TR-Dizin İndeksli Yayınlar Koleksiyonu
Permanent URI for this collectionhttps://hdl.handle.net/20.500.12514/1836
Browse
Browsing TR-Dizin İndeksli Yayınlar Koleksiyonu by Access Right "info:eu-repo/semantics/openAccess"
Now showing 1 - 20 of 1627
- Results Per Page
- Sort Options
Article Âşık Mevlüt İhsani’nin Şiirlerinde Doğa Sembolizmi(2025) Balikci, SakireÂşık Mevlüt İhsani 20. yüzyıla damga vurmuş, âşıklık geleneğinin kültürel kodlarına bağlı önemli bir sanatçıdır. Hikâyelerinde tarihî ve efsanevi anlatılardan esinlemiş, şiirlerinde ise daha çok doğa ve aşk konularını ele almıştır. Âşık, zengin bir bakış açısı ve özgün bir üsluba sahip olmasına rağmen geleneğin dili ve aktarım tarzını hikâye ve şiirlerine ustalıkla yansıtmıştır. Âşığın şiirlerinde doğa, Karacaoğlan ve Dadaloğlu’nda olduğu gibi ana eksendir. Âşık, birçok eserinde ilhamını doğadan almaktadır. Postmodern Dönem ile birlikte sanata, bilime kısaca hayatın tamamına bakış açısı değiştiğinden doğaya bakış da değişmiştir. Bu dönemde hümanizmden bu yana insanı yaşamın merkezine alan görüş ve modernist yaklaşımlar eleştirilmiştir. Rönesans’la birlikte yaşamın merkezindeki konumunu güçlendiren insanın yerine “doğa”yı koymanın gerekliliğini vurgulayan eko-eleştiri, söz konusu yeni görüş/kuramlardan biridir. İnsan yerine doğayı merkeze alan ve eko-eleştiriden türeyen pek çok görüş vardır. Eko- eleştiri kuramı Batı’da tartışılmaya başlamadan evvel Türk kültüründe doğanın çok etkili bir yerde olduğu, doğa ile insanın ayrılmaz bir bütün olduğu en eski metinlerden çağdaş halk edebiyatına kadar yansımış bir gerçektir. Bu çalışmada “Âşık Mevlüt İhsânî’nin şiirlerinde hayvan sembolizmi başta olmak üzere doğanın görünümü nedir, eski kültürün izlerini bugüne taşımakta mıdır, şeklindeki soruların cevapları bu çalışmanın sınırlarını belirlemektedir. Eski Türk kültüründen bugüne Şamanizm, kamlık, ozanlık ve âşıklık silsilesinin vazgeçilmez temalarından biri olan “doğa” ve “doğa sevgisi” İhsânî’nin şiirlerinde de canlı bir şekilde yer aldığı görülmektedir. Aşığın şiirlerindeki doğa sembolizmi disiplinlerarası bir yaklaşımla ele alınıp aşığın beslendiği kültür, inanış, ve yetiştiği coğrafyanın etkisi çalışma boyunca irdelenecektirArticle KÜÇÜK VE ORTA BÜYÜKLÜKTEKİ İMALAT İŞLETMELERİNDE SÜRDÜRÜLEBİLİR ÜRETİM DÜZEYİNİN BELİRLENMESİ: MARDİN ORGANİZE SANAYİ BÖLGESİ ÖRNEĞİ(Dokuz Eylül Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, 2023) Denk PınarArtan dünya nüfusu, doğal kaynaklardaki kirlenme ve azalma, iklim değişikliği, küresel ısınma vb. birçok ilişkili konu sürdürülebilirlik kavramının önemini giderek artırmaktadır. Bu bakımdan insan ihtiyaçlarının karşılanmasında üretim ve tüketimin sürdürülebilir kılınması gerekmektedir. Bu kapsamda bu çalışmanın amacı Mardin Organize Sanayi Bölgesi (OSB)’deki Küçük ve Orta Büyüklükteki İşletmelerin (KOBİ) sürdürülebilir üretim düzeylerinin belirlenmesidir. Bunun için öncelikle Mardin OSB’de faaliyet gösteren 156 aktif firmanın doksan dördüne soru formu uygulanmıştır. Soru formlarından elde edilen veriler SPSS paket programında değerlendirilmiş ve bulgular elde edilmiştir. Elde edilen bulgulara göre, Mardin OSB’deki KOBİ'lerin, ürün tasarımı, üretim süreci, atık yönetimi, enerji, tedarik, tersine lojistik, ekonomik, sosyal ve çevresel sorumluluk alanlarında sürdürülebilir üretim uygulamalarını genel olarak yerine getirdikleri belirlenmiştir. Ancak bu alanlardaki bazı uygulamaların yeterli olmadığı görülmüştür. İşletmeleri sürdürülebilir üretim uygulamalarına yönlendiren nedenler işletme maliyetlerinin azaltılması, yasal zorunluluklar, doğal kaynaklardaki tükenme ile firma imajına olumlu katkı olarak belirlenmiştir. Ayrıca, işletmelerin sürdürülebilir üretim düzeyleri bulundukları sektörlere göre ürün tasarımı, atık yönetimi ve sosyal sorumluluk alanlarında farklılık gösterdiği sonucuna ulaşılmıştırOther In Pursuit of Regional Hegemony: How Iran Is Using the IRGC to Resist U.S. Influence(Seta Foundation, 2024) Kazdal, MelıhArticle Tekvîr Sûresi’ndeki “hunnes”, “cevâri” ve “künnes” Kelimeleri Bağlamında Bir Bilimsel Tefsir Denemesi(2020) Akbaş, AhmetKur’ân’da, lafzi anlamları bilinse de delaletleri tartışılmış olan, konuları itibariyle