Tıbbi Hizmetler ve Teknikler Bölümü Koleksiyonu
Permanent URI for this collectionhttps://hdl.handle.net/20.500.12514/159
Browse
Browsing Tıbbi Hizmetler ve Teknikler Bölümü Koleksiyonu by Title
Now showing 1 - 20 of 216
- Results Per Page
- Sort Options
Article Citation - WoS: 25Citation - Scopus: 33Green Synthesis, Characterization of Gold Nanomaterials using Gundelia tournefortii Leaf Extract, and Determination of Their Nanomedicinal (Antibacterial, Antifungal, and Cytotoxic) Potential(Hindawi, 2022) Keskin, Cumali; Baran, Ayşe; Baran, Mehmet Fırat; Hatipoğlu, Abdulkerim; Adican, Mehmet Tevfik; Atalar, Mehmet Nuri; Huseynova, Irada; Khalilov, Rovshan; Ahmadian, Elham; Yavuz, Ömer; Kandemir, Sevgi İrtegün; Eftekhari, AzizIntroduction. Fighting against cancer and antibiotic resistance are important challenges of healthcare systems, and developing new treatment methods has become the most concentrated area of researchers. Method and Materials. Green synthesis, characterization, and some biological activities of gold nanomaterials (AuNPs) obtained with Gundelia tournefortii (kenger) leaf extract were investigated in this study. Fourier scanning electron microscope, UV-visible spectrophotometer, Fourier transform ınfrared spectroscopy, energy-dispersive X-ray spectrophotometer, X-ray diffraction diffractometer, transmission electron microscope, and Zetasizer instrument data were used to elucidate the structures of nanoparticles. Results. The maximum surface plasmon resonance was observed at 532.15 nm after 1 hour. With the powder XRD model, the mean cubic crystallite size was determined as 23.53 nm. It was observed that the shapes of the obtained AuNPs were spherical, and the dimensions were 5-40 nm and hexagonal. Surface charges (-27 mV) and average size (365.3 nm) of gold nanoparticles were measured with a zeta analyzer. Conclusion. The suppressive effects of AuNPs on the growth of pathogenic microorganisms and healthy and cancer cell lines were determined using the MIC and MTT methods, respectively.Article Citation - Scopus: 2Synthesis and characterization of magnetic nanocomposite for in vitro evaluation of irinotecan using human cell lines(Turkish Journal of Chemistry, 2021) Tarhan, TubaIn this study, magnetic O-carboxymethyl chitosan (MOCC) nanocomposite was synthesized and characterized as a drug delivery system for loading the anticancer drug irinotecan (CPT-11). To increase the drug loading capacity, MOCC was synthesized by linking the carboxyl group functionally to chitosan. Also, several critical factors such as concentration, the dose of MOCC, and contact time for optimum drug loading condition were investigated. The loading capacity of CPT-11 onto MOCC was calculated as 5.6 mg/g, and the loaded drug concentration was calculated as 0.04787 mM at pH value of 5. Besides, the cytotoxic properties of MOCC, CPT11 loaded MOCC (MOCC-CPT-11), and free CPT-11 were studied on glioblastoma multiforme cell lines, including U87 and U373. According to the results, the MOCC-CPT-11 showed at least as toxic effect as free CPT-11 even at very low concentrations, while the MOCC showed slight toxicity (cell viability of 96% to 78%) on U373 cell lines at all concentrations and for 24 h and 48 h incubation times. Moreover, the results showed that the MOCC indicated significant toxicity in increasing concentrations and incubation times, and the MOCC-CPT-11 is as toxic as free CPT-11 on U87 cells at all concentrations and incubation times.Article Son Sınıf İlk ve Acil Yardım Programı Öğrencilerinin Eğitim Düzeyleri ve Yeterlilik Algı Durumlarının Belirlenmesi(Celal Bayar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü Dergisi, 2020) Yaşar Can, Sevinç; Dilmen Bayar, BehiyeGiriş ve Amaç: Son sınıf ilk ve acil yardım programı öğrencilerinin mesleki uygulama yapma sayıları, pratik yeterlilikleri ve teorik bilgi düzeylerinin değerlendirilmesi amaçlandı. Gereç ve Yöntemler: Tanımlayıcı tipte yapılan bu araştırma bir devlet üniversitesi İlk ve Acil Yardım Programı 2. sınıfta aktif öğrenim gören 96 öğrenci ile yapıldı. Katılımcıların mesleki konularda eğitim alıp almadıkları (17 soru), uygulama yapıp yapmadıkları (11 soru), kendilerini yeterli görüp görmedikleri (16 soru) ve bilgi düzeylerini belirlemeye yönelik (11 soru) toplam 45 soru yüz yüze anket yöntemiyle çalışıldı. Veriler SPSS 26.0 istatistik paket programı kullanılarak sayı ve yüzde şeklinde belirtildi. Mesleki derslerin laboratuvar ortamında uygulama sayıları ile yeterliliklerini karşılaştırma da ki-kare testi kullanıldı. İstatistiksel önemlilik için p<0,05 değeri anlamlı kabul edildi. Bulgular: Paramedik öğrencilerinin aldıkları eğitimlerle ilgili uygulama sayılarının analizinde öğrencilerin %63,5’i entübasyon, %41,7 defibrilatör, %38,5’ kırık stabilizasyonu