Tıbbi Hizmetler ve Teknikler Bölümü Koleksiyonu
Permanent URI for this collectionhttps://hdl.handle.net/20.500.12514/159
Browse
216 results
Search Results
Article Citation - WoS: 4Citation - Scopus: 3A Histopathological, Immunohistochemical and Biochemical Investigation on the in Vitro Antioxidant, Myeloprotective, Hematoprotective and Hepatoprotective Effects of Hypericum Triquetrifolium Seed Extract Against Cyclophosphamide-Induced Toxicity(Inst Tecnologia Parana, 2019) Sahinturk, Varol; Ayhanci, Adnan; Yildiz, Songul Cetik; Keskin, CumaliThe aim of this study was to investigate in vitro antioxidant properties and in vivo protective effects of the methanol extract of the Hypericum triquetrifolium Turra (HT) seed against acute hepatotoxicity, myelotoxicity and hematotoxicity in rats induced by cyclophosphamide (CP). In order to investigate in vivo protective effects of the HT extract on rat tissues, the rats were divided into nine groups. The toxic effects of CP and the protective effects of HT extract on nucleated cells that are produced by bone marrow, serum alanine transaminase (ALT), alkaline phosphatase (ALP), lactate dehydrogenase (LDH) and oxidative stress index (OSI) levels were investigated biochemically. Additionally, liver tissue samples were examined for histopathological changes and apoptosis by Bcl-2, Bax and caspase-3 immunohistochemistry. The results of this study show that HT seed methanol extract has high total phenolic content (179.52 mu g GAE/mg) and antioxidant activity (87.48% in 500 mu g/mL concentration). CP administration caused hepatotoxicity, myelotoxicity and hematotoxicity in the rats. Whereas, the groups of rats that were injected with different concentrations of HT (25, 50 and 100 mg/kg) and CP (150 mg/kg) showed significant protective effects on bone marrow nucleated cells and important decreases on serum ALT, ALP, LDH and OSI levels were observed when compared with the CP injected group.Article Citation - WoS: 8Citation - Scopus: 18Adsorptive Performance of Magnetic Nano-Biosorbent for Binary Dyes and Investigation of Comparative Biosorption(Springer international Publishing Ag, 2018-10-04) Tarhan, Tuba; Tural, Bilsen; Boga, Kenan; Tural, ServetThe individual and competitive biosorption capacities of Metanil Yellow (MY) and Reactive Black 5 (RB5) by glutaraldehyde cross-linked magnetic chitosan nanoparticles (GMCNs) were studied. Competitive biosorption of the MY and RB5 dyes by the GMCNs has never been reported previously. Fourier transform infrared technique has been used to show the biosorbed MY and RB5 dyes onto GMCNs. During the studies, various essential factors influencing the biosorption, like adsorbate concentration, pH of the solution and contact time have been monitored.The equilibrium was achieved within 17 h for single dyes and 3 h for binary mixture at pH 3. The biosorption capacities were 620 mg/g for dye MY and 2549 mg/g for dye RB5 at pH 3, 30 degrees C. The second-order kinetic model has good compatibility with the dynamical biosorption behavior of a single dye and binary mixture. In order to study the competition biosorption of the RB5 and MY dyes in mixture solutions, the intraparticle diffusion model was used. Competition biosorption through analysis of the intraparticle diffusion model apparently favored the RB5 dye more than the MY