Bitkisel ve Hayvansal Üretim Bölümü Koleksiyonu
Permanent URI for this collectionhttps://hdl.handle.net/20.500.12514/201
Browse
Browsing Bitkisel ve Hayvansal Üretim Bölümü Koleksiyonu by Department "MAÜ, Meslek Yüksekokulları, Kızıltepe Meslek Yüksekokulu, Bitkisel ve Hayvansal Üretim Bölümü"
Now showing 1 - 20 of 106
- Results Per Page
- Sort Options
Article Activity of Metalaxyl-M plus mancozeb, Fosetyl-Al, and Phosphorous Acid against Phytophthora Crown and Root Rot of Apricot and Cherry Caused by Phytophthora palmivora(CZECH ACADEMY AGRICULTURAL SCIENCES, 2017) Türkölmez, Şahimerdan; Derviş, SibelCrown and root rot, caused by the Oomycete pathogen Phytophthora palmivora, has become a destructive disease of apricot and cherry in eastern Turkey. There are no currently registered fungicides labeled for its control. In greenhouse experiments conducted in 2012 and 2013, 1-year-old potted apricot rootstock Zerdali and cherry rootstock Mahaleb plants were treated either with foliar spray of fosetyl-Al (140, 160, and 180 g a.i./100 l) or phosphorous acid (187.5, 200, and 215 g a.i./100 l) or soil drench of 100 ml of metalaxyl-M (= mefenoxam)+mancozeb (12+192, 16+256, and 20+320 g a.i./100 l) one day after wound inoculation of crowns and roots. In both years, phosphorous acid at 200 and 215 g a.i./100 l, fosetyl-Al at 160 and 180 g a.i./100 l, and metalaxyl-M+mancozeb at 20+320 g a.i./100 l significantly reduced the root rot severity on Zerdali by 70.68-80.00% and crown rot severity on both Zerdali and Mahaleb, by 68.32-91.96 and 74.21-82.60%, respectively, compared with phosphorous acid at 187.5 g a.i./100 l, fosetyl-Al at 140 g a.i./100 l, metalaxyl-M+mancozeb at 12+192 and 16+256 g a.i./100 l and control. Moreover, fosetyl-Al at 180 g a.i./100 l and metalaxyl-M+mancozeb at 20+320 g a.i./100 l significantly reduced the root rot severity on Mahaleb compared to fosetyl-Al at 140 and 160 g a.i./100 l, metalaxyl-M+mancozeb at 12+192 and 16+256 g a.i./100 l, phosphorous acid treatments and control in 2012, providing the best control of the disease by 88.00-90.68%. Two/three phosphorous acid foliar applications at 200 g a.i./100 l suppressed symptom development when field applications were made on a curative basis in 2014 and 2015.Article Adıyaman ve Şanlıurfa-Hilvan Ekolojik Şartlarında Yetiştirilen Bazı Arpa Genotiplerinin Verim ve Verim Unsurlarının Belirlenmes(Uludağ Üniversitesi Ziraat Fakültesi Dergisi, 2017) Oral Erol, Kendal Enver, Doğan Yusuf; Doğan, YusufBu araştırma 2009-2010 yetiştirme sezonunda Adıyaman ve Şanlıurfa-Hilvan lokasyonlarında yağışa dayalı şartlarda yürütülmüştür. Denemede, materyal olarak ICARDA ve Ege Tarımsal Araştırma Enstitüsü’ nden elde edilen 10 adet ileri kademede hat ile birlikte Şahin 91(iki sıralı) ve Vamıkhoca 98 (6 sıralı) çeşitleri kontrol amaçlı kullanılmıştır. Denemeler tesadüf blokları deneme desenine göre dört tekrarlamalı olarak yürütülmüştür. Varyans analiz sonuçlarına göre incelenen özellikler bakımından genotipler, lokasyonlar arasında ve genotip lokasyon interaksiyonlarında % 1 ve % 5 seviyesinde önemli farklılıklar belirlenmiştir. Araştırma sonunda farklı lokasyonlardan elde edilen ortalama sonuçlara göre; başaklanma süresi 92.0 ile 113.5 gün, bitki boyu 61.9 ile 85.0 cm, hektolitre ağırlığı 61.9 ile 70.9 kg/hl, bin tane ağırlığı 35.5 ile 44.0 g, tane verimi 140.9 ile 389.0 kg da-1 arasında değişmiştir. Değişen çevre koşullarına bağlı olarak 1 ve 12 nolu hatlar araştırmada kontrol olarak kullanılan çeşitlere göre daha verimli oldukları tespit edilmiştir. Ayrıca 8 nolu hat kalite kriterleri bakımından ön plana çıkmıştır. Bu araştırmada kullanılan ileri kademedeki hatlardan ümitvar sonuçlar elde edilmiş ve araştırmanın yürütüldüğü çevre koşullarında çeşit adayı olabilecekleri sonucuna varılmıştır.Article