ve %37,5’inin doğum eylemi uygulamasını hiç yapmadıkları tespit edildi. %78,1 kardiyopulmoner resusitasyon, %58,3 defibrilatör, %36,5 entübasyon, %62,5 doğum eylemi ve %85,5’i kardiyak arrest uygulamasını en az bir kere yaptıkları tespit edildi. Entübasyon konusunda yeterlilik algısı ile uygulama sayısı arasında anlamlı bir fark bulundu (p˂ 0,05). Sonuç: Öğrencilerin mesleki konularda uygulama yapmalarının yeterlilik algıları ve beceri düzeylerinin artmasına olumlu katkısının olduğu sonucuna varıldı.Presentation İLAÇ TAŞIYICI SİSTEM OLARAK MANYETİK O-KARBOKSİ METİL KİTOSAN NANOPARTİKÜLLERİN SENTEZ VE KARAKTERİZASYONU(2019) TURAL; TARHAN; TURAL, BİLSEN; TUBA; SERVET;Günümüzde kanser kemoterapisinin en önemli sorunlarından biri, kullanılan anti-kanser ilaçlarının kanserli hücreyi ayırt edici özelliğe sahip olmamaları ve yan etki olarak sağlıklı hücrelerin üzerinde de toksik etki göstermeleridir. Bu problemlere çözüm bulmak amacı ile kontrollü ilaç salım sistemleri üzerine yapılan çalışmalar artmıştır. Manyetik nanoparçacıkların (MNPs) seçimi onların yüksek manyetik duyarlılığı, biyouyumluluk, kararlılık ve çeşitli hazırlama yöntemlerinin kullanılabilirliği ile ilişkilidir. MNPs bir dış manyetik alan uygulanması ile kolayca kontrol edilebilirler ki bu antikanser maddesinin belirli bir hızda ve belli bir bölgede salıverilmesini sağlar. Böylece geleneksel teşhis ve tedavideki sorunların üstesinden gelinir. Bu malzemelerin nanoboyutu ve artan yüzey alanı/hacim oranının bir sonucu olarak araştırmacılar MNPs yapı ve özellikleri arasındaki ilişkiyi çalışmaya odaklanmışlardır. Bileşim, boyut, morfoloji ve yüzey kimyası, hem manyetik özellikleri geliştirmek hem de in vivo olarak nanopartiküllerin istenilen davranışı göstermesi için çeşitli prosesler ile ayarlanabilir. Biyomedikal alanında MNPs’in başarılı uygulamaları onların manyetik özelliğine yani dış bir manyetik alan uygulanmasıyla kontrollü dağılımına ve agregasyon derecesine özellikle bağlıdır. Bu nedenle, molekülün kararlılığının arttırılması amacıyla ya sentez süresince ya da sentez sonrası biyouyumlu bir polimer kullanılarak MNPs’in kaplanmasıyla yapılan kapsülleme işlemi, biyolojik sisteme maruz kalındığında agregat oluşumunu ve biyodegredasyonu engeller. Bu amaç doğrultusunda terapötik ajanları taşımaya elverişli, biyomedikal uygulamalarda kullanılmak üzere uygun boyutta, manyetik ve kimyasal özelliklere sahip, manyetik hedeflendirme yapılabilen, ilaç yükleme verimi yüksek, karboksil grupları ile dallanmış polimerik materyallerin sentezlenmesi ve karakterize edilmesi amaçlanmıştır. Bu çalışmada OKarboksimetil Kitosan sentezlenip XPS ile karakterizasyonu yapılmıştır.Article Citation - WoS: 1Citation - Scopus: 1Cerebrospinal fluid levels of sortilin-1, lipocalin-2, autotaxin, decorin and interleukin-33 in patients with idiopathic intracranial hypertension(Arquivos de Neuro-Psiquiatria, 2022) Dündar, Ahmet; Arıkanoğlu, Adalet; Özdemir, Hasan Hüseyin; Aslanhan, Hamza; Çevik, Mehmet UğurBackground Idiopathic intracranial hypertension (IIH) is characterized by increased cerebrospinal fluid (CSF) pressure of unknown cause. It has been suggested that the inflammatory process plays a role in the pathophysiology of the disease. Sortilin-1, lipocalin-2, autotaxin, decorin, and interleukin-33 (IL-33) are among the factors involved in inflammatory processes. Objective To investigate the CSF levels of sortilin-1, lipocalin-2, autotaxin, decorin, and IL-33 in patients with IIH. Methods A total of 24 IIH patients and 21 healthy controls were included in the study. Demographic characteristics of the patients and of the control group as well as CSF pressures were evaluated. Sortilin-1, lipocalin-2, autotaxin, decorin and IL-33 levels in the CSF were measured. Results The CSF levels lipocalin-2, sortilin-1, autotaxin, IL-33 and CSF pressure were significantly higher in the patients group compared with the control group (p < 0.001). Decorin levels were reduced in patients (p < 0.05). There was no correlation between the autotaxin and IL-33 levels and age, gender, CSF pressure, and body mass index. The results of our study showed that inflammatory activation plays an important role in the development of the pathophysiology of IIH. In addition, the fact that the markers used in our study have never been studied in the etiopathogenesis of IIH is important in explaining the molecular mechanism of this disease. Conclusion Studies are needed to evaluate the role of these cytokines in the pathophysiology of the disease. It is necessary to evaluate the effects of these molecules on this process. © 2022. Academia Brasileira de Neurologia. All rights reserved.Presentation Glucamine Modified Magnetic Nanoparticlesfor the Removal of Boron from Seawater(9 th Nanoscience and Nanotechnology