Ebelik Bölümü Koleksiyonu
Permanent URI for this collectionhttps://hdl.handle.net/20.500.12514/225
Browse
Browsing Ebelik Bölümü Koleksiyonu by Issue Date
Now showing 1 - 20 of 49
- Results Per Page
- Sort Options
Article The investigation of effect of alpha lipoic acid against damage on neonatal rat lung to maternal tobacco smoke exposure(ELSEVIER SCIENCE BV, 2018) Erdem Güzel, Elif; Kaya, Nalan; Ozan, Gonca; Tektemur, Ahmet; Dabak, Durrin Özlem; Ozan, İbrahim EnverThis study was carried out to determine the changes in the lungs of the rat pups exposed to tobacco smoke during pregnancy period and to investigate the protective effects of alpha lipoic acid, which is administered during pregnancy, on these changes. Spraque-Dawley female rats were divided into four groups: control, tobacco smoke (TS), tobacco smoke + alpha lipoic acid (TS + ALA) and alpha lipoic acid (ALA). The rats in control group were untreated. Rats were exposed to TS twice a day for one hour starting from eight weeks before mating and during pregnancy. 20 mg / kg of ALA was administered to rats. On 7th and 21st days 7 of the pups from each group were decapitated. Histological, morphometric, biochemical and quantitative real-time RT-PCR analyzes were performed. Histopathological and biochemical changes were observed in TS group. While a significant decrease was observed both in SP-A and VEGF immunoreactivities and mRNA levels, caspase-3 immunoreactivity and TUNEL positive cells were increased in TS group. It is suggested that prenatal TS exposure leads to morphological and histopathological changes on lung development by causing oxidative damage in lungs of neonatal rats and the maternal use of ALA can provide a limited protective effect on the neonatal lung development against this oxidative stress originating from TS. Although pregnant women are increasingly aware on health risks of smoking, environmental tobacco smoke exposure is still a widespread problem. For this reason, it is thought that this damage can be partially reduced by some antioxidant supplements in pregnancy.Article Ebelik Öğrencilerinin Fiziksel Aktivite ve Akademik Başarı Durumlarının İncelenmesi(Acıbadem Mehmet Ali Aydınlar Üniversitesi, 2018) Aksoy, Yasemin Erkal; Çatalgöl, Şeyma; Çolak, Melek Balçık; Yeşil, Yeşim; Karapolat, HaleAmaç: Araştırma, Balıkesir, Konya, İzmir olmak üzere üç şehirdeki lisans eğitimine devam eden ebelik bölümü öğrencilerinin yıl sonu başarı puanı ile fiziksel aktivite arasındaki ilişkiyi belirlemek amacıyla tanımlayıcı türde yapılmıştır. Materyal-Metod: Araştırma evrenini Konya, Balıkesir ve İzmir illerindeki devlet üniversitesi ebelik bölümü birinci sınıfta öğrenim gören 234 öğrenci oluşturmuştur. Araştırmanın verileri literatür taranarak hazırlanan öğrencilerin sosyo-demografik özelliklerini içeren anket formu ile Uluslararası Fiziksel Aktivite Değerlendirme Anketi Kısa Formu kullanılarak toplanmıştır. Bulgular: Çalışmaya katılan öğrencilerin yaş ortancası 19.0 (min=18.0, max=28.0), beden kütle indeksleri ortancası 20.83 (min=15.78, max=31.74) olarak saptanmıştır. Ebelik birinci sınıf öğrencilerinin %6.8’inin sigara ve %11.5’inin alkol kullandığı saptanmıştır. Sigara kullanma durumları ile yaş, vücut ağırlığı, boy, başarı puanı, toplam MET (Metabolik Eşdeğer) değeri ve beden kütle indeksi arasında anlamlı bir fark olmadığı saptanmıştır (p>0.05). Ebelik öğrencilerinin başarı puanları ile düzenli fiziksel aktivite yapma durumları (toplam MET skoru), beden kütle indeksi, vücut ağırlıkları karşılaştırıldığında aralarında anlamlı bir ilişki olmadığı saptanmıştır (p>0.05). Sonuç: Çalışmanın üniversite birinci sınıf öğrencilerinde yapılmış olması nedeniyle bir adaptasyon süreci yaşadıkları ve bu nedenle düzenli fiziksel aktivite yapamadıkları görülmüştür. Çalışmanın daha fazla sayıda, farklı yaş grupları ve farklı sınıflarda tekrarlanması önerilmektedir. Anahtar sözcükler: Ebelik, fiziksel aktivite, başarıConference Object Effects of Maternal Tobacco Smoke or Alpha Lipoic Acid on Puberty Onset, Estrous Cycle and Gonadotropin Levels in Female Rats(KARGER, 2018) Ülker, Nazife; Yardimcı, Ahmet; Kaya, Nihat; Tektemur, Ahmet; Akkoç, Ramazan Fazıl; Erdem Güzel, Elif; Canpolat, Sinan; Ozan, EnverVarious environmental factors are known to affect puberty onset. However, there are few studies in literature about how maternal tobacco smoke (ts) or alpha lipoic acid (ala) affect the hypothalamus-pituitary-gonadal axis at peripheral or central levels in rats. This study aimed to investigate effects of maternal tobacco smoke or alpha lipoic acid on puberty onset, estrous cycle and serum gonadotropin levels in female rats. Adult female spraque-dawley rats were used. All animals were randomly divided into 4 