MAÜ GCRIS Standart veritabanının içerik oluşturulması ve kurulumu Research Ecosystems (https://www.researchecosystems.com) tarafından devam etmektedir. Bu süreçte gördüğünüz verilerde eksikler olabilir.
 

Hannah Arendt'in siyasal düşüncesinde iktidar ve siyasal şiddet ilişkisi

Thumbnail Image

Date

2023

Journal Title

Journal ISSN

Volume Title

Publisher

Mardin Artuklu Üniversitesi

Open Access Color

OpenAIRE Downloads

OpenAIRE Views

Research Projects

Organizational Units

Journal Issue

Events

Abstract

Hannah Arendt, Hitler Almanya'sında yaşamış bir Yahudi olarak şiddetin gerçek yüzünü yaşamıştır. Bu nedenle şiddeti meşru görmesi mümkün değildir. Arendt'in felsefesi karşılıklı saygıya ve herkesin kendini ifade edebileceği özgür ortamlara dayanan bir zeminde gelişmiştir. Dolayısıyla Antik Yunan siyasal yaşantısı Arendt'in özlem duyduğu bir temeldir. Çünkü orada insanlar konuşarak ve eylemde bulunarak kendini ifade edebiliyorlardı. Nitekim Arendt şiddeti konuşma güçsüzlüğü olarak tanımlayacak ve ona göre şiddet dilsizdir. Bu çalışmanın amacı, Hannah Arendt'in şiddet kavramsallaştırmasından yola çıkarak şiddetin iktidar ve siyasalla olan ilişkisini ele alıp çözümlemektir. Şiddet teması, tarihsel anlamda güncelliğini korumakla birlikte siyasal alanla olan ilişkisi hep tartışma konusu olmuştur. Arendt de şiddet temasını şiddet-iktidar, şiddet-otorite, şiddet-savaş gibi temalar üzerinden karşılaştırmalı olarak ele alır. Çünkü şiddet, modern dünyada normal bir olgu olarak kabul edildiği için kitle toplumlarının oluşmasına neden olmuştur. Bu anlamda şiddet yaşamın gerçekleri gibi algılanır. Bütün bunlar bağlamında Arendt'in felsefi görüşleri temel alınarak siyasal iktidarın şiddeti tekeline alıp meşrulaştırmaya çalışması incelenecektir.
As a Jew who lived in Hitler's Germany, Hannah Arendt experienced the real face of violence. Therefore, it is not possible for her to see violence as legitimate. Arendt's philosophy has developed on a ground that is based on mutual respect and free environments where everyone can express themselves. Therefore, Ancient Greek political life is a foundation that Arendt longs for. Because there, people could express themselves by talking and taking action. As a matter of fact, Arendt will define violence as speech weakness and according to her, violence is voiceless. The purpose of this study is to contextualize and analyse the relationship of violence with power and politics by starting from Hannah Arendt's conceptualization of violence. Although the theme of violence remains historically up-to-date, its relationship with the political sphere has always been the subject of debate. Arendt also discusses the theme of violence on the themes such as violence-power, violence-authority, violence-war. Because, violence has been accepted as a normal phenomenon in the modern world, it has caused formation of mass societies. In this sense, violence is perceived as the realities of life. In this context, political power's monopolization and legitimization of the violence will be examined, by grounding on Arendt's philosophical views.

Description

Keywords

Felsefe, Philosophy, Siyasal felsefe, Siyaset felsefesi, Political philosophy

Turkish CoHE Thesis Center URL

Fields of Science

Citation

WoS Q

Scopus Q

Source

Volume

Issue

Start Page

1

End Page

77