Repository logoGCRIS
  • English
  • Türkçe
  • Русский
Log In
New user? Click here to register. Have you forgotten your password?
Home
Communities
Browse GCRIS
Entities
Overview
GCRIS Guide
  1. Home
  2. Browse by Author

Browsing by Author "Kara, Zülküf"

Filter results by typing the first few letters
Now showing 1 - 20 of 22
  • Results Per Page
  • Sort Options
  • Loading...
    Thumbnail Image
    Doctoral Thesis
    Clinical Sociology: From a Sociology at the Margins To an Intervention Sociology
    (2025) İmret, Amine; Kara, Zülküf
    Toplumsalı anlama ya da açıklama biçimi olarak sosyoloji, klasik geleneğinden bu yana büyük epistemolojik birikimini kavramsal ve kuramsal bakiyesini de göz önüne alarak gündelik hayat sosyolojisindeki değişimlere odaklamış ve olası entelektüel çıkarımlarını yeni bir eksene doğru kaydırmış görünmektedir. Bu eksen, sosyolojik düşüncenin derinliğine ve çerçevesine büyük bir ivme kazandıracak gibi görünmektedir. Sosyolojik teoriyi toplumsal alandan başlamak üzere 'klinik' bir eksene oturtmaya çalışan bu yeni ivme, sosyal değişim parametrelerini beden, patoloji, müdahale ve travma bağlamında yeniden okumaya tabi tutmaktadır. Sosyolojinin epistemolojik çeperlerini genişletme gayesi taşıyan bu tezde, toplumsal sınırlarda dolaşan sosyolojinin bir klinik müdahale biçimi olarak teorik/pratik bir genişleme sağlayıp sağlamayacağı tartışma konusu yapılmıştır. Tartışma, sosyolojik bir kavram olarak kliniğin, toplumsal bedende patolojik olandan kesitler edinerek sorunun iyileşmesini sağlayan interdisipliner bir çabaya doğru evrilmiştir. Öyle ki klinik sosyolog, sorunlu davranışın istenen yönde değişimi için tek tek bireylerle, ailelerle, gruplarla, kurumlarla ve hatta uluslararası düzeyde bile faaliyet yürütebilmektedir. Dolayısıyla sınırdan bir sosyolojiden müdahale yapabilen ve bizzat alandan patolojik veriler toplayarak toplumsal, bireysel veya kurumsal tüm düzeylerde metodolojik bir iş birliğine imkân sağlayan yeni bir müdahale sosyoloji söz konusudur. Özetle bu çalışmadaki amaç, sosyolojik teoriyi kullanıma ve uygulamaya sokmaya çalışan klinik sosyolojiye dair detaylı bir literatür taraması yapmak ve klinik sosyolojiyi Türkiye sosyolojisine kazandırmaktır. Aynı zamanda klinik sosyolog etiketi altında, sosyolojinin güncel ve aktif kullanım alanlarının çeşitliliğini ortaya koymaktır.
  • Loading...
    Thumbnail Image
    Master Thesis
    DİJİTAL SOSYOLOJİ YA DA YENİ TOPLUMSALLIKLAR
    (2018) KARDAŞ, SUZAN; Kara, Zülküf
    Dijital Sosyoloji’nin kapsam ve içerik çeşitliliğinin detaylı olarak işlendiği bu çalışmada, klasik temellerden modern ve post-modern dönemdeki dijital izlere değinilmiş, geniş bir yelpazede çalışmanın teorik çerçevesi oluşturulmuştur. Akabinde dijital sosyolojinin bir bilim dalı olarak işlenmeye başlandığı yerli ve yabancı literatürdeki bilimsel araştırmalara değinilmiştir. Kitle iletişim araçlarının dijitalleşmeye ve gündelik yaşamın sanal evrene evrildiği, bireylerin virtüel gurbetçiye dönüşerek sanal evrene göç ettiği günümüz dijital toplum, genel hatlarıyla incelenmiştir. Bireyin sanal evrende dijital bir kimliğe bürünerek sosyalleşme sürecini tamamlaması, sosyalleşme mekânlarının yerine fiziksel sınırları aşan siber/sanal mekânların varlık göstermesinin toplumsal düzendeki dönüşümü incelenmiştir. Bireyin, arzu ve hazlarını bedensel sınırlarından taşırarak sosyal paylaşım ağlarında serbest dolaşıma sokması ve mahremiyet alanını siber mekânlarda gösterime açması, diğer bireylerin ‘‘bakış’’ına maruz bırakmasının toplumsal olguların içinin nasıl boşaltıldığı üzerinde durulmuştur. Tüm bu değişim ve dönüşümde iktidarın, sosyal medya ve dijital iletişim araçları üzerinden toplumu ve bireyi modern Panoptikon’un dijitalleşmiş versiyonuyla (dijital gözetim) tahakküm altına alışı irdelenmiştir.
  • Loading...