groups (control, ts, ts+ala and ala) and each group consisted of 7 rats. All ts rats were exposed to ts (20 gram\day, for one hour twice a day) and all ala rats received daily oral ala (20 mg/kg) during 8 week. Afterwards all rats were impregnated, ts or ala treatments continued during pregnancy. All treatments ended with birth and later newborn female rats were selected for each group (n=7). Puberty onset was monitored by examination of vaginal opening in female rat pups. Subsequently, estrous cycle was conducted daily for 15 days and determined by examination of the vaginal smear cytology. Also, serum fsh and lh levels were measured using elisa method at the end of the experiment. There was significantly advanced on puberty onset day for ts group (p<0.05). There was a significantly increase in pubertal weight in ala group compared to control group (p<0.001). The mean total number of estrous cycles and average duration of metestrus, diestrus, proestrus or estrus phases were not significantly different in all treatments groups compared to control group. There was no any significant change in serum fsh levels, but serum lh levels were significantly increased in all treatment groups compared to control group (p<0.05). Present study showed that maternal tobacco smoke or alpha lipoic acid may affect hypothalamus-pituitary-gonadal axis differently in rats.Article Investigation of the effects of Alfa lipoic acid on changes in maternal rat kidney caused by tobacco smoke exposure in pregnancy [Gebelikte Tütün Dumani Maruziyetinin Anne Siçan Böbrek Dokusunda Meydana Getirdigi Degişiklikler Üzerine Alfa Lipoik Asitin Etkilerinin İncelenmesi](Ataturk Universitesi, 2019) Erdem Güzel E.; Kaya N.; Ozan Kocamüftüoglu G.; Dabak D.Ö.; Temizer Ozan P.S.; Ozan I.E.Çalışmada gebelikte tütün dumanına maruz kalan anne sıçanların böbrek dokusunda meydana gelen histopatolojik sonuçlar üzerine Alfa lipoik asitin etkilerinin deneysel olarak araştırılması amaçlandı. 28 adet dişi Sprague-Dawley cinsi sıçan kullanıldı. Gebe sıçanlar; Kontrol grubu, Tütün dumanı (TD) grubu, Tütün dumanı + Alfa lipoik asit (TD+ALA) grubu ve Alfa lipoik asit (ALA) grubu olmak üzere rastgele dört eşit gruba ayrıldı. TD ve TD+ALA grubundaki sıçanlar çiftleşmeden önce sekiz hafta ve gebelik süresince günde iki saat tütün dumanına maruz bırakıldı. TD+ALA ve ALA grubundaki sıçanlara ise çiftleşmeden önce sekiz hafta ve gebelik süresince gün aşırı gavaj yolu ile 20 mg/kg ALA verildi. Deney sonunda çıkarılan böbrek dokuları histolojik, immünohistokimyasal ve MDA düzeyi tayini metotları kullanılarak incelendi. TD grubuna ait böbrek kesitlerinde inflamatuar hücre artışı, Bowman boşluğunda artış, tübül lümeninde hiyalin birikimi gibi histopatolojik bulgulara rastlandı. ALA uygulaması ile histopatalojik bulguların büyük bir çoğunluğunda azalma gözlendi. TD grubunda VEGF immünreaktivitesinin kontrol grubuna göre anlamlı artış gösterdiği, TD+ALA grubunda ise TD grubuna göre anlamlı derecede azaldığı belirlendi. MDA seviyelerinde ise TD grubunda, kontrol grubuna göre anlamlı artış olduğu tespit edildi. Sonuç olarak, gebelik boyunca tütün dumanı maruziyetinin böbrek dokularında histopatolojik hasara ve damarlanmada artışa neden olduğu, ALA’nın ise bu etkilere karşı kısmen koruma sağladığı belirlendi.Article Ebelik Öğrencilerinin Kamu Personeli Seçme Sınavına İlişkin Görüşlerinin İncelenmesi(2019) İçke, Sibel; Tuna Orhan, Nazan; Bay, Habibe; Yüksel, EsmaEbelik, ülkemizde eğitim yolu ile edinilen ilk kadın mesleklerindendir. Sağlık Bakanlığı’nın bünyesinde kadrolu istihdam edilmek için diğer meslek grupları gibi, ebelerin önündeki en büyük engel Kamu Personeli Seçme Sınavı (KPSS)’dır. Bu çalışmada, ebelik öğrencilerinin mesleğe geçiş yapabilmeleri için başarmak zorunda oldukları KPSS’ye ilişkin görüşlerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Bu araştırmada betimsel tarama yöntemi kullanılmıştır. Araştırmanın örneklemini 2016-2017 Eğitim-Öğretim yılında bir devlet üniversitesinin sağlık yüksekokulunun 3. ve 4. sınıfında öğrenimlerine devam eden ebelik bölümü öğrencileri (n=168) oluşturmuştur. Veri toplama aracı olarak anket formu ve KPSS ile ilgili ifadelerin yer aldığı form kullanılmıştır. Verilerin analizinde her soruya ve ifadeye yönelik frekans ve yüzde dağılımları yapılmıştır. Araştırmaya katılan ebelik öğrencilerinin %53’ü 3. sınıf, %47’si ise 4. sınıftır. Öğrencilerin %74,4’ü KPSS’nin sağlık alanında eğitim almış kişilerin atanması için uygun bir sınav olmadığı, %73,2’si KPSS yerine mesleki becerilere yönelik uygulamayı değerlendiren sınavların olması gerektiği, %69,6’sı KPSS’nin iki yılda bir yapılmasının doğru bir uygulama olmadığı, %70,8’i KPSS’de yer alan soru sayısının adayların bilgisini ölçmek