Conference(Nano TR-9) Erzurum, 2013) TARHAN, TUBA…Article The effect of body mass index and anxiety status on blood pressure in patients admitted to family medicine outpatient clinic(Aile Hekimliği ve Palyatif Bakım, 2022) Ayan, Orhan; Yilmaz, Ahmet; Dündar, Ahmet; Demir Pervane, Vasfiye; Kuyumcu, MahirIntroduction: Hypertension is a global public health problem that is the leading cause of preventable death in the world and a disease which can cause many morbidities and mortality if not controlled or treated effectively. In many studies, it has been determined that anxiety and body mass index(BMI) are among the factors affecting hypertension. However, different results have been obtained in many studies in terms of the relationship between anxiety and hypertension. This study was carried out with the aim to evaluate the effect of body mass index and anxiety on blood pressure and the factors affecting blood pressure in patients who applied to outpatient clinic of family medicine at Dicle University Faculty of Medicine. Methods: 403 patients aged between 18- 65 years, who applied to outpatient clinic of family medicine at Dicle University Faculty of Medicine between 01.04.2018 and 01.07.2018, were included in this cross-sectional study. The population of the study was the province where the study was carried out, and the sample size was calculated with a power of 80%. The patients' body mass index and anxiety scores from Beck anxiety scale were calculated and measurements of arterial blood pressure were performed. The relationship between BMI, Beck anxiety scores and blood pressure of patients were investigated. Results: Of the participants, 50.1% were male, 49.9% were female and the average age was 34.11 in years. Of the patients, the mean BMI as 25.52 kg/m², the mean anxiety score as 7.40 and the arterial blood pressures as 117.80/75.54 mmHg were measured. It was found that arterial blood pressure raised significantly as the BMI group increased. While the relationship between the severity of anxiety and systolic blood pressure was significant, its relationship with diastolic blood pressure was not significant. There was a positive correlation between BMI, anxiety score and systolic and diastolic blood pressure. Conclusions: According to the results of this study, it was found that the increase in BMI and Beck anxiety scores may be related with increase in arterial blood pressure. This result showed that common health problems in primary care such as anxiety, obesity and hypertension may be associated with each other, and it can be effectively fought against hypertension and its complications with the perspective of family medicine and biopsychosocial approach.Other Manyetik Topotekan Nanopartiküllerin Hazırlanması Karakterizasyonu ve Hedef Bölgede Salınımı(2017) Tarhan; Tural;Tural, Tuba; Bilsen; ServetKanser tüm dünyada hızla artmakta ve ölüm nedenlerinin başlıca sebepleri arasında yer almaktadır. Son istatistiksel bilgilere göre 2020 yılında dünyadaki kanser hastası sayısının 15 milyondan fazla olacağı belirtilmiştir. Dünya sağlığını böylesi tehdit eden bir hastalık karşısında alınan tedbir ve yapılan tedaviler (kemoterapi ve radyoterapi) çoğu zaman yetersiz kalmaktadır. Bundan ötürü bilim insanları yeni tedavi yöntemleri geliştirmek durumunda kalmışlardır. Topotekan en yaygın kullanılan anti-kanser ilaçlardan Kemtotesin analoğu olup topoizomerazI inhibitörü olarak görev yapmaktadır. Bu enzim hücre bölünmesi esnasında DNA replikasyonundan sorumlu enzimdir. Topotekan başta yumurtalık kanseri ve küçük hücreli akciğer kanseri olmak üzere meme kanseri ve prostat kanseri tedavisinde de etkili bir şekilde kullanılmaktadır. Yapısında α-hidroksi δ-lakton halkası bulunup suda iyi çözünür. Ayrıca fizyolojik pH’ta ve alkali ortamda lakton halkası hidroliz olup karboksilat forma dönüşmektedir, bu haliyle stabil formdan uzaklaşıp vücut için toksik bir hal almaktadır. Dolaysıyla çalışılması zor bir ilaç olup bununla ilgili yapılan çalışmaların çoğu patentli çalışmalardır. Projemizin amacı, anti-kanser ilaç olarak önemli bir yere sahip olan Topotekan’nın lakton formunda kararlı kalması için daha önce bu anti-kanser ilaçla çalışılmamış biyouyumlu ve biyobozunur polimerik maddeler sentezlemek, bunlara manyetik özellik kazandırmak ve ilacın yüklenmesi taşınması ve salımında kullanmaktır. Kollaidal yapıdaki diğer taşıyıcılarla karşılaştırıldığında, polimerik nanoparçacıkların biyolojik sıvılarla bir araya geldiklerinde daha kararlı olması, polimerik yapıların daha kontrollü olması ve sürekli ilaç salınımı sağlaması polimerlerin avantajlarından sadece birkaç tanesidir. Son yıllarda özellikle biyobozuna bilen polimerik nanoparçacıklar, ilaç salınımındaki uygulana bilirlilikleri, organ veya dokulara hedeflenebilmeleri