Mühendislik-Mimarlık Fakültesi
Permanent URI for this communityhttps://hdl.handle.net/20.500.12514/16
Browse
Browsing Mühendislik-Mimarlık Fakültesi by Issue Date
Now showing 1 - 20 of 232
- Results Per Page
- Sort Options
Master Thesis GÜNEYDOĞU ANADOLU BÖLGESĐ DĐYARBAKIR, MARDĐN, URFA, BATMAN GELENEKSEL KÖY EVLERi(2009) aksoy, rojatBu arastırmadaki amaç, Güneydoğu Anadolu Bölgesinde yasayan etno-dinsel bir grup olan Yezidilerin (Êzîdîlerin) önceden yasamıs oldukları ve günümüzde yasamaya devam ettikleri köyler ve mezralarla, buralardaki köy evlerinin plan ve islev özelliklerinin saptanmasına çalısılmıstır. Ne var ki söz konusu evlerle ilgili kaynak ve belgelerin yetersizliği yüzünden 1985 öncesine ait neredeyse hiçbir bilgi ve belgeye ulasılamamıstır. Giris bölümünde çalısmanın amacı, kapsamı ve kullanılan yöntem anlatılmıstır. Đkinci ve üçüncü bölümlerde çalısma bölgesinin kapsamı içinde bulunduğu Güneydoğu Anadolu Bölgesinin fiziki, sosyal, ekonomik özellikleri ve tarihçesi ele alınmıstır. Yezidiler ve bölgedeki Yezidi köylerinin fiziki, sosyal, ekonomik özellikleri imkânlar elverdiği ölçüde arastırılmaya ve ortaya konmaya çalısılmıstır. Dördüncü bölümde Yezidilerin göç etmeden önce yasamıs oldukları köylerle halen oturmakta oldukları köyler fotoğraflarla belgelenmistir. Besinci katalog bölümünde vaziyet planları, evlerin plan rölöveleri, dıstan ve içten fotoğrafları yer almakta, yerinde yapılan gözlemler aktarılmaktadır. Altıncı bölümde Anadolu’nun diğer bölgelerindeki köy evleri ile Diyarbakır, Mardin, Sanlıurfa ve Batman köylerinde Yezidilerin evleri karsılastırılarak değerlendirilmistir. Yedinci bölümde tüm çalısmanın sonucu çıkarılmıstır.Presentation DOCOMOMO_Türkiye Ulusal Çalışma Grubu Poster Sunuşları 2009 - Türkiye Mimarlığında Modernizmin Yerel Açılımları V- Mardin Halkevi Binası ve Mardin Cumhuriyet İlköğretim Okulu Binası(TMMOB Mimarlar Odası Diyarbakır Şubesi, 2009) Çağlayan, MuratMardin Halkevi; 1932 yılındaki genelge ile halk evlerinin kuruluşu kararlaştırılmış, 19 Şubat 1932’de 14 halkevinin açılışı yapılmıştır. Mardin halkevinin açılışı da, 79 yerde birden şube açılışının gerçekleştirildiği 23 Şubat 1934 tarihinde olmuştur. Mardin halkevi 4 yıl tek odada çalışmış, yeni binasına 1 Temmuz 1938’de taşınmıştır. Mardin Cumhuriyet İlköğretim Okulu’nun brifing dosyasında yer alan tarihçeye göre okul, eğitim ve öğretime şimdiki mevcut binanın güneyinde yer alan mezarlık içindeki eski bir binada başlamıştır. 1944 yılında o dönemin valisi Cahit KINAY zamanında halkın yardımıyla mezarlık buradan kaldırılmış; Mardin Cezaevi’nden az hüküm giyen mahkumlardan teşekkül bir grupla bugünkü okulun inşaatına başlanıp, aynı yıl bitirilip, 5 derslikle eğitim öğretime açılmıştır.Book Part YEZİDİ (EZîDî) KONUT MİMARİSİ(batman valiliği, 2009) aksoy, rojatBildiri, Güneydoğu Anadolu Bölgesinde yaşayan etno-dinsel bir grup olan Yezidiler’in halen barınmakta oldukları köylerde ve evlerde mimari bir inceleme ve değerlendirme yapma amacına yöneliktir. Farklı bir dini inanca sahip bu topluluğun yaşadığı konutlarının mekânsal ve işlevsel özelliklerinin saptanmasına çalışılacaktır. Bu bağlamda şu başlıklarda irdelemeler yapılacaktır: 1. Etno-dinsel kimliklerinin getirdiği sosyal yaşamın evlere ve genelde özel mekânlara etkisinin olup olmadığının araştırılması ve bir genelleme yapılıp yapılamayacağının ortaya konması. Bu topluluğun yaşadığı kültürel değişimlerin konut mimarisine yansıyıp yansımadığının araştırılması. 2. Evlerdeki yaşayış tarzının farklılığının mekâna yansımasının yanında mekânların farklı kullanılması ve bu farklılık doğrultusunda mekânların işlev değiştirmesinin yapı üzerindeki etkisinin araştırılması. 3. Öte yandan, evler mimari açıdan değişmese de kullanıcıları her seferinde onları farklı biçimde algılama, anlamlandırma şansına sahiptir. Bildiride bu değişim de araştırılacaktır. Mekânların kullanıcıların ihtiyaçları sonucunda hem işlevsel hem de anlamsal olarak değişimi, evlerin ilk yapım aşamasındaki durumu ile bugünkü durumu arasındaki farklılıkların veya benzerliklerin ortaya çıkarılması. Mekânlarının yapımında kendi kimliklerinin vermiş olduğu farklılığı göstermek için dikkat ettikleri durumlar. Evlerini yaparken evdeki mekân kavramının değişim süreci, bu evlerin yapımında kullandıkları malzemeler ve bu malzemelerin temin edilmesi veya kullanımında karşılaştıkları zorluklar, evin yapım aşaması ve süreci değerlendirilecektir. Mekânların oluşmasında farklı kültürlülüğün etkisinin mekân kavramının tarihselliğine katkısındaki rolünü halk mimarisi adı altında belirlemeye çalışmak. Bu inceleme dâhilinde köylerdeki evlerin tipolojisi, yani farklı formlar arasındaki geometrik benzerlikler ve plan şemalarının birbirleriyle bağlantıları ortaya konmaya çalışılacaktır. Bunun yanında Yezidiler’in yaşam tarzlarını, dini inançlarını ve bu inanç doğrultusunda geliştirdikleri geleneklerinin yapılarına yansıması, mekânlar üzerinde etkisi ve onun yöredeki ve Türkiye’deki merkez konumundaki yerleşim ve konut alışkanlıklarıyla farklılık ve benzerliklerinin ortaya çıkarılması öngörülmektedirthesis.listelement.badge Tasarım Sürecinde Sezgi'nin Tanımı(2009) Atmaca, Yuvacan; Atmaca, Yuvacanİnsan kendisini ve çevresini, dünya üzerindeki varlığını anlama, anlamlandırma çabası olarak dışsallaştırma, kendi varlığı ile durumlar arasına mesafe koyma yolunu sıkça kullanır. Bu tez bağlamında dışsallaştırma, mesafe koyma yöntemi olarak “temsil etme” üzerinde durulmaktadır. Temsil etme ve temsil edilenlerin nedensel ilişkileri üzerinden sistemler oluşturmanın hayatın devamlılığı kurgusunu oluşturmak için önemli olduğu düşünülmektedir. Bunun yanında, temsiller üzerine kurulan birçok sistemin, insanın kendisini ve çevresini değiştirme, başkalaştırma potansiyelleri olarak kişisel ve rastlantısal durumları göz ardı ettiği öne çıkarılmak istenen temel düşüncelerden birisidir. Bu bağlamda, insanın kendisini ve çevresini değiştirme, başkalaştırma potansiyellerini barındıran “tasarım süreci” alanı çalışma alanı olarak belirlenmiştir. Tasarım süreci içinde kişisel ve rastlantısal durumların bütünü olarak ise “sezgisel kavrayış” tanımı öne çıkarılmıştır. Kartezyen düşünce sistemi ve bu düşünce sisteminin varsaydığı uzamsal düzlemin, insanın kendisi ve çevresini temsil etme yönteminin araçlarını oluşturmaktadır. İnsan temsiller aracılığı ile ilk olarak kendisi ve dış dünya arasında bir mesafe varsaymaktadır. Bu temsillerin bazıları özne-nesne, zihin-beden temsilleridir. İnsanın özne olarak temsili, dış dünyanın ise nesneler dünyası olarak temsili insanın kendisi ve dış dünya arasında bir mesafe varsayarken; düşüncenin merkezi olarak zihin, eylem aracı olarak beden olarak temsili insanın kendi varlığında da benzer bir mesafe varsaymaktadır. Birçok sürecin sistem olarak ele alınışı, özne-nesne ve zihin-beden arasında kurulan nedensel ilişkiler ile açıklanmaktadır. Bu temsiller ile ele alışın varsaydığı mesafeler ve sistematik hale gelen ilişkiler, gerçekte insanın kendisi ile ürettikleri arasında ve düşüncesi ile eylemleri arasında bir ayrışmaya neden olmaktadır. İnsanın kendi varlığında ve yaptıkları ile olan ilişkisindeki bu