Browsing by Author "Değer, Vasfiye Bayram"
Now showing 1 - 15 of 15
- Results Per Page
- Sort Options
Article The Adjustment Levels of First and Second Year Undergraduate Students and Influencing Factors(Gümüşhane Üniversitesi Sağlık Bilimleri Dergisi, 2020) Değer Bayram, Vasfiye; Çifçi, Sema; Değer, Vasfiye BayramThis survey study was conducted to examine the adjustment levels of undergraduate students the influencing factors. The population of this descriptive study consisted of 789 first and second year students studying in Artuklu University Health College and Health Services Vocational College. The average age of the students was 19.90±1.53 years and 71.5% of them were female and 28.5% were male. It was also revealed that 32.9% of the students had difficulty in adjusting themselves to the university, 26.0% of them suffered loneliness at university, but 56.7% of them enjoyed their university life. The findings showed that 56.4% of the students considered the to be incompetent in their professional field of study while 62.9% of the students reported that the academic staffs had poor communication with them. A statistically significant difference was found between the opinions of the students who had difficulty in adjusting to the life at university and the students’ department, age, the level of satisfaction with their department, the adequacy of the equipment in the classrooms, the quality of the equipment in the classroom, enjoying the life at the university, experiencing loneliness, whether they have a sufficient communication with the academic staffs and whether the academic staffs are competent in their field of study.Article Evaluation of Attitudes and Knowledge Levels of University Employess towards Rational Drug Use and Health Perception(2021) Değer, Vasfiye Bayram; Çifçi, Sema; Ulutaşdemir, NilgünBu araştırma bir devletcen üniversitesinde görev yapan personellerin Akılcı İlaç Kullanımı (AİK) davranışlarının ve sağlık algılarının belirlenmesi amacı ile yapılmıştır. Kesitsel tipteki bu araştırmanın evrenini Türkiye’de bir devlet üniversitesinde görev yapan tüm personel oluşturmuştur. Araştırma, çalışmaya katılmayı kabul eden 342 personelle tamamlanmıştır. Araştırmanın verileri, pandemi koşullarından dolayı, çevrimiçi anket aracılığıyla toplanmıştır. Elde edilen veriler, SPSS 18 programına kaydedilerek, analizlerde tanımlayıcı istatistikler, normallik testleri, MannWhitney U testi, Kruskal-Wallis testi ve Spearman korelasyon kullanılmıştır. Araştırmaya katılan bireylerin yaş ortalaması 36,54±8,05 olarak bulunmuştur. Bireylerin %79,2’si erkek, %29,2’si doktora mezunu, %44,7’si akademik personeldir. Bireylerin AİK bilgi puan ortalaması (35,69±5,30) yeterli düzeyde olup, Akılcı İlaç Kullanımını, eğitim durumu, anne ve baba eğitim durumu, meslek, ekonomik düzey, aile tipi, cinsiyet ve yaşadığı yerin sağlık merkezine uzaklığı gibi faktörler etkilemektedir (p<0,05). Bireylerin sağlık algısı ise orta derecede (51,15±7,97) olup sağlık algısını eğitim, meslek ve sosyoekonomik düzey etkilemektedir (p<0,05). Akılcı ilaç kullanımı ve sağlık algısı konularında önemli adımlar atılabilmesi için öncelikle bu konulardaki