Doktora Tezleri

Permanent URI for this collectionhttps://hdl.handle.net/20.500.12514/10331

Browse

Recent Submissions

Now showing 1 - 20 of 52
  • Doctoral Thesis
    Vernaküler ve bağlantılı kavramlar kapsamında Türkiye'de mimarlık
    (2017) Paköz, Aslıhan Ece; Tanyeli, Abdullah Uğur
    Bu çalışmanın temel meselesini Türkiye'de halk mimarisi, Türk evi, Osmanlı evi, Anadolu evi, sivil mimari vb. gibi terimlerle adlandırılan geleneksel konut mimarlığının erken 20. yüzyıldan beri historiyografik söylemlerde nasıl inşa edildiğini tartışmak oluşturmaktadır. Söz konusu terimlerin hemen hepsi, ne arkitektonik, ne de barınma kültürü eksenli kurulmuş olmayan söylemlere işaret etmektedir. Vernaküler terimi ise, diğerlerine oranla ülkedeki siyasal tartışmalara daha az referans vermesi nedeniyle, tüm bu söylemlere konu oluşturan mimarlık ürünlerini genelde nitelemesi için seçilmiştir. Vernaküler kavramının dışında kalan konuya ilişkin terimler, Türkiye'deki siyasal ve ideolojik tartışmalarla sıkı biçimde bağlantılı gözükürler. Hepsinde de geleneksel konut mimarisinin kültüralist, iklimsel ve tarihsel determinizm olarak adlandırılabilecek bakış açılarıyla ele alındığı ve açıklandığı söylenebilir. Hatta, bu terimlerin her birinin farklı siyasal iktidar tahayyülleri kurmaya yönelik arayışlarla ilişkili olduğu da farkedilmektedir. Çalışmada, Türkiye'de vernaküler konut söylemleri aracılığıyla kurulan siyasal iktidar tahayyüllerini vareden en önemli öğenin 'özcülük' olduğu saptanmıştır. Özcülük merkezli söylemler, sürekli değişen dünyada hep sabit kalan, değişime direnen bir öz arayışına işaret etmektedir. Bu durum değişimi durdurmak ve çeşitliliği görmezden gelmek istemekle eşanlamlıdır. Konut tarihi söylemlerinde egemen olan yaklaşım çerçevesinde vernakülerin tarihselliği inkar edilmekte, yaygın bir çeşitlilik gösteren konut mimarlıkları sürekli olarak türdeşlik gösterdikleri iddiasıyla açıklanmaya çalışılmaktadır. Çok sayıda örnekte, vernaküler kavramının, geleneksel domestik dünyanın ne olduğunun araştırılmasından çok, toplumun disipliner bir bütün olarak yeniden inşa edilmesine yönelik bir arayışa işaret ettiği görülmüştür. Vernaküler söylemleri aracılığıyla bir zamanlar mevcutken yitirilmiş, ancak özlenen bir muhayyel geçmiş anlatılarak, aslında kurulması talep edilen –farklı siyasal ideolojilere göre farklılaşan- bugünler tarif edilmektedir. Böyle bakıldığında, vernaküler mimarlık, herkesin önceden belirlenmiş kurallara tartışmasız uyduğu, kimlik bütünlüğü gösteren, aşınmaz bir disiplin rejimi inşa etme hayalinin kurucu araçlarından biri haline gelmektedir.
  • Doctoral Thesis
    The Non-Muslims of Antioch in the 18th Century (According to the Shari’a Registers)
    (2026) Dağaşan, Derya; Gümüş, Ercan
    This study, entitled Non-Muslims in Antioch in the Eighteenth Century (According to Sharia Court Records), examines the non-Muslims living in the city of Antioch, an important trading centre during the classical period of the Ottoman Empire. In this context, non-Muslims residing in the city, including Armenians, Greeks and Jews, as well as those arriving from within and outside Ottoman territories for commercial purposes, were also addressed. The comprehensive structure of the thesis consists of four sections, excluding the introduction. The introduction section covers the purpose of the study, the sources used, the research method, and the name and historical development of the city of Antioch. The first section provides information about the ethnic composition, settlements and population distribution of non-Muslims living in Antioch. The second section touches upon topics such as the dwellings, household items, clothing, family life, social relationships and crimes committed by the non-Muslims of Antioch. In the third chapter, religious beliefs, places of worship, clergy, and practices of changing religion are examined. The fourth chapter examines the economic relations of non-Muslims, including their occupations, economic activities, roles in domestic and foreign trade, partnerships with Muslims, debt relations, property transactions, and tax records. This study is an independent social history research project that aims to shed light on the socio-economic structure of the Ottoman Empire in general and Antioch in particular within the aforementioned context, endeavouring to address the city's non-Muslim population in all its dimensions. Although the main source of the study is the Sharia Registers, various archival documents have also been utilised. In addition to data obtained from archival documents, travelogues, copyrighted works written about Antioch and non-Muslims, foreign sources, articles, theses, papers and internet sources were used.
  • Doctoral Thesis
    Symbols of Kemalism’in in Nation State Building
    (2023) Coşkuner, Evrim Armağan; Yelbaşı, Caner
    Milli Mücadele'nin ardından kurulan Türkiye Cumhuriyeti'nin erken dönemlerinde ulus inşası ve Batı modelindeki reformların ülke genelinde uygulanması, Kemalist iktidarın politikalarında önemli bir yeri işgal etmiştir. Bu doğrultuda Kemalist kurucu kadro, büyük bölümü kırsalda yaşayan, okuma ve yazma oranının çok düşük olduğu bir toplumu, Kemalist reformlar dâhilinde ve Batı modeline göre dönüştürmek istemiştir. Kemalist seçkinler aynı zamanda bu topluma Türk etnik unsurlarına dayalı olarak bir milliyetçilik ruhu kazandırmayı hedeflemiştir. Bu anlamda iktidar okuma ve yazma oranının düşük olduğu toplumda halka ulaşabilmek ve kendi ideolojisi dâhilinde olan reformlarını halka benimsetebilmek için birçok yöntem kullanmıştır. Bu yöntemler kimi zaman yeni nesilleri Kemalist politikalar dâhilinde yetiştirecek olan eğitim kurumları, kimi zaman da okuma ve yazma bilmeyen halka yönelik tasarlanan ve görselliğe hitap eden farklı araçlar olmuştur. Konu dâhilinde Batı modelinde tasarlanan modern kentler, Atatürk'ün anıt ve heykelleri, Erken Cumhuriyet Dönemi banknotları ve bu döneme ait olan posta pulları görselleri okuma yazma bilmeyen halka Kemalist iktidarın ideolojisini benimsetmeyi ve bu sayede iktidara bir meşruluk kazandırmayı hedeflemiştir. Kemalist iktidar, benzer şekilde kadını da kendi politikaları dâhilinde, Batı uygarlığına karşı bir medenileşme sembolü ve reklam yüzü olarak kullanmıştır. İktidarın kadın politikalarına eğilmesinin bir diğer sebebi de ulus devlet inşasında dönüştürülmesi planlanan toplumda, gelecek nesilleri yetiştiren ilk eğitimcinin annelik göreviyle kadın olmasıdır. Kemalizm Batı modelinde toplumsal dönüşümü müzik ile de sağlama yoluna gitmiş ve bu anlamda tek sesli olduğu düşünülen halk şarkı ve türküleri derlenerek Batı musiki teknikleri ile çok sesli hale getirilmeye çalışılmıştır. Bu doğrultuda her yönden bir Batılaşma projesini hedefleyen Kemalizm, kendi ideolojisini halka benimsetmek istemiştir. Nihayetinde Kemalist iktidarın kendi yöntemlerini uygulamaya dönük olan bu araçlar Kemalist ideoloji ile özdeşleşerek Kemalizm'in birer simgesi haline gelmiştir.
