Fars Dili ve Edebiyatı Bölümü
Permanent URI for this communityhttps://hdl.handle.net/20.500.12514/48
Browse
Browsing Fars Dili ve Edebiyatı Bölümü by Title
Now showing 1 - 20 of 34
- Results Per Page
- Sort Options
Article Kadim Bir Münâzara ve Müfâhare Örneği: Dreḫt-ī Āsūrīg(2022) nezahat başçı; Nezahat Başçıdoğu edebiyatlarında dıştan bakınca “din dışı” gibi görünen metinlerdendir. Ayrıca doğunun en kadim münâzara ve müfâhare örneklerindendir. Bir keçi ile bir hurma ağacının atışmasını ve üstünlük yarışını konu alan anlatıda keçi, hayvancılıkla uğraşan Zerdüştî toplulukları, karşısındaki hurma ağacı ise Mezopotamya menşeli çok tanrılı Asur topluluklarını ezoterik şekilde temsil eder. Bu yönüyle eser Aryan ve Semitik halkların münâzarası olarak da görülebilir. Münâzaranın bunun dışında da farklı sembolik yönleri ve semantik özellikleri sözkonusudur. Toplam 121 bentten oluşan münazaranın farklı dillerde birçok çevirisi bulunmaktadır. Bir kopyası Mehraban Kay-Khosrow Kodeksi arasında günümüze kadar ulaşmış münâzarada, huzvariş kelimelerde olduğundan; satır aralarında semitik dillerden Süryancanın izlerine de rastlamak mümkündür. Bu makalede, Pehlevi yazılı mirası içerisinde yer alan Dreḫt-ī Āsūrīg’in incelemeli tanıtımı yapılmış ve ortografik transkripsiyonuyla birlikte Türkçe çevirisi eksiksiz şekilde araştırmacılara sunulmuştur. Metinde yer alan bazı özel kavram ve semboller, kadim İran kültür ve edebiyatı, Mezopotamya sahası ve Zerdüştlük alanı incelemelerine katkı sağlaması amacıyla değerlendirilmiştir.Other Firdevsi’nin Şahname’sinde Geçen Şatranç Ve Nard Oyunları(Uluslararası Oyun Oyuncak Kongresi, 2015) TÜRKBEN, FUNDAPoetical stories of Shahnameh (Persian: شاهنامه Shāh nāme, Šāh-nāma) include the ancient legends of Persian. Shahnameh is considered to be one of the greatest works of Persian literature. İt is consists of 60,000 couplets. This book was written at the end of the 10. century by Hakim Abu ʾl-Qasim Ferdowsi Tusi (940–1020). It has an epic narrative. In Shahnameh are told stories emerged of chess and backgammon games. According to Ferdowsi chess was invented for the first time at 630 in India’s Kanauj city. Ferdowsi, was the first person that documents had been taken from one country to another country game of chess. According to the story this game was sent to measure the intelligence and wisdom of the great Persian statemen. In return backgammon game was invented by Persian statemen and it was sent back to India. In this study, was focused on chess and nard (backgammon) games in Shahnameh considered among Iran's national epic. Chess and backgammon games has been tried to be as epic story after giving information about the author of Shahnameh Abu ʾl-Qasim Ferdowsi and his work.Conference Object NİZAMİ’NİN İSKENDERNAMESİ’NDE GEÇEN EFSANEVİ SU: AB-I HAYAT(ULUSLARARASI MİTOLOJİ SEMPOZYUMU, 2019) Türkben Aydın, FundaNizâmî-yi Gencevî, yaklaşık 535-540 (1135-1145) yılları arasında Büyük Selçuk luların hâkim olduğu dönemde, Gence’de dünyaya gelmiş ve yaklaşık 597-611 (1201- 1214) yılları arasında aynı yerde vefat etmiş; Fars, Türk, Arap ve hatta bütün dünya edebiyatlarına etki etmiş, ünü dünyaya yayılmış büyük şairlerden biridir. Hamse ge leneğinin kurucusu sayılan şairin son mesnevisi olan İskendernâme, İskender ya da yaygın bir diğer adıyla İskender-i Zülkarneyn