mevcut durumun ortaya konması, bireylerin bu konulardaki bilgi düzeyleri ve tutumlarının belirlenmesi gerekmektedir. Sağlık algısı ve İlaç kullanımı bilincinin arttırılmasına yönelik eğitimler, araştırmalar ve sosyal politikalar yaygınlaştırılmalıdır. Anahtar Kelimeler: Akılcı ilaç kullanımı, Üniveriste personeli, Sağlık algısı, TutumArticle Citation - WoS: 1Citation - Scopus: 2Evaluation of the organizational innovation and self-efficiency levels of health workers(Acta Scientiarum. Health Sciences, 2023) Bayram Değer, Vasfiye; Vural Doğru, Birgül; Arslan, Nurgül; Doğru, Birgül Vural; Değer, Vasfiye BayramThe aim of this study was determine whether the personal features of the participants create a difference in terms of organizational innovation. This study was conducted with 1234 nurses and midwives. A multiple regression model was created to see and predict the effect on individuals' total innovative scores and self-efficacy scores. The total innovative and the self-efficacy score are predicted with multiple regression analyses. It was observed that the variable that most affected both the total innovative score and the self-efficacy score of the individuals was the education level of the individuals. The fact that midwives and nurses have a certain level of innovative and self-confidence is important for the society to receive better and faster health services. In this study, it was observed that the education level was important for the development of innovative and self-confidence in both groups.Article An Examination on Knowledge Levels and Attitudes of Faculty of Health Sciences Students towards Social Oocyte Cryopreservation and Donation(2025) Değer, Vasfiye BayramAmaç: Bu araştırmanın amacı, sağlık bilimleri fakültesi öğrencilerinin sosyal yumurta dondurma ve yumurta donasyonu konusundaki bilgi ve tutumlarının belirlenmesidir. Yöntem: Araştırma tanımlayıcı tipte olup bir üniversitede öğrenin gören 667 öğrenci ile tamamlanmıştır. Araştırma verileri Google anket yöntemi ile toplanmıştır. Bulgular: Araştırmaya katılmayı kabul eden öğrencilerin “yaş” ortalaması 21,3±2,7 olarak saptanmıştır. Öğrencilerin %34,3’ü yumurta donasyonu hakkında bilgi sahibi olduğunu ifade etmiştir. Öğrencilerin %51,0’ı yumurta donasyonuna olumlu bakmaktadır. Öğrencilerin %74,5’i taşıyıcı annelik hakkında bilgi sahibi olduğunu, ifade etmiştir. Öğrenciler yumurta dondurma işleminin en çok %30,9 ile kanser/kemoterapi tedavisi alacak olanların yapabileceği görüşüne yer vermişlerdir. Öğrencilerin %82,5’i en uygun doğurganlık yaşının 25-29 yaş aralığı olduğunu ifade etmişlerdir. Sonuç: Bu araştırma öğrencilerin sosyal yumurta dondurma, donasyon ve doğurganlık hakkındaki düşüncelerini ortaya koymuştur. Özellikle ülkemizde yeni ve güncel olan sosyal dondurma ve donasyon ile ilgili konuların hem fertilite hem de doğurganlığı korumaya yönelik teknik olanaklar hakkında doğru bilgi vermek ve nihayetinde çocuk doğurmayı ertelemek için sağlık camiasının bu soruları tartışmaya ve cevaplamaya dahil olması gerektiğini vurgulamaktadırlar.Master Thesis Examining the Effect of Lean Hospital Management on Workload in Emergency Services: the Case of an Education