Doktora Tezleri
Permanent URI for this collectionhttps://hdl.handle.net/20.500.12514/10331
Browse
Browsing Doktora Tezleri by Language "tr"
Now showing 1 - 20 of 50
- Results Per Page
- Sort Options
Doctoral Thesis 19. Yüzyıl Kudüs Hıristiyanları(2024) Yiğit, Emine; Yiğit, Sibel CeylanKadim kutsal şehir Kudüs, 19. yüzyıl'dan itibaren Batılı devletlerin siyasi ve dini faaliyetlerine sahne olmuştur. Osmanlı Kudüs'ü, Napolyon Bonapart'ın 1798'de Mısır işgaliyle başlayan kırılma sürecinin Mısır yönetimiyle (1831-1840) başka bir boyuta taşınması sonucu toplumsal düzeyde önemli bir değişim yaşamıştır. Osmanlı Devleti'nin 1840'ta Tanzimat ile şehre dönmesi Mısır yönetimindeki değişim ve dönüşümün kalıcı hale gelmesine sebep olmuştur. Bu dönemde Kudüs'te açılan konsolosluklar, Osmanlı Devleti'nin tanzimatla birlikte verdiği imtiyazların şehirdeki uygulamasının takip mekanizması olarak kullanılmasını sağlamakta, ayrıca Hıristiyan cemaatlerin hakları gerekçesiyle Osmanlı'nın devlet siyasetindeki değiştirici gücünü ortaya koymaktadır. Bu imtiyazların yereldeki kontrolünün Osmanlı'nın dış politikasına etkisi, Kırım Savaşı'nın hem sebepleri hem sonuçları ölçüsünde örneklik teşkil etmektedir. Nitekim Osmanlı, Kırım savaşı sonrasında ilan ettiği Islahat Fermanı'yla Batıyı uzak tutmaya çalışsa da gayrimüslimlere bu Ferman ile verdiği haklar, Kudüs dönüşümünü hızlandırmış ve Kudüs şehrinin sur dışına taşmasıyla yeni bir şehir olarak yapılanmasına sebep olmuştur. Bu çalışmada, 19. Yüzyıl siyasetinin şehrin toplumsal yapısında oluşturduğu değişim, Hıristiyan cemaatler ve onları gerekçe gösteren Batılı devletlerin müdahalesi üzerinden okunmaktadır. Bu bağlamda, Kudüs'ün Hıristiyan cemaatleri, Osmanlı Devleti'ndeki hukuksal düzlemi ve şehir hayatı da ele alınarak 19. yüzyılda batı nüfuz hareketlerinde etkin faktör olan Hıristiyan cemaatlerin yüzyılın sonunda batının gölgesinde bir varlık mücadelesinde olduğu görülmüştür. Kudüs'ün bu dönemdeki dinamikleri, Batı'nın artan etkisi ve Osmanlı'nın iç ve dış politikaları ekseninde şekillenmiş ve yeni şehirdeki toplumsal yapının temellerinin atılmasında etkili olmuştur.Doctoral Thesis 19. yüzyılda Diyarbekir'de kıtlık(Mardin Artuklu Üniversitesi, 2021) Mengirkaon, Sabri; Özcoşar, İbrahimKıtlıklar, insanların geçmişten bu yana en fazla etkilendikleri afetlerin başında gelmektedir. Ortaya çıkmaları ve sonuçları itibariyle etki alanları büyük olan bu afetler toplumların sosyo-ekonomik yapılarını her açıdan etkilemiştir. Bu çalışmada 19. yüzyılda Diyarbekir'de meydana gelen kıtlıklar sebepleri ve sonuçları bağlamında incelenmiştir. Ayrıca konunun daha iyi anlaşılabilmesi için bu dönemde Diyarbekir'de başta tarım olmak üzere toplumsal refahın kaynakları ile ulaşım ve haberleşme imkânları da değerlendirilmiştir. Çalışmada ele alınan diğer konular kıtlıkların 19. yüzyıl Diyarbekir'inde sosyal yapıya ne şekilde etki ettiği ve devletin kıtlıklarla mücadele stratejileridir.Kıtlıklar, ortaya çıkışları itibariyle birçok olumsuzluğun müşterek sonuçlarıdır. Dolayısıyla bu çalışmada 19. yüzyıl Diyarbekir'inde meydana gelen kıtlıklar, başta asayişsizlik olmak üzere dönemin yerel meseleleri ile beraber ele alınmıştır. Bu nedenle Osmanlı arşiv belgeleri, konsolosluk raporları, Diyarbekir Vilayet Gazetesi gibi yerel kaynaklar analiz edilmiştir. Ayrıca Diyarbekir'e gelen seyyahların ve dönemin bazı müelliflerinin yazdıkları kitaplar da bu çalışmanın ana kaynaklarındandır.Bu çalışmanın sonuçlarına göre 19. yüzyılda Diyarbekir'de ulaşım ve taşıma imkânlarının yetersizliği tüketim maddelerinin teminini tamamen yerele bağımlı hale getirmiştir. Bu dönemde Anadolu'nun birçok yerinde olduğu gibi Diyarbekir'de de iaşe büyük oranda buğdaya bağlı olduğundan, tarımsal üretimi olumsuz etkileyen başta kuraklıklar, göçebe aşiretlerin baskıları, çekirge istilaları, salgın hastalıklar gibi birçok mesele kıtlıklara zemin hazırlamıştır. Özellikle yüzyıl boyunca eksik olmayan asayişsizlikler kıtlığa neden olan bu olumsuzlukların etkilerini daha da artırmış hatta bunların etkilerini de aşarak kıtlığın sürekli hale gelmesinde katalizör görevi görmüştür.Doctoral Thesis 19. yüzyılda İngiliz ve Amerikalı seyyahların Diyarbekir izlenimleri(Mardin Artuklu Üniversitesi, 2022) Özkarslı, Fatih; Özcoşar, İbrahimBu çalışma 19. yüzyılda Diyarbekir'e gelen İngiliz ve ABD'li seyyahların Diyarbekir şehrine dair izlenimlerine ve anlatılarına odaklanmıştır. Çalışma beş bölümden oluşmaktadır. Giriş bölümünde seyahat yazınının batıdaki tarihçesi ve gelişim süreci hakkında kısa bilgiler verilmiş, tezin amaç, yöntem ve sınırlılıklarına değinilmiştir. Birinci bölüm çalışmada ele alınan Batılı seyyahların kısa biyografilerine ve profillerine ayrılmıştır. İkinci bölümde 19. yüzyılda seyyahların anlatılarında Diyarbekir tarihi ve coğrafyasına değinilmiştir. Üçüncü bölüm 19. yüzyılda seyyahların gözünden Diyarbekir'deki yapılara odaklanmıştır. Dördüncü bölümde 19. yüzyılda seyyahların gözünden Diyarbekirliler ve şehirdeki sosyal hayata dair anlatılara yer verilmiştir. Beşinci bölüm ise seyyahların gözünden Diyarbekir'de genel asayiş ve yöneticilere dair anlatılara ayrılmıştır. Bu çalışmada 19. yüzyılda Diyarbekir bütünüyle Batılı seyyah anlatıları üzerinden değerlendirilmiştir. İncelenen dönemdeki bulgular dikkate alındığında seyyah anlatıları surların ihtişamlı görüntüsü ve şehrin güvenliğine sağladığı katkı konusunda genellikle olumlu, evler, sokaklar ve şehrin genel temizliği gibi konularda genellikle eleştireldir. Seyyahların toplumsal ilişkilerle ilgili özellikle Müslüman nüfusa yönelik anlatılarında ön yargılarına yenik düştükleri anlaşılmıştır. Müslümanlar için bağnaz, gerici, şiddet eğilimli gibi genel yargılamalara varıldığı, topluma yönelik ders verici ve üstten bir dil kullanıldığı görülmüştür. Seyyah anlatılarında yönetim konusunda başarılı valilerin varlığından söz edilmekle birlikte şehrin geçirdiği dönemle bağlantılı olarak Diyarbekir ve çevresinde genel bir asayişsizlik durumunun olduğu belirtilmiştir. 