için yeterli olmadığı, %79,2’si KPSS’nin mesleki bilgi ve beceriyi ön plana çıkaran bir sınav olmadığı, %75’i KPSS’ye hazırlanmanın yıpratıcı bir süreç olduğu gibi görüşlere sahiptir. Araştırmadan elde ettiğimiz bulgulara göre, kamu kurumlarına atamalarda uygulanan sınav içeriğinin mesleki bilgi ve becerilerin ölçülebildiği şekilde düzenlenmesinin daha uygun olabileceği sonucuna ulaşılmıştır.Book Part Article Chronic effects of maternal tobacco-smoke exposure and/or α-lipoic acid treatment on reproductive parameters in female rat offspring(Taylor & Francis Online, 2020) Erdem Güzel, Elif; Nalan Kaya, Ahmet Tektemur, Nazife Ulker, Ahmet Yardimci, Ramazan Fazil Akkoc, Sinan Canpolat & Ibrahim EnverPrenatal tobacco-smoke exposure negatively affects the reproductive functions of female offspring and oxidative stress plays a major role at this point. Alpha-lipoic acid (ALA), well known as a biological antioxidant, has been used as a nutritional supplement and as a therapeutic agent in the treatment of certain complications during pregnancy. We aimed to investigate the effects of maternal tobacco-smoke exposure and/or ALA administration on puberty onset, sexual behavior, gonadotrophin levels, apoptosis-related genes, apoptotic cell numbers and oxidative stress markers in the adult female rat offspring. Sprague-Dawley rats were divided into four groups; control, tobacco smoke (TS), TS+ALA and ALA groups. Animals were exposed to TS and/or ALA for 8 weeks before pregnancy and throughout pregnancy. All treatments ended with birth and later newborn female rats were selected for each experimental group. The experiment ended at postnatal day 74-77. Maternal tobacco smoke advanced the onset of puberty in the female offspring of the TS group (p < 0.05). In all treatment groups; the mean number of anogenital investigations and lordosis quality scores showed a decline, serum luteinizing hormone levels significantly increased (p < 0.05) and several histopathological changes in ovaries were observed compared to the control group. In addition, an increase in apoptotic marker levels and apoptotic cell numbers was detected in the ovaries of all treatment groups. Decreased TAS and increased TOS levels were detected in all treatment groups compared to control. These findings suggested that maternal tobacco smoke and/or ALA administration may be leading to the impaired reproductive health of female offspring. Abbreviations: ALA: alpha-lipoic acid; LH: luteinizing hormone; FSH: follicle-stimulating hormone; TAS: total antioxidant status; TOS: total oxidant status; Apaf1: apoptotic protease-activating factor 1; Casp3: caspase 3; Casp9: caspase 9; CF: cyst follicles; 4-HNE: 4-Hidroxynonenal; 8-OHdG: 8-hydroxydeoxyguanosine; TUNEL: terminal deoxynucleotidyl transferase-mediated deoxyuridine-biotin nick end labeling; ROS: reactive oxygen species; GnRHR: gonadotropin-releasing hormone receptor; HPG: hypothalamic-pituitary-gonadal; AMPK: AMP-activated protein kinase; ELISA: enzyme-linked immunosorbent assay; cDNA: complementary DNA; qPCR: quantitative real-time PCR; FC: follicular cysts; PF: primary follicle; SF: secondary follicle; GF: graafian follicle; CL: corpus luteum; DF: degenerated follicle; AF: atretic follicle.Book Part Süryanilerde kültürel çeşitlilik ve geleneksel sağlık uygulamaları(Rating Akdemy Yayınları, 2020) Tuna Oran, Nazan; İçke, SibelSüryanilerin kökeni Hz. Nuh’un oğlu Sam’a dayanmaktadır. Asıl yerleşim alanları Mezopotamya bölgesidir. Türkiye’de daha çok Güneydoğu Anadolu (Mardin, Diyarbakır, Elazığ ve Adıyaman gibi şehirler), kısmen ise Doğu Anadolu bölgesinde yerleşmişlerdir. Ancak 20. Yüzyılın ortalarından itibaren artan göç ile İstanbul’da da bir Süryani cemaatinin oluştuğundan söz edilebilir. Türkiye’de Mardin ve çevresinde yaklaşık 2400, İstanbul’da da yaklaşık 10.000 olmak üzere 12400 civarında Süryani yaşadığı tahmin edilmektedirArticle Chronic Maternal Tobacco Smoke Exposure and/or Alpha-Lipoic Acid Treatment Causes Long-Term Deterioration of Testis and Sexual Behavior in Adult Male Rats(Elsevier, 2020) Yardimc, Ahmet; Ramazan Fazil Akkoc, Ahmet Tektemur, Nazife Ulker, Nalan Kaya Tektemur, Elif Erdem Güzel, Sinan Canpolat, Ibrahim Enver OzanBackground: Tobacco use during pregnancy is known to have several negative effects on the offspring's reproductive health in the long term. The use of alpha-lipoic acid (ALA) as a dietary supplement during pregnancy has increased greatly in recent years and has been known to have positive effects on various pregnancy outcomes including miscarriage, diabetic embryopathy, preterm delivery, and congenital malformations. Aim: To evaluate the effects of tobacco smoke exposure (TSE) on sexual behavior, reproductive