TR-Dizin İndeksli Yayınlar Koleksiyonu
Permanent URI for this collectionhttps://hdl.handle.net/20.500.12514/1836
Browse
Browsing TR-Dizin İndeksli Yayınlar Koleksiyonu by Language "tr"
Now showing 1 - 20 of 1359
- Results Per Page
- Sort Options
Article Âşık Mevlüt İhsani’nin Şiirlerinde Doğa Sembolizmi(2025) Balikci, SakireÂşık Mevlüt İhsani 20. yüzyıla damga vurmuş, âşıklık geleneğinin kültürel kodlarına bağlı önemli bir sanatçıdır. Hikâyelerinde tarihî ve efsanevi anlatılardan esinlemiş, şiirlerinde ise daha çok doğa ve aşk konularını ele almıştır. Âşık, zengin bir bakış açısı ve özgün bir üsluba sahip olmasına rağmen geleneğin dili ve aktarım tarzını hikâye ve şiirlerine ustalıkla yansıtmıştır. Âşığın şiirlerinde doğa, Karacaoğlan ve Dadaloğlu’nda olduğu gibi ana eksendir. Âşık, birçok eserinde ilhamını doğadan almaktadır. Postmodern Dönem ile birlikte sanata, bilime kısaca hayatın tamamına bakış açısı değiştiğinden doğaya bakış da değişmiştir. Bu dönemde hümanizmden bu yana insanı yaşamın merkezine alan görüş ve modernist yaklaşımlar eleştirilmiştir. Rönesans’la birlikte yaşamın merkezindeki konumunu güçlendiren insanın yerine “doğa”yı koymanın gerekliliğini vurgulayan eko-eleştiri, söz konusu yeni görüş/kuramlardan biridir. İnsan yerine doğayı merkeze alan ve eko-eleştiriden türeyen pek çok görüş vardır. Eko- eleştiri kuramı Batı’da tartışılmaya başlamadan evvel Türk kültüründe doğanın çok etkili bir yerde olduğu, doğa ile insanın ayrılmaz bir bütün olduğu en eski metinlerden çağdaş halk edebiyatına kadar yansımış bir gerçektir. Bu çalışmada “Âşık Mevlüt İhsânî’nin şiirlerinde hayvan sembolizmi başta olmak üzere doğanın görünümü nedir, eski kültürün izlerini bugüne taşımakta mıdır, şeklindeki soruların cevapları bu çalışmanın sınırlarını belirlemektedir. Eski Türk kültüründen bugüne Şamanizm, kamlık, ozanlık ve âşıklık silsilesinin vazgeçilmez temalarından biri olan “doğa” ve “doğa sevgisi” İhsânî’nin şiirlerinde de canlı bir şekilde yer aldığı görülmektedir. Aşığın şiirlerindeki doğa sembolizmi disiplinlerarası bir yaklaşımla ele alınıp aşığın beslendiği kültür, inanış, ve yetiştiği coğrafyanın etkisi çalışma boyunca irdelenecektirArticle KÜÇÜK VE ORTA BÜYÜKLÜKTEKİ İMALAT İŞLETMELERİNDE SÜRDÜRÜLEBİLİR ÜRETİM DÜZEYİNİN BELİRLENMESİ: MARDİN ORGANİZE SANAYİ BÖLGESİ ÖRNEĞİ(Dokuz Eylül Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, 2023) Denk PınarArtan dünya nüfusu, doğal kaynaklardaki kirlenme ve azalma, iklim değişikliği, küresel ısınma vb. birçok ilişkili konu sürdürülebilirlik kavramının önemini giderek artırmaktadır. Bu bakımdan insan ihtiyaçlarının karşılanmasında üretim ve tüketimin sürdürülebilir kılınması gerekmektedir. Bu kapsamda bu çalışmanın amacı Mardin Organize Sanayi Bölgesi (OSB)’deki Küçük ve Orta Büyüklükteki İşletmelerin (KOBİ) sürdürülebilir üretim düzeylerinin belirlenmesidir. Bunun için öncelikle Mardin OSB’de faaliyet gösteren 156 aktif firmanın doksan dördüne soru formu uygulanmıştır. Soru formlarından elde edilen veriler SPSS paket programında değerlendirilmiş ve bulgular elde edilmiştir. Elde edilen bulgulara göre, Mardin OSB’deki KOBİ'lerin, ürün tasarımı, üretim süreci, atık yönetimi, enerji, tedarik, tersine lojistik, ekonomik, sosyal ve çevresel sorumluluk alanlarında sürdürülebilir üretim uygulamalarını genel olarak yerine getirdikleri belirlenmiştir. Ancak bu alanlardaki bazı uygulamaların yeterli olmadığı görülmüştür. İşletmeleri sürdürülebilir üretim uygulamalarına yönlendiren nedenler işletme maliyetlerinin azaltılması, yasal zorunluluklar, doğal kaynaklardaki tükenme ile firma imajına olumlu katkı olarak belirlenmiştir. Ayrıca, işletmelerin sürdürülebilir üretim düzeyleri bulundukları sektörlere göre ürün tasarımı, atık yönetimi ve sosyal sorumluluk alanlarında farklılık gösterdiği sonucuna ulaşılmıştırArticle Chondrostoma regium'un Kas ve Gonad Dokusu Total Lipit, Fosfolipit ve Triaçilgiserol Yağ Asidi Kompozisyonu(2018) Semra Kaçar; Mehmet Başhan; S Ahmet OymakBu çalışmada, bir tatlı su balığı olan Chondrostoma regium'nın kas ve gonad lipitleri, gaz kromatografisi ile incelendi. En önemli yağ asitleri; doymuş yağ asitlerinde (DYA); palmitik asit (C16:0) (% 23.29-26.58) ve stearik asit (C18:0) (% 9.69-11.33), tekli doymamış yağ asitlerinde (TDYA); oleik asit (C18:1n-9) (% 16.91-19.96) ve palmitoleik asit (C16:1n-7) (%5.30-8.76), n-6 aşırı doymamış yağ asitlerinden (ADYA); arakidonik asit (C20:4n-6) (% 4.45-9.32) ve n3 aşırı doymamış yağ asitlerinden (ADYA), eikosapentaenoik asit (C20:5 n-3, EPA) (% 3.42-11.56) dokosahekzaenoik asit (C22:6n-3, DHA) (% 4.20-13.10) idiArticle Tekvîr Sûresi’ndeki “hunnes”, “cevâri” ve “künnes” Kelimeleri Bağlamında Bir Bilimsel Tefsir Denemesi(2020) Akbaş, AhmetKur’ân’da, lafzi anlamları bilinse de delaletleri tartışılmış olan, konuları itibariyle de deney ve gözleme dayalı bilimsel alanı ilgilendiren bazı özel ifadeler mevcut olup bunlar, bilimsel tefsir metodunun araştırma sahasına girmektedir. Bu tür ifadeler, son asırda elde edilen bilimsel bulgularla çok daha iyi anlaşılabilen ve delaletlerinin ne olduğu konusunda daha tutarlı açıklamalar yapılabilen ifadelerdir. Kur’ân’ ın bu tür ifadeleri üzerine derinlemesine araştırmalar yapmak, onun her asırda yenilenen i‘câz yönünü açığa çıkarma gayretidir. Zira Kur’ân, asırlar öncesinden asırlar sonrasına da hitap edebilen mucizevi dil ve üslûp özelliklerine sahiptir. Bu da onun, bir beşerin değil, her şeye künhüyle vakıf olan Allah’ın kelâmı olduğunu göstermektedir. Bu çalışmada ele alınan Tekvîr Sûresi 15-16. âyetlerde de pozitif bilimlerden biri olan astronominin araştırma sahasına giren bazı ifadeler mevcuttur. Âyetlerde geçen “hunnes”, “cevârî” ve “künnes” kelimelerinin delaletleri hakkında geçmiş asırlardaki tefsirlerimizde birçok yorum yapılmış, bu kelimelerle neye işaret edildiği uzun uzadıya tartışılmıştır. Tartışmanın temelini ise bu üç kelime ile geyik, ceylan ve antiloba mı yoksa yıldızlara mı yemin edildiği meselesi oluşturmaktadır. Müfessirlerin ekseriyeti burada yıldızlara kasem edildiğigörüşünü tercih etseler de hangi yıldızlara kasem edildiği ve bu kelimelerle onların hangi vasıflarının vurgulandığı hususu ayrı bir tartışma konusu olmuştur. İlgili yorumlar ve tartışmalar, bu âyetlerdeki ifadelerin tam olarak anlaşılamadığını, en azından bir görüş birliğinin bulunmadığını göstermektedir. Açıklamaların sadra şifa olmaması, birbirini nakzeden ve bazen de lafızlarla birebir uyuşmayan görüşler içermesi, bu ifadelerin yeniden ele alınmasını ve asrımızdaki bilimsel birikimden de istifade edilerek yeniden yorumlanmasını zaruri kılmaktadır. Zira bu kelimeler, bilimsel araştırma sahalarından olan uzay âlemiyle ilgilidir. Günümüzde uzay âlemi ve yıldızlar hakkında ulaşılmış olan bilgi birikiminin, âyetlerin indiği dönemdeki bilgilerle kıyas dâhi edilemeyecek kadar ileri seviyede olduğu aşikârdır. Tekvîr Sûresi’ndeki bu ifadeler, uzay âlemine dair mevcut bilgilerle birlikte değerlendirildiğinde, burada son yıllarda keşfedilmeye başlanan özel bir yıldız türüne işaret edildiği sonucuna varılmakta, son asırdaki bazı âlimler âyetlerin tefsirinde bu hususa dikkat çekmektedirler. Zira temel anlamları itibariyle “hunnes” kelimesi gizlilik, görünmezlik ve geri çekilip büzüşme, “cevârî” kelimesi akıcılık ve hareketlilik, “künnes” kelimesi ise süpürüp toplama gibi anlamları ifade etmektedir. Âyetlere “lâ uksimu” kasemiyle başlanarak, “hunnes”, “cevârî” ve “künnes” kelimeleriyle işaret edilen fiziksel bir olguya güçlü ve vurgulu bir şekilde yemin edilmektedir. Kur’ân’ da özel bir yeri olan bu güçlü yemin üslûbuyla, yemin edilen olgunun Allah’ın kudret ve azametine delil oluşuna dikkat çekilmektedir. Âyetlerdeki üç kelimenin temel anlamları ve kastedilenin yıldızlar olduğuna dair tefsirlerimizdeki baskın görüş dikkate alındığında, bu âyetlerde, görünmezlik ve içe doğru büzüşme, hareket ve akıcılık, bir de etrafındaki nesneleri silip süpürerek yutma özellikleri son yıllarda keşfedilmiş olan ve “karadelik” olarak bilinen yıldız türüne işaret edildiği sonucuna ulaşılmaktadır. Zira karadelikler de bir yıldız türü olup sahip oldukları özellikler, âyetlerdeki kelimelerin ifade ettiği hakiki anlamlarla birebir uyuşmaktadır. Kur’ân’ da böyle bir fiziksel olguya işaret edilmiş olması, onun, ilmi ve kudretiyle her şeyi kuşatmış olan Allah kelâmı olduğu hakikatini pekiştirmektedir. 