ve gen terapisinde DNA taşıyıcısı olarak kullanılabilmeleri açısından dikkati çekmektedirler. ilaç taşıma amacı ile kullanılacak nanoparçacıklar, sahip olduğu hipertermi özelliği, manyetik rezonans (MRI) özelliği ile vücut içini görüntüleyebilmesi, biyouyumlulukları, parçacığın büyüklüğü, toksisitesi, yüzey yükü, ilaç adsorbsiyon kapasitesi, yüzey hidrofobisitesi, yüklenme oranı, salınım kinetiği ve kararlılığı gibi fizikokimyasal özellikler açısından değerlendirilecektir.Article Citation - WoS: 19Citation - Scopus: 19Green synthesis and characterization of selenium nanoparticles (Se NPs) from the skin (testa) of Pistacia vera L. (Siirt pistachio) and investigation of antimicrobial and anticancer potentials(SpringerLink, 2023) Keskin, Cumali; Mehmet Fırat Baran, Cumali Keskin, Ayşe Baran, Kadri Kurt, Polat İpek, Aziz Eftekhari, Rovshan Khalilov, Ismayil Fridunbayov, William C. ChoMetallic nanoparticles created by ecologically friendly synthesis processes are becoming increasingly useful in a variety of applications. Because of their strong bioactive component qualities, biocompatible architectures, high stability, and low toxicity, green-produced selenium nanoparticles are particularly signifcant materials for various medicinal applications. Plants include a wealth of essential phytochemicals with therapeutic and medical capabilities. Pistachio vera L. (Siirt pistachio) is a seasonal fruit that is frequently consumed for its nutritional worth and health advantages. However, the outer colored skin of the P. vera (Siirt pistachio) fruit, which is not consumed, contains many biologically active compounds. In this study, plant-mediated synthesis of selenium nanoparticles (SeNPs) was successfully accomplished after adding the sodium selenite solution to the aqueous extract of P. vera colored skin waste. The synthesized Se NPs were characterized with UV–Vis, transmission electron microscopy (TEM), dynamic light scattering (DLS), zeta distribution, atomic force microscope (AFM), Fourier transform infrared spectrum (FTIR), thermogravimetric (TGA) and diferential thermal analysis, X-ray difraction (XRD), and energy-dispersive X-ray spectrum (EDX). Biogenic Pistacia vera (PV) PV-SeNPs were also tested for their ability to suppress the development of various pathogenic bacteria and cancerous cell lines. The UV-visible (UV–Vis) spectra revealed an absorption peak at 325 nm, which refected the surface plasmon band. The signifcant selenium signal on the EDX spectrum at 1.5 keV confrmed the creation of Se NPs. The presence of several peaks on the FTIR spectrum of the aqueous extract of Pv and the nanoparticles indicated the presence of some important functional groups such as amines, carbonyl compounds, and phenols, which are important in facilitating the process of capping and bioreduction, as well as conferring stability to nanoparticles. The TEM microphotographs revealed that the nanoparticles were highly distributed, had a spherical morphological form, and were monodisperse below 10 nm. Biogenic Pv-SeNPs exhibited similar antimicrobial activity as standard antibiotics. However, it was determined that the cytotoxic activity of Se-NPs against cancer cell lines was quite high depending on the dose and time. As a result, the Pv-SeNPs are likely to be extremely benefcial in the pharmaceutical and cosmetic sectors, as well as in the food and cosmetic industries, in producing antimicrobial and/or anticancer medications.Article Citation - WoS: 107Citation - Scopus: 115Investigation of Antimicrobial and Cytotoxic Properties and Specification of Silver Nanoparticles (AgNPs) Derived From Cicer arietinum L. Green Leaf Extract(FRONTIERS, 2022) Baran, Ayşe; Baran, Mehmet Fırat; Keskin, Cumali; Hatipoğlu, AbdulkerimUsing biological materials to synthesize metallic nanoparticles has become a frequently preferred method by researchers. This synthesis method is both fast and inexpensive. In this study, an aqueous extract obtained from chickpea (Cicer arietinum L.) (CA) leaves was used in order to synthesize silver nanoparticles (AgNPs). For specification of the synthesized AgNPs, UV-vis spectrophotometer, Fourier transform infrared spectroscopy (FT-IR), X-ray diffraction analysis (XRD), transmission electron microscopy (TEM), scanning electron microscopy (SEM), electron dispersive X-ray (EDX), and zeta potential (ZP) analyses data were used. Biologically synthesized AgNPs demonstrated a maximum surface plasmon resonance of 417.47 nm after 3 h. With the powder XRD model, the mean crystallite dimension of nanoparticles was determined as 12.17 mm with a cubic structure. According to the TEM results, the dimensions of the obtained silver nanoparticles were found to be 6.11–9.66 nm. The ZP of the electric charge on the surface of