and Research Hospital(2025) Özay, Sultan; Değer, Vasfiye BayramGiriş: Acil servislerde yalın yönetimin iş yükü üzerine etkisinin incelenmek bu çalışmanın temel amacını oluşturmaktadır. Yöntem: Bu bağlamda, araştırma kapsamında öncelikle sağlık, yalın yönetim ve iş yükü konuları açıklanmış, ardından tanımlayıcı ve kesitsel türde bir araştırma ortaya koyulmuştur. Veri toplama esnasında tanıtıcı bilgiler formu, aşırı iş yükü ölçeği ve yalın yönetim ölçeği kullanılmıştır. Çalışma evreni 136, örnekleminin ise 129 acil servis çalışanından oluştuğu bu çalışma %94.85 ile evrene genellenebilir bir katılıma ulaşmıştır. Bulgular: Çalışmada aşırı iş yükü ölçek puanı ortalama 44.74 (±5.51) olarak, yalın yönetim ölçeğinin genel ortalaması ve standart sapması 2.70 (±0.67) olarak bulunmuş olup, hem iş yükü hem yalın yönetimde istatistiksel olarak anlamlı bir fark yaratan durumlar ise; nöbet tutma durumunda gece-gündüz şiftlerinde %79.2 oranı iş yükünde, 3.79 puan ile nöbet tutmayanların hem nöbet tutma durumu hemde haftada ortalama kaç saat nöbet tutulduğu maddeleri yalın yönetimde, haftada ortalama tutulan nöbet saati iş yükünde 32.19 saat, iş yükünün nasıl değerlendirildiği ankette çok ağır diyenlerin %42.6 iş yükü, 3.66 puan ile orta diyenler yalın yönetimde serviste çalışan personel sayısının yeterliliği durumunu kısmen yetersiz ve yetersiz diyenler %93.8 iş yükü, 3.68 puan ile kararsızım diyenler yalın yönetimde anlamlı olarak bulgulanmıştır. Serviste ortalama kaç hastanın muayene-tedavi-nakil sürecine katılındığı 25-75 ile %30.2 oranı ile sadece iş yükü üzerinde farklılık yaratmıştır. Yalın yönetim ile iş yükü arasında negatif yönlü ve güçlü bir ilişki bulunmuştur. Tanımlayıcı bilgi formunda 'nöbet tutma durumu', 'haftada ortalama kaç saat nöbet tutulduğu', 'iş yükünün nasıl değerlendirildiği', 'serviste çalışan personel sayısının yeterli olup olmaması', 'serviste günlük ortalama kaç hastanın muayene-tedavi-nakil sürecine katıldığı' yer alan maddeler ve 'yalın yönetim ölçeği' iş yükü üzerindeki değişimin %61'ini açıklamıştır. Sonuç: Çalışanların iş yükünü ağır buldukları ve hastanenin yalın yönetilmediği sonucuna varılmıştır. Yalın yönetimin acil servislerde iş yükünü etkilemekte olduğu; iş yükü yönetimi, fiziksel koşulların iyileştirilmesi, yalın yönetim uygulamalarının geliştirilmesi ve kullanımı acil servislerin iş süreçlerini yalınlaştırarak iş yükünü azaltacağı belirtilebilir.Article Gebelikte Aile İçi Şiddet ve Etkileyen Faktörler(2023) Çiftçi, Sema; Değer, Vasfiye Bayram; Ulutaşdemir, Nilgün; Balcı, Elçin; Çifçi, SemaGiriş: Gebelikte aile içi şiddet tüm toplumlar için önemli bir halk sağlığı sorunudur. Bu çalışmanın amacı aile içi şiddeti incelemek ve gebeliği etkileyen faktörleri belirlemektir. Yöntem: Kesitsel tanımlayıcı nitelikteki bu araştırmanın evrenini, Türkiye’nin güneydoğusundaki bir ilde 15 Aralık 2014-15 Ocak 2015 tarihleri arasında bir kadın doğum hastanesi ayaktan takip polikliniğine başvuran 747 hamile kadın oluşturdu. Veri toplamak için araştırmacılar tarafından literatüre dayalı olarak hazırlanan 25 sorudan oluşan bir anket kullanılmıştır. İstatistiksel analizde yüzdeler, ortalamalar, standart sapmalar