19. yüzyıl boyunca şehre gelen Batılı seyyahların çeşitli konular hakkındaki izlenimleri ve anlatıları üzerinden ele alınan Diyarbekir, bu zaman zarfında geçirdiği süreçlere ve seyyahların algı ve üslubuna bağlı olarak seyahatnamelerde hem olumlu hem eleştirel nitelemelerle yer almıştır.Doctoral Thesis 19. yüzyılın ikinci yarısında Siird (1847-1900)(2021) Ayhan, Recep; Gümüş, ErcanThe aim of this study was to investigate the judicial, administrative-physical, social, and economic structure of Siird in the second half of the 19th century. Data collection was achieved using sharia court records, Ottoman archive documents, yearbooks, travel books, and Diyarbekir Vilayet Newspaper as well as research works. Of these, sharia court records, which provide significant data for city history research and contain important information regarding the judicial, administrative, social and economic life of cities, were the primary sources of the study. The records indicated that the regulations enacted after the Tanzimat period paved the way for the establishment of new institutions in many fields in Siird. Additionally, the administrative structure of the city also underwent numerous changes as a result of these regulations. The center of Siird sanjak was governed by the district governors and tenants, and the districts were governed administered by administrators and district governors. In addition to foundation works such as mosques, masjids, madrasahs, zawiyas, tombs, inns, fountains, there were also hammams and bazaars in the city. In Siird, several non-Muslim elements such as Armenians, Chaldeans, Syrians-Jacobeans, Catholics, Protestants Christians and Yezidis used to live besides Muslims (Kurds, Arabs etc.). In Siird, which held different ethnic and religious elements within its borders, Muslims and non-Muslims lived together in peace and tolerance; and they established relations in many fields. However, the Armenian upheavals occurring in 1895 caused these positive relations to be damaged. Due to the common living culture that Muslims and non-Muslims constituted together, from time to time, individual and mass conversions were witnessed. In Siird whose economy depends on agriculture and raising livestock, the trade of agricultural, animal and weaving products were performed; and these products were marketed both in the home market and outer market.Doctoral Thesis 19. yüzyılın ilk yarısında Hakkâri'de idârî ve sosyal yapı (1800-1850)(Mardin Artuklu Üniversitesi, 2022) Ülke, Cemal; Özcoşar, İbrahimHakkâri ve çevresinin içinde bulunduğu bölge, Çaldıran Savaşı'nın ardından 1548 yılında Osmanlı hâkimiyetine girmiş ve Van Eyaleti'ne bağlı hükûmet sancaklar statüsünde Osmanlı idârî yapısı içerisinde yer almıştır. Daha sonra bölgenin kontrolü Van beylerbeyi aracılığıyla yerel güç unsurlarından Şenbu hanedanına verilmiştir. Şenbu hanedanı, 19. yüzyılın ilk yarısına doğru uygulanmaya çalışılan Tanzimat'ın merkezîleşme politikalarına kadar Hakkâri'nin kontrolünü ellerinde bulundurmuştur. 19. yüzyılın ilk yarısında başlayan merkezîleşme çabaları, Osmanlı Devleti'nin uç bölgelerindeki yerel beyler/mîrler tarafından tepkiyle karşılanmıştır. Merkezileşme politikalarının ısrarlı bir şekilde uygulanması, devletin uç bölgesinde hâkimiyeti elinde bulunduran mîrlerin isyanına neden olmuş ve bu süreç emirliklerin tasfiye edilmeleriyle sonuçlanmıştır. Emirliklerin lağvedilmesinin hemen ardından 1847 yılında; Diyarbekir, Cizre, Van ve Hakkâri'yi kapsayan bölgede "Kürdistan Eyaleti" kurulmuştur. Eyaletin tesis edilmesiyle birlikte Hakkâri'nin de içinde bulunduğu bölgede Tanzimat uygulanmaya başlanmıştır. 1849 yılında bölgede ikamet eden son Hakkâri Mîri Nurullah Bey'in de sürgüne gönderilmesinin ardından, aşiretli-aşiretsiz Kürt ve Nasturilerin yoğun bulundukları Hakkâri, Kürdistan Eyaleti'nden ayrılarak "Hakkâri Eyaleti" olarak yeniden teşkilatlandırılmıştır. Hakkâri Eyaleti'nin kurulmasıyla beraber bölgede Tanzimat'ın uygulanma alanı daha da genişlemiş ve Hakkâri'ye ilk defa merkezden memurlar gönderilmeye başlanmıştır. Osmanlı Devleti, memurların "dirayetli ve vukuflu" olmalarına özen göstermiş ve yerel güçleri de Hakkâri yönetimine dahil etmişse de sorunlar/çatışmalar son bulmamış, idârî bir boşluk meydana gelmiştir. Kürt beylerinin/mîrlerinin tasfiye edilmelerinin ardından ortaya çıkan bu idâri boşluk, seyyidler/şeyhler tarafından doldurulmaya başlanmıştır. Bu bağlamda, "19. yüzyılın ilk yarısında Hakkâri"nin idârî ve sosyal yapısı"na odaklanan çalışma, Osmanlı arşiv belgeleri ışığında Tanzimat sonrası merkezileşme politikalarının Hakkâri ve çevresine etkilerini ortaya koymayı amaçlamaktadır. 