Bitkisel ve Hayvansal Üretim Bölümü
Permanent URI for this communityhttps://hdl.handle.net/20.500.12514/200
Browse
Browsing Bitkisel ve Hayvansal Üretim Bölümü by Publication Category "Kitap Bölümü - Uluslararası"
Now showing 1 - 20 of 22
- Results Per Page
- Sort Options
Book Part Serin İklim Tahılların Sorunları ve Çözüm önerileri(iksad publishing house, 2023) Öner, Kevser: Kendal, Enver; YAŞAR, Mustafa:AKAYA, AydınBÖLÜM 7 SERİN İKLİM TAHILLARININ SORUNLARI VE ÇÖZÜM ÖNERİLERİ THE PROBLEMS AND SOLUTION PROPOSALS OF CEREALS Kevser ÖNER1, Doç. Dr. Enver KENDAL2Book Part MARDİN İLİNİN TIBBİ VE AROMATİK BİTKİ POTANSİYELİ(İKSAD YAYINEVİ, 2023) Mungan Kılıç, FatmaTıbbi ve aromatik bitkiler, çok eski zamanlardan bugüne kadar günlük hayatımızın ve kültürümüzün vazgeçilmez bir unsurudur. Dünyada yenilebilir tıbbi aromatik bitkilerin 10.000’den fazla olduğu tespit edilmiştir. Bu bitkilerin sağlık sektörü, kozmetik, gıda ve son zamanlarda gıda teknolojisi alanında antioksidan olarak kullanıldıkları belirlenmiştir. Tarih boyunca tıbbi aromatik bitkilerin ekim ve toplama işlemi devam etmiştir (Nohutçu ve ark. 2019). Tıbbi ve aromatik bitkilerin tohum, kök, yaprak, meyve, kabuk, çiçek ve hatta bitkinin tamamı; modern tıpta hastalıkların önlenmesi, tedavisi ve sağlığın sürdürülmesine yönelik eczacılığın temel malzemesi olarak kullanılmaktadır. Şifalı bitkilerin bünyesindeki aktif bileşikler doğrudan veya dolaylı terapötik etkiye sahip ve tıbbi ajan olarak kullanılmaktadır (Phillipson, 2001).Book Part ORGANİK ÇELTİK TARIMI POTANSİYELİ, KARŞILAŞILAN ZORLUKLAR VE SÜRDÜRÜLEBİLİRLİĞİ: TÜRKİYE ÖRNEĞİ(iksad yayinevi, 2023)Türkiye’de hızlı nüfus artışı ve artan temel gıda ihtiyacı ile birlikte kimyasal girdilerin yaygın kullanımının neden olduğu ekolojik tahribat hissedilmeye başlanmış olsa da organik tarıma olan ilgi her geçen gün artmaktadır (Ceritoğlu ve ark., 2019; Soysal ve Erman, 2020). Söz konusu bu ilginin temel nedeni, organik üretimin konvansiyonel tarıma göre sadece ürün miktarı artışının değil, aynı zamanda kaliteli ve sağlıklı ürünler üretmeyi hedefleyen alternatif bir üretim modeli olmasıdır. Türkiye’ de 2005 yılından itiraben organik tarım potansiyeli ivme kazanmıştır. Kuru incir ve üzümle başlayan organik tarım süreci ilerleyen yıllarda tıbbi aromatik bitkiler, baklagiller, ceviz, kuru kayısı, buğday, kuru üzüm, zeytin, fındık, antep fıstığı, pamuk, üzümsü meyveler ile yaş meyve ve sebze gibi katma değere sahip ürünlerimizin organik tarım metotlarına uygun şekilde üretimiyle geliştirilmiştir. Katma değere sahip organik ürünlerimizin yanında çeltiğin de dünyanın ihtiyaç duyduğu en önemli temel besin kaynakların arasında olduğu göz önüne alındığında, organik çeltik tarımı son yıllarda önem kazanmıştır. Çeltiğin, organik tarım metodları gözönünde bulundurularak yapıldığında hem üretici ailelere hem de ülke ekonomisine önemli katkılar sağlayacağı bilinmektedir. Bu amaçla Türkiye’deki organik çeltik tarımı potansiyelini kavramsal ve yöresel olarak açıklamak suretiyle yerel çeltik çeşitlerinin durumu, ülkemizin muhtelif yerlerinde sürdürülen organik çeltik tarımında üreticilerin yetiştirme koşulları ile karşılaştıkları zorluklar ele alınmıştır. Ayrıca organik çeltik pazarındaki sorunları tespit edilmiş çözüm önerileri sunulmuştur.Book Part Tarımsal yönden önemli fungusların