Mardin Meslek Yüksekokulu
Permanent URI for this communityhttps://hdl.handle.net/20.500.12514/28
Browse
Browsing Mardin Meslek Yüksekokulu by Access Right "info:eu-repo/semantics/openAccess"
Now showing 1 - 20 of 134
- Results Per Page
- Sort Options
Article 7e Öğrenme Modeline Göre Düzenlenen Uygulamalı Photoshop Eğitimi Konusunda Katılımcı Görüşlerinin Değerlendirilmesi (Mardin Artuklu Üniversitesi Örneği)(Uluslararası Eğitim Bilimleri Dergisi - The Journal of International Education Science, 2023) İnan, Cemil; Tekdamar, Durmuş Ali; İnan, CemilÖz: Bilgisayar teknolojisinin hızlı gelişimiyle birlikte, iki ve üç boyutlu bilgisayar destekli tasarım yazılımları da gelişmeye ve ilgi çekmeye devam etmektedir. Günümüzde halen gelişmekte olan bu programlar, eğitim alanı da dahil olmak üzere çeşitli meslek disiplinlerinde sürekli olarak kullanılmaktadır. İki boyutlu bilgisayar destekli tasarım programlarından biri olan Photoshop, tasarımları görselleştirmeye, fotoğraf üzerinde çeşitli düzenle-meler yapmaya ve efektler uygulamaya imkân sağlayan bir yazılım programıdır. Diğer yandan, bireylerin eğitim ve mesleki hayatları boyunca gereksinmelerini karşılamaya yardımcı en önemli uygulamalardan biridir. Düzenlenen Photoshop Eğitimi’nin öğrenciler üzerindeki mesleki etkisini ve katkısını ölçmekte ve 7E Öğrenme modeline göre değerlendirmektedir. Üniversite öğrencilerine düzenlenen eğitim sonunda; 7E öğrenme modelinin yedi aşamasının gerçekleştiği ve kalıcı öğrenmenin sağlandığı, eğitimin kapsamı ve önemi bakımından bir farkındalık yaratığı söylenebilir. Eğitimin başarılı etkilerinin olacağı, derslerinde ve iş hayatında etkili bir yetenek kazandıkları, bir ihtiyacı giderdiği, bu gelişme teknoloji destekli eğiti-me büyük katkı sağlayabileceği, öğrencilerin eğitim ve öğretime isteklendirilmesi açısından önemli olduğu düşünülmektedir.Conference Object Abnormal Heart Sound Detection Using Ensemble Classifiers(IEEE, 2018) Zan, Hasan; Yıldız, Abdulnasır; Zan, HasanPhonocardiogram is used for ambulatory diagnostic to assess health status of heart and detect cardiovascular disease. The goal of this study is to develop automatic classification method of PCG recordings collected from different databases and recorded in a different way. For this purpose, after various time and frequency domain features are extracted from PCG recordings obtained from two databases, recordings are subjected to pre-classification in order determine which database they are obtained from. Before final classification, various time, frequency and time-frequency domain features of classified recordings are extracted. These features are fed into four different classification ensembles trained with training dataset. With final decision rule, proposed algorithm achieved an accuracy of 98.9%, a sensitivity of 93.75% and a specify of 99.5%.Conference Object Aktif Güç Filtresi ile Harmoniklerin Dengesiz Yükte Eliminasyonu(2018) Adak, SüleymanBu çalışmada, non-lineer ve dengesiz yükün bulunduğu güç sisteminde aktif filtre kullanılarak harmonik distorsiyonun değeri düşürülmüştür. Pasif harmonik filtrelerin aksine, modern aktif harmonik filtreler, güç faktörü düzeltme, gerilim regülasyonunu saglama, yükün dengelenmesi, harmonikleri filtrelenmesi, gerilimdeki flikerin azalmasını önleme, reaktif güç kontrolü gibi bir çok fonksiyona sahiptirler. Önerilen güç sistemi, üç fazlı gerilim kaynağı, tam dalgalı kontrolsüz redresör, aktif filtre ve R-L endüktif yükünden oluşmaktadır. Tam dalga kontrolsüz doğrultucu 3., 5., 7., 11., 13., 15., 17., 