19. yüzyılın ilk yarısında Hakkâri, tarih disiplini içerisinde şimdiye kadar bir bütün olarak incelenmemiş ve bu yönde bir boşluğun olduğu görülmüştür. Bu yöndeki boşluğu doldurmayı hedefleyen çalışma üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde, Hakkâri Emirliği'nin tarihçesi; ikinci bölümde Tanzimat Fermanı'nın Hakkâri ve çevresinde etkileri ve sonuçları; üçüncü bölümde ise Hakkâri'nin etnik, sosyal ve dini kimliğini oluşturan aşiretler/konfederasyonlar ele alınmıştır.Doctoral Thesis 19.yüzyılın ikinci yarısında Siverek (Şehir, mekân ve insan)(2017) Akman, Ekrem; Özcoşar, İbrahimThe aim of this study is to reveal the management, urban life and social life of the second half of 19th century 's Siverek which is a classical district center under the domain of Ottoman. Siverek is an Ottoman / İslam city which has a castle made of soil, mosques, Turkish baths, inns, bazaars and hostels dating back before islamic domain. It is a humble city with its flat roofed and adjacent houses shaped by the living conditions that are suitable to the physical structure of the area's geography and climate, with its narrow and inordinatestreets and neighbourhoods in which different religions' members stay. In the second half of 19th century, city's social management, politic and society life have been investigated through records and archive documents. Apart from the social, management and judicial reflections of the reforms and first constitutionalist period in the city, those persons'daily lives (women, men, craftsmen, patients, prisoners and members of religious communities), whose voice and colors haven't been heard, have been investigated and Siverek's streets and bazaar have been focused. As Siverek is in an area that is surrounded by tribes which are assumed as source of power, the relaions of these tribes with the government and loyal people are among important topics of this study.Doctoral Thesis Alman oryantalizmi: Carl Heinrich Becker ve Martin Hartmann örneğinde Osmanlı toplum ve siyaset söylemi(2018) Avcı, Remzi; Özcoşar, İbrahim19. yüzyılın sonlarında Almanların Doğu'yu siyasi olarak keşifleri ile tarihsel olarak kendi içerisinde filolojik bir gelenek yaratan Alman oryantalizmi disiplinleşme sürecinde antropoloji, etnoloji, hukuk ve siyaset bilimleri ile ilişki kurarak sosyo-kültürel çalışmalara yönelmiştir. Almanya'da Doğu çalışmalarının kültürel konsepte eğilimini İslam bilimlerinin kurucusu olarak anılan Carl Heinrich Becker (1876-1933) yönlendirirken Martin Hartmann (1851-1918), modern Doğu'nun Alman oryantalizminin temel bir parçası olmasını sağlamıştır. Alman sömürgeciliğinin başlaması ile beraber Fransa ve İngiltere örneklerinde olduğu gibi Doğu bilimlerinin uygulanabilirliği meselesi oryantalist bilgi ile siyasetin kesişmesine yol açmıştır. Bu yeni konsept ortaya Becker ve Hartmann'ın öncülük ettiği Doğu'yu merkeze alan dergi, kurum ve metinlerden oluşan somut bir şey çıkarmıştır. Bu gelişmelerin bir sonucu olarak 19. yüzyılın sonlarından I. Dünya Savaşı'na kadar bir taraftan Alman oryantalizminde Osmanlı Devleti ve İslam ile ilgili çalışmalar artarken diğer taraftan da bu çalışmalar ideolojik ve siyasi bir boyut kazanmıştır. Bu çalışma, Almanların oryantalizme kattıkları ideolojik ve siyasi boyutun sınırlarını Becker ve Hartmann örneğinde Osmanlı toplum ve siyaset söylemi üzerinden izah etmeye çalışmaktadır. Metinleri ve aktiviteleri ile Becker ve Hartmann'ın özellikle I. Dünya Savaşı'nın başlaması ile iktidar üzerindeki etkisine ve onların ne oranda etkiye maruz kaldıklarını bu çalışma tartışmaya açmaktadır. Geçişkenlikler ve karşıtlıklar üzerinden inşa edilen bu çalışma, Kaiser II. Wilhelm'in 1888'de iktidara gelmesinin ardından 1918'de savaşın bitişini içine alan süre ile sınırlandırılarak metin üretiminin en yoğun olduğu 1900-1918 yılları arasına odaklanmaktadır. Anahtar Kelimeler: Alman, oryantalizm, Osmanlı, Doğu, Becker, HartmannDoctoral Thesis An Intellectual Biography:the Architectural Discourse of Turgut Cansever(2025) Güneş, Nurcan; Tanju, BülentBu tez, Turgut Cansever'in mimarlık söylemini entelektüel biyografi yöntemiyle ele almakta ve onun düşünsel yönelimlerini tarihsel bağlamı içinde analiz etmektedir. Cansever, Türkiye mimarlık tarihinde yalnızca uygulamaya dönük bir figür olarak değil, aynı zamanda düşünen, yazan ve mimarlığı bir düşünce alanı olarak inşa etmeye çalışan bir aktör olarak öne çıkar. Mimarlık üzerine geliştirdiği söylem, sanat tarihi, estetik, din, felsefe ve kültür kuramlarıyla ilişkili çok katmanlı bir yapıya sahiptir. Çalışmada Cansever'in mimarlık düşüncesinin zaman içinde geçirdiği yön değişimleri kronolojik bir izlekte ele alınmıştır. Bu değişim, yalnızca biçimsel ya da kavramsal bir kayma olarak değil, aynı zamanda mimarlık ile düşünce arasında kurduğu ilişkinin yeniden tanımlanması olarak değerlendirilmiştir. Tez, Cansever'in 1947 sonrası yayımladığı metinleri dönemsel olarak sınıflandırarak, söyleminde belirginleşen dönüşüm noktalarını görünür kılmayı amaçlamaktadır. Özellikle 1977 sonrasında ortaya çıkan İslami referanslı söylem, daha önceki metinlerle karşılaştırmalı biçimde ele alınmış ve bu yönelimin bağlamsal arka planı tartışılmıştır. Tez dört bölümden oluşmaktadır. İlk bölümde Cansever'in yetiştiği tarihsel, kültürel ve ailevi çevre değerlendirilerek, onun entelektüel yönelimlerini etkileyen temel unsurlar ele alınmıştır. İkinci bölümde, mimarlık eğitimi sonrası ürettiği metinler ve tezleri incelenmiş; bu dönemin kuramsal yönleri tartışılmıştır. Üçüncü bölümde, söylemindeki dönüşümün kaynakları ve yönleri analiz edilmiş; farklı dönemlerdeki kavramsal kümelenmeler ayrıştırılmıştır. Sonuç bölümünde ise Cansever'in düşünsel izleği içindeki süreklilik ve kırılmalar birlikte değerlendirilmiştir. Yöntem olarak entelektüel biyografi yaklaşımı tercih edilmiş; Cansever'in fikirleri, etkileşimde bulunduğu çevre, dönemsel bağlam ve referanslarıyla