Adıyaman ve Şanlıurfa-Hilvan Şartlarında Yazlık Arpa Genotiplerinde Verim ve Bazı Kalite Kriterlerinin Araştırılması(2017) Oral, Erol; Kendal, Enver; Doğan, Yusuf; Doğan, YusufBu araştırma 2009-2010 yetiştirme sezonunda Adıyaman ve Şanlıurfa-Hilvan lokasyonlarında yağışa dayalı şartlarda yürütülmüştür. Denemede, materyal olarak ICARDA ve Ege Tarımsal Araştırma Enstitüsü' nden elde edilen 10 adet ileri kademede hat ile birlikte Şahin 91(iki sıralı) ve Vamıkhoca 98 (6 sıralı) çeşitleri kontrol amaçlı kullanılmıştır. Denemeler tesadüf blokları deneme desenine göre dört tekrarlamalı olarak yürütülmüştür. Varyans analiz sonuçlarına göre incelenen özellikler bakımından genotipler, lokasyonlar arasında ve genotip lokasyon interaksiyonlarında % 1 ve % 5 seviyesinde önemli farklılıklar belirlenmiştir. Araştırma sonunda farklı lokasyonlardan elde edilen ortalama sonuçlara göre; başaklanma süresi 92.0 ile 113.5 gün, bitki boyu 61.9 ile 85.0 cm, hektolitre ağırlığı 61.9 ile 70.9 kg/hl, bin tane ağırlığı 35.5 ile 44.0 g, tane verimi 140.9 ile 389.0 kg da-1arasında değişmiştir. Değişen çevre koşullarına bağlı olarak 1 ve 12 nolu hatlar araştırmada kontrol olarak kullanılan çeşitlere göre daha verimli oldukları tespit edilmiştir. Ayrıca 8 nolu hat kalite kriterleri bakımından ön plana çıkmıştır. Bu araştırmada kullanılan ileri kademedeki hatlardan ümitvar sonuçlar elde edilmiş ve araştırmanın yürütüldüğü çevre koşullarında çeşit adayı olabilecekleri sonucuna varılmıştırArticle Allelic variations of glutenin subunits and their association with quality traits in bread wheat genotypes(2017) Aktaş, Hüsnü; Baloch, Faheem ShehzadThe present study was conducted to evaluate the genotype × environment interaction of the yield and quality traits for five bread wheat varieties commonly grown in the Southeastern Anatolia Region of Turkey and 20 advanced lines developed within the framework of the International Winter Wheat Improvement Project. We also determined the allelic pattern of the Glu-1 and Glu-3 loci of these genotypes and examined whether these loci had an effect on the quality traits. There was a significant variation among the genotypes and environments in terms of grain yield, protein content, sedimentation volume (SV), and the extensograph dough energy value (EDEV). The results of the study indicated that genotypic effect was more influential on SV and EDEV than environmental effect; thus, both traits could be used in breeding programs to develop elite cultivars with better quality. Twelve different high-molecularweight (HMW) glutenin alleles were identified at the Glu-A1, Glu-B1, and Glu-D1 loci, resulting in 14 allelic combinations, and 17 different alleles were observed in 19 combinations for low-molecular-weight (LMW) subunits. Furthermore, among all the genotypes, 13 + 16 and 13 + 19 alleles at Glu-B1 and 5 + 12 at Glu-D1 were observed to have the lowest frequency. Our study indicated that the combinations of HMW glutenin alleles with 2* at Glu-A1, 17 + 18 and 13 + 16 at Glu-B1, and 5 + 10 at Glu-D1, as well as the combinations of LMW alleles with subunits c and d at Glu-A3; subunits d, b, c, and g at Glu-B3; and subunits a and b at Glu-D3 had positive effects on the quality traits.Article Alternaria alternata causing inner black rot of lemon (Citrus limon) fruits in Turkey: Genetic diversity and characterisation(ScienceDirect, 2023) Güney, İnci Güler; Derviş, Sibel; Fatih Tekin, Tacettin Utku Günen, Göksel ÖzerThe market sales of symptomless lemons in 2020 revealed a persistent and severe internal black rot with browning of the membrane wall and juice sac. To investigate the causal agent, externally symptom-free lemons from Mediterranean locations were sampled from supermarkets, local markets, and bazaars in three southeastern Turkish provinces. Internal