Yüksek Lisans Tezleri - Karma
Permanent URI for this collectionhttps://hdl.handle.net/20.500.12514/57
Browse
Browsing Yüksek Lisans Tezleri - Karma by Language "ar"
Now showing 1 - 20 of 98
- Results Per Page
- Sort Options
Master Thesis Nizâr Kabbânî'nin şiirlerinde vasıf(Mardin Artuklu Üniversitesi, 2021) Şemdin, İbrahim; Akçay, HalilBu çalışma, Şair Nizâr Kabbâni'nin şiirlerinde tasvir konusunu ele almaktadır. Çalışma giriş ve üç bölümden oluşmaktadır. İlk bölümde tasvir kavramı ele alınmıştır. Bu kelimenin hem sözlük hem de terim manası ortaya konmuş, sonrasında genel bir surette Arap edebiyatında tasvir sanatından söz edilmiş ve cahiliye döneminden günümüze tasvirin genel durumu ile Arap edebiyatında ön plana çıkmış tasvir örnekleri gözler önüne serilmiştir. İkinci bölümde şairin hayat aşamalarından, egitiminden, ahlakından, hocalarından, edebiyatindan, şiirlerinden, divanından ve onun hakkında yapılan değerlendirmelerden bahsedilmiştir. Üçüncü bölümde ise şairin divanında yer alan tasvir sanatı ele alınmıştır. Bu bölümde onun şiirlerinde ön plana çıkan vatan, kitap, kadın, anne, sevgili, şehir unsurlarının tasvir durumu ortaya konmuştur. Ayrıca şairin divanında geçen dil ve sanatsal üslup ele alınmıştır. Sonuç kısmında ise çalışmada varılan bulgu ve sonuçlar ortaya konmuştur.Master Thesis تكريم الإنسان في ضوء السنة النبوية(2025) Hamdoalismail, İsmail; Al-doori, Ayman Jassim MohammedBu çalışma öncelikle ikram/takrîm kavramını ele almakta, insanın diğer tüm varlıklar arasındaki konumunu açıklamakta ve terimin anlamlarını ortaya koymaktadır. Araştırmanın büyük bir kısmı ise insan onurunun Hz. Peygamber'in Sünneti'ndeki yansımalarına ayrılmıştır. Bu bağlamda öne çıkan başlıca yönler şunlardır: insan hayatının dokunulmazlığı ve kanının haram kılınması; insanlar arasında eşitlik ilkesinin tesis edilmesi; maddî ve manevî hakların korunması; kardeşçe ilişkilerde iyilik ve ihsan; toplumun tüm kesimlerine karşı adalet; bireyin toplum tarafından gözetilmesi zorunluluğu; insanın ilim ve bilgi edinme hakkının tanınması; kusurların örtülmesi ve hataların araştırılmaması; zayıflık, hastalık ve yaşlılık durumlarında destek olunması; ölümünden sonra bile insana saygı gösterilmesi. Çalışmada ayrıca, insan onurunun Sünnet'teki yeri ile pozitif hukukta ele alınış biçimi karşılaştırılmış ve sonuçta insanı yüceltme konusunda nebevî yöntemin beşerî yasalardan üstün olduğu ortaya konulmuştur. Bu çalışmada ulaşılan başlıca sonuçlar şunlardır Bu tezde ulaşılan en önemli sonuçlardan biri, insanın ilahî ikramının İslâm'da asli ve sabit olduğudur. Bu ikram hem maddî hem manevî boyutları kapsamaktadır ve şeriatın temel maksatlarından (makāsıd) biri sayılmaktadır. Hz. Peygamber'in Sünneti, insan onurunu hayatın bütün Aşamalarında doğumdan ölüme ve sonrasına kadar korumak için ilmî ve kapsamlı esaslar ortaya koymuştur. Buna karşılık, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi insan onurunu güvence altına alma yönünde beşerî bir girişim olmakla birlikte, onu bağlayıcı sabit bir referanstan yoksundur. Dolayısıyla insanı yüceltme konusunda nebevî yöntem, rabbanî dayanağı, sürekliliği, kapsamlılığı ve haklar ile görevler arasındaki dengeli yaklaşımı sayesinde pozitif hukuk sistemlerinden daha üstündür.Master Thesis ممارسة العمل السياسي في المنظور القرآني: دراسة تأصيلية موضوعية(2024) Seyid, Muhammed Fatih; Yusuf, AbdulselamBu çalışma, betimleme ve analiz yöntemlerini takip etmek suretiyle siyasi eylem pratiğinin Kur'ân-ı Kerîm'deki köklerine inmeye ve onun modern çağdaki uygulama alanlarını açıklamaya gayret etmekte; 'siyaset' ile 'siyasi pratik' kavramlarının anlamı altında yer alan terimleri göstermeye ve siyasi eylem pratiğinin hükmü ile başta Yusuf, Musa, Davud, Süleyman ve Muhammed (Allah'ın selamı onların üzerlerine olsun!) olmak üzere nebîlerin siyasi eylem pratiği ile olan ilgilerini açıklamaya; İslam âlemindeki yönetim sisteminin biçiminden bahsetmeye ve seçim sistemi vasıtasıyla toplumda adaleti tesis etmek yönünde dönüşüm gerçekleştirme hususunda Müslümanları görevleri noktasında bilinçlendirme konusundan ve kadının siyasi eylemle bağlantısından söz etmeye çalışmaktadır. Ulaşmış olduğum sonuçların en önemlileri arasında şunlar yer almaktadır: siyasi yöne önem vermek, şüphesiz ki Kur'ân-ı Kerîm'in amaçlarından biridir. Yine siyasi eylem genellikle, emr-i bi'l-ma'rûf (iyiliği emretmek) ve nehy-i ani'l-münker (kötülükten nehyetmek) ilkeleri altında vücut bulmakta; insanlara siyaseti tatbik etmek ve onları komuta edip yönetmek, nebîlerin (Allah'ın selamı onlaırn üzerlerine olsun!) görevleri arasında yer almaktadır. 'Tek İslam ümmeti' kavramı da büyük bir önem taşımakta olup siyasi bir derinliğe sahiptir. Muhakkak ki İslami bir devlet kurmaya gayret etmek, vâcip (zorunlu) bir emir olup Müslümanlar üzerine farz-ı kifâyedir ve zayi edilmeden hakkıyla ifa edilmelidir. Reislik (başkanlık, cumhurbaşkanlığı) ve büyük imâmet (halifelik) makamları haricinde çeşitli siyasi makamlara atanmak, şer'î kurallara hakkıyla riayet ettikleri müddetçe kadınlar için câizdir. Bu çalışma, siyasi eylem ile emr-i bi'l-ma'rûf (iyiliği emretmek) ve nehy-i ani'l-münker (kötülükten nehyetmek) ilkeleri arasındaki ilgi konusuna daha fazla öncelik vermeyi, bu hususa daha fazla özen göstermeyi, Kur'ân-ı Kerîm'deki siyasi yöne ve İslam toplumunun kalkınmasına dair insanların bilinçlendirilmesi için daha fazla seminer ve konferans verilmesini teşvik etmeyi; şer'î