  • Doctoral Thesis
    Prekaryel alan ve merkeziyetsiz örgütlenme: Mardin Kuyubaşılarındaki göçmen tarım işçileri
    (2026) Öner, Rıdvan; Karadeniz, Sıtkı
    Bu tez çalışması, Mardin'in Mezopotamya Ovası'ndaki tarımsal üretim alanlarında 'Kuyubaşı' olarak adlandırılan barakalarda yaşayan ve çalışan Suriyeli göçmen tarım işçilerinin emek süreçlerini, yaşam koşullarını ve geliştirdikleri özgün örgütlenme biçimlerini sosyolojik bir perspektifle incelemektedir. Çalışma göçmen emeğini yalnızca sömürülen pasif bir kitle olarak gören yaklaşımların ötesine geçerek, bu grubun yapısal kısıtlılıklar, hukuki güvencesizlik ve mekânsal izolasyon içerisinde dâhi stratejik bir faillik geliştirebildiğini ortaya koymayı amaçlamaktadır. Araştırmanın kuramsal çerçevesi Pierre Bourdieu'nun alan kuramı, 'sermaye' ve 'habitus' kavramları ile Guy Standing'in 'prekarya' teorisi üzerine inşa edilmiştir. Bu bağlamda Kuyubaşıları yalnızca bir üretim mekânı değil, sermaye türlerinin (ekonomik, kültürel, sosyal, sembolik) dönüştürüldüğü ve güç mücadelelerinin yaşandığı dinamik bir 'toplumsal alan' olarak ele alınmıştır. Çalışmada nitel araştırma yöntemi benimsenmiş, Mardin'in Kızıltepe, Derik, Nusaybin ve Artuklu ilçelerindeki Kuyubaşılarında yaşayan göçmen ve yerel işçiler ve çiftçilerle derinlemesine mülakatlar ve saha gözlemleri gerçekleştirilmiştir. Örneklem grubu amaçlı örneklem tekniğiyle belirlenmiş olup, 20 göçmen işçi, 5 yerel işçi ve 10 işveren çiftçiden oluşmuştur. Araştırmanın temel bulgusu, Kuyubaşı işçilerinin merkezi bir liderlik, sendika veya hiyerarşik yapı olmaksızın, 'Merkeziyetsiz Örgütlenme' adı verilen özgün bir strateji geliştirdiklerini göstermektedir. İşçiler, 'sessiz bir kolektivite' ve enformel bilgi ağları aracılığıyla hareket ederek, özellikle Derik bölgesinde ve Kızıltepe'nin merkeze ve yola uzak bölgelerinde düşük sabit ücret rejiminden sıyrılarak mahsulden pay aldıkları 'yüzdelik' sistemine geçmeyi başarmışlardır. Bu örgütlenme biçimi, işçilerin 'kırılgan hareketlilik' stratejileri, risk alma kapasiteleri ve sahip oldukları kültürel (traktör kullanma, gübreleme, ilaçlama ve sulama teknikleri vb.) ve sosyal sermaye üzerinden işleyen, resmi olmayan ancak kolektif sonuçlar üreten bir pazarlık gücüdür. Sonuç olarak bu tez, prekaryel koşullarda dahi aktörlerin habitusları ve pratik sezgileriyle merkezi yapılardan bağımsız, esnek ve adaptif bir örgütlenme modeli geliştirebileceklerini ortaya koyarak göç ve emek sosyolojisi literatürüne katkı sunmaktadır. Anahtar Kelimeler: Merkeziyetsiz Örgütlenme, Prekarya, Bourdieu Alan Teorisi, Göçmen Tarım İşçileri, Mardin Kuyubaşıları, Suriyeli Göçmenler
  • Doctoral Thesis
    Osmanlı 'Mimarlık Dili'nin yeniden üretimi: 1830'lardan 1930'lara bir kavramlar tarihi denemesi
    (2019) Günenç, Ömer Faruk; Düzenli, Halil İbrahim
    Bu tezde, 1830'lardan 1930'ların sonlarına kadar, Osmanlı 'mimarlık dili'nin yeniden üretildiği dokuz kavramın tarihi çalışılıyor: Mesleki özneler olarak 'kalfa (قلفه), mühendis (مهندس) ve mimar (معمار)'; disipliner sınırların üretilme süreçlerinden oluşan 'fen (فن), sanayi (صنايع) ve sanat (صنعت)'; mekân-mülkiyet krizi olarak okunabilecek 'mîrî (ميرى), mülk (ملك) ve umumî (عمومى)'. Üç grupta tasnif edilen bu kavramsal konstrüksiyonu üç 'ayrım' pratiği biçiminde kavramak mümkündür. Bu ayrım, mesleki öznelerin, disiplinlerin ve mekân-mülkiyet sınırlarının modern anlamda üretilmeye başlanmasının ve kaçınılmaz olarak her kavrama 'doğa' biçme geriliminin tarihselliğine yaslanıyor. Bir başka anlatımla, zamansal-mekânsal bir imalat olarak ayrımın kendisi üç 'düzen' arayışıdır. Birinci düzende eyleyicilerin mekân üretimindeki toplumsal rolleri ve bilgi biçimleri yeniden tanımlanarak mesleki sınırlara/kimliklere kapatılmak istenir. İkinci düzen arayışında, eyleyicinin 'içinden geçerek' imal edileceği 'bilgi rejimleri', 'tarih kurgusu' ve farklılaşan 'alan'lar oluşturulmak istenir. Böylece hem aktüel olan hem de uzaklarda kalmış tarih disipline edilerek metinsel kurgularla 'hakikat'leşmeye başlar. Üçüncü düzen arayışı ise bugünkü kavramlarla ifade edilirse 'kamu-kamusal' düşüncenin ortaya çıkışıdır. Bir muhayyellik olarak 'umumi' fizikselliğin ve/ya toplumsallığın yaratılma sürecinde icat edilen 'umum'un uyması gereken kuralları belirleme ve mülkiyet alanı içerisinde umumi olanın yerini sabitleme/belirleme gerilimidir. Bu gerilim, aynı zamanda sivil mimarlık, mülkî mimarlık ve umumî mimarlık anlatıları veya tasnifleri gibi farklı mimarlık 'türlerinin' üretilme çabasına içkindir. Özetle söylemek gerekirse bu tez, üç düzen arayışındaki sancılı süreçlerde yeniden nesneleşen kavramların tarihlerini inceliyor. Kavramların tarihsel yolculukları için 1830'lardan 1930'lara kadar 31 sözlük, 22 hukuk metni, 73 matbu metin ve süreli yayınlarda yer alan 126 makale incelendi. Kavram tarihleri, araştırma malzemelerinin doğalarıyla ilişkili olarak bir akış çizgisi içerisinde kurgulandı:Etimolojik akrabalıklar, 19. yüzyıl öncesi izler, sözlükler (1861-1922), hukuki metinler (1839-1926), matbu metinler (1873-1928) ve süreli yayınlar (1870-1938). Yeni problemlerin ve dönüşümlerin görülmeye başlandığı hukuk metinleri, matbu üretimler ve süreli yayınlar, sırasıyla akışın son üç maddesinde yer alıyor. Akışın ilk durağı, etimolojik akrabalıklarla türetilen farklı kullanımlarla