AgNPs was measured as −19.6 mV. The inhibition effect of AgNPs on food pathogen strains and yeast was determined with the minimum inhibition concentration (MIC) method. AgNPs demonstrated highly effective inhibition at low concentrations especially against the growth of B. subtilis (0.0625) and S. aureus (0.125) strains. The cytotoxic effects of silver nanoparticles on cancerous cell lines (CaCo-2, U118, Sk-ov-3) and healthy cell lines (HDF) were revealed. Despite the increase of AgNPs used against cancerous and healthy cell lines, no significant decrease in the percentage of viability was detected. Copyright © 2022 Baran, Fırat Baran, Keskin, Hatipoğlu, Yavuz, İrtegün Kandemir, Adican, Khalilov, Mammadova, Ahmadian, Rosić, Selakovic and Eftekhari.Article Farklı Yörelerdeki Yabani Semizotu (Portulaca Oleracea L.) ile Kültür Ortamında Yetiştirilmiş Semizotunun In Vitro Antioksidatif Kapasitesinin Belirlenmesi(2017) Güngören, Muhammed; Saydam, Sinan; Karataş, FikretBu çalışmada Elazığ, Diyarbakır, Mardin ve Batman’da doğal olarak yetişmiş olan yabani semizotu (Portulaca Oleracea L.) ile Elazığ’da kültür ortamında yetiştirilmiş semizotu (Portulaca Oleracea L.) bitki örneklerinin antioksidan aktiviteleri farklı yöntemler ile incelendi. Gölgede kurutulan bitkilerin su, etanol ve asetondaki ekstraktları alınarak her bir ekstraktın Toplam Fenolik Madde miktarı, DPPH radikal giderme aktivitesi, metal iyonları şelatlama kapasitesi ve H2O2 giderme aktivitesi tayin edildi. Analizler UV-Görünür bölge spektrofotometresi ile gerçekleştirildi. Gallik asit eşdeğeri (GAE mg/g) cinsinden toplam fenolik madde miktarının, aseton ekstraktında en yüksek, etanol ekstraktında ise en düşük ise olduğu gözlenmiştir. Aseton ekstraktındaki toplam fenolik madde miktarı, Diyarbakır örneğinde 8.38±0.62 mg/g GAE iken, kültür semizotunda ise 1.70±0.10 mg/g GAE olarak bulundu (p<0.005). Semizotu örneklerinin % DPPH giderme aktivitesinin kontrol grubuna göre düşük olduğu gözlendi (p<0.005). Üç farklı derişimde (0.2, 0.6 ve 1.0 mg/mL) % DPPH giderme aktivitesinin aseton, etanol ve su ekstraktlarında sırasıyla 3.28±0.48–56.24±1.98; 2.82±0.22–53.01±0.26; 1.64±0.46- 58.05±1.35 arasında oldukları gözlendi. Yine üç farklı derişimde (0.2, 0.6 ve 1.0 mg/mL) % metal şelatlama kapasitesi semizotu örneklerinin aseton, etanol ve su ekstraktlarında sırasıyla 0.61±0.07-34.11±1.30; 0.37±0.06-59.86±3.03; 3.98±0.26-87.61±2.41 arasında oldukları belirlendi. İki farklı derişimde (0.25 ve 0.40 mg/mL) % Hidrojen peroksit giderme aktivitesi semizotu örneklerinin aseton, etanol ve su ekstraktlarında sırasıyla 3.52±0.37-29.07±2.49; 2.03±0.18-35.78±3.12; 2.64±0.37-32.38±3.14 arasında oldukları gözlendi. Aseton ekstraktındaki % hidrojen peroksit giderme aktivitesi Diyarbakır örneğinde en yüksek iken, kültür örneğinde ise en düşük (16.22±0.85) olduğu belirlendi (p<0.005). Farklı şehir ve kültür Semizotu örneklerinde antioksidan kapasitenin farklı olduğu gözlenmiştir.Book Part BOR NİTRÜR VE TÜREVLERİNİN BİYOMEDİKAL ALANDA UYGULAMALARI(2022) Tarhan, TubaBor nitrür (BN), eşit sayıda bor ve nitrojen atomundan oluşan kovalent bir katıdır. Sergilediği olağanüstü özellikler sayesinde oldukça dikkat çekmiş ve çığır açacak yeni uygulamalar için beklentileri artırmıştır. Yapısal olarak karbon sistemine benzeyen BN'ler dört farklı poli kiristal formda bulunur: grafit benzeri altıgen BN (h-BN), eşkenar dörtgen (r-BN), elmas benzeri kübik BN (c-BN) ve wurtzite BN (w-BN) (1-3). Özellikle h-BN, iki boyutlu (2D) katmanlı yapı sunan standart koşullar altında en kararlı BN fazıdır. Bor atomları için sp2 hibridizasyonu gözlemlenir ve B-N-B veya N-B-N arasında beklenen bağ açısı 120˚ olup, grafit gibi mükemmel bir altıgen halka bağ ağı oluştururken, 2D katmanlar zayıf van der Waals kuvvetleri tarafından bir arada tutulur (2,4,5). BN nanomalzemeleri, nanoküreler, nanotüpler (BNNT), nanolifler, nanofulleren (BNFL), kuantumdot (BNQD) nanoşeritler (BNNR), ince filmler ve nanolevhalar (BNNS) gibi tüm morfolojik şekillerde bulunabilir (Şekil 1) (6,7).İlgi çekici kimyasal, fiziksel ve biyolojik özelliklerinden dolayı bor nitrür, bilimsel ve teknolojik topluluklar tarafından büyük ilgi görmüştür (4). BN malzemeleriyle ilgili yayınların sayısı son on yılda çarpıcı bir biçimde arttmıştır (bkz. Şekil 2a). Şekil 2b, 2019'daki BN materyallerinin yayın durumunu göstermektedir: yaklaşık %50'si nanomalzemelerle ilgilidir ve hem BNNT'ler hem de BNNS'ler üzerine yapılan araştırmalar yaklaşık %20'sini oluşturmaktadır. Bu raporlara göre BN sistemleri optoelektronik cihazlar (1,8,9), kuantum yayıcılar (1,10,11), yarı iletkenler (1,12), enerji depolama (1,13), termal iletkenler (1,14), kozmetik ürünler (1,15), su temizleme (1,16,17), fotokatalitik (1,18) ve ayrıca biyomedikal bilimi (1,19) vb. üzerine