muhafazası ve koleksiyonları(IKSAD INTERNATIONAL PUBLISHING HOUSE, 2021) Güler Güney, İnci; Derviş, SibelBitki patojenleri ile ilişkili genotipik, fenotipik ve epidemiyolojik verilerin kolayca erişilebilen ve aranabilen bir formatta arşivlenmesi,patojenlerin değişimini ve hareketini izlemeye yardımcı olabilmektedir. Doğada keşfedilmemiş patojen çeşitliliği, patojen kültürlerinin kataloglanmasının önemi daha da artmaktadır. Etkili hastalık kontrolü geliştirmek için patojen genomiklerinin potansiyelinin farkında olmak referans olarak dizilenmiş izolatları ne kadar etkili kullandığımıza da bağlı olmaktadır. ungal kültür koleksiyonlarının amacı, izolatları elde etme zamanındaki koşullarındaki şekliyle, kültürün genetik, fizyolojik veya morfolojik özelliklerinin hiçbirinde değişiklik olmaksızın canlılığını muhafaza ettirmek ve streyni sonraki araştırma, öğretim ve biyoteknolojik süreçler için ana materyal kaynağı olarak korumaktır.Book Part MERCİMEK ÜRETİMİNDE TAVUK GÜBRESİ KULLANIM POTANSİYELİ(iksad yayinevi, 2023)İnsanoğlunun en önemli faaliyetlerinden olan tarım sektörü kırsal alanlarda yaşayan insanlar için önemli geçim kaynaklarından birisidir (Acıbuca ve ark., 2022). Yeryüzünde günden güne etkisini gösteren küresel iklim değişikliğinin oluşturduğu endişeden dolayı stratejik öneme sahip olan tahıllar ve baklagillerin verim potansiyelini artırmak amacıyla özellikle bitki agronomisinde çok yönlü araştırmalar yürütülmektedir (Doğan ve Doğan, 2023). Verim oranı yüksek ürünler yetiştirmek amacıyla söz konusu araştırmalar içerisinde tahıl ve baklagillerde organik tarım faaliyetleri ön plana çıkmaktadır. İnsan ve hayvan beslenmesinde baklagiller önemli yer tutmaktadır. Bitkisel protein kaynağı olan baklagiller hem beslenmede hem de toprak yapısının iyileştirilmesinde kullanılmaktadır (Uçar ve ark., 2020). Organik tarım faaliyetleri, bereketli topraklarımızın tekstürünü korumada ve tarımsal sürdürülebilirliğinin sağlanmasında önemli bir görev üstlenmektedir. Günümüzde, pestisit uygulamalarından arındırılmış ve organik gübre kullanılarak yetiştirilen ürünler, dünya tarım pazarında büyük bir ilgi ve talep görmektedir. Söz konusu bu eğilim mercimek tarımında çeşitli organik materyallerin kullanım olanaklarının daha detaylı araştırılması gerektiğini göstermektedir. Son yıllarda organik gübre olarak öne çıkan tavuk gübresi, günümüzde oldukça popülerdir. Tavuk gübresi hem bitki besin maddesi bakımından zengin hem de organik orjinli olmasından dolayı bitkiler için iyi bir besin kaynağıdır. Tavuk gübresi ayrıca toprağın fiziksel özelliklerini iyileştirmenin yanı sıra çeşitli kullanım alanları bakımından gün geçtikçe yaygınlaşan yetiştirme materyalleri arasındaki yerini almıştır. Mercimeğin, protein içeriğinin yüksek olması, insan beslenmesinde önemli bir yere sahip oluşu, hayvan yetiştiriciliğindeki katma değer etkisi, yüksek dane verimi ile kaliteli ürün elde edilmesi noktasında tavuk gübresinin kullanım olanakları araştırmalarını kaçınılmaz hale getirmiştir. Bu amaçla çalışmamızda mercimek yetiştiriciliğinde tavuk gübresinin kullanım olanakları ve potansiyeli derlenerek ortaya çıkarılmıştır.Book Part A MACRO LOOK TO CANOPY TEMPERATURE & LEAF TEMPERATURE: A REVIEW(İksad, 2022)Canopy temperature is a driver of plant function emerging as a result of interacting biotic and