ve ki-kare analizi kullanıldı ve p<0,05 anlamlı kabul edildi. Bulgular: Araştırmaya katılanların yaş ortalaması 26.43±5.4’tür. Gebelerin %7,2’si evlilikleri sırasında eşinden fiziksel, duygusal, ekonomik veya cinsel şiddete maruz kaldığını, bununla birlikte gebelerin %2,8’i ise şu anki gebeliklerinde şiddete maruz kaldığını bildirmiştir. Mevcut gebelikleri sırasında ve gebeliği istedikleri zamanda şiddete maruz kalma, eşinin şiddete karışması, gebelik sayısı ve geçmişte eşinin ailesinden şiddet görmüş olması arasında anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Sonuç: Şiddeti önlemek için aile eğitimi, danışmanlık hizmetleri, aile terapileri ve iletişim becerileri eğitimi verilmelidir. Gebelikte şiddete maruz kalmayı etkileyen faktörler arasında gebelikte şiddete maruz kalmak, gebeliği istememek, kocanın şiddete karışması, gebelik sayısı ve eşinin ailesi tarafından geçmişte şiddete maruz kalması sayılabilir.Book Part Global Disease Burdens, Risks, and Their Implications for Home Healthcare: Chronic Burdens in Home Health Systems(IGI Global, 2025) Bayram Deǧer, V.; Olğaç, K.; Değer, Vasfiye BayramThe global rise in the aging population, chronic diseases, and barriers to healthcare access has significantly increased the need for home healthcare services. The global burden of disease threatens both individual health and the sustainability of health systems. Home healthcare offers quality, person- centred care in the patient's environment while reducing institutional care pressures. Especially during the COVID- 19 pandemic, its importance has become more evident, highlighting the need for technological, political, and workforce- oriented reforms. These services address chronic disease management, elderly care, palliative support, and rehabilitation, making them essential for long- term care. According to WHO's 2019 report, noncommunicable diseases account for 71% of global deaths, underscoring the need for sustainable, home- based alternatives to hospital care. This chapter explores global disease burdens, policy and technology impacts, workforce needs, and the evolving role of home healthcare globally. © 2025 Elsevier B.V., All rights reserved.Article Hastanede Yatan Yaşlı ve Kronik Hastalığı Olan Bireylerin Anksiyete ve Baş Etme Düzeyleri ile Etkileyen Değişkenlerin İncelenmesi(2024) Kaçan, Havva; Değer, Vasfiye BayramAmaç: Bu araştırma hastanede yatan kronik hastalığı olan yaşlı hastaların anksiyete ve baş etme düzeylerinin belirlenmesi ve etkileyen değişkenlerin incelenmesi amacıyla yapılmıştır. Yöntemler: Çalışma tanımlayıcı ve ilişki arayıcı bir çalışma olarak planlanmıştır. Araştırmanın evrenini 01.04.2022-01.07.2023 tarihleri arasında hastaneye yatan 65 yaş kronik hastalığı olan 1426 hasta, örneklemini ise 310 hasta oluşturmuştur. Veriler, üç bölümden oluşan (yaşlı bireyleri tanımlayıcı form, Beck Anksiyete Ölçeği ve Stresle Başa Çıkma Tutumları Ölçeği) bir veri formu aracılığıyla toplanmıştır. Verilerin analizinde ortalama, sayı, yüzde, pearson korelasyon ve regresyon analizi (stepwise) kullanılmıştır. Sonuçlar: Yaşlı hastaların yaş ortalaması 70,83 ±5,66 olarak, hastalığı nedeni ile hastaneye yıllık