ilimler alanında araştırma yapanları, siyasi husus ile onun Kur'ân-ı Kerîm ve nebevî Sünnet ile olan bağlantısı üzerine yazmaları konusunda yüreklendirmeyi, bu meselenin şer'î olarak temellendirilmesi vasıtasıyla 'tek ümmet' kavramını güçlendirmeyi ve çeşitli sosyal medya araçlarında araştırma ve yayınlar yapmayı tavsiye etmektedir.Master Thesis الصهيونية من الحركة إلى الدولة 1897-1948(2024) Altawel, Nezar; Kadad, MustafaBu çalışma, on dokuzuncu yüzyılın sonlarında işaretleri görülmeye başlanan ve ulusal bir vatan kurma fikrini ortaya koyan, 'Siyonist proje' olarak bilinen, en öne çıkan ve tehlikeli siyasi ve yerleşim projelerini incelemektedir. Dünya Yahudilerinin Filistin'e göçünü ve yerleşmesini teşvik ederek, Filistin'deki Yahudiler için bu projeyi, 1897'de düzenlenen ilk Siyonist konferansında bir fikir ve çabadan 1948 yılında bir devlete dönüştürdü. 1949 yılında Birleşmiş Milletler tarafından tınıldı, Doğu sorununun sona ermesi ve Osmanlı İmparatorluğu'nun bölünmesiyle sömürge dalgasından yararlanılmıştır . Çalışmada Siyonizm'in tanımı, kökleri ve kökenleri ile özellikle İngiltere'de onu destekleyen ve finanse eden en önemli kuruluşlar incelendi. Ayrıca Siyonist düşünceyi destekleyen en önemli uluslararası anlaşmalar ve vaatler ile hayata geçirilecek proje üzerinde de duruldu. Aynı zamanda Siyonist fikri destekleyen en önemli uluslararası anlaşmalar ve vaatler ile Siyonist devletin kurulmasını sağlamak amacıyla uygulanacak olan İngiliz Mandası ve en önde gelen Siyonist liderlerin rolleri ve Britanya'daki karar alma merkezlerindeki üst düzey yöneticileri doğrudan etkileyen etkileri üzerinde de duruldu. Filistin kurtuluş hareketinin ortaya çıkmasına yol açan Siyonist projeyi reddeden Filistinlilerin konumunu ve grev ve devrimlerin uygulanmasında kendini gösteren faaliyetlerini açıklığa kavuşturmak için de çalışmalar yapıldı. Bölgeye yabancı olan bu varlığın yaratılışının ana rahmi olan İngiliz'iler, devletin kuruluşunu ilan edene kadar onu desteklemiş, sebeplerini ve koşullarını sağlamıştır. Siyonizm'in Protestan Hıristiyanların düşünceleriyle desteklenen dini fikir olarak bazı Yahudiler arasında ortaya çıkışının ve daha sonra amaç, faaliyet ve stratejilere özgü bir proje ve programa dönüşmesinin tarihsel sürecini detaylandıran çalışmanın önemi burada yatmaktadır. Bu, büyük bir sömürgeci güç olan Britanya tarafından benimsenmesine ve bu projenin karşılaştığı zorluklara bağlıydı. Araştırmada araştırmacı, tarihi metinleri, anlaşmaları ve vaatleri ele almak için tarihsel-analitik yöntemi, projeyi destekleyen sömürge ülkelerin rollerini anlamak, eğilimlerini Yahudilerle ve Araplarla karşılaştırmak için karşılaştırmalı yöntemi kullanmış ve farkları incelemiş. Tez bir giriş, beş bölüm ve bir sonuç, Siyonizm'i kavramı, kökenleri, faaliyetleri ve Filistin ve Ortadoğu'nun stratejik ve dini statüsünü ele almaktadır. Ayrıca İngilizlerin Siyonizm'e yönelik en önemli anlaşmaları ve vaatleri, ardından Filistin'in işgali ve Siyonist uygulama planın uygulamaya konulmasının başlangıcı hakkında ayrıntılı bilgi verildi. Son bölümde, İngiliz komiteleri, yazışmaları ve taksim kararı ilgili Siyonistlerin tutumu ele alındı. Siyonist projenin gelişimi ve devletin kuruluşunun ilanı. Tez, 1897 yılındaki Basel Konferansı'ndan (ilk Siyonist konferans) 1948'de devletin kuruluşunun ilanına kadar Siyonizm'in gelişimi hakkında önemli ve dakik sonuçlara vardı; bunlardan en önemlisi: Siyonizm 1897' yılındaki Basel Konferansı kadar uygulanabilir bir proje değildi ve bu projenin görünürde Filistin'de Yahudiler için ulusal bir vatan yaratılması olduğu düşünülüyordu. Filistin toprakları. Ancak gerçekte amaç, Yahudiler için tüm Filistin toprakları üzerinde kontrol sahibi olacak bir devlet kurmaktı. Siyonizm, Tevrat'a ve Yahudilerin Vaat Edilmiş Topraklara dönüşünün gerekliliğine inanan Protestan dini eğilimlere sahip olması, stratejik Orta Doğu bölgesinde önemli sömürge eğilimleri ve hassas konumu, Filistin'in Hindistan yolunda olması ve Arpların her yerde İngiliz'leri reddedeceğini bildiği için fikirlerini İngiltere'ye uygulamak için yardım aradı. Siyonistler, Beyaz Kitap'ın yayınlanmasından sonra bazı aşamalarda İngiltere'nin politikasıyla çatışmaları ve devrimci Arapları memnun etmek için göçü kısıtlamaları nedeniyle, İkinci Dünya Savaşı'nın bitiminden önce dikkatlerini Amerika Birleşik Devletleri'ne çevirmişlerdi. ABD Siyonist etkinin bir sonucu olarak ve aynı zamanda Doğu Ortadoğu'da Britanya'nın yerini almayı arzuladığı için projelerini destekledi.Master Thesis تعقبات ابن القطان الفاسي على الإمام الترمذي (دراسة تحليلية نقدية)(2024) Elhasan, İsam; Aldoori, Ayman Jasim MohammedBu araştırma, İbnü'l-Kattan'ın 'Beyan el-vehm ve'l-iham' adlı eserinde Tirmizi hakkındaki eleştirilerini Abdülhak el-İşbili'nin 'El-Ahkâmu'l-Vusta' adlı eseri üzerinden sıralayarak açıklamayı amaçlamaktadır. Bu eleştirilerin ilmi değeri; İbnü'l-Kattân'ın bilgi genişliği ve vizyonunun doğruluğuna ışık tutulmasında yatmaktadır. Tirmizî'nin hadislerini takip ederken gündeme getirdiği ihtilaflı konularda tenkit yaklaşımını ve dayandığı delilleri netleştirmeye çalışmaktadır. Bu farklılıkları cerh ve ta'dil âlimlerinin görüşleriyle desteklenerek doğru bir ifadeye varmayı amaçlamaktadır. Bu çalışmada İbnü'l-Kattan'ın 'Beyan el-vehm ve'l-iham' adlı eserindeki eleştirilerini İmam et-Tirmizi'nin hadislerle ilgili hükümlerinde çıkarım yaparak tümevarımcı yaklaşıma dayanılmıştır. Ayrıca