yapılan çalışmalar ile ilgili verileri içermektedir (1).Bu bölümde, odak noktasının in vivo ve in vitro olduğu, bor nitrürün kedisi, türevleri, bir kaplama malzemesi veya kompozit halinin biyouyumluluğu ve anti-bakteriyel özelliklerinden dolayı biyomedikal uygulamalarda kullanılabilme potansiyelleri araştırılıyor. Bor nitrür, ilaç dağıtımı, görüntüleme ve hücre stimülasyonu gibi tıbbi alanlarda bazı uygulamalar için yeni bir kapı açacaktır (20). Ayrıca, BN nanoparçacıkları van der Waals, hidrofilik, hidrofobik, hidrojen bağı ve π-π etkileşimleri gibi moleküller arası etkileşimlerin yanı sıra kovalent olmayan etkileşimler ile işlevselleştirilebilmesi sayesinde, konakçı sistemlere güçlü bir şekilde bağlanır (4,21). Moleküllerin sahip olduğu bu fiziksel etkileşimlerin (konjuge, yüzey aktif maddeler vb.) avantajlarını kullanarak kontrollü fizikokimyasal özellikleri ile farklı ortamlara homojen bir şekilde dağılırlar (4, 22). Literatürde, selüloz filmler veya lifler (4,23,24), kitosan (4,25), polietilenimin aşılanmış nanoşerit (mikro RNA'nın tanınması için) (4,26), vinil asetat kopolimeri (4,22), oktadesilamin (4,27), glukoz oksidaz biyoalgılama (4,28), poli (etilen glikol) (4,29), DNA (4,30) ve metalik nanopartiküller gibi farklı nanoparçacıkları içeren kovalent ve kovalent olmayan çeşitli işlevselleştirme metodolojileri sunulmuştur (4). Bu bileşiklerin başarısı ve performansı için en önemli konu, her türlü inorganik veya biyolojik sistem için en uygun işlevselleştirme sürecinin (biyo-nanomühendislik) seçimidir (4). Fiziksel-kimyasal modifikasyonlar ve uygulamaları için en önemli adım, nanokompleksin kimyasal olarak kararlı, iyi dağılmış ve ilgili biyolojik ortamla uyumlu olmasıdır. Böylece tanı ve tedavi amaçlı ekolojik paketleme, biyo-robotlar, tümör belirteçleri gibi biyoteknoloji ve biyomedikal alanlarda gelişmiş uygulamalara sahip akıllı nano sistemler üretilebilmektedir (4). Bu bölümde, bor nitrürün işlevselleştirilmesinin ana yöntemleri, bunların biyoteknoloji ve nanotıp alanındaki gelişmeleri ve potansiyel uygulamaları hakkında kısa bir rapor sunuyoruz.Presentation Covalent immobilization of benzoylformatedecarboxylase on magnetic solid support andits carboligation reactivity.(The Federation of European Biochemical Societies (FEBS), EMBO, Paris, FRANCE,2014, 2014) TARHAN; TURAL; TURAL;, TUBA; BİLSEN; SERVET…Article Citation - WoS: 11Citation - Scopus: 13Development of Armillae mellea immobilized nanodiamond for the preconcentrations of Cr(III), Hg(II) and Zn(II)(Analytical Biochemistry, 2021) Kılınç, Ersin; Ozdemir, Sadin; Şen, Fatih; Soylak, MustafaIn this study, we present an environmental friend and easy procedure for simultaneous preconcentration of Cr(III), Hg(II) and Zn(II) by solid-phase extraction before their determination by inductively coupled plasma optical emission spectrometry. Armillae mellea immobilized nanodiamond was used as sorbent. During the study, critical parameters influencing the extraction performance were investigated in detail. The best parameters were found as pH 5.0, 2.0 mL min−1 of flow rate, 200 mg of Armillae mellea, 300 mL of sample volume. LOD values were found as 0.025, 0.13 and 0.038 ng mL−1, respectively for Cr(III), Hg(II) and Zn(II). By applying the developed procedure, sensitivities of ICP-OES were improved for 60 fold for Cr(III), Hg(II) and Zn(II). Their concentrations in different food samples were measured after microwave digestion and solid-phase extraction.Presentation Equilibrium and kinetic approach of bioadsorbed metanil yellow from aqueous Solution onto cross linked magnetic chitosan nanoparticles(Second Internatıonal Conference on Advancesın Bıo Informatıcs and Envıronmental Engıneerıng. ¬ICABEE, Rome,ITALY,, 2015) TARHAN; TURAL; TURAL, TUBA; BİLSEN; SERVET…Article Citation - WoS: 1Citation - Scopus: 1Trace Metal Determination in the Medicinal Plant Hyoscyamus (Solanaceae) by Inductively Coupled Plasma Optical Emission Spectrometry(Perkin - Elmer Corp., 2014) Keskin, C.; Keskin, Cumali; Kisin, E.; Yavuz, M.; 21.02. Department of Medical Services and Techniques / Tıbbi Hizmetler ve Teknikleri Bölümü; 21. Vocational School of Health Services / Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu; 01. Mardin Artuklu University / Mardin Artuklu ÜniversitesiThe concentrations of Cd, Ni, Cu, Pb, Cr, Fe, B, and A1 were determined in four different medicinal plants of the Hyoscyamus species: Hyoscyamus reticulums L, Hyoscyamus leptocalyx STAPF, Hyoscyamus aureus L, and Hyoscyamus albus L by ICP-OES. By considering the sensitivity of ICP-OES with respect to the trace level determination of Cd, Ni, Cu, Pb, Cr, Fe, B, and Al in the studied plant samples and the limitations of sample amount possible in a microwave digestion procedure, the ashing method was applied