19., vb. harmonik bileşenleri üretir. Tam dalgalı kontrolsüz doğrultucu giriş akımının toplam harmonik bozulmasını (THDI) azaltmak için aktif filtre kullanıldı. Güç sistemi Matlab/Simulink programı kullanılarak modellendi. Simülasyon sonuçları hem harmoniklerin elimine edildiğini hem de THD’ninde azaltıldığını göstermiştir. Güç sisteminde THDI değeri % 44.61 olarak ölçüldü.Filtreleme kullanıldıktan sonar bu değer % 4.491 olarak ölçüldü. Güç sisteminde aktif filtre kullanılması sonucunda THDI degerinde % 41.119 oranında azalma sağlandı.Conference Object Alt Piksel Metodu İle Çözünürlüğü Geliştirilmiş Tıbbi Görüntülerde Performans Analizi(ICONSAD'23, 2023) Çınar, Ahmet; Ağalday, FatihGörüntü işleme dünyasında düşük çözünürlüklü bir görüntünün veya videonun yüksek çözünürlüklü olarak yeniden iyileştirilmesi araştırmacıların oldukça ilgisini çekmektedir. Süper çözünürlük olarak adlandırılan bu işlemler tıbbi görüntüleme, uydu görüntüleme ve yüz tanıma gibi birçok alanda doğrudan uygulama alanı bulmaktadır. Süper çözünürlük sorunu genel olarak yüksek çözünürlük verilerinin düşük geçişli filtrelenmiş, alt örneklenmiş ve gürültülü bir versiyonu olarak kabul edilir. Görüntü işlemede kullanılan bilgisayarlı tomografi ve manyetik rezonans görüntüleme gibi teknikler hastalıkların teşhis edilmesinde uzun süredir kullanılmaktadır. Uzman hekimlerin tıbbı görüntülerin doğru ve erken teşhisinde kullanılmak üzere makine öğrenmesi yöntemlerinden de yararlanılmaktadır. Bu yöntemler sayesinde aynı tıbbı görüntüde çakışan uzman görüşlerinin doğru karar vermesine katkıda bulunmak üzere mevcut tıbbı görüntülerin çözünürlüklerini arttırmaya yönelik bir çalışma sunulmuştur. Bu çalışmada tıbbı görüntü formatı dicom dosyalarının jpg gibi bilinen görüntü formatlarına dönüştürülerek algılanması zor olan tümörleri teşhis etmek için medikal görüntülere alt piksel yöntemi uygulanarak görüntünün çözünürlüğü arttırılmış ve görüntülerin benzerlik analizi yapılmıştır. Alt piksel evrişimli ağ modelinde görüntülerin r yükseltme faktörü kadar görüntü büyütmek için model r x r oranında özellik haritasına ihtiyaç duymaktadır. Bu çalışmada görüntünün kalitesini ve benzerliği değerlendirmek için yaygın olarak kullanılan PSNR Tepe Sinyal Gürültü Oranı yönteminden faydalanılmıştır. Alt piksel evrişimli sinir ağı ile çözünürlüğü arttırılan görüntülerin PSNR yöntemi ile benzerlikleri değerlendirilmiştir. Sonuç olarak bu çalışmada beyin tümörlerinden oluşan medikal görüntülerin çözünürlüğü arttırılmış ve yöntemin sonuçları tartışılmıştır. Çalışmanın sonunda medikal görüntüler üzerinde yapılacak araştırma ile ilgili bilgiler sunulmuştur.Article Amasra Kalesi ve Surlu Yerleşim Dokusunda Kentsel Kültürel Ve Arkeolojik Mirasın Sürdürülebilir Gelişimi(Bartın Üniversitesi, 2018) Cengiz, Bülent; Tekdamar, Durmuş Ali; Seçkin, GamzeAraştırma alanı olarak Amasra Kalesi ve surlu yerleşim dokusundaki Kaleiçi ve Boztepe Mahallesi seçilmiştir. Amasra kenti hem tarihi hem de kültürel açıdan oldukça zengin değerlere sahip olması nedeni ile kent planlamasında bu değerlerin ön plana çıkarılması ve korumaya yönelik planlama kararlarının alınması önem arz etmektedir. Araştırma alanına özgü mekânsal analizler yapılarak güncel durum ortaya konulmuştur. Literatür taraması, araştırma alanında sörvey çalışması, kentsel mekânsal analizler ve doğal, sosyo-kültürel ve ekonomik yapıya ilişkin SWOT analizi araştırmanın yöntemini oluşturmaktadır. Çalışmada kale ve surların tahrip olması, kaçak yapılaşmalar, silueti bozan yapılaşmalar vb. sorunların kentsel