bu izleri analiz edip tenkit edilmesi için kullanılan eleştirel analitik yaklaşıma da dayanılmıştır. Bu, İbnü'l-Kattan'ın onu bulmak için dayandığı gerekçelere ulaşmak için cerh ve ta'dil alimlerinin ifadeleri aracılığıyla yapılmış olup arada bir görüşleri ile İmam Tirmizî'nin görüşleri arasında tercih yapılmıştır. Bu araştırmada birçok sonuç elde edilmiştir. Bunlardan en dikkate değer olanları: İbnü'l-Kattan, insanın koşullarını, özellikle de kitabında geniş bir yer verilen anlatıcı hakkındaki bilgisizlik meselesini bilme konusunda aşırılıkçılardan biri olarak kabul edilir. İbnü'l-Kattan, Abdülhak'ın 'El-Ahkâmu'l-Vusta' adlı kitabında topladığı Tirmizî hadislerini takip etmiş ve kendi hüküm anlayışına göre bunların çoğu hakkında hüküm vermede Tirmizî ile aynı fikirde değildir. Bu yüzden cerh ve ta'dil âlimlerinin birinin görüşüne istinade Tirmizî'nin benimsediği çoğunluğun görüşüyle çelişen birçok raviyi görmezden gelmiştir. İbnü'l-Kattan, ravilerin zayıflığı veya sahihliği konusunda başta Yahya ibn Ma'in ve Ahmed ibn Hanbel olmak üzere birçok âlimin görüşlerine güvenmiştir. Tirmizi ise Şeyh El-Buhari'nin sözlerine güveniyordu ve bu onun El-İlal kitabında açıkça görülüyor. Saydığımız kadarıyla İbnü'l-Kattan'ın İmam Tirmizî'yi takip ettiği hadislerin sayısı 84 hadise ulaşıyor ve onun takipleri farklılık gösteriyor. Bunların bir kısmı râvîsinin cehaletinden, bir kısmı râvîsinin zayıflığından, bir kısmı râvinin farklılığından, bir kısmı da râvîde birden fazla zayıf râvinin bulunmasından ve bir kısmı râvînin zayıflığından kaynaklanmaktadır. Bir kısmı da hadislerin mürsel ve müsned olarak rivayet edilmesinden kaynaklanmaktadır. Konu, kendi kısımlarında İbnü'l-Kattan'ın metin ve rivâyet zinciriyle ilgili olarak et-Tirmizi hakkındaki yorumlarında izlediği birkaç temel noktaya dayanıyordu. Bu bağlamda, çalışma şunları içeriyordu: Hadis zincirlerini yaralama ve değiştirme kurallarına göre yargılamak, alimlerin sözlerini alıntılamak. Eleştiri bahsi geçen adamları tercüme etmek, eleştirmenlerin sözlerini toplamak ve dengelemek. Garip kelimelerin, soy kütüklerinin ve ülkelerin anlamlarını ayarlayın. Metinde veya zincirden olsun, nöbetlerini oluşturabilecek kelimeleri ve isimleri ayarlamak.Master Thesis ثلاثية الأدب والسياسة والدين بين التأثر والتأثير) العصر العباسي أنموذجاً)(2025) Muhammed, Abdulkerim El; Jankır, AslamAraştırma, geniş kapsamlı, derin etkili bir konunun incelenmesinde yeni bir deneyim yaşamaktadır; bu alana pek az kişi girmiştir, hatta nadirdir. Araştırmanın bölümleri, Abbâsî dönemi boyunca edebiyat, siyaset ve din arasındaki ilişkiyi anlama çabası etrafında şekillenmekte ve bu unsurlar arasındaki etkileşim ve etkilenme sınırlarını incelemektedir. Araştırma, bir giriş, dört bölüm ve bir sonuç kısmına ayrılmıştır. Giriş, araştırmanın önemi, sorunları, sınırları, izlenen yöntem ve araştırma planı hakkında konuşmak için ayrılmıştır. Birinci bölüm, Araplar ve Arapça ile edebiyatı (doğuşu ve gelişimi) hakkında kapsamlı bir giriş sunarken, İkinci bölüm Abbâsî dönemine geçerek dönemin siyasi doğasını, iktidarı ve siyasi akımları, öncülerini ve edebi ürünlerini incelemektedir. Üçüncü bölüm, din ve edebiyat konusunu, dini akımların incelenmesi ve bu akımların önde gelen isimlerinin edebi eserlerinin analizi aracılığıyla ele almaktadır. Dördüncü bölüm ise, Abbâsî edebiyatının etkileşim ve etkilenim bağlamında tanımına ve üçlü ilişki ile sonuçlarını açıklamaya odaklanmaktadır. Sonuç olarak, araştırmanın ulaştığı sonuçlar ve öneriler ile birlikte, araştırmanın hazırlanmasında kullanılan kaynaklar ve referanslar belgelenmiştir.Master Thesis Kadının tesettürü ile ilgili tefsîr kitaplarında kullanılan rivayetlerin değerlendirilmesi(Mardin Artuklu Üniversitesi, 2022) Attar, Noureddin Sadek Aboalsab; Bellı, M.Kamel KaraModern çağda İslam'daki bayan tesettürüyle ilgili ihtilaflar çoğalmaktadır. Tespit edebildiğim kadarıyla bu tartışmalara yol açan en önemli sebepler şunlardır: Bazı araştırmacıların, alimlerin sözleriyle meşgul olup şerii delilerden uzak kalmalar, Bazı araştırmacıların, bu konuyla ilgili sadece bazı ayet ve hadislerle yetinip diğerlerini ihmal etmeleri ve delil olarak kabul ettikleri rivayetlerin sened ve metin tenkidini ihmal etmeleridir. Kur'an-ı Kerim'de bayan tesettürüyle ilgili 5 ayet vardır. Bunların üçü tüm müslüman bayanlara hitap ederken kalan iki ayet ise (Ümmehat-ül Muminin) Müminlerin Annelerinden bahsetmektedir. Bu araştırmayı tümevarım ve tahlil metodlarını baz alarak yazmaya gayret ettim. Tesettüre ilişkin ayetleri yorumlayan Sahabe ve Tabiûn tabakasından gelen rivayetlerin tamamını bu araştırmanın kapsamına alarak tahlil etmeye çalıştım. Bu Ayet ve rivayetleri doğru anlamak için de, araştırmanın iskeletini teşkil eden terimlerin birden fazla anlamı var mı yok mu, varsa tam olarak hangi anlamda kullanıldığını belirtip, o anlama Fasîh Arapların sözlerinden şahitler zikrederek açıklığa kavuşturmaya çalıştım. Ardından islamiyetten önceki Arap kadınların tesettürünün tarihine değinip, hanımların tesettürü konusunda Resulullah (s.a.v) zamanından beri üzerine ittifak edilmiş noktaları ve Selef zamanından beri ihtilaflı olan hususları belirterek, Seleften gelen rivayetlerin ihtilaflı olduğu noktalarda delillerle doğru gördüğüm görüşler arasında tercihte bulundum. Daha sonra bu tercihe gelebilecek itirazlara cevap verdim. Bununla birlikte daha önce yapılmış çalışmalarda ayet ve rivayetleri kullanarak çıkarılan en önemli ve yaygın yanlış sonuçları zikrettim. Araştırmanın sonunda da bu meselelerdeki dört mezhep fukahasının sözleri, kullandıkları ifade ve sundukları fıkhi illetler farklı olsa da alimlerin büyük bir kısmının netice olarak hemfikir olduklarını izah ettim. Buna her mezhep fukahasının sözlerinden, bu araştırmanın sonuçlarıyla örtüşen ama bazı çağdaş araştırmacıların yanlış anladığı bir örneği ele alarak açıklamaya çalıştım. Sonuç olarak bu araştırma, fıkh literatüründe, dört mezhep alimlerinin gerçek görüşlerinin Sahabe ve Tabiun'den gelen sahih rivayetlerle ne kadar müttefik olduğunu ortaya koymak adına küçük bir adım olup daha derinlikli ve kapsamlı çalışmalara kapı aralamaktadır.Master Thesis الجوانب النحوية والبلاغية لجملة الصلة في القرآن الكريم ـ دراسة تطبيقية على جزأي تبارك وعم.