Uygur, Hatice Kübra

Loading...
Profile Picture
Name Variants
UYGUR, Hatice Kübra
Uygur, Hatice Kubra
Hatice Kübra Uygur
Uygur H.K.
Uygur, H.K.
Uygar, Hatice Kübra
Uygur, Hatice Kübra, Gülden Altıntop
Job Title
Doç. Dr.
Email Address
Main Affiliation
Department of Turkish language and Literature / Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü
Status
Current Staff
Website
ORCID ID
Scopus Author ID
Turkish CoHE Profile ID
Google Scholar ID
WoS Researcher ID

Sustainable Development Goals

10

REDUCED INEQUALITIES
REDUCED INEQUALITIES Logo

1

Research Products

11

SUSTAINABLE CITIES AND COMMUNITIES
SUSTAINABLE CITIES AND COMMUNITIES Logo

4

Research Products
This researcher does not have a Scopus ID.
This researcher does not have a WoS ID.
Scholarly Output

19

Articles

13

Views / Downloads

195/1877

Supervised MSc Theses

5

Supervised PhD Theses

0

WoS Citation Count

6

Scopus Citation Count

5

WoS h-index

1

Scopus h-index

1

Patents

0

Projects

1

WoS Citations per Publication

0.32

Scopus Citations per Publication

0.26

Open Access Source

12

Supervised Theses

5

Google Analytics Visitor Traffic

JournalCount
Milli Folklor2
Avrasya Uluslararası Araştırmalar Dergisi1
Avrasya Uluslararası Araştırmalar Dergisi,1
Gazi Türkiyat1
Milli Folklor Dergisi1
Current Page: 1 / 2