ayrışma, “eylemsel süreçler” ve “düşünsel süreçler” olarak, iki ana başlık altında ele alınmıştır. Tasarım sürecinin ele alınışında da yer alan bu ayrımın, sürecin bütününde beliren kişisel ve rastlantısal olan durumların tanımında eksikliklere sebep olmaktadır. Bu tez çalışmasında; tasarım sürecinin bütününün, nedenlere bağlanamayan ilişkilerinde beliren, kişisel ve rastlantısal olan durumların, sezgisel kavrayış olarak tanımı için, alternatif bir bakış geliştirilmenin araçları araştırılmıştır. Geliştirilmeye çalışılan ele alışın temel referansını, Henry Bergson’un “süre” kavramı oluşturmaktadır. Süre kavramı referans alınarak geliştirilen ele alış, tasarım süreci içinde tasarımcının nasıl algıladığı, nasıl yaptığı, geçmişteki bir anısına nasıl döndüğü ve bilgisini nasıl kullandığı sorularını kişisel ve rastlantısal durumların bütünü içindeki sıçramalı ilişkiler üzerinden tanımlamaktadır. Son olarak yapılan tanımlar ve kurulan bağlantılar, tasarımcıların çalışmaları, yaşadıkları süreci ifadeleri ve stüd yo çalışmaları örnekleri üzerinden anlatılmaktadır. Man uses the method of putting distance between his existence and occations of the outside world as a means of understanding his own existence on the world. In the context of this thesis, “representation” is emphasized as the method of externalization. It is thought to be of importance to represent and to form systems to create the fiction of continuity of life through the cause-based relationships of represented. Besides this, it is one of the basic ideas of this thesis that many systems formed on representations do generally neclect personal and coincidential occations as potentials of externalisation. In this context, the “process of design” is chosen to be the field of study as it hosts the potentials of externalization and man’s altering himself and his environment. “Intuitive undestanding” has been brought out as the whole of the situations of individual and coincidental occations among the design process. Cartesian thinking system and the assumed spatial plane by these systems form the tools of the method of representation of himself and his environment. Man assumes an amount of distance between himself and the outside world by the employment of representations in the first place. Some of those representations are object-subject and mind-body representations. The representation of man as the object and the outside world as the world of subjects creates a distance alike the distance created the representation of mind as the center of thinking and the body as the tool of action. Many processes adressed as systems are described by the relations formed between the object and the subject and, the body and the mind. In reality, the distances assumed by the addressing with representations and relations altered to systematical forms cause a seperation of man himself and his productions and his thoughts and actions. This seperation in man’s own existence and his relation with his actions are discussed under two main topics as “operational process” and “intellectual process”. This seperation that can be found in the method of addressing the process of design causes the deficiency in the description of the individual and coincidental situations appearing in the process. In this body of work, an alternative approach has been tried to be developed on handling the individual and coincidental situations appearing in the relations that can not be attached to reasons inside the process of design as whole and, describing them as intuitive perception. Henry