hikâyesine yer veren bir eserdir. Şair eserini kurgularken pek çok mitolojik unsurdan faydalanmıştır. Bu unsurlardan biri de neredeyse bütün dünya mitolojilerinde var olan âb-ı hayat kavramıdır. Hayat suyu ve ölümü yenecek ilaçlar düşüncesi en eski dönemlerden beri çeşitli uygarlıklarda görülmüş ve bu düşünce etrafında tarihsel ve efsanevî kahramanlar oluşturulmuştur. Genellikle Hızır’a ve İskender’e atfedilen bu su, âb-ı Hızır ve âb-ı İskender gibi isimler le de bilinir. İskender’in hayat suyu arayışı, özellikle İskendernâmelerde efsane olarak ele alınan ve bütün milletlerin edebiyatında sembol olarak görülen önemli hikâyeler den biridir. Çalışmada âb-ı hayat kavramına değinildikten sonra Nizâmî’nin Farsça ka leme almış olduğu İskendernâme’de geçen hayat suyu efsanesi, şairin edebi dehasıyla yazmış olduğu örnek beyitler Türkçeye çevrilerek açıklanmaya çalışılacaktırArticle Nı̇zâmı̂-yı̇ Gencevı̂’nı̇n Hüsrev u Şı̂rı̂n ile Leylâ vu Mecnûn Eserlerı̇nde Aşk Tasavvuru(Oku Anonim Şirketi, 2023) Türkben Aydın, FundaDönemi itibariyle yeni bir tür olan Hamse ile edebiyat sahasında muteber bir yere sahip olan Nizâmî-yi Gencevî (ö. 611/1214 [?]), yazmış olduğu beş mesnevi ile uzun yıllar Fars, Türk, Arap ve Batı edebiyatlarında örnek alınan bir isim olmuştur. Şair, kurguladığı hikâyelerde bir dış çerçeveyle birlikte okuyucuya katmanlı bir metin bırakmış, zihnini meşgul eden sorulara bu hikâyelerde cevaplar aramış, okuyucuyu derin kavramlar üzerine düşünmeye sevk etmiştir. Bu kavramlardan biri de aşktır. Nizâmî, aşk mevzuunu iki kahramanlı aşk hikâyeleri olarak isimlendirilen Hüsrev u Şîrîn ve Leylâ vu Mecnûn mesnevilerinde açıklamaya ve bu hikâyelerden yola çıkarak zihnindeki aşk tasavvurunu okuyucuya aktarmaya çalışmıştır. Kendi dönemine kadar tasavvufî aşkı anlatan mesnevilerde sembolik dil kullanılırken Nizâmî, ilk defa gündelik aşkı konu edinen mesnevilerinde Leyla, Kays, Hüsrev, Şirin gibi sıradan karakterleri kullanarak meramını okuyucuya aktarmış ve gelenekteki mesnevilerde hâkim olan mecaz, temsil ve teşbih yolunu tercih etmemiştir. Leylâ vu Mecnûn eserinin bütünlüğüne bakıldığında, birbirine kavuşamayan iki âşığın dünyevî hikayesinden ziyade metafizik güzelliğe ulaşmaya yönelik bir yolculuğun anlatıldığı (seyr u sülûk) malumdur. Bu yönüyle de sembolik anlatımlı birçok mesneviye ilham kaynağı olan Sühreverdî’nin Mûnisu’l Uşşâk eserindeki tekâmül yolculuğu safhalarıyla Mecnun’un Leyla sureti üzerinden tekâmülü arasında bazı benzerlikler görülebilir. Hüsrev u Şîrîn’de ise yine hikâye bütünlüğüne bakıldığında kahramanların ahlâkî tekâmülü üzerine bir kurgu gözlemlenir. Nizâmî beşerî aşkı küçümsemez, aksine onu ahlâkî düzlemde kemâle erdiren bir araç olarak görür. Beşerî aşk bu bağlamda hikâyedeki karakterleri metafizik güzelliğe görünürde eriştirmese de Şirin adeta bu mertebeye erişmiş gibidir. Çalışmada her iki mesneviyi irfânî ya da beşerî gibi keskin sınıflandırmalara tabi tutmadan Nizâmî’nin aşk tasavvuru üzerinde durulmuştur.Article Şahnâme’nin Bîjen ve Menîje Hikayesine Edimbilim Açıdan Söylem Yaklaşımı(Akademik Tarih ve Düşünce Dergisi, 2021) Mitat ÇekiciEdimbilim edime eşlik eden farklı kavramları ele alıp inceleyen bilim dalıdır. Edimbilim kelimeleri sözce durumuna göre etkileşim içerisinde gerçek bir dil etkileşimi olarak kişi, zaman ve kapsam göstergeleri ile