Scopus Quartile Distribution

Competency Cloud

GCRIS Competency Cloud

Scholarly Output Search Results

Now showing 1 - 10 of 19
  • Article
    MARDİN'DEN DERLENEN KELOĞLAN MASALINA ARKETİPSEL BİR YAKLAŞIM
    (Avrasya Uluslararası Araştırmalar Dergisi,, 2021) Uygur, Hatice Kübra; Mungan, Hayriye Sema
    Sözlü anlatı geleneğinin en önemli yapı taşlarından biri olan masal, içerisindebarındırdığı olağan ve olağan dışı unsurlarla toplumların düşünüş, inanış ve hayat tarzınıyansıtan sembolik bir anlatı türüdür. Geçmişten günümüze önce dilden dile ardından yazıyaaktarılan masal, günümüzde çeşitli masal anlatıcıları tarafından dijital ortamlardasürdürülmektedir. Yeni bağlamının yanı sıra doğal ortamında da sürdürülen masal gündelikhayat içerisinde kişilere ortak bir kültür ve kültürel şuur sunar. Sözlü gelenekte önemli yeresahip masallar, kolektif bilinçaltının arketiplerini barındırmaktadır. Carl Gustav Jung’un DörtArketip adlı kitabında bahsettiği arketipler insanlığın ortak bilinç dışında yer alır. Bilinç vebilinçdışının ürünü olan masal ortaklığın yanı sıra anlatıldığı bağlamda yenidenşekillenmektedir.Bu çalışmada Türk masal tiplerinde önemli bir yere sahip olan Keloğlan masalı,Mardin’in merkez Artuklu ilçesinden derlenmiştir. Keloğlan tipi yöre Arapçasıyla “Il akra’a” “kelkişi” diye adlandırılmakta ve bilinmektedir. İncelenen masalda başkişi olan Keloğlan zeki,uyanık, güldüren, külyutmaz cesur vb. özelliklere sahip Keloğlan tipi özellikleri taşımaktadır.Buözellikler evrensel olmanın yanı sıra bir toplumun karakterini yansıtmaktadır. ÇalışmadaArtuklu’dan derlenen Keloğlan masalı Jung’un bahsetmiş olduğu ve Joseph Campbell’ıngeliştirdiği arketipsel sembolizm bakış açısıyla ele alınmıştır. Tespit edilen arketipler; animaanimus, gölge, persona, aşama, yeniden doğuş, kahraman, yüce birey-yaşlı bilge, hilebaz vebaba arketipleri olmak üzere dokuz alt başlıkta incelenmiştir. Masalda var olan sembollerinçözümlemesi yapılarak tablo halinde sunulmuştur.
  • Master Thesis
    Cizre Halk Hekimliği
    (2024) Özen, Leman; Uygur, Hatice Kübra
    Sağlık, canlılar için büyük önem teşkil etmektedir. Bu sebeple insanoğlu asırlardır sağlığını korumak için çözüm arayışı içindedir. Bazen modern tıpta bazen geleneksel hekimlikte bazen de geleneğine, hastalığına ya da yaşadığı yere bağlı olarak her ikisinde de çare aramıştır. İnsanların hastalıkları tedavi ederken zaman içerisinde edindiği tecrübeler sayesinde 'halk hekimliği' olarak adlandırılan kültürel yapı ortaya çıkmıştır. Modern tıp ve bilimdeki gelişmeler ve insan hayatının değişmesiyle beraber insanların modern hekimliğe daha kolay ulaşabilmeleri nedeniyle halk hekimliği uygulamalarında eskiye nazaran bir azalmanın olduğu görülmektedir. Bu geleneksel yöntemlerin unutulmaması adına uygulamaların kayıt altına alınması önem arz etmektedir. Bu çalışmada da Şırnak'ın Cizre ilçesi halk hekimliği uygulamaları derlenmiştir. Araştırmanın sınırı Cizre'nin mahalleleri ve önem teşkil eden bazı köylerini oluşturmaktadır. Dicle Nehri'nin kıyısında bulunan Cizre ilçesinin geçmişi Nuh Tufanı öncesine kadar dayanıp Botan bölgesinde yer alan Cizre ilçesi, jeopolitik konumunun etkisiyle zamanla daha da önem kazanmıştır. İsmail Ebul-iz El Cezeri ve Melayê Cizîrî gibi âlimlerimizin yurdu olan Cizre, zengin kültürünün varlığı hasebiyle halk hekimliği alanında da araştırılmaya değer bulunmuştur. Sahada katılımlı gözlem ve görüşmelerle yapılan mülakatlar sonucu elde edilen veriler, işlevsellik bağlamında değerlendirilmiştir. Etik kurallar gereği ilgili yerlerden alınan izinler doğrultusunda kaynak kişi görüşmeleri yapılmıştır. Çalışmada, halk hekimliğinin tanımı, toplumdaki uygulamaları ve Türk halk hekimliği hakkında bilgiler verildikten sonra çalışmanın çıkış noktası olan Cizre'nin halk