Bergson’s concept of “duration” maintains the main referrence of the method of addressing tried to be developed. The method of addressing tried to be developed based on the concept of “duration”, answers the questions of how the designer perceives, how he does, how he returns to a memory and uses the knowledge acquired from this memory, in referral to the salutatory relations in between the body of individual and coincidental situations. Finally, the connections and the definitions made are discussed through examples of designers’ work, their expressions of the process they exprienced and studio work.Master Thesis GELENEKSEL MARDİN KASIRLARININ MİMARİ ÖZELLİKLERİ VE KORUNMASI ÜZERİNE BİR YÖNTEM ARAŞTIRMASI(2010) Çağlayan, MuratThe mansions in the garden used as pavilion that have an iwan with the fountain are called "qasr" in Mardin. Unlike from Mardin's traditional urban fabric, traditional Mardin qasrs placed in courtyard have never been documented before. The pavilions that the first owners were noble families, have changed ownership or been abandoned because of various reasons or been ruined from lack of maintenance. Some pavilions dated to medieval, the period of Artuklu. All of them are exposed to conservation problems. Because of life conditions that had changed, and the problems of conservations, traditional Mardin pavilions are being disappeared. One of the aims of this study is guiding the interventions about documentation, conservation, conserving and keeping traditional Mardin pavilions alive.Article Sanatı Anlamak! Sanatı Avlamak!(e_Skop Sanat Tarihi Eleştiri, 2011) Atmaca, Yuvacan; Atmaca, YuvacanBugünün sanatında dil, örgütlediği anlamlarla sanatın deneyimselliğinin önüne geçmeye başladı. Sanat üstüne yazılanların pek çoğu, anlama çabaları olarak gözükseler de, oluşturdukları yeni yeni anlamlarla sanatsal olanın deneyiminde aşılması güç bir koşullanmaya ve kısır döngüye neden olmaktalar. Modernliğe özgü “aklın yolu birdir” ilkesine karşılık, akıl yerine dilin egemen olduğu postmodern hakikat rejiminde anlamlar olabildiğince çoğaltılmakta. Akılla ve akıl yoluyla kurulan sistemlerle, anlamlarla savaşarak kendi özerkliğini kazanan ‘sanat’, farkında olmadan ‘dil’ aracılığı ile özerk varlığını yitirmekte.Article Article On The Trail Of Traditional Mardin Pavilions(Trakya Üniversitesi Rektörlüğü, 2012) Çağlayan, MuratMansions in the garden that has an iwan with the fountain are called “pavilion” in Mardin. Apart from Mardin’s traditional urban fabric, traditional Mardin pavilions that are placed in interior garden have never been documented before. These pavilions, the original owners of which are noble families, have changed hands or been abandoned because of various reasons or been destroyed from lack of maintenance. These pavilions that are dated to the period of Artuklu are confronted to conservation problems. Because of changing life conditions and these conservation problems that change according to internal and external factors, traditional Mardin pavilions will disappear.contribution-to-periodical.listelement.badge Bienalin Mardin hali ya da kıraathane ahalisi dönüp duran video enstalasyondan sıkılınca(2012) Işıker, FigenMardin'den Figen Işıker, 21 Eylül-21 Ekim tarihleri arasında gerçekleşen Mardin Bienali izlenimlerini aktarırken, bir yandan da Mardinlilerin bienalle, sanatçıların ise Mardin'deki gündelik hayatla imtihanlarını anlatıyor. Eserlerin maruz kaldıkları müdahaleler sonucunda ortaya çıkan yeni performanslar, Mardin Bienali’nin en hoş sürprizi.Book Part The art and architecture