birlikte ele alınmıştır. Metinlerde doğrudan yer almasa da onun düşüncesinde iz bırakan figürler ve kavramlar da değerlendirilmiş; metinler arası geçişkenlikler üzerinden söylem içindeki yönelimler tespit edilmiştir. Bu çalışma, Cansever'in düşünsel üretimini tekil bir anlatıya indirgemek yerine, onun söylemindeki katmanlı yapıyı ve düşünsel çeşitliliği görünür kılmayı hedeflemiştir.Doctoral Thesis Arap ulus kimliğinin inşasında tarihyazımı ve mimarlık: Mısır örneği(Mardin Artuklu Üniversitesi, 2021) Divleli, Abdullah Asım; Tanyeli, Abdullah UğurBu çalışmada, Arap uluslaşma hareketlerinin içerisinde önemli bir yer kaplayan Mısır'ın, on dokuz ve yirminci yüzyıla tekabül eden yerelleşme serüveninde, tarihyazımı ve mimarlığın rolleri tartışılmaktadır. Mısır'ın uluslaşma sürecini inşa eden ve sonrasında kaleme alınan tarihyazımlarının kahir ekseriyeti, milliyetçiliğinin tarihsel kökenlerine ve aktörlerine Avrupa merkezli ve oryantalist bir perspektiften yaklaşmakta ve bu, bir takım tarihyazımsal sorunsallar ortaya çıkarmaktadır. Söz konusu sorunsallar zaman, mekan, aktörler ve hadiseler gibi bir takım tartışma alanları tariflemektedir. Bu sorunsallar etrafında yapılacak tartışmalar, hakim tarihyazımı yaklaşımlarının inşa ettiği Mısır uluslaşmasını yeniden ele almaya imkan vermektedir. Metin bu imkanı, on dokuz ve yirminci yüzyıl içerisinde kaleme alınmış tarihyazımları ya da neredeyse bir tarihyazımı gibi işleyen mimarlık/mekan söylem ve pratikleri üzerinden kurgulamaktadır. Bu bağlamda Mısır'ın uluslaşma serüveni, on sekiz ve on dokuzuncu yüzyıllarda inşa edilen tarihyazımı ve mimarlık/mekan meseleleri dikkate alınarak, "Avrupalıların Mısır'ı", "Mısırlıların Mısır'ı" ve "Nasır'ın Mısır'ı" olmak üzere üç farklı zamansal aralığa ayrılmış ve tartışma bu dönemlere göre yapılmıştır.Doctoral Thesis Bir modernlik zemini: barok aşırılık(Mardin Artuklu Üniversitesi, 2016) Serim, Mehtap; Tanju, BülentKlasik mimarlık ve sanat tarihyazımında barok, çoğunlukla ya estetik bir kategori ya da bir dönem adı olarak kullanılmaktadır. Estetik bir kategori olarak başlangıçta bitmiş ve alışıldık olanın dışında kalan herşey anlamında, görece nötr bir sıfatken, normatif perspektif içinden, eksik ve sapkın olanı imleyişi ile olumsuz bir anlam kazanmıştır. 19.yüzyıl ile dönemselleştirici tarih anlatısının belirleyiciğili altında, kabaca 1600-1750 tarihleri arasında, Avrupa'da beliren sanatsal üretimi adlandırmak için kullanılmaktadır. Bu hali ile Barok sanatın, başta mimarlık olmak üzere, resim, heykel ve müzik gibi alanlardan biçimlendiği varsayılmıştır. Ancak bir kez dönem olarak kullanılmaya başlandığında, sanatı aşarak, sözü edilen dönemin bütün pratikerinin gerisindeki motivasyon olarak da görülür. Bugün bir solukta dünyanın geçmişini tarihselleştirmeye yarayan sistemin; sınırlı, ancak çok sayıdaki bileşeninden biridir. Dolayısıyla birçok başka dönem ismi ile birlike kapalı bir tarih anlatısının kurucu nüvesine dönüşür. Bir dönem ismi olarak kullanıldığında, sadece Avrupa'yı değil dünyanın bütününü düzenlemek için işe koşulur. Çünkü parçası olduğu dönemselleştirici tarih anlatısı, zamansal ve mekansal olarak bütün dünyayı hizada tutma iddiasına ve kapsamına sahiptir. Bu kapsamlılık içinde estetik kategori olma niteliği, tarihsel dönem anlatısının mekansal çerçevesini belirlemekte etkinleşerek, mekanı zamanın içeriğine dönüştürür. Bütün kültürel coğrafyalar için zamanı, dönem anlatısı içinden birleştirerek aynılaştıran tarih görüşü, ilerlemeci söylemi güçlendirirken mekana özgülüklerin farkedilmesini de engellemiş olur. 20.yüzyılın ikinci yarısı ile ortaya konan eleştiriler bir kavram olarak baroğun sahip olduğu özellikler bağlamında farklı okunma potansiyellerine dikkat çekmiş oldu. Özellikle Rönesans dönemiyle başlayan, düşünsel olanlar da dahil olmak üzere, insanın bütün yapıp ettiklerini, kuramsal bir zeminde yeniden kurma ve temsil etme çabasının dışında, barok bütünüyle pratik içinden varolur. Dolayısıyla bir Barok dönem eyleyicisi, birşeyin nasıl yapılması gerektiği sorusunu, soyut kategoriler içinden değil, ancak yaptıkları içinden yanıtlamış olur. Kuramsal ya da geleneksel ölçütlerden azade bir yapma biçimi, nerede duracağını bilmeyen, aşırılık içinden bir araya gelmiş bir yığın görüntüsü taşır. Hem nasıl anlaşılması gerektiğine dair bir kılavuzu olmayışı, hem de parçası kılındığı doğrusal tarih anlatısını eleştiriye açacak iç işleyişi sayesinde, barok farklı okumalara elverişli bir metafora dönüşür. Bahsedilen özellikleri bağlamında barok bu çalışmada dört ana bölüm, bir sonuç bölümü olmak üzere, beş bölümde ele alınmaya çalışılmıştır. Bu bölümlerden ilki olan Füzyon; 17. ve 18.yüzyıllarda, anlamı bilgiye dönüştüren süreci sistemli bir azaltma ve indirgeme süreci olarak ele almaya çalışır. Anlamın oluşumunu şeylerin füzyonu olarak değerlendirirsek, bilgi şeylerin denetimsizce karışmasına karşı getirilen bir sistematiktir. Fizyon bölümü yaratıcı bir kavram olan baroğun, bilgiye dönüşme sürecinde, stile indirgenmesini kavramsallaştırmaya çalışmaktadır. Üçüncü bölüm, bir sistemin parçası kılınmazdan önce barok anlamın üretim ve dolaşım biçimleri hakkında çıkarım yapmaya çalışırken, dördüncü bölüm; baroğun bir metafor olarak bugün kullanım şekilleri ve alternatif tarih yazım yöntemleri için nasıl kullanılabilir olduğu hakkında bir fikir yürütme denemesidir. Son bölüm ise önceki bölümlerden edinilen vizyon ile baroğa atfedilen özelliklerin farklı modernlik durumlarını kapsayacak bir zemin olarak değerlendirilmesi konusunun