Browsing by Author "Nas, Taha"
Now showing 1 - 14 of 14
- Results Per Page
- Sort Options
Master Thesis Al-tawassul between fiqh (Jurisprudence) and 'aqida (Belief)(Mardin Artuklu Üniversitesi, 2022) Saeıd, Essam Mohammad; Nas, TahaBu çok önemli bir konuyla ilgili bir mesajdır; Alimlerin her zaman üzerinde konuştukları, üzerine mektup ve kitapların yazıldığı, her mezhep ve mezhepten tenkit, tahlil ve çıkarımlarda bulunulan bir konudur. Tevessül konusu çağlar ve asırlar boyunca İslam düşünce tarihinde geniş bir yer kaplamış ve Şeyh İbn Teymiyye el-Dimashqi al-Harani'nin yaşadığı dönemde olması nedeniyle belki de sekizinci asırda bu konuda en büyük paya sahip olmuştur. Ehl-i Sünnet ve'l-Cemaat'ine göre bu konuda yazan ve özel yöntemleri ile cevap verdiği yönler vardı.Master Thesis Evlilik öncesi sürecin İslam hukuku açısından değerlendirilmesi(Mardin Artuklu Üniversitesi, 2022) Akgüç, Mehmet Fatih; Nas, TahaNikâh ahvali şahsiye konuları arasında önemli bir yer tutmaktadır. Bu sebeple nikâhın öncüleri olarak kabul edilen nişanın İslam hukukundaki yeri, tarihsel süreci, toplumlar arasındaki farklılıklar ifade edilmiş ve sağlıklı bir nişan için gerekli tüm hususlara değinilmiştir. Ayrıca evlilik öncesi tarafların gerek iletişim araçları kullanılarak gerekse yüz yüze görüşmeleri ve bu konulara taalluk eden hususlar ele alınmıştır. Çalışmamız giriş ve iki bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde nişan kavramı, toplumun ona bakış açısı ve hukuksal süreci işlenmiştir. İkinci bölümde ise genel olarak mahremiyet, evlenecek olan kadın ve erkeğin İslami usullere göre nasıl irtibat kuracakları, nasıl görüşecekleri, sosyal ve sanal ilişkileri işlenmiş ve son olarak evlilik öncesi tıbbi muayene, kan uyuşmazlığının tespiti ve hastalıkların yayılmasının önüne geçmek için yapılması gereken hususlar ele alınmış; tıbbi muayenenin faydaları ve zararlarına değerlendirilmiştir.Master Thesis Fitne ortamında ahkamın değişimi(Mardin Artuklu Üniversitesi, 2021) Dağlı, Aydın; Nas, Tahaİslam Hukukundaki kimi hükümler, şartların değişimine bağlı olarak değişikliğe uğramaktadır. İkrah ve ıztırar halindeki kimi hüküm değişiklikleri bunun örnekleridir. Bu çalışmada fitne şartlarının yaşandığı ortamda hükümlerin değişip değişmediği incelenmiştir. Hadis-i şeriflerde fitne ortamındaki kimi hüküm değişikliklerinden bahsedilmiş. Dahası hüküm değişikliğinin yaşanması gereken fitne ortamının özellikleri de anlatılmıştır. Çalışmada bu özellikler belirlenip tasnif edilmiştir. Fitne ortamının en önemli özellikleri şunlardır: Bu ortamda cehaletin yaygınlaşıp sağlıklı düşünme ortamının bulunmaması sebebiyle hak batıldan tam olarak tefrik edilememektedir. Diğer taraftan bu ortamda tüm Müslümanları temsil eden bir halife bulunmaz iken her biri kendi başına saf hakikati temsil etmeyen çok sayıda grup mevcuttur ve bunlar çatışma ve çekişme halindedirler. Yanı