(2024) Elfelah, Mahmud; Aladwani, دكتور. عشيق. عضو KhaledBu araştırma, bağlaç bağlaçlı söz öbeğinin dil bilgisi ve belagat yönünden Kur'an'daki âyetlerin manalarına etkisi, ad ve deyim türlerine göre tanımları, sözcükleri ve gerekleri üzerinden incelemeyi amaçlamaktadır. retorik yönler ile ayrıştırma ve yorumlama arasındaki güçlü ilişki ve bağlaçta bağ bağlaç ibaresinden yoksun olduğu biliniyor, bu bağıntının derecesini gösteriyor, bağlantılı, birbiriyle ilişkili, birleşik bir, ayrılmaz parçalar ve bu odak noktasıydı. Bu araştırma birbiriyle bağlantılı bağlantı analizi, Haviyye ve bunun retorik yönleriyle ilgili ifadeler. Bu amaca ulaşmak için araştırma dört bölümden oluşuyordu: ilk teorik giriş bölümü, bir istatistik bölümü ve Tebarek ve Amme olmak üzere iki bölümün gramer ve retorik incelemesi aracılığıyla iki uygulamalı bölüm. Bu çalışmanın sonuçlarının çoğu şunları içermesine rağmen: .1 -ohmah bağlantılı ve Kuran'daki ilgili ifade ve bu, bu araştırmada incelenen çok sayıda konu ile açıklanmaktadır. 2-Anlamın açıklanmasında ve analitik olarak özellikle bilimin önemli bir rolü vardır ve her öğrenci veya yorumcu, Yüce Murad'ı anlamak için bu bilimden yararlanmalıdır. 3-Tefsir ve ifade arasındaki yakın ilişkinin en önemli delili, Kur'an'ı ifade eden birçok kitabın müellifidir. Bu çalışmanın en önemli tavsiyelerinden: 1-Murad'ın manasını açıklığa kavuşturma ve göstermedeki büyük etkisinden dolayı saygın üniversitelere Arapça metinlerde gramer ve belagat yönleriyle ilgili çalışmaların artmasını tavsiye ederim. 2-Bu mübarek çalışmanın, bağlantılı link isim tamlaması ibaresini analiz tamamlamanızı tavsiye ederim, Kuran'ın diğer bölümlerinin gramer ve retorik yönlerinin incelenmesi. 3-Bu cümlenin ayetin ayrılmaz bir parçası olması ve tek bir bütünün yapısal bir incelemesi olması için modern dilbilim çalışmalarına göre bu gramer ve retorik yönleri yeni bir şekilde incelemenizi tavsiye ederim. Anahtar Kelimeler: Belağat, Sıla Cümlesi, Kur'an-I Kerim-Arap Dili, Nahiv.Master Thesis الرحلات الأوروبية إلى القدس ودوافعها السياسية_رحلة برنارد الحكيم في القرن التاسع الميلادي أنموذجاً(2024) Elahmet, Semır; Chıkhou, RachıdBu tez konusu Avrupalı bir kişi 19. Yüzyılında Kudüs'e gittiği hac turunu araştırmaktadır, sözkonusu bu hac turu titiz, eksiksiz ve Mısır ile Akdeniz kıyıları istikameti üzerinden Avrupa-Kudüs yolu hakkında detaylı niteleyici bilgiler kapsayan ilk yazılmış tur olmasından dolayı ayrıcalık kazanmıştır. Yazılan kayıtlarda ekonomik, sosyal ve siyasi belirtiler ele alınmıştır. Bu tez çalışmasında ayrıyeten yapılan sözkonusu turun amacı ve haçlı seferlerinden önce yapılan turların siyasi motiflerden bahsedilmiştir. Araştırma yaparken farklı ülkelerin ilişki ve çatışma haritası üzerinde durarak Beyt-Ül Makdis bölgesinin konum açısından sahip olduğu önem ele alınacaktır. Ayrıca Avrupa'dan başlayarak yapılan turların Kudüs'ü ve doğu Arap bölgesinin nitelemesiyle ilerleyen dönemlerde yapılan turlar ve özellikle Nasır-I Hüsrev tarafından sefername adlı eseri ile Şemseddin El-Makdisi'nin yazdığı ''Ahsen at-Tekasim'' adlı kitabında yaptığı nitelemeyle eserleriyle karşılaştırma yapılacaktır.Master Thesis الأثر السلبي للروايات الضعيفة والموضوعة على التفسير في قصص الأنبياء نبي الله أيوب نموذجاً(2025) Ahmetoğlu, Burhan; Youssef, AbdulsalamBu çalışma, Allah Teâlâ'nın Kitabı'nın tefsirine, özellikle peygamber kıssalarına ilişkin birçok zayıf ve uydurma rivayetin olumsuz etkilerini ayırt etmeye ve açıklamaya yönelik temel bir zemin oluşturmayı amaçlamaktadır. Bu, tefsir ve hadis kitaplarındaki rivayetlerin izini sürerek tümevarım yöntemine ve metinleri analiz edip kökenlerini ve dayanaklarını açıklayarak eleştirel ve analitik yönteme dayanmaktadır. Ayrıca genel olarak peygamberlere ve elçilere dil uzatan ya da özellikle Allah'ın peygamberi Eyyûb'a saldıran rivayetlere yanıt vermektedir. Bu araştırmada Allah'ın peygamberi Eyyûb'un özel olarak ele alınması, onun kıssasının, sıradan bir insana dahi isnat edilemeyecek birçok konuyu ve zayıf rivayetleri içermesi nedeniyledir. Bu tür rivayetlerin bir peygambere veya elçiye isnat edilmesi ise kabul edilemez. Çalışma, uydurmayı ve uydurucuları ortaya çıkarma konusundaki âlimlerin çabalarını ele aldığı gibi, İsrailiyat kaynaklı olanlar da dâhil olmak üzere bu konuların ve rivayetlerin, Kur'an metinlerini anlamaya ve tefekkür etmeye olan kötü etkilerini de açıklamıştır. Elde edilen en önemli sonuçlardan biri, bu iftiraların ve uydurma rivayetlerin büyük miktarda olduğu ve bu rivayetlerin büyük bir kısmının peygamberlik makamını küçültmeyi hedeflediğidir. Öyle ki, birçok peygamber ve elçi bundan kurtulamamıştır. Daha