tartışmaya açılması amacını taşımaktadır.Doctoral Thesis Cebel-i Lübnan'da kimliksel varoluşlar: Dürzîler ve Marunîler (1820-1860)(Mardin Artuklu Üniversitesi, 2021) Yiğit, Sibel Ceylan; Özcoşar, İbrahimAkdeniz'in doğu kıyısında yer alan Lübnan, XIX. yüzyıldan itibaren yabancı güçlerin siyasî ve dinî amaçlı faaliyetlerine sahne olmuştur. Lübnan'ın sahip olduğu jeopolitik konum ve bünyesinde barındırdığı etnik/dinî unsurlar, bir yandan dış müdahalelere fırsat sunarken diğer yandan da hassas dengeler üzerinde sürdürülen toplumsal ilişkileri ortaya çıkarmıştır. Zira Lübnan'ın toplumsal yapısını oluşturan etnik/dinî kimlikler çoğu zaman ülkedeki çatışma ve kaos ortamının temel nedeni olarak kabul edilmektedir. Cebel-i Lübnan'da XIX. yüzyılda yaşanan gerilimler ve çatışmalarda bölgenin iki başat toplumsal grubu olan Marunîler ile Dürzîler arasındaki güvensizlik duygusunun önemli bir rol oynadığı aşikârdır. Bu iki grubun birbirlerine karşı duyduğu güvensizlik ve bu nedenle ikisinin de güvenliğini arttırmak için verdiği mücadele çoğu kez dış destek ihtiyacını doğurmuş ve yabancı güçlerin bölgeye müdahalesinin yolunu açmıştır. Bu bağlamda çalışmamızda, 1820-1860 tarihleri arasında Marunîler ile Dürzîler arasındaki gerilimlerin ve çatışmaların arkasında yatan muhtelif nedenler, tarafların bekalarını korumaya yönelik kaygıları, toplumlararası güvensizlik duygusu ve dış müdahalecilik kavramı ön plana çıkarılarak tarihsel bir süreklilik içerisinde ele alınmaktadır. Bu minvalde çalışmamızda Lübnan'daki mezhepsel ve dinsel çeşitliliği referans noktası alarak mezkûr tarihler arasında yaşanan olaylar bağlamında Marunî ve Dürzî toplumlarının kendilerini ve çıkarlarını nasıl tanımladıkları, düşünce ve algılarının kimlik inşa sürecine etkileri, yabancı güçlerle ilişkileri ve yeni kimlik oluşumları karşısında merkezi otorite olan Osmanlı Devleti'nin bakış açısı incelenmektedir.Doctoral Thesis Celtis Tournefortii Lam. Bitkisinin Yeşil Yapraklarından Gümüş ve Altın Nanopartiküllerin Biyolojik Yolla Sentezi, Karakterizasyonu, Kimyasal Kompozisyon ve İn-vitro Antimikrobiyal ve Sitotoksik Aktivitelerinin Belirlenmesi(2024) Baran, Ayşe; Keskin, CumaliCeltis tournefortii Lam. (C.tournefortii) bitkisinin atık durumundaki yeşil yapraklarından elde edilen özüt kullanılarak iki farklı konsantrasyonda altın nanopartiküllerin (AuNP'lerin) ve gümüş nanopartiküllerin (AgNP'lerin) sentezi, ucuz, kolay ve çevre dostu bir yaklaşımla yapıldı. Sentez sonucunda elde edilen AuNP'lerin ve AgNP'lerin karakterizasyonu UV-vis Spektrofotometre, XRD, FTIR, TEM, AFM, FESEM, EDX, TGA-DTA, DLS cihazlarından elde edilen veriler aracılığıyla değerlendirildi. 5 ve 10 mM'da sentezlenen AuNP'lerin sırasıyla, küresel morfolojik görünümde, negatif yüzey yük dağılımında, 553.67-555.32 nm maksimum absorbansa sahip ve 31.30-53.55 nm boyut dağılımında oldukları belirlendi. 5 ve 10 mM'da sentezlenen AgNP'lerin sırasıyla, 479.10-482.13 nm maksimum absorbansta, negatif yüzey yük dağılımında, ortalama 4.8-15 nm boyutlarda ve küresel görünümde oldukları bulgusuna ulaşıldı. Elde edilen AuNP'lerin ve AgNP'lerin, in-vitro antimikrobiyal ve antikanser etkileri, sırasıyla mikrodilüsyon ve MTT metotları kullanılarak incelendi. Sentezlenen AuNP'lerin antibiyotiklerden daha düşük olan, 0.01 ve 0.50 µg mL-1 aralığındaki konsantrasyonların patojen mikroorganizmaların üremelerinin baskılamada etkili oldukları görüldü. AuNP'lerin 25 µg mL-1 konsantrasyonunun en iyi antikanser etkisi, % 88.58 oranında baskılama ile CaCo-2 hücre hattı üzerinde olduğu belirlendi. Diğer hücre hatlarının üremesi üzerinde de etkili baskılama oluştuğu tespit edildi. AgNP'lerin patojen suşların üremesi üzerindeki baskılayıcı etkisinin 0.03-1.00 µg mL-1 gibi düşük konsantrasyonlarda, standart antibiyotiklerden daha etkili oldukları görüldü. AgNP'lerin sağlıklı hücre hattı HDF üzerinde 25 µg mL-1 konsantrasyonun % 79.45 canlılık oranı ile toksik etkisinin nerdeyse olmadığı belirlendi. Kanser hücre hatlarında ise canlılığı baskılamada en iyi etkinin, % 75.36 baskılama oranıyla CaCo-2 hücre hattı üzerinde oluşturduğu belirlendi. Bunun yanında diğer kanser hücreler hatlarının üremesi üzerinde önemli düzeyde baskılama meydana getirdi. C. tournefortii özütünün fitokimyasal bileşen bakımından karakterize edilmesi için, LC-MS/MS verilerinden elde edilen profil kullanıldı. Profilde en yüksek konsantrasyona sahip olan bileşenlerin sırasıyla, rutin, kumarin, biosiyanin A, şikimik asit, klorojenik asit olduğu belirlendi. Ayrıca özütün antimikrobiyal ve antikanser etkileri de incelendi. Özütün, AgNP'ler ve AuNP'lere kıyasla daha yüksek konsantrasyonda daha az etki gösterdiği belirlendi.Doctoral Thesis Clinical Sociology: From a Sociology at the Margins To an Intervention Sociology(2025) İmret, Amine; Kara, ZülküfToplumsalı anlama ya da açıklama biçimi olarak sosyoloji, klasik geleneğinden bu yana büyük epistemolojik birikimini kavramsal ve kuramsal bakiyesini de göz önüne alarak gündelik hayat sosyolojisindeki değişimlere odaklamış ve olası entelektüel çıkarımlarını yeni bir eksene doğru kaydırmış görünmektedir. Bu eksen, sosyolojik düşüncenin derinliğine ve çerçevesine büyük bir ivme kazandıracak gibi görünmektedir. Sosyolojik teoriyi toplumsal alandan başlamak üzere 'klinik' bir eksene oturtmaya çalışan bu yeni ivme, sosyal değişim parametrelerini beden, patoloji, müdahale ve travma bağlamında yeniden okumaya tabi tutmaktadır. Sosyolojinin epistemolojik çeperlerini genişletme gayesi taşıyan bu tezde, toplumsal sınırlarda dolaşan