black rot symptoms were observed in 13.69% of the 1300 externally symptomless fruits, and Alternaria was isolated from 96.63% of those exhibiting these symptoms. Morphological analysis confirmed the identity of Alternaria alternata in 26 representative isolates collected from various markets and bazaars. To examine genetic diversity or polymorphisms, start codon targeted (SCoT) markers were used. Species identification was based on the sequences of translation elongation factor 1-alpha (TEF 1-α), RNA polymerase second largest subunit (RPB2), and glyceraldehyde-3-phosphate dehydrogenase (GAPDH). SCoT 29 exhibited the highest amount of polymorphic amplicons, with 18 polymorphic bands scored when compared to the other six scoreable markers. The 26 representative isolates from various markets and bazaars were divided into four clades by SCoT 29. However, multilocus sequence analyses confirmed the identification of a single species, A. alternata. In terms of virulence and the impact of temperature on growth, representative isolates from four SCoT clusters were evaluated. Data suggests that SCoT markers can be used to evaluate virulence-based polymorphism in A. alternata; nonetheless, all clades showed comparable temperature responses, with 25 ◦C being the optimum. There was also no association between individual morphotypes and SCoT clade membership. Due to the lack of obvious signs on lemon fruits, producers, merchants, and consumers are unable to identify black rot, and the widespread presence of A. alternata in lemons may pose a significant risk that must be avoided at all costs.Article AMMI Model to Assess Durum Wheat Genotypes in Multi-Environment Trials(JOURNAL OF AGRICULTURAL SCIENCE AND TECHNOLOGY, 2018) Tekdal, S; Kendal, E.The goal of this research was to assess the stability and yield performance of 150 durum wheat genotypes in multi-environment trials in two locations (Diyarbakir and Kiziltepe), in 2011-2012, and 2012-2013 growing seasons. The trials were designed by Lattice Experimental Design with two replications (incomplete block design). The AMMI (Additive Main Effects and Multiplicative Interaction) and GEI (GenotypexEnvironment Interaction) analysis were used in the study to estimate GEI effects on grain yield, because of plant breeders' great interest in these models for breeding programs. AMMI evaluation indicated that genotypes made the most important contributions to treatments Sum of Squares (59.8%), environments (3.5%), and GEI (36.7%), respectively, suggesting that grain yield had been affected by environment. IPCA 1 and IPCA 2 axes (Principal Component) were significant as P< 0.01 and explained 63.8 and 36.2%, respectively. Results showed that Kiziltepe 2013 was more stable and high yielding, meanwhile Diyarbakir 2012 and Diyarbakir 2013 environments were unstable and low yielding. According to stability variance, usually the province lines were more productive and stable than some old cultivars and many landraces/genotypes. Moreover, genotype G24 was more effective in all environments. The GEI model according to AMMI analysis suggested that this genotype can be considered as a candidate, due to extensive adaptability and high performances in all environments.Article The anatomical characteristics of section Aethiopis (Lamiaceae) from Southeast, Turkey and their taxonomic implications(Celal Bayar Üniversitesi Fen Bilimleri Dergisi, 2022) Mungan Kılıç, Fatma; Kılıç, MuratIn this study, 4 Salvia species found in the Aethiopis section distributed in the province of Mardin in the Southeast of Turkey between the years 2018-2021 were analyzed comparatively in terms of anatomy. Transverse sections taken from the roots, stems, leaves, and petioles of the taxa were examined under a light microscope. S. brachyantha