    Thumbnail Image
    Master Thesis
    EKRAN YA DA BAKIŞ: BAUDRİLLARD’DA SİMÜLASYON KURAMI
    (2014) BEDİR, ÇETİN; Kara, Zülküf
    Bu kuramsal çalışmanın ana başlığını, Ekran ya da Bakış: Baudrillard’da Simülasyon Kuramı şeklinde kavramsallaştırdık. Bir alt başlık altında ise mevzuyu, Baudrillard’ın simülasyon kuramı bağlamında, esnek/şeffaf ekran olarak oluşturduk. Buna ilaveten çalışma boyunca yoğun işlenecek olan, ekran’ın artık sanal ile gerçeğin arasındaki sınırı esnettiği, bu şekli ile ekranın artık sanal olan tüm göstergeleri gerçeğin içerisine rahatça dağıtabildiği iddiasıdır. Sanallığın ve gerçeğin ekran şahsında sıkı bir etkileşim kurduğunu kritik etmeye çalışan bu kuramsal çalışma, ayrıca sanal dünya ile gerçek dünya arasında bir ‘ara yüz’ teşkil eden ekranın artık esnekleşip sanal ile gerçeğin sınırından kaydığı, dağılım teşkil ettiği iddiasıdır. Baudrillard’ın simülasyon kuramı örgüsü bağlamında, ekran’ın sanallık, gerçeklik izleğinde mevcut pozisyonunu tahlil ederek, ekran’ın basit bir ‘çerçeve’ olmaktan çıktığı ve gerçeğin sınırlarına sızdığını/dağıldığını teslim etmektir. Ekran artık bir bilgisayar ya da TV çerçevesi değil, gündelik yaşamın içerisinde dağılan semiyolojik bir gösterge olarak okunabilir. Gündelik hayattaki ışıltılı tablolar, reklam billboardları, yazının üzerinde bir metne dönüştüğü tüm alışveriş mağazaları ve marketleri ile modern/post modern bireyin gözlerini bir imge objektifine dönüştürmüş gibi durur. Bu sanallığın imgesel yayılımı, bakışın gözeneklerinde edindiği yuva, gözü, her an bir yurt edinme telaşına sürükler gibi durur. Evde edindiği ‘imge bombardımanı’ndan sakınmaya çalışan gözün, gündelik yaşamın içerisine/dışarıya açılması da bir o kadar yorucu bir serüvene atılmasını anımsatır. Dışarının ya da kamusal alanının dağılımlarında izleğe kurulan imgesel pusu, adeta modern/post modern bireyin kaçınılmaz yazgısına dönüşüyor. Dolayısıyla bu çalışmada bakış, gerçeğin temsili olarak kodlanırken, objektif ise sanal temsil üzerinden kritik edilmeye çalışılacaktır. Esnek ekran olarak da tabir ettiğimiz kavram ile bu iki mecranın(gerçek ve sanal) geçişkenliğinin Baudrillard’daki simülasyon kuramı bağlamındaki tezahürlerine değinilmeye çalışılacaktır. Baudrillard’ın ‘radikal kuram’ ya da ‘kuramsal şiddet’ okumaları izleğinde sabit metin okumalarının karşısında hermenotik; belirli yapı karşısında postyapısalcı; olumlayıcı ya da uzlaşmacı kuramlar karşısında da ‘radikal kuramsallığı’ esas alan bir kuramsal metodoloji izlenmeye çalışılacaktır.
  • Loading...
    Thumbnail Image
    Master Thesis
    Etiketli bedenler: Sakatlık üzerine sosyolojik bir değerlendirme
    (Mardin Artuklu Üniversitesi, 2013) Aydın, Halime; Kara, Zülküf
    Sakatlık toplumsal bir tanımlamadır. Engelli bireye atfedilen kültürel anlamlar etkileşim sürecinde kazanılır. Kültürel anlamlar toplumdan topluma değişiklik gösterir. Bireyin fiziksel özelliği, aslında onun içinde yaşadığı toplumun bir parçası olmasının engelleyicisi değildir, ancak engeline yüklenen anlamlar onun etiketlenerek engellenmesini yaratandır. Engelli bireylere ilişkin bakış açısı, engelli bireylerin sosyal konumunu ve kültürel görünürlülüğü konusunda belirleyici olduğundan, engelli bireylere toplum tarafından atfedilen anlamları incelemek önemlidir. Özürlü olmanın temelinde bio-fiziksel faktörlerin olduğu gerçekliği var olsa da özürlülük sosyal olarak inşa edilmektedir. Tarihsel süreç içinde özürlü bireylerin karşılaştıkları engellerle sistemli mücadele hareketlerinin gelişimine paralel olarak özürlü olma sadece medikal söylemde değil, sosyal olarak inşa edildiği kabul edilen sosyal söylemde de ele alınmaya başlamıştır. Çalışmada sosyal model çerçevesinde gelişen özürlü kimlik söylemi ve sosyal inşa içinde önemli bir süreç olan ?etiketleme? söylemi tartışmaları ele alınmıştır. Elde edilen sonuçlar engellilere yönelik toplumsal algının son derece olumsuz ve önyargılı olduğunu, engellilerin aileleriyle birlikte toplum tarafından dışlandığını, bundan dolayı engelli çocuğu olan ebeveynlerin de mümkün olduğu kadar toplum içine çıkmamayı tercih ettiğini ortaya koymuştur. Sağlıklı bedenin, etiketli bedeni ?ucube? olarak algılamasında toplumun sağlıklı beden algısının rolü olduğunu düşünmekteyiz. Bundan ötürü bedenin herhangi bir uzvunun sakat olması, toplumsal bedenin kültürel olarak nasıl inşa edildiği ile yakından ilgili görünmektedir.
