Ebelik Bölümü Koleksiyonu
Permanent URI for this collectionhttps://hdl.handle.net/20.500.12514/225
Browse
Browsing Ebelik Bölümü Koleksiyonu by Publication Index "TR-Dizin"
Now showing 1 - 9 of 9
- Results Per Page
- Sort Options
Article EBELİK ÖĞRENCİLERİNİN BEBEK DOSTU HASTANE KURUMU UYGULAMALARINA YÖNELİK GÖRÜŞ VE DENEYİMLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ(Sağlık Bilimleri Dergisi, 2022) Ekşioğlu, Aysun; Yeşil, Yeşim; Çeber Turfan, EsinBu çalışma ile ebelik öğrencilerinin hastanelerde bebek dostu uygulamalara yönelik düşünce ve deneyimlerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Çalışma tanımlayıcı özellikte olup, Mayıs- Haziran 2019 tarihleri arasında uygulanmış, 255 öğrenci katılmıştır. Araştırma verileri, anket formu kullanılarak yüz yüze görüşme yöntemiyle toplanmıştır. Analizde tanımlayıcı istatistikler ve ki-kare analizi kullanılmıştır. Öğrencilerin %70’i uygulama yaptığı kurumun bebek dostu olduğunu bilmektedir. Öğrencilerin % 55.3’ü emzirme danışmanlığı konusunda kendisini yeterli hissetmektedir. Bebek dostu hastane girişimi ve on adım ilkesi konusunda yaklaşık %20’si; mama kodu konusunda ise %62.4’ü zayıf bilgi düzeyine sahiptir. Araştırmamızın sonuçları, gerek öğrencilerin bebek dostu uygulamalar konusunda eğitim yoluyla giderilebilecek eksikliklerinin belirlenmesi, gerekse de klinikte var olan aksaklıklara ışık tutması bakımından yararlı olmuştur. Sağlık alanında öğrenim gören öğrencilerin bebek dostu hastanelerde staj yapması ve bu uygulamaların içinde olması, emzirme dostu uygulamaları benimsemeleri açısından son derece önemli bir fırsat dönemidir.Article Ebelik Öğrencilerinin Fiziksel Aktivite ve Akademik Başarı Durumlarının İncelenmesi(Acıbadem Mehmet Ali Aydınlar Üniversitesi, 2018) Aksoy, Yasemin Erkal; Çatalgöl, Şeyma; Çolak, Melek Balçık; Yeşil, Yeşim; Karapolat, HaleAmaç: Araştırma, Balıkesir, Konya, İzmir olmak üzere üç şehirdeki lisans eğitimine devam eden ebelik bölümü öğrencilerinin yıl sonu başarı puanı ile fiziksel aktivite arasındaki ilişkiyi belirlemek amacıyla tanımlayıcı türde yapılmıştır. Materyal-Metod: Araştırma evrenini Konya, Balıkesir ve İzmir illerindeki devlet üniversitesi ebelik bölümü birinci sınıfta öğrenim gören 234 öğrenci oluşturmuştur. Araştırmanın verileri literatür taranarak hazırlanan öğrencilerin sosyo-demografik özelliklerini içeren anket formu ile Uluslararası Fiziksel Aktivite Değerlendirme Anketi Kısa Formu kullanılarak toplanmıştır. Bulgular: Çalışmaya katılan öğrencilerin yaş ortancası 19.0 (min=18.0, max=28.0), beden kütle indeksleri ortancası 20.83 (min=15.78, max=31.74) olarak saptanmıştır. Ebelik birinci sınıf öğrencilerinin %6.8’inin sigara ve %11.5’inin alkol kullandığı saptanmıştır. Sigara kullanma durumları ile yaş, vücut ağırlığı, boy, başarı puanı, toplam MET (Metabolik Eşdeğer) değeri ve beden kütle indeksi arasında anlamlı bir fark olmadığı saptanmıştır (p>0.05). Ebelik öğrencilerinin başarı puanları ile düzenli fiziksel aktivite yapma durumları (toplam MET skoru), beden kütle indeksi, vücut ağırlıkları karşılaştırıldığında aralarında anlamlı bir ilişki olmadığı saptanmıştır (p>0.05). Sonuç: Çalışmanın üniversite birinci sınıf öğrencilerinde yapılmış olması nedeniyle bir adaptasyon süreci yaşadıkları ve bu nedenle