ssp. brachyantha, S. montbretii, S. palaestina, and S. syriaca taxa were analyzed anatomically. S. montbretii and S. syriaca species were analyzed in detail for the first time anatomically. In the anatomical examinations, it was observed that the root, stem, leaf, and petiole structures of the taxa were similar, but the shapes and sizes, in addition to the tissue layer and pith row numbers, were different. As a result, anatomical characters provide important information in the differentiation of species.Article The anatomical properties of Salvia section (Lamiaceae) in central district of Mardin (Turkey) and their taxonomic implications(Journal of advanced research in natural and applied sciences (Online), 2022) Kılıç, Murat; Mungan Kılıç, FatmaIn this study, 4 Salvia species found in the Salvia section distributed in the Artuklu district of Mardin province were analyzed comparatively in terms of anatomy. Plant specimens of Salvia section were collected from 11 localities. Anatomical studies were performed on specimens preserved in 70% alcohol. Transverse sections taken from the roots, stems, leaves, and petioles of the species were examined under a light microscope for anatomical examination. The anatomy of S. bracteata, S. macrochlamys, S. suffruticosa, S. trichoclada species were examined. The S. suffruticosa species was examined in detail for the first time anatomically. The data obtained as a result of the researches were compared with the previous studies on the Salvia section. In anatomical examinations, it was observed that the root, stem, leaf, and petiole structures of the taxa were similar but shapes and measurements in addition to this the number of tissue layers and pith rows are different. Also anatomically analyses, it has been seen that hairiness formed a difference between some species. As a result of all these discussed data, the anatomical characters such as number of ray rows in root, number of collenchyma layers in stem, mesophyll structures in leaves, shape of midrib and number of vascular bundles in petiole, provide important taxonomic information.Article The Anatomical Surveys on the Two Salvia L. Species (Sect. Hymenosphace, Sect. Hemisphace) Spreading in Mardin (Turkey)(Adıyaman Üniversitesi Fen Bilimleri Dergisi, 2022) Kılıç, Murat; Mungan Kılıç, FatmaIn this study, we investigated two Salvia species (sect. Hymenosphace, sect. Hemisphace) distributed in the province of Mardin in the Southeastern Anatolia Region in terms of anatomy. These species are S. multicaulis Vahl. (sect. Hymenosphace) and S. russellii Benth. (sect. Hemisphace). For anatomical investigation, cross-sections taken from roots, stems, leaves, and petioles of the taxa were examined under a light microscope. In anatomical examinations, it was observed that root, stem, leaf, and petiole structures of the taxa were similar but shapes and measurements as well as the the number of tissue layers and pith rows were different. In addition, it was observed that the surface of the S. multicaulis species was covered by multicellular and compound hairs. In conclusion, anatomical characters provide information of taxonomic importance, and especially hairiness is important in species differentiation.Article Antifungal Activity of Some Lactic Acid Bacteria Against Several Soilborne Fungal Pathogens Isolated from Strawberry Plants(Türk Tarım - Gıda Bilim ve Teknoloji dergisi, 2018) Canpolat, Elif; Doğaner, Müzeyyen Müge; Derviş, Sibel; Ulubaş Serçe, ÇiğdemDeveloping as an alternative plant disease control method by using beneficial microorganisms and their metabolites has gained so much importance in recent years. In this study, the possibilities of using microorganisms which have potential antimicrobial effects on controlling soil-borne fungi at strawberry production were investigated. Effects