of Chora Monastery in comparison with its East European and Italian contemporaries(WIT Press, 2012) Ataş, ZeynepThis research aims to analyze both the architecture and art of today’s Chora Museum, named Chora Monastery and Chora Mosque chronologically, in comparison with its East European and Italian contemporaries, within the social, cultural and political environment of the Byzantine Empire and the context ofByzantine art developed until and through the 14th century when the spectacular and cinematographic mosaic scenes and frescos covering the vaults and dome of the building, illustrating the life cycles of both the Virgin Mary and Jesus Christ with an unconventional use of perspective, were built and painted.The monastery, named Chora meaning “country”, “land” or “in the country”in Greek, referring to its location, was built originally in the 12th century right outside the city walls of Constantinople. The architecture of the building is a combination of different parts built at different time periods in history; the 12th century, from which only the naos part remained; the 14th century, Palaeologans’ reign which is referred to as the brightest time of Byzantine art, and when the naos dome, the north annex, the narthexes, the parekklesion, and a belfry were built together with all the brilliant marble decoration, mosaics and frescoes; and finally the15th century Ottoman era, in which, being turned into a mosque, a mihrab and a minaret were added to the building, together with the plaster covering the mosaics and frescos, which has actually preserved them upto this day.Kariye Museum, as of today, offers different readings of all this juxtaposition at one and the same time and space. The strong storm of the imagery and thee extraordinary way the life cycles of the Virgin Mary and Jesus Christ were represented, as the ways the cities, buildings, people and their acts were illustrated, comparing to the Byzantine, East European and Italian religious art of the era, makes it possible to say, has affected a wide area, including both the Byzantine Orthodox Church jurisdiction areas and even Italy as far as mannerisms are concernedArticle The Architectural Features of Traditional Pavilions in Mardin - Southeastern Anatolia(INTERNATIONAL JOURNAL of ACADEMIC RESEARCH, 2012) Çağlayan, MuratThe historic city centre of Mardin, in southeastern Turkey, is recognised for its architectural and cultural richness. Scope of this study, the architectural features of 24 pavilions, located in the Bakirkiri and Zinnar Valleys, which lie 2–15 km away from the city centre of Mardin, were examined. In this study, pavilions are specifically defined as “individual summer houses in the countryside in open areas or among vineyards and orchards”. The traditional pavilions of Mardin, which reflect the prominent architectural features and social life of the period during which they were constructed, were used as summer residences and for the cultivation of crops. The results of the study reveal that the design of traditional Mardin pavilions successfully incorporated the element of water by taking topography and climatic data into consideration, that these structures contained a central iwan with a selsebil as the main element and that regional materials were used in their construction.Presentation Mimarlık Özelinde Bir Mahallenin Dönüşümü Mardin Gül Mahallesi Örneği(2013) Çağlayan, MuratUrfa Düşleri & Nisan Şenliği - Mimarlık Özelinde Bir Mahallenin Dönüşümü Mardin Gül Mahallesi ÖrneğiConference Object Bellek Haritaları