ilişkilenirken, ikinci durağı ise 19. yüzyıl öncesi üç 'mimarlık' metninde kavramların izlerini arıyor. Böylece dönüşen kavramların 1800'ler öncesinde hangi biçimlerde kullanılabildiği belirtilmek isteniyor. Genel ve ıstılahat sözlükleri, 19. yüzyıl öncesi ile dönüşüm çağını biraraya getiren depolama birimleri olması sebebiyle eşik rolünü üstleniyor. Bu rolde, etimolojik akrabalıklarda ve 19. yüzyıl öncesi metinlerinde alışkanlığa dönüşen tarihsel kullanım biçimlerini içermesi ve birtakım yeni kavrayışların ve ıstılahat gerilimlerinin sızdırılması söz konusudur. Sonuç olarak, sadece 'alan'a kapatılan kalfanın, uzmanlık alanlarına ayrılmış mühendisin, ilim, fen ve sanat alanlarına dair bilgilerle mimarlık üretecek yegâne aktör inancında biçimlenen bir 'orkestra şefi' olarak mimarın icadı bu zamansal aralıkta ortaya çıkmaya başlar. Mimarlık tarihi ve sanat tarihi disiplinlerinin doğuşuyla eş zamanlı olarak, estetik içerisinde ve tarihsel biçim repertuarına başvurarak mimarlık üretiminin sayısal standartlara indirgenmeye başlanması yine benzer tarihsellikte icat edilir. Mimarlıkların tasniflenme alışkanlıkları, örneğin sivil mimarlık, mülki mimarlık ve umumi mimarlık kategorileri oluşmaya başlar. Mülkün parçalanışıyla birlikte, mülk ve mekân krizleri ortaya çıkar. 'Umumi' veya 'kamusal' fizikselliğin sınırlarını belirleme, sayısal standartlarla uygun hale getirme, müşterek mekânları ayırma ve umumî/kamusal olanın doğrudan tahayyül edilerek mekânsal sınırların oluşturulma sancısı yaşanır. Böylelikle 'umumi' özelinde mekânsal düzen yaratma çabası/sancısı yeni bir sorunsal olarak tecrübe edilmeye başlanır. 'Müphemlikten muhkemliğe' doğru salınımın görülmeye başlandığı bu zamansal aralık, üç düzen altında 'sınırlar' belirleme saplantısına dönüşür. Saplantının kendisi katı sınırlar üretme, bilgi biçimleri dayatma ve sınırlararası ilişkileri kaçınılmaz hale getirmenin deneyimi olur. Anahtar Kavramlar: Osmanlı, Mimarlık, Kavramlar Tarihi, Mimar, Sanat, Umumi.
  • Doctoral Thesis
    Network toplumunda kent: Kadıköy, Fatih ve Sultanbeyli örnekleri
    (2018) Taşar, Vedia Derda; Diken, Bülent; Düzenli, Halil İbrahim
    Bu çalışmada network, kentleşme pratiklerine ve toplumsal yapıya yeni bir bakış açısı sunmaktadır. Network perspektifinden toplumsal ve kentsel yapıyı ele almak, enformasyon teknolojilerinin gelişmesiyle birlikte somutlaştırılabilen ilişki ağlarının ve bağlantılarının ortaya konulduğu bir düzlem içerisinden düşünebilme imkanı vermektedir. Networkte akışlar uzamı olarak ifade edilen bu düzlem içerisinde bilgi, enformasyon teknolojilerinin aktivatörlüğünde yeniden üretilmekte, yapılandırılmakta ve sonuç ürün olarak ağda yer almaktadır. Bu kapsamda bilginin yönetimi networkün çalışma sisteminin en önemli öğesi olarak, kentsel işlev ve süreçlerinde de belirleyici olmaktadır. Sonuçta network kendi zaman ve mekan ilişkileri olan ve bu ilişkileri mevcut kent örgütlenmesinin üzerinde onu saracak şekilde ortaya koyan bir yapı olarak kentleşme süreçlerine etki etmektedir. Bahsedilen network ilişkileri bağlamında bu çalışma, yeni bir kentleşme biçimi olarak network kenti çerçevesinde kentsel ve toplumsal örgütlenmelerin varlığını ve dönüşümünü yakınlık ilişkileri içerisinden tartışmayı hedeflemektedir. Çalışmanın sorusu, network kentleşmesinde yakınlığın dönüşen anlamı içerisinde yeni ilişkilerin hangi kavramlar ve bağlamlar üzerine kurulduğudur. Buradan hareketle çalışmada, networkün uzam ilişkileri içerisinden toplumsal ve kentsel yapının dönüşüm süreci ilk olarak network toplumu ve network kenti başlıkları altında irdelenmektedir. Bu kapsamda toplumsal örgütlenme düzleminde bireysel ve kolektif kimliklerin oluşumu, kültürel kodların aktarımı ve bu kodlara verilen kabul etme veya tam tersi reddetme (içselleştirememe) durumlarıyla birlikte ele alınmaktadır. Kentin network pratiği içerisinde, bilgi endeksli olarak nasıl bir yeniden üretim sürecinin içerisine girdiği tartışılmakta ve networkün hakim çıkar ve pratiklerine göre odak ve merkez noktalarının oluşum süreci irdelenmektedir. Aynı zamanda kentsel yapılanma sürecinde networkün küresel ancak eşitsiz bir dağılım ürettiği öne sürülerek, bu dağılım yakınlık kavramı ile tartışılmaktadır. Yakınlık kavramı çalışmanın da ana kurgusunu oluşturarak, çalışmada network kentleşmesinde fiziksel çağrışımlarından ziyade ilişkisel bir zemin içerisinde fiziksel, sosyal, kültürel, ekonomik ve siyasal etkileşimlerin kurulumlarının araştırılmasını sağlamaktadır. Bu bağlamda yakınlık kavramına network perspektifinden bakılarak networkün hakim akışlar uzamının tüm etkileşimlerinin bu bakış açısından anlaşılması amaçlanmaktadır. Bu çerçeve içerisinde network pratiğinde yakınlık ilişkilerine çalışmada hem teorik hem de başta bahsedilen network toplumu ve network kenti bölümlerinin kavramsal düzlemi çerçevesinde deneysel olarak yaklaşılmaktadır. Alan araştırmasında klasik kent araştırmalarının ötesinde dinamik ilişki ağları elde edilmesi amaçlanmaktadır. Bu bağlamda network düşüncesinin kentsel düzlem içerisinde ete kemiğe büründürülmeye çalışıldığı çalışmada, networkte kentsel düzlemde kurulan ilişkiler çerçevesinde 'networkün içinde olma', 'networkte arada kalma' ve 'networkün dışında olma' durumları içerisinden yakınlık kavramı irdelenerek konunun tüm network pratiklerinde ele alınması sağlanmaktadır. Örneklem