Temel İslam Bilimleri Bölümü
Permanent URI for this communityhttps://hdl.handle.net/20.500.12514/50
Browse
Browsing Temel İslam Bilimleri Bölümü by browse.metadata.publisher "e-Şarkıyat İlmi Araştırmalar Dergisi"
Now showing 1 - 5 of 5
- Results Per Page
- Sort Options
Article BAZI ŞİÎ TEFSİRLERİNDE BAKARA 196. AYETİN YORUMU BAĞLAMINDA KİMİ SAHABÎLERİN TEMETTUʿ HACCINI YASAKLADIĞI İDDİASININ KRİTİĞİ(e-Şarkıyat İlmi Araştırmalar Dergisi, 2018) ENSARİ, AbdurrahmanBakara suresi 196. ayetin yorumu bağlamında Şiî müfessirlerden Tûsî, Tabâtabâî ve Mekârim Şîrâzî’in kendi tefsirlerinde, başta Hz. Ömer olmak üzere bazı sahabîlerin Kur’an ile sabit olan temettuʿ haccını yasakladıklarını ifade etmişlerdir. Bu müfessirler kimi sahabîlerin, ilgili ayetin hükmünü ortadan kaldırdıklarına veya onu neshettiklerine delalet eden birçok rivayet zikretmişlerdir. Onlar bu rivayetlere dayanarak söz konusu sahabîlerin gerçekten temettuʿ haccını yasakladıkları veya neshettikleri sonucunu çıkarmışlardır. Daha sonra bu sahabîlerin yaptıklarının yanlış olduğunu, böyle bir neshin mümkün olmadığını ispatlama çabasına girmişlerdir. Çalışmada önce bu müfessirlerin iddialarını dayandırdıkları rivayetler incelenerek sahih olup olmadıkları tespit edilmeye çalışılmıştır. Sonra da bu rivayetlerin, söz konusu ayetin hükmünün ortadan kaldırıldığına veya neshedildiğine delalet edip etmediği incelenmiştir. Yapılan araştırma neticesinde bu rivayetlerden bir kısmının zayıf, bir kısmının da yanlış anlaşıldığı sonucuna varılmıştır. Nesih kriterleri açısından bu rivayetlerin hiçbir şekilde neshe delalet etmedikleri, sadece maslahata mebni olan bir hükmü ifade ettikleri ve bunun da Kur’an nassına muhalif olmadığı anlaşılmıştır.Article EŞ’ARÎ KELÂM GELENEĞİNDE İMÂMET ANLAYIŞI: SEYYİD ŞERÎF CÜRCÂNÎ ÖRNEĞİ(e-Şarkıyat İlmi Araştırmalar Dergisi, 2018) ÜNVERDİ, Veysiİmâmet problemi, kelâm ilminin vesâil konuları arasında yer alır. İslâm toplumunun yönetimi, yönetimin dayanağı, yöneticinin vasıfları, nass ve tayin meselesinin reddi, dört halifenin imâmetlerinin meşruiyeti gibi konular etrafında merkezileşen imâmet, ġia‟nın iman esasları arasında ilk sırada yer alır. Ehl-i Sünnet geleneğinde de tartışılan bu konunun Eş‟arî mezhebinde nasıl ele alındığı sorunu, çalıĢmamızın mihverini teĢkil etmektedir. Bu çalışmada, imâmeti, ġiî imâmet anlayışının eleştirisi Şeklinde ele alan Cürcânî mercek altına alınmıştır. Müteahhirûn dönem kelâmcısı olan Cürcânî‟nin imâmet meselesini detaylı ve sistematik bir Şekilde ele alması, bu konuda ona odaklanmamızı sağlamıştır. O, siyasi bir mesele olarak değerlendirdiği imâmeti inanç alanının dışında tutmaya çalışmıştır. Neticede ġiî-İmâmî paradigmadaki imâmet doktrinini teorik ve pratik düzeyde gerçekçi bir zemine oturtmuş ve siyasal iktidarı dinî otoriteden ayırmıştır. Ayrıca o, tarihi realiteye bağlı kalarak Hz. Ebû Bekir, Hz. Ömer, Hz. Osman, Hz. Ali Şeklindeki sıralamanın isabetli olduğunu vurgulamış ve siyasi paradigmasını oluştururken dört halife dönemi uygulamalarını esas kabul etmiştiArticle İBNU’L-HÂCİB İLE MOLLA HALİL ES-Sİ‘İRDÎ’NİN EL-KÂFİYE ADLI ESERLERİNİN MUKAYESESİ(e-Şarkıyat İlmi Araştırmalar Dergisi, 2018) Tekin, AhmetBu çalışmada, VII/XIII. Yüzyılın önemli dilcilerinden olan İbnu’l-Hâcib (ö. 646/1249) ile son dönem Osmanlı âlimlerinden biri olan Molla Halil es-Si‘irdî (ö.1164/1750)’nin Arap gramerine dair kaleme aldıkları “el-Kâfiye” adlı eserlerinin