sonra bu uydurma rivayetleri ayıklamak, çürütmek ve onları doğruluk veya yanlışlık açısından açıklamak, kulun peygamberlere ve elçilere olan imanını sağlamlaştıran bir durumdur. Ayrıca, onların sahih hayat hikâyelerindeki doğrular, bu uydurma rivayetlerin birçoğunu izlemeye gerek bırakmayacak şekilde yeterlidir. Araştırma, bu uydurma rivayetlerin tefsir kitaplarına sızdığı noktaları araştırıp tespit etmek ve onları temizlemek için mümkün olduğunca incelemeler ve araştırmalar yapılmasını tavsiye etmektedir. Sonra, peygamber kıssalarının, uydurma rivayetlerden tamamen uzak durması gerektiğini ve yalnızca peygamberlerin ve elçilerin hayatlarındaki yüksek hedefler ve maksatlarla sınırlı olması gerektiğini ifade etmektedir. Bu da özellikle yetişkinler ve çocuklar için geçerlidir. Sonra, Kur'an-ı Kerim'in bazı ayetlerini zayıf rivayetlerle tefsir ederken âlimlerin koyduğu tüm şartların tamamen dikkate alınması gerektiğini vurgulamaktadır. Son olarak, davetçileri ve âlimleri, doğru akide ile çelişen rivayetlerde gevşek davranmanın tehlikesine karşı uyarmakta ve uydurma rivayetlerden tamamen uzak durulması gerektiğini ve onlara karşı dikkat edilmesi gerektiğini vurgulamaktadır. Anahtar Kelimeler: Tefsir. Eyyub (a. s). Olumsuz Etki, Rivayet, Zayıf, Uydurma, Peygamber KıssalarıMaster Thesis فن السخرية بين زكريا تامر وعزيز نسين (دراسة مقارنة)(2024) Yusufoğlu, Muhammed; Aladwanı, KhaledAraştırma, Ironi sanatını iki komşu ülkede ünlü iki yazar olan Zakariya Tamer ve Aziz Nesin'in eserleri üzerinden tartışmaktadır. Bu araştırma, bu iki yazarın Ironisanatını nasıl kullandığını vurgulamayı ve Ironiın her birindeki özelliklerini kapsamlı bir şekilde incelemeyi amaçlamaktadır. Araştırma, bir giriş, üç bölüm, sonuçlar ve önerilerden oluşmaktadır. Birinci bölüm, araştırmada geçen terimleri tanıtarak Ironisanatını ve edebiyattaki uygulamalarını genel olarak, kısa hikaye özelinde ise ayrıntılı olarak ele alır. Ironiın tarihsel süreçleri ve Ironii eğilimleriyle ünlü önemli yazarlar hakkında bilgi verir. Ayrıca, Suriye ve Türkiye'deki Ironii hikayelerin oluşum koşullarına dair kısa bir bilgi sunar ve yazarların biyografileri ile en ünlü Ironii hikayelerine detaylı bir şekilde yer verir. İkinci bölüm, yazarların ele aldığı Ironii temaları (sosyal Ironi, politik Ironi, dini Ironi, ekonomik Ironi) inceler ve aralarındaki benzerlikler, farklılıklar, örtüşmeler ve karşıtlıkları tartışarak karşılaştırma yapar. Üçüncü bölüm, Ironiın içeriklerini ifade etme konusunda yazarların kullandığı yöntem ve teknikleri karşılaştırarak sanatsal yönlerini incelemeye odaklanır.Master Thesis حاشية المدابغي (ت1170ه) على (موصل الطلاب إلى قواعد الإعراب لخالد الأزهري) لحسن المدابغي (دراسة وتحقيق)(2025) Ali, Suha; Jankır, Aslambn Hişam el-Ensari'nin 'el-İ'rab ila Kavaid el-İ'rab' adlı metni üzerine yapılan bu çalışma, Arap dilbilgisinde i'rab (cümle tahlili) yöntemleri ve niteliği üzerine teorik bir kitaptır. Halid el-Ezheri bu eseri 'Muvassıl et-Tullab' adıyla şerh etmiş, öğrencilere kolaylık sağlamak amacıyla orta ve kolay bir şerh sunmuştur. Daha sonra Şeyh Hasan el- Medâbigi gelerek bu şerh üzerine bir haşiye (dipnotlu açıklama) yazmış ve kendisinden önceki şarihlerin (şerh edenlerin) deneyimlerinden faydalanmıştır. Böylece, Medâbigi'nin haşiyesiyle her iki kitabın yapısı tamamlanmıştır. Bu önemi nedeniyle, 'Haşiyetü'l-Mâdabigi' (inceleme ve tahkik) benim tercihim olmuştur. Bu eseri, Arap kütüphanesini zenginleştirmek amacıyla el yazması dünyasından basılı dünyaya çıkarmayı hedefledim ve yüksek lisansımı tamamlamak için bu konuyu araştırma konum olarak belirledim. Araştırmamı üç bölüme ayırdım: bir giriş bölümü, bir inceleme bölümü ve bir tahkik bölümü. Birinci Bölüm: Medâbigi'nin dönemi ve hayatı hakkında bir giriş bölümüdür. İkinci Bölüm: İbn Hişam el-Ensari ve Halid el-Ezheri ile kitapları hakkında bir inceleme, ayrıca Medâbigi ve 'Haşiyesi' hakkında kapsamlı ve özlü bir inceleme içermektedir. Bu bölümde Medâbigi'nin adı, yetişmesi ve eserleri hakkında kısa bir bilgi, haşiyenin yöntemi, önemi ve kaynakları ile el yazmasının tanımı ve verileri yer almaktadır. Üçüncü Bölüm: Tahkik bölümüne ayrılmıştır. Bu bölümde, iki el yazması arasındaki karşılaştırmanın doğruluğuna özen gösterdim ve bilimsel tahkikin temel kurallarına ve prensiplerine riayet ederek, tahkik edilmiş metni doğru, sağlam ve hatasız bir şekilde sunmayı amaçladım.. vii Bu çalışma, Arap diline hizmet etmeyi ve klasik nahiv mirasına katkıda bulunmayı hedefleyen mütevazı bir ilmî gayrettir.Master Thesis أثر البيئة على المفسر عبد الكريم المدرس انموزجاً(2024) Muhammed, Faruk; Ensari, AbdurrahmanBu çalışmanın amacı, çevrenin Şeyh Abdülkerim el-Müderris üzerindeki etkisini ortaya koymaktır. Araştırma, onun görüşleri, çıkarımları ve tercihleri aracılığıyla akidevi, fıkhi, sosyal ve siyasi açılardan çevresinin ve çağdaş gerçekliğinin etkisini belirgin bir şekilde göstermektedir. Tez, bir giriş, üç ana bölüm ve bir sonuç kısmına ayrılmıştır. Giriş kısmında, araştırmanın önemi, hedefleri, önceki çalışmalar ve araştırma planı ele alınmıştır. Birinci bölümde, Şeyh Abdülkerim el-Müderris'in biyografisi incelenmiştir. Bu bölümde adı, soyadı, doğumu, lakabı, bilimsel gelişimi, görevleri ve çalışmaları, eserleri ve alimler arasındaki konumu detaylandırılmıştır. İkinci bölüm, Şeyh Abdülkerim elMüderris'in yaşadığı dönemi ve çevresini ele almaktadır. Bu bölümde araştırma terimlerinin tanımları (müfessir