abiotic factors. Plant canopy temperature is partly regulated by evaporation and transpiration and is an indirect measure of transpiration rate and stomatal conductance. The determination of crop water status has positive effects on irrigation decisions. Infrared thermal imaging cameras are effective tools to monitor the spatial distribution of canopy temperature. Canopy temperature is often related to potential yield and is a possible yield indicator in breeding programs. Plants must regulate leaf temperature to optimize photosynthesis, control water loss and prevent damage caused by overheating or freezing. Leaf temperature changes with incident light intensity. There is general concern that the rapid increase in atmospheric CO2 concentration will lead to reduced stomatal conductance and subsequent increases in leaf temperature. Here in this review, a macro look to canopy temperature and leaf temperature is presented by the help of new data from international articles. Plant functional diversity is strongly connected to photosynthetic carbon assimilation in terrestrial ecosystems. However, many of the plant functional traits regulating photosynthetic capacity, including foliar nitrogen concentration and leaf mass per area, vary significantly between and within plant functional types and vertically through plant canopies (Kamoske et al., 2021). Canopy structure explains the relationship between photosynthesis and sun-induced chlorophyll ALTERNATIVE PATHS TO SUSTAINABLE AGRICULTURE | 204 fluorescence in crops (Dechant et al., 2020). Ecological research heavily relies on coarse-gridded climate data based on standardized temperature measurements recorded at 2 m height in open landscapes. However, many organisms experience environmental conditions that differ substantially from those captured by these macroclimatic temperature grids (Haesen et al., 2021). Water is a crucial element for plant growth, metabolic processes, and general health. Water-deficit, typically simplified by drought stress, is the most critical photosynthetic source of stress that restricts plant growth, crop yield, and food product quality (Awais et al., 2021)Book Part İNSANSIZ HAVA ARAÇLARININ TARIMSAL FAALİYETLERDE KULLANIMI VE GELECEĞE YÖNELİK BEKLENTİLER(İKSAD YAYINEVİ, 2023)İNSANSIZ HAVA ARAÇLARIBook Part MARDİN İLİNİN TARLA BİTKİLERİ BAKIMINDA TARIMSAL YAPISI(İksad, 2022)Tarım, başta ihtiyaç duyulan besin maddelerinin temin edilmesi olmak üzere ülke ekonomilerine; GSYH’ye yaptığı katkı, istihdam katkısı, ihracatı desteklemesi, arz ve talep eden nüfus katkısı, tarıma dayalı sanayiye hammadde sağlaması ve tarımda ihtiyaç duyulan sanayi ürünlerini kullanarak tarım dışı sanayinin gelişmesine katkı sağlaması gibi özellikleri olan önemli bir sektördür (İnan, 2016). Bu acıdan tarım sektörü, ülkelerin gelişmişlik düzeyi ne olursa olsun ekonomik, sosyal ve politik açıdan önemli bir faaliyettir. Türkiye, coğrafi konumundan dolayı, toprak ve iklim özellikleri ile üretilen tarımsal ürün çeşitliliği bakımından önemli bir tarım ülkesidir. Tarımsal üretim değeri açısından Dünya’da ilk 10 ülke arasında bulunan Türkiye, tarım ürünleri ihracatında ise 26. sırada bulunmaktadır (TİM, 2016). Türkiye’de 2020 yılı verilerine göre çalışan nüfusun yaklaşık % 18’u tarım sektöründe istihdam edilmekte olup, toplam