  • Loading...
    Thumbnail Image
    Master Thesis
    Felsefeye beden katmak: Deleuze düşüncesinde beden ve kapitalizm sorunsalı
    (Mardin Artuklu Üniversitesi, 2019) Demir, Sercan; Kara, Zülküf
    Bu çalışmamızda beden-kapitalizm sorunsalını, Deleuze'in beden sosyolojisi alanına kazandırmış olduğu felsefi kavramlar eşliğinde tartışmaya çalıştık. Beden sosyolojisi alanında organsız beden, arzu, affect, şizoanaliz vb. kavram repertuarıyla artık toplumsallık yeni düşünme biçimleriyle kurulmaktadır. Deleuze'ün birey ve toplumsal yapı arasında kurulan bedensel bağlantıları, yapı ve aktör hakkında gerçekçi veri dokümanlarının elde edilmesinde yeni bir felsefi bakış sunmaktadır. Deleuze bedeni, köken olarak düalist karmaşadan kurtararak dünyadaki diğer güç aktörlerle ve diğer bedenlerle ilişki kurabilen sürekli oluş içerisinde değişebilen, yenilenebilen aktif bir süreç olarak görür. Deleuze hem epistemolojik hem de sosyal teori açısından yeni kavramlaştırma önerilerinde bulunurken aynı zamanda da beden sosyolojisinin sınırlarını oldukça genişletmiş gözükmektedir. Aslında bu felsefi ilgi, sosyo-kültürel ve tarihi varyasyonlarıyla birlikte beden etrafındaki ontolojik ve epistemolojik sorulara henüz metodolojik açıdan yeterli bir cevap sağlamasa da çalışmamızın, beden sosyolojisi literatürüne naçizane bir katkı sağladığını düşünmekteyim.
  • Loading...
    Thumbnail Image
    Master Thesis
    Fenomenolojik sosyoloji: Temel tartışmalar
    (Mardin Artuklu Üniversitesi, 2022) Aydınlık, Bilal; Kara, Zülküf
    Bu çalışmadaki amacımız, fenomenolojik sosyolojinin imkân ve kapsamını ele alacağımız bir araştırma ortaya koymaktır. Fenomenolojik sosyoloji yaklaşımı, ülkemizin sosyal bilimcileri tarafından yeterince tartışılmış ve kavramları analiz edilmiş değildir. Bu açıdan çalışmamız, ilk olarak fenomenolojik sosyolojinin kuramsal yönlerine ağırlık vermeyi hedeflenmektedir. Yaklaşımın öncüsü ve kurucusu Alfred Schutz'tur. Schutz sonrası Luckmann, Berger ve Garfinkel gibi isimler yaklaşımın hem tanıtılmasında hem de geliştirilmesinde önemli rol oynamışlardır. Bu çerçevede çalışmada ilk olarak yaklaşımın kuruluşu ve gelişim aşaması ele alınmaktadır. Çalışmanın devamında yaklaşımın imkanlarını sınamak adına toplumsal benlik kavramı üzerinden değerlendirmeler bulunmaktadır.
  • Loading...
    Thumbnail Image
    Doctoral Thesis
    From the Social Self to the Digital Self: Towards Understanding the Morphology of a Society
    (2023) Oral, Seher; Kara, Zülküf
    Toplumsal Benlikten Dijital Benliğe: Bir Toplum Morfolojisini Anlamaya Doğru başlıklı bu çalışma, benliğin toplumsal doğasını ve bu doğa etrafında şekillenen yeni morfolojik deneyimleri anlama noktasında önem arz etmektedir. Önceleri toplumsalın doğasında yüz yüze etkileşimlerle inşa edilen benlik, internetin yaygınlaşması ile birlikte artık dijital mecralarda sanal etkileşimler sonucu inşa edilen yeni bir morfolojik deneyime tabi olmuştur. Bu çalışmada, insanların diğerleriyle etkileşime geçtiği ve yeni bir sosyal var olma biçimi haline gelen dijital mecraların, toplumsal benlik ve benlik sunumları üzerinde gerçeklik, temsil ve imaj kavramları ışığında ne tür değişimlere neden olduğu sorunu ele alınmıştır. Çalışmanın kavramsal çerçevesini, ilk bölümde benliğin toplumsal doğasını anlamaya yönelik yapılan genel tanımlamalar, özneyi, sembolik bir etkileşim biçimi olarak ifade eden Sembolik Etkileşimciliğin temel kavramları ve Goffman'ın dramaturjik teorisi oluşturmaktadır. İkinci bölümde sosyalliğini dijital yüzeye taşıyan ve bir gösteri nesnesine dönüşen benliğin değişim ve dönüşümü, Debord, Foucault, Baudrillard vs. düşünürlerin temel kavramları üzerinden ele alınmıştır. Üçüncü bölümde sembolik etkileşimin neredeyse ortadan kalktığı göstergeler evreninde kişinin sosyal derisine iliştirdiği yapay bileşenlerden- temsil, imaj- sıyrılmasının mümkün olup olmadığını Deleuze'ün 'farkedilmez oluş' kavramıyla düşünmek ve sosyal bilim tartışma alanına dahil etmek toplumsal değişimleri daha iyi anlamamız açısından literatüre katkı sağlayacaktır.