Üzerinden Kent Okumaları(2013) Işıker, FigenBu çalışma, sözlü anlatılardan oluşturulmuş kent haritalarının yaşanmışlıklarla nasıl şekillendiğini ortaya koyar. Kızıltepe’nin morfolojik gelişimini mevcut belgeler ve haritalar üstünden kent okuması yapmak yerine kişisel anlatılarla oluşturulan haritalar üzerinden yapayı hedefler. Çalışmada, kentte yaşamakta olan ve farklı yaşlara sahip kişilerin kendi zihnindeki Kızıltepe’yi kabaca anlatmaları istenir. Bu anlatılar ışığında hazırlanan haritalar, farklı dönemlerdeki kent haritalarını ortaya koyarken diğer taraftan da kişisel tarih anlatılarıyla kentin geçmişine değip, kentin bu günkü halini almasındaki önemli olayları açığa çıkarır. Kızıltepe’nin son bir yüzyıllık tarihini anlatan görüşmeciler; özellikle burada kimlerin yaşadığına ve kentin nasıl şekillendiğini, yaşanan bazı kırılma noktalarının kendi zihinlerindeki mütekabiliyetlerinin ne olduğunu anlatmışlardır.contribution-to-periodical.listelement.badge Neden Hiç Büyük Kadın Sanatçı Yok(2013) Işıker, FigenFigen Işıker, Linda Nochlin’in 1971’de tartışma açan sorusunu yeniden soruyor: “Neden Hiç Büyük Kadın Sanatçı Yok?” Bu sorudan yola çıkarken, “büyüklük” kavramını sorunsallaştırıyor ve 'büyük' olamamanın gerekçelerini sıralıyor.Article Geleneksel Maraş Evlerinin Mimari Özellikleri(2013) Paköz, Aslıhan EceBu araştırma, Kahramanmaraş kent merkezinde bulunan geleneksel sivil mimari yapılarını inceleyerek genel karakteristiklerini tanımlamayı amaçlamaktadır. Araştırmanın kapsamını Maraş kentinin eski mahallelerinden; Ekmekçi, Gazipaşa, Kayabaşı, Kurtuluş, Turan ve Yörükselim mahallelerinde bulunan ve tescilli kültür varlıkları listesinde olan 50 ev oluşturmaktadır. Geleneksel kent dokusuna ait haritalar, eski fotoğraf ve gravürler, Adana Koruma Bölge Müdürlüğü ve Kahramanmaraş Müze Müdürlüğü’nden yapılara ait tescil fişleri araştırmanın temel materyallerini oluşturmaktadır. Araştırmada yapılara ilişkin yazılı ve görsel materyallerin yanı sıra yapıların rölöveleri hazırlanmış ve elde edilen bulgulara göre Kahramanmaraş kentinin geleneksel sivil mimari yapılarının genel karakteristikleri tanımlanmıştır. Araştırma sonucunda geleneksel Maraş evlerinin biçimlenmesinde iklim, topografya gibi doğal çevre özelliklerinden sosyal ve ekonomik yapıya dek uzanan bir dizi değişkenin etkili olduğu tespit edilmiştir.Book Article Belirsizlik mıntıkası ya da daimi istisna hali olarak sınır: Güneydoğu kampı içinde Mardin-Kızıltepe ikiz kampları(2014) Tuncer Gürkaş, EzgiSınır bölgeleri, tehlike potansiyelleri nedeniyle, egemen iktidarın yasaklı ve istisna haline getirdiği, çıplak hayatlar ve bedenler ürettiği belirsizlik mıntıkasında duruyor. Bu anlatımda, Agamben’in izinden giderek sınır bölgelerinin, egemenin hem dışladığı hem de hala içeride tuttuğu, istisna halinin kronikleştiği ‘kamp’lara dönüştüğü öngörülmektedir. Ne var ki, bu kamplarda deneyimlenen aidiyetin ve temsiliyetin sınırlarının, harita üzerinde belirlenmiş olandan farklı bir coğrafi algıya işaret ettiği iddia edilecektir. Bu nedenle, modern ulus-devletin kurguladığı ve dayattığı yapay bölünmeler yerine, toplumsal belleğin oluşturduğu kültürel ve mekânsal geçiş alanına bakmaya niyetlenen bu makale, Türkiye Güneydoğu sınır coğrafyasında de- neyimin ve belleğin ürettiği sınır tahayyülüne, bu algının nitelendirdiği ‘Bölge’ye, bir başka deyişle, olağanüstü halin olağanlaştığı Güneydoğu ‘kamp’ına odaklanıyor. Bu kamp içinde yer alan ikiz kamplar, Mardin merkez ve Kızıltepe ilçesi, bu sınır algısının mekânsal temsilleri üzerinden okunacaktır.Conference Object Reading