Ölümün Eşiğinde Düşünmek: Ontolojiden Etiğe Heidegger ve Levinas

relationships.isProjectOf

relationships.isJournalIssueOf

Yükleniyor...

Abstract

Bu çalışma, Heidegger ve Levinas’ın ölüm düşüncelerini karşılaştırmalı bir çerçevede ele almakla birlikte karşılaştırmayı doğrudan değil, her iki düşünürün ölüm anlayışlarını önce kendi felsefi bütünlükleri içinde ayrı ayrı inceleyerek ve ardından bu çözümlemeleri karşılaştırmalı bir değerlendirmeye tabi tutarak gerçekleştirmektedir. Her iki düşünür de ölümü biyolojik bir sona indirgemek yerine öznenin dünyayla, zamanla ve kendisiyle kurduğu ilişkinin sınırında yer alan kurucu bir deneyim olarak kavrar. Ne var ki bu ortak fenomenolojik yönelim, ölümün özne üzerindeki anlamı söz konusu olduğunda ontolojik bir imkân ile etik bir zorunluluk arasında derin bir ayrışmaya evrilir. Heidegger’de ölüm, Dasein’ın en özgün olanağı olarak varoluşun ontolojik yapısını görünür kılar ve özneyi herkes-benliğinden kendisine döndürerek kendi varoluşunu sahici biçimde üstlenmeye yöneltir. Bu anlamda ölüm, öznenin kendi varoluşunu içkin olarak sahiplenmesini mümkün kılan bir ontolojik ufuk işlevi görür. Levinas’ta ise ölüm, öznenin kendi benliğinde kalmasını imkânsızlaştıran bir dışsallık olarak belirir. Ölüm, benliğin kendisi üzerindeki egemenliğini çözerek özneyi başkasının yüzünde beliren etik çağrıya açık hâle getirir ve ona karşı sorumlu kılar. Bu karşılaştırmalı yaklaşım, ölümün fenomenolojik düşünce içinde tekil bir anlam çerçevesine indirgenemeyeceğini, aksine ontolojik sahicilik ile etik sorumluluk arasında belirleyici bir ayrışma yarattığını gösterir. Çalışmamız, bu ayrışma üzerinden ölüm temasının, fenomenolojinin yönünü ve öznenin felsefi konumlanışını belirleyen temel bir problem alanı olduğunu ortaya koymaktadır.

Description

Keywords

Political Science, Humanities, Philosophy, Criticism, Context (Archaeology)

Fields of Science

Citation

WoS Q

Scopus Q

Volume

17

Issue

Ölüm Mefhumu

Start Page

1

End Page

19
Yükleniyor...
Yükleniyor...
Yükleniyor...