karşılaştırması yapılmıştır. Bu bakımdan bu iki risale içerik, konu sıralaması, tanımlar, ta‘liller, örnekler ve şahitler açısından mukayese edilmiştir. Bu mukayese neticesinde söz konusu eserler arasındaki benzerlik ve farklılıklar tespit edilmeye çalışılmıştır. Ayrıca iki Kâfiye’nin mukayese edilmesi için yer yer Molla Halil’in el-Kâfiye’yi şerh etmek için kaleme aldığı el-Kâmûs isimli çalışmasına da bakılmıştır. Bununla birlikte İbnu’l-Hâcib ve Molla Halil esSi‘irdî’nin hayatı ve eserleri hakkında kısaca bilgi verilmiştir.Article NİSA 34. AYETTE HİTAP AÇISINDAN “DARB” MESELESİ(e-Şarkıyat İlmi Araştırmalar Dergisi, 2021) Ekinci, KutbettinBu çalışma Nisa 34. ayette geçen “darb” meselesini hitap açısından ele almaktadır. Erken dönemden günümüze kadar bu ayete yapılan yorumlar, ayetin kocalara hitap ettiği düşüncesiyle yapılmıştır. O yüzden kadına darb yetkisinin de kocada olduğu ileri sürülerek darb meselesini tefsir etmişlerdir. Buna göre darb kelimesinin tefsirinde üç ana yaklaşım ortaya çıkmıştır. Klasik yaklaşım, tarihselci yaklaşım ve modernist yaklaşım. Klasik yaklaşıma göre gerektiğinde kadın kocası tarafından hafif olmak koşuluyla dövülebilir. Tarihselci yaklaşıma göre Kur’an’ın indiği dönemde toplum ataerkil olduğundan, kocanın eşini dövmesi geleneksel olarak bir sorun teşkil etmiyordu. O yüzden Kur’an, o dönem için kocanın eşini dövmesine cevaz vermiştir. Modernist yaklaşımlara göre ise ayette geçen “darb” kelimesi vurmak, dövmek anlamında değildir. Bu kelime, seyahat etmek veya evde tutmak anlamında olabilir. O yüzden nüşuz yapan kadını kocası bir müddet ailesinin yanına gönderebilir. Diğer bir alternatif olarak koca, nüşuz yapan kadını ikna etmek ve sorunu çözmek için onu evde tutmalıdır. Bu çalışma ise bu yaklaşımların sorunlu olduğunu ileri sürmektedir. Ayete yapılan bu tefsirlerin kritiğini sunduktan sonra alternatif bir anlamı gündeme getirmektedir. Böylece darb konusunda ayetin yöneticileri muhatap aldığını ve o nedenle darb yetkisinin kocada olmadığını ileri sürmektedir.Article ŞAFİİ MEZHEBİNİN İKİ TEMEL KAVRAMI: VECH VE ASHABÜ’L-VÜCÛH –KULLANIM VE İŞLEVT-(e-Şarkıyat İlmi Araştırmalar Dergisi, 2022) Nas, TahaBütün mezheplerde olduğu gibi Şâfiî Mezhebi de gelişimini sürdürürken çeşitli evrelerden geçmiş ve bu süreçte mezhebin gelişim merhalelerini belirleyen ve anlaşılmasını sağlayan ıstılahlar oluşmuştur. Bunlardan biri, mezhebin müçtehit tabakaları arasında üçüncü derecede yer alan müçtehitleri ifade eden “ashâbü’l-vücûh” ile bunların görüşlerini ifade eden “vech” ıstılahıdır. Bu çalışmada Şâfiî fakihlerin vech ıstılahından ne anladıkları ve vecihler arasında ihtilafın vuku bulması durumunda tercih kriterlerinin neler olduğu incelenmiştir. Ayrıca Şâfiî fakihler arasında ihtilaf konusu hususlardan biri olan ve tespiti son derece zor olup detaylı araştırmaları gerektiren ashâbü’l-vücûh ıstılahından ne kastedildiği, bu kategoride yer alacak müçtehitlerde bulunması gereken niteliklerin neler olduğu ortaya konulmuştur. Yine bu kategorideki müçtehitlerin belirlenmesinde farklı bakış açılarının bulunup bulunmadığı hususları incelenmiş ve bununla ilgili çeşitli değerlendirmeler yapılmıştır. Ayrıca Şâfiî fakihler tarafından ashâbü’l-vücûh kategorisinde olduğu ifade edilen müçtehitlerin bir listesi ve bunların mezhepteki rolü ile bu tabakada olup olmadığı ihtilaf konusu olan fakihlerle ilgili yapılan değerlendirmelere de bu çalışmada yer verilmiştir.