belirleyendir. Pragmatik olarak dilin birçok yönünü inceler, açıklamalar yapıp engelleri aşan bir bilişim tarzıdır. Edimbilim, dil ile onu kullanan, söylem ile bağlam arasındaki ilişkiye değinir. Yani edimbilim, sözcüklerin kullanımları ve konuşmacının sözeylemi nasıl işleyip anlam yüklediği, konuşan ve dinleyen arasında gelişen ilişkiden cümle yapısının nasıl etkilendiğini ele almaktadır.Her hikâyenin temelini onu oluşturan kahramanlar teşkil eder. Söylemler onların ayrılmaz bir parçası gibidir ve hikâyeyi oluşturan temel unsurların en önemlileri olarak kabul edilmektedir. Hikâyedeki diyaloğlar karakterler üzerinden hikâyenin işlevselliğini gösterendir. Söylem, ravi ile okuyucu ya da müellif ile okuyucu arasındaki en bilinen aracı olarak görülmektedir. Eylemsel, diyaloğlar söylem içerisinde emir, istek, rica ve talep şeklinde dile getirilmektedir. Şahnâme’nin önemli hikâyelerinden olan Bîjen ve Menîje hikayesinde birkaç tarzda ön plana çıkan bu tarz söylemler, edimbilim açısından öneme değer örnek bir hikayedir.Article جستاری در «مولود » و بررسی جایگاه آن در ادبیات در آسیای صغیر(هطالعات آسیای صغیر (فرهنگستان), 2020) Mitat ÇekiciBu makalede mevlit ve mevlidin önemine değinilmiştir.Article ZAHȊR-İ FȂRYȂBȊ’NİN DȊVȂN’INDA VEZİN TÜRLERİ(2019) Türkben Aydın, FundaKlasik dönem İran edebiyatının Türk asıllı şairlerinden biri olan Zahȋr-i Fȃryȃbȋ, VI/XII. yüzyıl sonlarının ileri gelen büyük kaside ve gazel şairlerindendir. Edebî sanat bakımından zengin bir üslupla eserler yazmış olan Zahȋr-i Fȃryȃbȋ, daha çok kaside şairi olarak bilinmektedir. Şair, Nizâmî-yi Gencevî, Hâkânî-i Şirvânî, Evhadüddîn-i Enverî, Mücîrüddîn-i Beylekânî ve Felekî-i Şirvânî gibi ünlü şairlerin de çağdaşıdır. Bu çalışmada, şairin Emîr Hasan-ı Yezdgirdî tarafından tashih edilip Dȋvȃn-ı Zahȋruddȋn-i Fȃryȃbȋ adıyla 1381 hş.’de Tahran’da neşredilen divanı esas alınmıştır. Zahȋr-i Fȃryȃbȋ’nin hayatı ve eserleri hakkında bilgi verildikten sonra onun Divânında yer alan tüm manzumelerin taktii yapılmış; bahirleri ve vezinleri bulunmuştur. İlaveten eserde kullanılan bahirler, şairin kullanım oranına göre tasnif edilmiş, örnek beyitler eklenmiş ve her bir bahirdeki vezin sayısı belirtilerek kullanım yüzdesi çıkarılmıştır.Article The Role of Heterodox Kurdish Belief in the Period of Rivalry between Sultan SelimI and Shah Ismail I: Based on the Selimshahname ofIdris-i Bitlisi(International Journal of Kurdish Studies, 2020) Başçı, NezahatThis article focuses on the role of the Kurds in the Safavid State during its establishment and restructuring period and aims to describe the influence of the Kurds on Shah Ismail Safavi ’s achievements and acquisition of power. The Ottomans reacted in a serious and multi-faceted way to the actively ideological and strategic role and assistance of the Kurds as regards Shah Ismail’s ascension to the throne. This period also inaugurates the beginning of a history of the Kurds who remained in the territories of the Ottoman State. Of the sources on this period, the Selimshahname of İdris-i Bitlisi is undoubtedly the most important.Article Muizzî’nin Divanında Vezin Türleri(Atatürk Üniversitesi Yayınları, 2015) YAMAN, Hakan; YAMAN, Hakanİran edebiyatının klasik dönem önemli şairlerinden biri olan Mu’izzî, XI-XII. yüzyıllarda yaşamış olan kaside şairidir. Kaside, gazel, terkibibent, rubai ve musammat nazım