alanı olarak bahsedilen pratikler içerisinde sırasıyla seçilen Kadıköy, Fatih ve Sultanbeyli (İstanbul) ilçeleri bağlamında yakınlık ilişkilerinin farklı toplumsal yapılarda ve kent odaklarında çalışılması sağlanmıştır. Bu yapılırken teorik irdelemenin yanı sıra alan araştırmasının önemli bir aracı olan derinlemesine mülakat tekniği kullanılmıştır. Teorik irdeleme ve alan araştırmasından hareketle çalışmanın ana bulgusu, kentleşme eyleminin network süreci ile birlikte zaman, mekan, toplumsal ilişkiler ve kentsel örgütlenmeler bağlamında farklılaştığı odağında toparlanmaktadır. Bu durum alan araştırmasında networke üç farklı yakınlık ilişkisi içerisinden irdelendiğinde, yakınlık ilişkilerinin network pratikleri içerisinden yapılandırıldığını ve bununla ilişkili olarak da networkün üretici bir kültür ve yaşam süreci olduğunun ortaya konulmasının mümkün olduğu ifade edilmektedir. Bu bağlamda network kapsayıcı bir bütünlük içerisinde bazı yerleri odak ve merkezler halinde içerisine almakta ve bunun yanında da ötekileri dışarıda bırakmaktadır. Kentsel ilişki ve bağlantılar da networkün belirlediği akışlar içerisinden özel bir yakınlıkla şekillenmektedir. Sonuç olarak çalışmada, teorik ve deneysel irdelemelerle ortaya konulan network pratikleri içerisinde yakınlığın networkün kavramsal düzleminde mesafe ilişkileriyle sınırlandırılamayan, herhangi bir coğrafi temele oturtulamayan, güç ilişkilerinin de bu bağlamda uzamsal ilişkiler içerisinden belirlendiği bir durum olduğu gerçeği ortaya konulmaktadır. Bu bağlamda irdelenen düzlemle ilişkili olarak, yakınlık ilişkilerinin ortak pratikler ve çıkarlar içerisinde kurulabildikleri ve bireysel ve kolektif kimlik örgütlenmeleri içerisinde yeni anlam ve aidiyet ağlarını marjinal şekilde oluşturabildikleri görülmektedir.
  • Doctoral Thesis
    Mimarlık yazınında öznellik-nesnellik: Avrupa'da Cami Mimarlığı bağlamında bir karşılaştırmalı okuma
    (2018) Atlı, Mehmet; Tanyeli, Abdullah Uğur
    Bu doktora tezinde, mimarlık yazınında öznellik-nesnellik sorununu ele almak üzere, Avrupa'da cami mimarlığını konu edinen iki metin karşılaştırılmaktadır: Tez yazarının kimi Batı Avrupa kentlerinde gerçekleştirdiği cami ziyaretlerini ve gözlemlerini yazınsallaştırdığı bir 'seyahat anlatısı' ile sanat tarihçisi Christian Welzbacher'in 'Europas Moscheen: Islamiche Architektur Im Aufbruch' (Avrupa Camileri: İslami Mimarinin Yola Çıkışı) adını taşıyan kitabı. Dil, yöntem, görsellik ve konuya yaklaşım açısından farklılıklar taşıyan ve biri öznel diğeri nesnel denebilecek iki ayrı yönelimi örnekleyen bu iki metin üzerinden 'mimarlık yazınında nesnellik mümkün müdür?' sorusu irdeleniyor; iki farklı yazarın gözünden ve dilinden iki farklı cami mimarlığı anlatısı ortaya serilirken, öznellik-nesnellik ayrımını sorunsallaştırmak üzere İslam, Avrupa, Mimarlık-Dil eksenlerinde bir karşılaştırmalı okuma yapılıyor.
  • Doctoral Thesis
    Kürdistan Teâlî Cemiyeti: Kuruluş, amaç ve faaliyetler
    (2017) Altan, Bilal; Akbaş, Mehmet
    Kürtlerin muhtariyet elde etme veya tam bağımsız devlet kurma yönündeki çabaları, legal ya da illegal örgütlenmeler yoluyla XX. yüzyılın başından itibaren sistematik bir boyut kazanmakla birlikte, Birinci Dünya Savaşı öncesi Kürt örgütsel yapılanmalarının milliyetçi karakteri, Osmanlılık kimliği üzerinden şekillenmiştir. Savaş sonrası konjoktürün sunduğu şartlar, Kürt milliyetçi karakterinin Osmanlılık kimliğinin yeniden değerlendirilmesine yol açmıştır. Muhtariyet ya da tam bağımsızlık eksenindeki tartışmalarla ayrılıkçı bir mahiyet kazanan Kürt milliyetçiliğinde belirleyici olan kesimler, amaca ulaşma yolunda hem meşru Osmanlı hükümetleriyle hem de meşruluk kazanma çabasındaki Anadolu Hareketi'yle mücadele etmek zorunda kalmıştır. Kürt milliyetçi hareketi, Kürdistan Teâlî Cemiyeti aracılığıyla içsel mücadelede başarı sağlamanın önemli bir adımının İngiltere ve ABD gibi dış devletlerin desteğinden geçtiğini düşünerek, bu devletler nezdinde yoğun diplomatik teşebbüslerde bulunmuştur. Kürdistan Teâlî Cemiyeti, ABD reisi Wilson'un prensiplerinden ve Anadolu Hareketi ile doğrudan olmasa bile mücadelesini fırsat bilerek İngiltere'den büyük bir beklenti içerisine girmiştir. İç ve dış farklı güçlerle yürütülen temaslarda Wilson Prensipleri, Barış Konferansı ve en nihayetinde Sevr Antlaşması, Kürdistan Teâlî Cemiyeti için bir umut ışığı olmuş, ancak Mustafa Kemal liderliğindeki Anadolu Hareketi, Cemiyete karşı verdiği sert mücadele ile bu umut ışığını söndürmüştür. Anadolu Hareketi, Cemiyetin siyasal Kürt milliyetçiliğini, kurmak istediği yeni devlet için büyük bir tehdit olarak görmüştür. Anadolu Hareketi takip ettiği siyasetle Kürtlerin önemli bir kesiminin desteğini sağlayarak Cemiyeti önemli bir dayanaktan yoksun bırakmıştır. Halk desteğinden mahrum kalması, Cemiyetin akıbetinin seyrinde bir bakıma belirleyici olmuştur. Kürdistan Teâlî Cemiyeti, Kürt milliyetçiliğinin siyasallaşmasının yanı sıra Kürt milliyetçiliğinin kültürel yönüne de hizmet etme çabası vermiştir. Mesela Kürt tarihi, Kürtlerin kökeni, Kürt edebiyatı ve sosyal yaşantısına yönelik derin bilimsel analizler içermese de imkânları ve dönemin şartları ölçüsünde katkı sunmaya çalışmıştır. Anahtar Kelimeler: Kürdistan Teâlî Cemiyeti, Kürt milliyetçiliği, Anadolu Hareketi, Wilson Prensipleri, Barış Konferansı.