  • Loading...
    Thumbnail Image
    Article
    Günahkâr Bedenlerden Referans Bedenlere: İslam'da Beden Algısı Üzerine Sosyolojik Bir Değerlendirme
    (2012) Kara, Zülküf
    Beden, bir taraftan organik yapısı, biçimi, kütlesi ve rengiyle canlı varlığın maddi bölümünü oluştururken, diğer taraftan toplumsal cinsiyet, ırk ve cinsellik olarak tanımlanan birçok kimliğin konumlandığı yeri temsil eder. Bedenin her hali, edindiğimiz deneyimlerin izlerini taşır ve beden yeni bir toplumsal örgütlenmenin nedenini oluşturur. Beden algıları; din, kültür, etnisite, ideoloji gibi bir yığın söylem içine gömülüdür. Bu söylemler içinde önemli bir yer tutan dinsel normlar, bedenleri disipline etmek yoluyla kendilerini ifade ederler. Bedenden, dinlerin koydukları kurallar ve çizdikleri sınırlar içinde belli davranış ve tepkiler göstermesi beklenir. Buna uygun düşmeyen davranış kalıpları günah olarak kodlanıp beden üzerinde yaptırıma dönüşür. Dini alan içinde kalan bedenler ise kutsal bir bağla ilişkilendirilip referans haline dönüşür. Makalede, günah ve sevap, iyilik ve kötülük, güzellik ve çirkinlik sınırında dolaşan bedenlerin dini habitus içinde nasıl şekillendirildiği gösterilmeye çalışılacaktır.
  • Loading...
    Thumbnail Image
    Doctoral Thesis
    Kapitalizm ve Toplumsal Patoloji
    (2025) Hasar, Sümeyra Güloğlu; Kara, Zülküf
    Kapitalizm ve Toplumsal Patoloji adlı bu çalışma, kapitalizm ve toplumsal patoloji arasındaki ilişkiyi ele almaktadır. Kapitalizmin toplumsal yapıyı ve bireylerin yaşamlarını nasıl dönüştürdüğünü, salt bir ekonomik sistem olmaktan öte, bireylerin arzularını, kimliklerini ve toplumsal ilişkilerini şekillendiren bir güç haline geldiği modern dönemde, kapitalizm ve toplumsal patoloji arasındaki ilişki açıklanmaktadır. Tezin birinci bölümünde, kapitalizmin toplumsal patolojiye neden olup olmadığını, toplumsal yapıları ve bireylerin gündelik yaşamlarını nasıl dönüştürdüğünü araştırılmaktadır. Kapitalizmin bireyler üzerinde yarattığı yabancılaşma, anomi, beden müdahaleleri gibi patolojik durumlar, klasik sosyolojik teorilerle tartışılacaktır. Tezin ikinci bölümünde ise; kapitalizmin birey ve toplum üzerindeki etkilerini, Deleuze ve Guattari'ninşizo-analitik, 'arzu üretimi' ve 'arzulama makineleri' gibi kavramlar üzerinden tartışmaktadır. Kapitalizmin arzu üretimindeki rolünü ve bireylerin arzularını nasıl yönlendirdiği ve bu arzuların toplumsal makine ile nasıl şekillendiğini, toplumsal yapıları ve bireysel kimlikleri nasıl kodladığı, arzuların nasıl bastırıldığı ve yeniden şekillendirildiği şizo-analitik bakış açısıyla ele alınmaktadır. Çalışma, modern kapitalizmin toplumsal patolojiyi nasıl yarattığı ve bu patolojilerin toplumsal düzeyde nasıl tezahür ettiği üzerine sosyolojik bir inceleme yapmakta, kapitalizmin toplumsal yapıyı dönüştürme biçimini ve bunun bireyler üzerindeki patolojik etkilerini analiz ederken, aynı zamanda bu sürecin nasıl bir şizo-özne yaratarak tersine çevrilebileceğini tartışmaktadır. Anahtar Kavramlar: Kapitalizm, Toplumsal Patoloji, Arzu, Arzulama Üretimi, Toplumsal Makine.