20. asırda keşfedilmeye başlanan ve hakkındaki bulgular günbegün artan, bilim adamlarını hayretler içinde bırakan böyle bir fiziksel olguya Kur’ân’da asırlar öncesinden kasem edilerek dikkat çekilmiş olması, sûrenin devamında kasemin cevabı olarak vurgulanan, Kur’ân’ın Allah katından gelen bir kelâm oluşu gerçeğini pekiştirmektedir.Article Efficiency of Mini VIDAS and Culture Technique for Detection of Campylobacter Spp. In Minced Beef(2015) Serap Kılıç Altun; Semra Gürbüz; Sevil Erdenliğ GürbilekBu çalışma, Bolton ve Preston brothlarda zenginleştirilmiş sığır kıymalarından Campylobacter türlerinin tespitinde, mini VİDAS otomatik immunoassay system ve konvansiyonel kültür tekniğinin etkinliklerinin değerlendirilmesi amacıyla gerçekleştirildi. Erzurum ilindeki (Türkiye) yerel marketlerden toplam 92 sığır kıyma örneği toplandı. Camylobacter türlerinin tespiti için sığır kıyması örnekleri, 42oC'de 48 h zenginleştirmeyi takiben mini VIDAS (bioMérieux, France) ve paralel olarak supplement içeren besi yerlerinde test edildi. Pozitif sonuçlar, kontrol suşları (ATCC 33559, ATCC 33560) kullanılarak selektif besiyerlerinde konvansiyonel kültür tekniği ile doğrulandı. İncelenen 92 sığır kıymasının 11 (% 11.95)'i ve 10 (%10.86)'u sırası ile mini VIDAS ve konvansiyonel kültür tekniği ile pozitif bulundu. Konvansiyonel kültür tekniğine göre Mini VIDAS'ın duyarlılığının daha yüksek olduğu ve daha doğru sonuçlar verdiği saptandı. Ayrıca, her iki broth'un zenginleştirme amacıyla etkin olarak kullanılabileceği kanaatine varıldıArticle El-‘UKBERÎ’NÎN ET-TİBYÂN FΠΑRÂBİ’L-KUR’ÂN’INIDA KÛFE DİL EKOLÜNE YAPTIĞI İTİRAZLAR(2019) Salihoğlu, HamitHicri altıncı yüzyılın son yarısı ile yedinci yüzyılın başlarında yaşamış olan Ebûl-Bekâ el-‘Ukberi, Bağdat’ta dönemin seçkin âlimlerinden dil ve gramer derslerini almıştır. Kaynaklarda en-Nahvî elLuğevî el-Faradî gibi lakaplarla anılan el’Ukberi, Arap dili ve grameri başta olmak üzere pek çok ilim dalında dönemin âlimleri tarafından asrının teki ve imamı olarak kabul edilmiştir. Bütün hayatını ilme adamış ve çeşitli ilim dallarında eser telîf etmiş olan el-‘Ukberî, özellikle nahiv, sarf, lugat edebiyat ve i’râba dair pek çok değerli eserleri ortaya koymuştur. el-‘Ukberi’ye en büyük şöhreti kazandıran eseri, i’râbu’l-Kur’ân’a dair kaleme almış olduğu et-Tibyân fî i’râbi’l-Kur’ân adlı tefsiridir. Onun bu eseri, dilciler ve müfessirler tarafından büyük bir ilgi görmüş ve kendisinden sonra i’râbu’l-Kur’ân’a dair eser yazmış olan bütün müellifler için temel kaynak olmuştur. Bu eserinde Kur’ân’ın bütün âyetlerini i’râb eden el-‘Ukberi, eserinin muhtelif yerlerinde dil ve gramerle ilgili birçok konuda dilcilere itiraz etmiştir. Onun bu itirazlarına Ebû ‘Ubeyde, el-Muberrid, el-Ferrâ, el-Kisâî, en-Nahhâs ve ez-Zamaşerî gibi dil ve gramerin önde gelen âlimleri maruz kaldığı gibi Basra ile Kûfe dil ekolleri de bu itirazlardan nasibini almıştır. Ancak bu itirazlardan en büyük payı ise, Kûfe dil ekolü almıştır. Bu çalışmada el-‘Ukberi’nin hayatı ve eserleri hakkında kısa bilgiler verilmiştir. Onun et-Tibyân fî i’râbi’l-Kur’ân adlı eserinde Kûfe dil ekolüne yönelik nahiv ve sarf dair yaptığı itirazlar geniş bir şekilde ele alınıp tahlil edilmiştir. el-‘Ukberi’nin bu itirazlarına konu olan meseleler, ilgili kaynaklarda yer alan bilgiler ışığında detaylı bir şekilde ele alınıp tartışılmış ve onlar hakkında gerekli değerlendirmeler yapılmıştır. Onun bu meselelerle ilgili ortaya koyduğu görüş ve tercihler, Basralıların onlara dair görüş ve tercihleriyle büyük oranda örtüştüğü görülmüştürArticle Reflexions on the Relationship Between Political Symbolism and Political Power(Rector CIU Cyprus Int Univ, 2020) Durc, Safiye AtesPolitical power refers to various means in order to keep its audience under its influence and to manipulate them, as it desires. Perhaps the most effective of these is symbolism. Using symbol and symbolic action is one of the most powerful way of establishing group identity and the most direct way of communicating. Especially the