şekillerinden oluşan bir divanı olan Mu’izzî, Büyük Selçuklu Sultanı Melikşah ve Melikşah’ın oğulları Berkyaruk ve Gıyaseddin Muhammed Tapar gibi hükümdarlar hakkında kasideler yazmıştır. Sultan Sencer’in sarayında Melikü’ş-şuarâlığa yükselen Mu’izzî, memduhlarından almış olduğu hediyelerle rahat bir hayat sürmüştür. Bu makalede, Mu’izzî’nin divanındaki 176 rubai dışında mevcut manzumelerin tamamının taktii yapılarak bahirleri ve vezinleri bulunmuştur. Bahirler, en çok kullanım oranlarına göre tasnif edilmiş ve her bahirdeki vezin sayısı zikredilerek, divanda yer alan manzumelerin kullanım yüzdesi çıkarılmıştır.Book Part Osmanlı Safevi İlişkileri Bağlamında " Selimnamelerde Kürtler"(Kitap Yayınevi, 2017) BAŞÇI, Nezahat…Article The concept of “love” according to rumi and Shakespeare, A comparative study of Mathnavi and Antonu and Cleopatra(Doğu Araştırmaları Dergisi sayı 2009–2, 2009) BAŞÇI, Nezahat; BAŞÇI, NezahatThe main motif behind most of Shakespeare’s tragedies is the concept of Love. This concept may also be seen as the major theme in many of the stories of Rumi’s Mathnawi and Dīvân–e Shams. The fate of this love is usually the death of the lovers by the end of the story. This common theme, along with the common ending of such stories, is the main topic of this article. In this work, the definitions of love are briefly provided according to Sufism and Rumi’s ideas, and then 11 common items with respect to the concept of love are studied in the works of these two great literary figures. The data for this research have been collected based on Shakespeare’s tragedies, and Rumi’s verses, and the concept of love has been studied in two levels of Form and content. The idea of love forms the basis of Shakespeare’s tragedies, and leads to the death of the lovers. Therefore, death is also studied within this framework along with love. The ultimate goal of this article is to provide an analysis of the common features of love in Shakespeare’s work from the eye of an oriental, Persian-speaking reader, who is more acquainted with Rumi’s works. Among Shakespeare’s tragedies, Antony and Cleopatra has been chosen as the main source, however, the other great tragedies of his have not been neglected. KEY WORDS Rumi, Shakespeare, love, Antony and Cleopatra, Mathnawi.thesis.listelement.badge SEYF-İ FERGÂNÎ’NİN GAZELLERİNİN İNCELENMESİ(2018) YAMAN, HakanSeyf-i Fergânî, XIII. yüzyılın ikinci çeyreğinde Fergânada dünyaya gelmiştir. Bir süre Tebriz'de kaldıktan sonra Anadolu'ya gelmiş ve Aksaray'da ikamet etmiştir. Ömrünün sonuna kadar bu şehirde yaşayan ve bir iki şiir dışında zamanın hükümdarlarını, emirlerini ve devlet erkânını övmeyen mutasavvıf bir şairdir. Kaside, kıta, gazel ve rubâi nazım türlerinden müteşekkil 10.277 beyitten oluşan bir divanı vardır. Bu çalışma bir giriş ve dört bölümden oluşmaktadır. Girişte, Seyf-i Fergânî'nin hayatı, edebî kişiliği ve divanı hakkında bilgi verilmiştir. Divandaki 6811 beyitten oluşan gazeller; birinci bölümde, dil, vezin, vezin oranları, kafiye, redif ve edebî sanatlar açısından; ikinci bölümde, din ve tasavvuf; üçüncü bölümde toplum; dördüncü bölümde ise tabiat-âlem yönünden incelenmiştir.Book Part CEM SULTAN’IN FARSÇA DİVANINDA ANÂSIR-I ŞAHNÂME(Eğitim yayınevi, 2023) nezahat başçıDoğu ve Fars edebiyatının en büyük ve en önemli epope eseri Ebü’l- Kasım