Browsing by Author "Değer, Vasfiye Bayram"
Now showing 1 - 5 of 5
- Results Per Page
- Sort Options
Article Gebelikte Aile İçi Şiddet ve Etkileyen Faktörler(2023) Çiftçi, Sema; Değer, Vasfiye Bayram; Ulutaşdemir, Nilgün; Balcı, ElçinGiriş: Gebelikte aile içi şiddet tüm toplumlar için önemli bir halk sağlığı sorunudur. Bu çalışmanın amacı aile içi şiddeti incelemek ve gebeliği etkileyen faktörleri belirlemektir. Yöntem: Kesitsel tanımlayıcı nitelikteki bu araştırmanın evrenini, Türkiye’nin güneydoğusundaki bir ilde 15 Aralık 2014-15 Ocak 2015 tarihleri arasında bir kadın doğum hastanesi ayaktan takip polikliniğine başvuran 747 hamile kadın oluşturdu. Veri toplamak için araştırmacılar tarafından literatüre dayalı olarak hazırlanan 25 sorudan oluşan bir anket kullanılmıştır. İstatistiksel analizde yüzdeler, ortalamalar, standart sapmalar ve ki-kare analizi kullanıldı ve p<0,05 anlamlı kabul edildi. Bulgular: Araştırmaya katılanların yaş ortalaması 26.43±5.4’tür. Gebelerin %7,2’si evlilikleri sırasında eşinden fiziksel, duygusal, ekonomik veya cinsel şiddete maruz kaldığını, bununla birlikte gebelerin %2,8’i ise şu anki gebeliklerinde şiddete maruz kaldığını bildirmiştir. Mevcut gebelikleri sırasında ve gebeliği istedikleri zamanda şiddete maruz kalma, eşinin şiddete karışması, gebelik sayısı ve geçmişte eşinin ailesinden şiddet görmüş olması arasında anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Sonuç: Şiddeti önlemek için aile eğitimi, danışmanlık hizmetleri, aile terapileri ve iletişim becerileri eğitimi verilmelidir. Gebelikte şiddete maruz kalmayı etkileyen faktörler arasında gebelikte şiddete maruz kalmak, gebeliği istememek, kocanın şiddete karışması, gebelik sayısı ve eşinin ailesi tarafından geçmişte şiddete maruz kalması sayılabilir.Article Hastanede Yatan Yaşlı ve Kronik Hastalığı Olan Bireylerin Anksiyete ve Baş Etme Düzeyleri ile Etkileyen Değişkenlerin İncelenmesi(2024) Kaçan, Havva; Değer, Vasfiye BayramAmaç: Bu araştırma hastanede yatan kronik hastalığı olan yaşlı hastaların anksiyete ve baş etme düzeylerinin belirlenmesi ve etkileyen değişkenlerin incelenmesi amacıyla yapılmıştır. Yöntemler: Çalışma tanımlayıcı ve ilişki arayıcı bir çalışma olarak planlanmıştır. Araştırmanın evrenini 01.04.2022-01.07.2023 tarihleri arasında hastaneye yatan 65 yaş kronik hastalığı olan 1426 hasta, örneklemini ise 310 hasta oluşturmuştur. Veriler, üç bölümden oluşan (yaşlı bireyleri tanımlayıcı form, Beck Anksiyete Ölçeği ve Stresle Başa Çıkma Tutumları Ölçeği) bir veri formu aracılığıyla toplanmıştır. Verilerin analizinde ortalama, sayı, yüzde, pearson korelasyon ve regresyon analizi (stepwise) kullanılmıştır. Sonuçlar: Yaşlı hastaların yaş ortalaması 70,83 ±5,66 olarak, hastalığı nedeni ile hastaneye yıllık yatış sayısı ortalaması 2,05±1,11 olarak saptanmıştır. Yaşlıların “anksiyete” puan ortalaması 23,53±9,85 olarak saptandı. Sıklıkla ilk üç sırada kullanılan başa çıkma tutumları dini başa çıkma (31,38±1,92), madde kullanımı (11,96±2,83), soruna odaklanma ve duyguları açığa vurma (10,32±2,29) olarak saptamıştır. Anksiyete düzeyini yaşın ileri olması arttırmakta (ß=0,229), sağlığı iyi olarak değerlendirme azaltmakta (ß=-0,338), hastalığı için hafif kaygı yaşadığını ifade etme azaltmakta (ß=-0,248)’ dır. Kronik hastalık sayısının fazla olması ise anksiyete düzeyini arttıran (ß=0,110) ve belirleyen