Fars Dili ve Edebiyatı Bölümü Koleksiyonu
Permanent URI for this collectionhttps://hdl.handle.net/20.500.12514/70
Browse
Recent Submissions
Book Part CEM SULTAN’IN FARSÇA DİVANINDA ANÂSIR-I ŞAHNÂME(Eğitim yayınevi, 2023) nezahat başçıDoğu ve Fars edebiyatının en büyük ve en önemli epope eseri Ebü’l- Kasım Firdevsî (ö. 1020-?)’ye ait Şahnâme kabul edilir. Yaklaşık 60 bin beyitlik2 bu edebi şaheserin konusu Pişdadî, Kiyanî, Eşkanî ve Sasanî gibi kadim İran coğrafyasındaki dört klan ve krallığın başlangıçtan Arap istilasına kadarki mitlerini, efsane ve kahramanlık anlatıları ile kısmen tarihini içerir ve Nöldeke’nin de belirttiği gibi (1379: 68-69) Dakikî-i Tusî (ö. 976)’nin başlatmış olduğu bir eserin bitirilmiş son hâlidir. İbn-i Esir’in “Acem Kuran’ı” dediği Şahnâme, Farslar dışındaki Acem tanımı içerisine giren diğer İranî halklar tarafından da sahiplenilmiş bir eserdir.3 Yazıldığı dönemden sonra İran sınırlarını aşarak İslam beldelerinin birçok noktasına ulaşmış, Müslüman olmayan halklar dâhil (Ermeni, Gürcü, Hint) çeşitli coğrafyalarda başta yönetim sınıfı olmak üzere edebî mahfillerde okunup ezberlenmiştir. Tarihî süreçte benzerleri kaleme alınmış ya da taklit edilmiş, başka dillere çevrilmiş ve böylelikle orta çağ ve sonrası çeşitli tarih evrelerinde Şahnâme okuyuculuğu ya da Şahnâme yazıcılığı gibi önemli bir edebî akımın ortaya çıkmasına önayak olmuştur. Şahnâme tarihte ilk olarak Eyyûbîler devrinde saray kâtibi olan tarihçi Kıvâmüddin Feth b. Ali Bündâri (ö.1225) tarafından eserin üçte ikisini kapsayacak şekilde Arapça nesre çevrilmiş ve Eyyûbîler’in Dımeşk/ Şam kolu hükümdarı el-Melikü’l-Muazzam İsa b. Âdil (1218-1227)’e ithaf edilmiştirArticle Kadim Bir Münâzara ve Müfâhare Örneği: Dreḫt-ī Āsūrīg(2022) nezahat başçı; Nezahat Başçıdoğu edebiyatlarında dıştan bakınca “din dışı” gibi görünen metinlerdendir. Ayrıca doğunun en kadim münâzara ve müfâhare örneklerindendir. Bir keçi ile bir hurma ağacının atışmasını ve üstünlük yarışını konu alan anlatıda keçi, hayvancılıkla uğraşan Zerdüştî toplulukları, karşısındaki hurma ağacı ise Mezopotamya menşeli çok tanrılı Asur topluluklarını ezoterik şekilde temsil eder. Bu yönüyle eser Aryan ve Semitik halkların münâzarası olarak da görülebilir. Münâzaranın bunun dışında da farklı sembolik yönleri ve semantik özellikleri sözkonusudur. Toplam 121 bentten oluşan münazaranın farklı dillerde birçok çevirisi bulunmaktadır. Bir kopyası Mehraban Kay-Khosrow Kodeksi arasında günümüze kadar ulaşmış münâzarada, huzvariş kelimelerde olduğundan; satır aralarında semitik dillerden Süryancanın izlerine de rastlamak mümkündür. Bu makalede, Pehlevi yazılı mirası içerisinde yer alan Dreḫt-ī Āsūrīg’in incelemeli tanıtımı yapılmış ve ortografik transkripsiyonuyla birlikte Türkçe çevirisi eksiksiz şekilde araştırmacılara sunulmuştur. Metinde yer alan bazı özel kavram ve semboller, kadim İran kültür ve edebiyatı, Mezopotamya sahası ve Zerdüştlük alanı incelemelerine katkı sağlaması amacıyla değerlendirilmiştir.Article جستاری در «مولود » و بررسی جایگاه آن در ادبیات در آسیای صغیر(هطالعات آسیای صغیر (فرهنگستان), 2020) Mitat ÇekiciBu makalede mevlit ve mevlidin önemine değinilmiştir.Article Şahnâme’nin Bîjen ve Menîje Hikayesine Edimbilim Açıdan Söylem Yaklaşımı(Akademik Tarih ve Düşünce Dergisi, 2021) Mitat ÇekiciEdimbilim edime eşlik eden farklı kavramları ele alıp inceleyen bilim dalıdır. Edimbilim kelimeleri sözce durumuna göre etkileşim içerisinde gerçek bir dil etkileşimi olarak kişi, zaman ve kapsam göstergeleri ile belirleyendir. Pragmatik olarak dilin birçok yönünü inceler, açıklamalar yapıp engelleri aşan bir bilişim tarzıdır. Edimbilim, dil ile onu kullanan, söylem ile bağlam arasındaki ilişkiye değinir. Yani