parameters, and testicles in adult male rats and to reveal the possible role of ALA administration on these parameters. Methods: Pregnant rats (n = 7 per group) were treated with tobacco smoke (TS), ALA (20 mg/kg), and TS + ALA for a total of 11 weeks. The following parameters were compared with 8 control rats: puberty parameters, sexual behavior; levels of serum gonadotropins and testosterone, total antioxidant status, and total oxidant status; the expression of the apoptotic protease-activating factor-1 and caspase 9 mRNA levels in the testis; and assessment of immunohistochemistry and terminal deoxynucleotidyl transferase dUTP nick end labeling assay of testis. Main Outcome Measure: Sexual behavior, changes in puberty parameters, and hormonal and genetic alterations were the outcomes analyzed in this study. Results: Maternal TSE caused a significant decrease in the number of intromissions compared to the control group. Similarly, ALA decreased erectile function in sexual behavior by decreasing the number of intromissions and intromission ratio in the ALA group compared to the control group. In addition, TSE and ALA treatment caused an impairment of some consummatory sexual behaviors. Also, in parallel with this inhibitory effect, the age of pubertal onset was significantly delayed in the TS + ALA group compared to other groups. Also, histopathological changes in testicular tissue, oxidative stress markers, apoptotic index, and mRNA levels of apoptosis-related genes increased in all treatment groups. Clinical Implications: The use of ALA and/or tobacco products during pregnancy may adversely affect the reproductive health of male newborns in the long term. Strengths & Limitations: To the best of our knowledge, this study is the first to show the effects of maternal ALA treatment and/or TSE on the sexual behavior and reproductive parameters in male rats; however, the study is based on an animal model, and the present findings partially reflect the characteristics of human sexual behavior. Conclusion: Maternal TSE and/or ALA treatment may impair sexual behavior in adulthood in male rats because of testicular damage caused by oxidative stress during gonadal development. Yardimci A, Akkoc RF, Tektemur A, et al. Chronic Maternal Tobacco Smoke Exposure and/or Alpha-Lipoic Acid Treatment Causes Long-Term Deterioration of Testis and Sexual Behavior in Adult Male Rats. J Sex Med 2020;17:1835–1847.Book Part Yenidoğanda Özel Uygulamalar II Bebek Masajı Refleksoloji(Anadolu Nobel Tıp Kitabevleri, 2020) Genç, Rabia; İçke, SibelRefleksoloji bebeklerde ve her yaşta etkili olabilecek bir uygulamadır.Book Part Yenidoğanda Oksijen Uygulamaları(Anadolu Nobel Tıp Kitabevleri, 2020) Genç, Rabia; İçke, SibelYenidoğanda oksijen uygulamalarıArticle OPINIONS OF MIDWIFERY STUDENTS, PUERPERANT AND COMPANIONS ABOUT THE MALE MIDWIFE(2021) İçke, Sibel; Balçık Çolak, MelekGiriş ve Amaç:Ebelik mesleği, dünyada genellikle kadınların seçtiği ve icra ettiği bir meslek olarak bilinmektedir. Araştırmamızda ebelik bölümünde okuyan öğrencilerin, kadın doğum servisindeki lohusaların ve refakatçilerin erkek ebe ile ilgili görüşlerinin değerlendirilmesi amaçlanmıştır.Yöntem:Kesitsel-analitik tipte bir araştırmadır. Veriler, araştırmacılar tarafından hazırlanan formlar aracılığı ile toplanmıştır. Araştırmanın evrenini bir devlet üniversitesinin Sağlık Bilimleri Fakültesi’nde eğitim gören Ebelik Bölümü öğrencileri ve iki ayrı devlet hastanesinde doğum yapan tüm kadınlar ve refakatçileri oluşturmuştur. Olasılıksız örneklem yöntemiyle Aralık 2019-Şubat 2020 tarihleri arasında araştırmaya katılmayı kabul eden ve dahil edilme kriterlerini sağlayan 221 öğrenci, 72 lohusa ve 72 refakatçi araştırmanın örneklemini oluşturmuştur. Araştırma verilerinin analizinde, sayı ve yüzde dağılımları alınmış, ki-kare testi, one-way ANOVA analizi yapılmıştır.Bulgular: Öğrencilerin%85.1’i ebelik bölümünü tercih etmesinde bölüme erkek alımının olmamasının etkisinin olmadığını, %48.4’ü mesleki yaşamlarında erkek ebe ile çalışmak istediklerini, %46.6’sı erkeklerin mesleğin güçlenmesine katkı sağlayabileceğini belirtmiştir. Lohusaların%47.2’si ebeliğin kadın mesleği olduğunu, %44.4’ü erkeklerin ebelik mesleğinde olmasını onaylamadıklarını, onaylamayanların %59.4’ünün erkek ebeleri utanma duygusundan dolayı istemediklerini belirtmiştir. Refakatçilerin %58.3’ü erkek ebelerin meslekte olmalarını onayladıklarını, %52.8’i lohusalarına erkek ebe tarafından verilecek bakımdan rahatsızlık duymayacaklarını belirtmiştir.Sonuç ve öneriler: Ebelik mesleğine erkeklerin de katılmasının öğrenciler ve refakatçiler tarafından olumlu karşılandığı; lohusaların büyük çoğunluğunun ise mahremiyet nedeniyle çekincelerinin olduğu belirlenmiştir. Sağlık