before analysis and proved the quantitative measurements of the elements.The accuracy of the method was verified by comparison to the certified reference sample NCSZC 73014 Tea Leaves. The RSD values were between 0.14-10.4%, while the error values were in the 90-107% range. The results show that with the proposed method higher concentrations of Ni, Cr, Pb, Fe, and B were determined in H. aureus. Interestingly, the concentration of Cu in H. reticulatus was approximately 48.5 times higher than the mean Cu values of the other three Hyoscyamus species, while the Pb concentration levels in H. aureus were 17.8 times higher than in the H. reticulatus L, H. leptocalyx STAPF, and H. albus L species.Conference Object N-METİL-D-GLUKAMİN MODİFİYELİ MANYETİK NANO-SORBENTİN TOLUİDİN BLUE BOYASININ ADSORPSİYONU İÇİN KULLANILMASI(2019)Toluidin Blue sanayide yoğun olarak kullanılan katyonik bir boyadır. Bu çalışma, Toluidin Blue boyasının sulu çözeltiden uzaklaştırılması amacı ile silika kaplı nanoparçacıklara bağlı olan bromun önce azid ile yer değiştirmesi gerçekleştirilmiştir. Sonrasında metil propiolat ile silika kaplı nanoparçacıklara bağlı azid grubu arasında reaksiyon meydana gelmiştir. Bu reaksiyonun kullanılması sonucu oluşan silika kaplı nanoparçacıklara bağlı, triazol halkası içeren ester ile N-metil D-glukamin arasında nükleofilik katılma reaksiyonu ile manyetik özellik kazandırılmış nano sorbentin sentezi ve basit ve etkili olan manyetik ayırma yöntemi ile uzaklaştırılmasını araştırmak için yapılmıştır. Sentezlenen. N-metil-D-glukamin modifiyeli manyetik nano-sorbentin kimyasal yapısı ve manyetik özelliği, transmisyon elektron mikroskobu (TEM) ve titreşim örnek manyetometre (VSM) ile karakterize edildi. N-metil-D-glukamin modifiyeli manyetik nano-sorbent ile Toluidin Blue boyasının adsorpsiyonu üzerine temas süresi, başlangıçtaki Toluidin Blue boyasının konsantrasyonu ve başlangıç çözelti pH'ının parametre etkileri araştırılmıştır. N-metil-D-glukamin modifiyeli manyetik nano-sorbent ile Toluidin Blue boyasının adsorpsiyonu, pH 7'de 100 mg / L boya çözeltisine 50 mg N-metil-D-glukamin modifiyeli manyetik nano-sorbent uygulamasıyla %87 olmuştur. Veriler, adsorpsiyonun denge özelliklerini açıklamak için Langmuir ve Freundlich izotermleri kullanılarak analiz edildi. Deney verileri Langmuir adsorpsiyon izoterm modeliyle iyi bir şekilde uygun olduğunu göstermiştir. Langmuir izotermine modeline göre maksimum adsorpsiyon kapasitesi 16.50 mg/g olarak bulundu. Sonuçlar N-metil-D-glukamin modifiyeli manyetik nano sorbentin sulu çözeltiden Toluidin Blue boyasını etkili bir şekilde uzaklaştırıldığını göstermiştir.Article Citation - WoS: 7Citation - Scopus: 10Determination of trace Bi by ICP-OES after magnetic solid phase extraction with fullerene C-60 modified gamma-Fe2O3 superparamagnetic iron oxide nanoparticles(ROYAL SOC CHEMISTRY, 2015) Kılınç, ErsinIn this research, a procedure for the preconcentration of Bi at trace levels in milk samples prior to inductively coupled plasma optical emission spectrometry (ICP-OES) is proposed. It is based on the batch magnetic solid phase extraction of Bi ions by fullerene C-60 modified maghemite (gamma-Fe2O3 superparamagnetic iron oxide nanoparticles - SPION) nanoparticles. The various factors that influence the preconcentration of Bi such as pH, the amount of magnetic nanoparticles, initial Bi concentration, sample volume and the effects of possible interfering ions were investigated. A linear analytical curve was achieved in the concentration range of 0.25-10 ng mL(-1) with a limit of detection of 0.06 ng mL(-1). The precision expressed as a RSD was 7.5% for a concentration of 0.25 ng mL(-1). The method was validated by the analysis of a standard reference material (NIST SRM 1643e). In addition, 96.6-98.7% recoveries were achieved for the spiked samples. Bi concentrations in ten milk samples were successfully determined after the developed method was applied. Bi content in the milk samples ranged from 6.5 to 14.3 ng mL(-1).Article Citation - WoS: 99Citation - Scopus: 120Green Synthesis of Silver Nanoparticles from Allium cepa L. Peel Extract, Their Antioxidant, Antipathogenic, and Anticholinesterase Activity(Molecules, 2023) Keskin, Cumali; Mehmet Fırat Baran, Ayşe Baran, Abdulkerim Hatipoğlu, Mahmut Yildiztekin, Selçuk Küçükaydin, Kadri Kurt, Hülya Hoşgören. Moklesur Rahman Sarker, Albert Sufianov, Ozal Beylerli, Rovshan Khalilov, Aziz EftekhariThe present work deals with the green synthesis and characterization of silver nanoparticles (AgNPs) using Allium cepa (yellowish peel) and the evaluation of its antimicrobial, antioxidant, and anticholinesterase activities. For the synthesis of AgNPs, peel aqueous extract (200 mL) was treated with a 40 mM AgNO3 solution (200 mL) at