hekimliğiyle ilgili yöredeki yaygın ve geleneksel tedavi yöntemlerinden söz edilmiş, yöre halkının kültürel varlıkları ile ilgili yazılı ve sözlü kaynaklardan yararlanılmıştır. Tezin giriş bölümünde araştırma alanı olan Cizre tanıtılmış ve araştırma konusu ile ilgili daha önce yapılmış çalışmalardan söz edilmiştir. İkinci bölümde halk hekimliğinin tarihsel gelişimi ve Türk kültüründe halk hekimliğinin öneminden söz edilmiştir. Üçüncü bölümde derlenen uygulamalar belirli bir düzen içerisinde çalışmaya eklenmiştir. Tespit edilen kültürel varlıklar hastalıklar ve uygulamada kullanılan yöntem baz alınarak başlıklandırılmış olup ayrıca tablolaştırılarak okunabilirliği kolaylaştırmak amaçlanmıştır. Yöre halkının çoğunlukla bitkisel ve dinsel yöntemlere başvurduğu ve şifacıların genelinin kadınlardan oluştuğu görülmüştür. Bu araştırma ile yörede halk hekimliğine rağbet edildiği ve buna sıkı sıkıya bağlı olunduğu tespit edilmiştir.
  • Master Thesis
    Cengiz Dağcı'nın eserlerinde sembolik anlatım
    (Mardin Artuklu Üniversitesi, 2021) Solmaz, Gülhan; Uygur, Hatice Kübra
    Cengiz Dağcı'nın eserlerinin ana teması, ömrü boyunca ayrı kaldığı ve hasretini çektiği dili, kültürü, insanı, yaşam tarzı ve coğrafyasıyla geniş bir anlam kazanan vatanı Kırım'dır. Cengiz Dağcı'nın eserleri, 1944 yılında vatanından sürülen ve vatanlarına bir daha dönemeyen Kırımlıların ve özelde kendisinin yaşadığı olayların birer özeti gibidir. Dağcı'nın gerçek olaylardan yola çıkarak oluşturduğu kurgusal eserlerinin temelinde Kırım sürgünü ve bu sürgünün yarattığı vatan hasreti yatmaktadır. Kırım savaşı, 1944 yılında Kırım'dan toplu bir şekilde sürgün edilen Kırım halkı ve bu sürgünün yarattığı sorunlar; Cengiz Dağcı'nın ömrü boyunca vatanı Kırım'ı anlatmasına neden olur. Çok uzun yıllar vatanından uzak kalan ve vatanına bir daha dönemeyen yazar için Kırım'ı ve yaşatılanları anlatmanın tek yolu ise yazmak olur. Cengiz Dağcı'nın eserleri incelendiğinde, eserlerinin ana temasını oluşturan "Kırım, vatan, sürgün ve hasret" kavramlarının ön plana çıktığı ve bu kavramların sembolik anlatımın olanağından yararlanılarak aktarıldığı fark edilmiştir. Bu bağlamda Cengiz Dağcı'nın daha çok bu kavramlar etrafında şekillendirdiği eserleri ele alınıp çalışmaya dahil edilmiştir. Böylece Cengiz Dağcı'nın eserlerinde kullanmış olduğu sembolik anlatım dili incelenmeye değer görülmüş, sembolik anlatımın hangi kavramlar üzerinden hangi değerlere karşılık geldikleri tespit edilmeye çalışılmıştır. Cengiz Dağcı'nın eserlerinde kullanılan sembolik anlatımın incelenmesini esas alan çalışmamız giriş ve üç bölümden oluşmaktadır. Her üç bölümde de geniş bir literatür çalışması yapılarak Cengiz Dağcı ile ilgili yapılan tüm çalışmalar incelenmiş, konuyla örtüşen kaynaklar çalışmaya dahil edilmiştir. Bunun yanında sembolik anlatımın ne olduğu ve Dağcı'nın eserlerine nasıl yansıdığı incelenmiştir. Bu inceleme sonucunda eserlerde sembolik anlatımıyla ön plana çıkan kavramlar üzerinden o kavramla bağlantılı kültürel, dini, mitolojik, sosyolojik ya da toplumsal olgular ortaya konmaya çalışılmıştır.
  • Article
    Citation - WoS: 5
    Citation - Scopus: 4
    Tradational Mardin's Entertainment: Leyli Night's
    (Milli Folklor Dergisi, 2014) Uygur, H.K.; Uygur, Hatice Kübra; 02.15. Department of Turkish language and Literature / Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü; 02. Faculty of Letters / Edebiyat Fakültesi; 01. Mardin Artuklu University / Mardin Artuklu Üniversitesi