  • Doctoral Thesis
    Haçlı Seferleri döneminde Müslümanların Frenklerle ilgili teolojik, toplumsal ve siyasî algıları (1096-1193)
    (2026) Ağalday, Hilal; Polat, Ziya
    The Crusades were perceived in the Islamic world not merely as a military and political threat but also as a profound intellectual and cultural shock. The fall of Jerusalem in 1099 marked a turning point that transformed the Muslim collective memory into a source of both trauma and revival. This study aims to analyze, in a multidimensional framework, the perception of the Franks that emerged in the Muslim intellectual and literary milieu after the Crusades. It focuses on how Muslim authors and poets depicted the Franks, in what historical and intellectual contexts these depictions were produced, and how these representations shaped the Muslim perception of the Franks' theological, social, and political identity. The research demonstrates that the Crusades were not perceived by Muslim intellectuals merely as external wars but as processes of inner reflection and identity definition. In this regard, the perception of the Franks took shape on three interconnected levels: the theological, in which the Franks were described through concepts such as infidel, polytheist, and divine trial; the social, reflecting the trauma, moral decline, and solidarîty provoked by invasion and cultural encounter; and the political, where Jerusalem and other sacred sites were reinterpreted as symbols of Islamic unity and legitimacy. This study approaches Muslim narratives of the Crusades not simply as historical records but as texts of intellectual and cultural mentality. Poetry, historiography, travel accounts, and sermons are treated as complementary discursive forms that collectively reveal how Muslim authors constructed their perception of the Frankish 'Other.' In this sense, the image of the Frank emerges not merely as that of an enemy but as a mirror for moral reflection, critique, and resistance. Ultimately, this research interprets the Crusades in the Islamic world through the lens of trauma, resistance, and reconstruction, contributing to a broader analysis of cultural and intellectual representations beyond military history. By re-evaluating the Muslim perception of the Franks, the study provides a new perspective on the historical foundations of Islam–West relations and the enduring patterns of otherness that continue to shape them.
  • Doctoral Thesis
    From the Social Self to the Digital Self: Towards Understanding the Morphology of a Society
    (2023) Oral, Seher; Kara, Zülküf
    Toplumsal Benlikten Dijital Benliğe: Bir Toplum Morfolojisini Anlamaya Doğru başlıklı bu çalışma, benliğin toplumsal doğasını ve bu doğa etrafında şekillenen yeni morfolojik deneyimleri anlama noktasında önem arz etmektedir. Önceleri toplumsalın doğasında yüz yüze etkileşimlerle inşa edilen benlik, internetin yaygınlaşması ile birlikte artık dijital mecralarda sanal etkileşimler sonucu inşa edilen yeni bir morfolojik deneyime tabi olmuştur. Bu çalışmada, insanların diğerleriyle etkileşime geçtiği ve yeni bir sosyal var olma biçimi haline gelen dijital mecraların, toplumsal benlik ve benlik sunumları üzerinde gerçeklik, temsil ve imaj kavramları ışığında ne tür değişimlere neden olduğu sorunu ele alınmıştır. Çalışmanın kavramsal çerçevesini, ilk bölümde benliğin toplumsal doğasını anlamaya yönelik yapılan genel tanımlamalar, özneyi, sembolik bir etkileşim biçimi olarak ifade eden Sembolik Etkileşimciliğin temel kavramları ve Goffman'ın dramaturjik teorisi oluşturmaktadır. İkinci bölümde sosyalliğini dijital yüzeye taşıyan ve bir gösteri nesnesine dönüşen benliğin değişim ve dönüşümü, Debord, Foucault, Baudrillard vs. düşünürlerin temel kavramları üzerinden ele alınmıştır. Üçüncü bölümde sembolik etkileşimin neredeyse ortadan kalktığı göstergeler evreninde kişinin sosyal derisine iliştirdiği yapay bileşenlerden- temsil, imaj- sıyrılmasının mümkün olup olmadığını Deleuze'ün 'farkedilmez oluş' kavramıyla düşünmek ve sosyal bilim tartışma alanına dahil etmek toplumsal değişimleri daha iyi anlamamız açısından literatüre katkı sağlayacaktır.
  • Doctoral Thesis
    Enerji yoksulluğu ve cinsiyet eşitsizliği ilişkisi: Latin Amerika ülkeleri örneği
    (2026) Ateş, Baki; Polat, Melike Atay
    Cinsiyet eşitsizliği dünya çapında ciddi bir sorun oluşturmaktadır. Bu tez çalışmasının amacı, cinsiyet eşitsizliği ile enerji yoksulluğu arasındaki ilişkiyi incelemektir. Enerji yoksulluğu ile cinsiyet eşitsizliği ilişkisini konu edinen ampirik çalışmaların literatürde sınırlı olması nedeniyle bu çalışmanın literatüre katkı sağlaması beklenmektedir. Çalışmada ampirik analizler panel momentler kantil regresyon yöntemi (Method of Moments Quantile Regression-MMQR) kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Analizlerde Latin Amerika ülkelerine ait verilerden yararlanılmıştır. Cinsiyet eşitsizliği bağımlı değişken olarak enerji yoksulluğu ile kişi başına gelir ise bağımsız değişken olarak kullanılmıştır. Kurulan modeller kapsamında yapılan analizlerde enerji yoksulluğundaki azalışın kadınların işgücüne katılımını, kız çocuklarının eğitim durumunu, kadınların sağlığını, politikaya katılımlarını pozitif etkilediği bulgusuna ulaşılmıştır. Ayrıca enerji yoksulluğundaki azalış küresel cinsiyet uçurumu endeksini pozitif etkilemektedir. Kırsal alanda elektriğe erişim değişkeni negatif sonuç vermektedir. Bu durum ise kırsalda enerjiye erişimin artmasının yaşam kalitesini yükseltmekle birlikte cinsiyet eşitsizliği sorununun çözümünde tek başına yeterli olmadığına işaret etmektedir. Kırsal kalkınma için enerji yanında su, yol, telekomünikasyon, eğitim, sağlık ve benzeri temel altyapı yatırımlarının yapılması gereklidir. Ayrıca fiziksel altyapı yatırımlarını takiben geleneksel toplumsal cinsiyetçi uygulamaların sonlandırılması kritik öneme sahiptir. Cinsiyet eşitsizliği sosyal, ekonomik, kültürel boyutları olan karmaşık bir sorun olduğundan enerji yoksulluğundaki azalış sınırlı bir pozitif etkiye sahip olmaktadır. Politika yapıcı kurumlar tarafından enerjiye erişimin artırılması için yapılacak yatırımların aynı zamanda cinsiyet eşitsizliği sorununun çözümüne katkı sunacağı değerlendirilmektedir.