kültürel mirasın korunması ve sürdürülebildiğinin sağlanmasını olumsuz yönde etkilediği saptanmıştır. Sonuçta, Amasra Kalesi ve surlu yerleşim alanının kent için önemli bir “landmark” özelliği taşıdığı ve “kentsel kültürel miras alanı” olarak sürdürülebilirliğinin önem taşıdığı vurgulanarak, araştırma alanına yönelik kentsel kültürel mirasın sürdürülebilirliği bağlamında gelişim hedefleri üretilmiştir.Conference Object Amasra Kenti Horhor Deresi Kültürel Peyzaj Koridoru Rehberi(Güven Plus Grup Yayınları, 2018) Cengiz, Bülent; Tekdamar, Durmuş AliKültürel peyzaj, doğal çevre ve insanoğlu arasındaki etkileşim çeşitliliğini kapsamaktadır. Genellikle sürdürülebilir arazi kullanım spesifik tekniklerini, yerleştikleri doğal ortamın özelliklerini ve sınırlarını göz önünde bulundurarak doğaya özgü ruhu yansıtmaktadır. Kültürel peyzajların korunması sürdürülebilir arazi kullanımının modern tekniklerine katkıda bulunarak peyzajdaki doğal değerleri koruyabilir ya da geliştirebilir. Geleneksel arazi kullanım biçimlerinin devam eden varlığı dünyanın birçok bölgesinde biyolojik çeşitliliği destekler niteliktedir (UNESCO, 2008; Cengiz vd., 2018: 2). Kültürel peyzaj binlerce hektarlık bir alanı kaplayan büyüklükte olabileceği gibi, bir kent çok küçük bir alanı da kapsayabilir. Tarihi yapılar veya alanlar ülkelerin tarihini, kökenini ve geçirdiği değişimi gösteren en önemli ögelerdir. Kültürel peyzaj alanları insan çevre etkileşiminde yaşanan değişimlerin sergilendiği alanlardır. 2003 tarihinde ülkemizde yürürlüğe giren Avrupa Peyzaj Sözleşmesi Avrupa’nın doğal ve kültürel peyzajının bir bütün olarak korunması, yönetilmesi ve planlanması konusunda bir çerçeve sözleşmesi ile garanti altına alınmasını hedeflemektedir. Ayrıca, UNESCO listesinde, tarihi ve kültürel peyzaj özellikleri ile kültürel miras niteliğinde ön plana çıkan birçok kent bulunmaktadır. Bu bağlamda araştırma alanı olarak seçilen antik kıyı kenti özelliği taşıyan Bartın iline bağlı Amasra, doğal ve kültürel peyzaj değerleri ile bölgesel açıdan önemli bir yerleşim alanıdır. Aynı zamanda Amasra 2013 tarihi itibariyle UNESCO Dünya Miras Geçici Listesi’nde yer almaktadır. Amasra kentinin doğal ve kültürel peyzaj özellikleri analiz edildiğinde Küçük Liman’a dökülen antik dönemin izlerini günümüze yansıtan 1000 metre uzunluğundaki Horhor Deresi koridoru sahip olduğu peyzaj potansiyeli nedeniyle araştırma alanı olarak seçilmiştir. Bu çalışmada, “Horhor Deresi Kültürel Peyzaj Koridoru”na ilişkin mekânsal analizler yapılmıştır. Bu koridorun genel peyzaj tipleri tescilli yapılar, akarsu peyzajı, kentsel peyzaj, kıyı peyzajı ve arkeolojik peyzaj olarak sıralanmaktadır. Uzman değerlendirmesi doğrultusunda koridorun algısı, tercihi ile koridorlara ilişkin sorun ve öneriler saptanmıştır. Sonuçta, Amasra’da tarihi ve arkeolojik mirasın sürdürülebilirliğine katkı sağlayacak Horhor Deresi Kültürel Peyzaj Koridoru Rehberi ve Yönetim Planı ortaya konulmuştur.Article Analysis of Resource Consumption Accounting by TAS-2 Inventories Standard: An Application in A Manufacturing Company(Üçüncü Sektör Sosyal Ekonomi, 2022) Güneş, Mehmet; Gutnu, Mehmet MuratTAS-2 inventories standard is based on normal cost method, instead of full costing method. The aim of this study is to examine the Resource Consumption Accounting (RCA) method, which has emerged as an important management accounting technique in calculating the idle capacity in recent years, within the framework of TAS- 2 inventories standard. For this purpose, both the normal cost management method based on