  • Loading...
    Thumbnail Image
    Master Thesis
    MAHKEMELİK MUVAZZAFLAR: TÜRKİYE’DE HUKUK, ASKERİ YARGI VE ORDU İLİŞKİSİ ÜZERİNE BİR İNCELEME
    (2014) BABACAN, SONER; Kara, Zülküf
    Türkiye‟de ordu siyasal ve toplumsal hayatta esaslı bir rol oynaya gelmiştir. Geç Osmanlı‟dan itibaren süregelen bu rol askeri müdahaleler ardından devlet idaresinde merkezi bir aktör halini almıştır. Ordunun merkezi konuma yerleşmesinde askeri müdahaleler ardından hayata geçirilen yasalarla güçlenen askeri yargının önemi büyüktür. Batı ülkelerinin aksine kendisine sivil yargıdan ayrı güçlü bir konum sağlayan askeri yargının önemli bir dalını da Askeri Yüksek İdare Mahkemesi (AYİM) oluşturur. 12 Mart 1971 Askeri Muhtırasının ardından kurulan AYİM “asker kişilerin, askeri eylem ve işlemlerden doğan idari uyuşmazlıklarını” çözüme kavuşturmakla görevlidir. Kuruluşundan buyana AYİM hakkında farklı akademik çalışmalar yapılmıştır. Ancak bu çalışmaların tamamını hukuk disiplininde “yukarıdan” bakışla yapılmış çalışmalar oluşturmaktadır. AYİM‟de idare ile olan uyuşmazlıklarını gidermek zorunda olan muvazzaf askerler üzerine sosyolojik bir çalışma bulunmamaktadır. Bu çalışmanın amacı, AYİM‟de bir davası bulunan muvazzafların dava serüvenleri üzerinden hukuk algılarının ortaya konmasıdır. Bu amaçla herhangi bir nedenle mahkemeye başvuran muvazzaflarla derinlemesine mülakatlar yapılmış, muvazzafların AYİM özelinde hukuku “aşağıdan” nasıl tecrübe ettikleri analiz edilmiştir. Çalışma sonucunda Hukukun üstünlüğü ve hukuk devleti kavramlarının toplumsal pratiklerde karşılığının olmadığı ve egemenin hukukunun geçerli olduğuna ilişkin güçlü bir inancın var olduğu görülmüştür.
  • Loading...
    Thumbnail Image
    Master Thesis
    NETWORK TOPLUMLAR: MANUEL CASTELLS’TE AĞ TEORĠSĠ
    (2019) BALATONGÖZ, NURDAN; Kara, Zülküf
    Ağ toplumu, bireylerin yaşam biçimleri, markaları, kişisel zafiyeti, ego tatmini sağlaması, sosyal ağları gibi kavramları kültür ve millet ayrımı yapmaksızın zaman, mekân ve istenildiğinde bedenin olmadığı durumu ifade etmektedir. ağ toplumu bir bakıma morfolojik toplumdur. Her şeyin dijitalizasyonu (Uydu, TV, İnternet, Radyo, Bilgisayar, Tablet, Telefon) yeni bir toplumsal yapıyı oluşturduğundan geleneksel sosyalleşme biçimi yerini çevrimiçi yaşam olanaklarına bırakmıştır. Bu büyük bir toplumsal doku transferi anlamına gelmektedir. Bu çalışmada, ağ toplumu, enformasyon ve internet kavramları incelenmiştir. Bununla birlikte çalışmamızın asıl amacını oluşturan Manuel Castells ve Jan Van Dijk’in kitapları incelenmiş olup ağ toplumu kavramı ile ilgili sosyolojik analizler yapılmıştır
  • Loading...
    Thumbnail Image
    Article
    Ortadoğu’yu anlamada bir imkân/sızlık olarak Arap sosyolojisi
    (2012) Zülküf Kara; Kara, Zülküf
    Ortadoğu, Akdeniz’den Pakistan’a kadar uzanan ve Arap Yarımadası’nı kapsayan, tarihsel ve kültürel yakınlığı olan ülkelerin oluşturduğu coğrafi bölge olarak bilinir. Ortadoğu siyasi, sosyal, kültürel, dinsel unsurların tarih boyunca tartışıldığı ve halihazırdaki durumu ile dünya gündeminden düşmeyen bir bölge olma özelliğini sürdürmektedir. Bu kadar önemli bir bölgenin ideolojik okumaların dışında sosyoloji disiplini üzerinden okunması farklı bir perspektif sağlayacaktır. Bu bağlamda henüz Batı dışı bir Arap sosyolojisinin varlığı pek bilinmemektedir. Makalede, Ortadoğu’nun büyük bir bölümünü oluşturan Arap dünyasında sosyoloji disiplininin varlığı tartışılarak, bu bilim dalının geçirdiği tarihi süreçlerin, Ortadoğu’yu anlama konusunda bir imkana dönüşüp dönüşemeyeceği konu edilecektir. Bir anlamda Ortadoğu’da Sosyoloji ve Sosyoloji’de Ortadoğu ele alınacaktır.