üzerindeki çevrenin etkisi), Şeyh'in siyasi, ekonomik ve bilimsel çevresi ile 'Mevahibü'r-Rahman fi Tefsirü'l-Kur'an' adlı tefsirin tanıtımı yapılmıştır. Üçüncü bölüm, çevrenin Abdülkerim el-Müderris'in tefsiri üzerindeki etkisini incelemektedir. Bu bölümde, Şeyh'in akidevi, fıkhi, sosyal ve siyasi çevresi hakkında ayrıntılı bilgi verilmiştir. Sonuç kısmında ise, elde edilen en önemli bulgular ve öneriler sunulmuş, ayrıca kaynakça ve referanslar listelenmiştir. Anahtar Kelimeler: Tefsir, Mevahibü'r-Rahman, Çevrenin Etkisi, Abdülkerim elMüderris.Master Thesis Arap-Israil Anlaşmaları Işığında Kudüs (1949-1995)(2025) Alabdullah, Saleh; Kadro, NarjesModern çağda Kudüs sorunu, din, kutsallık ve hatta coğrafi konum ve jeopolitik konum açısından büyük önem taşıyan bu şehirde tarih boyunca uzun bir serinin parçasıdır, Antik çağlardan beri bir Arap toprağı olmasına rağmen, M.Ö. 2500 civarında Arap Jebusitleri tarafından inşa edildiği için bir çatışma arenasıydı ve hala öyle, Modern tarihe dönersek, I. Dünya Savaşı'nın sona ermesinden sonra yapılan Genel Barış Konferansı sırasında 31/05/1920 tarihinde Filistin için İngiliz Mandası ilan edilmiş ve Yahudi Herbert Samuel Filistin Yüksek Komiseri olarak atanmış ve Manda'nın ilanından üç gün sonra İngiltere, Yahudilere Filistin'in 1917'de Yahudiler için ulusal bir vatan olacağına dair verdiği Balfour Deklarasyonu'nun içeriğini açıklamıştır. 1920'den yani Manda'nın başlangıcından 1948'e kadar olan dönemde, bir yandan Filistinliler ve Araplar arasında çatışmalara tanık olunmuş, diğer yandan İngiliz Manda yetkilileri, Filistin'de bir Yahudi devleti kurma meselesini reddetmişlerdir, çünkü Filistin bir Arap toprağıdır ve Müslümanlar arasında büyük bir dini sembolizme sahiptir, İngiliz Manda makamlarıyla Yahudi projesinin kurulmasını engellemeye yönelik barışçıl ve diplomatik girişimlere atıfta bulunarak, 1920'den yani Manda'nın başlangıcından 1948'e kadar olan dönemde, bir yandan Filistinliler ve Araplar arasında çatışmalara tanık olunmuş, diğer yandan İngiliz Manda yetkilileri, Filistin'de bir Yahudi devleti kurma meselesini reddetmişlerdir, çünkü Filistin bir Arap toprağıdır ve Müslümanlar arasında büyük bir dini sembolizme sahiptir, İngiliz Manda makamlarıyla Yahudi projesinin kurulmasını engellemeye yönelik barışçıl ve diplomatik girişimlere atıfta bulunarak. İngilizlerin ve Yahudilerin Filistin'de Yahudi varlığının kurulması konusundaki ısrarları neticesinde ve 1933-1939 yılları arasında gerçekleşen Büyük Filistin Devrimi ile sonraki askeri ve diplomatik çatışma yıllarında ortaya çıkan şiddetli Filistin direnişi neticesinde ve 1945 yılında Birleşmiş Milletler'in kurulmasından sonra Filistin-Yahudi çatışmasının çözümü için çalışmış ve Kudüs şehrini bölmek için bir komite oluşturmuş ve 29 Kasım 1947'de Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nda 33 kişinin katıldığı 181 sayılı Karar oylanmıştır. İtiraz ederken bölünmeden yana devlet 13. Bu araştırma, 1948 savaşından sonraki ateşkes anlaşmalarından başlayarak, Arapların ve İsrail'in Kudüs konusundaki stratejisini bilmek için Oslo 2 Antlaşması'nın imzalandığı 1995 yılına kadar Arap-İsrail anlaşmalarını ve bu anlaşmaların Kudüs'ün kurtuluşu konusundaki etkisini bölümlerinde tartışacaktır.Master Thesis İç savaşın gölgesinde boşanma olgusu (Suriye örneği) - The phenomenon of divorce throughout the interior war and the Syrian example(Mardin Artuklu Üniversitesi, 2020) Muhammed, Rodi Hacı; Deniz, Mehmet AtaBu araştırma, süriye toplumundaki mevcut krizin gölgesinde boşanma olgusuyla ve süriye'de meydana gelen boşanmanın yeni sebeplerin ve etkilerini ele almıştır. Ayrıca, bu araştırma savaştan yol açtığı mevcut koşullar altında ailenin parçalanmasıyla beraber meydana boşanma oranlarındaki artışın nedenlerini ve etkilerini tespit etmışır. Bu araştırma beş bölümden olmuşmaktadır. Birinci bölümde, talak kavramının sözlük ve terim anlamı ile açısından teork yönüyle ele alınmıştır. İkinci bölüme gelince, boşanma neden olan genel sebebler ile daha sonra bu kriz sebebleriyle meydana gelen boşanma sebebleri açıklanmıştır. Ücüncü bölümünde, boşanma yol açtığı krizden önce ile sonrasında meydana gelen boşanma oranları karşılaştırmıştır. Dördüncü bölümde, boşanmanın öncelikle aile ve daha sonra süriye toplumu üzerindeki etkileri incelemiştir. Beşinci bölümü, boşanmanın önlenmesi için önemli önlem ve çözüm önerileri ele alınmıştır. Sonuç bölümde de konuyla ilgli olarak ulaşılan en önemli bulgu ve öneriler ele alınmıştır.Master Thesis El-Lümâ ve el-Burhân adlı kitapların kıyas bölümlerinin karşılaştırılması(Mardin Artuklu Üniversitesi, 2023) Algıbara, Savsan; Deniz, Mehmet AtaÇalışma, İmam Şirazi'nin el-Lüma adlı kitabı ve İmam el-Cüveyni'nin el-Burhan kitabının kıyas bölümündeki müstakil içtihatlarına ek olarak kıyas babında ele aldığı bölüme usulcü yaklaşımı ve iki yaklaşım arasındaki ortaklık ve farklılıkları ortaya koyan usulcü metodolojilerini karşılaştırarak açıklamıştır. Bu çalışmayı diğer çalışmalardan ayıran nokta Şafiilerin başını çektiği usulcü bir ekole mensup iki imamın iki yaklaşımının karşılaştırılmasıdır. Karşılaştırmalı yöntemin yanı sıra tanımlayıcı, tümevarımsal ve analitik yöntemler kullanılmıştır. Araştırma bir giriş bölümü, iki ana bölüm ve bir sonuç bölümünden oluşmaktadır. Giriş bölümünde İmam Şirazi ve Cüveynî'nin bilimsel tercümeleri ve kitaplarının tanımı ele alınmıştır. Birinci bölüm, kıyas bölümünde İmam Şirazi ve