the TAS-2 inventories standard and the RCA method are applied to a production facility. The findings suggest that the RCA method estimates the idle capacity costs accurately, reliably and realistically as proposed by the standard. Therefore, for businesses that have to apply the standards, the RCA method can be easily integrated within their own systems.Conference Object Analysis of solar inverter THD according to PWM’s carrier frequency(ICRERA, 2015) Cangi Hasan; Adak, SüleymanSolar PV systems are usually used in the generation of power systems. Electricity produced in Photovoltaic systems in the form of direct current. In order to convert direct current to alternating current used converters, which are harmonic source. In this thesis study, output distortion currents of solar inverter t are analyzed for various PWM’s carrier frequency. Analytical expressions related to obtained numerical results, which was found by curve fitting method. Simulations are implemented in MATLAB and Simulink software. R-L inductive load is implemented in hardware to show the effectiveness of the proposed system.Master Thesis Ankara çevresinde yetiştirilen yeşil yapraklı sebzelerin Listeria monocytogenes içeriklerinin moleküler teknikler kullanılarak belirlenmesi(2008) Cengiz, Canan; Aytaç, S AykutListeria monocytogenes, doğada yaygın bulunan ve listeriozis hastalığına neden olan gıda kaynaklı bir patojendir. Enfeksiyonlarının önemli bir bölümü de kirlilik unsuru yüksek sular ile sulanan sebzelerin çiğ olarak tüketilmesi sonucu ortaya çıkmaktadır. Son yıllarda, mikroorganizmaların gıdalardan izolasyonunun kolaylaştırılması ve bu izolatların moleküler olarak tanımlanması amacı ile özgün teknikler uygulanmaktadır. Mikroorganizmaların karışık bir gıda ortamından immünomanyetik partiküller ile yakalanması ve yoğunlaştırılmasında kullanılan immünomanyetik ayırma (İMA) ve araştırılan mikroorganizmaya özgü gen bölgesinin enzimatik olarak çoğaltılması ile izolatların moleküler olarak tanımlanmasının sağlandığı polimeraz zincir reaksiyonu (PZR) yöntemlerinin, günümüzde yaygın olarak kullanıldığı bilinmektedir. Bu projede Ankara ve çevresinden toplanan 164 yeşil yapraklı sebze örneğinde L. monocytogenes’in varlığı araştırılmıştır. Bu amaçla şüpheli L. monocytogenes izolatları İMA yöntemi ile gıda ortamından yakalanarak yoğunlaştırılmış, DNA izolasyonlarının yapılmasının ardından, patojene özgü 250 baz çifti (bç) uzunluğundaki hedef gen bölgesi inlA-ileri ve inlA-geri özgün primer çifti kullanılarak PZR yöntemi ile çoğaltılmış ve böylelikle bu izolatların tanımlanması yapılmıştır. Sonuç olarak, bu gen bölgesine ait bandlar incelendiğinde, 164 adet yeşil yapraklı sebze örneğinin 14 adedinde L. monocytogenes’e özgü patojeniteden sorumlu gen bölgesi gözlenmiş ve patojeninin varlığı moleküler olarak tesbit edilmiştirItem An Applıcatıon Of Exergoeconomic Analysıs For Power Plants(Vinča Institute of Nuclear Sciences, 2018) Ünal, FatihCurrently, energy resources are rapidly consumed. Therefore, scientists and engineers study the effective use of energy. In the present study, a thermodynamic and exergoeconomic analysis was performed in a thermal power plant in Turkey. The study involved determining the thermodynamic properties of 27 node points in a thermal power plant unit, and this was followed by calculating energy and exergy values of every node. Mean exergy costs were calculated by establishing energy and exergy balances of the equipment with respect to the calculated results. Subsequently, lost and damaged energies