Firdevsî (ö. 1020-?)’ye ait Şahnâme kabul edilir. Yaklaşık 60 bin beyitlik2 bu edebi şaheserin konusu Pişdadî, Kiyanî, Eşkanî ve Sasanî gibi kadim İran coğrafyasındaki dört klan ve krallığın başlangıçtan Arap istilasına kadarki mitlerini, efsane ve kahramanlık anlatıları ile kısmen tarihini içerir ve Nöldeke’nin de belirttiği gibi (1379: 68-69) Dakikî-i Tusî (ö. 976)’nin başlatmış olduğu bir eserin bitirilmiş son hâlidir. İbn-i Esir’in “Acem Kuran’ı” dediği Şahnâme, Farslar dışındaki Acem tanımı içerisine giren diğer İranî halklar tarafından da sahiplenilmiş bir eserdir.3 Yazıldığı dönemden sonra İran sınırlarını aşarak İslam beldelerinin birçok noktasına ulaşmış, Müslüman olmayan halklar dâhil (Ermeni, Gürcü, Hint) çeşitli coğrafyalarda başta yönetim sınıfı olmak üzere edebî mahfillerde okunup ezberlenmiştir. Tarihî süreçte benzerleri kaleme alınmış ya da taklit edilmiş, başka dillere çevrilmiş ve böylelikle orta çağ ve sonrası çeşitli tarih evrelerinde Şahnâme okuyuculuğu ya da Şahnâme yazıcılığı gibi önemli bir edebî akımın ortaya çıkmasına önayak olmuştur. Şahnâme tarihte ilk olarak Eyyûbîler devrinde saray kâtibi olan tarihçi Kıvâmüddin Feth b. Ali Bündâri (ö.1225) tarafından eserin üçte ikisini kapsayacak şekilde Arapça nesre çevrilmiş ve Eyyûbîler’in Dımeşk/ Şam kolu hükümdarı el-Melikü’l-Muazzam İsa b. Âdil (1218-1227)’e ithaf edilmiştirBook Part Article MİRZA AĞAHAN-I KİRMANÎ'NİN KASİDESİNDE İTTİHAD-I İSLAM SÖYLEMİ VE SULTAN II. ABDÜLHAMİD(2016) Başçı, Nezahatİran'ın aydınlanma çağında özgür düşüncenin, yeniliğin, modern milliyetçiliğin ve rasyonalizmin öncülerinden olmuş şair, yazar ve düşünür Mirza Ağa Han-ı Kirmanî uzun yıllar yaşadığı İstanbul'da, Seyyid Cemâleddin Afgâni ve Şeyh Ahmed-i Ruhi gibi isimlerle birlikte Sultan II. Abdulhamid'in İttihad-ı İslam söyleminin ateşli taraftarlarından birisi olmuştur. Kirmanî'nin düşüncelerinde ve bazı şiirlerinde; özelde Sultan II. Abdülhamid'in genelde ise Osmanlının Doğu politikalarına ilişkin etkiler görmek mümkündür. Kirmanî aynı zamanda Kaçarlar ve Meşrutiyet Dönemi Fars Edebiyatının da yenilikçilerinden kabul edilir ve Mirza Malkom Han, Zeynelâbidin Merağeyi, Ahundov ve Talibov gibi İran Meşrutiyet dönemi önemli fikir ve edebiyatçıları arasında gösterilir. Osmanlı ve İran arasında diplomatik kriz çıkaracak kadar çok yönlü siyasi bir hayata sahip bu edebiyat eleştirmeni ve şair'in Sultan II. Abdülhamid'e hitaben kaleme aldığı politik kasidesi, Osmanlı ile münasebetleri ve bilhassa İttihad-ı İslam [Panislamizm] siyasetine bakışı ve yaklaşımı, ülkemiz yakın tarihi açısından da önemlidirBook Part ÖMER HAYYAM’IN NEVRUZNÂME’SİNDE ŞARAP VE ŞARAP TÜRLERİ(Eğitim yayınevi, 2023) nezahat başçı; Nezahat BaşçıNevruznâme, Selçuklular döneminin en önemli şairlerinden Ebu’l-Feth Ömer b. İbrahim el-Hayyam el-Nişaburî (ö. 1132-?-)’ye nispet verilmiş toplam 57 varaktan oluşan (kitap sayfası 77) küçük bir risaledir. Besmeleyle başlayan bir mukaddime ve hatimesiz sona eren on sekiz bölümden oluşur. Mukaddime kısmında eseri kendisi üzerinde sohbet hakkı bulunan bir dostunun tavsiyesi üzerine kaleme aldığını belirten müellif bu dostunun kim olduğunu belirtmez. Ancak bu dostunun devrin en iyi isimlerinden birisi olduğuna işaret eder. Adından da anlaşılacağı üzere eser; yeni yılın ilk günü olması münasebetiyle bir bayram havasında