hizmeti vermede cinsiyet ayrımının ortadan kalkması için çaba gösterilmesi gerekmektedir.Article The Effect of a Gender Course on the Gender Attitudes, Critical Thinking Dispositions, and Media Literacy Skills of University Students(Yükseköğretim Dergisi, 2021) Koç, Gülten; Yücel Özçırpan, Çiğdem; Terzioğlu, Füsun; Şimşek Çetinkaya, Şahika; Uslu-Şahan, Fatma; Akın Işık, Rabiye; Evrenol Öçal, Simge; Cansu Akdağ Topal, Merve Mert Karadaş, Sevda Yıldırım Hamurcu, Pınar Uzunkaya Öztoprak , Ayşe Sevim Akbay Kıs, İlknur Atasever, Safiye Özkan, Beril Nisa Yaşar, Esra BaşkayaThis study aims to determine the effect of a university elective course focusing on gender on students' gender attitudes, critical thinking dispositions, and media literacy skills. The research design was quasi-experimental, and the study was conducted with a pretest/posttest control group. The sample of the study consisted of 74 students who took a course on gender during the fall semester of the 2016-2017 academic year and 70 students who had similar characteristics but did not receive the course. In the pretest and posttest evaluation conducted in the first week and the last week of the semester, respectively, the Student Information Form, the Gender Roles Attitude Scale (GRAS), the Critical Thinking Dispositions Scale (CTDS), and the Media Literacy Scale (MLS) were administered to the students in both groups. The Course Satisfaction Assessment Form was administered at the end of the term to the students who enrolled for the gender course. The GRAS scores of the experimental group increased at the end of the course (p<0.05). The GRAS total mean scores of both the groups were similar in the pretest, but there was a statistically significant difference between their total mean scores in the posttest (p<0.05). This study recommends more comprehensive and long-term studies on integrating a gender course into the university curriculum, which will help develop students' critical thinking disposition and media literacy skills and raise awareness of gender equality among students.Article The combination of N-acetylcysteine and cyclosporin A reduces acetaminophen-induced hepatotoxicity in mice(Ultrastructural Pathology, 2021) Erdem Güzel, Elif; Kaya Tektemur, Nalan; Gül, Mehmet; Tektemur; Özcan Yıldırım, Sena; Kavak Balgetir, Merve; Ozan Kocamüftüoğlu, Gonca; Yalçın, Tuba; Ozan, & İbrahim EnverAcetaminophen (APAP)-induced hepatotoxicity is the most common cause of acute liver failure in worldwide. N-acetyl cysteine (NAC) is used as the APAP antidote. Cyclosporin A (CsA) is suppressed mitochondrial damage by binding cyclophilin, a mitochondrial pore transport component. The study aimed to evaluate the effects of NAC, CsA, and NAC+CsA treatments on APAP-induced hepatotoxicity in mice. Mice were randomly divided into five groups (n = 6). 400 mg/kg/ip/single dose APAP, 1200 mg/kg/i.p/single dose NAC and 50 mg/kg/i.p/single dose CsA were performed. Light and electron microscopic alterations were investigated in liver samples. Levels of serum alanine aminotransferase (ALT) and aspartate aminotransferase (AST) and liver glutathione (GSH) were analyzed. 3-nitrotyrosine and cytochrome c immunoreactivities were evaluated in liver tissue. Here, we found that APAP leads to histopathological and ultrastructural changes in mice liver. Also, APAP increased cytochrome c and 3-nitrotyrosine immunopositive staining. Besides, a significant decrease in liver GSH and an increase in serum AST and ALT levels were detected in the APAP group. Interestingly, NAC+CsA treatment improved histological alterations, cytochrome c, and 3-nitrotyrosine immunoreactivities and liver GSH, serum AST/ALT levels caused by APAP. We suggest that the combination of NAC and CsA reduces acetaminophen-induced hepatotoxicity in mice.Article The effect of ethnocentrism and moral sensitivity on intercultural sensitivity in nursing students, descriptive cross-sectional research study(Nurse Education Today, 2021) Yaşar, Beril Nisa; Kaya, Yunus; Arslan, Sevda; Erbaş, Atiye; Küçükkelepçe, Gürhan ErkuşBackground: Factors affecting intercultural sensitivity and care are becoming an increasingly important issue due to ethnic diversity. Nurses play a crucial role in care and therefore should keep up with this trend and improve their intercultural sensitivity. Objective and design: This descriptive cross-sectional study investigated the effects of ethnocentrism and moral sensitivity on intercultural sensitivity in nursing students. Methods and participants: Data were collected using a demographic characteristics questionnaire and the Intercultural Sensitivity Scale, Generalized Ethnocentrism Scale, and Moral Sensitivity Scale. The sample consisted