yatış sayısı ortalaması 2,05±1,11 olarak saptanmıştır. Yaşlıların “anksiyete” puan ortalaması 23,53±9,85 olarak saptandı. Sıklıkla ilk üç sırada kullanılan başa çıkma tutumları dini başa çıkma (31,38±1,92), madde kullanımı (11,96±2,83), soruna odaklanma ve duyguları açığa vurma (10,32±2,29) olarak saptamıştır. Anksiyete düzeyini yaşın ileri olması arttırmakta (ß=0,229), sağlığı iyi olarak değerlendirme azaltmakta (ß=-0,338), hastalığı için hafif kaygı yaşadığını ifade etme azaltmakta (ß=-0,248)’ dır. Kronik hastalık sayısının fazla olması ise anksiyete düzeyini arttıran (ß=0,110) ve belirleyen değişkenler olarak saptanmıştır. Tartışma: Hastanede yatan kronik hastalığı olan yaşlıların kaygılı oldukları ve yaşanan kaygı ile etkili baş etmede yeterli olmadıklarını söyleyebiliriz. Yaşın ileri olması ve kronik hastalık sayısının fazla olması anksiyeteyi arttıran değişkenlerdir. Yaşlılar için özel olarak hizmet alabilecekleri geriatrik ruh sağlığı tedavi merkezleri, ruh sağlığını koruyucu ve özellikle depresyon ve kaygı bozukluğu gibi ruhsal hastalıkları önleyici özel hizmet birimlerinin (psikiyatri hekimi, hemşire, sosyal hizmet uzmanı ve psikoloğun da dahil olduğu) oluşturulması önerilmektedir.Master Thesis Hemşirelerde İş Yaşam Kalitesinin İş Doyumuna Etkisinde Motivasyonun Aracı Rolü(2025) Aslan, Bülent; Değer, Vasfiye BayramBu araştırma Mardin Eğitim Araştırma Hastanesinde çalışan hemşirelerin iş yaşam kalitesi, iş motivasyonu ve iş doyumu arasındaki ilişkinin incelenmesi amacıyla planlanmıştır.Bu çalışma bir hastanede çalışan hemşirelerin iş yaşam kalitesi, iş motivasyonu ve iş doyumu arasındaki ilişkinin incelenmesi amacıyla gözlemsel tanımlayıcı tipte bir çalışma olarak planlanmıştır. Bu doğrultuda iş yaşam kalitesi, motivasyonu ve iş doyumuna yönelik önerilerde bulunulması hedeflenmektedir.Article Hemşirelik Öğrencilerinin COVID-19 Korku Düzeyleri ve Sağlık Davranışları: Türkiye'de Karşılaştırmalı Bir Çalışma(2024) Değer, Vasfiye Bayram; Yiğitalp, Gülhan; Ulutaşdemir, NilgünBu çalışmanın amacı, Türkiye'nin iki bölgesinde eğitim gören hemşirelik öğrencilerinin pandemi sürecinde COVID-19 korku düzeylerini ve sağlık davranışlarını belirlemek ve bu konuda çözüm önerileri geliştirmektir. Kesitsel ve tanımlayıcı nitelikteki bu araştırmanın evrenini Ocak 2021-Mayıs 2021 tarihleri arasında Diyarbakır, Mardin, Trabzon ve Gümüşhane'deki devlet üniversitelerinde öğrenim gören hemşirelik öğrencileri oluşturmuştur. Her sınıftan minimum öğrenci sayısı 75 olup, tüm sınıflar Araştırmaya Mardin merkezli bu 4 ildeki üniversitelerden araştırmaya katılmayı kabul eden 1200 öğrenci dahil edilmiştir. Araştırmanın verilerine ilişkin sorular ile “Koronavirüs (COVID-19) Korku Ölçeği” ve “Sağlıklı Yaşam Tarzı Davranışları Ölçeği II” doğrudan gözetim altında yaklaşık 20 dakika süreyle uygulandı. Araştırma verilerinin analizinde frekanslar, ortalama değerler, standart sapmalar, t-testi, Mann Whitney U-testi, ANOVA, Kruskal Wallis ve korelasyon testleri kullanılmıştır. 