GSYH içinde tarımın payı yaklaşık olarak % 7.5 civarındadır (TÜİK, 2020). Tarımın Türkiye ekonomisi içerindeki payı sanayi ve hizmet sektörlerinin gelişmesiyle birlikte oransal olarak azalma göstermiş olsa da halen önemli bir sektör olma özelliğini korumakta olup, birçok ilin temel ekonomik faaliyetlerinden birisidir (Doğan ve Acıbuca, 2019). Tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de nüfus artışını tam olarak sınırlamanın mümkün olmaması, aynı zamanda tüketiminde giderek artması ve dışsatımla daha fazla gelir elde etme gereği, bizleri daha düzenli ve hızlı bir şekilde tarımsal üretimimizi artırmaya zorlamaktadır.Tarımsal faaliyetlerin temel özelliklerinden birisi doğal şartlara bağlı olmasıdır. Bu açıdan bakıldığında bir yerin iklim ve toprak özellikleri ile coğrafi yapısı hem tarım ürünlerinin çeşitliliği hem de verim ve kalite unsurlarına önemli derecede etki etmektedir (Yavuz, 2005). Araştırma konumuza giren Mardin ili, Türkiye’nin Güneydoğu Anadolu Bölgesinde yer almaktadır. Yazları sıcak ve kurak, kışları ise bol yağışlı ve ılıman bir iklimi olup Akdeniz iklimine benzer özelliklere sahiptir. Coğrafi yapısı nedeniyle bir bölümü dağlık olan Mardin ilinde, tarımda kullanılan arazilerin önemli bir kısmı ova kesiminde bulunmaktadır. Dağlık kesimlerde bahçe bitkileri üretimi ağırlıklı bir tarımsal yapı mevcut iken, ova kesimlerinde ise tarla bitkileri üretimi yaygınlaşmıştır. Bu çalışmada Mardin ilinin mevcut tarla bitkilerinin, ilde üretimi yapılan ürünler ve tarımın Mardin ilinin ekonomisindeki önemi incelenmeye çalışılmıştır.Book Part TIBBİ ve AROMATİK BİTKİ ve UÇUCU YAĞLARININ ANTİFUNGAL AKTİVİTELERİNDE SON GELİŞMELER(PARADİGMA AKADEMİ YAYINLARI, 2022) Keske, Mehmet Ata; Güler Güney, İnciTıbbi ve aromatik bitki ekstraktlarının ve uçucu yağlarının bitki fungal hastalıklarını kontrol etmek için uygulanabilir olması için daha fazla araştırma yapılması gerekmektedir. Ayrıca son çalışmalarda, yeşil nanoteknoloji üzerinde durulmuş, bu tarz çalışmalar önem kazanmıştır (Nematollahi, 2015). Yeşil nanoteknolojide, yeşil bitki ekstraktları olarak tıbbi ve aromatik bitkilerin nanopartikülleri kullanılarak belli başlı patojenlere karşı antimikrobiyal ajan olarak kullanılabilirliği araştırılmıştır. Bu derlemede tıbbi ve aromatik bitki ekstraktlarının ve uçucu yağlarının belli başlı fungal patojenlere (Colletotrichum gloeosporioides Penz. & Sacc., Aspergillus spp., Penicillium spp., Rhizopus spp., Botrytis spp. ve Alternaria spp., Verticillium, Pythium, Rhizoctonia solani Kühn. ve Macrophomina phaseolina (Tassi) Goidanich, Fusarium spp., Sclerotinia spp., Phytophthora spp. vb.) karşı antifungal aktiviteleri incelenmiştir.Book Part Geç Ekiminin Makarnalık Buğday (Triticum Durum L.) Genotiplerinin Fizyolojik, Kalite Ve Verim Özelliklerine Etkisi(Duvar Yayınları, 2023) Günen, Canan; Eliş, Seval; yıldırım, Mehmet; Kızılgeçi, Ferhatİnsan beslenmesinde önemli bir yere sahip olan makarnalık buğday küresel gıda güvenliği bakımından stratejik bir bitkidir. Bu çalışma makarnalık buğdayın fizyolojik, kalite ve verim özelliklerinin incelenmesi ve bölgeye uygun genotiplerin belirlenmesi amacıyla Diyarbakır koşullarında yürütülmüştür. ICARDA’dan temin edilen 7 ileri hat ve 3 standart çeşit tesadüf blokları deneme desenine göre yürütülen araştırmada; SPAD, NDVI, bitki