de deney ve gözleme dayalı bilimsel alanı ilgilendiren bazı özel ifadeler mevcut olup bunlar, bilimsel tefsir metodunun araştırma sahasına girmektedir. Bu tür ifadeler, son asırda elde edilen bilimsel bulgularla çok daha iyi anlaşılabilen ve delaletlerinin ne olduğu konusunda daha tutarlı açıklamalar yapılabilen ifadelerdir. Kur’ân’ ın bu tür ifadeleri üzerine derinlemesine araştırmalar yapmak, onun her asırda yenilenen i‘câz yönünü açığa çıkarma gayretidir. Zira Kur’ân, asırlar öncesinden asırlar sonrasına da hitap edebilen mucizevi dil ve üslûp özelliklerine sahiptir. Bu da onun, bir beşerin değil, her şeye künhüyle vakıf olan Allah’ın kelâmı olduğunu göstermektedir. Bu çalışmada ele alınan Tekvîr Sûresi 15-16. âyetlerde de pozitif bilimlerden biri olan astronominin araştırma sahasına giren bazı ifadeler mevcuttur. Âyetlerde geçen “hunnes”, “cevârî” ve “künnes” kelimelerinin delaletleri hakkında geçmiş asırlardaki tefsirlerimizde birçok yorum yapılmış, bu kelimelerle neye işaret edildiği uzun uzadıya tartışılmıştır. Tartışmanın temelini ise bu üç kelime ile geyik, ceylan ve antiloba mı yoksa yıldızlara mı yemin edildiği meselesi oluşturmaktadır. Müfessirlerin ekseriyeti burada yıldızlara kasem edildiğigörüşünü tercih etseler de hangi yıldızlara kasem edildiği ve bu kelimelerle onların hangi vasıflarının vurgulandığı hususu ayrı bir tartışma konusu olmuştur. İlgili yorumlar ve tartışmalar, bu âyetlerdeki ifadelerin tam olarak anlaşılamadığını, en azından bir görüş birliğinin bulunmadığını göstermektedir. Açıklamaların sadra şifa olmaması, birbirini nakzeden ve bazen de lafızlarla birebir uyuşmayan görüşler içermesi, bu ifadelerin yeniden ele alınmasını ve asrımızdaki bilimsel birikimden de istifade edilerek yeniden yorumlanmasını zaruri kılmaktadır. Zira bu kelimeler, bilimsel araştırma sahalarından olan uzay âlemiyle ilgilidir. Günümüzde uzay âlemi ve yıldızlar hakkında ulaşılmış olan bilgi birikiminin, âyetlerin indiği dönemdeki bilgilerle kıyas dâhi edilemeyecek kadar ileri seviyede olduğu aşikârdır. Tekvîr Sûresi’ndeki bu ifadeler, uzay âlemine dair mevcut bilgilerle birlikte değerlendirildiğinde, burada son yıllarda keşfedilmeye başlanan özel bir yıldız türüne işaret edildiği sonucuna varılmakta, son asırdaki bazı âlimler âyetlerin tefsirinde bu hususa dikkat çekmektedirler. Zira temel anlamları itibariyle “hunnes” kelimesi gizlilik, görünmezlik ve geri çekilip büzüşme, “cevârî” kelimesi akıcılık ve hareketlilik, “künnes” kelimesi ise süpürüp toplama gibi anlamları ifade etmektedir. Âyetlere “lâ uksimu” kasemiyle başlanarak, “hunnes”, “cevârî” ve “künnes” kelimeleriyle işaret edilen fiziksel bir olguya güçlü ve vurgulu bir şekilde yemin edilmektedir. Kur’ân’ da özel bir yeri olan bu güçlü yemin üslûbuyla, yemin edilen olgunun Allah’ın kudret ve azametine delil oluşuna dikkat çekilmektedir. Âyetlerdeki üç kelimenin temel anlamları ve kastedilenin yıldızlar olduğuna dair tefsirlerimizdeki baskın görüş dikkate alındığında, bu âyetlerde, görünmezlik ve içe doğru büzüşme, hareket ve akıcılık, bir de etrafındaki nesneleri silip süpürerek yutma özellikleri son yıllarda keşfedilmiş olan ve “karadelik” olarak bilinen yıldız türüne işaret edildiği sonucuna ulaşılmaktadır. Zira karadelikler de bir yıldız türü olup sahip oldukları özellikler, âyetlerdeki kelimelerin ifade ettiği hakiki anlamlarla birebir uyuşmaktadır. Kur’ân’ da böyle bir fiziksel olguya işaret edilmiş olması, onun, ilmi ve kudretiyle her şeyi kuşatmış olan Allah kelâmı olduğu hakikatini pekiştirmektedir. 20. asırda keşfedilmeye başlanan ve hakkındaki bulgular günbegün artan, bilim adamlarını hayretler içinde bırakan böyle bir fiziksel olguya Kur’ân’da asırlar öncesinden kasem edilerek dikkat çekilmiş olması, sûrenin devamında kasemin cevabı olarak vurgulanan, Kur’ân’ın Allah katından gelen bir kelâm oluşu gerçeğini pekiştirmektedir.Article Zionism and Academic Hegemony: The Intersection of Power, Knowledge, and Suppression in the United States Universities(2024) Rakipoğlu, MehmetBu makale, Siyonizm’in ABD üniversitelerindeki akademik özgürlük ve bilgi üretimi üzerindeki etkilerini eleştirel bir bakış açısıyla incelemektedir. Çalışma, siyasi lobicilik, finansal