and exergies were calculated, and exergoeconomic factors were determined. The equipments were compared with each other on a graph based on the obtained results. The maximum rate of exergy loss and cost of exergy destruction corresponded to 79.5% and 886,66 $/h, respectively. The maximum exergy losses in a thermal power plant occurred in the boiler, turbine groups, condenser, heating group, pumps, and auxiliary groups. The highest and second highest law efficiencies of the studied thermal power plant corresponded to 32.3% and 28.5%, respectively. The study also involved presenting suggestions for improvement. Additionally, exergoeconomic analyses were conducted while considering the power plants’ investment and equipment maintenance costs. It is expected that the calculation method and the obtained results can be applied to other thermal power plants.Doctoral Thesis Applications of mid-IR spectroscopy for identification of wine and olive yeasts and characterization of antimicrobial activities of phenolics on yeasts(2015) Canal, Canan; Ozen, Banu; Baysal, A. HandanThe aim of this study was application of mid-IR spectroscopy in combination with multivariate statistical analysis for characterization of yeasts from two fermented products, wine and olive, in comparison with cultural and molecular tests and characterization of antimicrobial effects induced by olive phenolics on yeasts. Totally 19 wine yeasts were molecularly identified as M. pulcherrima (11%), P. membranifaciens (16%), H. uvarum (5%) and S. cerevisiae (68%). According to FTIR spectroscopic data of wine samples, S. cerevisiae isolates formed a cluster which were generally separated from all other yeasts. Totally 182 olive yeasts were identified from naturally debittered Hurma and a common olive variety and their leaves. The most common yeasts were Metschnikowia sp. (39%) and Aureobasidium sp (78%) in the first and the second harvest years, respectively. Since only Aureobasidium sp. was the common yeast isolated from Hurma during both years, any link between natural debittering of Hurma and the yeast population of this olive type might be related to Aureobasidium sp. Molecularly identified yeast types generally formed different clusters and showed spectral differences. For antimicrobial activity tests, all phenolic compounds were found effective on both S. cerevisiae and A. pullulans; however, A. pullulans was observed to be more sensitive. Antimicrobial activity was differentiated with respect to treatment time and phenol concentration with statistical treatment of FTIR data. As a complementary technique, FTIR could be successfully used for identification of yeasts and characterization of antimicrobial activity of phenolics against yeasts.Article Araştırma ve Geliştirme (Ar-Ge) Harcamalarının Karlılık ve Satışlar Üzerine Etkisi(Manas Journal of Social Studies, 2021) Oral, Tolga; Polat, ErhanAr-Ge, yeni uygulamalar tasarlamak amacıyla yapılan çalışmaların toplamı olarak ifade edilmektedir. Şirketlerin rekabet üstünlüğü ve sürdürülebilirliği açısından yeni uygulamalar geliştirilmesi ve hayata geçirilmesi oldukça önemlidir. Bu nedenle şirketlerin Ar-Ge harcamalarına ayırdıkları bütçe her geçen gün artış eğilimindedir. Bu çalışmanın amacı, Ar-Ge harcamalarının satışlar, net kar ve brüt kar üzerindeki etkisini tespit etmektir. Bu amaç doğrultusunda BİST 30 endeksinde yer alan 14 şirketin 2009-2019 yılları arasındaki Ar-Ge harcamalarının net kar, brüt kar ve satışlara etkisi statik panel veri analizleri aracılığıyla analiz