boyu, tane verimi, bin dane ağırlığı, protein, nişasta, yağ oranı, parlaklık L ve renk b* parametreleri incelenmiştir. Araştırmadan elde edilen sonuçlara göre; tane verimi ve yağ içeriği özelliği hariç genotipler arasında önemli farklılıklar olduğu belirlenmiştir. Korelasyon analizine göre Bitki boyu özelliği ile tane verimi ve bin dane ağırlığı özellikleri arasında negatif yönden önemli ilişki olduğu görülürken bin dane özelliği ile L ve b* değerleri arasında pozitif yönden önemli ilişki olduğu belirlenmiştir. Biplot analizine göre Seçkin 21 incelenen tüm özellikler yönünden en stabil genotip olmuştur. Tane verimi için 53DSN-7099 genotipi ön plana çıktığı görülmüştür. Korelasyon analizi ve biplot analizine göre başaklanma dönemine ölçülen SPAD ve NDVI değerleri ile tane ve kalite özellikleri arasında ilişkinin bulunmaması geç ekim çalışmalarında bu aletlerin seleksiyonda kullanılamayacağı kanaati oluşmuştur.Book Part Citation - Scopus: 2Effects of ecological factors on spring Barley genotypes(Hordeum vulgare, 2021) Kendal, EnverLate spring frosts and drought are the most important abiotic stress factors that definite the yield and quality performance of spring barley genotypes in breeding programs. For this purpose, a total of 25 spring barley genotypes were used in the study, including 20 advanced line and 5 standard varieties. The 2013/14 growing season, in which the late spring frosts were effective, and the 2012/13 growing season were compared with the biplot technique in terms of yield, quality and other features. Depending on the late spring frosts, significant differences were determined between the genotypes in terms of grain yield, quality parameters and other characteristics between the two growing seasons. Late spring frosts caused a significant reducing in grain yield (GY) by 26.2%, hectoliter weight (HW) by 6.3%, and in thousand grain weight (TGW) by 18.6%, while increasing protein content (PC) by 18.3%. It has been determined that the early spiked spring barley genotypes are more affected than the late spiked genotypes from late spring frosts, in terms of GY, TW, TGW and PC. The GGE biplot analysis showed that four distinct groups of traits were occured in the 2012/2013 and five in 2013/2014 growing seasons, respectively. The result of GGE biplot indicated that G14, G19, G21 and Samyeli variety were stable and ideal genotypes for all of the traits in the 2012/2013 season, and G3, G4, G7 and G8 were stable and ideal for the 2013/2014 season. On the other hand; G3 was the best genotype against late spring frost based on GY. In addition, results from the AMMI (Additive Main Effects and Multiplicative Interaction) analysis revealed that genotypes G7, G8, and G22 were more stable and higher yielding, compared to the other genotypes.Book Part AGRONOMICAL, MORPHOLOGICAL AND PHYSIOLOGICAL RESPONSES TO HEAT AND DROUGHT STRESS IN WHEAT: A REVIEW(2022) Kızılgeçi, FerhatWheat (Triticum aestivum L.) is one of the crucial crops in the world in terms of economy, production, food, and nutrition (Yilmaz et al.2022). Wheat is grown in over 220 million ha of land all over the world, where it is subjected to abiotic stress on average (Paudel et al., 2021). This accounts for approximately 30 percent of the world's total cereal area (Cossani and Reynolds, 2012). FAO