güç kullanımı ve antisemitizm suçlamalarının, kabul edilebilir söylemi belirleyen bir kültürel hegemonya oluşturmak için stratejik olarak nasıl kullanıldığını vurgulamaktadır. Michel Foucault’nun bilgi-iktidar teorisine—bilgi ve iktidarın birbirini karşılıklı olarak şekillendirdiği anlayışına—ve Antonio Gramsci’nin kültürel hegemonya kavramına—egemen grupların iktidarlarını ideolojik araçlarla nasıl koruduğunu açıklayan teorisine—dayanan bu makale, Siyonist organizasyonların yükseköğretim çerçevelerini, araştırma önceliklerini ve kamusal söylemi nasıl etkilediğini analiz etmektedir. Bu etkiler, genellikle Filistin topraklarının işgali ve insan hakları ihlalleriyle ilgili İsrail politikalarına ve eylemlerine karşı çıkan veya bunları eleştiren perspektiflerin marjinalize edilmesi, susturulması veya gayrimeşru ilan edilmesi şeklinde kendini göstermektedir. Bu çalışma, zikredilen dinamikleri somut örneklerle irdelemektedir. Örneğin, Steven Salaita’nın İsrail’in Gazze’deki soykırımını sosyal medyada eleştirmesi sonrasında Illinois Üniversitesi’nde kendisine yapılan iş teklifinin geri çekilmesi, Siyonist lobiciliğin ve bağışçı baskılarının üniversite yönetimlerini, akademik atamaları ve akademik ortamlardaki ifade özgürlüğünü doğrudan nasıl etkileyebileceğini göstermektedir. Ayrıca, ABD’deki çeşitli önde gelen üniversitelerde, Filistin haklarını savunan öğrenci ve akademisyenlerin susturulması ve cezalandırılması gibi örnekler, akademik söylemi kontrol altına almaya yönelik daha geniş ve sistematik çabaları gözler önüne sermektedir. Bu vakaları inceleyen makale, Siyonizm’in etkisinin yalnızca münferit olaylarla sınırlı kalmadığını, aksine akademik özgürlüğün kısıtlandığı yaygın bir atmosfer yarattığını ortaya koymaktadır. Özgür düşüncenin ve eleştirel sorgulamanın merkezleri olması gereken üniversiteler, giderek muhalefetin bastırıldığı ve ideolojik uyumun dayatıldığı mekânlara dönüşmektedir. Bu çalışma, Siyonizm’in ABD’deki entelektüel ortamı şekillendiren mekanizmalarının daha derin bir şekilde anlaşılmasına ve açık tartışma ile eleştirel akademik çalışmaları kısıtlayan güç yapılarının nasıl pekiştirildiğine dair bir farkındalık oluşturmayı amaçlamaktadır.Article El-‘UKBERÎ’NÎN ET-TİBYÂN FΠΑRÂBİ’L-KUR’ÂN’INIDA KÛFE DİL EKOLÜNE YAPTIĞI İTİRAZLAR(2019) Salihoğlu, HamitHicri altıncı yüzyılın son yarısı ile yedinci yüzyılın başlarında yaşamış olan Ebûl-Bekâ el-‘Ukberi, Bağdat’ta dönemin seçkin âlimlerinden dil ve gramer derslerini almıştır. Kaynaklarda en-Nahvî elLuğevî el-Faradî gibi lakaplarla anılan el’Ukberi, Arap dili ve grameri başta olmak üzere pek çok ilim dalında dönemin âlimleri tarafından asrının teki ve imamı olarak kabul edilmiştir. Bütün hayatını ilme adamış ve çeşitli ilim dallarında eser telîf etmiş olan el-‘Ukberî, özellikle nahiv, sarf, lugat edebiyat ve i’râba dair pek çok değerli eserleri ortaya koymuştur. el-‘Ukberi’ye en büyük şöhreti kazandıran eseri, i’râbu’l-Kur’ân’a dair kaleme almış olduğu et-Tibyân fî i’râbi’l-Kur’ân adlı tefsiridir. Onun bu eseri, dilciler ve müfessirler tarafından büyük bir ilgi görmüş ve kendisinden sonra i’râbu’l-Kur’ân’a dair eser yazmış olan bütün müellifler için temel kaynak olmuştur. Bu eserinde Kur’ân’ın bütün âyetlerini i’râb eden el-‘Ukberi, eserinin muhtelif yerlerinde dil ve gramerle ilgili birçok konuda dilcilere itiraz etmiştir. Onun bu itirazlarına Ebû ‘Ubeyde, el-Muberrid, el-Ferrâ, el-Kisâî, en-Nahhâs ve ez-Zamaşerî gibi dil ve gramerin önde gelen âlimleri maruz kaldığı gibi Basra ile Kûfe dil ekolleri de bu itirazlardan nasibini almıştır. Ancak bu itirazlardan en büyük payı ise, Kûfe dil ekolü almıştır. Bu çalışmada el-‘Ukberi’nin hayatı ve eserleri hakkında kısa bilgiler verilmiştir. Onun et-Tibyân fî i’râbi’l-Kur’ân adlı eserinde Kûfe dil ekolüne yönelik nahiv ve sarf dair yaptığı itirazlar geniş bir şekilde ele alınıp tahlil edilmiştir. el-‘Ukberi’nin bu itirazlarına konu olan meseleler, ilgili kaynaklarda yer alan bilgiler ışığında detaylı bir şekilde ele alınıp tartışılmış ve onlar hakkında gerekli değerlendirmeler yapılmıştır. Onun bu meselelerle ilgili ortaya koyduğu görüş ve tercihler, Basralıların onlara dair görüş ve tercihleriyle büyük oranda örtüştüğü