of 1343 nursing students. The Pearson correlation coefficient was used to determine correlations between scale scores. Multiple linear regression was used to determine the effects of ethnocentrism, moral sensitivity, and demographic characteristics on intercultural sensitivity. Results: Intercultural sensitivity was found to be negatively correlated with ethnocentrism and positively correlated with moral sensitivity. Ethnocentrism predicted intercultural sensitivity more than moral sensitivity. Ethnocentrism and moral sensitivity explained 16.8% of the total variance of intercultural sensitivity. However, ethnocentrism affected intercultural sensitivity more than moral sensitivity did (beta = −0.406). Conclusion: Nursing education should adopt strategies to reduce ethnocentrism by helping students develop cultural competence and intercultural sensitivity. Such education can equip nurses to provide higher quality care to patients of different cultural backgrounds.Article The antioxidant and anti-apoptotic potential of Pleurotus eryngii extract and its chitosan-loaded nanoparticles against doxorubicin-induced testicular toxicity in male rats(Wiley, 2021) Erdem Güzel, Elif; Kaya Tektemur, Nalan; Tektemur, Ahmet; Acay, Hilal; Yıldırım, AyferThis study was conducted to evaluate the protective role of Pleurotus eryngii extract (PE) and Pleurotus eryngii extract-loaded chitosan nanoparticles (PE-CSNP) against doxorubicin (DOX)-induced testicular toxicity in rats. Male rats were divided into six groups: control (DMSO/ethanol), PE (200 mg/kg PE), PE-CSNP (30 mg/kg PECSNP), DOX (10 mg/kg DOX, a single dose, i.p), DOX+PE (10 mg/kg DOX+200 mg/ kg PE) and DOX+PE-CSNP (10 mg/kg DOX+30 mg/kg PE-CSNP). PE and PE-CSNP were administered by oral gavage every other day for 21 days. DOX-treated rats showed histopathological impairment compared with the control group. There was an increase in the apoptotic index, caspase 3 (CASP3), BCL2-associated X apoptosis regulator (BAX), dynamin-related protein 1 (DRP1) expression and total oxidative status (TOS) in the DOX group, while mitofusin-2 (MFN2), total antioxidative status (TAS) and serum testosterone levels of the DOX group reduced when compared with the other groups. PE and PE-CSNP treatments provided significant protection against DOX-induced oxidative stress by reducing TOS levels and increasing TAS levels. CASP3, BAX, apoptotic index and DRP1-MFN2 expressions were restored by PE and PE-CSNP. However, the PE-CSNP showed higher antioxidant and anti-apoptotic efficacy compared with PE. Thus, our results provide evidence that CSNP and PE could synergistically have a potent antioxidant and anti-apoptotic therapy against DOX-induced testicular damage in male rats.Article Carbamazepine-induced renal toxicity may be associated with oxidative stress and apoptosis in male rat(Taylor & Francis Online, 2021) Erdem Güzel, Elif; Kaya Tektemur, Nalan; Tektemur, Ahmet; Etem Önalan, EbruCarbamazepine (CBZ) is the antiepileptic drug used in epilepsy and some psychiatric disorders. Besides its widely used, many adverse effects have been reported including hematotoxicity, hepatotoxicity, endocrine disorders, and testicular damages due to oxidative stress. However, the role of CBZ on renal toxicity is not fully known. In this study, we attempted to explain the connected mechanisms by focusing on the metabolism of CBZ-induced renal toxicity in rats. Twenty male Wistar-Albino rats were randomized into 2 groups (n = 10); control (1 mL/day distilled water, orally) and CBZ (25 mg/kg/day CBZ, orally) groups. After 60 days, TAS (total oxidant status) and TOS (total oxidant status) levels, histopathological features, some genes involved in apoptosis, 8-hydroxy-2-deoxyguanosine (8-OHdG) activity, and apoptotic cells were assessed of kidney tissue. The oxidative stress index (OSI) was measured from TAS and TOS levels. TOS levels and OSI significantly increased, while TAS levels decreased in the CBZ group relative to the control group. Histopathological observations, Caspase-3 (Casp3), Poly [ADP-ribose] polymerase-1 (PARP-1), 8-OHdG immunoreactivities, and apoptotic cells markedly raised in the CBZ group compared with the control group. Also, mRNA expression of Cytochrome c (Cytc) and CASP3 significantly increased in the CBZ group compared to the control group. In conclusion, long-term use of CBZ may promote renal damage in rats by inducing oxidative stress and apoptosis.Article Alpha-lipoic acid may ameliorate testicular damage by targeting dox-induced altered antioxidant parameters, mitofusin-2 and apoptotic gene expression(Andrologia, 2021) Güzel, Elif Erdem; Kaya Tektemur, Nalan; Tektemur, AhmetIn the study, the ameliorating effects of alfa lipoic acid (ALA) against doxorubicin-induced testicular apoptosis, oxidative stress and disrupted mitochondrial fusion were investigated in male rats. Rats were divided into four groups as control, doxorubicin (DOX), DOX + ALA and ALA. A single dose of 15 mg/kg DOX was administered i.p to the DOX and DOX + ALA groups. 