değişkenler olarak saptanmıştır. Tartışma: Hastanede yatan kronik hastalığı olan yaşlıların kaygılı oldukları ve yaşanan kaygı ile etkili baş etmede yeterli olmadıklarını söyleyebiliriz. Yaşın ileri olması ve kronik hastalık sayısının fazla olması anksiyeteyi arttıran değişkenlerdir. Yaşlılar için özel olarak hizmet alabilecekleri geriatrik ruh sağlığı tedavi merkezleri, ruh sağlığını koruyucu ve özellikle depresyon ve kaygı bozukluğu gibi ruhsal hastalıkları önleyici özel hizmet birimlerinin (psikiyatri hekimi, hemşire, sosyal hizmet uzmanı ve psikoloğun da dahil olduğu) oluşturulması önerilmektedir.Article Kadın Akademisyenlerin Kariyer Engelileri: Bir Üniversite Örneği(2024) Ekmen, Mahmut; Değer, Vasfiye BayramKadınların iş hayatı içerisinde kariyer yapmalarının önünde çok fazla engel bulunabilmektedir. Özellikle akademisyenlik gibi ciddi bir disiplin, çalışma ve özveri isteyen alanlarda kariyer engelleri daha fazla sorun çıkarabilmektedir. Bu nedenlerle bu araştırma, bir kamu üniversitesinde görev yapan kadın akademisyenlerin kariyer engellerini ve etkileyen faktörleri belirlemek amacıyla planlanmıştır. Araştırma tanımlayıcı ve kesitsel tiptedir. Bir kamu üniversitesinde çalışan tüm kadın akademisyenler araştırma kapsamına alınmış olup araştırmaya katılmayı kabul eden 77 kadın akademisyen ile tamamlanmıştır. Araştırmanın verileri, iki bölümden oluşan bir veri formu aracılığıyla (Kişisel Bilgi Formu” ile “Kadın Akademisyenlerin Kariyer Engelleri Ölçeği”) online olarak toplanmıştır. Elde edilen veriler SPSS paket programı kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırma bulguları incelendiğinde, örgütsel koşulların evli ve çocukları olan kadın akademisyenler için kariyer engeli oluşturduğu görülmüştür. İdari görevinin olup olmaması kariyer engeli oluşturmamıştır. Mobbinge maruz kalmakta anlamlı bir kariyer engeli olmamıştır. “Kadın akademisyenlerin kariyer engelleri ölçeği” alt boyutlarından olan “Kalıplaşmış önyargılar” alt boyutu en fazla ortalama puana sahip alt boyut olmuştur. Çalışma hayatında mobbinge maruz kalma oranı %67.5 olarak tespit edilmiştir. İş yeri barışını tehdit eden mobingle mücadelede bireysel ve kurumsal önlemler üzerinde durularak konu ile ilgili farkındalıklar artırılabilir.Article Üniversite Öğrencilerin Kendi Kendine Meme Muayenesi Bilgi Düzeyleri(STED, 2018) Değer, Vasfiye Bayram; Çifçi, Sema; Saka, Günay; Ceylan, AliAmaç: Bu çalışma, Mardin Artuklu Üniversitesi Kredi Yurtlar Kurumu Kız Yurdunda kalan ve sağlık dışındaki bölümlerde okuyan öğrencilerin kendi kendine meme muayenesi ile ilgili uygulama, bilgi, tutum ve farkındalık düzeyini belirlemek amacıyla yapılmıştır. Yöntem: Tanımlayıcı tipteki bu araştırma, Ekim 2015- Şubat 2016 tarihleri arasında yapılmıştır. Araştırmanın evrenini Mardin Kredi Yurtlar Kurumunda kalan sağlık dışındaki bölümlerde okuyan 520 öğrenci oluşturmuştur. Araştırmada, literatür taraması sonucu hazırlanan 3 bölümlük anket formu, yüz yüze görüşme tekniği ile uygulanmıştır. Verilerin analizinde yüzdelik hesaplama, ortalama Ki-Kare testi kullanılmıştır. p <0.05 istatistiksel olarak anlamlı kabul edilmiştir. Bulgular: Araştırma kapsamına alınan öğrencilerin %87,5’i (n=398) lisans, %12,5’i (n=57) ön lisans öğrencisidir. Araştırmaya katılan öğrencilerin %54,9’unun (n=250) Kendi Kendine Meme Muayenesi’ nin ne olduğunu bildiği, bunlardan %55,6’sının (n=216) gerekli bilgiyi sağlık personelinden aldığı görülmüştür. Öğrencilerin %63,5’i (n=289) Kendi Kendine Meme Muayenesi’ ni kimlerin yapması gerektiği; %30,5’ i (n=139) Kendi Kendine Meme Muayenesi’ ne başlama yaşını; %12,1’i (n=55) Kendi Kendine Meme Muayenesi’ nin zamanlamasının öğrenciler tarafından doğru bilindiği tespit edilmiştir. Öğrencilerin %49,2’ si (n=224) Kendi Kendine Meme Muayenesi’nin nasıl yapıldığını bildiğini, %39,6’ sının (n=180) Kendi Kendine Meme Muayenesi’ni yaptığını ifade etmiştir. Araştırma kapsamına alınan ve Kendi Kendine Meme Muayenesi’ ni yapan öğrencilerin %43,3’ünün (n=78) ayda 1 defa düzenli olarak, %15,0’nın (n=27) adet kanamasından 5- 7 gün sonra Kendi Kendine Meme Muayenesi’ ni yaptığı belirlenmiştir. Kendi Kendine Meme Muayenesi’ ni hiç uygulamayan öğrencilerin (n=275) %28,7’si “Nasıl yapılacağı gösterilmediği için”, “Ne arayacağımı bilmediğim için” yanıtını vermişlerdir. Sonuçlar: Araştırma bulgularına dayanarak öğrencilerin Kendi Kendine Meme Muayenesini yeterince bilmedikleri, Kendi Kendine Meme Muayenesi yaptığını ifade eden öğrencilerin ise yarısından azının her ay düzenli olarak yaptığı tespit edilmiştir. Kendi Kendine Meme Muayenesi hakkında bilgi sahibi olmama, çok meşgul olma, unutma, utanma gibi faktörlerin muayene yapamamada etkili olduğu bulunmuştur.Article Yaşlının Kendini İhmal Etmesinde Yalnızlık, Depresyon ve Ölüm Kaygısının Etkisi(2024) Kaçan, Havva; Değer, Vasfiye BayramTüm dünyada olduğu gibi Türkiye'de de yaşlı nüfus artmaktadır Nüfusun yaşlanması ise yaşlılıkla ilgili sağlık sorunlarını özelliklede kendini ihmal, yalnızlık, depresyon, ölüm kaygısı gibi halk sağlığı konularını gündeme getirmektedir. Kendini ihmalin ve etkili olan risk faktörlerinin tespit edilmesi önemlidir. Bu çalışmada, yaşlının kendini ihmal etmesi ile yalnızlık, depresyon ve ölüm kaygısı arasındaki ilişkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. Bu araştırma ilişki arayıcı ve tanımlayıcı desende planlanmış ve araştırmaya katılmayı kabul eden 176 yaşlı birey ile tamamlanmıştır. Araştırma verileri beş bölümden oluşan yaşlı birey tanıtım formu, Yaşlılarda Kendini İhmal Ölçeği, Yaşlılar İçin Yalnızlık Ölçeği, Geriatik Depresyon Ölçeği, Templer’in Ölüm Anksiyetesi Ölçeği kullanılarak yüz yüze görüşme tekniği ile toplanmıştır. Yaşlılarda kendini İhmal %44,4 oranında yalnızlık, depresyon, ölüm kaygısı değişkenleri ile açıklanmaktadır (R2=0,444). Depresyon(ß=0,184) ve Ölüm Kaygısı (ß=0,584) yaşlılarda kendini ihmal toplam düzeyini arttırmaktadır. Yalnızlık yaşlılarda kendini ihmal toplam düzeyini etkilememektedir. (p>0.05). Yalnız yaşayan yaşlıların yalnızlık düzeyleri eş ve çocukları ile yaşayanlara göre yüksek bulunmuştur (p<0.05). Depresyon ve Ölüm kaygısı yaşlılarda kendini ihmal düzeyini arttırmaktadır. Yaşlı bireylerin ölüm kaygısının kendini ihmali en çok etkileyen değişken olduğu söylenebilir. Yaşlılık döneminde gelişebilecek depresyonun erken fark edilmesi ve tedaviye başlanması, ölüm kaygısını etkileyen faktörlerin yaşlılarda araştırılması ve bu faktörlere yönelik psikoeğitim müdahale çalışmalarının planlanması yaşlıların kendini ihmal etmesinin önüne geçilmesinde önemlidir. Bu araştırma kendini ihmal ile depresyon, yalnızlık, ölüm kaygısı ilişkisini inceleyen özgün bir çalışmadır ve yaşlıya sağlık hizmeti sunumunda bütüncül yaklaşımın önemli olduğunu göstermektedir.