  • Loading...
    Thumbnail Image
    Master Thesis
    Rasyonel ahlakın irrasyonel aktörleri: Deleuze ve Foucault'da etik sorunsalı
    (Mardin Artuklu Üniversitesi, 2022) Bal, Susin; Kara, Zülküf
    Bu çalışma etik ve ahlak kavramları çerçevesinde rasyonel olanın irrasyonel toplumsal taleplerle nasıl kurulduğunu ve ahlaki kodlamaların sosyal evrende nasıl inşa edildiğini konu edinmektedir. Ahlakın etik olmadan tartışılmayacağı bilindiğine göre konunun sosyoloji literatürüne iki önemli sosyal bilimciye ait düşünme pratiği ile katkı sağlayacağını düşünmekteyiz. Problemlerini ahlakın toplumsal sınırlarına ve etiğin teorik katmanlarına kadar uzattığımız bu çalışma da toplumsal ahlakın ortaya koymuş olduğu gözetleme ve kapatılmadan sıyrılarak, etik süreç ile nasıl bir toplumsallık inşa edildiğine değinilmektedir. Ahlakın rasyonel zemininden sıyrılma girişimini Foucault ve Deleuze'ün felsefesi bağlamında irrasyonel sosyal bir tavır olarak nasıl etiğe dönüştüğü ele alınmaktadır.
  • Loading...
    Thumbnail Image
    Master Thesis
    Risk toplumunda pandemi: COVID-19 örneği
    (2023) Tekin, Özlem Öner; Kara, Zülküf
    Risk Toplumu, günümüzde, insanların karşı karşıya kaldığı risklerin çokluğunu ifade eden bir tanımlamaya karşılık gelmektedir. Özellikle modern dönemle birlikte hızla ilerleyen bilimsel ve teknolojik gelişmeler beraberinde öngöremedikleri ve kontrol altına alamadıkları bir çok riskin de ortaya çıkmasına neden olmuştur. Bu öngörülememezlik ve kontrol altına alınamama durumu, toplumda ve bireyde belirsizlik, kaygı ve korku durumu şeklinde açığa çıkmaktadır. Bunun yanı sıra modern dönemle birlikte aklın ve bilimsel bilginin bir güç kaynağı haline gelmesi modern öznenin herhangi bir belirsizliğe yer açmayacak şekilde doğa üzerinde her türlü hakimiyeti kuracağını düşünmesi, öznenin içinde bulunduğu risklerin temel kaynağı olmuştur. Bu bağlamda araştırmada Alman Sosyolog Ulrich Beck'in Risk Toplumu kavramından hareketle yakın dönemde dünya çapında bütün insanlığı etkisi altına alan COVID-19 pandemisini analiz etmeye çalışmaktır. Dolayısıyla çalışmamız Ulrich Beck'in risk kavramı, Pandemi ve Covid-19 kavramları üzerinden okunacaktır. Bununla bağlantılı olarak sosyolojide mevcut literatürün önemi açısından ayrıca Anthony Giddens'ın risk kavramı ile ilgili bakış açısı da karşılaştırmalı olarak değerlendirmeye alınmıştır.
  • Loading...
    Thumbnail Image
    Master Thesis
    Roberto Esposito da Covid-19 özelinde toplumsal bağışıklık ve beden
    (2023) Doğan, Leyla; Kara, Zülküf
    Social immunity is expressed as a derivative of the socialization of the body, a biological entity. With the pandemic, immunity discussions have emerged, transforming immunity from a reality produced within the biological structure of the body, into a tool that reconstructs it within the variables that form culture and politics. The renowned thinker Roberto Esposito articulates that the concepts of 'immunity' and 'community' are interrelated. According to Esposito, the community carries a biopolitical meaning, while immunity is shaped within a biomedical conceptual networkIn this study, we will touch upon what the concept of 'immunity,' which Italian philosopher Roberto Esposito expressed as a new political project explaining the modern paradigm, means sociologically, and especially how it has turned into a tool of control over society and the body during the pandemic process. Key Words: Community, Immunity, Social immunity, Body
  • Loading...