estimated that annual cereal production must increase by nearly a billion tons in order to feed the projected population of 9.1 billion people in 2050. The 21st century requires an increase in crop production and productivity to meet the rising demand for food (Iqbal et al., 2017). Wheat is cultivated in the tropics and subtropics, where it is subjected to a wide range of abiotic pressures. Crop yields are drastically diminished due to adverse environmental stress (Rahaie et al.,2013). The most common abiotic stresses are heat, drought, salinity, cold, chemicals, and excess water. But heat and drought are the main abiotic stresses that affect wheat production around in the world (Liu et al., 2016; Kizilgeci et al., 2017). Considering global climate model, the average worldwide temperature is projected to have risen by 6 degrees Celsius by the end of the twenty-one century (De Costa, 2011).Book Part TÜRKİYE’NİN MARDİN İLİNDE ORGANİK YETİŞTİRİCİLİĞİ YAPILAN YAĞ GÜLÜNÜN (Rosa damascena Mill.) UÇUCU YAĞ BİLEŞENLERİ VE METİL ÖJENOL VARLIĞI(İKSAD, 2023) İzgi, Mehmet NecatYağ gülü (Rosa damascena Mill.), Rosaceae ailesine ait, kendine özgü bir kokusu olan, çok yıllık aromatik bir bitkidir. Gül yağı, gül suyu, gül konkreti ve gül absolutu dâhil olmak üzere çeşitli ürünler için yetiştirilen en önemli yağ gülü türüdür (Abdel-Hameed et al., 2012; Baser and Arslan, 2014; Baydar et al., 2016; Kovatcheva-Apostolova et al., 2008; Kumar et al., 2009).Dünyada yağ içeren güllerin başlıca üreticileri Türkiye ve Bulgaristan'ın yanı sıra Fas, İran, Mısır, Fransa, Çin ve Hindistan'dır. R. damascena çiçeğinden elde edilen gül yağı, gül oksitleri, linalool, geraniol, sitronellol ve nerol bakımından zengindir (Dobreva et al., 2013; Kumar et al., 2013). Gıda endüstrisinde kullanılan gül suyu, karakteristik aroması ve bileşenlerinin sentetik yöntemlerle yapılamaması nedeniyle dünyadaki en pahalı bitkisel uçucu yağdır. Gül yağının temel uçucu yağ bileşenleri sitronelol ve geranioldür (Baydar and Baydar, 2005; Farooqi and Srikant, 1990; Izgi, 2022). Küresel pazarda gül yağına yönelik artan bir talep olmasına rağmen, üretim durağan olmaya devam ediyor. Bu nedenle R. damascena' nın yetiştirildiği alanın arttırılması ve üretiminde kullanılan teknolojinin geliştirilmesi esastır (Pal, 2013). Gül sektöründe istihdam edilen kişi sayısı, gelir miktarı ve ihracat oranları dikkate alındığında, gül yetiştiriciliği bölge için önemli bir sektördür. 1 dekarlık bir gül bahçesinden yaklaşık 3,5 ton çiçek hasat edilip taze damıtıldığında sadece 1 kilogram gül yağı üretilir. Fakat gül yağı kozmetik, ilaç, parfüm ve gıda sanayinde kullanılan en önemli bir madde olduğu için dünyanın en değerli bitkisel uçucu yağıdır (Baka, 2020). Yoğun ilaçlama uygulamaları sonucunda güllerdeki kimyasal kalıntılar tüm dünyada maalesef büyük bir sorun haline gelmiştir. Organik gül üretiminin gerekliliği ve önemi artmakla birlikte tüketici tercihleri de bu yönde değişmiştir. Göller Bölgesinde organik yağ gülü tarımı 5000 dekar, geleneksel yağ gülü tarımı yapılan toplam alan 17.840 dekar alanda üretim yapılmaktadır. Mardin ilinde ortalama 600 dekar organik gül bahçesi kurulmuştur. Mardin İlindeki üretim Göller Bölgesindeki organik yağ gülü üretimine göre yaklaşık 1/8 oranında olduğu görülmüştür. Mardin’de yağ gülü üretim alanlarının