Afrika üzerinde bir köprü konumunda olması, birçok hayvan türlerine de ev sahipliği yapmasına ve hala yapıyor olmasına imkân sağlamıştır. Özellikle, ilk hayvan evcilleştirmesinin başlamasının yanı sıra evcil hayvan yönetim sisteminin dağıtımında, Anadolulular önemli katkılarda bulunmuştur. Anadolu’daki Erken Neolitik ve ilk medeniyetlere ait yerleşimlerdeki zengin hayvan kalıntıları, bu yorumlara ışık tutmaktadır. Ayrıca Türkiye’de halen dünyanın diğer ülkelerine göre nispeten daha yaygın hayvancılığın olmasının yanında, toplumdaki sosyo-kültürel yapının çok geniş bir parçası olarak hayvanlar rol oynamakta ve şehir kültüründe de çok sayıda ev hayvanlarının olması, bu bölgede güçlü insan-hayvan ilişkileri varlığına işaret etmektedir. Bu nedenle bu kavramsal çalışma, Türkiye için Antrozoolojik çalışmaların ne kadar gerekli olduğunu göstermeyi amaçlamaktadır.Article Türkiye'de Antrozooloji Çalışmalarının Gerekliliği(2019) Sıddıq, Abu BakarSocial sciences have long considered the nonhuman animals in a utilitarian approach, considering them as objects for humanity. However, rapid growing interests are seen on the study of relationships between human and other animal in contemporary academic research. Anthrozoology has now been an independent discipline to study various aspects of human-animal interactions. However, like many other countries, the disciplinary anthrozoology is still unknown or poorly known in Turkey. Presenting a glimpse on the origin, development, scopes, complexities and future perspectives; this paper primarily aims to illustrate the necessity of anthrozoological researches in Turkey. Moreover, with the help of ethnographical accounts, case studies and some crucial social issues, it further attempts to bring attention of particularly the social scientists in Turkey for re-thinking and re-evaluating the interactions between humans and other animals in broader perspectives.Article Yoncatepe Toplumunda Calcaneus ve Talus Kemiklerinden Cinsiyet ve Boy Tahmini(2014) Ayşe ACARArkeolojik kazı alanlarında bulunan insan iskeletleri o toplumun gelişim ve değişim süreçlerini anlamamıza yardımcı olmaktadır. Çalışmanın amacı, Yoncatepe toplumuna ait calcaneus ve talus kemikleri kullanılarak bireylerin cinsiyet ve boylarının tahmin edilmesi, ayrıca bireylerin vücut yapısı ve sağlık durumu hakkında bilgi sahibi olmaktır. Van-Yoncatepe’de 1998-1999 kazı döneminde yapılan çalışmalar sonucunda Erken Demir Çağına ait 6 adet oda mezar ortaya çıkarılmıştır. Yetişkinlere ait 56 adet calcaneus ve 64 adet talus kemiği dijital kumpas kullanılarak ölçülmüştür (mak. calcaneus uz.,mak. talus yük.). Cinsiyeti bilinmeyen Yoncatepe toplumunun ortalama boy uzunluğu calcaneus kemiğinden 161.16 ve talus kemiğinden 161.34 olarak hesaplanmıştır. Cinsiyet, kemiklerin ölçümlerinden çıkan ortalama değere göre tahmin edilmiştir. Buna göre, calcaneustan 30 adet erkek, 26 adet kadın, talustan 30 adet erkek 34 adet kadın birey olduğu tahmin edilmiştir. Sonuç olarak, Yoncatepe populasyonunun boy ve cinsiyeti, aynı veya yakın dönem diğer toplumlarla uyum göstermiştir.Article Dara Antik Kent Kazısı Antropolojik Analizi(2017) Ayşe ACARDara Antik Kent Kazı çalışmaları, Mardin ili Artuklu İlçesi, Dara