düzenli fiziksel aktivite yapamadıkları görülmüştür. Çalışmanın daha fazla sayıda, farklı yaş grupları ve farklı sınıflarda tekrarlanması önerilmektedir. Anahtar sözcükler: Ebelik, fiziksel aktivite, başarıArticle Ebelik Öğrencilerinin Kamu Personeli Seçme Sınavına İlişkin Görüşlerinin İncelenmesi(2019) İçke, Sibel; Tuna Orhan, Nazan; Bay, Habibe; Yüksel, EsmaEbelik, ülkemizde eğitim yolu ile edinilen ilk kadın mesleklerindendir. Sağlık Bakanlığı’nın bünyesinde kadrolu istihdam edilmek için diğer meslek grupları gibi, ebelerin önündeki en büyük engel Kamu Personeli Seçme Sınavı (KPSS)’dır. Bu çalışmada, ebelik öğrencilerinin mesleğe geçiş yapabilmeleri için başarmak zorunda oldukları KPSS’ye ilişkin görüşlerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Bu araştırmada betimsel tarama yöntemi kullanılmıştır. Araştırmanın örneklemini 2016-2017 Eğitim-Öğretim yılında bir devlet üniversitesinin sağlık yüksekokulunun 3. ve 4. sınıfında öğrenimlerine devam eden ebelik bölümü öğrencileri (n=168) oluşturmuştur. Veri toplama aracı olarak anket formu ve KPSS ile ilgili ifadelerin yer aldığı form kullanılmıştır. Verilerin analizinde her soruya ve ifadeye yönelik frekans ve yüzde dağılımları yapılmıştır. Araştırmaya katılan ebelik öğrencilerinin %53’ü 3. sınıf, %47’si ise 4. sınıftır. Öğrencilerin %74,4’ü KPSS’nin sağlık alanında eğitim almış kişilerin atanması için uygun bir sınav olmadığı, %73,2’si KPSS yerine mesleki becerilere yönelik uygulamayı değerlendiren sınavların olması gerektiği, %69,6’sı KPSS’nin iki yılda bir yapılmasının doğru bir uygulama olmadığı, %70,8’i KPSS’de yer alan soru sayısının adayların bilgisini ölçmek için yeterli olmadığı, %79,2’si KPSS’nin mesleki bilgi ve beceriyi ön plana çıkaran bir sınav olmadığı, %75’i KPSS’ye hazırlanmanın yıpratıcı bir süreç olduğu gibi görüşlere sahiptir. Araştırmadan elde ettiğimiz bulgulara göre, kamu kurumlarına atamalarda uygulanan sınav içeriğinin mesleki bilgi ve becerilerin ölçülebildiği şekilde düzenlenmesinin daha uygun olabileceği sonucuna ulaşılmıştır.Article Citation - WoS: 4The Effect of a Gender Course on the Gender Attitudes, Critical Thinking Dispositions, and Media Literacy Skills of University Students(Yükseköğretim Dergisi, 2021) Koç, Gülten; Yücel Özçırpan, Çiğdem; Terzioğlu, Füsun; Şimşek Çetinkaya, Şahika; Uslu-Şahan, Fatma; Akın Işık, Rabiye; Evrenol Öçal, Simge; Cansu Akdağ Topal, Merve Mert Karadaş, Sevda Yıldırım Hamurcu, Pınar Uzunkaya Öztoprak , Ayşe Sevim Akbay Kıs, İlknur Atasever, Safiye Özkan, Beril Nisa Yaşar, Esra BaşkayaThis study aims to determine the effect of a university elective course focusing on gender on students' gender attitudes, critical thinking dispositions, and media literacy skills. The research design was quasi-experimental, and the study was conducted with a pretest/posttest control group. The sample of the study consisted of 74 students who took a course on gender during the fall semester of the 2016-2017 academic year and 70 students who had similar characteristics but did not receive the course. In the pretest and posttest evaluation conducted in the first week and the last week of the semester, respectively, the Student Information Form, the Gender Roles Attitude Scale (GRAS), the Critical Thinking Dispositions