artmasıyla Türkiye’ye gül yağı üretim katkısı olacağı tahmin edilmektedir. Dünya piyasalarında organik gül yağına karşı artan talebi karşılayabilmenin en akılcı ve ekonomik yolu yeni ve bakir toprakların tarıma açılmasıyla mümkün olabilir. Mardin İli dağlık kesimleri ve çevresinde yüzyıllardır hiç tarım yapılmamış ve kimyasal kalıntılardan uzak on binlerce hektar bakir yeni alanlar mevcuttur. Bu çalışmada Mardin’in Artuklu İlçesine bağlı Yaylabaşı kırsal mahallesinde kurulmuş olan organik bahçelerden alınan çiçeklerin uçucu yağların bileşen analizleri yapılıp sonuçlar değerlendirilmiştir.Book Part Mardin İlinde Yayılış Gösteren Yenilebilir Yabani Bitkilerin Sürdürülebilirliği(Mardin Artuklu Üniversitesi Yayınları, 2022) Mungan Kılıç, FatmaYenilebilir bitki, genellikle doğal yetişen, usulüne uygun olarak toplanan, olgunlaşmış, mutfaklarda kullanılan, bazı organları ya da tamamı tüketilen bitki anlamına gelmektedir. Bu bitkiler, kırsalda kendi kendilerine büyüyen veya tarımı yapılan çok zengin bir çeşitliliğe sahip olduğu da bilinir (Kallas, 1996; Çetinkaya ve Yıldız, 2018). Yenilebilir otlar; sebze, meyve ve tahıl gibi insan sağlığı için önemli içerikleri olan ve besin olarak faydalanılan bitkilerdir (Varona, 2001; Çetinkaya ve Yıldız, 2018). Ülkemiz üç fitocoğrafik bölgeye (Avrupa-Sibirya, Akdeniz ve lrano-Turanian) sahip olmasından dolayı zengin bitki örtüsüne sahiptir (Özhatay ve ark., 2005). Türkiye’de gelişmiş yabani bitki kültürünün varlığı, asırlardır bitki ve insan arasındaki ilişkiye dayanmaktadır. Özellikle Doğu Anadolu'da doğal olarak yetişen birçok yabani yenilebilir bitki toplanır ve gıda olarak tüketilir (Mükemre ve ark., 2015). Gıda elde etmek için tarımı yapılan türler 3.000 civarında iken, gıda olarak kullanılan yabani bitki tür sayısı 10.000’in üzerindedir. Yapılan bir çalışmada, Türkiye’de 140 adet bitki tıbbi olarak kullanıldığı tespit edilmiştir. Fakat mevcut duruma bakıldığında tedavi amaçlı kullanılan bitki 500 civarında olup, bu örneğin diğer ülkeler içinde geçerli olabileceğini düşünülecek olursa, dünya çapında tıbbi bitki sayısının 100.000 civarında olduğu düşünülmektedir (Baytop, 1999).Book Part Mardin İlindeki Bulgur İşletmecilerin Satın Aldıkları Durum Buğdayların Fiziksel ve Kalite Özellikleri Yönünden Değerlendirilmesi(Mardin Artuklu Üniversitesi Yayın Evi, 2021)Serin iklim tahılları içinde yer alan buğday ülkemizde ve dünyada diğer ürünlere göre geniş bir alanda yetiştiriciliği yapılmakla birlikte insan beslenmesi açısından önemli kalori ve protein kaynağıdır (Doğan ve Çetiz, 2015). Türkiye’nin Güneydoğu Bölgesinin içinde bulunduğu verimli hilal olarak bilinen bölgeler makarnalık ve ekmeklik buğday türlerinin gen merkezi olarak bilinmektedir (Heun ve ark., 1995). Dünyanın birçok ülkesi ve Türkiye’de buğday stratejik ürün olmakla beraber temel gıda maddesidir. Buğday çeşitleri başta ekmek olmak üzere makarna, bulgur, erişte, kuskus, bisküvi, kraker, gofret, kek, simit, poaça, kahvaltılık gevrekler, çerez gıdalar, nişasta, vital gluten ve nişasta bazlı şekerler gibi birçok gıdanın üretiminde kullanılmaktadır. Buğdayın öğütülmesi sonucunda elde edilen kepek ise, çoğunlukla yem sanayinde değerlendirilmektedir (Hoseney 1994; Elgün and).Book Part Mardin’de Tarım Sektörünün Temel Sorunları ve Potansiyel İş Birliği Alanları(MAÜ Yayınevi, 