edilmiştir. Çalışma sonucunda Ar-Ge harcamalarının net kar, brüt kar ve satışları pozitif yönde ve anlamlı şekilde etkilediği belirlenmiştir.Book Part Artuklu Mimarisinde Aydınlatma(ARTUKLULAR, 2008) Adak, SüleymanBu bildiride, Mardin’deki tarihi Artuklu binalarının aydınlatılması üzerinde çalışılmıştır. Genel olarak tarihi Mardin evlerinin yapısı misafir odası, oturma odası, hol ve mutfaktan oluşur. Bu binaların aydınlatılması çok önemlidir. Bu binaların aydınlatılmasında renkli geleneksel armatürler kullanılmalıdır. Armatürlerin ışık rengi duvar rengine uygun olup san rengin tonlarını içermelidir. Artuklu binalarındaki aydınlatma nostaljik duygulara hitap etmelidir.Conference Object ASENKRON MOTORLARIN KONTROLÜNDE PLC KULLANIMI(UBAK, 2018) Cangi Hasan; Uncu Abdurrahman; Adak, SüleymanProgramlanabilir denetleyiciler (PLC) asenkron motorların kontrolünde, tarlaların sulanmasından ve robotların kontrolüne yoğun bir şekilde kullanılırlar. Bunlara ek olarak otomatik kontrol sistemlerinde, orta ve ağır sanayide, ısı kontrol sistemlerinde, tıp sistemlerinde ve güvenlik alanlarında kullanılırlar. PLC’ler programlanabilme ve simülasyon yapabilme özelliklerine de sahiptirler. Kontrol süreci PLC’lerde yazılım programı ile gerçekleştirildiği için hatalı çalışma riskleri çok azdır. Mikroişlemcilerde ulaşılan hızlı gelişmeler sonucu PLC’lerin endüstride kullanılması gün be gün artmaktadır. Endüstride uygulamalarda PLC cihazları ile yapılan endüstriyel otomasyon uygulamaları, röleli sistemlere nazaran daha verimlidir. Mikro PLC’ler endüstriyel otomasyon sistemlerinin kontrolü gerçekleştirmeye uygun yapıda giriş - çıkış birimleri ve iletişim arabirimleri vardır. Günümüzde gelişen iletişim teknolojisi sayesinde artık PLC ile üretim süreci farklı yerlerden izlenip denetlenebilir. PLC’ler anahtarlamalı elemanlar ve sensörlerden aldıkları bilgiyi yazılım programına göre işleyen ve sonuçlarını çıkıştaki sistemlere aktaran mikrobilgisayarlardır. Yazılım PLC’ lere bilgisayar üzerinden aktarılabilir. PLC'ye program yazabilmek için birkaç farklı dil bulunmaktadır. Bunların en yaygın olanları; Ladder Diyagramı (LD), Fonksiyon Blok Diyagramı (FBD) ve Sıtetment Listesi (STL).Conference Object ASENKRON MOTORLARIN PLC KONTROLLÜ DİNAMİK FRENLENMESİ(ISADET, 2019) Adak, Süleyman; Cangi Hasan; Yılmaz Ahmet SedarProgramlanabilir bir mantık denetleyicisi (PLC), makineleri ve süreçleri kontrol etmek için, sıralama, zamanlama, sayma ve aritmetik gibi işlevleri yerine getiren bir mikroişlemci tabanlı denetleyicidir. PLC ayrıca fabrikalardaki üretim bölümlerinde veya makinelerin kontrolü gibi işlemlerin denetiminde kullanılan otomasyon cihazıdır. Normal bilgisayarların aksine PLC' nin birçok giriş ve çıkışı (I/O) vardır. PLC avantajları elektriksel gürültülere, sıcaklık farklarına ve mekanik darbelere karşı dayanıklı tasarlanırlar. Bu denetleyici sistem, giriş bilgilerini büyük hızlarda tarayarak bunu çıkışa aktarırlar. Sistem bu bilgilere göre çalışır. PLC,ler kısa sürede daha çok ve kaliteli ürün üretme ve çok düşük hata oranlarında üretim yapma gibi özelliklere sahiptir.Bu çalışmada, PLC kontrollü Asenkron motorun frenlenmesi incelendi.Asenkron motorun frenlenmesi S7-200 PLC’ sinin kontrolü ile gerçekleştirildi.Article Aşırı Turizm Sorunsalı: Kapadokya Bölgesi’ne Yönelik Bir Çalışma(Journal of Tourism and Gastronomy Studies, 2020) Eren, Duygu; Bozkurt, İremBu çalışmada, dünya turizminde önemli bir sorun olarak görülen aşırı turizm/overtourismolayına yönelik ikincil veri kaynakları ışığında bir alanyazın araştırması