Scale (CTDS), and the Media Literacy Scale (MLS) were administered to the students in both groups. The Course Satisfaction Assessment Form was administered at the end of the term to the students who enrolled for the gender course. The GRAS scores of the experimental group increased at the end of the course (p<0.05). The GRAS total mean scores of both the groups were similar in the pretest, but there was a statistically significant difference between their total mean scores in the posttest (p<0.05). This study recommends more comprehensive and long-term studies on integrating a gender course into the university curriculum, which will help develop students' critical thinking disposition and media literacy skills and raise awareness of gender equality among students.Article The effect of pregnant Women's family sense of coherence on the fear of COVID-19(Medicine Science, 2022) Unver, Hacer; Filoğlu Ersu, NilayThis work aims to define the impact of pregnant women’s family sense of coherence on the fear of COVID-19. The population of this correlational descriptive working comprised a total of 1118 pregnant women recorded to family health centers in a city center of an eastern province of Turkey. Its sample consisted of 320 pregnant women. The data were collected using the Google form between the dates of November 2020 and May 2021. A personal information form, the Fear of COVID-19 Scale, and the Family Sense of Coherence Scale were used to collect the data. The descriptive statistics (mean, percentage, and standard deviation) were used in analyzing the data, and t-test, analysis of variance, correlation, and regression analysis were used for the independent groups. The mean age of the participants was 28.40±4.70. The study found a negative and weak correlation between the pregnant women’s fear of COVID-19 and family sense of coherence (r:-0.179; p<0.01, Table 3). It also discovered that family sense of coherence explained the fear of COVID-19 at a rate of 3% (β=-0.179; p<0.01). The study found that pregnant women’s family sense of coherence had a positive effect on against reducing fear of COVID-19.Article Factors Affecting the Burden and Quality of Life of Caregivers for Gynecological Cancer Patients(Archives of Health Science and Research, 2022) Yaşar, Beril Nisa; Terzioğlu, FüsunObjective: The aim of this study is to evaluate the care burden and quality of life of caregivers of patients with gynecologic cancer. Material and Methods: This descriptive study was conducted with 251 individuals who provided care to patients with gynecologic cancer in gynecologic oncology services of a university hospital and a state oncology hospital. The data were collected by a semi-structured questionnaire form, Caregiver Burden Inventory (CBI), and Quality of Life Family Version. Results: The mean age of the participants was 39.76 ± 14.20; 79.3% of them were female, 65.3% were married, 28.7% were high school graduates, 57.4% were employed and 56.2% were unemployed before starting care, 91.2% had health insurance, 58.6% perceived their income as moderate, and 57% had relatives of the patient receiving care. Care burden was statistically significant in terms of gender, marital status, educational level, and degree of affinity with the