edimbilim, sözcüklerin kullanımları ve konuşmacının sözeylemi nasıl işleyip anlam yüklediği, konuşan ve dinleyen arasında gelişen ilişkiden cümle yapısının nasıl etkilendiğini ele almaktadır.Her hikâyenin temelini onu oluşturan kahramanlar teşkil eder. Söylemler onların ayrılmaz bir parçası gibidir ve hikâyeyi oluşturan temel unsurların en önemlileri olarak kabul edilmektedir. Hikâyedeki diyaloğlar karakterler üzerinden hikâyenin işlevselliğini gösterendir. Söylem, ravi ile okuyucu ya da müellif ile okuyucu arasındaki en bilinen aracı olarak görülmektedir. Eylemsel, diyaloğlar söylem içerisinde emir, istek, rica ve talep şeklinde dile getirilmektedir. Şahnâme’nin önemli hikâyelerinden olan Bîjen ve Menîje hikayesinde birkaç tarzda ön plana çıkan bu tarz söylemler, edimbilim açısından öneme değer örnek bir hikayedir.Article Nı̇zâmı̂-yı̇ Gencevı̂’nı̇n Hüsrev u Şı̂rı̂n ile Leylâ vu Mecnûn Eserlerı̇nde Aşk Tasavvuru(Oku Anonim Şirketi, 2023) Türkben Aydın, FundaDönemi itibariyle yeni bir tür olan Hamse ile edebiyat sahasında muteber bir yere sahip olan Nizâmî-yi Gencevî (ö. 611/1214 [?]), yazmış olduğu beş mesnevi ile uzun yıllar Fars, Türk, Arap ve Batı edebiyatlarında örnek alınan bir isim olmuştur. Şair, kurguladığı hikâyelerde bir dış çerçeveyle birlikte okuyucuya katmanlı bir metin bırakmış, zihnini meşgul eden sorulara bu hikâyelerde cevaplar aramış, okuyucuyu derin kavramlar üzerine düşünmeye sevk etmiştir. Bu kavramlardan biri de aşktır. Nizâmî, aşk mevzuunu iki kahramanlı aşk hikâyeleri olarak isimlendirilen Hüsrev u Şîrîn ve Leylâ vu Mecnûn mesnevilerinde açıklamaya ve bu hikâyelerden yola çıkarak zihnindeki aşk tasavvurunu okuyucuya aktarmaya çalışmıştır. Kendi dönemine kadar tasavvufî aşkı anlatan mesnevilerde sembolik dil kullanılırken Nizâmî, ilk defa gündelik aşkı konu edinen mesnevilerinde Leyla, Kays, Hüsrev, Şirin gibi sıradan karakterleri kullanarak meramını okuyucuya aktarmış ve gelenekteki mesnevilerde hâkim olan mecaz, temsil ve teşbih yolunu tercih etmemiştir. Leylâ vu Mecnûn eserinin bütünlüğüne bakıldığında, birbirine kavuşamayan iki âşığın dünyevî hikayesinden ziyade metafizik güzelliğe ulaşmaya yönelik bir yolculuğun anlatıldığı (seyr u sülûk) malumdur. Bu yönüyle de sembolik anlatımlı birçok mesneviye ilham kaynağı olan Sühreverdî’nin Mûnisu’l Uşşâk eserindeki tekâmül yolculuğu safhalarıyla Mecnun’un Leyla sureti üzerinden tekâmülü arasında bazı benzerlikler görülebilir. Hüsrev u Şîrîn’de ise yine hikâye bütünlüğüne bakıldığında kahramanların ahlâkî tekâmülü üzerine bir kurgu gözlemlenir. Nizâmî beşerî aşkı küçümsemez, aksine onu ahlâkî düzlemde kemâle erdiren bir araç olarak görür. Beşerî aşk bu bağlamda hikâyedeki karakterleri metafizik güzelliğe görünürde eriştirmese de Şirin adeta bu mertebeye erişmiş gibidir. Çalışmada her iki mesneviyi irfânî ya da beşerî gibi keskin sınıflandırmalara tabi tutmadan Nizâmî’nin aşk tasavvuru üzerinde durulmuştur.Conference Object NİZAMİ’NİN İSKENDERNAMESİ’NDE GEÇEN EFSANEVİ SU: AB-I HAYAT(ULUSLARARASI MİTOLOJİ SEMPOZYUMU, 2019) Türkben Aydın, FundaNizâmî-yi Gencevî, yaklaşık 535-540 (1135-1145) yılları arasında Büyük Selçuk luların hâkim olduğu dönemde, Gence’de dünyaya gelmiş ve yaklaşık 597-611 (1201- 1214) yılları arasında aynı yerde vefat etmiş; Fars, Türk, Arap ve hatta bütün dünya edebiyatlarına etki etmiş, ünü dünyaya yayılmış büyük şairlerden biridir. Hamse ge leneğinin kurucusu sayılan şairin son mesnevisi olan İskendernâme, İskender ya da yaygın bir diğer adıyla İskender-i Zülkarneyn hikâyesine yer veren bir eserdir. Şair eserini kurgularken pek çok mitolojik unsurdan faydalanmıştır. Bu unsurlardan biri de neredeyse bütün dünya mitolojilerinde var olan âb-ı hayat kavramıdır. Hayat suyu