  • Doctoral Thesis
    Domestik yaşam: Bir konut kuramı için altlık
    (2019) Taşgüzen, Zemzem; Tanyeli, A. Uğur
    Since the early 1930s, when housing studies began in the field of architecture, the discussion has been revolving around certain dualities -such as traditional house/modern house - and generalizations - such as Turkish house/Anatolian house. The idea of 'eternality' excludes practices of everyday life and their transformation has since dominated the literature. Functional and analytical language in the housing studies increased the quality and quantity of discussions, however, defined as 'nest' and 'pri- vate space'; the house became idealized and closed day by day. 'The lost home' rhetoric that has fed nostalgia in architecture has also increased the barriers towards the understanding of the house idea. As in the past, it is not known today how ordinary people use their homes, how their practices are diversified, and how their relations are maintained. The aim of this dissertation is thus to problematize the old theoretical approaches that are no longer valid and to develop a new conceptual approach to housing research. The dissertation opens up the question of 'how can we understand the house?' to a discussion with a 'narrative montage' consisting of writer's own domestic life. Approaching the subject through the unwritten history of houses, domesticities, and domestic households; it addresses the perspective of overlooked ordinaries; or those that have been compressed in a total 'meta' narrative. It argues that the house is nothing than domestic life and sociality combined; and reveals social relations, daily actions, and historical dynamics are produced by clashing, challenging and changing with the house. It criticizes the traditional discourses of the house and the holistic theory proposals alike and further demonstrates that it is not possible to expect a wholistic theory that will reveal the eternal manifestations of domestic life; consequently forming the basis for a housing theory that focuses on the diversity of the actions of the subjects and the complexity of relations. Finally, the dissertation emphasizes the importance of conducting residential research on an interdisciplinary, flexible, and autonomous ground.
  • Doctoral Thesis
    Diyarbakır üzerine imge anlam üretimi
    (2017) Toka, Şerif; Tan, Pelin
    In this thesis, which is moving forward in a way that is being open to fragmental, transparent, probabilities and experimentation, a different set of theoretical and conceptual tools have been used to create a more creative relationship with urban space. The thesis aims to create a new image/meaning by using fragmental text, photographs and video images tools, with sections taken from the fluid views of the city, stripped from the frame imposed by the image-oriented discourse of the city. The method used in the thesis and intellectual follow-up of the thesis are both produce each other simultaneously. It is trying to create conceptual clusters and passages in producing image/meaning of the city through meeting with the concepts produced by the thinkers and the various relations that this encounter gives rise to. With the view of what is happening in the city is the continuous flows, the exteriors shaped, the strata created and the transformations that continue with the bodies, the materials including the sound and image records and photographs of the places in Diyarbakır were collected and the visual and written images /meanings about Diyarbakır were produced by using these materials. Keywords: Diyarbakır, city space, video-image, photograph, fragment.
  • Doctoral Thesis
    Alman oryantalizmi: Carl Heinrich Becker ve Martin Hartmann örneğinde Osmanlı toplum ve siyaset söylemi
    (2018) Avcı, Remzi; Özcoşar, İbrahim
    19. yüzyılın sonlarında Almanların Doğu'yu siyasi olarak keşifleri ile tarihsel olarak kendi içerisinde filolojik bir gelenek yaratan Alman oryantalizmi disiplinleşme sürecinde antropoloji, etnoloji, hukuk ve siyaset bilimleri ile ilişki kurarak sosyo-kültürel çalışmalara yönelmiştir. Almanya'da Doğu çalışmalarının kültürel konsepte eğilimini İslam bilimlerinin kurucusu olarak anılan Carl Heinrich Becker (1876-1933) yönlendirirken Martin Hartmann (1851-1918), modern Doğu'nun Alman oryantalizminin temel bir parçası olmasını sağlamıştır. Alman sömürgeciliğinin başlaması ile beraber Fransa ve İngiltere örneklerinde olduğu gibi Doğu bilimlerinin uygulanabilirliği meselesi oryantalist bilgi ile siyasetin kesişmesine yol açmıştır. Bu yeni konsept ortaya Becker ve Hartmann'ın öncülük ettiği Doğu'yu merkeze alan dergi, kurum ve metinlerden oluşan somut bir şey çıkarmıştır. Bu gelişmelerin bir sonucu olarak 19. yüzyılın sonlarından I. Dünya Savaşı'na kadar bir taraftan Alman oryantalizminde Osmanlı Devleti ve İslam ile ilgili çalışmalar artarken diğer taraftan da bu çalışmalar ideolojik ve siyasi bir boyut kazanmıştır. Bu çalışma, Almanların oryantalizme kattıkları ideolojik ve siyasi boyutun sınırlarını Becker ve Hartmann örneğinde Osmanlı toplum ve siyaset söylemi üzerinden izah etmeye çalışmaktadır. Metinleri ve aktiviteleri ile Becker ve Hartmann'ın özellikle I. Dünya Savaşı'nın başlaması ile iktidar üzerindeki etkisine ve onların ne oranda etkiye maruz kaldıklarını bu çalışma tartışmaya açmaktadır. Geçişkenlikler ve karşıtlıklar üzerinden inşa edilen bu çalışma, Kaiser II. Wilhelm'in 1888'de iktidara gelmesinin ardından 1918'de savaşın bitişini içine alan süre ile sınırlandırılarak metin üretiminin en yoğun olduğu 1900-1918 yılları arasına odaklanmaktadır. Anahtar Kelimeler: Alman, oryantalizm, Osmanlı, Doğu, Becker, Hartmann
  • Doctoral Thesis
    19.yüzyılın ikinci yarısında Siverek (Şehir, mekân ve insan)
    (2017) Akman, Ekrem; Özcoşar, İbrahim
    The aim of this study is to reveal the management, urban life and social life of the second half of 19th century 's Siverek which is a classical district center under the domain of Ottoman. Siverek is an Ottoman / İslam city which has a castle made of soil, mosques, Turkish baths, inns, bazaars and hostels dating back before islamic domain. It is a humble city with its flat roofed and adjacent houses shaped by the living conditions that are suitable to the physical structure of the area's geography and climate, with its narrow and inordinatestreets and neighbourhoods in which different religions' members stay. In the second half of 19th century, city's social management, politic and society life have been investigated through records and archive documents. Apart from the social, management and judicial reflections of the reforms and first constitutionalist period in the city, those persons'daily lives (women, men, craftsmen, patients, prisoners and members of religious communities), whose voice and colors haven't been heard, have been investigated and Siverek's streets and bazaar have been focused. As Siverek is in an area that is surrounded by tribes which are assumed as source of power, the relaions of these tribes with the government and loyal people are among important topics of this study.