Cüveynî'nin iki yaklaşımı arasında temel bir karşılaştırmayı, usulcü görüşleri akıl yürütme ile sunma ve aktarma biçimleri, anlaşmazlık konusunu açıklama, ifadeleri tartışma ve ihlal edenlere yanıt verme yolları ve görüşler için tercihlerini içermektedir. Son bölümde ise iki imamın kıyas, kıyasın aslı ve mahiyeti, kıyasın yetkisi ve çıkarımı, kıyasın bölümleri ve çeşitleri, kıyasın sebebini ispat etme yolları konularındaki görüşleri arasında karşılaştırma yapılmıştır. Bu çalışma sayesinde İmam Şirazi'nin, mantık ve teolojiye müdahale etmeden, kendisinden öncekileri takip ederek usulcü ekole daha fazla bağlı olduğu görülmüştür. O, usulcü bir bilgindir.Görüşlerinin ve usulcü tercihlerinin çoğunda Şafii düşünce ekolünden pek ayrılmayan bir bilim adamıdır. İmam Cüveynî ise çıkarımlarda bulunurken, akli ve kelami delillerin aracılığıyla usulcü fikirleri genişletmiştir. Bazen kendi ekolünün imamı Şafii ve hocası el-Bakıllani'nin fikirleriyle çelişmiştir. O, içtihat olarak, kelamcı olarak, usulcü olarak, özgür fikirli biri olarak, alışılagelmiş düşünce ekollerinin dışındadır. Ardından sonuç bölümü önemli sonuçları ve tavsiyeleri ifade etmiştir.Master Thesis Modern düşüncede vahiy (Saîd Nâşîd) örneği - eleştirel bir çalışma(Mardin Artuklu Üniversitesi, 2022) Battal, Keder; Youssef, AbdulsalamAllah'a hamd, salat ve selam Resulullah'ın üzerine olsun. Sonra: Kur'an; Müslümanların hayatlarında, hayatlarının her alanında taşıdığı önemden dolayı İslam düşmanlarının saldırısına hala maruz kalmaktadır. Kur'an, Allah'ın insan hayatının ona göre tanzim edilmesi, mutluluğa ve iyiliğe doğru yönlendirmesi için indirdiği ilk baş vurulan kutsal kitabıdır. Bu nedenle Kur'an-ı Kerim, Batı'da fikirlerinde taraf olan bir avuç düşünür tarafından hedef alınmıştır. Onlar, İslam ümmetine düşman olanların sadağında ümmeti yaralamak için ve sömürge savaşını fikri ve kültürel savaş ile tamama erdirmek için atılan ok olmuşlardır. Müslümanların genel yüreklerinde var olan Kur'an'ın heybetini sarsmak için, genel manada Kur'an ilimleri üzerinde özel manada ise modernite ve ilerleme iddiasıyla entelektüel şebekeler aracılığıyla vahiy üzerinde çelişkili şüpheler atmak için çok araştırma yapmışlardır. Bu nedenle, "Modernist Düşüncede Vahiy Bir Model Olarak (Saeed Nasheed)- eleştirel bir çalışma" adlı araştırmam, Saeed Nasheed'in vahye ilişkimodernist fikirlerini ortaya koyarak ve bu fikirleri eleştirerek onların şüphelerine yanıt vermeye ve onların araştırmalarının kırılganlığını göstermeye çalışmıştır. Araştırmamda vahye dair selefin tanımı ile modernist akımın tanımı arasındaki farkı ele aldım. Ayrıca bu araştırmada modernite ve kaynağını da temellendirdim. Daha sonra Saeed Nasheed'in vahiy hakkındaki düşüncesini ve vahye dair eleştirisini şüphelerine cevap vererek, İslam dünyasındaki ve Batı dünyasın'daki modernistlerin sözleriyle ilişkilendirerek ele aldım. Araştırma bir giriş, iki bölüm ve bir sonuç şeklinde yazılmıştır. Giriş: Araştırmanın önemi, amaçları, konu seçme nedenleri, yaklaşımı ve üzerinde devam edilecek plan ele alınmıştır. Birinci Bölüm: Vahyin hakikati ve keyfiyetine, modernistlerin vahye dair anlayışına değinilmiştir. Bu bölüm iki konu üzerine yoğunlaşmıştır. Birinci konu: Vahyin hakikati. Bu da dört alt bölümden oluşmaktadır. Birinci alt bölüm: Vahyin lügat ve ıstılah olarak tanımı. İkinci alt bölüm: Allah'ın, Resulü (s.a.v.)'ne vahyi gönderme keyfiyeti. Üçüncü alt bölüm: Meleğin Resulüllah'a vahyi getirme keyfiyeti. Dördüncü alt bölüm: Kur'an vahyini karakterize eden husus. İkinci konu: Vahye dair modernist anlayış. Buda iki alt bölümü içermektedir. Birinci alt bölüm modernistlerin anlayışını ele almıştır. İkinci alt bölüm ise İslam dünyasındaki modernistlerde vahiy konusu ele alınmıştır. İkinci bölümde ise iki konu bulunmaktadır. Birinci konuda bağımsız bir alt bölümde Nâsheed'in biyografisine, başka bir alt bölümde ise doğduğu yer ve büyümesine değinilmiştir. Daha sonra bu bölümün son alt bölümünde Modernite ve Kur'an adlı kitabına değinilmiştir. İkinci bölümde (konuda) ise Saeed Nasheed'in vahiy hakkındaki sözleri eleştiriyle birlikte beş alt bölüm üzerinden sunulmuştur. Sonuç Bölümü İse: Bu Araştırmanın Ulaştığı Bir Dizi Bulgu Ve Öneriyi İçermektedir.Master Thesis Hafız İbn Asakir ve Sultan Nureddin'in İş Birliklerinin Beytülmakdis'in Kurtuluşundaki Etkisi(2024) Diyab, Abbas Hassan; Alsayady, Abdul GhafourBu çalışma, Haçlı seferleri döneminde, milletin bilinçsel olarak hazırlanmasına ve Beytülmakdis'ün kurtuluşunu arama kararlılığının uyanmasına ilişkin bir yönünü ele almaktadır. Ayrıca bilginin, yerini, önemini ve değişim yaratmadaki hayati rolünü vurgular. Bu bilişsel yapılanmada el-Hafız İbn Asakir ve Sultan Nureddin'in oynadığı hayati rolün tanımıyla çalışmaktadır. Çalışma aynı zamanda büyük alim Hafız İbn Asakir tarafından temsil edilen alimler arasındaki iş birliği ilişkisini, adil sultan Nureddin Zengi'nin temsil ettiği akılcı otoriteyi ve bu iş birliği ilişkisinin Beytülmakdis'ün kurtuluşunun yolunu nasıl açtığını da tartışmakta Bu çalışma, bilginin bireylerin ve ulusların yaşamlarındaki öneminin yanı sıra değişimin gerçekleşmesinde ve tarihin yazılmasındaki rolünü ortaya koymayı da amaçlamaktadır. Çalışma ayrıca, İbn Asakir liderliğindeki alimlerin, Haçlı seferleri sırasında halkı bilişsel olarak Haçlı istilasına karşı hazırlamaya yönelik olan çabalarına da ışık tutmayı amaçlamaktadır. Hafız İbn Asakir'in temsil ettiği bilgi