sosyolojinin bir klinik müdahale biçimi olarak teorik/pratik bir genişleme sağlayıp sağlamayacağı tartışma konusu yapılmıştır. Tartışma, sosyolojik bir kavram olarak kliniğin, toplumsal bedende patolojik olandan kesitler edinerek sorunun iyileşmesini sağlayan interdisipliner bir çabaya doğru evrilmiştir. Öyle ki klinik sosyolog, sorunlu davranışın istenen yönde değişimi için tek tek bireylerle, ailelerle, gruplarla, kurumlarla ve hatta uluslararası düzeyde bile faaliyet yürütebilmektedir. Dolayısıyla sınırdan bir sosyolojiden müdahale yapabilen ve bizzat alandan patolojik veriler toplayarak toplumsal, bireysel veya kurumsal tüm düzeylerde metodolojik bir iş birliğine imkân sağlayan yeni bir müdahale sosyoloji söz konusudur. Özetle bu çalışmadaki amaç, sosyolojik teoriyi kullanıma ve uygulamaya sokmaya çalışan klinik sosyolojiye dair detaylı bir literatür taraması yapmak ve klinik sosyolojiyi Türkiye sosyolojisine kazandırmaktır. Aynı zamanda klinik sosyolog etiketi altında, sosyolojinin güncel ve aktif kullanım alanlarının çeşitliliğini ortaya koymaktır.Doctoral Thesis David George Hogarth'ın Şarkıyatçı Yönü ve Arap İsyanı'ndaki Rolü (1862-1927)(2024) İpek, Mübarek; Yelbaşı, Canerİngiltere İmparatorluğu emperyalist ve sömürgeci politikalarını Asya, Amerika, Avusturalya ve Afrika kıtalarında uzun yıllar boyunca sürdürdü. İmparatorluğun ve İngiliz kraliyet tacının egemenliğinin bu kıtalarda devam etmesi için siyasi, askeri, dini, ticari, bilimsel kurumlara bağlı kişiler mücadele verdi. Kurumlara bağlı kişilerin amacı devletlerinin emperyalist politikasını düşman devletlere karşı korumak, geliştirmek ve yüceltmekti. Kurumlar bu görevi yaparken birlikte hareket etmekte ve bazen de birbirini destekleyen girişimlerde bulunmaktaydılar. Bilimsel kurumlar da bu bağ içinde gereken desteği almakta ve devletin emperyalist politikasına destek sağlamaktaydı. Bilimsel kurumlara bağlı üniversiteler, araştırma fonları, müzeler, resmi ve özel kütüphaneler gibi bilim yuvaları görevlendirdikleri oryantalistleri, Asya, Balkanlar ve Orta Doğu'ya araştırmaya gönderdi. Doğu bilimcileri gittikleri bölgelerin tarihi, arkeolojisi, jeolojisi, botaniği ve coğrafyası üzerinde çalıştılar. Ayrıca oryantalistler bilim şemsiyesi altında! ülkelerinin siyasi ve askeri çıkarları için hizmet ettiler. Müsteşrikler, çalıştıkları topraklarda edindikleri tecrübeleri daha sonra devletlerinin emperyalist ve sömürgeci politikalarına hizmet etmek için de görev aldılar. 19. yüzyılının üçüncü çeyreğinden sonra ve 20. yüzyılın ilk çeyreğinde oryantalist David George Hogarth da bilim yuvası olan Oxford Üniversitesi, The British Museum, Filistin Araştırma Fonu ve Ashmelon Muesum'un desteğiyle Balkanlar, Anadolu, Suriye, Mısır ve Lübnan'a gelerek bilimsel araştırmalarda bulundu. Hogarth bilimsel araştırmaları esnasında gittiği yerlerin kültürü, tarihi, jeolojisi, coğrafyası ve arkeolojisi hakkında detaylı inceleme yaparak bilgi topladı. Bu bölgeler hakkında tecrübe kazanan Hogarth daha sonra I. Dünya Savaşı'nda ülkesinin emperyalist ve sömürgeci politikası için Mısır'da Arap Bürosu'nda istihbarat subayı olarak çalıştı. Bu çalışmada, Hogarth'ın örneğinde; İngiltere İmparatorluğu'nda, oryantalizm-emperyalizm ve siyaset-bilim arasında nasıl bir bağın oluştuğu konusu ele alındı. Ayrıca Hogart'ın Arap isyanında ne gibi rol aldığı konusuna değinildi.Doctoral Thesis Diyarbakır üzerine imge anlam üretimi(2017) Toka, Şerif; Tan, PelinIn this thesis, which is moving forward in a way that is being open to fragmental, transparent, probabilities and experimentation, a different set of theoretical and conceptual tools have been used to create a more creative relationship with urban space. The thesis aims to create a new image/meaning by using fragmental text, photographs and video images tools, with sections taken from the fluid views of the city, stripped from the frame imposed by the image-oriented discourse of the city. The method used in the thesis and intellectual follow-up of the thesis are both produce each other simultaneously. It is trying to create conceptual clusters and passages in producing image/meaning of the city through meeting with the concepts produced by the thinkers and the various relations that this encounter gives rise to. With the view of what is happening in the city is the continuous flows, the exteriors shaped, the strata created and the transformations that continue with the bodies, the materials including the sound and image records and photographs of the places in Diyarbakır were collected and the visual and written images /meanings about Diyarbakır were produced by using these materials. Keywords: Diyarbakır, city space, video-image, photograph, fragment.Doctoral Thesis Diyarbakir'da güncel kentsel mekân üretim sürecinde rol oynayan aktörler(Mardin Artuklu Üniversitesi, 2016) Aksoy, Rojat; Tanyeli, Abdullah UğurKentler ve günümüzde daha çok metropol olarak adlandırılanlar, birçok toplumsallığın içinde bulunduğu pratiklerden oluşmaktadır. Toplumsallığın çıktılarından biri olan mekânsal üretimler, çoğullukların bütünleşmesi ile biçimlenmektedir. Bu doğrultuda sermaye de kentte yerini bulmaya ve kazanmaya başlar. Sermaye ile birlikte küreselleşme süreci de kentlerin daha çok önem kazanmasına neden olmuş, birçok kent benzer sermaye etrafında biçimlenmeye başlamıştır. Küresel sermayenin kendine yer edindiği alanlardan biri de kuşkusuz mekân üretimidir. Günümüzde mekân üretim pratikleri arasında yapılaşma önemli bir yer tutmaktadır. Metropol kentlerde