dye on the GMCNs in mixture solutions. The biosorbent was regenerated efficiently through the alkaline solution and was then reused ten times for biosorption-desorption cycles.Other Alfa-Metil benzilamin Grupları İçeren Fe3O4@SiO2 manyetik nanoparçacıklar kullanarak rasemik mandelik asidin rezolüsyonu(2012) Tarhan; Tural; Tural, Tuba; Bilsen; ServetTıbbi ve tarımsal ilaçlar, besin katkı maddeleri gibi yararlı kimyasal maddeler ve sıvı kristaller, polimerler gibi materyal bilimi için gerekli enantiyomerik saf bileşiklere olan ihtiyaç son 30 yılda giderek artmıştır. Biyolojik etken maddelerin yapı ve aktivite ilişkileri incelendiğinde tek izomerlerin hedef seçici olmalarından dolayı rasemik karışımlara göre çok daha etkin oldukları görülmektedir. Ayrıca tek enantiyomerden oluşan ilaçların ya çok az ya da hiç yan etkilerinin bulunmaması da etken maddelerin tek izomerlerinin elde edilmesine olan ilgiyi artırmaktadır. Kiral bir ilaç etken maddesinin enantiyomerlerinden birisi vücutta fizyolojik olarak değişiklik yaparken diğer enantiyomeri ya etkili olmaz ya da ciddi fizyolojik zararlara neden olabilir. Bunun sonucu olarak biyolojik sistemler ve ilaçlar arasındaki kiral tanınma oldukça önemlidir. Örneğin softenon isimli bileşiğin (R)-enantiyomeri yatıştırıcı özellik gösterirken (S)-enantiyomeri embriyoda bozukluğa yol açar. Yine benzer şekilde (S)-(-)-propranolol 1960’larda kalp hastalığının tedavisi için β-bloker olarak tanımlanmıştır. Ancak enantiyomeri (R)-(+)-propranolol gebelik önleyici olarak etki eder. Buradan anlaşıldığı gibi enantiyomerler birbirine zıt etki gösterebilirler. Bu nedenle klinik kullanımda bir bileşiğin enantiyomerik saflığı çok önemlidir. Ayrıca enantiyomerlerden biri aktif diğeri inaktif özellik gösterebilir. Kiral bir bileşik olan kloroamfenikol buna en iyi örneklerden biridir. (R,R)-kloroamfenikol antibakteriyel özellik gösterirken, (S,S)-kloroamfenikol inaktif özellik göstermektedir. Bu gibi ilaçların rasemik olarak vücuda alınmasında, gerekli birim miktardaki etken maddeyi karşılamak için rasemik karışımdan iki kat almak gerekmektedir. Ayrıca başlangıç maddeleri ve kaynakların yarısı boşa harcandığı için bu ekonomik açıdan istenmeyen bir durumdur. Bu nedenlerden dolayı tek bir enantiyomer her zaman için rasemik karışıma göre daha fazla biyolojik aktivite gösterir. Biyolojik aktivite bakımından optik saflığın öneminin giderek artmasıyla optik saflığın belirlenmesi için kesin ve güvenilir metotların geliştirilmesine ihtiyaç duyulmuştur. Ayrıca bilindiği gibi son zamanlarda tek enantiyomerli ilaç satışları dünya çapında sürekli olarak büyümektedir. Bu çalışmada kiral organik asit olan mandelik asidin rasemik karışımının rezolüsyonu düşünülmektedir. Bu maddeye benzer özellik taşıyan ve ilaç olarak kullanılan kiral organik asitlere, α-arilpropiyonik asit sınıfından olan (S)-Naproxen, (S)-Ketoprofen, (S)-Flurbiprofen, (S)-Fenilpropiyonik asid ve (S)-ibuprofen örnek olarak verilebilir. Rezolüsyonu yapılmak istenen, kiral bir organik asit olan mandelik asitin her iki enantiyomerik formuda farklı farmokolojik aktiviteye sahiptir. D-mandelik asit, antibiyotik olan ilacın aktivitesini geliştirdiği için terapatik özellik göstermektedir. D-mandelik asidin bu terapik özelliğinden dolayı tıpta kullanılan yaygın ilaçların başında gelir. L-mandelik asidin kullanım alanları, hayvan