Mahallesinde Mardin Müze Müdürlüğü tarafından Müze Müdürü Nihat Erdoğan başkanlığında 2016 yılında Ocak ve Nisan ayları arasında gerçekleştirilmiştir. Çalışmanın amacı, Dara Antik Kent kazısından elde edilen iskelet materyalden toplumun demografik durumunun belirlenmesi, bireylerin yaşam biçimi, beslenme alışkanlıklarının anlaşılması ve patolojik oluşumların saptanmasıyla bireylerin sağlık durumlarının belirlenmesini oluşturmaktadır. Laboratuvara gelen kemiklerde önce temizlik ve onarım çalışması yapılmış birey sayısı tahmin edilmeye çalışılmıştır. Çoklu gömülerde mezarlardaki birey sayısının tahmini için öncelikle varlığı halinde vücuttaki tek olan kemikler değerlendirilmiştir. Bulunmaması veya tahrip olması halinde çift olan kemiklerden de kişi sayısı tahmin edilmiştir. Daha sonraki aşamada cinsiyet ve yaş tahmini yapılmıştır. Kemiklerin korunma durumunun kötü olması sebebiyle var olan tüm vücut kemiklerinin morfolojik yapısı göz önünde bulundurulmuştur. Cinsiyet tahmininde pelvis, kafatası, alt çene ve uzun kemiklerdeki cinsiyet kriterleri kullanılmıştır (WEA,1980). Yaşlandırma bebek ve çocuklarda dişlerin sürme dönemlerine göre geliştirilen dental yaşlandırma (Ubelaker, 1978;Brothwell, 1981) ve uzun kemiklerin maksimum uzunluklarının ölçülmesi (WEA, 1980) ile tahmin edilmiştir. Genç erişkinlerde daimi dişlerin köklerinin kapanması (Ubelaker, 1978), epifizlerin kapanması (Brothwell, 1981), erişkin bireylerde ise dental aşınma (Olivier, 1969; Demirjian ve diğ., 1973; Brothwell, 1981), sutural yaşlandırma (Olivier, 1969) metotları kullanılarak yapılmıştır. Yaş aralıklarının belirlenmesinde bebek 0-2,4 yaş, çocuk 2,5-14,99 yaş, genç erişkin 15-29,99 yaş, orta erişkin 30-44,99 yaş, ileri erişkin 45+ yaş olarak değerlendirilmiştir. Kemik, diş ve çene patolojileri için Ortner ve Putschar’ın (1981), Brothwell’in (1981), Hilson’un (1990) çalışmaları kullanılmıştır. Ölçümlerde osteometri tahtası, elektronik kumpas ve şeritmetreden faydalanılmıştır. Dara Antik Kent kazı çalışması her yıl devam etmektedir. Yapılan çalışmalarla toplumun yapısının daha iyi anlaşılması hedeflenmektedir.Conference Object Hasankeyf Kazısı Antropolojik Analizi(2019) Ayşe ACARIlısu Barajı ve HES Projesi etkileşim alanında kalan kültür varlıklarının belgelenmesi ve kurtarılmasına yönelik olarak yapılacak çalışmalar kapsamında 2018 yılında Batman ili, Hasankeyf İlçesi, Hasankeyf Örenyeri’nde 25 Ekim-30 Aralık tarihleri arasında Kızlar Cami (Kuzeydoğu, güneydoğu, güneybatı ve kuzeybatı) ve Süleyman Han Cami Türbe (Türbe 1-2) ve Süleyman Han Cami Eyvan’da mezar kazıları yapılmıştır. Çalışma materyali, Batman İli, Hasankeyf İlçesi, Hasankeyf Örenyeri’nde 25 Ekim-30 Aralık 2018 yılında Kızlar Cami (Kuzeydoğu, güneydoğu, güneybatı ve kuzeybatı) ve Süleyman Han Cami Türbe (Türbe 1-2) bölümlerinden elde edilen insan kalıntılarından oluşmaktadır. Sonuç olarak 56 adet mezarda 64 adet birey tespit edilmiştir. Mezarların 29 adedi basit toprak mezar, 27 adedi taş sandık mezar, 13 adet de ahşap kalıntıları tespit edilmiştir. Bütün mezarlarda da çivi kalıntılarına rastlanmıştır. Ahşap kalıntı olmasa da çivi kalıntısının olması tabut için kullanıldığı düşüncesine ulaştırmıştır.
- «
- 1 (current)
- 2
- 3
- »