kutlanan nevruz gününün ortaya çıkışı üzerinde durur. Müellif eserin genel çerçevesi ve kurgusunu kitabın başlangıç kısmında (Ağaz-i Kitab-ı Nevruznâme) genişçe verir. Bu kısımda Acem şahlarının yılın ilk günü kabul edilen nevruza yaklaşımlarından, bugünün astronomik ay ve yıl hesaplamalarından bahseder. Yine bu kısımda; Cemşid, Keyûmers, Hûşeng, Tehmûres, Feridun gibi Zerdüşt öncesi dönemde kutlanan nevruzdan ve yılın on iki ayından (Ferverdin, Ordibehişt, Hordad, Tir, Mordad, Şehriver, Mihr, Aban, Azer, Dey, Behmen, İsfend/İsfendârmed), bu ayların Pehlevi dilindeki mana ve söylenişlerinden, özelliklerinden, Mazdeist kozmolojisinde neye karşılık geldiklerinden bahseder. Dehhâk/Zehhâk denen zalim Biyûrasp’tan, Ehrimenî varlıklar olan divlerden konuşur.thesis.listelement.badge TABÎRNÂME-İ FÂRSÎ (ÇEVİRİ-İNCELEME)(2013) YAMAN, HakanBu çalışma, Yusuf b. Muhammed b. Ahmed tarafından kaleme alınan Farsça bir eser olan Ta„bîrnâme-i Sultânî (Ta„bîrnâme-i Fârsî) adlı eserin çeviri ve incelenmesinden oluşmaktadır. Ta„bîrnâme-i Fârsî, Kâmilü?t-ta„bîr adlı eser başta olmak üzere muhtelif eserlerden istifade edilerek derlenmiştir. Bu derleme esnasında üstat ve büyüklerden duyulan ve nakledilenlere de yer verilmiştir. Rüyalar tâbir edilirken alfabetik sıra takip edilmemiştir. Rüyalar konularına göre tasnif edilerek bablar halinde tâbir edilmiştir. Elli beş babdan müteşekkil bu eserin başında Farsça olarak kaleme alınan on bir beyitlik naat yer almaktadır. XVI. yüzyılda yazılan Ta„bîr-nâme-i Fârsî isimli eser çalışılarak hem bu yüzyılda kullanılan Farsça hakkında bilgi sahibi olmak hem de bu yüzyılda yapılan rüya tâbirleri araştırılarak bu konuya değişik yaklaşımlarda bulunmak amaçlanmıştır. Aslı Farsça olan bu eserin Türkçeye tercüme edilmesiyle günümüz rüya tâbirleriyle mukayese etme imkânı da elde edilmektedir. Bu çalışma, Giriş ve üç bölümden oluşmaktadır. Giriş kısmında, Eski çağlardan yakın tarihimize kadar olan süreç içerisindeki din ve kültürlerde, rüya ve rüya tâbirine bakış hakkında kısa bilgiler verilmiş, İslamiyet?te rüya ve rüya tâbirine değinilerek Batıdaki psikologların rüya hakkındaki düşüncelerine yer verilmiştir. VI Birinci bölümde nüsha tavsifi, üslup ve imla özellikleri açılarından eserin değerlendirmesi yapılmıştır. ?kinci bölüm eserin Türkçe çevirisi ve tıpkı basımından oluşmaktadır. Son bölümde ise, eserde geçen ayetlerin, hadislerin, özel isimlerin ve rüya maddelerinin indeksi yer almaktadır. Çalışma sonucunda XVI. yüzyıl Farsçasının genel özellikleri ortaya çıkarılmış, bu yüzyılda rüya ve rüya tâbiri hakkında yazılan eserler konusunda bilgi verilmiş ve sonraki yüzyıllardaki eserlerle mukayese edebilme imkânı ortaya çıkmıştır.Article ARİF KAZVİNÎ’NİN SÜLEYMAN NAZİF KASİDESİ(Doğu Araştırmaları Dergisi sayı 2016/2, 2016) BAŞÇI, NezahatArif Qazvini, who is referred to as an Iranian national poet, had polemic against some of the Ottoman poets and intellectuals during both his years in Istanbul and after on. His 43-couplet qasida which he titled "Suleyman Nazif " is the best known of all. In essence, this qasida is a kind of debate and fight between Pan-Turkist and Pan-Iranist idea. Both Suleyman Nazif and Arif Qazvini adopted stand according to the political and social changes of their time and expressed their opinions by help of literature. However, they used a harsh and