sağlığında veterinerlikte ilaç ham maddesi olarak kullanılır. Yani hayvan sağlığı ve hayvan bakım ilaçlarında, oral solüsyon olarak kullanılır. Mandelik asit uzun yıllar boyunca tıpta anti bakteriyel olarak, özellikle idrar yolu enfeksiyonları tedavisinde kullanılmaktaydı. Ayrıca cilt hastalıkları tedavisinde, cilt bakım ürünlerinde özellikle yetişkinlerdeki akne sorunlarına iyi bir tedavi sunmaktadır. Rosacea hastalığında (gül hastalığı) iltihaplanma ve kızarıklıkları gidermekte, mandelik asit ürünleri lazer öncesi ve sonrasında, deride meydana gelen tahriş ve kızarıklıkları azaltmada kullanılır. Tüm bu nedenlerden dolayı Mandelik asitin enantiomerlerine ayrılması önem arz etmektedir. Fonksiyonel grup bağlı nanoparçacıklardaki son gelişmeler, biyomedikal alandaki uygulamalar için ümit verici olmuştur. Magnetit(Fe3O4) kimyasal olarak kararlı, toksik ve kanserojen olmayan bir manyetik malzemedir. Magnetit nanoparçacıkları veya nanoparçacık agregatları enzim ve protein immobilizasyonu, RNA ve DNA saflaştırması, manyetik hücre saflaştırması ve ayrılmasında yaygın olarak kullanılmaktadır. Bu uygulamalarda özellikle süperparamanyetik magnetit nanoparçacıklar tercih edilmektedir. Çünkü süperparamanyetik özellik manyetik kompozit parçacıklarının agregasyonunu önler ve manyetik alan uzaklaştırıldığında parçacıkların çözelti içinde hızlı bir şekilde dağılmalarını sağlar. Manyetik ayırma teknikleri, klasik ayırma teknikleriyle karşılaştırıldığında bazı avantajlara sahiptir. Buna bağlı olarak son zamanlarda, biyolojik moleküllerin saflaştırılma ve ayrılması için yüzeyi uygun gruplarla kaplanmış nano ve mikro parçacıkların geliştirilmesine yönelik çalışmalar önem kazanmıştır. Fonksiyonel grup bağlamaya uygun bir platform sağladığı için silika kaplı manyetik nanoparçacık ve nanoparçacık agregatları teknolojik açıdan büyük ilgi görmektedir. Özel bir uygulama için gerekli manyetik nanoparçacıklar, yüzeyde kaplanmış olan silikanın fonksiyonel gruplarının farklılaştırılması ile kolayca hazırlanabilir. Silika, hidroksil(-OH) fonksiyonel gruplarından dolayı bir kaplama metaryeli olarak önem kazanmaktadır. Fonksiyonel grup bağlı nanoparçacıklardaki son gelişmeler, biyomedikal alanda ve ilaç endüstrisindeki uygulamalar için ümit verici olmuştur. Magnetit (Fe3O4) kimyasal olarak kararlı, toksik ve kanserojen olmayan bir manyetik malzemedir. Magnetit nanoparçacıkları veya nanoparçacık agregatları enzim ve protein immobilizasyonu, RNA ve DNA saflaştırması, manyetik hücre saflaştırması ve ayrılmasında yaygın olarak kullanılmaktadır. Bu uygulamalarda özellikle süper paramanyetik nanoparçacıklar tercih edilmektedir. Bunun yanı sıra manyetik nano parçacıkların optikçe aktif (kiral) maddelerin enantiyomerlerine ayrılmasında çok önemli rol oynayacağını düşünmekteyiz. Kiral maddeler R veya S izomerik yapıda olabilir. Bu R ve S yapıların birbirinden ayrılması ilaç dünyası için çok büyük önem taşımaktadır. Çünkü var olan ilaçların birçoğu rasemik yapıda olup, etken maddenin hem R hem de S formunu içermektedir. Oysa bir hastalığın tedavisinde kullanılacak olan etken maddenin R veya S formlarından biri hastalığın tedavisinde görev görmekte diğer form ise kimyasal atık olarak vücutta kalmaktadır. Kullanılmayan form yan etki göstermeyeceği gibi zehir etkisi de gösterebilmektedir. Bu yüzden kiral ayırma her zaman için çok önemli