1-2 ay içerisinde herhangi bir sağlık kuruluşuna başvurmayan, herhangi bir psikolojik rahatsızlığı bulunan, düzenli diyet ve düzenli egzersiz yapmadığını düşünen hemşirelik öğrencilerinin Koronavirus Korku Ölçeği puan ortalaması; yüksek ol. Herhangi bir psikolojik hastalığı olmayan, düzenli beslenme ve düzenli egzersiz yaptığını düşünen, uyku problemi olmayan hemşirelik öğrencilerinin Sağlıklı Yaşam Tarzı Davranışları Ölçeği II puan ortalamaları yüksek bulunmuştur. Araştırmada hemşirelik öğrencilerinin pandemi sürecinde COVID-19 korkuları ve sağlıklı yaşam tarzı davranışları yüksek düzeyde belirlendi. COVID-19 korkusunun en fazla olduğu hemşirelik öğrencileri Diyarbakır'da, sağlıklı yaşam tarzı davranışlarının en yüksek olduğu hemşirelik öğrencileri ise Trabzon'daydı.Article Kadın Akademisyenlerin Kariyer Engelileri: Bir Üniversite Örneği(2024) Ekmen, Mahmut; Değer, Vasfiye BayramKadınların iş hayatı içerisinde kariyer yapmalarının önünde çok fazla engel bulunabilmektedir. Özellikle akademisyenlik gibi ciddi bir disiplin, çalışma ve özveri isteyen alanlarda kariyer engelleri daha fazla sorun çıkarabilmektedir. Bu nedenlerle bu araştırma, bir kamu üniversitesinde görev yapan kadın akademisyenlerin kariyer engellerini ve etkileyen faktörleri belirlemek amacıyla planlanmıştır. Araştırma tanımlayıcı ve kesitsel tiptedir. Bir kamu üniversitesinde çalışan tüm kadın akademisyenler araştırma kapsamına alınmış olup araştırmaya katılmayı kabul eden 77 kadın akademisyen ile tamamlanmıştır. Araştırmanın verileri, iki bölümden oluşan bir veri formu aracılığıyla (Kişisel Bilgi Formu” ile “Kadın Akademisyenlerin Kariyer Engelleri Ölçeği”) online olarak toplanmıştır. Elde edilen veriler SPSS paket programı kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırma bulguları incelendiğinde, örgütsel koşulların evli ve çocukları olan kadın akademisyenler için kariyer engeli oluşturduğu görülmüştür. İdari görevinin olup olmaması kariyer engeli oluşturmamıştır. Mobbinge maruz kalmakta anlamlı bir kariyer engeli olmamıştır. “Kadın akademisyenlerin kariyer engelleri ölçeği” alt boyutlarından olan “Kalıplaşmış önyargılar” alt boyutu en fazla ortalama puana sahip alt boyut olmuştur. Çalışma hayatında mobbinge maruz kalma oranı %67.5 olarak tespit edilmiştir. İş yeri barışını tehdit eden mobingle mücadelede bireysel ve kurumsal önlemler üzerinde durularak konu ile ilgili farkındalıklar artırılabilir.Article Sağlık Bilimleri Fakültesi Öğrencilerinin İnfertiliteye Yönelik Tutumları ve Yardımcı Üreme Tekniklerine Yönelik Görüşleri(2025) Değer, Vasfiye BayramÖz Amaç: İnfertilite özellikle toplumsal baskı boyutu ile önemli bir sağlık sorunudur. Bu araştırma sağlık bilimleri fakültesi hemşirelik, ebelik ve beslenme/diyetetik bölümlerinde okuyan öğrencilerin infertiliteye yönelik bilgi düzeyleri ile tutumlarını incelemek amacıyla planlanmıştır. Gereç ve Yöntemler: Tanımlayıcı ve kesitsel tipte olan bu araştırma bir üniversitenin sağlık bilimleri fakültesinin 2022- 2023 bahar yarıyılının üç bölümünde öğrenim gören 729 öğrenci ile tamamlanmıştır. Araştırmanın verileri Google anket form aracılığıyla toplanmış olup, veri formu üç bölümden oluşmaktadır. Araştırma için gerekli etik ve kurum izinleri alınmıştır. Bulgular: Araştırmaya dâhil edilen öğrencilerin “yaş” ortalaması 22,730±2,227 olarak saptanmıştır. Öğrenciler %33,6 