of different lactic acid bacteria (LAB) strains on the development of several soil-borne fungi were studied in vitro and in vivo. LAB were screened for antifungal activity by using cell free supernatant against Fusarium sp., Rhizoctonia sp., Macrophomina sp., Botrytis sp., Phtopythium sp., Cylindrocarpon sp. and Pestalotiopsis sp. Cell free supernatant of LAB isolates showed promising antifungal activity. In vitro effective strains of LAB were tested in pot experiments to search their effects on disease development and plant growth. While the antifungal effects of all LAB strains tested in vitro experiments exhibited promising results, in vivo experiments revealed similar effects on different fungi genera.Article Arpada Tane Verimi ve Kalite Özellikleri Üzerine Genotip ve Çevrenin Etkileşimi(2019) Tür, Mehmet Rıda; Yıldırım, Mehmet; Akıncı, Cuma; Albayrak, ÖnderBu çalışma, bazı arpa genotiplerinin tane verimi ve kalite özellikleri üzerine çeşit ve çevrenin etkilerini belirlemek amacıyla, 2011-2012 yılında Diyarbakır ve Mardin koşullarında yürütülmüştür. Araştırmada, 2 adet ticari çeşit ve 5 adet ileri hat kullanarak tane verimi, bin tane ağırlığı, hektolitre ağırlığı, protein içeriği, nişasta içeriği ve klorofil içeriği değerleri incelenmiştir. Elde edilen sonuçlara göre, genotip, çevre ve çeşit x çevre interaksiyonunun incelenen özellikler üzerine etkileri istatistikî olarak önemli bulunmuştur. Genotiplerin tane verimi 413.60-661.63 kg da-1, bin tane ağırlığı 42.21- 45.02 g, hektolitre ağırlığı 58.92-66.39 kg/hl, tanede protein içeriği %11.70-14.24, tanede nişasta içeriği %59.8-61.2 ve klorofil içeriği 44.4- 48.6 değerleri arasında değişmiştir. Her iki lokasyonda da Altıkat çeşidi en yüksek tane verimi değerine sahip olmuştur. DZA-7, DZA-8 ve Dicle 1 hatları protein içeriği, hektolitre ağırlığı ve nişasta içeriği özellikleri yönünden ön plana çıkmışlardır. Biplot analizi ile tüm özellikler incelendiğinde tane verimi, bin tane ağırlığı ve SPAD değeri aynı grupta yer alırken protein içeriği, nişasta içeriği ve hektolitre ağırlığı özellikleri aynı grupta yer almıştır.Article Ayvalık Tuzlasında Halimione portulacoides ( L. ) Aellen Bitkisi Kullanılarak Nikel Düzeyinin Belirlenmesi(2011) kılıç, murat; ay, güngör; koçbaş, fatma; mungan, fatma; karabaş, muhammed; dikicioğlu, recep; kardaş, tuğbaIn this study, the level of nickel of Ayvalik Saltern which is partaking Izmir-Canakkale highway, determined by using Halimione portulacoides (L.) Aellen plants. The root, stem, leaves and cultivation soil of plant was formed material of this study. Sampling, were done 7 station which is determined on the soil dam is surrounding saltern. Through 12 months, samples regulary receipt from every station. As a result of all analysis, we saw the level of Ni was very low ( n.d-1,094 ppm). Analysis were done by using Perkin Elmer Analyst 700 flame atomic absorption spectrophotometer (FAAS) device.Article Ayvalık Tuzlasında Yayılış Gösteren Suaeda prostrata subsp. prostrata Pall. Alttürünün Ağır Metal Birikimi(2014) kılıç, murat; ay, güngör; koçbaş, fatma; mungan, fatma; kula, ibrahim; karabaş, muhammedIn this study, were determined level of Pb, Zn, Cd and Ni in Suaeda prostrata subsp. prostrata Pall. which is spread in Ayvalık Saltern is partaking Izmir-Canakkale highway. Analysis were done by using Perkin Elmer Analyst 700 Flame Atomic Absorption Spectrophotometer (FAAS) device. The root, stem, leaves and cultivation soil of plant was formed material of this study. Sampling, were done 8 station which is determined on the soil dam is surrounding saltern. Through 12 months, samples regulary receipt from every station. As a result of all analysis, we saw the level Pb <0.001-1.026 ppm, Zn 0.016-1.389 ppm, Cd <0.001-0.166 ppm and Ni 0.006-0.809 ppm in the soil Pb 