olmuştur.Article Altın nanomalzeme sentezi ve karekterizasyonu(2019-09-29) Baran, Mehmet Fırat; Saydut, AbdurrahmanNanobiyoteknoloji, nanobilim ve teknolojide çarpıcı ve en hızlı gelişen alanlardan biridir. Altın nanopartikülleri (AuNP'ler), yeşil sentez ile herhangi bir yüzey aktif madde, stabilizatör ve kimyasal madde kullanılmadanbıttım(Pistacia terebinthus) yaprak özütü kullanılarak elde edilmiştir. Elde edilen AuNP’lerin karekterizasyonu UV-vis, SEM-EDX, XRD, FTIR ve TGA-DTA ile yapıldı. SEM-EDX, analizi incelendiğinde sentezlenen nanomalzemelerin kristal boyutunun 100 nm’nin altında olduğu ve kristal yapısının küresel olduğu anlaşılmaktadır. UV-vis, analizi verileri gösterdiki oda koşullarında farklı zaman aralıklarında yapılan ölçümler sonucunda renk değişimi ile maksimum dalga boyunun 335 nm’de karesteristik pik verdiği görüldü. XRD analizi verilerinden kristal yapılarının boyutu 14.37 nm büyüklükte olduğu hesaplandı. Ayrıca çalışmamızda sentezlenen nanomalzemenin TGA-DTA analizi yapılarak nanoparçacıkların 1000 oC ‘ye kadar dayanıklı olduğu rapor edildiArticle Citation - WoS: 11Citation - Scopus: 11Anoxybacillus sp. SO B1-Immobilized Amberlite XAD-16 for Solid-Phase Preconcentration of Cu(II) and Pb(II) and Their Determinations by Flame Atomic Absorption Spectrometry(TAYLOR & FRANCIS INC, 2015-04-03) Oral, Elif Varhan; Ozdemir, Sadin; Dolak, Ibrahim; Okumus, Veysi; Dundar, Abdurrahman; Ziyadanogullari, Berrin; Aksoy, Zehra; Onat, RukenA new method for the determination of Cu(II) and Pb(II) by flame atomic absorption spectrometry (FAAS) after preconcentrating on a column containing Anoxybacillus sp. SO B1-immobilized Amberlite XAD-16 was developed. The functional groups of Anoxybacillus sp. SO B1 immobilized on Amberlite XAD-16 were characterized in KBr tablets by Fourier transform infrared (FT-IR) spectrometry. Various parameters such as pH, amount of the adsorbent, eluent type and volume, and flow rate of the sample solution were studied. The optimum pH values of quantitative sorption for Cu(II) and Pb(II) were found to be pH 7.0 and 5.0 and Cu(II) and Pb(II) ions could be quantitatively eluted with 5.0ml of 1.0mol L-1 HCI and 10.0ml of 0.25mol L-1 HNO3, respectively. Recoveries of Cu(II) and Pb(II) were found to be 100.9 +/- 1.57% and 100.3 +/- 0.49% (N = 5), the limits of detection of Cu(II) and Pb(II) in the determination by FAAS (3s, N = 10) were found to be 0.8 and 1.6 mu g L-1, respectively. The proposed enrichment method was applied for metal ion determination from water samples such as two parts of Tigris River water in Diyarbakir and Elazig, Lake of Hazar in Elazig, and tap water in Diyarbakir. Furthermore, the accuracy of the proposed method was verified by studying the analytical recovery and by analyzing certified reference material (NCS-DC 73350 leaves of poplar).Conference Object ANTİ-KANSER İLAÇ YÜKLENMİŞ MANYETİK O-KARBOKSİ METİL KİTOSAN NANOKOMPOZİTİN SİTOTOKSİSİTE ÇALIŞMALRI(2019) Tarhan, Tuba; Tural, Bilsen; Tural, ServetGünümüzde kanser kemoterapisinin en önemli sorunlarına çözüm bulmak için nanoboyutta ilaç taşıyıcı sistemler geliştirilmiştir. Nanoboyuttaki kontrollü ilaç taşıma sistemleri tümör hedeflenmesine olanak sağlamıştır. Nanotaşıyıcılar arasından, biyouyumlu polimer kaplı süperparamanyetik nanoparçacıklar dışardan uygulanan manyetik alan ile istenilen