50 mg/kg ALA was given to the DOX + ALA and ALA groups by oral gavage every other day. After 28 days, rat testes and serum samples were collected and analysed. Administration of DOX alone caused a decrease in body and relative testicular weights, seminiferous tubule diameter and germinal epithelium thickness, Johnsen's score and serum testosterone levels. DOX treatment led to severe testicular damage such as tubular degeneration, and atrophic tubules. Also, the activities of superoxide dismutase and glutathione peroxidase were reduced, while the level of malondialdehyde was increased in the testis. The mRNA levels of apoptotic-related genes (CASP3, TP53, BAX, BCL2) and apoptotic index were increased, while mitofusin-2 decreased. DOX caused an increase in CASP3 and a decrease in mitofusin-2 immunoreactivities. Treatment with ALA markedly improved all of DOX-induced biochemical, histochemical and molecular alterations in rat testis. Consequently, ALA has a therapeutic role in ameliorating DOX-induced testicular damage in rats.Article Hesperetin may alleviate the development of doxorubicin-induced pulmonary toxicity by decreasing oxidative stress and apoptosis in male rats(Elsevier, 2021) Erdem Güzel, Elif; Kaya Tektemur, NalanDoxorubicin (DOX) is one of the most widely used chemotherapeutic agents. However, it causes pulmonary toxicity which decreases its clinical use in human cancer therapy. The present study was undertaken to obtain an insight into the potential protective effect of hesperetin (HES) against doxorubicin-induced pulmonary toxicity in rats. The animals were divided into 4 groups with 7 rats per group. The experimental treatments were as follows: Control, DOX, DOX + HES, and HES groups. DOX was administered at the dosage of 15 mg/kg i.p for a single dose. HES was administered at the dosage of 50 mg/kg by oral gavage every other day. After 28 days, biochemical parameters, oxidative stress status, histopathological changes, apoptosis-related genes and apoptotic index (AI) were examined of lung tissue. Histopathological changes, Poly [ADP-ribose] polymerase 1 (PARP-1), Caspase-3 (Casp3), Cytochrome c (Cytc), apoptosis-related genes, and AI significantly increased in the DOX group relative to the control group. Malondialdehyde (MDA) significantly increased, while superoxide dismutase (SOD) and glutathione peroxidase (GPx) decreased in the DOX group relative to the control group. However, histopathological findings, MDA, AI, and PAPR1, Casp3 protein expression, mRNA expression of Cytc significantly decreased, while SOD, GPx increased in the DOX + HES group relative to the DOX group. These results attested HES might be a potential agent for the treatment of DOX-induced pulmonary toxicity.Article Pleurotus Eryngii Ekstraktının Sprague-Dawley Sıçanlarında Adriamisin Kaynaklı Kardiyotoksisite Üzerindeki Etkilerinin İncelenmesi(Dicle Tıp Dergisi, 2021) Erdem Güzel, Elif; Kaya Tektemur, Nalan; Tektemur, Ahmet; Acay, Hilal; Yıldırım, AyferAmaç: Adriamisin (ADR), kanser tedavilerinde kullanılan güçlü ve geniş spektrumlu bir antibiyotiktir. Fakat ADR’nin klinik etkinliği, doza bağlı kardiyotoksisitesi nedeniyle engellenmektedir. Bu nedenle çalışmada ADR uygulanan sıçanların kalp dokularında meydana gelen değişiklikler üzerine Pleurotus eryngii ekstraktının (PEE)’nin koruyucu etkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. Yöntemler: Sprague-Dawley cinsi erkek sıçanlar 4 eşit gruba ayrıldı (n=6). Kontrol grubuna DMSO/etanol çözeltisi oral gavaj yolu ile gün aşırı verildi. ADR grubuna 10 mg/kg ADR intraperitoneal (i.p) olarak tek doz uygulandı. ADR+PEE grubuna 10 mg/kg i.p tek doz ADR verildikten sonra DMSO/etanol içinde çözdürülen 200 mg/kg PEE oral gavaj yoluyla gün aşırı verildi. PEE grubuna oral gavaj ile DMSO/etanolde çözdürülen 200 mg/kg PEE gün aşırı verildi. 