sıra bu ortamda hem yaygın bir ahlaki yozlaşma hem de güvenin kalmaması sebebiyle tam bir toplumsal çöküntü hali yaşanmaktadır. Tüm bu olumsuzlukları gidermek gerekmekte ancak bunu düzeltmek için kendileri ile sorumluluk altına girilebilecek insanların nerede ise yokluğu sebebiyle bir gayret de gösterilememektedir. İşte böyle bir ortamda nasların işareti ile bazı hükümlerin değişikliğe uğradığı görülmektedir. Bunları şu şekilde saymak mümkündür: İmam/halife tayin etme ve ona biat etme yükümlülüğü düşmektedir. İyiliği emir ve kötülüğü engelleme görevi sadece güvenilen insanlara hakkı ve sabrı tavsiye şeklinde daha hafif bir forma bürünmektedir. Bu ortamda meşru müdafaada bulunmak ve silah bulundurmak caiz olmamaktadır. Yine kendini bütünüyle ibadete vermek, uzlete çekilmek ve mal/evlat yönüyle hafiflik bu ortamda teşvik edilirken hakkı açıkça söylemek ve hakkını talep etmek çeşitli şartlara bağlanmaktadır.Master Thesis İbn Battûta'nın Seyahatnâmesinde Hac Yolculuğunun İnanç Turizmi Açısından Değerlendirilmesi(2024) Dedecan, Mehmet; Nas, Tahaİbn Battûta'nın Seyahatnâmesi, döneminin kültürel, coğrafi ve sosyal dokusunu ortaya koyan gözlemler barındıran bir eserdir. Bu gözlemler, İslam dünyasının ve ziyaret ettiği yerlerdeki ticaret ağlarının anlaşılmasına da önemli katkılar sunmuştur. Onun Seyahatnâmesi, tarihsel, coğrafi ve sosyal açıdan birçok ilginç bulguyu barındıran nitelikte bir eser olup, dönemindeki kültürel çeşitliliği ve etkileşimi de gösteren bir belge olarak değerlendirilebilir. İbn Battûta'nın seyahatleri sırasında tanık olduğu farklı dinler, diller, gelenekler ve yaşam tarzları, o dönemin insanlarının birbirleriyle etkileşim içinde olduğunu ve kültürel alışverişin yaygın olduğunu göstermektedir. Örneğin, İslam dünyasının çeşitli bölgelerindeki farklı mezhepler ve uygulamalar hakkında yaptığı gözlemler, Müslüman toplumların çeşitliliğini ve dinamizmini yansıtır. İbn Battûta'nın Seyahatnâmesi, tarihçiler ve araştırmacılar için ziyaret ettiği mekânların ve toplumların dinamiklerini anlama açısından önemli bir kaynaktır. Onun bu eseri, dönemin inanç turizmi ve bu amaçla yaptığı seyahatlerinin, dönemin toplumları üzerindeki etkisine dair önemli ipuçları sunmaktadır. İbn Battûta'nın Seyahatnâmesine bakıldığında, inanç merkezleri olan Mekke ve Medine'deki mekânlar ve oralarda yaşayan toplumlar arası etkileşim ile ilgili fikirler elde edilmektedir. Bu çalışmada, İbn Battûta'nın Seyahatnâmesinde yer alan tarihsel ve kültürel gözlemler, inanç turizmi açısından derinlemesine incelenmiştir. Bu çerçevede, literatüre yeni bir bakış açısı getirilerek inanç turizmi ile seyahatleri arasındaki ilişki daha ayrıntılı bir şekilde ortaya konmuştur. İnanç turizminde seyahat motivasyonunun, İbn Battûta'nın deneyimleri ve destinasyonun imajı üzerindeki etkisini ve bu deneyimler ile imajın destinasyona olan memnuniyeti nasıl etkilediğini