erkek, %66,4 ile kadın olarak dağılmaktadır. Öğrencilerin %37,6’sı hemşirelik, %33,5’i beslenme ve diyetetik, %28,9’u ebelik bölümünde öğrenim görmektedir. Öğrencilerin infertiliteye yönelik tutum ölçeği toplam puan ortalaması 49,10±7,51 olarak saptanmıştır. Araştırmamızda infertiliteye yönelik tutum ölçeği toplam puan ortalamaları bölüme göre anlamlı farklılık göstermektedir. Sonuç: Öğrencilerin İnfertiliteye Yönelik Tutum Ölçeği toplam puan ortalamaları literatüre göre daha yüksek bulunmuştur.Article The Social Significance of Vaccination and Infodemia in the Context of COVID-19(STED/Sürekli Tıp Eğitimi Dergisi, 2022) Bayram Değer, Vasfiye; Değer, Vasfiye BayramThe most important preventive health services for the individuals, one of the fundamental steps in protection and promotion of public health, is immunization. Vaccination has many benefits for both public health and socioeconomic aspects. Vaccines rank at the top of the most important breakthroughs in public health in the twentieth century. Currently, humanity is afflicted with a new pandemic. Today, humanity is in trouble with a new pandemic. There is no medication known to cure COVID-19 completely. It is currently treated symptomatically. Besides the social struggle such as social isolation, hygiene, mask, distancing, our sole weapon is vaccination and herd immunity. In countries succeeding in vaccinating against Covid-19 in the world, the rates of infection, need for intensive care and hospitalization and death toll are decreased with increases in vaccination rates above a certain level. However, recently, anti-vaccine attitudes, discourses and behaviors have started to constitute the agenda. It is vital to be vaccinated to protect the population from vaccine-preventable infectious diseases. Therefore, vaccine hesitancy, anti-vaccine and infodemic must be combated.Article Üniversite Öğrencilerin Kendi Kendine Meme Muayenesi Bilgi Düzeyleri(STED, 2018) Değer, Vasfiye Bayram; Çifçi, Sema; Saka, Günay; Ceylan, AliAmaç: Bu çalışma, Mardin Artuklu Üniversitesi Kredi Yurtlar Kurumu Kız Yurdunda kalan ve sağlık dışındaki bölümlerde okuyan öğrencilerin kendi kendine meme muayenesi ile ilgili uygulama, bilgi, tutum ve farkındalık düzeyini belirlemek amacıyla yapılmıştır. Yöntem: Tanımlayıcı tipteki bu araştırma, Ekim 2015- Şubat 2016 tarihleri arasında yapılmıştır. Araştırmanın evrenini Mardin Kredi Yurtlar Kurumunda kalan sağlık dışındaki bölümlerde okuyan 520 öğrenci oluşturmuştur. Araştırmada, literatür taraması sonucu hazırlanan 3 bölümlük anket formu, yüz yüze görüşme tekniği ile uygulanmıştır. Verilerin analizinde yüzdelik hesaplama, ortalama Ki-Kare testi kullanılmıştır. p <0.05 istatistiksel olarak anlamlı kabul edilmiştir. Bulgular: Araştırma kapsamına alınan öğrencilerin %87,5’i (n=398) lisans, %12,5’i (n=57) ön lisans öğrencisidir. Araştırmaya katılan öğrencilerin %54,9’unun (n=250) Kendi Kendine Meme Muayenesi’ nin ne olduğunu bildiği, bunlardan %55,6’sının (n=216) gerekli bilgiyi sağlık personelinden aldığı görülmüştür. Öğrencilerin %63,5’i (n=289) Kendi Kendine Meme Muayenesi’ ni kimlerin yapması gerektiği; %30,5’ i (n=139) Kendi Kendine Meme Muayenesi’ ne başlama yaşını; %12,1’i (n=55) Kendi Kendine Meme Muayenesi’ nin zamanlamasının öğrenciler tarafından doğru bilindiği tespit edilmiştir. Öğrencilerin %49,2’ si (n=224) Kendi Kendine Meme Muayenesi’nin nasıl yapıldığını bildiğini, %39,6’ sının (n=180) Kendi Kendine Meme Muayenesi’ni yaptığını ifade etmiştir. Araştırma kapsamına alınan ve Kendi Kendine Meme Muayenesi’ ni yapan öğrencilerin %43,3’ünün (n=78) ayda 1 defa düzenli olarak, %15,0’nın (n=27) adet kanamasından 5- 7 gün sonra Kendi Kendine Meme Muayenesi’ ni yaptığı belirlenmiştir. Kendi Kendine Meme Muayenesi’ ni hiç uygulamayan öğrencilerin (n=275) %28,7’si “Nasıl yapılacağı gösterilmediği için”, “Ne arayacağımı bilmediğim için” yanıtını vermişlerdir. Sonuçlar: Araştırma bulgularına dayanarak öğrencilerin Kendi Kendine Meme Muayenesini yeterince bilmedikleri, Kendi Kendine Meme Muayenesi yaptığını ifade eden öğrencilerin ise yarısından azının her ay düzenli olarak yaptığı tespit edilmiştir. Kendi Kendine Meme Muayenesi hakkında bilgi sahibi olmama, çok meşgul olma, unutma, utanma gibi faktörlerin muayene yapamamada etkili olduğu bulunmuştur.Article Yaşlının Kendini İhmal Etmesinde Yalnızlık, Depresyon ve Ölüm Kaygısının Etkisi(2024) Kaçan, Havva; Değer, Vasfiye BayramTüm dünyada olduğu gibi Türkiye'de de yaşlı nüfus artmaktadır Nüfusun yaşlanması ise yaşlılıkla ilgili sağlık sorunlarını özelliklede kendini ihmal, yalnızlık, depresyon, ölüm kaygısı gibi halk sağlığı konularını gündeme getirmektedir. Kendini ihmalin ve etkili olan risk faktörlerinin tespit edilmesi önemlidir. Bu çalışmada, yaşlının kendini ihmal etmesi ile yalnızlık, depresyon ve ölüm kaygısı arasındaki ilişkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. Bu araştırma ilişki arayıcı ve tanımlayıcı desende planlanmış ve araştırmaya katılmayı kabul eden 176 yaşlı birey ile tamamlanmıştır. Araştırma verileri beş bölümden oluşan yaşlı birey tanıtım formu, Yaşlılarda Kendini İhmal Ölçeği, Yaşlılar İçin Yalnızlık Ölçeği, Geriatik Depresyon Ölçeği, Templer’in Ölüm Anksiyetesi Ölçeği kullanılarak yüz yüze görüşme tekniği ile toplanmıştır. Yaşlılarda kendini İhmal %44,4 oranında yalnızlık, depresyon, ölüm kaygısı değişkenleri ile açıklanmaktadır (R2=0,444). Depresyon(ß=0,184) ve Ölüm Kaygısı (ß=0,584) yaşlılarda kendini ihmal toplam düzeyini arttırmaktadır. Yalnızlık yaşlılarda kendini ihmal toplam düzeyini etkilememektedir. (p>0.05). Yalnız yaşayan yaşlıların yalnızlık düzeyleri eş ve çocukları ile yaşayanlara göre yüksek bulunmuştur (p<0.05). Depresyon ve Ölüm kaygısı yaşlılarda kendini ihmal düzeyini arttırmaktadır. Yaşlı bireylerin ölüm kaygısının kendini ihmali en çok etkileyen değişken olduğu söylenebilir. Yaşlılık döneminde gelişebilecek depresyonun erken fark edilmesi ve tedaviye başlanması, ölüm kaygısını etkileyen faktörlerin yaşlılarda araştırılması ve bu faktörlere yönelik psikoeğitim müdahale çalışmalarının planlanması yaşlıların kendini ihmal etmesinin önüne geçilmesinde önemlidir. Bu araştırma kendini ihmal ile depresyon, yalnızlık, ölüm kaygısı ilişkisini inceleyen özgün bir çalışmadır ve yaşlıya sağlık hizmeti sunumunda bütüncül yaklaşımın önemli olduğunu göstermektedir.