21.günün sonunda sıçanlar dekapite edildi. Dekapitasyonun ardından kalp dokuları çıkarılarak histolojik ve kantitatif RT-PCR analizleri yapıldı. Bulgular: ADR grubuna ait kalp dokularında inflamatuar hücre artışı, miyofibril kaybı, sitoplazmik vakuolizasyon ve vasküler konjesyon bulgularına rastlanıldı. PEE tedavisinin bu histopatolojik bulgularda iyileşmeye neden olduğu gözlendi. Ayrıca ADR grubunda kontrol grubuna kıyasla IL1-β immunoreaktivitesinde ve IL1-β, BAX, Kaspaz-3 mRNA seviyelerinde anlamlı bir artış olduğu izlendi. ADR+PEE grubunda ise ADR grubuna kıyasla IL-1β immunoreaktivitesinde ve IL1-β, BAX, Kaspaz-3 mRNA seviyelerinde anlamlı bir azalma olduğu belirlendi. Sonuç: ADR’ye bağlı kardiyotoksisitede PEE tedavisinin anti-apoptotik ve anti-inflamatuar özellikleri ile kardiyoprotektif etki gösterdiği ortaya koyuldu.Dekapitasyonun ardından kalp dokuları çıkarılarak histolojik ve kantitatif RT-PCR analizleri yapıldı. Bulgular: ADR grubuna ait kalp dokularında inflamatuar hücre artışı, miyofibril kaybı, sitoplazmik vakuolizasyon ve vasküler konjesyon bulgularına rastlanıldı. PEE tedavisinin bu histopatolojik bulgularda iyileşmeye neden olduğu gözlendi. Ayrıca ADR grubunda kontrol grubuna kıyasla IL1-β immunoreaktivitesinde ve IL1-β, BAX, Kaspaz-3 mRNA seviyelerinde anlamlı bir artış olduğu izlendi. ADR+PEE grubunda ise ADR grubuna kıyasla IL-1β immunoreaktivitesinde ve IL1-β, BAX, Kaspaz-3 mRNA seviyelerinde anlamlı bir azalma olduğu belirlendi. Sonuç: ADR’ye bağlı kardiyotoksisitede PEE tedavisinin anti-apoptotik ve anti-inflamatuar özellikleri ile kardiyoprotektif etki gösterdiği ortaya koyuldu.Dekapitasyonun ardından kalp dokuları çıkarılarak histolojik ve kantitatif RT-PCR analizleri yapıldı. Bulgular: ADR grubuna ait kalp dokularında inflamatuar hücre artışı, miyofibril kaybı, sitoplazmik vakuolizasyon ve vasküler konjesyon bulgularına rastlanıldı. PEE tedavisinin bu histopatolojik bulgularda iyileşmeye neden olduğu gözlendi. Ayrıca ADR grubunda kontrol grubuna kıyasla IL1-β immunoreaktivitesinde ve IL1-β, BAX, Kaspaz-3 mRNA seviyelerinde anlamlı bir artış olduğu izlendi. ADR+PEE grubunda ise ADR grubuna kıyasla IL-1β immunoreaktivitesinde ve IL1-β, BAX, Kaspaz-3 mRNA seviyelerinde anlamlı bir azalma olduğu belirlendi. Sonuç: ADR’ye bağlı kardiyotoksisitede PEE tedavisinin anti-apoptotik ve anti-inflamatuar özellikleri ile kardiyoprotektif etki gösterdiği ortaya koyuldu.ADR grubuna ait kalp dokularında inflamatuar hücre artışı, miyofibril kaybı, sitoplazmik vakuolizasyon ve vasküler konjesyon bulgularına rastlanıldı. PEE tedavisinin bu histopatolojik bulgularda iyileşmeye neden olduğu gözlendi. Ayrıca ADR grubunda kontrol grubuna kıyasla IL1-β immunoreaktivitesinde ve IL1-β, BAX, Kaspaz-3 mRNA seviyelerinde anlamlı bir artış olduğu izlendi. ADR+PEE grubunda ise ADR grubuna kıyasla IL-1β immunoreaktivitesinde ve IL1-β, BAX, Kaspaz-3 mRNA seviyelerinde anlamlı bir azalma olduğu belirlendi. Sonuç: ADR’ye bağlı kardiyotoksisitede PEE tedavisinin anti-apoptotik ve anti-inflamatuar özellikleri ile kardiyoprotektif etki gösterdiği ortaya koyuldu.ADR grubuna ait kalp dokularında inflamatuar hücre artışı, miyofibril kaybı, sitoplazmik vakuolizasyon ve vasküler konjesyon bulgularına rastlanıldı. PEE tedavisinin bu histopatolojik bulgularda iyileşmeye neden olduğu gözlendi. Ayrıca ADR grubunda kontrol grubuna kıyasla IL1-β immunoreaktivitesinde ve IL1-β, BAX, Kaspaz-3 mRNA seviyelerinde anlamlı bir artış olduğu izlendi. ADR+PEE grubunda ise ADR grubuna kıyasla IL-1β immunoreaktivitesinde ve IL1-β, BAX, Kaspaz-3 mRNA seviyelerinde anlamlı bir azalma olduğu belirlendi. Sonuç: ADR’ye bağlı kardiyotoksisitede PEE tedavisinin anti-apoptotik ve anti-inflamatuar özellikleri ile kardiyoprotektif etki gösterdiği ortaya koyuldu.PEE tedavisinin bu histopatolojik bulgularda iyileşmeye neden olduğu gözlendi. Ayrıca ADR grubunda kontrol grubuna kıyasla IL1-β immunoreaktivitesinde ve IL1-β, BAX, Kaspaz-3 mRNA seviyelerinde anlamlı bir artış olduğu izlendi. ADR+PEE grubunda ise ADR grubuna kıyasla IL-1β immunoreaktivitesinde ve IL1-β, BAX, Kaspaz-3 mRNA seviyelerinde anlamlı bir azalma olduğu belirlendi. Sonuç: ADR’ye bağlı kardiyotoksisitede PEE tedavisinin anti-apoptotik ve anti-inflamatuar özellikleri ile kardiyoprotektif etki gösterdiği ortaya koyuldu.PEE tedavisinin bu histopatolojik bulgularda iyileşmeye neden olduğu gözlendi. Ayrıca ADR grubunda kontrol grubuna kıyasla IL1-β immunoreaktivitesinde ve IL1-β, BAX, Kaspaz-3 mRNA seviyelerinde anlamlı bir artış olduğu izlendi. ADR+PEE grubunda ise ADR grubuna kıyasla IL-1β immunoreaktivitesinde ve IL1-β, BAX, Kaspaz-3 mRNA seviyelerinde anlamlı bir azalma olduğu belirlendi. Sonuç: ADR’ye bağlı kardiyotoksisitede PEE tedavisinin anti-apoptotik ve anti-inflamatuar özellikleri ile kardiyoprotektif etki gösterdiği ortaya koyuldu.Kaspaz-3 mRNA seviyelerinde anlamlı bir azalma olduğu belirlendi. Sonuç: ADR’ye bağlı kardiyotoksisitede PEE tedavisinin anti-apoptotik ve anti-inflamatuar özellikleri ile kardiyoprotektif etki gösterdiği ortaya koyuldu.Kaspaz-3 mRNA seviyelerinde anlamlı bir azalma olduğu belirlendi. Sonuç: ADR’ye bağlı kardiyotoksisitede PEE tedavisinin anti-apoptotik ve anti-inflamatuar özellikleri ile kardiyoprotektif etki gösterdiği ortaya koyuldu.
- «
- 1 (current)
- 2
- 3
- »