room temperature, and a color change was observed. In UV-Visible spectroscopy, an absorption peak formation at ~439 nm was the sign that AgNPs were present in the reaction solution. UV-vis, FE-SEM, TEM, EDX, AFM, XRD, TG/DT analyses, and Zetasizer techniques were used to characterize the biosynthesized nanoparticles. The crystal average size and zeta potential of AC-AgNPs with predominantly spherical shapes were measured as 19.47 ± 1.12 nm and −13.1 mV, respectively. Pathogenic microorganisms Bacillus subtilis, Staphylococcus aureus, Escherichia coli, Pseudomonas aeruginosa, and Candida albicans were used for the Minimum Inhibition Concentration (MIC) test. When compared to tested standard antibiotics, AC-AgNPs demonstrated good growth inhibitory activities on P. aeuruginosa, B. subtilis, and S. aureus strains. In vitro, the antioxidant properties of AC-AgNPs were measured using different spectrophotometric techniques. In the β-Carotene linoleic acid lipid peroxidation assay, AC-AgNPs showed the strongest antioxidant activity with an IC50 value of 116.9 µg/mL, followed by metal-chelating capacity and ABTS cation radical scavenging activity with IC50 values of 120.4 µg/mL and 128.5 µg/mL, respectively. The inhibitory effects of produced AgNPs on the acetylcholinesterase (AChE) and butyrylcholinesterase (BChE) enzymes were determined using spectrophotometric techniques. This study provides an eco-friendly, inexpensive, and easy method for the synthesis of AgNPs that can be used for biomedical activities and also has other possible industrial applications.thesis.listelement.badge Synthesis, Characterization and Anti-cancer Drug Loading on Magnetic Nanocomposites and Investigatıon of Cytotoxicides as Chemotherapy Agents(2017) Tarhan, TubaGünümüzde kanser kemoterapisinin en önemli sorunlarından biri, kullanılan anti-kanser ilaçlarının kanserli hücreyi ayırt edici özelliğe sahip olmamaları ve yan etki olarak sağlıklı hücrelerin üzerinde de toksik etki göstermeleridir. Bu problemlere çözüm bulmak amacı ile kontrollü ilaç salım sistemleri üzerine yapılan çalışmalar artmıştır. Nanoboyuttaki kontrollü ilaç taşıma sistemleri tümör hedeflenmesine olanak sağlamıştır. Nanotaşıyıcılar arasından, biyouyumlu polimer kaplı süperparamanyetik nanoparçacıklar dışardan uygulanan manyetik alan ile istenilen bölgeye hedeflenebilme özelliklerine sahiptirler. Bu sayede ilaç hedeflenen bölgeye güvenli bir şekilde taşınabilmektedir. Bu çalışmanın amacı; sözü edilen terapötik ajanları taşımaya elverişli, biyomedikal uygulamalarda kullanılmak üzere uygun boyutta, şekilde, manyetik ve kimyasal özelliklere sahip, manyetik hedeflendirme yapılabilen, ilaç yükleme verimi yüksek, karboksil grupları ile dallanmış polimerik materyallerin sentezlenmesi, karakterize edilmesi, ilaç yükleme ve salınım çalışmalarında kullanılması amaçlanmıştır. Ayrıca Topotekan yüklü dallanmış manyetik malzemeler, insan prostat kanser hücresi (Du145) ve insan sağlıklı prostat hücresi (PNT1A) hattına uygulanarak sitotoksisite özelliklerinin incelenmesi hedeflenmiştir. Biyouyumlu ve biyobozunur polimer olarak Kitosan ve Dekstran kullanılmıştır. Ayrıca bu polimerlerin farklı türevleri sentezlenip, FTIR, TEM, SEM, EDX, DLS, XPS ve VSM ile karakterizasyonları yapılmıştır. Topotekan anti-kanser ilacının, hazırlanıp karakterize edilmiş altı farklı nanokompozite (MD1, MD2, MD3, MC1, MC2 ve MC3) yükleme koşulları ve ilaç yükleme verimi çalışılmıştır. Buna göre pH 5 bu çalışma için optimum değer olup, ilaç yükleme verimi % 32.2 ile % 54.6 arası çalışılan nanokompozite göre değişiklik göstermiştir. İlaç yüklü nanokompozitler ile salınım çalışmaları yapılmıştır. Her bir nanokompozit için dört farklı pH değerinde salınım çalışılmıştır. En iyi salınımın kanserli bölge pH’ında elde edildiği görülmüştür. Ayrıca ilaç yüklü nanokompozitlerin Du145 ve PNT1A hücre hatları üzerinde sitotoksisite etkileri araştırılmış olup, sonuçlar istatistiksel olarak anlamlı bulunmuştur. VII Özellikle ilaç yüklü TMC1 nanokompoziti ile yapılan sitotoksisite çalışmasında kanserli hücre canlılığını % 14’e kadar düşürmüş olduğu görülmüştür. Elde edilen sonuçlar, biyouyumlu ve biyobozunur manyetik nanokompozitlerin istenilen boyutta ve süperparamanyetik özellikte oldukları ve sağlıklı hücreler üzerinde özellikle düşük konsantrasyonlarda toksik etkilerinin olmadığı, kanser hücreleri üzerinde ise özellikle ilaç yüklü nanokompozitlerin ciddi anlamda toksik etki gösterdiği ve kanserli hücre ölümlerine yol açtığı görülmüştür. Ayrıca sonuçlar istatistiksel verilerle kanıtlanmıştır. Bu özellikleri ile sentezlenmiş olan polimer kaplı süperparamanyetik nanokompozitlerin ilaç hedefleme çalışmalarında kullanılabilecekleri gösterilmiş olup, ileride yapılacak olan bu tür çalışmalara katkı sağlayacağı umulmaktadır.