owner of political power benefit from this power effectively. By using it, political legitimacy can be established, as well as an invisible dialogue between political actors and citizens can be managed. Thus, it is easier to develop policy in order to constitute and maintain order. In this article, this instrumentality is examined in the discussion of symbolism and power. In the light of the data obtained from the conceptual and theoretical literature, the relationship between symbol and power has been discussed in different angles. In addition, it was questioned that the politics is carried out by the symbols and the masses are politicized by the same way. It can be said that an invisible dialogue can be created between the political power holders and people; power owners not only can easily manipulate people's emotions and knowledge but also can transfer its power from generation to generation through the political symbols.Article Öğrenci Hemşirelerin Kesici-Delici Tıbbi Aletleri Güvenli Kullanımına Yönelik Tutumlarının Belirlenmesi(DergiPark, 2021) Soylu,Dilek; Soylu,Ayşe; Tanrıverdi,Ömer; Tanrıverdi, Seher; Aksu,EkremAmaç:Araştırmamız, öğrenci hemşirelerin kesici-delici tıbbi aletleri güvenli kullanımına yönelik tutumlarının belirlenmesi amacıyla tanımlayıcı olarak yapıldı. Hastalar ve Yöntem:Verilerin toplanmasında, sekiz sorudan oluşan öğrencilere ait tanıtıcı özellikler içeren öğrenci bilgi formu, sağlık çalışanlarının kesici-delici tıbbi aletleri güvenli kullanımına yönelik tutum ölçeği kullanıldı. Araştırmada elde edilen verilerin değerlendirilmesinde, sayı, yüzdelik dağılım, ortalamalar, İndependet-sample t-test, One-way ANOVA testi kullanıldı. Bulgular:Öğrencilerin ölçekten aldıkları puanların bağımsız değişkenler ile karşılaştırılmasına ilişkin bulguların incelenmesinde; 21 yaş ve üzeri öğrencilerde duyuşsal, kadınlarda davranışsal, 4. sınıf öğrencilerde bilişsel, eğitim alanlarda ise davranışsal alt ölçek puanı ve toplam ölçek puan ortalamalarının anlamlı derecede yüksek olduğu saptandı (p<0.05). Sonuç:Yaşı ve klinik deneyimi artan, eğitim alan öğrencilerin kesici-delici tıbbi aletleri güvenli kullanımına yönelik tutumlarının da arttığı belirlendi. Klinik uygulamaya başlamadan önce öğrencilere eğitim verilmesi, hastane yönetimlerinin kesici delici alet yaralanmalarını önlemeye yönelik kurum politikaları geliştirmesi ve yaygınlaştırması önerilebilir.Article Sağaltımda Çoğulculuğun Roy Porter’ın Üç Tür Otoritesi Bağlamında İncelenmesi(2021) Uygur, Hatice Kübra; Keskin, Hatice ŞimşekBu çalışmaya geleneksel, tamamlayıcı ve alternatif tıp (GETAT) uygulamalarının ortaya çıkışına dair çalışmalar derlenerek başlanacaktır. Daha sonra çalışmada tıbbî bilginin epistemolojik değerine dair mantıksal ve etik bir sorgulamaya doğru halkbilimsel bir yaklaşımla gidilecektir. Temel amaç tıbbî paradigmadaki değişimle ortaya çıkan modern tıbbın, geleneksel hekimlik bağlamında kadim sağaltım tecrübeleriyle iş birliğinin imkânını sorgulamaktır. Bu amaca yönelik olarak öncelikle geleneksel ve modern hekimlik anlayışlarından kesitler verilecektir. Geleneksel tıbbın ortaya çıkışının tasvir edileceği bölümden sonra ünlü tıp tarihçisi Roy Porter’ın öne sürdüğü üç tür otorite kavramsallaştırılması temel alınarak farklı sağaltım ekollerinin bilgi dayanakları ya da popülerlik sebepleri ortaya konacaktır. Roy Porter’ın kavramsallaştırdığı üç tür otoritenin mantıksal sağlamlığı ve etik olarak kabul edilebilirliği farklıdır. Bu fark ortaya konularak geleneksel tecrübeye karşı mesafeye dönüşen mesleki reflekslerin yumuşatılması ve farklı görme biçimlerinin ortaya çıkması, kavramların netleştirilmesi suretiyle suistimale yol vermeden iş birliği yolları aramak mümkün olabilir. Sonuç olarak yöntem ve plasebo çalışmalarına ağırlık verilebileceği söylenebilir..Article Bilgi Sonrası Türetim Çağında Kitsch ve Sanat(2025) Gürelli, KutluBu çalışma, Batı sanatının son 400 yıllık sürecinde insan yaratıcılığına yönelik anlamın dönüşümünü, yapay zekâ eksenli tartışmalar çerçevesinde ele almaktadır. Tarım ve endüstri devrimleriyle kıyaslanabilecek tarihsel bir eşikte, üretim ve