ölçmeyi amaçlamaktadır. İbn Battûta'nın Seyahatnâmesi'nin incelenmesi, inanç turizminin kökenlerini ve gelişimini anlamak için önemli bir kaynaktır. Bu çalışma ile bu alanda daha fazla araştırmanın yolunu açabilmek için, İbn Battûta'nın inanç merkezleri olan Mekke ve Medine'ye yaptığı ziyaretler ve hac ibadeti ile ilgili gözlemleri incelenerek inanç turizminin boyutuna odaklanılmıştır. Dönemin inanç merkezlerine ve seyahat üslubuna doküman analiziyle derinlemesine bir bakış sunulması çalışmada elde edilecek önemli bir çıktıdır.Master Thesis İbn Hazm'ın "el-Muhallâ" adlı eserinde İmâm Şâfiî'ye nispet ettiği görüşlerin tahkiki (Nikâh, talak ve muhâlea örneği)(Mardin Artuklu Üniversitesi, 2021) Sevindik, Mehmet Sait; Nas, TahaHicri 456 yılında vefat eden İbn Hazm, Zâhirî mezhebinin günümüze ulaşmasını sağlayan âlimdir. Bu âlimin fıkıhta en önemli eseri, el-Muhallâ bi'l-Âsâr' adlı eseridir. İbn Hazm söz konusu eserde, Zâhirî mezhebinin görüşlerinin yanı sıra diğer dört mezhebin ve günümüze ulaşmayan birçok mezhep imâmının görüşlerine de yer vermiştir. Bu çalışmada İbn Hazm'ın el-Muhallâ adlı eserinde nikâh, Talâk ve muhâlea ile ilgili konularda İmâm Şâfiî'ye nispet ettiği görüşlerini Şâfiî fıkıh kaynaklardan tespit ve tahkik edilmiştir. Çalışmamız iki bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde İbn Hazm'ın hayatı, hocaları, talebeleri, eserleri ele alınarak daha sonra el-Muhallâ ile ilgili malumatlar verilmiştir. İkinci bölümde ise İbn Hazm'ın el-Muhallâ isimli eserinde nikâh, talâk ve muhâlea konularında İmâm Şâfiî'ye nispet ettiği yetmiş yedi görüş tespit edilmiştir. Bu görüşlerin tahkiki yapılmıştır. Bunlardan altmış yedi tanesi isabetli, on tanesi ise hatalı olarak nakledildiği tarafımızdan tespit edilmiştir.Master Thesis İslam fıkhında vakıfla ilgili kaide ve zabıtlar(Mardin Artuklu Üniversitesi, 2019) Zenkah, Gamal; Nas, TahaBu araştırmada fıkhın önemli konularından biri olan Vakıfla ilgili fıkıh kaideleri ele alınmış ve bunların tesbitinde tümevarım metoduna dayanılmıştır. Bu çerçevede fıkıh ve vakfın sözlük ve terim anlamlarının beyanı dahil birçok hususa işaret edilmiş daha sonra bu konuyla bağlantılı kaideler vakfın rükünlerine göre taksim edilmiştir. Birinci kısımda vakfedenle ilgili iki kaide zikredilmiştir. İkinci kısımda ise vakfedilen malla ilgili dört kaide işlenmiştir. Üçüncü kısımda ise mavkufu aleyhi yani kendisine vakıfedilen şahısla ilgili dört kaide ele alınmıştır. Dördücü kısımda ise vakfedenle ilgili bir kaide incelenmiştir. Ayrıca bu bölümlerin her birinde kaidenin dayandığı delil zikredilmiştir. Daha sonra her kaidenin altına giren uygulamalardan bahsedilerek konu detaylı bir şekilde ele alınmıştır.Master Thesis İslâm Hukukunda vakıf(Mardin Artuklu Üniversitesi, 2019) Balcı, Şeyhmus; Nas, TahaBu çalışmada, İslâm hukukunda önemli bir yer işgal eden vakıf konusu, ayrıntılı bir şekilde ele