a City through Historical Documents: Dichotomy between Textuality and Visuality(2014) Günenç, Ömer FarukUnderstanding a city, period, sociality and even a building through historical documents leads these records inevitably to instrumentalization. Documents-oriented studies could be based on two different routes. On the one hand, unpreserved spaces could be roughly and doubtfully rebuilt, on the other, any places maintained would be interpreted. In Turkey, the architectural academia has recently been dealt with these documents in terms of historiography along the two axes mentioned above. This increased interest also has revealed many terms such as structure of city, everyday life, domestic culture, in other words, diversely percepted spaces, periods and individuals. The purpose of this study is not to discuss the historiography of architecture conceptually. The main aim is to scrutinize the contents of historical documents such as house sales (hüccets) as an assessment tool for reading a city. In this regard house sales recorded in ser’iye sicils during the Ottoman Empire in the 19th century are questioned regarding housing culture in the case of the city of Mardin, and house sales are even problematized. The contents of these documents are significant in two ways. First, descriptions of space in records expose clearly the contents of houses. Thus, possibilities/impossibilities defined by the document intended to be uncovered. Second, there is an actual tension between textuality (historical records) and visuality (structure of the city) in the case of Mardin maintaining its own unique morphology. This tension also similarly has been at the heart of any interpretation of cities or buildings that were not managed to protect its existence.Article Bozova İçin Yeni Senaryolar(Puna Yayın, 2014) Taşgüzen Polat, ZemzemŞanlıurfa’nın Bozova ilçesi için geliştirilen fikir projesi, mevcut kullanımların izini sürerek alanın kentin sosyal yaşamına daha yoğun olarak katılımını güçlendirmeyi amaçlıyor.Master Thesis XIX. YÜZYIL MARDİN BARINMA KÜLTÜRÜ 1837–1866(2014) Günenç, Ömer FarukBu çalışma, tarihi belgeler üzerinden bir kenti oku(ya)ma(ma) denemesidir. Mardin kenti özelinde, 19. yüzyıl Şer‟iye sicillerinde yer alan mülk satış hüccetleri, bir dönemi okuma aracı olarak, barınma kültürü bağlamında değerlendirilmiştir. Belge eksenli kent, dönem ve mekân okumalarında, "metinsellik" ve "görsellik" kavramlarının dikotomisi kaçınılmazdır. Başka bir ifadeyle, değerlendirildiği dönemin kentsel strüktürü veya mekânları günümüze kadar ulaşmamış olan yerleri tarihi vesikalar aracılığıyla yorumlamak bahsi geçen karşıtlığa örnek olabilir. Toplumsallığın vücuda getirdiği mekânı, tarihi donduran mahkeme kayıtları üzerinden görselliğe temas etmeden okumak, kaçınılmaz olarak mekânı ıskalamak demektir. Bu çalışmada ise metinsellik ve görsellik ile birlikte kurulabilecek bir anlatı mümkündür. En azından metinsel olan ile görsel olan arasında oluşacak gerilimler daha açık bir biçimde tartışılmak istenmektedir. Bu anlatının oluşumunda, mülk satış belgelerinin tanımladığı imkânlar ve imkânsızlıklar tartışma güzergâhlarını oluşturmak için anlamlıdır. Bu bağlamda oluşturulan kurgu, "belge kutsallığı" sorunsalıyla pozisyonel bir biçimde yüzleşmeye niyet etmiştir. Dolayısıyla bu çalışma, imkân ve imkânsızlık güzergâhları arasında gelgitler üretmektedir. Özetle bu çalışma, tartışmalar ve yeniden inşa denemelerinden elde edilen metodolojik strüktürle, belge eksenli yapılacak çalışmalar için yeni bir tartışma güzergâhı açma niyetindedir.