patient (P < .005). The correlation between caregivers’ quality of life, gender, health insurance, income status, and the degree of affinity with the patient was statistically significant (P < .005). Conclusion: As a result of this study, it was determined that some socio-demographic characteristics of the caregivers of patients with gynecologic cancer affected the care burden and quality of life.Article Investigation of the effects of Alfa lipoic acid on changes in maternal rat kidney caused by tobacco smoke exposure in pregnancy [Gebelikte Tütün Dumani Maruziyetinin Anne Siçan Böbrek Dokusunda Meydana Getirdigi Degişiklikler Üzerine Alfa Lipoik Asitin Etkilerinin İncelenmesi](Ataturk Universitesi, 2019) Erdem Güzel E.; Kaya N.; Ozan Kocamüftüoglu G.; Dabak D.Ö.; Temizer Ozan P.S.; Ozan I.E.Çalışmada gebelikte tütün dumanına maruz kalan anne sıçanların böbrek dokusunda meydana gelen histopatolojik sonuçlar üzerine Alfa lipoik asitin etkilerinin deneysel olarak araştırılması amaçlandı. 28 adet dişi Sprague-Dawley cinsi sıçan kullanıldı. Gebe sıçanlar; Kontrol grubu, Tütün dumanı (TD) grubu, Tütün dumanı + Alfa lipoik asit (TD+ALA) grubu ve Alfa lipoik asit (ALA) grubu olmak üzere rastgele dört eşit gruba ayrıldı. TD ve TD+ALA grubundaki sıçanlar çiftleşmeden önce sekiz hafta ve gebelik süresince günde iki saat tütün dumanına maruz bırakıldı. TD+ALA ve ALA grubundaki sıçanlara ise çiftleşmeden önce sekiz hafta ve gebelik süresince gün aşırı gavaj yolu ile 20 mg/kg ALA verildi. Deney sonunda çıkarılan böbrek dokuları histolojik, immünohistokimyasal ve MDA düzeyi tayini metotları kullanılarak incelendi. TD grubuna ait böbrek kesitlerinde inflamatuar hücre artışı, Bowman boşluğunda artış, tübül lümeninde hiyalin birikimi gibi histopatolojik bulgulara rastlandı. ALA uygulaması ile histopatalojik bulguların büyük bir çoğunluğunda azalma gözlendi. TD grubunda VEGF immünreaktivitesinin kontrol grubuna göre anlamlı artış gösterdiği, TD+ALA grubunda ise TD grubuna göre anlamlı derecede azaldığı belirlendi. MDA seviyelerinde ise TD grubunda, kontrol grubuna göre anlamlı artış olduğu tespit edildi. Sonuç olarak, gebelik boyunca tütün dumanı maruziyetinin böbrek dokularında histopatolojik hasara ve damarlanmada artışa neden olduğu, ALA’nın ise bu etkilere karşı kısmen koruma sağladığı belirlendi.Article Klinik ortamlarda akademik ebelik ölçeği (KOAEÖ) Türkçe uyarlaması: Geçerlilik ve güvenilirlik çalışması(2023) İçke, Sibel; Çağan, Emine Serap; Genç, RabiaAmaç: Klinik Ortamlarda Akademik Ebelik Ölçeği’nin Türkçe geçerlilik ve güvenilirlik çalışmasını yapmak ve ölçeğin Türkçe formunu kullanıma sunmaktır. Gereç ve yöntem: Metodolojik tipte bir araştırmadır. Araştırmada 163 ebelik öğrencisine ulaşılmış, veri toplama araçları olarak “Birey Tanıtım Formu” ve “Klinik Ortamlarda Akademik Ebelik Ölçeği” kullanılmıştır. Bulgular: Doğrulayıcı Faktör Analizi sonucuna göre ölçeğin yapısal denklem modelinin p=0.000 düzeyinde anlamlı ve ölçeği oluşturan 10 maddenin iki faktörlü ölçek yapısıyla ilişkili olduğu saptanmıştır. Ölçeğin Kuder Richardson-20 katsayısı 0,886 bulunmuştur ve güvenilir olduğu belirlenmiştir. En düşük faktör yük değeri 0,363, en yüksek değeri 0,732 olarak saptanmıştır. Sonuç: Ölçek ebelik öğrencilerinin, ebelerin akademik