ile Sultan Nureddin'in temsil ettiği akılcı otorite arasındaki ilişkinin doğasına da ulaşmaya çalışmakta ve İbn Asakir ile Sultan Nureddin arasındaki iş birliği ilişkisinin Beytülmakdis'ün Haçlı güçlerinden kurtarılma hazırlığındaki etkisini ortaya koymayı amaçlamaktadır. Araştırmanın önemi, Beytülmakdis'ün gelecekteki kurtuluşuna hazırlanmadaki rolünün yanı sıra ele aldığı konunun önemi ve bilginin değişimdeki rolünde yatmaktadır. Bugün, yetmiş yıldan fazla süren acımasız bir Siyonist işgal altında bulunan Beytülmakdis ve mübarek Mescid-i Aksa'nın zorluklar yaşadığı bir dönemdeyiz. Zaman sanki dönmüş ve tarih kendini tekrar ediyor gibi. Bu yüzden, vatanları ve kutsal mekanları kurtarmak için atalarımızın yaptıklarından ilham almak zorundayız. Çünkü tarihi olmayan bir ulusun ne bugünü ne de geleceği vardır. Bu nedenle, çalışmanın önemi buradan kaynaklanmaktadır. Çalışma, ulusun bilginlerinin ve adil bir yöneticinin, ulusun topraklarını ve kutsal yerlerini, özellikle Beytülmakdis'ün kurtarmak için gösterdikleri çabaların bir yönünü aydınlatmaktadır. Çalışma, ilgili olay ve olguların izlenmesinde, bu bilgi ve verilerin analiz edilmesinde veya tartışılmasında ardından da sonuçlara varılmasında tarihsel yönteme dayanmaktadır. Çalışma, en önemlisi ister mezhepsel ve mezhepsel ister etnik ve ulusal temelde bölünme ve parçalanma tehlikesi ve bunun ulusu zayıflatmadaki etkisi olan birkaç sonuca varmıştır. Bilginin önemi, değişimdeki rolü ve ulus için fikirsel hazırlık ihtiyacının yanı sıra siyasi ve askeri hazırlıktan önce gelmesi gerektiği sonucuna varmıştır. Aynı zamanda, halkların, toprakların ve kutsal yerlerin kurtuluşu için bilgi ve adil otorite arasında stratejik iş birliği kurmanın önemini ve gerekliliğini gösterdi. Çalışma ayrıca, araştırmacıların dikkatini çekmek ve onları bilgi ve güç arasındaki iş birliği hakkında daha fazla araştırma yapmaya teşvik etmek ve tarih boyunca bunun pratik örneklerini vurgulamak ve incelemek de dâhil olmak üzere çeşitli öneriler önerdi.Master Thesis Kur'ân-ı Kerîm'de edebî sanat olarak terâdüf(Mardin Artuklu Üniversitesi, 2019) Aljadaan, Rajaa; Akçay, HalilTeradüf (eş anlamlılık), başta Kur'an'da olmak üzere varlığını kabul edenler ile etmeyenler arasında uzun tartışmaların cereyan ettiği karmaşık dil bilim konularından sayılmıştır. Bu tartışmaları, teradüfü belagat konularına bir edebî sanat olgusu olarak dâhil ederek aşabileceğimizi gördük. Bu da müteradif (eş anlamlı) kelimelerin bir arada kullanımına yoğunlaşma şekline olabilmektedir. Müteradiflerin bir cümlede bir arada kullanımı üzerinde çalışmak, tartışmalara yol açan küllî manaya değil, ince anlam farklılıklarına ışık tutacaktır. Nitekim müteradifler arasında, düşünüldüğünde teradüf sırrını keşfedecek detay, bölüm ve derecelerinde ince farklar vardır. Bu bağlamda özellikle Kur'ân-ı Kerîm'de müteradiflerin bir cümlede kullanıldığı durumlar üzerinde çalışılması önem arz etmektedir. Bu çalışmamız giriş ve iki bölümden oluşmaktadır. Giriş kısmında genel olarak teradüf kavramı el alınmıştır. Hem sözlük ve terim anlamı hem de edebî sanat açısından teradüfün anlamı, esasları, sebepleri, faydaları ve çeşitleri incelenmiştir. Birinci bölümde vasl ve fasl çeşitleri açısından teradüf ele alınırken ikinci bölümde Kur'an'da teradüf ele alınmıştır.Master Thesis Kur'an'ı Kerim'de bedeli cümle (Alternatif cümle) ve tefsiri cümle (açıklayıcı cümle) arasındaki analiz ve vasfi inceleme(Mardin Artuklu Üniversitesi, 2019) Bakari, Nouha; Abdullah, AbdulhalimAraştırma Kur'ân-ı Kerîm'de bedel ve tefsir cümlelerinin özellik ve niteliklerini, bu cümlelerin tefsire etkisini ve her bir cümle çeşidinin Kur'an bağlamından kaynaklanan delalet yönünü ele alarak bu iki cümle çeşidi arasındaki farkı belirginleştirmeye çalışmaktadır. Zira nahivciler arasında bu iki cümlenin delaleti ile ilgili önemli bir ihtilaf söz konusudur. Öyle ki neredeyse isimleri farklı kendileri aynıymışçasına yakın bir kullanım söz konusu olmuştur. Araştırma üç bölümden oluşmaktadır. İlk bölümde cümle, kelam, isnad, tefsir, bedel tanımları ve nahivcilerin cümle delaleti ve irabıyla alakalı olarak kullandıkları terimler ele alınmıştır. İkinci bölümde tefsir edatıyla başlayan ve tefsir edatı ile başlamayan tefsir cümleleri ele alınmış, üçüncü bölümde ise Kur'ân-ı Kerîm'de bedel cümlesi, bedel çeşitleri ve delaletleri, bedel cümlelerinin irab durumları ve bununla alakalı ihtilaflar ele alınarak bedelin delaleti üzerinde durulmuştur. Bunun yanında bedel cümlesinin varlığı ispat edilerek inkârı reddedilmiş, bedel ve tefsir cümlesi arasındaki benzerlik ve farklılıklar açıklanarak bedel cümlesi ile ilgili uygulamalı örneklere yer verilmiştir. Araştırma tefsir edatıyla başlayan tefsir cümlesi ile bedel cümlesinin mutlak olarak birbiriyle karıştırılmasının söz konusu olamayacağı, ancak tefsir edatı ile başlamayan tefsir cümleleri ile bedel cümlelerinin birbiriyle karıştırılabileceği sonucuna ulaşmıştır. Bunun nedeni tefsir cümlelerinin belirlenmesinin bağlamın delaleti, derin bir anlayış ve kelamın muradını tespitte bir titizliği gerektirmiş olmasıdır. Araştırma ayrıca, bedel cümlesinin kelamdan muradın belirlenmesine, kendisinden bedel olunan cümleden (mübdel minhu) daha fazla hizmet ettiği ve bazen bedel cümlesinin mübdel minhu olan cümledeki kapalılığı gidererek onu açıklayan, bazen de mübdel minhu olan cümleye olan ihtiyacı tamamen ortadan kaldıran bir vazife yüklendiği sonucuna varmıştır.