yaratıcı eylemin dönüşen anlamları tartışılmaktadır. Mevcut büyük dil modellerinin (LLM) istatistiksel mimetik otomatlar olduğu, insan benzeri bilinç ve genel zekâdan (AGI) kategorik olarak farklılaştığı görüşüne yer verilirken, bu modellerin insan-makine etkileşiminde yarattığı kaygı ve etik sorunlara dikkat çekilmektedir. Sanat tarihindeki kopya/orijinal ve yapay/otantik ayrımları, endüstriyel üretim modelleri ile belirginleşen hesaplayıcı zekâ ve düşünen akıl karşıtlığı ile teknikte ve sanatta gerilim hatları olarak tartışılır. Dijitalleşerek hızlanan endüstrinin yapay zekâ aracılığıyla kitsch’i otomatikleşmiş bir türetim modeliyle, biçim ve düşüncede yaydığı vurgulanır. Çalışma, insan zihninin karmaşıklığı ile yapay zekânın hesaplayıcı doğası arasındaki farkı; neoliberal endüstriyel kitsch ile anlam, eylem ve yaratıcılıkta insan ölçekli değerler ekseninde karşıtlıklar olarak ele alarak, bu yeni teknolojik dönemin toplumsal, etik ve sanatsal boyutlarını tartışmaya açmaktadır.Article Anlam Arayışında Derrida'nın Yinelenebirlik ve Différance Söylemi(2016) Can, ErenBu makalenin amacı, Derrida'nın anlam sorunsalını nasıl ele aldığını, Saussure ve Austin özelinde geleneksel sözmerkezci düşünceye yaptığı eleştirilerle birlikte anlam arayışında öne çıkan "yinelenebilirlik" ve "différance" söylemini göstermektir. Derrida, bu söylem geleneksel Batı metafiziğinin temeli olarak değerlendirdiği "mevcudiyet" ve "temsil" kavramları etrafında tartışır. Geleneksel Batı metafiziğinin içindeki sözmerkezci yapının tüm iletişimi söze indirgeyen ve iletişim içinde aktarılan anlamı "kesinleştirme" çabalarına karşı radikal bir eleştiri getiren Derrida, bu çabayı da beyhude bir çaba olarak nitelendirir. Çünkü anlamını bulan her ifade saçılım ve yenilenebilirlik kavramı yoluyla, başka bir anlama gönderme yapar ve göstergeler zaman içinde bir bağlamdan diğer bağlama geçerek, tarihsellik içinde anlamları farklılaşarak bugüne kadar gelirler. Üstelik orijinal anlam'a ise hiçbir zaman ulaşamayız, çünkü göstergeler, geçmişte, şimdide ve gelecekte olan, bağlamdan bağlama ifade ettikleri anlamı farklılaşan bir zincir şeklindedir. Bu zincir içinde değişen anlamların izi sürülebilir ancak. Bu zincir içinde durmadan değişen anlamın kesinliğini sağlama çabası, Derrida'nın felsefesinde dile sabit sınırlar çizmek yerine göstergelerin değişen anlamlarını ortaya çıkaran, belirlenimsizliğin hüküm sürdüğü bir oyuna dönüşmüştür. Bu oyun içinde her anlam, bir yorum olur ve orijinal anlam da bu yinelenebilirlik devinimi içinde yitip gitmiş, kendi izini silen bir iz olmuştur.Article Otel Misafirperverliği Algısının Müşteri Memnuniyeti Üzerine Etkisi: Yabancı Turistler Üzerine Bir Araştırma(İşletme Araştırmaları Dergisi, 2016) Özaltaş Serçek, Gülseren; Serçek, SadıkGünümüz işletmeleri hem global hem de ulusal pazarda faaliyet gösterirlerken çok yoğun bir rekabetle karşı karşıya kalmaktadırlar. Müşteri memnuniyetini sağlayabilen ve bunun sürekliliği için hedef pazardaki yeni gelişmeleri sürekli takip eden işletmeler varlıklarını pozitif ve güçlü bir şekilde sürdürebilmektedir. Otel misafirperverliği algısının müşteri memnuniyeti üzerindeki etkisini belirlemek amacıyla yapılan bu çalışmanın amacı, Türkiye’de bulunan 5 yıldızlı konaklama işletmelerinde konaklayan müşterilerin, otel misafirperverliğine yönelik memnuniyet algı düzeylerini tespit etmektir. Araştırmada kullanılan ölçme aracı Antalya’da bulunan 18 adet 5 yıldızlı konaklama işletmesinde konaklayan toplam 470 yabancı turiste uygulanmıştır. Analiz yöntemi olarak; betimsel istatistiklerin yanında, İlişkisiz (Bağımsız) Örneklemler t- Testi, Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA), korelasyon ve regresyon yapılmıştır. Müşteri memnuniyetine etki eden faktörler arasındaki ilişki incelendiğinde; memnuniyete en çok etki eden faktörün misafire saygı ve yiyecek-içecek hizmetleri olduğu; konuğa saygıyı ve yiyecek-içecek hizmetlerine yönelik en güçlü ilişkinin “içtenlik” boyutu, en zayıf ilişkisinin “kişiselleştirme” boyutu olduğu belirlenmiştir.Other Zeki Demirkubuz Sinemasında Şiddet: Masumiyet ve Kader(2015) Pelin Erdal AytekinBu