alınmıştır. Konu, İslâm hukuku mezhepleri arasında karşılaştırmalı olarak, tarafların delillerinin zikredilmesi ve yer yer tercihe gidilmesi suretiyle açığa kavuşturulmaya çalışılmıştır. Çalışmamızın amacı, İslâm dininin büyük önem atfettiği vakıf konusunun, geçmişten günümüze ortaya çıkışını, toplumsal etkilerini, mahiyetini ve hükümlerini, özellikle fıkhî boyutunu, İslâm âlimlerinin görüşleri ekseninde açıklamaktır. Vakıf müessesesinin ele alındığı bu çalışmamız, üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde, vakfın kavramsal çerçevesi başlığı altında vakfın sözlükve terim anlamlarına değinilmiş, mezhep âlimlerinin tanımlarına yer verilmiştir. İkinci bölümünde ise, vakfın genel çerçevesi ele alınmış, bu kapsamda vakfın türleri ve konusu, genel hükümleri ve vakfın tamamlanması için gereken şartlar ele alınmıştır. Son bölümde ise vakfın rükünleri olan; vakfeden, mevkûf, mevkûfu aleyh ve sıyga konuları işlenip bunlarla ilgili şartlarincelenmiştir. Böylece bu çalışmada, vakıf müessesinin fıkhi boyutunu,mezhep âlimlerinin görüşleri doğrultusunda, detaylı bir şekilde incelemeye çalıştık.Master Thesis Kâsânî'nin "Bedâi?u's-Sanâi?" adlı eserinde İmam Sâfiî'ye ait görüşlerin tahkiki (İbadât bölümü)"(Mardin Artuklu Üniversitesi, 2019) Başaran, Mehmet Faik; Nas, TahaHicri 587 yılında vefat eden Kâsânî Hanefî mezhebinin önemli âlimlerinden birisidir. Bu âlimin en önemli eseri Bedâi?u's-Sanâi?'dir. Kâsânî bu eserinde Ebu Hanife, İmam Muhammed, Ebu Yusuf ve bazen de İmam Züfer'in görüşlerinin yanında diğer mezhep imamlarının görüşlerine de yer vermektedir. İmam Şâfiî'nin mezhebi de bunlardan bir tanesidir. Bu çalışmamızda Kâsânî'nin Bedâi adlı eserinde ibadetler bölümünde İmam Şâfiî ve Şâfiî mezhebine nispet ettiği görüşlerini Şâfiî mezhebi kaynaklarından tespit ve tahkik etmeye çalıştık. Bu çalışmamız beş bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde temizlik kapsamında değerlendirilen abdest, suların kısımları, mestler üzerine mesh, gusül, istincâ, teyemmüm ve kadınların özel halleri olan âdet ve lohusalık konuları, ikinci bölümde namaz ve cenaze, üçüncü bölümde zekât ve oruç, dördüncü bölümde hac ve umre, beşinci bölümde literatürde ibadet kapsamında değerlendirilen itikâf, yeminler, yiyecekler, hayvan kesimi ve avlanma, kurban, adaklar, keffâretler, içecekler ile helaller ve haramlar konuları ele alınmıştır. İmam Şâfiî'ye veya Şâfiî mezhebine nispet edilen konular hakkındaki görüşler Şâfiî fıkıh kitaplarına müracaat edilerek tespit edilmeye çalışılmıştır. Nispetinde isabet edildiği yerde râcih (yani müftâ bih) olan görüşün nakledildiği, isabet edilmediği yerde eğer nakledilen görüş mezhepte zayıf ise görüşün zayıf olduğu, nakledilen görüşün nispeti hatalı ise görüşün hatalı olduğu belirtilmiştir. Sonuç olarak Kâsânî bu eserinin ibadetler bölümünde İmam Şâfiî'ye veya Şâfiî mezhebine 512 görüş atfetmiş olup bunlardan 