    Thumbnail Image
    Article
    ŞİDDETİN CİNSİYETİ: BİR MODERN TOPLUM ANKSİYETESİ
    (2019) Kara, Zülküf; Uluç, Mehmet Ali
    Bu çalışmada, kadına yönelik şiddetin öldürücü biçimi olan kadın cinayetleri olgusu ele alınmaktadır. Son yıllarda akademik alanda popüler bir olgu olan kadın cinayetleri ele alınırken olgunun ahlaki boyutunun ihmal edildiği gözlenmektedir. Her cinayetin ötekinin varlığını ortadan kaldıran bir şiddet edimi olduğu hatırlandığında, kadın cinayetlerinin ötekini merkeze alan bir ahlaki perspektiften değerlendirilmesi bir zorunluluk olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu bağlamda çalışmamızın kuramsal çerçevesini Emmanuel Levinas’ın ötekinin mutlak anlamdaki farklılığını, özgürlüğünü ve dışsallığını merkeze alan etik teorisi oluşturmaktadır. Ötekinin/başkasının özgürlüğünü ve özerkliğini yok sayan, sorumluluğu öncelemeyen her deneyimi şiddet olarak ortaya koyan Levinas radikal bir ahlaki perspektif ortaya koymaktadır. Modern felsefenin ötekini yok saydığını ve bastırdığını iddia eden Levinas, şiddet deneyimini anlamak için yeni teorik imkanlar sunmaktadır. Bu çerçeveden hareketle özgür ve özerk bir birey olarak kadınların varlığını yadsıyan ve ortadan kaldıran bir olgu olarak karşımıza çıkan kadın cinayetlerini anlamada Levinas’ın kuramsal mirasının önemi vurgulanmaktadır. Çalışmada dünyada ve Türkiye’deki kadın cinayetlerinin sıklığını ortaya koyan nicel veriler analiz edilmekte ve bu cinayetlerin her yıl bir önceki yıla göre artış kaydettiği gözlenmektedir. Yasal ve hukuki mevzuata rağmen cinayetlerin artması, olgunun sosyolojik olarak ele alınmasını ve ahlaki boyutun hesaba katılmasını zorunlu kılmaktadır.
  • Loading...
    Thumbnail Image
    Master Thesis
    Sosyal medyada gerçeklik üretimi: Baudrillard okuması
    (Mardin Artuklu Üniversitesi, 2019) Gündüz, Adle; Kara, Zülküf
    Bu çalışmada internetle beraber hayatımıza giren sosyal medyada üretilen gerçekliğin ne olduğu Jean Baudrillard"ın kavram repertuarıyla analiz edilmiştir. İnternete ulaşmanın süreç içerisinde daha kolay bir hale geldiği enformasyon toplumunda internetle geçirilen zaman ve internet kullanan bireylerin profili çeşitlenip artmaktadır. İnternetin gelişimiyle hayatımıza temas eden sosyal medyayla oluşan toplumsal değişim sosyolojik bakışın alanına girmiş bulunmaktadır. Bugünün toplumunda yaşanan bu toplumsal değişimi anlamak için çağdaş sosyolog olan Jean Baudrillard"ın simülasyon kuramından faydalanılmıştır. Sosyal bir gerçeklik olarak sosyal medya analizinde modern dönemlerle birlikte oluşan toplumsal değişimlerin ürettiği gerçekliğin ne olduğu birinci bölümde incelenmiştir. Gerçekliliğin varlığına dair izlerin olup olmadığı tartışmaya açılmıştır. Bir gerçeklik üretim mekânı olarak dijital dünyanın bize neler anlattığını, ne zamandan beri dijital dünyanın içerisinde olduğumuz analiz edilmiştir. Gerçeklik ilkesinin yok olmasıyla gerçekliğe dair artık ibarelerin olmamasının yarattığı durum olan kaybolan toplumsallığı anlatan ikinci bölümde toplumsallığın nasıl yok olduğu anlaşılır kılınmaya çalışılmıştır. Sosyal medyada kaybolan gerçeklik ve toplumsallığın yarattığı etki tespit edilmiştir. "Bir toplumsallaşma türü olarak sosyal medyada hipergerçeklik" olarak tartışmaya açtığımız üçüncü bölümde sosyal medyada oluşan hipergerçeklikliğin ne olduğu bunun sosyolojik olarak bizlere ne ifade ettiği incelenmiştir.
  • Loading...
    Thumbnail Image
    Master Thesis
    SOSYOLOJİ VE FELSEFE SARKACINDA ETİK
    (2015) ULUÇ, MEHMET ALİ; Kara, Zülküf
    Zygmunt Bauman‟ın sosyoloji pratiği bize modernliğin düzenleme idelinden doğduğunu ve toplumu tutarlı ve rasyonel bir bütünlük olarak tasarlama çabasında olduğunu ortaya koyar. Bauman, modernliğin bu arzusunu totaliter bularak modern dönem boyunca yaĢanan tüm katliamlardan modernliği sorumlu tutar. Bu anlamda Bauman moderniteyle ahlaki bir hesaplaĢma içerisindedir. Modernite amaca ulaĢmak için rasyonel eylemi, her türlü ahlaki ayak bağından kurtarmıĢtır. Modern devlet ahlakı kural, ilke ve yasa olarak ortaya koyan modern felsefe ile iĢbirliği içinde egemenliğindeki toplumu müphemliğin olmadığı rasyonel bir bütünlük olarak tasarlama çabasında olmuĢtur. Bu anlamda modernite etik arayıĢında olmuĢ fakat ahlaki edimi imkânsız kılmıĢtır. Postmoderniteyi kendi hatalarından vazgeçen modernlik olarak ortaya koyan Bauman, postmodern etik kavramını ortaya koyar. Postmodern etik kavramı Emmanuel Levinas‟ın etik felsefesi ile kurulan bir diyalogdur. Bauman‟a göre Levinas etiği, postmodern etiktir. Postmodern etik kavramının dayandığı olgu postmodern belirsizliktir. Bauman için modernite bir etik çağı iken, postmodernite bir ahlak çağıdır.