görülmüştürArticle Gastronomy Scholars’ Perspectives towards the Gastronomy Term: A Metaphorical Analysis(2019) Seyitoğlu, FarukThe purpose of this paper is to examine gastronomy scholars’ perspectives onto gastronomy term. By adopting qualitative research method, content analysis was utilized. The data were drawn from interviews with 29 scholars from tourism faculties in seven Turkish universities. After content analysis, the metaphors were put forward by the interviewees categorized into different groups such as tangible attributes, intangible attributes, living beings, food and nature, places and miscellaneous comparisons. Gastronomy and tourism scholars have yet to study the potentially useful applications of metaphors empirically. This study thus intends to fill a gap in the existing literature.Article Reflexions on the Relationship Between Political Symbolism and Political Power(Rector CIU Cyprus Int Univ, 2020) Durc, Safiye AtesPolitical power refers to various means in order to keep its audience under its influence and to manipulate them, as it desires. Perhaps the most effective of these is symbolism. Using symbol and symbolic action is one of the most powerful way of establishing group identity and the most direct way of communicating. Especially the owner of political power benefit from this power effectively. By using it, political legitimacy can be established, as well as an invisible dialogue between political actors and citizens can be managed. Thus, it is easier to develop policy in order to constitute and maintain order. In this article, this instrumentality is examined in the discussion of symbolism and power. In the light of the data obtained from the conceptual and theoretical literature, the relationship between symbol and power has been discussed in different angles. In addition, it was questioned that the politics is carried out by the symbols and the masses are politicized by the same way. It can be said that an invisible dialogue can be created between the political power holders and people; power owners not only can easily manipulate people's emotions and knowledge but also can transfer its power from generation to generation through the political symbols.Article Öğrenci Hemşirelerin Kesici-Delici Tıbbi Aletleri Güvenli Kullanımına Yönelik Tutumlarının Belirlenmesi(DergiPark, 2021) Soylu,Dilek; Soylu,Ayşe; Tanrıverdi,Ömer; Tanrıverdi, Seher; Aksu,EkremAmaç:Araştırmamız, öğrenci hemşirelerin kesici-delici tıbbi aletleri güvenli kullanımına yönelik tutumlarının belirlenmesi amacıyla tanımlayıcı olarak yapıldı. Hastalar ve Yöntem:Verilerin toplanmasında, sekiz sorudan oluşan öğrencilere ait tanıtıcı özellikler içeren öğrenci bilgi formu, sağlık çalışanlarının kesici-delici tıbbi aletleri güvenli kullanımına yönelik tutum ölçeği kullanıldı. Araştırmada elde edilen verilerin değerlendirilmesinde, sayı, yüzdelik dağılım, ortalamalar, İndependet-sample t-test, One-way ANOVA testi kullanıldı. Bulgular:Öğrencilerin ölçekten aldıkları puanların bağımsız değişkenler ile karşılaştırılmasına ilişkin bulguların incelenmesinde; 21 yaş ve üzeri öğrencilerde duyuşsal, kadınlarda davranışsal, 4. sınıf öğrencilerde bilişsel, eğitim alanlarda ise davranışsal alt ölçek puanı ve toplam ölçek puan ortalamalarının anlamlı derecede yüksek olduğu saptandı (p<0.05). Sonuç:Yaşı ve klinik deneyimi artan, eğitim alan öğrencilerin kesici-delici tıbbi aletleri güvenli kullanımına yönelik tutumlarının da arttığı belirlendi. Klinik uygulamaya başlamadan önce öğrencilere eğitim verilmesi, hastane yönetimlerinin kesici delici alet yaralanmalarını önlemeye yönelik kurum politikaları geliştirmesi ve yaygınlaştırması önerilebilir.Article Sağaltımda Çoğulculuğun Roy Porter’ın Üç Tür Otoritesi Bağlamında İncelenmesi(2021) Uygur, Hatice Kübra; Keskin, Hatice ŞimşekBu çalışmaya geleneksel, tamamlayıcı ve alternatif tıp (GETAT) uygulamalarının ortaya çıkışına dair çalışmalar derlenerek başlanacaktır. Daha sonra çalışmada tıbbî bilginin epistemolojik değerine dair mantıksal ve etik bir sorgulamaya doğru halkbilimsel bir yaklaşımla gidilecektir. Temel amaç tıbbî paradigmadaki değişimle ortaya çıkan modern tıbbın, geleneksel hekimlik