0.523-1.599 ppm, Zn 0.143-1.248 ppm, Cd 0.006-0.298 ppm and Ni 0.112-1.098 ppm... The fact that the results İn the analysis are below the limit values is because of the fact that the dominant diraction of the wind is North-west (through Tuzla motorway), there aren’t any crossroads or signalization on the motorway on the soutern part of Tuzla and there aren’t any industrial plants having polluting effects.Article Bazı Durum Buğday Çeşitlerinin Biplot ve AMMI (Ana Etkiler veÇarpımsal İnteraksiyonlar) Analizleri ile Stabilitelerinin Belirlenmesi(Bahri Dağdaş Bitkisel Araştırma Dergisi, 2018) Oral Erol, Kendal Enver, Doğan Yusuf; Doğan, YusufBu çalışma, tescilli beş durum buğday çeşidinin Güneydoğu Anadolu Bölgesinde farklı iki çevre şartlarında denenerek verim performansı, stabilitesi ve çeşitçevre interaksiyonun etkisi incelenmiştir. Denemeler tesadüf blokları deneme desenine göre dört tekrarlamalı ve sulu şartlarda yürütülmüştür. Ana etkiler ve çarpımsal interaksiyonlar (AMMI) analizi ile tane verimi ve genotipçevre interaksiyonunun etkisi incelenmiştir. Analiz sonuçlarına göre, karaler ortalaması sırasıyla 91.20’ i çevreden, 4.62’i genotipten ve 4.18’i ise çeşitçevre interaksiyonundan etkilendiğini göstermiştir. Genotiplerin tane verimi daha çok çevre şartlarından etkilendiği ve çeşit, çevre ile çeşitçevre interaksiyonunun 0.01 ‘e göre önemli olduğu tespit edilmiştir. PCA 1 and PCA 2 eksenlerinin (Temel Bileşenler Analizi) çeşitçevre interaksiyonundaki etkisi sırasıyla 54.08 ve 45.92 olduğu saptanmıştır. AMMI analizi sonuçları ve stabilite değerlerine göre Fuatbey-2000 çeşidi yüksek verimli, Sarıçanak-98 çeşidi ise hem stabil ve hem de yüksek verimli, Vitrico çeşidinin (yurt dışı tescilli) ise verim ortalamasının altında ancak stabil olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca çalışmanın yürütüldüğü Şanlıurfa lokasyonunun yüksek (838.9 kg/da) Diyarbakır Lokasyonunun düşük verim (487.4 kg/da) potansiyeli çevre şartlarına sahip olduğu görülmüştür. Araştırma sonuçlarına göre, Vitrico çeşidi mevcut iki çeşitten daha yüksek diğer ikisinden daha düşük verime sahip olduğu, ancak her iki çevrede Sarıçanak-98 çeşidi hariç diğer çeşitlere nazaran daha stabil olduğu anlaşılmıştır. Vitrico çeşit adayının tane verimi bakımından tatminkar olmadığı, kalite kriterleri üzerinde de gerekli araştırmalar yapıldıktan sonra bu çeşit adayının tescili ile ilgili nihai karar verilmesi sonucuna varılmıştır.Article Bazı Ekmeklik Buğday Çeşitlerinde Verim Stabilitesinin Biplot ve AMMI Analiz Yöntemleri ile Değerlendirilmesi(2018) Oral Erol, Kendal Enver, Doğan Yusuf; Doğan, YusufBu çalışmada, bazı ekmeklik buğday çeşitlerinin verim performansı, stabilitesi ve çeşit x çevre interaksiyonları incelenmiştir. Denemeler tesadüf blokları deneme desenine göre dört tekrarlamalı ve sulu şartlarda yürütülmüştür. Tane verimi, ana etkiler ve çarpımsal interaksiyonlar (AMMI) analizi ile değerlendirilmiştir. Kareler ortalaması sırasıyla 83.34’ ü çevreden, 10.35’i çeşit x çevre interaksiyonundan ve 6.29’ü ise çeşitten kaynaklandığı saptanmıştır. Tane verimi en fazla çevre şartlarından etkilenmiş faktörler 0.01 ‘e göre önemli olduğu tespit edilmiştir. PCA 1 ve PCA 2 eksenlerinin çeşit çevre interaksiyonundaki etkisi sırasıyla 62.35 ve 37.65 olduğu saptanmıştır. AMMI analizi sonuçlarına göre Nurkent çeşidi negatif b değerine sahip olsa da hem stabil hem de en yüksek verimli, Bitacora çeşidinin (yurt dışı tescilli) ise verim ortalamasının üzerinde bir verime sahip olup stabilite çizgisinden oldukça uzak olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca çalışmanın yürütüldüğü Şanlıurfa lokasyonunun yüksek verim (740.8 kg/da) Diyarbakır lokasyonunun düşük verim (541.1 kg/da) potansiyeli çevre şartlarına sahip olduğu anlaşılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre, mevcut