451 tanesinde râcih görüşü nakletmiş, 37 tanesinde zayıf görüşü nakletmiş, 24 tanesinde de hata etmiştir.Article ŞÂFİÎ MEZHEBİNDE “TARÎK” KAVRAMININ KULLANIMI VE İŞLEVİ(Kilis 7 Aralık Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi, 2022) Nas, TahaŞâfiî mezhebinin gelişiminin önemli merhalelerinden biri, hicri dördüncü asır itibariyle ortaya çıkan ve “tarîk” diye isimlendirilen Irak ve Horasan şeklindeki ekolleşmedir. Şâfiî fıkhının daha iyi anlaşılması açısından Şâfiî fakihlerin kullandıkları bu ıstılahlardan tam olarak ne kast ettikleri, oluşan ekolleşmenin ne zaman ve nasıl başladığı, farklı yönlerinin neler olduğu, ne tür sonuçlar doğurduğu, bunları tek çizgide birleştirme çabalarının nasıl geliştiği ve kimler tarafından buna katkı sunulduğu hususlarının incelenip araştırılması büyük önem arz etmektedir. Bu sebeple “tarîk” kavramı, tarîklerin ortaya çıkışı ve bunlara mensup fakihler, tarîkler arasındaki ihtilafın mahiyeti, bunları telif veya birini tercih ve tercihte kullanılan ifadeler incelenmiştir. Nevevî’nin söylediklerinden anlaşılan tarik ve türevleri, mezhepteki farklı kavil, vecih, tahric ve tercihlerin rivayet ve aktarımı ile ilgili oluşan ihtilafın bir neticesi olarak ortaya çıkan bir kavramlaşmadır. Yani Şafiî fakihlerden biri bir konuda “iki kavil veya iki vecih var” derken diğer biri “bir tek kavil” veya “bir tek vecih var” derse ya da biri bir konuda “mutlak ihtilaf var” derken diğeri “konunun izah gerektirdiğini” söylerse, mezhebin aktarımında tarik manasında bir ihtilaf oluşmuş demektir. Şâfiî fakihlerin ifadelerinden çok sayıda tarikin oluştuğu anlaşılmakla birlikte belirli bir isimle anılmış olup bilinen iki tarik bulunmakta olup bunlar Irak ve Horasan tarikleridir. Nevevî’nin ifade ettiğine göre, Şâfiî’nin açık ifadelerini, mezhebinin kaidelerini ve ilk dönem Şâfiî fakihlerin görüşlerini aktarma noktasında Irak tarikine mensup fakihler, Horasan tarikine mensup fakihlerden daha sağlam ve başarılıdır. Horasanlılar ise genelde aktardıkları bu metinler üzerindeki tasarruf, araştırma, tefrî‘ ve düzenleme hususlarında Iraklılara göre daha başarılı olup bunları daha güzel işlemişlerdir. Şâfiî’nin bıraktığı fıkıh birikimi, onun talebeleri ve sonraki müntesipleri tarafından devam ettirilmiş ve Ebû İshak el-Mervezî’ye kadar mezhep tek çizgi şeklinde gelişimini sürdürmüş, tarik şeklindeki ayrışma ise onun talebeleriyle başlamıştır. Bunlardan Bağdat’ta tedris faaliyetini sürdürmek üzere hocasının yerine geçen Ebu’l-Kâsım ed-Dârekî ile Merv’de ders halkası tesis eden Ebû Zeyd el-Mervezî’ye tariklerin ortaya çıkması nispet edilebilir. Zira Bu iki fakihten sonra gerek Bağdat’ta gerekse Horasan’da iki tarik artık belirginleşmiş ve tarikin imamı olarak nitelenen şahsiyetler ortaya çıkmıştır. Irak tarikinin imamı Ebû Hâmid el-İsferâyînî ve Horasan tarikinin imamı Ebû Bekr el-Kaffâl es-Sağîr kabul edilmektedir. Bunların