bölgeye hedeflenebilme özelliklerine sahiptirler. Bu sayede ilaç hedeflenen bölgeye güvenli bir şekilde taşınabilmektedir. Bu çalışmada daha önce sentez ve karakterizasyonu yapılmış Manyetik O-Karboksimetil Kitosan nanokompozitine anti kanser ilaç olan Topotekan yükleme çalışmaları yapılmış olup, burada topotekan yüklü manyetik O-Karboksimetil Kitosan nanokompozitinin prostat kanseri Du145 ve sağlıklı insan prostat PNT1A hücre hattı üzerine sitotoksisite çalışmaları yapılmış ve sonuçları değerlendirilmiştir. Anahtar Kelimeler: Polimer Kaplı Süperparamanyetik Nanokompozit, Topotekan, Sitotoksisite, DU145 ve PNT1AArticle Citation - WoS: 30Citation - Scopus: 38Antibiotic Removal from the Aquatic Environment with Activated Carbon Produced from Pumpkin Seeds(Molecules, 2022-02-18) Alacabey, İhsanAntibiotics are among the most critical environmental pollutant drug groups. Adsorption is one of the methods used to eliminate these pollutants. In this study, activated carbon was produced from pumpkin seed shells and subsequently modified with KOH. The adsorbent obtained through this procedure was used to remove ciprofloxacin from aqueous systems. Fourier Transform-Infrared Spectroscopy (FT-IR), Scanning Electron Microscopy (SEM), elemental, X-ray Photoelectron Spectroscopy (XPS), Brunauer–Emmett–Teller (BET) and Zeta analyses were used to characterize the adsorbent. The surface area, in particular, was found to be a very remarkable value of 2730 m2/g. The conditions of the adsorption experiments were optimized based on interaction time, adsorbent amount, pH and temperature. Over 99% success was achieved in removal operations carried out under the most optimal conditions, with an absorption capacity of 884.9 mg·g−1. In addition, the Langmuir isotherm was determined to be the most suitable model for the adsorption interactionArticle Citation - WoS: 23Citation - Scopus: 23Antioxidant Properties of Cultured Mycelia from Four Pleurotus Species Produced in Submerged Medium(TAYLOR & FRANCIS INC, 2013-07-04) Dundar, Abdurrahman; Okumus, Veysi; Ozdemir, Sadin; Yildiz, AbdunnasirThe ethanolic extracts of dried cultured mycelia of Pleurotus ostreatus, Pleurotus eryngii, Pleurotus florida, and Pleurotus sajor-caju were analyzed for antioxidant activity in different systems. Tests used are as follows: reducing power, free radical scavenging, superoxide anion radical scavenging, total antioxidant activity, metal chelating activitiy, etc.; total phenolic content was determined. The percentage inhibition of P. ostreatus, P. eryngii, P. florida, and P. sajor-caju at 20 mg/mL concentration on peroxidation in a -carotenelinoleic acid system was 57.19, 60.68, 62.12, and 58.81%, respectively. The reducing power of P. eryngii was higher than the other samples, and its value was 0.86 at 10 mg/mL concentration. P. ostreatus and P. sajor-caju proved to be better at scavenging superoxide anion radicals than the P. eryngii and P. florida. In the scavenging effect of DPPH radical test, P. ostreatus showed the highest activity potential and P. sajor-caju showed the strongest metal chelating capacity.Article Citation - Scopus: 23Antioxidant, anticancer and anticholinesterase activities of flower, fruit and seed extracts of hypericum amblysepalum HOCHST(Asian Pacific Organization for Cancer Prevention, 2015-04-14) Keskin, CumaliBackground: Cancer is an unnatural type of tissue growth in which the cells exhibit unrestrained division, leading to a progressive increase in the number of dividing cells. It is now the second largest cause of death in the world. The present study concerned antioxidant, anticancer and anticholinesterase activities and protocatechuic, catechin, caffeic acid, syringic acid, p-coumaric acid and o-coumaric concentrations in methanol extracts of flowers, fruits and seeds of Hypericum amblysepalum. Materials and Methods: Antioxidant properties including free radical scavenging activity and reducing power, and amounts of total phenolic compounds were evaluated using different tests. Protocatechuic, catechin, caffeic acid, syringic acid, p-coumaric acid and o-coumaric concentrations in extracts were determined by HPLC. Cytotoxic effects were determined using the MTT test with human cervix cancer (HeLa) and rat kidney epithelium cell (NRK-52E) lines. Acetyl and butyrylcholinesterase inhibitory activities were measured by by Ellman method. Results: Total phenolic content of H. amblysepalum seeds was found to be higher than in fruit and flower extracts. DPPH free radical scavenging activity of the obtained extracts gave satisfactory results versus butylated hydroxyanisole and butylated hydroxytoluene as controls. Reducing power activity was linearly proportional to the studied concentration range: 10-500 µg/mL LC50 values for H. amblysepalum seeds were 11.7 and 2.86 respectively for HeLa and NRK-52E cell lines. Butyryl-cholinesterase inhibitory activity was 76.9 ± 0.41 for seed extract and higher than with other extracts. Conclusions: The present results suggested that H. amblysepalum could be a potential candidate anti-cancer drug for the treatment of human cervical cancer, and good source of natural antioxidants.Article Citation - WoS: 4Citation - Scopus: 4Application of Half-Sandwich Metal-Phosphinite Compounds to Biological Activities: Determine the energies of the HOMO and LUMO levels(Wiley Online Library, 2022-11-18) Meriç, Nermin; Rafikova, Khadichakhan; Zazybin, Alexey; Güzel, Remziye; Kayan, Cezmi; Karakaş, Duygu Elma; Dündar, Abdurrahman; ISLAM, Sholpan; Okumuş, Veysi; Aydemir, Murat; Elma Karakaş, DuyguMononuclear transition metal complexes 1-(furan-2-yl)ethyldiphenyl[dichloro(η6-p-cymene)ruthenium(II)]phosphinite, (2), 1-(furan-2-yl)ethyldiphenyl[dichloro(η6-benzene) ruthenium(II)] phosphinite (3), 1-(furan-2-yl)ethyldipheny[chloro(η4-1,5-cyclooctadiene)rhodium(I)]phosphinite (4), 1-(furan-2-yl)ethyldiphenyl[dichloro (η5pentamethylcyclopentadienyl)iridium (III)] phosphinite (5) were synthesized and characterized by microanalysis, infrared, MS, and NMR spectroscopy. The biological activities of the complexes were also tested. Compounds 2 and 5 were the best complexes at DPPH radical scavenging and reducing power activity at 73.27 % and 0.41 at 200 μg/mL, respectively. The highest antimicrobial activity exhibited by complex 3 as 14 mm inhibition zone against S. aureus. All of the complexes have cleaved the DNA from the double-strand and exhibited three bands on gel electrophoresis. Moreover, cyclic voltammetry studies of the phosphinite complexes were carried out to determine the energies of the HOMO and LUMO levels as well as to estimate their electrochemical and some electronic properties.