    Transmission of tradition provides bondage between generations in multi cultural societies by means of the transmission of cultural codes between generations. Cultural heritage of Mardin which bonds people from different lingual and religious backgrounds can be traced back in entertainment practices. These practices convey past to present with its traditional character. The traditional entertainment ritual in Mardin is called "Leyli Nights". They provide the basic elements of Mardin's culture and entertainment practices. Leyli Nights are also significant for being a part of transition rituals such as bridal and circumcision ceremonies. Nevertheless as these ceremonies take place in different locations due to the change in life styles; Leyli nights' character also changed especially in places where it became a tourist attraction. This shift in its context and authenticity will be discussed. Our study is a folkloric one which takes music in Leyli Nights as means of communication. In addition, the multi lingual and multi religious structure of the region is reflected in these entertainments. Rituals and practices of Leyli Night entertainments, (both traditional and touristic) which is an important phenomenon in Mardin's entertainment culture, and introduction of collective singing practices are subject of this study.
  • Article
    Sağaltımda Çoğulculuğun Roy Porter’ın Üç Tür Otoritesi Bağlamında İncelenmesi
    (2021) Uygur, Hatice Kübra; Keskin, Hatice Şimşek
    Bu çalışmaya geleneksel, tamamlayıcı ve alternatif tıp (GETAT) uygulamalarının ortaya çıkışına dair çalışmalar derlenerek başlanacaktır. Daha sonra çalışmada tıbbî bilginin epistemolojik değerine dair mantıksal ve etik bir sorgulamaya doğru halkbilimsel bir yaklaşımla gidilecektir. Temel amaç tıbbî paradigmadaki değişimle ortaya çıkan modern tıbbın, geleneksel hekimlik bağlamında kadim sağaltım tecrübeleriyle iş birliğinin imkânını sorgulamaktır. Bu amaca yönelik olarak öncelikle geleneksel ve modern hekimlik anlayışlarından kesitler verilecektir. Geleneksel tıbbın ortaya çıkışının tasvir edileceği bölümden sonra ünlü tıp tarihçisi Roy Porter’ın öne sürdüğü üç tür otorite kavramsallaştırılması temel alınarak farklı sağaltım ekollerinin bilgi dayanakları ya da popülerlik sebepleri ortaya konacaktır. Roy Porter’ın kavramsallaştırdığı üç tür otoritenin mantıksal sağlamlığı ve etik olarak kabul edilebilirliği farklıdır. Bu fark ortaya konularak geleneksel tecrübeye karşı mesafeye dönüşen mesleki reflekslerin yumuşatılması ve farklı görme biçimlerinin ortaya çıkması, kavramların netleştirilmesi suretiyle suistimale yol vermeden iş birliği yolları aramak mümkün olabilir. Sonuç olarak yöntem ve plasebo çalışmalarına ağırlık verilebileceği söylenebilir..
  • Article
    HAYVAN BENZETMECELERİNE DAYALI DEVE OYUNLARINA DAİR BİR DEĞERLENDİRME
    (2019) Uygar, Hatice Kübra
    Anadolu’nun geçmişinde köklü bir oyun geleneği yatmaktadır. Çok daha eskilere gidilirse bu oyunların mitik ve ayinsel yönlerinin olduğu bilinmektedir. Bu oyunlar zamanla toplumu bir arada tutan onların iyi vakit geçirmelerini sağlayan, eğlendiren seyirlik oyunlara dönüşmüştür. Bu çalışmada Anadolu’nun pek çok yöresinde devecilik kültürünün izlerini taşıyan ‚deve oyunları‛ örneklendirilecektir. Anadolu’nun toprağa ve hayvancılığa bağlı yaşam tarzı toplumun kültürel kimliğinde, hafızasında belirgin olarak ortaya çıkmaktadır. Bu etki hayatın hemen her alanına yaşam tarzıyla, söz varlığıyla sirayet etmektedir. Gündelik hayattan, geleneklere, sözlü kültür ürünlerine kadar bu etkiyi tespit etmek mümkündür. Deve oyunları da sözlü kültür ürünleri arasında yaşayan, geleneksel oyunlar arasındadır. Devecilik kültürüne dair yapılan saha çalışmalarında geçmişte develerin hayatın pek çok alanında yer aldığı zamanla sayılarının azaldığı, gündelik hayat içindeki işlevlerinin güreşlere doğru evrildiği bu sayede deveciliğin zamanla eğlence odaklı olduğu tespit edilmiştir. Anadolu’nun pek çok bölgesinde özellikle kış aylarında, bayram günlerinde, düğünlerde pek çok köy seyirlik oyunu özellikle hayvan benzetmecesine dayalı deve oyunları oynanmaktadır. Bu çalışmada dikkat çekici olan durum deve oyunlarının deveciliğin azalmaya başladığı yörelerde oyunlar yoluyla toplumun hafızasında sürdürüldüğü yönündeki tezdir