  • Doctoral Thesis
    19. yüzyılın ikinci yarısında Siird (1847-1900)
    (2021) Ayhan, Recep; Gümüş, Ercan
    The aim of this study was to investigate the judicial, administrative-physical, social, and economic structure of Siird in the second half of the 19th century. Data collection was achieved using sharia court records, Ottoman archive documents, yearbooks, travel books, and Diyarbekir Vilayet Newspaper as well as research works. Of these, sharia court records, which provide significant data for city history research and contain important information regarding the judicial, administrative, social and economic life of cities, were the primary sources of the study. The records indicated that the regulations enacted after the Tanzimat period paved the way for the establishment of new institutions in many fields in Siird. Additionally, the administrative structure of the city also underwent numerous changes as a result of these regulations. The center of Siird sanjak was governed by the district governors and tenants, and the districts were governed administered by administrators and district governors. In addition to foundation works such as mosques, masjids, madrasahs, zawiyas, tombs, inns, fountains, there were also hammams and bazaars in the city. In Siird, several non-Muslim elements such as Armenians, Chaldeans, Syrians-Jacobeans, Catholics, Protestants Christians and Yezidis used to live besides Muslims (Kurds, Arabs etc.). In Siird, which held different ethnic and religious elements within its borders, Muslims and non-Muslims lived together in peace and tolerance; and they established relations in many fields. However, the Armenian upheavals occurring in 1895 caused these positive relations to be damaged. Due to the common living culture that Muslims and non-Muslims constituted together, from time to time, individual and mass conversions were witnessed. In Siird whose economy depends on agriculture and raising livestock, the trade of agricultural, animal and weaving products were performed; and these products were marketed both in the home market and outer market.
  • Doctoral Thesis
    (دراسة أرشيفية تحليلية) مدينة منبج في وثائق الأرشيف العثماني
    (2026) Şeyhoğlu, Abdullah; Şerifoğlu, Metin
    Bu tez, kuruluşundan Osmanlı kuvvetlerinin şehirden çekilişine kadar olan dönemde Menbiç'in tarihî gelişimini incelemektedir. Çalışmada, şehrin Osmanlı arşiv belgeleri temel kaynak olarak kullanılmış, ayrıca Halep vilayetine ait tüm Osmanlı salnameleri değerlendirilmiştir. Araştırmacı, söz konusu belgelerin büyük bir kısmını analiz ederek Menbiç'in idari, sosyal, ekonomik, askerî, dinî ve eğitimsel durumlarına ışık tutmuştur. Bunun yanında, şehir hakkında bilgi veren Arapça ve Türkçe tarihî kaynaklara da başvurulmuş, böylece Menbiç'in geçirdiği tarihî süreçler ayrıntılı biçimde takip edilmiştir. Bu çalışmanın amacı, Osmanlı idaresi altında Menbiç'in önemini ortaya koymak ve şehrin siyasî, idari, sosyal, askerî ve eğitimsel gelişmelerini Osmanlı belgeleri ışığında incelemektir. Çalışma, Menbiç'in Osmanlı dönemindeki tarihî ve stratejik değerini vurgulamakta; ayrıca şehrin demografik yapısı ile Şam'dan Anadolu'ya uzanan siyasî, ekonomik ve sosyal ilişkilerini belgelemektedir. Tez; giriş, dört bölüm, sonuç ve dizinlerden oluşmaktadır. Giriş bölümünde araştırmanın konusu, önemi, seçilme sebepleri, tüm araştırma yöntemleri ve yapısı ele alınmıştır. Birinci bölümde ise Menbiç'in kuruluşundan başlayarak şehri yöneten medeniyetler ve İslâm fethine kadar olan tarihî süreç incelenmiş, ayrıca Emevîler, Abbâsîler, Eyyûbîler ve Memlûkler dönemlerinde şehrin durumu değerlendirilmiştir. İkinci bölüm, Menbiç şehrine ait Osmanlı belgelerinin incelenmesi ve analizini kapsamaktadır. Bu bölümde idari, askerî ve dinî yönlere ilişkin belgeler ele alınmıştır. Ardından araştırmacı, üçüncü bölüme geçerek Menbiç'e dair eğitim, ekonomik ve sosyal alanlarla ilgili Osmanlı belgelerini analiz etmiştir. Böylece şehrin tarihine ve farklı alanlardaki durumuna ilişkin en önemli belgelerin büyük bir kısmı değerlendirilmiştir. Dördüncü ve son bölümde ise çalışma, Halep vilayeti salnameleri ışığında Menbiç şehrini ele almıştır. Bu kapsamda Osmanlı salnameleri genel olarak tanıtılmış, Menbiç'in durumunu incelemedeki önemi vurgulanmış ve Menbiç kazasına dair bilgileri içeren tüm sayılar değerlendirilmiştir. Dizin bölümünde ise araştırmada kullanılan tüm kaynaklar ve referanslar türlerine göre tasnif edilmiş, ayrıca çalışmaya ait bazı ekler sunulmuştur. Sonuç olarak, bu tez Menbiç'in tarihine dair önceki çalışmalara ek bir katkı sunmakta ve özellikle Osmanlı belgeleri üzerinden yapılan incelemelerle şehrin Osmanlı dönemi tarihine daha derinlemesine bir bakış sağlamaktadır. Anahtar Kelimeler: Menbiç Tarihi, Osmanlı Devleti, Osmanlı Arşiv Belgeleri, Salname Halep Vilayeti, Hierapolis.
  • Doctoral Thesis
    Somut Olmayan Kültürel Miras Bağlamında Mardin Telkâri Sanatının Sürdürülebilirliği ve Turizm Açısından Değerlendirilmesi
    (2026) Ataman, Doğan; Harman, Serhat
    This study aims to evaluate the sustainability and tourism potential of traditional Mardin telkâri handicrafts, which are considered part of intangible cultural heritage. The study also aims to determine the perceptions and attitudes of tourists towards traditional telkâri handicrafts during their travels and the sustainability of traditional Mardin telkâri, drawing on the perspectives of both tourists and telkâri masters. A mixed method approach was adopted in the study. In line with the aim of the study, data were collected from tourists visiting Mardin through a questionnaire and from traditional Mardin telkâri masters using a semi-structured interview form. While 403 tourists responded to the questionnaire, semi-structured interviews were conducted with 16 telkâri masters. The MAXQDA qualitative research analysis program was used to analyze the findings obtained from the traditional Mardin filigree artisans. The SPSS program, which analyzes quantitative data, was used to analyze the findings obtained from tourists. According to the results of the findings obtained from traditional Mardin filigree art masters, it was found that traditional Mardin filigree handicrafts are facing extinction, interest in the profession is declining, the art is beginning to lose its value, and profit margins are falling. In addition, the result that tourism plays a significant role in the preservation of this art was noteworthy. According to the survey results, it was concluded that tourists' perceptions and attitudes towards traditional Mardin filigree handicrafts are generally high. According to the multiple regression analysis results, which evaluated other survey findings, it was revealed that tourist perceptions significantly affect attitude dimensions, but each dimension is affected by different perception components. When all regression models were evaluated, the Mastery dimension was significant in four different attitude dimensions (promotion/marketing, experience, heritage perception, cultural learning), authenticity was significant in four attitude dimensions (experience, heritage perception, cultural value, preservation), and ease of use was significant in five dimensions (experience, cultural value, cultural learning, preservation, interest close to the threshold), and functional value has a positive effect in some dimensions (preservation, interest) and a negative effect in some dimensions (promotion/marketing, heritage perception). Perceived quality only significantly affects heritage perception. Interaction with artisans did not create a meaningful effect in any attitude dimension. Recommendations were made based on the results obtained from the research findings.