yapılmıştır. Yapılan alanyazın araştırması kapsamında aşırı turizm kavramı açıklanmış, aşırı turizmin ortaya çıkmasına neden olan durumlar ele alınmış ve aşırı turizme maruz kalan destinasyonlar incelenmiştir. Çalışmada Türkiye için önemli bir turizm çekim merkezi olan ve 2019 yılında dört milyona yakın turisti ağırlayan Kapadokya Bölgesi’nin (nevsehir.ktb.gov) mevcut turistik durumu ortaya konularak olası bir turist yoğunluğunda önlemlerin nasıl alındığı ve/veya hangi önlemlerin alınması gerektiği amaçlanmıştır. Bu doğrultuda nitel veri toplama tekniklerinden yarı yapılandırılmış görüşme gerçekleştirilmiştir. Çalışma kapsamında 14 kişi ile yüz yüze görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Görüşmeciler turizm sektöründe ve bölgede uzun yıllar var olan deneyim ve bilgi sahibi sektör temsilcileri ile Nevşehir Hacı Bektaş Veli Üniversitesi Turizm Fakültesi’nde görev akademisyenlerden oluşmaktadır. Görüşme sonucunda elde edilen veriler içerik analizine tabi tutulmuştur. Çalışma sonucunda bölgede belirli dönemlerde turist yoğunluğunun yaşandığı ve bu yoğun dönemlerde bölge kaynaklarının daha sürdürülebilir olması adına herhangi bir önlem alınmadığı ve bu durumun bu şekilde devam etmesi durumunda bölgenin cazibesini kaybedeceği sonuçlarına varılmıştır.Article An Assessment of Post-Earthquake Issues in UNESCO (United Nations Educational, Scientific and Cultural Organization) Gastronomic Cities Gaziantep, Hatay and Şanlıurfa in Turkey(2023) Kızılgeçi, çiğdemestinations catering to tourists with specific gastronomic preferences or diverse motivations may experience occasional disruptions in the range of offerings available. This scenario may arise due to anthropogenic factors or natural phenomena that result in varying degrees of environmental degradation. The literature commonly reports that regions experiencing disasters such as wars, floods, epidemics, earthquakes, and hurricanes are susceptible to significant life, property, and economic losses. The seismic events thatcommenced on February 6th, 2023 and persist to the present have engendered a consequential phenomenon within the nation of Turkey. The present research has been conducted to examine the prospective impacts of the Gaziantep/Kahramanmaraş earthquakes of 2023 on Gastronomy tourism and to propose viable remedies for any associated issues. The study employed qualitative research methods, specifically observation and literature review, to gather data. The data that was acquired was subjected to analysis using the descriptive analysis methodology. In summary, based on the scientific literature review and contemporary scientific assessments of gastronomic tourism, it has been observed that this phenomenon can be leveraged as a tourism asset in the future, despite certain criticisms. Upon evaluating both domestic and foreign visual and printed media, it is apparent that there is a prevalence of favorable news regarding gastronomy tourism. Based on the literature and observational data gathered in the study, it is believed that the impact of the earthquake on the gastronomic tourism of Gaziantep, Hatay, and Şanlıurfa, which are recognized as UNESCO (United Nations Educational, Scientific and Cultural Organization) gastronomic cities, can be mitigated through appropriate measures. With multidimensional planning, the gastronomy of these cities is expected to emerge even stronger from the aftermath of the earthquakeArticle Automatic Detection of Brain Tumors With the Aid of Ensemble Deep Learning Architectures and Class