bağlamında kadim sağaltım tecrübeleriyle iş birliğinin imkânını sorgulamaktır. Bu amaca yönelik olarak öncelikle geleneksel ve modern hekimlik anlayışlarından kesitler verilecektir. Geleneksel tıbbın ortaya çıkışının tasvir edileceği bölümden sonra ünlü tıp tarihçisi Roy Porter’ın öne sürdüğü üç tür otorite kavramsallaştırılması temel alınarak farklı sağaltım ekollerinin bilgi dayanakları ya da popülerlik sebepleri ortaya konacaktır. Roy Porter’ın kavramsallaştırdığı üç tür otoritenin mantıksal sağlamlığı ve etik olarak kabul edilebilirliği farklıdır. Bu fark ortaya konularak geleneksel tecrübeye karşı mesafeye dönüşen mesleki reflekslerin yumuşatılması ve farklı görme biçimlerinin ortaya çıkması, kavramların netleştirilmesi suretiyle suistimale yol vermeden iş birliği yolları aramak mümkün olabilir. Sonuç olarak yöntem ve plasebo çalışmalarına ağırlık verilebileceği söylenebilir..Article Bilgi Sonrası Türetim Çağında Kitsch ve Sanat(2025) Gürelli, KutluBu çalışma, Batı sanatının son 400 yıllık sürecinde insan yaratıcılığına yönelik anlamın dönüşümünü, yapay zekâ eksenli tartışmalar çerçevesinde ele almaktadır. Tarım ve endüstri devrimleriyle kıyaslanabilecek tarihsel bir eşikte, üretim ve yaratıcı eylemin dönüşen anlamları tartışılmaktadır. Mevcut büyük dil modellerinin (LLM) istatistiksel mimetik otomatlar olduğu, insan benzeri bilinç ve genel zekâdan (AGI) kategorik olarak farklılaştığı görüşüne yer verilirken, bu modellerin insan-makine etkileşiminde yarattığı kaygı ve etik sorunlara dikkat çekilmektedir. Sanat tarihindeki kopya/orijinal ve yapay/otantik ayrımları, endüstriyel üretim modelleri ile belirginleşen hesaplayıcı zekâ ve düşünen akıl karşıtlığı ile teknikte ve sanatta gerilim hatları olarak tartışılır. Dijitalleşerek hızlanan endüstrinin yapay zekâ aracılığıyla kitsch’i otomatikleşmiş bir türetim modeliyle, biçim ve düşüncede yaydığı vurgulanır. Çalışma, insan zihninin karmaşıklığı ile yapay zekânın hesaplayıcı doğası arasındaki farkı; neoliberal endüstriyel kitsch ile anlam, eylem ve yaratıcılıkta insan ölçekli değerler ekseninde karşıtlıklar olarak ele alarak, bu yeni teknolojik dönemin toplumsal, etik ve sanatsal boyutlarını tartışmaya açmaktadır.Article Otel Misafirperverliği Algısının Müşteri Memnuniyeti Üzerine Etkisi: Yabancı Turistler Üzerine Bir Araştırma(İşletme Araştırmaları Dergisi, 2016) Özaltaş Serçek, Gülseren; Serçek, SadıkGünümüz işletmeleri hem global hem de ulusal pazarda faaliyet gösterirlerken çok yoğun bir rekabetle karşı karşıya kalmaktadırlar. Müşteri memnuniyetini sağlayabilen ve bunun sürekliliği için hedef pazardaki yeni gelişmeleri sürekli takip eden işletmeler varlıklarını pozitif ve güçlü bir şekilde sürdürebilmektedir. Otel misafirperverliği algısının müşteri memnuniyeti üzerindeki etkisini belirlemek amacıyla yapılan bu çalışmanın amacı, Türkiye’de bulunan 5 yıldızlı konaklama işletmelerinde konaklayan müşterilerin, otel misafirperverliğine yönelik memnuniyet algı düzeylerini tespit etmektir. Araştırmada kullanılan ölçme aracı Antalya’da bulunan 18 adet 5 yıldızlı konaklama işletmesinde konaklayan toplam 470 yabancı turiste uygulanmıştır. Analiz yöntemi olarak; betimsel istatistiklerin yanında, İlişkisiz (Bağımsız) Örneklemler t- Testi, Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA), korelasyon ve regresyon yapılmıştır. Müşteri memnuniyetine etki eden faktörler arasındaki ilişki incelendiğinde; memnuniyete en çok etki eden faktörün misafire saygı ve yiyecek-içecek hizmetleri olduğu; konuğa saygıyı ve yiyecek-içecek hizmetlerine yönelik en güçlü ilişkinin “içtenlik” boyutu, en zayıf ilişkisinin “kişiselleştirme” boyutu olduğu belirlenmiştir.Article Çinko Uygulamasının Makarnalık Buğdayın (Triticum durum Desf.) Verim ve Bazı Kalite Özellikleri Üzerindeki Etkisi(2016) Aktaş, HüsnüBu çalışma çinkonun (Zn) toprak ve yapraktan beraber uygulanmasının Güneydoğu Anadolu Bölgesinde yoğun ekim alanına sahip 7 adet durum buğdayı çeşidinin verim, verim bileşenleri ve kalite özellikleri üzerine olan etkisinin araştırılması amacıyla yapılmıştır. Çalışma 2013-14 ve 2014-15 buğday yetiştirme sezonlarında sulu koşullarda Kızıltepe Meslek Yüksek Okulu Deneme Alanında tesadüf blokları deneme