rolünün klinik öğrenme ve mesleki bilgi, beceri ve klinik yeterlilik gelişimine ilişkin algılarını ölçmede yüksek güvenilirlik ve geçerliliğe sahiptir.Article Pleurotus Eryngii Ekstraktının Sprague-Dawley Sıçanlarında Adriamisin Kaynaklı Kardiyotoksisite Üzerindeki Etkilerinin İncelenmesi(Dicle Tıp Dergisi, 2021) Erdem Güzel, Elif; Kaya Tektemur, Nalan; Tektemur, Ahmet; Acay, Hilal; Yıldırım, AyferAmaç: Adriamisin (ADR), kanser tedavilerinde kullanılan güçlü ve geniş spektrumlu bir antibiyotiktir. Fakat ADR’nin klinik etkinliği, doza bağlı kardiyotoksisitesi nedeniyle engellenmektedir. Bu nedenle çalışmada ADR uygulanan sıçanların kalp dokularında meydana gelen değişiklikler üzerine Pleurotus eryngii ekstraktının (PEE)’nin koruyucu etkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. Yöntemler: Sprague-Dawley cinsi erkek sıçanlar 4 eşit gruba ayrıldı (n=6). Kontrol grubuna DMSO/etanol çözeltisi oral gavaj yolu ile gün aşırı verildi. ADR grubuna 10 mg/kg ADR intraperitoneal (i.p) olarak tek doz uygulandı. ADR+PEE grubuna 10 mg/kg i.p tek doz ADR verildikten sonra DMSO/etanol içinde çözdürülen 200 mg/kg PEE oral gavaj yoluyla gün aşırı verildi. PEE grubuna oral gavaj ile DMSO/etanolde çözdürülen 200 mg/kg PEE gün aşırı verildi. 21.günün sonunda sıçanlar dekapite edildi. Dekapitasyonun ardından kalp dokuları çıkarılarak histolojik ve kantitatif RT-PCR analizleri yapıldı. Bulgular: ADR grubuna ait kalp dokularında inflamatuar hücre artışı, miyofibril kaybı, sitoplazmik vakuolizasyon ve vasküler konjesyon bulgularına rastlanıldı. PEE tedavisinin bu histopatolojik bulgularda iyileşmeye neden olduğu gözlendi. Ayrıca ADR grubunda kontrol grubuna kıyasla IL1-β immunoreaktivitesinde ve IL1-β, BAX, Kaspaz-3 mRNA seviyelerinde anlamlı bir artış olduğu izlendi. ADR+PEE grubunda ise ADR grubuna kıyasla IL-1β immunoreaktivitesinde ve IL1-β, BAX, Kaspaz-3 mRNA seviyelerinde anlamlı bir azalma olduğu belirlendi. Sonuç: ADR’ye bağlı kardiyotoksisitede PEE tedavisinin anti-apoptotik ve anti-inflamatuar özellikleri ile kardiyoprotektif etki gösterdiği ortaya koyuldu.Dekapitasyonun ardından kalp dokuları çıkarılarak histolojik ve kantitatif RT-PCR analizleri yapıldı. Bulgular: ADR grubuna ait kalp dokularında inflamatuar hücre artışı, miyofibril kaybı, sitoplazmik vakuolizasyon ve vasküler konjesyon bulgularına rastlanıldı. PEE tedavisinin bu histopatolojik bulgularda iyileşmeye neden olduğu gözlendi. Ayrıca ADR grubunda kontrol grubuna kıyasla IL1-β immunoreaktivitesinde ve IL1-β, BAX, Kaspaz-3 mRNA seviyelerinde anlamlı bir artış olduğu izlendi. ADR+PEE grubunda ise ADR grubuna kıyasla IL-1β immunoreaktivitesinde ve IL1-β, BAX, Kaspaz-3 mRNA seviyelerinde anlamlı bir azalma olduğu belirlendi. Sonuç: ADR’ye bağlı kardiyotoksisitede PEE tedavisinin anti-apoptotik ve anti-inflamatuar özellikleri ile kardiyoprotektif etki gösterdiği ortaya koyuldu.Dekapitasyonun ardından kalp dokuları çıkarılarak histolojik ve kantitatif RT-PCR analizleri yapıldı. Bulgular: ADR grubuna ait kalp dokularında inflamatuar hücre artışı, miyofibril kaybı, sitoplazmik vakuolizasyon ve vasküler konjesyon bulgularına rastlanıldı. PEE tedavisinin bu histopatolojik bulgularda iyileşmeye neden olduğu gözlendi. Ayrıca ADR grubunda kontrol grubuna kıyasla IL1-β