iki çeşitten daha yüksek diğer üç çeşitten daha düşük verime sahip Bitacora çeşidi, Şanlıurfa lokasyonunda ilk sırada tercih edilmesi gereken çeşit olduğu tespit edilmiştir. Ekmeklik buğday açısından tane verimi kadar önemli olan kalite kriterleri açısından da iyi sonuçlara sahip olduğu takdirde, bu aday çeşidin araştirmanin yürütüldüğü bölgelerde yetiştiriciliğinin tavsiye edilebileceği sonucuna varılmıştır.Article Bazı fakültatif buğday genotiplerinin farklı çevrelere tepkileri(Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi Dergisi, 2021) Erdemci, İrfan; Aktaş, Hüsnü; Karaman, MehmetAmaç: Bu çalışmanın amacı fakültatif gelişme tabiatına sahip ekmeklik buğdaygenotiplerin farklı çevrelerde verim ve kalite özelliklerin belirlenmesidir.Materyal ve Yöntem: Bu araştırma, 2014-2015 yetiştirme sezonunda yağışa dayalışartlarda 25 ekmeklik buğday genotipi (20 ileri hat ve 5 standart çeşit) ile Diyarbakırve Muş lokasyonlarında Tesadüf Blokları Deneme Desenine göre 3 tekrarlamalıolarak yürütülmüştür. Araştırmada çeşit ve hatların tane verimi ile bazı kalite (bintane ağırlığı, hektolitre ağırlığı, protein oranı, zeleny sedimantasyon ve yaş gluten)özellikleri incelenmiştir.Araştırma Bulguları: Birleştirilmiş varyans analizinde, genotip, çevre ve bunlarınetkileşim (genotip × çevre) etkileri, incelenen özelliklerden bin tane ve hektolitreağırlığı hariç diğer tüm özellikler için oldukça anlamlıydı. Ancak genotip-çevreetkileşiminin etkisi incelenen tüm parametreler açısından genotip ve çevreye göredaha küçük boyuttaydı. Diyarbakır lokasyonu incelenen kalite parametreleri için öneçıkarken, Muş lokasyonu tane verimi yönünde öne çıkmıştır.Sonuç: Çalışmada, G17 genotipi her iki test ortamında da en yüksek tane veriminesahipti ve verim açısından en kararlıydı. G11 ve G21 genotipleri kalite parametreleriaçısından ön plana çıkmıştır. Bu genotiplerin gelecekteki ıslah çalışmalarındaebeveyn olarak kullanılabileceği belirlenmiştir.Presentation BAZI KIŞLIK NOHUT (CİCER ARİETİNUM L.) ÇEŞİTLERİN MARDİN KOŞULLARINDAKİ VERİM VE ADAPTASYON YETENEKLERİNİN BELİRLENMESİ(2019) Doğan Yusuf, Doğan Serap, Kendal Enver; Doğan, YusufMardin ekolojik şartları nohut yetiştiriciliği için son derece önemli bir potansiyele sahiptir. Bu amaçla, araştırma 5 adet nohut (Azkan, İnci, Aksu, Arda ve Diyar-95) çeşidi ile 2015-2016 yetiştirme mevsiminde tesadüf blokları deneme desenine göre, 3 tekrarlamalı olarak yürütülmüştür. Araştırmada, bitki boyu (cm), bitkide bakla sayısı (adet), baklada tane sayısı (adet), 100 tane ağırlığı (g) ve tane verimi (kg/da) gibi özellikler incelenmiştir. Çalışmada kullanılan çeşitlere ait bir yıllık sonuçlara göre, bitki boyu 49.7-68.7 cm, bitkide bakla sayısı 54.9-73.3 adet, bitkide tane sayısı 51.1-71.7 adet, 100 tane ağırlığı 35.0- 41.0 g, tane verimi 275.6-336.9 kg/da, olarak bulunmuştur. Çalışmanın sonucunda en yüksek verim Aksu çeşidinde elde edilmiştir.Article Bazı Nohut (Cicer arietinum L.) Çeşitlerinde Özelikler ArasıKorelasyon ve Path Analizi(Iğdır Üni. Fen Bilimleri Enst. Der, 2017) DOĞAN YUSUF,ORAL EROL,ÇİFTÇİ VAHDETTİN,KENDAL ENVER; Doğan, YusufBu araştırmada ülkemizde tescil edilmiş bazı nohut çeşitlerinde tane verimi ile diğer verim unsurları arasındaki ilişkiler korelasyon ve path analizi kullanılarak incelenmiştir. Bu çalışma, 2011-2012 yıllarında Mardin Kızıltepe ekolojik koşullarında kurulmuş ve tesadüf blokları deneme desenine göre 3 tekerrürlü yürütülmüştür. Araştırma 10 adet tescilli nohut çeşidi (Azizye-94, Menemen-92, Yaşa-05, İzmir-92, ILC-482, Işık-05, Canitez-87, Er-99 Diyar-95, ve Gökçe) ile 2011-12 ve 2012-13 yıllarında Mardin-Kızıltepe ekolojik koşullarında tesadüf blokları denmeme desenine göre 3 tekerrürlü olarak yürütülmüştür. Elde edilen sonuçlara göre; tane verimi ile bitkide tane sayısı (0.927**), bitkide bakla sayısı (0.916**), hasat indeksi (0.728**) arasında önemli ve olumlu ilişkiler bulunmuştur. Yapılan path analizinde; tane verimi üzerine baklada tane sayısı (p= 0.822, % 43.6), ilk bakla yüksekliği (p= 0.466, % 30.7) ve bitkide bakla sayısının (p= 0.503, % 26.3) doğrudan ve yüksek derecede olumlu, bitki boyu (p= -0.407, % 30.9) ise yüksek ancak olumsuz bir etki yaptığı saptanmıştır. Nohutta yapılacak ıslah çalışmalarında, yüksek verim potansiyelini elde etmek için bitkide bakla sayısı, baklada tane sayısı ve bitkide ilk bakla yüksekliği seleksiyon kriteri olarak kullanılabileceği sonucuna varılmıştır.Article Bazı Tıbbi ve Aromatik Bitkilerin Köklendirme Özellikleri Üzerine Optimum IBA Dozlarının Saptanması(Bitlis Eren Üniversitesi Fen Bilimleri Dergisi, 2020) İzgi, Mehmet NecatBu çalışma; perlit köklendirme ortamında farklı IBA dozlarının (kontrol, 1000, 1500, 2000, 2500, 3000, 3500, 4000, 4500, 5000 ve 5500 ppm) Lavanta, (Lavandula angustifolia Mill.), yağ gülü (Rosa damascena Mill.), kadıntuzluğu (Berberis thunbergii DC) ve biberiye (Rosmarinus officinalis L.) bitkilerinin çelikle köklendirilmeleri üzerine etkisini belirlemek amacıyla yürütülmüştür. Mardin Büyükşehir Belediyesi Fidanlığından 2018 yılında anaç bitkilerden alınan çelikler, 11 farklı IBA dozunda maruz bırakılarak perlitte, sera ortamında dikimleri yapılmıştır. Köklendirmeye bırakılan çeliklerde; kök sayısı, kök uzunluğu ve köklenme oranları hesaplanmıştır. Çalışmada; IBA dozlarının kadıntuzluğu bitkisinde köklenme oranları ve biberiye bitkisinde ise kök uzunlukları üzerine etkisi önemsiz, diğer özellikler üzerine etkileri istatistiksel yönden önemli bulunmuştur. En yüksek kök sayısı lavanta bitkisinde 25.10 adet/bitki ile 4500 ppm, yağ gülü bitkisinde 24.86 adet/bitki ile 4000 ppm, kadıntuzluğunda 15.95 adet/bitki ile 3000 ppm ve biberiyede 33.31 adet/bitki ile 5000 ppm IBA dozu uygulamalarından elde edilmiştir. Kök uzunluğu değerleri, biberiye hariç olmak üzere, lavantada 24.80 cm ile 4000 ppm, yağ gülünde 23.99 cm ile 3000 ppm ve kadıntuzluğu bitkisinde 13.75 cm ile 4000 ppm IBA dozlarında tespit edilmiştir. En yüksek köklenme oranlarının, kadıntuzluğu bitkisi hariç olmak üzere, lavantada 3500 ve 4000 ppm IBA dozlarında %90.00, yağ gülünde 4500 ppm IBA dozunda %76.67 ve biberiyede 5000 ve 5500 IBA dozlarında %93.33 olduğu saptanmıştır.Article Bazı Yazlık Arpa (Hordeum vulgare L.) Genotiplerinin Verim veKalite Yönünden Değerlendirilmesi(Iğdır Üni. Fen Bilimleri Enst. Der, 2017) Oral Erol, Kendal Enver, Doğan Yusuf; Doğan, YusufBu araştırma, Diyarbakır ekolojik koşullarında farklı arpa genotiplerinin verim ve kalite özelliklerinin belirlenmesi amacıyla yürütülmüştür. Çalışmada ICARDA’dan temin edilen ve düşük yağışlı alanlar için önerilen 20 adet yazlık arpa hattı ile 5 adet standart çeşit materyal olarak kullanılmıştır. Denemeler tesadüf blokları deneme desenine göre tekrarlamalı olarak GAP Uluslararası Tarımsal Araştırma ve Eğitim Merkezi Müdürlüğü deneme alanında yürütülmüştür. Çalışmada başaklanma tarihi, bitki boyu, bin dane ağırlığı, hektolitre ağırlığı, protein oranı, nişasta oranı, yatma, tanede nem oranı ve tane verimi özellikleri incelenmiştir. Varyans analiz sonuçlarına göre, başaklanma tarihi 112.0 - 117.5 gün, bitki boyu 90 - 117 cm, bin tane ağırlığı 32.0 – 46.4 g, hektolitre ağırlığı 65.1-73.5 kg hl-1, protein oranı % 14.0 -17.2, nişasta oranı % 68.6 – 70.5, nem % 8.0 - 8.4, yatma % 0 - 60 ve tane verimi 609.2 - 787.0 kg da-1 arasında değişim göstermiştir. Tane verimi açısından, 2 ve 16 hatlar ile Lignee 131 çeşidi, kalite kriterleri açısından ise Salmas çeşidi ile 17 nolu hat öne çıkarken bazı genotipler orta düzeyde yatma eğiliminde iken bazılarında çok az yatma görülmüştür. Sonuçlara bağlı olarak iyi performans gösteren hatlar ve çeşitler bir ileri kademeye taşınmıştır.