çalışma Zeki Demirkubuz’un şiddet olgusunu anlama ve aktarma biçimini ele almaktadır. Çalışmanın amacı sinema anlatısını yalnızca şiddeti anlamak için araç olarak kullanmak değil, daha çok sinema anlatısıyla kurulan tekil, küçük ve “anlamsız” hayatların eşliğinde şiddetin dönüştürdüğü dünyanın anlaşılabilir kılınabilmesidir. Bu amaç doğrultusunda, Demirkubuz’un şiddeti “bir insanlık hali” olarak konumlandırdığı Masumiyet (1997) ve Kader (2006) filmlerindeki şiddet olgusu detaylı bir film analizi ile bahsi geçen sorunsal bağlamında tanımlanmaya çalışılmaktadır. Demirkubuz’un Kader ve Masumiyet filmlerinde yarattığı sinematografik dil auteur eleştirisine göre incelenmiş; bu inceleme mizansen eleştirisiyle desteklenerek Demirkubuz sinemasında şiddetin farklılaşan görünümleri ortaya konulmaya çalışılmıştır. Çalışma, Demirkubuz’un anlatılarında yarattığı karakter atmosferinin etkisiyle Türkiye sineması içerisinde şiddeti görünür hale getiren önemli yönetmenler arasında bulunduğunu ortaya koymaktadır. Demirkubuz’un hayata yenilmiş ve kadere boyun eğmiş karakterlerinin şiddet olgusunu açık bir biçimde gözler önüne seren bir özellik taşıdığı gözlemlenmektedir.Article Çinko Uygulamasının Makarnalık Buğdayın (Triticum durum Desf.) Verim ve Bazı Kalite Özellikleri Üzerindeki Etkisi(2016) Aktaş, HüsnüBu çalışma çinkonun (Zn) toprak ve yapraktan beraber uygulanmasının Güneydoğu Anadolu Bölgesinde yoğun ekim alanına sahip 7 adet durum buğdayı çeşidinin verim, verim bileşenleri ve kalite özellikleri üzerine olan etkisinin araştırılması amacıyla yapılmıştır. Çalışma 2013-14 ve 2014-15 buğday yetiştirme sezonlarında sulu koşullarda Kızıltepe Meslek Yüksek Okulu Deneme Alanında tesadüf blokları deneme deseninde üç tekerrürlü olarak yürütülmüştür. Birinci yılda çinko kullanılan (+Zn) ve çinko kullanılmayan (-Zn) uygulamaların tane verimi ortalaması sırasıyla 742 - 693 kg/da ve istatistiki olarak önemsiz, ikinci yılda ise 751 - 659 kg/da ve istatistiki olarak önemli olarak tespit edilmiştir. Varyans analiz sonuçlarına göre, ilk yılda başakta tane sayısı, camsı tane oranı, sedimantasyon, protein oranı, yaş gluten özellikleri için uygulamalar arasındaki farklar istatistiki olarak önemli bulunurken (P<0.05 ya da P<0.01), ikinci yılda tane verimi, başak ağırlığı, camsı tane oranı, sedimantasyon, protein oranı, ve yaş gluten özellikleri için önemli bulunmuştur. Çalışmada kullanılan çeşitlerin +Zn ve –Zn uygulamalarındaki responsu farklı olmuş, her uygulamada da çeşitler arasındaki farklar incelenen özellikler bakımından istatistiki olarak önemli bulunmuştur. Çinko uygulaması ile en yüksek tane verimi artışı birinci yılda G1 çeşidinde, ikinci yılda ise G3 ve G5 çeşitlerinde gözlenirken, camsılık parametresi için birinci yılda çinko uygulaması ile en yüksek artış G3 ve G4 çeşitlerinde, ikinci yılda ise G2 ve G5 çeşitlerinde belirlenmiştir. Çinko uygulaması ile protein oranında en yüksek artış birinci yılda G7 çeşidinde ikinci yılda ise G6 çeşidinde gerçekleşmiştir. Birinci yılda G6 ve ikinci yılda ise G2 çeşitleri dışında çinko uygulaması ile bütün çeşitlerde SDS sedimantasyon değeri artış gösterirken, irmik rengi (b) için uygulamalar arasında belirgin bir fark gözlenmemiştir.Article “Konuşuyosak Ne Yababiliriz Kardeşim”: Twitter’da Konuşan Hayvanlar ve Türler Arası Yakınlık(Kültür ve İletişim Dergisi, 2023) Semra Özlem DişliSosyal medya, günümüz iletişim ve ilişki biçimlerinde önemli bir yer tutmaktadır. Bu çalışma ise, sosyal medyada insan ve hayvan ilişkilerini incelemek üzere odağa alınmıştır. Bu bağlamda sosyal medya ağlarından Twitter, sahiplerinin kendi ev hayvanları adına oluşturdukları profiller ile öne çıkar. Çalışmaya da temel teşkil eden bu profillerin en dikkat çekici özelliği, buradaki hayvanların konuşturulmaları veya literatürde yer aldığı şekli ile bu profillerin “konuşan hayvanlara” ait olmasıdır. Çalışma kapsamında toplamda 19 Twitter konuşan hayvan profili ve bu profillerin 2021 ile 2022 yıllarına ait gönderileri incelenmiştir. İncelenen bu profillerde hayvanlar, kendilerine özgü bir üslup ile gündelik pratiklerini, insanlar ve diğer hayvanlar ile ilişki