deseninde üç tekerrürlü olarak yürütülmüştür. Birinci yılda çinko kullanılan (+Zn) ve çinko kullanılmayan (-Zn) uygulamaların tane verimi ortalaması sırasıyla 742 - 693 kg/da ve istatistiki olarak önemsiz, ikinci yılda ise 751 - 659 kg/da ve istatistiki olarak önemli olarak tespit edilmiştir. Varyans analiz sonuçlarına göre, ilk yılda başakta tane sayısı, camsı tane oranı, sedimantasyon, protein oranı, yaş gluten özellikleri için uygulamalar arasındaki farklar istatistiki olarak önemli bulunurken (P<0.05 ya da P<0.01), ikinci yılda tane verimi, başak ağırlığı, camsı tane oranı, sedimantasyon, protein oranı, ve yaş gluten özellikleri için önemli bulunmuştur. Çalışmada kullanılan çeşitlerin +Zn ve –Zn uygulamalarındaki responsu farklı olmuş, her uygulamada da çeşitler arasındaki farklar incelenen özellikler bakımından istatistiki olarak önemli bulunmuştur. Çinko uygulaması ile en yüksek tane verimi artışı birinci yılda G1 çeşidinde, ikinci yılda ise G3 ve G5 çeşitlerinde gözlenirken, camsılık parametresi için birinci yılda çinko uygulaması ile en yüksek artış G3 ve G4 çeşitlerinde, ikinci yılda ise G2 ve G5 çeşitlerinde belirlenmiştir. Çinko uygulaması ile protein oranında en yüksek artış birinci yılda G7 çeşidinde ikinci yılda ise G6 çeşidinde gerçekleşmiştir. Birinci yılda G6 ve ikinci yılda ise G2 çeşitleri dışında çinko uygulaması ile bütün çeşitlerde SDS sedimantasyon değeri artış gösterirken, irmik rengi (b) için uygulamalar arasında belirgin bir fark gözlenmemiştir.Article An Examination on Knowledge Levels and Attitudes of Faculty of Health Sciences Students towards Social Oocyte Cryopreservation and Donation(2025) Değer, Vasfiye BayramAmaç: Bu araştırmanın amacı, sağlık bilimleri fakültesi öğrencilerinin sosyal yumurta dondurma ve yumurta donasyonu konusundaki bilgi ve tutumlarının belirlenmesidir. Yöntem: Araştırma tanımlayıcı tipte olup bir üniversitede öğrenin gören 667 öğrenci ile tamamlanmıştır. Araştırma verileri Google anket yöntemi ile toplanmıştır. Bulgular: Araştırmaya katılmayı kabul eden öğrencilerin “yaş” ortalaması 21,3±2,7 olarak saptanmıştır. Öğrencilerin %34,3’ü yumurta donasyonu hakkında bilgi sahibi olduğunu ifade etmiştir. Öğrencilerin %51,0’ı yumurta donasyonuna olumlu bakmaktadır. Öğrencilerin %74,5’i taşıyıcı annelik hakkında bilgi sahibi olduğunu, ifade etmiştir. Öğrenciler yumurta dondurma işleminin en çok %30,9 ile kanser/kemoterapi tedavisi alacak olanların yapabileceği görüşüne yer vermişlerdir. Öğrencilerin %82,5’i en uygun doğurganlık yaşının 25-29 yaş aralığı olduğunu ifade etmişlerdir. Sonuç: Bu araştırma öğrencilerin sosyal yumurta dondurma, donasyon ve doğurganlık hakkındaki düşüncelerini ortaya koymuştur. Özellikle ülkemizde yeni ve güncel olan sosyal dondurma ve donasyon ile ilgili konuların hem fertilite hem de doğurganlığı korumaya yönelik teknik olanaklar hakkında doğru bilgi vermek ve nihayetinde çocuk doğurmayı ertelemek için sağlık camiasının bu soruları tartışmaya ve cevaplamaya dahil olması gerektiğini vurgulamaktadırlar.Article The Effect of Talaromyces funiculosus ST976 Isolated from Pistacia vera Rhizosphere on Phosphorus Solubility in Soil Samples with Different Physicochemical Properties(Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi Tarım ve Doğa Dergisi, 2022) Derviş, Sibel; Türkölmez, Şahimerdan; Eren, Abdullah; Özer, GökselIn this study, a total of 78 Talaromyces isolates were isolated from the pistachio (Pistacia vera L.) rhizosphere heavily infested with Neoscytalidium spp. The identification studies of the four representative isolates based on morphological and molecular methods showed that all isolates were T. funiculosus. The 575 bp long sequence of the internal transcribed spacer region of T. funiculosus isolate ST976, selected as a representative of the isolates, was deposited in GenBank under accession no. MW130842. The Maximum Likelihood tree clustered the ST976 isolate with reference T. funiculosus isolates derived from the GenBank nucleotide database. The phosphorus dissolution ability of ST976 isolate was determined by an experiment using six soil samples collected from agricultural lands in various locations of Şanlıurfa province. The pH