  • Loading...
    Thumbnail Image
    Master Thesis
    Sosyolojik ötekiden öteki oluşa: Deleuzeyen felsefenin imkânlarına dair
    (Mardin Artuklu Üniversitesi, 2020) Tan, Bilal; Kara, Zülküf
    Bu çalışmada özellikle modern döneme ait öteki meselesine dair tartışmaları ele almaya çalıştık. Bauman ile toplumsal ötekiyi, Zizek ile de düşünsel ötekiyi tanıma yolundaydık. Deleuze düşüncesinden hareketle de arzu, oluş ve organsız beden kavramları ile bedensel ötekiye olan bakış açısını sosyolojik perspektifle ilişkisini irdelemeye çalıştık. Majör düşünce tarzı Ben-öteki, kadın-erkek, insan-hayvan, siyahibeyaz gibi karşıtlıklar doğurmuş ve ayrıca arzuyu toplumsal düzlemde yaşamın aktif gücü olmaktan da çıkarmıştır. Kapitalizm ile birlikte sanallıklar ve imajlar günümüzde hakikatin yerine geçerek onu metalaştırmakta ve arzuyu da baskılamaktadır. Gerçekliğini yitiren sosyolojik özne ancak arzu akışlarını serbest bırakarak, yersiz yurtsuzlaşarak, organsız bedene dönüşerek, yeniden oluşa geçerek ve simgesel düzlemden çıkarak bedeni etkin hale getirebilir. Etkin hale gelen bedenlerin rizomatik karşılaşmaları ile yeni duygulanımlar ve etkilenişler oluşacak ve bu durum da sociusu dolayısıyla da toplumsal gerçekliği inşa edecektir. Bu çalışma beden sosyolojisinde organsız beden ve bir felsefe yapma tarzı olarak farkedilmez oluşu farklı bir okumaya tabi tutarak yeni bir tartışmaya kapı aralamaktadır. Farkedilmez oluş düşünce tarzı yeni yaşam olanaklarını yeniden düşünmeye ve sociusu tekrar üretebilen Ben'in ötesinde yeni bir etik düşünce sunabilir.
  • Loading...
    Thumbnail Image
    Master Thesis
    Sosyolojik özneden göçebe özneye: Bir beden sosyolojisi okuması
    (Mardin Artuklu Üniversitesi, 2019) İmret, Amine; Kara, Zülküf
    Bedenin sosyolojik bir okumaya tabi tutulması bireyin, özne olarak modern düşüncenin merkezine yerleşmesi ile mümkün hale gelmiştir. Söz konusu sosyolojik özne, modern paradigmanın kurucu unsuru olarak inşa edilmiş böylece bütün kapitalist kodlamalara açılarak toplumsalın dışına taşırılmıştır. Klasik epistemede kurulan özne-beden ayırımı zamanla bedeni temsil krizine sokmuştur. Sosyolojik öznenin toplumsal ile kuşatıldığı düşünüldüğünde beden-özne arasındaki yapay ayırım giderek derinleşmiştir. Sosyolojik bağlamda beden bir toparlanma (assamblage) merkezidir ve kapitalizm bu merkeze yapay organlar (gösterge, imaj..) iliştirerek özneyi yeniden kodlamıştır. Gerçeklik üretim merkezi olarak hareket eden arzu, zamanla özneyi bedenin dışında tutar. Böylece özne toplumsalın nesnesi oluverir. Deleuze felsefesinden hareketle, özneyi sosyolojik sarmalın dışında tutmak ancak "arzu" kavramını yeniden kodlamakla mümkün olacaktır. Arzu bedeni, beden de özneyi göçebe hale getirerek kapitalist sınırlamaların dışına çıkaracaktır. Bu çalışmada sosyolojik bir sorunsal olarak özne, yeni bir terminolojik tanımlamaya imkân verecek şekilde bir beden sosyolojisi okumasına tabi tutulacaktır
  • «
  • 1 (current)
  • 2
  • »
Repository logo
Collections
  • Scopus Collection
  • WoS Collection
  • TrDizin Collection
  • PubMed Collection
Entities
  • Research Outputs
  • Organizations
  • Researchers
  • Projects
  • Awards
  • Equipments
  • Events
About
  • Contact
  • GCRIS
  • Research Ecosystems
  • Feedback
  • OAI-PMH

Log in to GCRIS Dashboard

GCRIS Mobile

Download GCRIS Mobile on the App StoreGet GCRIS Mobile on Google Play

Powered by Research Ecosystems

  • Privacy policy
  • End User Agreement
  • Feedback