  • Article
    BİR KÜLTÜRÜN SON TEMSİLCİSİ: MIKSİYE (MUQSİYE) NASRA ŞİMMES HİNDİ- ܝܕܢܼܝ ܺܗܣ ܶܡܡܼܝ ܺܫܐܰܪܨܰܢܐܶܝܼܝܣܩܘܡ VE ARDINDA BIRAKTIKLARI
    (2017) Uygar, Hatice Kübra; Koyuncuokca, Ayşegül; Öz, Naime Didem
    Yazmacılık özel teknik ve ustalık gerektiren, kültürlerden gelen, düşünsel yaratıcılıkla gelişen, bu nedenle zanaatlardan ayrılan bir sanat alanıdır. Ancak yazmacılığın da teknik aşamaları zanaat yönünü geliştirmiştir. Halk sanatları içinde yer alan, topluma ait gelenek, görenek, zevk ve inançları en iyi şekilde yansıtan sanatlardan olan yazmacılığın üretimi yüzyıllardır devam etmektedir. Ancak gün geçtikçe gelişen bilimin ve üretim teknolojilerinin yanı sıra, iletişim konusundaki yeniliklere de bağlı olarak oluşan, bireylerin ihtiyaçlarındaki çeşitlilik ve değişim yüzünden gerilemeler yaşanmıştır. Korunması, saklanması güç olan bu tekstil ürünlerinin gündelik giyim, kuşam ve ev eşyası cinsleri arasında yer alması, büyük bir kısmının eskitilerek yok olmasına sebep olmuştur. Öte yandan gelişen teknoloji ve değişen estetik anlayışı doğrultusunda bu sanat dalına ilgi azalmıştır. Giderek bu dalda üretim yapan atölyeler kapanmış veya serigrafi yolu ile basma yolu tercih edilmiştir. Bu çalışmada Mardinli Süryani yazma ustası Mıksiye Nasra Şimmes Hindi’yi ve ait olduğu kültürü tanıtmak ve bu kültürün geleneksel sanatlar açısından kültürel miras olarak aktarılması için yapılması gerekenlere dikkat çekmek amaçlanmıştır. Geleneğin son temsilcisinin bu sanata katkıları ve Mıksiye Nasra Şimmes Hindi’nin ardından bu sanatın devam ettirilmesinin gerekliliğine dikkat çekmek de çalışmanın amaçları arasında yer almaktadır. Çalışmanın gerçekleşmesi için yöntem açısından gerekli araçlar olan alan araştırması, kaynak kişi görüşmesi ve literatür taraması teknikleri kullanılmıştır. Mıksiye Nasra Şimmes Hindi’yi kaybetmeden önce çekilmiş olan fotoğraflar ve vefatından sonra atölyesinde çekilen fotoğraflar ile Süryani yazmacılık sanatı ve son temsilcisi belgelenmiştir.
  • Article
    An Assessment Of Camel Plays Based On Animal Imitations
    (Selcuk Univ, inst Turkish Studies, 2019) Uygur, Hatice Kubra
    Beneath the surface of Anatolia's history lies a well-established tradition of plays. If we go way back, it is known these plays have mystical and ritualistic aspects. Over time, these plays have turned into theatrical plays binding the society together, entertaining and providing them a good time. In this study, "camel plays" carrying traces of the culture of camel breeding in many parts of Anatolia will be exemplified. Lifestyle in Anatolia bounded by the land and animal breeding emerges in the cultural identity and memory of society. This influence is spread across all areas with life styles and its impact on vocabulary. It is possible to identify this influence in daily life, traditions and oral cultural artifacts. Among oral cultural artifacts, camel plays are living traditional plays. During onsite surveys on the culture of camel breeding conducted, it is seen that camels had their part in many areas of life in past but in time, their numbers decreased and function within life evolved into wrestling therefore they remained for entertainment purposes only. In many parts of Anatolia, especially during winter months, festivals or wedding ceremonies, camel plays based on animal imitations are performed. The remarkable point in this study is that camel plays still exist within collective memory of society even in places camel breeding has long started to fade. Contribution of camel plays on the sustainability of culture derived as a result of literature scanning will be assessed in this study.