bu yapılaşma sürecini aktörlerin etkilediği ve ayrıca bu aktörlerin çıkar ya da çıkar gözetmeyen gruplardan oluştuğu ayrı/aynı dönemlerde kentte bir takım değişimlere neden oldukları görülmektedir. Bunun yanında bu yapılaşmaya öncülük ettiklerini söylemek yerinde olacaktır. Değişimlerin iyi ya da kötü olmasının sorgulanmasından çok bunların her defasında kendisini yeniler durumda olması daha önemlidir. Bu aktörlerin kimler ya da neler olduğunun yanında hangisinin nasıl bir rol oynadığı çalışmanın esas sorgulamalarından biridir. Herkesin kendini ne olarak gördüğü ve birbirleriyle ne kadar ilişki içinde olduklarını sorgulamak xii amaçlandı. Çalışmada, herkesin kavga ettiği bir ortamın iç dinamiklerini anlamak istenildi. Bu durum göz önünde bulundurulup Diyarbakır'da son on yılda yapılmış veya yapılmakta olan bazı mekânsal üretimler araştırmanın konusu olmuştur. Çalışmaya dâhil edilen her aktör; kendini nasıl sorumlu/sorumsuz görüyor. Bu aktörler kendi görevlerini ya da kendilerini nasıl tarif ediyorlar? Birbirlerine göre durumları nasıldır? gibi sorular etrafında çalışma biçimlenmiştir. Kentin mekân üretim sürecinde rol oynayan bu aktörlerden; Yerel Yönetimler, Merkezi Yönetim Kurumları, Sivil Toplum Kuruluşları (STK) ve Özel Şirketler - Yap-sat Firmaları çalışma için seçilmiştir. Kentsel mekân üretim pratikleri, Diyarbakır'daki bu aktörlerin üstlendiği yaklaşık 20 proje (tasarım + uygulama) üzerinden şekillenmiştir. Projenin kent içindeki yeri, aktörlerin üstlendiği görev ve sorumlulukları proje üzerinden kısmen de olsa değerlendirilmiş ve bu doğrultuda görüşmeler yapılmıştır. Ayrıca yapılan bu görüşmeler görsellerle de desteklenip, bazı analizler çıkartılmıştır. Her bir proje için, projeyi daha iyi şekilde anlatabilecek sorular hazırlandı. Hazırlanan bu sorular, bazı projelerde şirket sahiplerine, bazılarında şantiye şefi gibi teknik elemanlara bazılarında mimarlara ve bazılarında ise projenin yapım sürecinde etkili olan aktörlere sorulup çalışmanın amacına ulaşıldı.Doctoral Thesis Diyarbekirli Kimlikler Bağlamında Ziya Gökalp(2024) Deniz, Ahmet; Özcoşar, İbrahimZiya Gökalp'in fikirlerinin oluşmasında hayatının büyük kısmının geçtiği Diyarbekir etkili olmuştur. Diyarbekir, Osmanlı'nın son dönemine kadar farklı etnik ve dini kimliklere sahip unsurların birlikte yaşadığı imparatorluğun en kozmopolit vilayetlerinden biriydi. Gökalp gençliğinin ilk yıllarında okuduğu Namık Kemal'den etkilenerek Osmanlıcılık düşüncesini savunmuştur. Dr. Abdullah Cevdet'in Diyarbekir'de görev yaptığı yıllarda modern bir muhalefet örgütü olan İttihat ve Terakki ile tanışan Gökalp ve Diyarbekir eşrafının cemiyete katılmaları ideolojik kaygılardan daha çok nüfuz mücadelesi nedeniyle olmuştur. Sultan II. Abdülhamid dönemi, aynı zamanda Diyarbekirli kimlikler arasında değişimlerin başladığı bir dönemdir. Ermeni meselesinin Diyarbekir'deki yansımaları ve Sultan'ın Ermenilere karşı aşiretleri desteklemesi gibi nedenlerle bu süreçte Ermeniler, eşraf ve aşiretler arasında bir takım sorunlar ve çatışmalar yaşanmıştır. Bu süreç Gökalp'in ve Diyarbekir eşrafının II. Abdülhamid yönetimine muhalif bir hareket olan İttihat ve Terakki Cemiyeti'ne katılmalarına neden olmuştur. Meşrutiyet öncesinde Diyarbekir'de Ermeniler ve aşiretlerle mücadele edenler genel olarak İttihatçı eşraftı. Gökalp, Meşrutiyet öncesinde Diyarbekir'de etkili olan Hamidiye Alaylarına mensup Milli İbrahim Paşa'ya karşı şehir ahalisini organize etmesine rağmen bir sonuç alamamıştır. Meşrutiyet'in ilanı sonrasında Diyarbekir'de İttihat ve Terakki'nin şubesini kuran Gökalp, ilk olarak Abdülhamid'in şehirdeki müttefikleri ile mücadele etmiştir. Ardından İttihat ve Terakki'nin şehirde hâkim güç olmasını sağlamak için valiler, memurlar ve İttihat ve Terakki karşıtı eşrafla mücadele ederek, İttihatçıların şehirde hâkim güç olarak ortaya çıkmasını sağlamıştır. Gökalp'in İttihat ve Terakki'nin genel merkez üyesi olmasının ardından benimsediği Türkçülük düşüncesi çerçevesinde, 1910-1918 yılları arasında, Diyarbekir'de aşiretler, Ermeniler ve Kürtlere yönelik politikaların belirlenmesinde etkili olmuştur. Cumhuriyet'e geçiş sürecinde ise yazdığı makalelerle yeni yönetime, unsurlara yönelik politikaların belirlenmesi konusunda rehberlik etmiştir. Tezimizin birinci bölümünde Gökalp'in hayatı ve düşünce serüveni, ikinci bölümde Diyarbekirli eşraf ve aşiretler arasındaki mücadele, üçüncü bölümde Gökalp'in Ermenilere yönelik faaliyetleri ve düşüncesi, dördüncü bölümde ise Kürtler ve Kürt aşiretlerine yönelik Gökalp'in söylemleri ve İttihat ve Terakki'nin uygulamaları izah edilmeye çalışılmıştır. Gökalp'in Diyarbekirli kimliklere yönelik faaliyetleri ve söylemleri yazmış olduğu makaleler, arşiv belgeleri, hatıratlar gibi dönemin kaynakları üzerinden incelenmiştir. Ayrıca Gökalp'in merkezinde yer aldığı ve unsurlara yönelik alınan kararlarda etkisi olduğu İttihat ve Terakki'nin Diyarbekir'e yönelik politikaları ve şehirdeki İttihatçı çevrenin etkisine de odaklanılmıştır.Doctoral Thesis Domestik yaşam: Bir konut kuramı için altlık(2019) Taşgüzen, Zemzem; Tanyeli, A. UğurSince the early 1930s, when housing studies began in the field of architecture, the discussion has been revolving around certain dualities -such as traditional house/modern house - and generalizations - such as Turkish house/Anatolian house. The idea of 'eternality' excludes practices of everyday life and their transformation has since dominated the literature. Functional and analytical language in the housing studies increased the quality and quantity of discussions, however, defined as 'nest' and 'pri- vate space'; the house became idealized and closed day by day. 