Öngüç, Bahar

Loading...
Profile Picture
Name Variants
Job Title
Öğretim Görevlisi
Email Address
Main Affiliation
Department of Business Management / İşletme Yönetimi Bölümü
Status
Website
Scopus Author ID
Turkish CoHE Profile ID
Google Scholar ID
WoS Researcher ID

Sustainable Development Goals

SDG data is not available
This researcher does not have a Scopus ID.
Documents

0

Citations

0

Scholarly Output

3

Articles

3

Views / Downloads

0/0

Supervised MSc Theses

0

Supervised PhD Theses

0

WoS Citation Count

0

Scopus Citation Count

0

WoS h-index

0

Scopus h-index

0

Patents

0

Projects

0

WoS Citations per Publication

0.00

Scopus Citations per Publication

0.00

Open Access Source

3

Supervised Theses

0

JournalCount
Anadolu Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi1
Dicle Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi1
İnönü Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi1
Current Page: 1 / 1

Scopus Quartile Distribution

Quartile distribution chart data is not available

Competency Cloud

GCRIS Competency Cloud

Scholarly Output Search Results

Now showing 1 - 3 of 3
  • Article
    The 1912 Elections: A Brief Review in the Light of the Democratic Election Principles
    (2021) Öngüç, Bahar
    Demokrasi, halkın siyasal karar alma sürecine katılımı anlayışına dayanan en meşru yönetim biçimidir. Karar alma sürecine katılım ise seçimler vasıtasıyla mümkün olmaktadır. Seçimler, bir toplumun demokratik olup olmadığını belirleyen önemli bir öğe olmakla beraber tek başına yeterli değildir. Demokrasinin bir diğer gerekliliği ise bu seçimlerin de kendi içinde demokratik nitelikler taşıması yani adil ve özgür olmasıdır. Nitekim seçimlerin yönetime meşruiyet kazandırması, farklı fikirleri temsil eden siyasi partilerin serbest bir şekilde örgütlenebilmesini ve iktidara giden bu yolda yapılan yarışın her türlü baskıdan uzak ve özgürlükçü bir ortamda gerçekleştirilmesini de şart koşmaktadır. Aksi halde seçim, yönetimin meşru gösterilmesi için bir vasıtadan öteye geçemeyecektir. Türkiye’nin demokratikleşme sürecine “sopalı ve dayaklı seçimler” olarak damgasını vuran 1912 genel seçimleri zora dayalı bir egemenlik biçimi olan İttihat ve Terakki’nin bir yöntem veya araç olarak şiddet unsurunu kullanması açısından önemli bir yere sahiptir. Bu çalışma, demokrasi tarihinin ilk erken genel seçimi olan 1912 seçimlerinin demokratik seçim ilkelerini ihlal ettiğini ortaya koymayı amaçlamaktadır.
  • Article
    Süryanice Anadilinde Eğitim Hakkı: Sorunlar ve Çözüm Önerileri
    (2021) Öngüç, Bahar; Erdem, Fazıl Hüsnü Erdem
    Milliyetçi ideolojide ulus, çoğunlukla “ortak dil”e referansla tanımlandığından, ulus-devletler açısından dil, ulusal kimliğin inşasında kullanılan elverişli araçlardan birini oluşturmuştur. Bu bağlamda genel olarak ulus-devletler, ortak bir dil oluşturmak ve/veya dilde birliği sağlamak amacıyla tek-dilli bir eğitim sistemini kabul etmişlerdir. Bu yöntemle, duyguda ve sadakatte bir vatandaşlar topluluğu yaratılmak istenmiştir. Çok dilli ve çok kültürlü Osmanlı bakiyesi üzerine kurulmuş olan Türk ulus-devleti de, aynı amaçla, tek-dilli eğitim sistemini kabul etmiş ve Türk etnisinin ortak dili olan Türkçe dışındaki dillerde eğitim yapılmasını yasaklamıştır. Bunun yegane istisnasını, Lozan Barış Antlaşması tarafından gayrimüslim vatandaşlar için öngörülen anadilinde eğitim hakkı oluşturmuştur. Ne var ki, Antlaşma metninde söz konusu hakkın özneleri olarak “gayrimüslim Türk vatandaşları”ndan söz edilmişse de, uygulamada -hukuka aykırı olarak- bu haktan sadece Rumlar, Ermeniler ve Museviler yararlandırılmıştır. Böylece, Anadolu’nun kadim topluluklarından bir olan Süryaniler bu hakkın dışında tutulmuşlar ve kendilerine ait son okullarının 1928 yılında kapatılmasından sonra, Lozan’ın tanımış olduğu anadilinde eğitim hakkından istifade edememişlerdir. Dilin kuşaktan kuşağa aktarımında eğitimin üstlenmiş olduğu kilit rol göz önüne alındığında, bu durum, Süryanicenin yok olma ihtimalini ortaya çıkarmıştır. Bu ihtimalin gerçekleşmesini ve Süryanicenin dil kırımına uğramasını önleyebilmek için, bir yandan Süryanilerin Lozan tarafından tanınan haklardan yararlanabilmeleri sağlanmalı, diğer yandan da Süryanilere yönelik olarak pozitif ayrımcı bir siyaset izlenmelidir.
  • Article
    Limitations on Freedom of Expression in Terms of Violence Discourses: A Brief Evaluation in the Light of Echr Decisions
    (2020) Öngüç, Bahar
    Freedom of expression, which means the freedom to express any kind of opinion freely and which has the honour value arising from the human being, is the indemnity of many fundamental rights and liberties. In this instance, it is not possible to talk about other rights and liberties in societies, in which freedom of expression is not completely protected. Nevertheless, it is accepted that freedom of expression is not an unlimited right, but on the contrary, it is subject to some restrictions in democratic societies. Article 10 of the ECHR, which brings the basic principle of freedom, also underlines that this freedom has some boundaries. In Article 10/2 of the convention, it is anticipated that this freedom may be limited in the presence of legitimate objectives, which are counted as a constraint. In the absence of any of these purposes, it is accepted by the ECHR that the freedom of expression is violated. In this study, some of the ECHR judgments on violent discourses, which Turkey is a party, are discussed in the framework of article 10 of the ECHR. While investigating whether violent discourses a call for violence, the ECHR adopts a different approach to the issue and develops a jurisprudence that is a resource, taking into account the specific aspects of each concrete situation.