Activation Map Indicators by Employing Magnetic Resonance Images(Elsevier, 2024) Turk, Omer; Ozhan, Davut; Acar, Emrullah; Akinci, Tahir Cetin; Yilmaz, Musa; Türk, ÖmerToday, as in every life-threatening disease, early diagnosis of brain tumors plays a life-saving role. The brain tumor is formed by the transformation of brain cells from their normal structures into abnormal cell structures. These formed abnormal cells begin to form in masses in the brain regions. Nowadays, many different techniques are employed to detect these tumor masses, and the most common of these techniques is Magnetic Resonance Imaging (MRI). In this study, it is aimed to automatically detect brain tumors with the help of ensemble deep learning architectures (ResNet50, VGG19, InceptionV3 and MobileNet) and Class Activation Maps (CAMs) indicators by employing MRI images. The proposed system was implemented in three stages. In the first stage, it was determined whether there was a tumor in the MR images Tumor) were detected from MR images (Multi-class Approach). In the last stage, CAMs of each tumor group were created as an alternative tool to facilitate the work of specialists in tumor detection. The results showed that the overall accuracy of the binary approach was calculated as 100% on the ResNet50, InceptionV3 and MobileNet architectures, and 99.71% on the VGG19 architecture. Moreover, the accuracy values of 96.45% with ResNet50, 93.40% with VGG19, 85.03% with InceptionV3 and 89.34% with MobileNet architectures were obtained in the multi-class approach.Book Part BEHAVIOUR, DESIGN AND STRENGTHENING TECHNIQUES OF MASONRY STRUCTURES AGAINST EARTHQUAKE EFFECTS(Iksad Publications, 2020) Ateş, TahirTurkey, especially in masonry recently experienced an earthquake of this intensity has been shown in several instances that they create the overall effects on masonry structures. In these examples, there are masonry buildings that are not engineered, especially in rural areas, and the damage of these buildings has been pointed out. In particular, strengthening techniques that can be applied to both these damaged buildings and the earthquake-resistant design of undamaged or newly constructed masonry buildings are presented. Strengthening techniques stated in terms of applicability are the results of studies conducted in various universities, and it is known that these strengthening techniques are supported by laboratory experimental results.Conference Object Bir Fazlı Tam Dalga Kontrollü Doğrultucu Giriş Akımı Harmonik Analizi.(SET Technology, 2018) Adak, SüleymanÖzet-Güç sisteminde akım ve gerilimin dalga formunun sinüsoidal formda olması gerekir. Fakat bu her zaman mümkün olmaz. Non-sinüsoidal gerilim veya elemanlar güç sisteminde harmoniklerin oluşmasına sebeb olur. Harmonikler güç sisteminde, ek ısıl kayıplara, rezonans olaylarına, ölçme hatalarına vb. problemlere sebep olurlar. Aynı zamanda enerji kalitesini olumsuz yönde etkilerler. Toplam harmonik distorsiyonu (THD) bize güç sistemindeki harmonik kirlilik hakkında bilgi verir. THD değerinin standartlarca verilen limit değerleri aşmaması gerekir. Bu makalede bir fazlı tam dalga kontrollü doğrultucu giriş akımı harmonik analizi yapılmıştır. Devrede dört adet tiristör, bir adet diyot ,R-L yükü ve iki adet darbe generetörü kullanılmıştır. Giriş akımına ait THD simulink devreden % 33.24 olarak ölçülmüştür. Güç devresi Matlab/Simulik yazılım programı kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Analitik sonuç ile simulink sonucunun benzer olduğu gözlenmiştir.