biçimlerini, duygu ve düşüncelerini anlatmaktadırlar. Bu yolla, insanlar ve hayvanlar arasındaki ilişkilerde etki yaratmayı hedefleyen bir anlatı inşa edilmektedir. Bu anlatıyı adlandırmak üzere “türler arası yakınlık” ifadesi kullanılmıştır. İnsan ve hayvanı birbirinden bağımsız iki ayrı varoluş olarak ele alan yerleşik yaklaşımların aksine türler arası yakınlık, bu ikisi arasındaki sürekliliği, yakınlığı ve etkileşimi vurgular. Twitter konuşan hayvan profillerinin inşa ettiği türler arası yakınlık anlatısının temelinde de hayvan öznelliğinin tanınması yer almaktadır. Hayvan öznelliği ise, hayvanların “neredeyse insan ama tamamen değil” olarak betimlenmesine dayanır. Twitter konuşan hayvan profillerini dil, gündelik hayat, sosyal çevreye üyelik ve duygular bağlamında inceleyen bu çalışma, hayvanlara yönelik anlamlandırma ve değerlendirmeler ile insan-hayvan ilişkileri üzerine düşünmeyi amaçlamaktadır.Article Hegel's Concept of Desire in the Context of Deleuze's Critique of Idealist Desire(Beytulhikme Felsefe Cevresi, 2025) Yirmibes, Mert CanDeleuze critiques the conceptualization of desire through lack and acquisition within idealist philosophy and claims that the idealist notion of desire reduces production to the production of fantasy. He proposes an alternative concept of desire, which can be understood through pure production. This critique allows for a re-evaluation of Hegel's concept of desire as an idealist philosopher. This paper examines Hegel's concept of desire in the Phenomenology of Spirit, by focusing on the concepts of destructiveness, production, and satisfaction. The paper argues that Deleuze's understanding of desire as production is indeed present within Hegel's concept of desire, but production cannot be regarded as the fundamental characteristic of desire as seen in Deleuze's framework. The article concludes that, based on Hegel's analysis, lack and destructiveness are necessary conditions for the productive activity in desire, and that Deleuze's critique of idealist desire underlying the relationship between lack and acquisition is not sufficiently convincing, regarding Hegel's analysis of desire.Article Neden antropoloji? Aktivist antropoloji üzerine bir değerlendirme(Antropoloji, 2021) Dişli, Semra Özlem2020 yılının başından itibaren tüm dünyayı etkisi altına alan COVID-19salgını ve salgın yöntemi ekolojik yıkım, iklim krizi, yoksulluk ile yerleşikeşitsizlik gibi mevcut birçok sorunu daha da görünür hale getirdi.Bu yazı da antropolojinin bu mevcut sorunların çözümüne nasıl katkısağlayabileceği üzerine düşünerek, aktivist antropoloji yaklaşımını konuedinmektedir. Bu bağlamda yazı konuyu üç aşamada ele almaktadır. İlkolarak disiplinin sınırlarına ilişkin genel bir değerlendirme yapılmaktadır.Bu değerlendirme aktivizm ile antropoloji arasındaki keskin ayrımdanhareket etmektedir. İkinci olarak ise toplumsal sorunların çözümüneyönelik antropoloji yaklaşımını ifade eden uygulamalı antropolojiyaklaşımı ele alınmaktadır. Uygulamalı antropolojinin ele alınmasındakiamaç, aralarındaki benzerlik ve farklılıkları yoluyla aktivist antropolojininanalizine zemin hazırlamaktadır. Nihayet, aktivist antropoloji incelenerekantropolojiyi kamusal bir ses ve sorumluluğa, dahası bir mücadele alanıhaline dönüştürme imkânın ortaya konması hedeflenmektedirArticle 19. Yüzyıl Bir Bektaşi Şairinden Sultan Abdülaziz’e Övgü: İstiḫrâc-I Ḥıfẓî(2025) Kara, SerdalÇalışma konumuz 19. yüzyıl Bektaşi şairlerinden Hıfzî’nin İstiḫrâc-ı Ḥıfẓî adlı manzum eseridir. Hıfzî bu eserinde Sultan Abdülaziz’in tahta çıkması ile oluşabilecek muhtemel sonuç, anlam ve beklentiler üzerinde durmaktadır. Toplam kırk beş beyitten oluşan metin 8+8 on altılı hece ölçüsü ile yazılmıştır. Metinde gerek ses tekrarı gerek iç kafiye ve gerekse de rediflerle ahenk sağlanmaktadır. Metin şekil dışında konu ve içerik bakımından; farklı tasavvufi inançları bünyesinde eriterek İslamiyet öncesi Türk unsurları ihtiva eden ve 15. yüzyılda ananesi oluşan Bektaşilik anlayışı ile ilgili unsurlar içermektedir. Bunun yanı sıra metinde baskı dönemleri sonrası Sultan Abdülaziz’i özlemle bekleyiş ve