  • Doctoral Thesis
    Mardin Medreselerinde Kürtçenin Kullanımı: Sosyolinguistik Bir Yaklaşım
    (2026) Demirdağ, Mehmet Ali; Karadeniz, Sıtkı
    Bu tez çalışması, Mardin merkez ve bağlı ilçelerinde faaliyet gösteren geleneksel medreselerde Kürtçenin sosyolinguistik işlevlerini ve çokdilli etkileşim bağlamındaki kullanım biçimlerini incelemektedir. Kürtçe sadece bir iletişim aracı değil, aynı zamanda tarihsel, kültürel ve ideolojik bir taşıyıcıdır. Bu varsayımdan hareketle Kürtçenin medrese ortamında bilgi aktarımı, otorite inşası ve kimlik üretimi süreçlerindeki rolü analiz edilmiştir. Dil pratikleri yüzeysel formlarıyla sınırlı kalmayıp, onları biçimlendiren pedagojik, toplumsal ve kültürel koşullar da dikkate alınarak bütüncül bir yaklaşımla ele alınmıştır. Kuramsal çerçeve, özellikle Joshua A. Fishman'ın 'alan' modeli temelinde yapılandırılmıştır. Bu model; bireylerin dili hangi toplumsal bağlamda, kimlerle ve ne amaçla kullandığını analiz etmeye olanak tanıyan 'eğitim', 'ibadet', 'aile' ve 'arkadaşlık' gibi alanlar üzerinden uygulanmıştır. Kürtçe hem gündelik hayatta pratik düzeyde hem de kurumsal düzeyde işlevsel bir dönüşüm geçirdiğinden 'dil seçimi', 'kod değiştirimi', 'ikideğişkelilik' ve 'çokdillilik' gibi kavramlar üzerinden medrese ortamındaki dilsel pratikler söylem analizine tabi tutulmuştur. Fishman'ın modeline ek olarak etkileşimsel söylem analizlerinden de yararlanılmış; çokdilli kullanım kalıpları, dilsel statüler ve alanlar arası geçişkenlikler irdelenmiştir. Araştırmanın saha boyutu, Mardin'deki faal medreselerde gerçekleştirilen nitel bir çalışma üzerine kuruludur. Veri toplama sürecinde yarı yapılandırılmış derinlemesine mülakatlar ve yapılandırılmamış katılımlı aralıklı doğal gözlem teknikleri birlikte kullanılmıştır. Böylece hem gözleme dayalı hem de katılımcı anlatılarına dayalı bir analiz derinliği sağlanmıştır. Görüşülen 20 erkek müderrisin yaş, mesleki deneyim ve dilsel geçmiş çeşitliliği göz önünde bulundurularak katılımcı profili çeşitlendirilmiştir. Kürtçenin eğitim, anlatım, metin ve gündelik iletişim dili olarak nasıl konumlandığı, Arapça ve Türkçeyle olan ilişkisiyle birlikte değerlendirilmiştir. Elde edilen veriler içerik ve tematik analiz yöntemleriyle çözümlemeye tabi tutulmuştur. Medreselerde Kürtçenin yalnızca bir eğitim ve öğretim dili olarak değil, aynı zamanda kültürel direnişin ve kolektif hafızanın taşıyıcısı olarak işlev gördüğü sonucuna ulaşılmıştır. Medreseler bu yönüyle, Kürtçenin entelektüel meşruiyet kazandığı, çokdilli kimliklerin ve yerli epistemolojilerin üretildiği özgün sosyolinguistik alanlar olarak tanımlanmıştır. Fishman'ın modeli, çokdilli iletişim kalıplarını çözümlemede işlevsel olsa da, yazılı kültür üretimi ve kurumsal çokdillilik gibi modern pratikleri açıklamada yetersiz kalmaktadır. Bu da bu modelin tarihsel ve kültürel gerçekliklere daha duyarlı biçimde yeniden yorumlanmasını ve Kürtçenin sürdürülebilirliği için stratejik bir dil planlamasına duyulan ihtiyacı gündeme getirmektedir.
  • Doctoral Thesis
    Klasik Dönemde Süryani Kimliği (XII. ve XIII. yy.)
    (2025) Hacımustafaoğlu, Ayşe; Özcoşar, İbrahim
    Bu tez, klasik dönemde oldukça karmaşık bir yapıya sahip olan Süryani kimliği konusunu, Süryanilerin kendi kalemlerinden üretilen eserler özelinde, kendilerini nasıl tanımladıklarını incelenmeyi amaç edinmiştir. Süryani yazarlarının tüm eserlerini incelemek bu çalışma kapsamında mümkün olmadığı için, bu sebeple XII. ve XIII. yüzyıl Süryani yazın geleneğinin altın çağını yaşadığı son dönemin önemli temsilcilerinin belirli eserleri tercih edilmiştir. Bu eserlerin seçilme amacı, söz konusu Süryani müelliflerin klasik dönemin son temsilcileri olmalarının yanı sıra kendilerinden önce yazan ruhbanlardan iktibas yapmak suretiyle metinlerini inşa etmeleri olmuştur. Bu kronikler sayesinde erken dönem yazan ruhban sınıfının görüşlerine, dönemin siyasi, dini ve sosyal yaşamına dair birçok bilgi edinilmektedir. Kronik yazarları çoğu zaman yaratılıştan başlattıkları anlatılarını, iktibaslar yapmak suretiyle çağdaşı oldukları döneme kadar getirip sonlandırmıştır. Tezin odak noktasını Mihayel Rabo'nun Maḵthḇonut Zaḇne Kroniği, 1234 Süryani Anonim Kroniği ve Bar Ebroyo'nun Maḵthḇonut Zaḇne Kroniği teşkil etmiştir. Bu kronikler kapsamında tarihsel süreçte şekillenen Süryani 'kim'lik algısının etno-dinsel bağlamda inşa edilmesi incelenmiştir. Süryani 'kim'liği hakkında Türkiye'de ilk defa yapılan bu çalışmanın akademik literatüre katkı sunması hedeflenmektedir.