2023)a) Amaç: Bu bölümün amacı; Mardin ilinde tarım sektörünün temel sorunlarının tespit edilmesi ve Mardin Artuklu Üniversitesi ile iş birliği alanlarının ortaya çıkarılmasıdır. b) Bulgular: Mardin ilinde tarım üreticilerinin karşılaştığı temel sorunların başında enerji giderlerinin ve diğer girdi maliyetlerinin yüksek olması gelmektedir. Pazarlama, Ar-Ge, markalaşma ve kalifiye eleman yetiştirilmesi gibi alanlardaki sorunlar ise ön plana çıkmaktadır. c) Teklifler: Katılımcılar, ilde tarım sektörünün sorunlarının Mardin Artuklu Üniversitesi ile yürütülecek iş birlikleri ile çözülebileceğini belirtmektedirler. Bu çerçevede Üniversiteden; sorunların gündemde tutulması, çiftçilerin ve üreticilerin bilinçlendirilmesi, kalifiye eleman temin edilmesi, ihracat desteklerine dair bilgi sağlanması ve alternatif pazar arayışları gibi konularda iş birliği talep etmektedirler.Book Part Current Status and Future of Bread Wheat Landraces in Southeastern Anatolia Region(2023) Kendal, Enver; ŞEN, Gökhan; ÇAVUŞ, VedatChapter 3..................33 Current Status and Future of Bread Wheat Landraces in Southeastern Anatolia Region Enver KENDALBook Part GÜNEYDOĞU ANADOLU BÖLGESİNDE YEREL MAKARNALIK BUĞDAY POPULASYONLARININ MEVCUT DURUMU VE GELECEĞİ(iksad publishing house, 2023) Kendal, Enver; YAŞAR, Mustafa:AKAYA, AydınBÖLÜM 6 GÜNEYDOĞU ANADOLU BÖLGESİNDE YEREL MAKARNALIK BUĞDAY POPULASYONLARININ MEVCUT DURUMU VE GELECEĞİ CURRENT STATUS AND FUTURE OF LOCAL PASTA WHEAT POPULATIONS IN SOUTHEASTERN ANATOLIA REGION Doç. Dr. Enver KENDAL1Conference Object BAZI NOHUT (Cicer arietinum L.) GENOTİPLERİN MARDİN KOŞULLARINDAKİ VERİM VE ADAPTASYON YETENEKLERİNİN BELİRLENMESİ(ANADOLU I. ULUSLARARASI MULTİDİSİPLİNER ÇALIŞMALAR, 2018)Bu araştırma 2016 yılında, beş adet nohut genotipin Mardin ekolojik koşullarındaki verim ve verim komponentlerini belirlenmesi amacı ile tesadüf blokları deneme deseninde göre ve üç tekerrürlü olarak yürütülmüştür. Genotipler arasındaki bitki boyu, baklada tane sayısı, bitkide bakla sayısı, 100 tane ağırlığı ve tane verimi bakımından olan farklılıklar istatistiki olarak önemli farklılıklar tespit edilmiştir. Çalışmada kullanılan genotipler ait bir yıllık sonuçlara göre, bitki boyu 43.0-58.6 cm, bitkide bakla sayısı 32.0-46.7 adet, bitkide tane sayısı 34.0-48.8 adet, 100 tane ağırlığı 35.0-39.0 g, tane verimi 72.4-108.2 kg/da, olarak bulunmuştur. Çalışmanın sonucunda en yüksek verim G1 genotipi ve G2 (Arda) çeşidinde elde edilmiştir.Book Part MARDİN İLİNDE TARIMI YAPILAN BİTKİLERİN ETNOBOTANİK KULLANIMI(İKSAD YAYINEVİ, 2023) Mungan Kılıç, Fatma; Çetin, Mehmet EminTürkiye, jeolojik, coğrafik ve iklimsel çeşitliliğinin verdiği avantajla dünyanın en zengin bitki örtüsüne sahip ülkelerden biridir. Türkiye'nin florasında yaklaşık 12.000 bitki türü bulunmaktadır (Güner ve ark., 2012). Avrupa’nın tamamında yaklaşık olarak 12.000 bitki türü mevcuttur (Tutin ve ark., 1980). Avrupa‘daki bu türlerin yaklaşık olarak 2.750 tanesi endemiktir. Türkiye’deki endemik tür sayısı ise 4.000 civarı olarak rapor edilmiştir (Güner ve ark, 2012). Mardin, coğrafi konumu, topografik yapısı ve ekolojik faktörlerle ilişkilendirilen zengin bir bitki örtüsüne sahiptir. Türkiye florası kayıtlarına göre, Mardin'de 60’ı endemik tür olmak üzere toplamda 620 bitki taksonu yetişmektedir (Davis, 1988).