of the soil samples taken varied between 7.21 and 7.88. As a result of the analysis performed with the addition of the isolate ST976 applied to soil samples with different soil structures (Clay and Clay-Loam), it was determined that the isolate ST976 dissolved 109–311% more phosphorus than the control sample. The study is one of the first studies proving the ability of T. funiculosus isolate ST976 to dissolve phosphorus without any additives to soil solution was determined.Article Field Performance of Some Soybean [Glycine Max (L.) Merr.] Cultivars Sown on Different Dates(2023) Izgı, Mehmet NecatSoybean [Glycine max (L.) Merr.], with high oil and protein content, is one of the world's main nutritional sources and millions of hectares are given over to its cultivation. Intensive farming and producing multiple crops per year (such as second-crop soybean cultivation), can improve natural resource exploitation and productivity. The objective of this study was to examine the effects of some soybean cultivars on yield and yield components in lowland conditions in the Mardin province over the main-crop and second-crop seasons. This research was carried out in the lowland conditions of Mardin province in Türkiye in 2018 and 2019. The A-3127, Arısoy, Ataem-7, Blaze, Bravo, Cinsoy, Gapsoy-16, Lider, May-5312, Nova, SA-88, and Umut-2002 cultivars were used as plant material in this research. Since the region is suitable for growing double crops per year, soybean field trials were carried out both as a main crop and as a second-cropped. Sowing dates and 12 different soybean cultivars were taken as factors in the research. The first sowing took place on April 16, the second on April 25, the third on June 15, and the fourth on June 30 in both years of the research. Two sowings were the main crop, while the other two were second-crop. According to the results, the A-3127 (3700 kg ha-1) and Gapsoy-16 (3694 kg ha-1) cultivars produced the highest seed yield. The Arısoy (676 kg ha-1), Gapsoy-16 (676 kg ha-1), A-3127 (662 kg ha-1), and Cinsoy (662 kg ha-1) cultivars produced the most oil yield. The study determined that early sowing increases overall yield while late sowing decreases seed yield significantly (on average by 30%). For this region and in areas with similar agricultural environments where double-crop can be grown each year, early cultivars for a second crop may be recommended to reduce the vegetable food and oil deficit.Article “Konuşuyosak Ne Yababiliriz Kardeşim”: Twitter’da Konuşan Hayvanlar ve Türler Arası Yakınlık(Kültür ve İletişim Dergisi, 2023) Semra Özlem DişliSosyal medya, günümüz iletişim ve ilişki biçimlerinde önemli bir yer tutmaktadır. Bu çalışma ise, sosyal medyada insan ve hayvan ilişkilerini incelemek üzere odağa alınmıştır. Bu bağlamda sosyal medya ağlarından Twitter, sahiplerinin kendi ev hayvanları adına oluşturdukları profiller ile öne çıkar. Çalışmaya da temel teşkil eden bu profillerin en dikkat çekici özelliği, buradaki hayvanların konuşturulmaları veya literatürde yer aldığı şekli ile bu profillerin “konuşan hayvanlara” ait olmasıdır. Çalışma kapsamında toplamda 19 Twitter konuşan hayvan profili ve bu profillerin 2021 ile 2022 yıllarına ait gönderileri incelenmiştir. İncelenen bu profillerde hayvanlar, kendilerine özgü bir üslup ile gündelik pratiklerini, insanlar ve diğer hayvanlar ile ilişki biçimlerini, duygu ve düşüncelerini anlatmaktadırlar. Bu yolla, insanlar ve hayvanlar arasındaki ilişkilerde etki yaratmayı hedefleyen bir anlatı inşa edilmektedir. Bu anlatıyı adlandırmak üzere “türler arası yakınlık” ifadesi kullanılmıştır. İnsan ve hayvanı birbirinden bağımsız iki ayrı varoluş olarak ele alan yerleşik yaklaşımların aksine türler arası yakınlık, bu ikisi arasındaki sürekliliği, yakınlığı ve etkileşimi vurgular. Twitter konuşan hayvan profillerinin inşa ettiği türler arası yakınlık anlatısının temelinde de hayvan öznelliğinin tanınması yer almaktadır. Hayvan öznelliği ise, hayvanların “neredeyse insan ama tamamen değil” olarak betimlenmesine dayanır. Twitter konuşan hayvan profillerini dil, gündelik hayat, sosyal çevreye üyelik ve duygular bağlamında inceleyen bu çalışma, hayvanlara yönelik