immunoreaktivitesinde ve IL1-β, BAX, Kaspaz-3 mRNA seviyelerinde anlamlı bir artış olduğu izlendi. ADR+PEE grubunda ise ADR grubuna kıyasla IL-1β immunoreaktivitesinde ve IL1-β, BAX, Kaspaz-3 mRNA seviyelerinde anlamlı bir azalma olduğu belirlendi. Sonuç: ADR’ye bağlı kardiyotoksisitede PEE tedavisinin anti-apoptotik ve anti-inflamatuar özellikleri ile kardiyoprotektif etki gösterdiği ortaya koyuldu.ADR grubuna ait kalp dokularında inflamatuar hücre artışı, miyofibril kaybı, sitoplazmik vakuolizasyon ve vasküler konjesyon bulgularına rastlanıldı. PEE tedavisinin bu histopatolojik bulgularda iyileşmeye neden olduğu gözlendi. Ayrıca ADR grubunda kontrol grubuna kıyasla IL1-β immunoreaktivitesinde ve IL1-β, BAX, Kaspaz-3 mRNA seviyelerinde anlamlı bir artış olduğu izlendi. ADR+PEE grubunda ise ADR grubuna kıyasla IL-1β immunoreaktivitesinde ve IL1-β, BAX, Kaspaz-3 mRNA seviyelerinde anlamlı bir azalma olduğu belirlendi. Sonuç: ADR’ye bağlı kardiyotoksisitede PEE tedavisinin anti-apoptotik ve anti-inflamatuar özellikleri ile kardiyoprotektif etki gösterdiği ortaya koyuldu.ADR grubuna ait kalp dokularında inflamatuar hücre artışı, miyofibril kaybı, sitoplazmik vakuolizasyon ve vasküler konjesyon bulgularına rastlanıldı. PEE tedavisinin bu histopatolojik bulgularda iyileşmeye neden olduğu gözlendi. Ayrıca ADR grubunda kontrol grubuna kıyasla IL1-β immunoreaktivitesinde ve IL1-β, BAX, Kaspaz-3 mRNA seviyelerinde anlamlı bir artış olduğu izlendi. ADR+PEE grubunda ise ADR grubuna kıyasla IL-1β immunoreaktivitesinde ve IL1-β, BAX, Kaspaz-3 mRNA seviyelerinde anlamlı bir azalma olduğu belirlendi. Sonuç: ADR’ye bağlı kardiyotoksisitede PEE tedavisinin anti-apoptotik ve anti-inflamatuar özellikleri ile kardiyoprotektif etki gösterdiği ortaya koyuldu.PEE tedavisinin bu histopatolojik bulgularda iyileşmeye neden olduğu gözlendi. Ayrıca ADR grubunda kontrol grubuna kıyasla IL1-β immunoreaktivitesinde ve IL1-β, BAX, Kaspaz-3 mRNA seviyelerinde anlamlı bir artış olduğu izlendi. ADR+PEE grubunda ise ADR grubuna kıyasla IL-1β immunoreaktivitesinde ve IL1-β, BAX, Kaspaz-3 mRNA seviyelerinde anlamlı bir azalma olduğu belirlendi. Sonuç: ADR’ye bağlı kardiyotoksisitede PEE tedavisinin anti-apoptotik ve anti-inflamatuar özellikleri ile kardiyoprotektif etki gösterdiği ortaya koyuldu.PEE tedavisinin bu histopatolojik bulgularda iyileşmeye neden olduğu gözlendi. Ayrıca ADR grubunda kontrol grubuna kıyasla IL1-β immunoreaktivitesinde ve IL1-β, BAX, Kaspaz-3 mRNA seviyelerinde anlamlı bir artış olduğu izlendi. ADR+PEE grubunda ise ADR grubuna kıyasla IL-1β immunoreaktivitesinde ve IL1-β, BAX, Kaspaz-3 mRNA seviyelerinde anlamlı bir azalma olduğu belirlendi. Sonuç: ADR’ye bağlı kardiyotoksisitede PEE tedavisinin anti-apoptotik ve anti-inflamatuar özellikleri ile kardiyoprotektif etki gösterdiği ortaya koyuldu.Kaspaz-3 mRNA seviyelerinde anlamlı bir azalma olduğu belirlendi. Sonuç: ADR’ye bağlı kardiyotoksisitede PEE tedavisinin anti-apoptotik ve anti-inflamatuar özellikleri ile kardiyoprotektif etki gösterdiği ortaya koyuldu.Kaspaz-3 mRNA seviyelerinde anlamlı bir azalma olduğu belirlendi. Sonuç: ADR’ye bağlı kardiyotoksisitede PEE tedavisinin anti-apoptotik ve anti-inflamatuar özellikleri ile kardiyoprotektif etki gösterdiği ortaya koyuldu.