Sultan Abdülaziz’e övgü ile ilgili duygu ve düşüncelere de yer verilmektedir. Çalışma giriş, dil özellikleri, metin ve sonuç bölümlerinden oluşmaktadır. Giriş bölümünde Bektaşilik inancı ve Bektaşiliğin diğer tarikatlarla olan ilişkisi hakkında bilgi verilmekte, Sultan Abdülaziz dönemine kadar olan Bektaşilik tarihi genel olarak değerlendirilmektedir. Daha sonra metnin gerek şekilsel ve gerekse de muhteva açısından özelliklerine değinilmekte ve manzume şairi hakkındaki bilgilere yer verilmektedir. Dil özellikleri bölümünde yazım ve ses özellikleri üzerinde durulmakta ve ses özelliklerinden dudak uyumu ele alınmaktadır. Dil özellikleri sonrası metnin çeviri yazısına yer verilmektedir. Son olarak metin ile ilgili elde edilen bulguların değerlendirildiği sonuç bölümü yer almaktadır.Article Ortaöğretim öğretmenlerinin pozitif Okul yönetimi ve örgütsel bağlılıklarının incelenmesi(2014) Abdullah Adıgüzel; Halil KaradaşBu araştırma, Şanlıurfa il merkezindeki liselerde görev yapan öğretmenlerin Pozitif Okul Yönetimi ile Örgütsel Bağlılık Algı Düzeyleri arasındaki ilişkiyi belirlemek ve çeşitli değişkenler açısından incelemek amacıyla gerçekleştirilmiştir. Öğretmenlerin Pozitif Okul Yönetimi ve Örgütsel Bağlılık Algı Düzeylerini etkileyen bazı faktörler tespit edilmiştir. Bu bağlamda “Okul türleri” öğretmenlerin Pozitif Okul Yönetimi Algı Düzeylerinde farklılaşırken, Örgütsel Bağlılık Algı Düzeylerinde farklılaşmamaktadır. “Cinsiyet” değişkenine ilişkin, Pozitif Okul Yönetimi Algı Düzeyinde anlamlı farklılaşma görülmezken, Örgütsel Bağlılık Algı Düzeyinde ise anlamlı düzeyde farklılaşma görülmüştür. “Mezun olunan fakülte değişkeni”, öğretmenlerin Pozitif Okul Yönetimi Algı Düzeylerinde anlamlı düzeyde farklılaşırken, Örgütsel Bağlılık Algı Düzeyinde ise farklılık göstermemektedir. Diğer yandan “Okulumuz fiziksel ve teknolojik altyapısı açısından öğrenme için uygundur”, “Okul yönetiminizin ağırlıklı yönetim stili”, “Okul yönetiminin karar verirken öğretmenlerin görüşlerine başvurması” ve “Eğitim düzeyi” değişkenleri, hem Pozitif Okul Yönetimi Algı Düzeyi hem de Örgütsel Bağlılık Algı Düzeyinde anlamlı düzeyinde farklılaşmaktadır. “Mesleki kıdem” değişkeninde ise, öğretmenlerin Pozitif Okul Yönetimi Algı Düzeyinde farklılaşma olmazken, Örgütsel Bağlılık Algı Düzeyinde anlamlı düzeyde farklılaşma göstermektedir.Article Kur’an’a Göre Kader ve Özgürlük İlişkisi(2024) Turan, Maşallahİnsan zihnini en çok meşgul eden konulardan bir tanesi de kader ve özgürlük olgularının birbirine zıt olup olmadıkları meselesidir. Bu sadece günümüzde tartışılan bir konu değildir. Geçmişte de aynı konu enine boyuna tartışılmıştır. Konu hakkında kafa yoranların bir kısmı insanın her alanda özgür olduğu neticesine varırken, bir kısmı ise bireyin bir zorunluluk altında eylemlerini yaptığı görüşüne sahip olmuşlardır. Kimi düşünürler de konu hakkında orta bir yol geliştirme çabası içine girmişlerdir. Görünen o ki aynı konu gerek günümüzde gerekse gelecekte etraflı bir şekilde farklı boyutlarıyla tartışma konusu olmaya devam edecektir. Bizim bu çalışmadaki amacımız, İslam dininin birinci kaynağı olan Kur’an ayetleri bağlamında, kader ile özgürlük ilişkisini ifrat ve tefrite düşmeden itidal düzlemde ele alıp daha ikna edici bir sonuca varmaya çalışmaktır. Geçmişte de böyle bir çaba sergileyen düşünürlerin mutedil bir düzlemde kalabilme adına hangi argümanları geliştirdiklerini hatırlatıp değerlendirmektir. Çalışma yapılırken, nitel yöntemle beraber doküman analizi yöntemi kullanıldı. Bu bağlamda öncelikli olarak kader ve özgürlük anlayışlarının İslam düşünce tarihindeki seyri ele alındı. Akabinde kader hakkında bilgiler verilerek Kur’an’da kaderin nasıl bir yer tuttuğuna değinildi. Sonrasında kader ve özgürlük olgularının Kur’an açısından nasıl bir kategoride ele alınması gerektiği üzerinde duruldu. Sonuç olarak insanın sorguya çekileceği alanda iradesiyle hareket edip özgür olduğu, kendisine seçim hakkının verilmediği alanda kadere tabi olduğu, bazı durumlarda ise bir yönüyle kadere teslim olurken bir yönüyle de özgürce hareket edebildiği tespit ve tahliller neticesinde görülmüş oldu.