anlamlandırma ve değerlendirmeler ile insan-hayvan ilişkileri üzerine düşünmeyi amaçlamaktadır.Article Hegel's Concept of Desire in the Context of Deleuze's Critique of Idealist Desire(Beytulhikme Felsefe Cevresi, 2025) Yirmibes, Mert CanDeleuze critiques the conceptualization of desire through lack and acquisition within idealist philosophy and claims that the idealist notion of desire reduces production to the production of fantasy. He proposes an alternative concept of desire, which can be understood through pure production. This critique allows for a re-evaluation of Hegel's concept of desire as an idealist philosopher. This paper examines Hegel's concept of desire in the Phenomenology of Spirit, by focusing on the concepts of destructiveness, production, and satisfaction. The paper argues that Deleuze's understanding of desire as production is indeed present within Hegel's concept of desire, but production cannot be regarded as the fundamental characteristic of desire as seen in Deleuze's framework. The article concludes that, based on Hegel's analysis, lack and destructiveness are necessary conditions for the productive activity in desire, and that Deleuze's critique of idealist desire underlying the relationship between lack and acquisition is not sufficiently convincing, regarding Hegel's analysis of desire.Article Redefining Security in the Middle East: Representation of Security as an Emancipatory Discourse in the capernaum Film(Istanbul Univ, Fac Communication, 2020) Isik, Mehmet; Ozdemir, EmrahThe Middle East is considered as a marginalized geography and difficult to understand for Western countries due to an orientalist and postcolonial perspective. Today, Lebanon, which offers an important opportunity to understand the Middle East from the political, economic, sociological and security perspectives, is a country facing various problems such as poverty, economic and political instability, ethnic and sectarian conflicts, uncontrolled migration movements and gender inequalities. Capernaum is a significant and effective example in terms of reflecting different living conditions and security perceptions in the Lebanon. In this study, how the security is defined through the eyes of the people from the Lebanon and how the perception of threats is shaped by the security issues of Lebanon are examined through the compelling Capernaum (2018) film of Lebanese female director and screenwriter Nadine Labaki. In this respect, the qualitative thematic content analysis of the film is carried out and it is revealed how the economic, social and religious problems of the Lebanese individuals evaluated in the context of human security are reflected in the film. As a result of the analysis, Capernaum is an exemplary film in terms of addressing the security concerns of Lebanon with a human security and gender perspectives. However, the film cannot address the causes, historical and social origins of these problems adequately, so, this might cause disconnections in the imagination of the audience.Article Neden antropoloji? Aktivist antropoloji üzerine bir değerlendirme(Antropoloji, 2021) Dişli, Semra Özlem2020 yılının başından itibaren tüm dünyayı etkisi altına alan COVID-19salgını ve salgın yöntemi ekolojik yıkım, iklim krizi, yoksulluk ile yerleşikeşitsizlik gibi mevcut birçok sorunu daha da görünür hale getirdi.Bu yazı da antropolojinin bu mevcut sorunların çözümüne nasıl katkısağlayabileceği üzerine düşünerek, aktivist antropoloji yaklaşımını konuedinmektedir. Bu bağlamda yazı konuyu üç aşamada ele almaktadır. İlkolarak disiplinin sınırlarına ilişkin genel bir değerlendirme yapılmaktadır.Bu değerlendirme aktivizm ile antropoloji arasındaki keskin ayrımdanhareket etmektedir. İkinci olarak ise toplumsal sorunların çözümüneyönelik antropoloji yaklaşımını ifade eden uygulamalı antropolojiyaklaşımı ele alınmaktadır. Uygulamalı antropolojinin ele alınmasındakiamaç, aralarındaki benzerlik ve farklılıkları yoluyla aktivist antropolojininanalizine zemin hazırlamaktadır. Nihayet, aktivist antropoloji incelenerekantropolojiyi kamusal bir ses ve sorumluluğa, dahası bir mücadele alanıhaline dönüştürme imkânın ortaya konması hedeflenmektedir