'The lost home' rhetoric that has fed nostalgia in architecture has also increased the barriers towards the understanding of the house idea. As in the past, it is not known today how ordinary people use their homes, how their practices are diversified, and how their relations are maintained. The aim of this dissertation is thus to problematize the old theoretical approaches that are no longer valid and to develop a new conceptual approach to housing research. The dissertation opens up the question of 'how can we understand the house?' to a discussion with a 'narrative montage' consisting of writer's own domestic life. Approaching the subject through the unwritten history of houses, domesticities, and domestic households; it addresses the perspective of overlooked ordinaries; or those that have been compressed in a total 'meta' narrative. It argues that the house is nothing than domestic life and sociality combined; and reveals social relations, daily actions, and historical dynamics are produced by clashing, challenging and changing with the house. It criticizes the traditional discourses of the house and the holistic theory proposals alike and further demonstrates that it is not possible to expect a wholistic theory that will reveal the eternal manifestations of domestic life; consequently forming the basis for a housing theory that focuses on the diversity of the actions of the subjects and the complexity of relations. Finally, the dissertation emphasizes the importance of conducting residential research on an interdisciplinary, flexible, and autonomous ground.Doctoral Thesis Enerji yoksulluğu ve cinsiyet eşitsizliği ilişkisi: Latin Amerika ülkeleri örneği(2026) Ateş, Baki; Polat, Melike AtayCinsiyet eşitsizliği dünya çapında ciddi bir sorun oluşturmaktadır. Bu tez çalışmasının amacı, cinsiyet eşitsizliği ile enerji yoksulluğu arasındaki ilişkiyi incelemektir. Enerji yoksulluğu ile cinsiyet eşitsizliği ilişkisini konu edinen ampirik çalışmaların literatürde sınırlı olması nedeniyle bu çalışmanın literatüre katkı sağlaması beklenmektedir. Çalışmada ampirik analizler panel momentler kantil regresyon yöntemi (Method of Moments Quantile Regression-MMQR) kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Analizlerde Latin Amerika ülkelerine ait verilerden yararlanılmıştır. Cinsiyet eşitsizliği bağımlı değişken olarak enerji yoksulluğu ile kişi başına gelir ise bağımsız değişken olarak kullanılmıştır. Kurulan modeller kapsamında yapılan analizlerde enerji yoksulluğundaki azalışın kadınların işgücüne katılımını, kız çocuklarının eğitim durumunu, kadınların sağlığını, politikaya katılımlarını pozitif etkilediği bulgusuna ulaşılmıştır. Ayrıca enerji yoksulluğundaki azalış küresel cinsiyet uçurumu endeksini pozitif etkilemektedir. Kırsal alanda elektriğe erişim değişkeni negatif sonuç vermektedir. Bu durum ise kırsalda enerjiye erişimin artmasının yaşam kalitesini yükseltmekle birlikte cinsiyet eşitsizliği sorununun çözümünde tek başına yeterli olmadığına işaret etmektedir. Kırsal kalkınma için enerji yanında su, yol, telekomünikasyon, eğitim, sağlık ve benzeri temel altyapı yatırımlarının yapılması gereklidir. Ayrıca fiziksel altyapı yatırımlarını takiben geleneksel toplumsal cinsiyetçi uygulamaların sonlandırılması kritik öneme sahiptir. Cinsiyet eşitsizliği sosyal, ekonomik, kültürel boyutları olan karmaşık bir sorun olduğundan enerji yoksulluğundaki azalış sınırlı bir pozitif etkiye sahip olmaktadır. Politika yapıcı kurumlar tarafından enerjiye erişimin artırılması için yapılacak yatırımların aynı zamanda cinsiyet eşitsizliği sorununun çözümüne katkı sunacağı değerlendirilmektedir.Doctoral Thesis From the Social Self to the Digital Self: Towards Understanding the Morphology of a Society(2023) Oral, Seher; Kara, ZülküfToplumsal Benlikten Dijital Benliğe: Bir Toplum Morfolojisini Anlamaya Doğru başlıklı bu çalışma, benliğin toplumsal doğasını ve bu doğa etrafında şekillenen yeni morfolojik deneyimleri anlama noktasında önem arz etmektedir. Önceleri toplumsalın doğasında yüz yüze etkileşimlerle inşa edilen benlik, internetin yaygınlaşması ile birlikte artık dijital mecralarda sanal etkileşimler sonucu inşa edilen yeni bir morfolojik deneyime tabi olmuştur. Bu çalışmada, insanların diğerleriyle etkileşime geçtiği ve yeni bir sosyal var olma biçimi haline gelen dijital mecraların, toplumsal benlik ve benlik sunumları üzerinde gerçeklik, temsil ve imaj kavramları ışığında ne tür değişimlere neden olduğu sorunu ele alınmıştır. Çalışmanın kavramsal çerçevesini, ilk bölümde benliğin toplumsal doğasını anlamaya yönelik yapılan genel tanımlamalar, özneyi, sembolik bir etkileşim biçimi olarak ifade eden Sembolik Etkileşimciliğin temel kavramları ve Goffman'ın dramaturjik teorisi oluşturmaktadır. İkinci bölümde sosyalliğini dijital yüzeye taşıyan ve bir gösteri nesnesine dönüşen benliğin değişim ve dönüşümü, Debord, Foucault, Baudrillard vs. düşünürlerin temel kavramları üzerinden ele alınmıştır. Üçüncü bölümde sembolik etkileşimin neredeyse ortadan kalktığı göstergeler evreninde kişinin sosyal derisine iliştirdiği yapay bileşenlerden- temsil, imaj- sıyrılmasının mümkün olup olmadığını Deleuze'ün 'farkedilmez oluş' kavramıyla düşünmek ve sosyal bilim tartışma alanına dahil etmek toplumsal değişimleri daha iyi anlamamız açısından literatüre katkı sağlayacaktır.
- «
- 1 (current)
- 2
- 3
- »