ve ölümü yenecek ilaçlar düşüncesi en eski dönemlerden beri çeşitli uygarlıklarda görülmüş ve bu düşünce etrafında tarihsel ve efsanevî kahramanlar oluşturulmuştur. Genellikle Hızır’a ve İskender’e atfedilen bu su, âb-ı Hızır ve âb-ı İskender gibi isimler le de bilinir. İskender’in hayat suyu arayışı, özellikle İskendernâmelerde efsane olarak ele alınan ve bütün milletlerin edebiyatında sembol olarak görülen önemli hikâyeler den biridir. Çalışmada âb-ı hayat kavramına değinildikten sonra Nizâmî’nin Farsça ka leme almış olduğu İskendernâme’de geçen hayat suyu efsanesi, şairin edebi dehasıyla yazmış olduğu örnek beyitler Türkçeye çevrilerek açıklanmaya çalışılacaktırBook Part Thesis SEYF-İ FERGÂNÎ’NİN GAZELLERİNİN İNCELENMESİ(2018) YAMAN, HakanSeyf-i Fergânî, XIII. yüzyılın ikinci çeyreğinde Fergânada dünyaya gelmiştir. Bir süre Tebriz'de kaldıktan sonra Anadolu'ya gelmiş ve Aksaray'da ikamet etmiştir. Ömrünün sonuna kadar bu şehirde yaşayan ve bir iki şiir dışında zamanın hükümdarlarını, emirlerini ve devlet erkânını övmeyen mutasavvıf bir şairdir. Kaside, kıta, gazel ve rubâi nazım türlerinden müteşekkil 10.277 beyitten oluşan bir divanı vardır. Bu çalışma bir giriş ve dört bölümden oluşmaktadır. Girişte, Seyf-i Fergânî'nin hayatı, edebî kişiliği ve divanı hakkında bilgi verilmiştir. Divandaki 6811 beyitten oluşan gazeller; birinci bölümde, dil, vezin, vezin oranları, kafiye, redif ve edebî sanatlar açısından; ikinci bölümde, din ve tasavvuf; üçüncü bölümde toplum; dördüncü bölümde ise tabiat-âlem yönünden incelenmiştir.Article ARİF KAZVİNÎ’NİN SÜLEYMAN NAZİF KASİDESİ(Doğu Araştırmaları Dergisi sayı 2016/2, 2016) BAŞÇI, NezahatArif Qazvini, who is referred to as an Iranian national poet, had polemic against some of the Ottoman poets and intellectuals during both his years in Istanbul and after on. His 43-couplet qasida which he titled "Suleyman Nazif " is the best known of all. In essence, this qasida is a kind of debate and fight between Pan-Turkist and Pan-Iranist idea. Both Suleyman Nazif and Arif Qazvini adopted stand according to the political and social changes of their time and expressed their opinions by help of literature. However, they used a harsh and less than polite language toward each other. In this article, we attempt to study Arif Qazvini and his 43-couplet qasida which is a good example in terms of explaining role of literature in exploring nation-state notion in the first quarter of 1900's, and rivalry between the Ottoman and Iran at the time.Other Firdevsi’nin Şahname’sinde Geçen Şatranç Ve Nard Oyunları(Uluslararası Oyun Oyuncak Kongresi, 2015) TÜRKBEN, FUNDAPoetical stories of Shahnameh (Persian: شاهنامه Shāh nāme, Šāh-nāma) include the ancient legends of Persian. Shahnameh is considered to be one of the greatest works of Persian literature. İt is consists of 60,000 couplets. This book was written at the end of the 10. century by Hakim Abu ʾl-Qasim Ferdowsi Tusi (940–1020). It has an epic narrative. In Shahnameh are told stories emerged of chess and backgammon games. According to Ferdowsi chess was invented for the first time at 630 in India’s Kanauj city. Ferdowsi, was the first person that documents had been taken from one country to another country game of chess. According to the story this game was sent to measure the intelligence and wisdom of the great Persian statemen. In return backgammon game was invented by Persian statemen and it was sent back to India. In this study, was focused on chess and nard (backgammon) games in Shahnameh considered among Iran's national epic. Chess and backgammon games has been tried to be as epic story after giving information about the author of Shahnameh Abu ʾl-Qasim Ferdowsi and his work.