  • Article
    Understanding new consumer trends in Turkey through coffee production and consumption in Mardin
    (Anthropological Notebooks, 2022) Cengiz, Alim Koray; Uygur, Hatice Kübra
    Coffee which helps us to learn about the cultural practices of a society, is an important consumption commodity not only in Turkey but also in the world. In this study, various specialty coffees produced by coffee producers in Artuklu, the historical district of Mardin, the rapid change of cafes and the purchasing practices of consumers have been examined. Ethnographic interviews have also been conducted with coffee producers, cafe owners and consumers. Coffee producers produce various coffees such as Turkish, Assyrian, Kurdish, Dibek and cardamom reflecting the multicultural structure of the city. Cafe owners and producers use expressions and images that emulate antiquity in their brands and logos. The cafes as “third place” become flamboyant spacious spaces leaving their traditional appearance. The consumption of new products by visitors of Mardin, an important place for domestic tourists, indicates a new class that seeks pleasure and experience in Turkey.
  • Master Thesis
    Siirt halk kültürünün şifa dağıtıcıları: Kutsal unsurlar
    (Mardin Artuklu Üniversitesi, 2022) Çara, Can; Uygur, Hatice Kübra
    İnsanoğlunun yaşamını sürdürdüğü dünyada ilkel zamanlardan günümüze kadar muhtelif birçok sorun ve hastalıkla karşılaşılmıştır. Bireysel veya toplumsal olarak insanın yaşamındaki en önemli unsurlardan biri sağlıktır. Hastalıklar sebebiyle yaşanılan sorunlar, hastalık-tedavi ilişkisini gerekli kılmış ve çeşitli çözüm yolları üretmeye çalışan insanın yaşam sürecinde alternatif tedavi yöntemleri oluşturulmuştur. Geçmişten bugüne tedavi yöntemleri bağlı olduğu kültürün bir yansımasıdır ve değişen inanç sistemleri, geçiş dönemleri, karşılaşılan milletler, yaşanılan göçler neticesinde de şekillenerek mevcut kültürün bir parçası haline getirilmiştir. Asırları bulan nesilden nesile aktarılan bu bilgi ve deneyimler bir toplumun mirası ve yaşanmışlığının ürünüdür. Siirt halk kültüründe kutsallık barındıran şifa unsurları ve dağıtıcıları bu mirasın bir parçası ve çalışmanın konusunu oluşturmaktadır. Eski Türk inanç sisteminde yer alan; atalar, ateş, ağaç, su, taş/kaya, gibi kutsal kabul edilen kült unsurlarla günümüzde çeşitli şifa arama yöntemlerine başvurulmaktadır. Geçmişten bugüne çeşitli ritüellerle şifa arayışında kültler tedavinin doğrudan veya dolaylı olarak bir parçası olmayı sürdürmüştür. Siirt ili evliyalar diyarı olarak adlandırılmakta ve şehrin muhtelif birçok noktasında türbeler yer almaktadır. İnsanlar karşılaştıkları kimi hastalıklar için bu türbelere gitmekte ve oranın kutsallığından şifa aramaktadır. Siirt yöresinde dinsel-büyüsel sağaltımlar yapan ve geleneksel tedavi yöntemlerini uygulayan şifacılara da tedavi amaçlı gidilmektedir. Kötülüklere ve hastalıklara karşı şifa bulunacağı inancıyla işlevsel birçok durum için geçmişten bugüne dinsel-büyüsel tedaviler gerçekleştiren şifacılara başvurulmaktadır. Gözlem ve görüşme yöntemi kullanılarak Siirt il merkezi ve ilçelerinde yer alan şifa unsurları ve dağıtıcıları üzerine alan çalışması gerçekleştirilmiştir. Aynı zamanda doküman analizi yöntemiyle Siirt sahasında araştırma konusunu içeren daha önce yapılmış çalışmalar incelenmiştir. Alan çalışması neticesinde; 112 kaynak kişi ile görüşülmüş, 53 türbe, 7 şifacı ve birçok kült unsur tespit edilmiştir. Çalışma kapsamında tespit edilen kült unsurlar ve türbeler hastalıklar özelinde sınıflandırılarak değerlendirilmiştir. Şifacılardan elde edilen saha verileri ise her bir şifacı özelinde aktarılmıştır.