less than polite language toward each other. In this article, we attempt to study Arif Qazvini and his 43-couplet qasida which is a good example in terms of explaining role of literature in exploring nation-state notion in the first quarter of 1900's, and rivalry between the Ottoman and Iran at the time.Article MİRZÂDE IŞKÎ KÜLLİYATINDA OSMANLI - TÜRK MÜLAHAZALARI(Doğu Araştırmaları Dergisi sayı 2014/2, 2014) BAŞÇI, NezahatIn many parts in his poetry, articles, play and opera writings Mirzadeh Eshghi, one of the most significant poets of Iranian Constitutionalism era, talks of the Ottoman, Bab-i Ali, Istanbul and Turks. He lived in Istanbul during First World War. Eshghi, as a poet and journalist at the same time, was influenced by ottoman idea and criticized the Young Turks on some their assertions and ideas. In this sense, he was one the major personalities that reflect the Iranian intellectual upheld view of the Ottoman. Eshghi, is considered as a patriotic poet of Iranian Constitutionalism period. Ottoman empire got potrayed true to the political, cultural and literary conjunctural of the time in his poetry. Altough, this could be said to be particle to Eshghi, we can see the same trace in other patriotic Iranian poets of the time. He met Turkish intellectuals such as Ali Nihad Tarlan, Huseyin Danis Pedram and Riza Tevfik. We can infer that he was influenced by Tevfik Fikret's reformist ideas, yet he would still talk in favour of Ottoman-Iranian alliance against the West, or answer Turanists very harshly on occasion, or accuse the Iranian committee of treachery for negotiating with Ottomans. Eshghi, had a short but accomplished life. In this article, we will try to present Eshghi’s perception of the Ottoman Empire and Turks by referring to his poetry.Book Part Seyf-i Fergânî’ni̇n Gazelleri̇nde Peygamberler(Akademisyen Yayınevi, 2019) YAMAN, Hakan; YAMAN, HakanSeyf-i Fergânî’nin hayatı hakkında yeterli bilgi yoktur. Kaynaklardan ve şiirlerinden anlaşıldığı üzere Orta Asya’da Fergâna bölgesinde 640 (1243) yılı ya da daha önceleri dünyaya gelmiştir. Moğol saldırısının meydana getirdiği karışıklık nedeniyle yurdunu terk edip, bir süre Tebriz’de ikamet ettikten sonra Anadolu’ya gelip yerleşmiştir. Fergânî’nin bilinen tek eseri Farsça şiirlerinin yer aldığı kaside, kıta, gazel ve rubai nazım türlerinden oluşan Divan’ıdır. Divanında; 10277 beyitlik 730 manzume vardır. Peygamberlerin bir kısmı Kur’ân’da zikredilmekle birlikte bir kısmından hiç bahsedilmemiştir. Peygamberlerin ilki Hz. Âdem, sonuncusu Hz. Muhammed’dir. Bütün peygamberler, insanların sorumlu tutulduğu konularda bir bahane ileri sürmelerine mahal bırakmayacak şekilde Allah’ın emirlerini tebliğ etmişlerdir. Kur’ân’da kendilerinden nebî veya resul diye bahsedilen kişiler şunlardır: Âdem, İdrîs, Nûh, İbrâhim, İsmâil, İshak, Ya‘kûb, Yûsuf, Lût, Hûd, Sâlih, Şuayb, Mûsâ, Hârûn, İlyâs, Elyesa, Yûnus, Eyyûb, Dâvûd, Süleyman, Zekeriyyâ, Yahyâ, Îsâ ve Muhammed. Fergânî, şiirlerinde yukarıda zikredilen peygamberlerin çoğuna telmih ve teşbihte bulunmuştur. Bu çalışmada Allah Teâlâ’nın peygamberlerine inanmayanların inanması amacıyla onların eliyle ortaya koyduğu mucizelere, onların yaşamlarında geçen önemli olaylara, vasıflarına telmihler ve teşbihler yoluyla işaret eden Fergânî’nin şiirlerinde geçen peygamberler incelenecektir.