ardından yaklaşık üç yüz yıl boyunca yetişen fakihlerin çoğu ve onların ortaya koydukları eserler bu iki tarikten biriyle irtibatlı olmuştur. Bunun neticesi, iki tarik arasında, sonraki fukahâyı rahatsız edecek şekilde, çok sayıda ihtilaf noktası ortaya çıkmıştır. Bu ihtilaflar, çeşitli düzeylerde olup, her zaman tam bir zıtlık şeklinde değilse de kimi zaman birinin söylediğinin tam tersini diğeri ifade eder tarzda olmuştur. Bu durum bazı Şafiî fukahâsının, ellerindeki çok sayıda eserde bulunan vecih ve tarikler arasındaki farkları giderme, onları uzlaştırma ameliyesine başvurmalarına sebep olmuştur. Bu manadaki ilk teşebbüs Ebû Ali es-Sincî ile başlamış, Cüveynî, Rûyanî, Gazzâlî, İmranî, Mu‘âfî ve İbnü’s-Salâh ile devam etmiştir. Tarikler arası uzlaştırma çabası içine girip bunu daha ileri bir seviyeye ulaştıran fakihlerden biri Râfiî olup onun faaliyetleri Nevevî’nin bu konudaki çalışmalarına temel teşkil etmiştir. Kendisinden önceki bu uzlaştırma çabalarından da istifade eden Nevevî, Râfiî’den farklı olarak, her iki ekolün dışından ikisine de tarafsız bir bakış açısıyla yaklaşmıştır. Eserlerinde o, Irak ve Horasan ayırımını açık bir şekilde, Irakiyyûn ve Horasaniyyûn ifadelerini sık sık kullanarak ifade etmekte ve bunları telif veya tercih etmektedir. Mezhebin aktarımındaki ihtilafı ifade eden tariklerin arasındaki karşıtlığı dile getirip onları uzlaştırmaya çalışan Râfiî ve Nevevî, mezhepte mutemet olan, tercih edilen görüşü ifade etmek için genelde el-mezhep ıstılahını kullanmışlardır.Article ŞAFİİ MEZHEBİNİN İKİ TEMEL KAVRAMI: VECH VE ASHABÜ’L-VÜCÛH –KULLANIM VE İŞLEVT-(e-Şarkıyat İlmi Araştırmalar Dergisi, 2022) Nas, TahaBütün mezheplerde olduğu gibi Şâfiî Mezhebi de gelişimini sürdürürken çeşitli evrelerden geçmiş ve bu süreçte mezhebin gelişim merhalelerini belirleyen ve anlaşılmasını sağlayan ıstılahlar oluşmuştur. Bunlardan biri, mezhebin müçtehit tabakaları arasında üçüncü derecede yer alan müçtehitleri ifade eden “ashâbü’l-vücûh” ile bunların görüşlerini ifade eden “vech” ıstılahıdır. Bu çalışmada Şâfiî fakihlerin vech ıstılahından ne anladıkları ve vecihler arasında ihtilafın vuku bulması durumunda tercih kriterlerinin neler olduğu incelenmiştir. Ayrıca Şâfiî fakihler arasında ihtilaf konusu hususlardan biri olan ve tespiti son derece zor olup detaylı araştırmaları gerektiren ashâbü’l-vücûh ıstılahından ne kastedildiği, bu kategoride yer alacak müçtehitlerde bulunması gereken niteliklerin neler olduğu ortaya konulmuştur. Yine bu kategorideki müçtehitlerin belirlenmesinde farklı bakış açılarının bulunup bulunmadığı hususları incelenmiş ve bununla ilgili çeşitli değerlendirmeler yapılmıştır. Ayrıca Şâfiî fakihler tarafından ashâbü’l-vücûh kategorisinde olduğu ifade edilen müçtehitlerin bir listesi ve bunların mezhepteki rolü ile bu tabakada olup olmadığı ihtilaf konusu olan fakihlerle ilgili yapılan değerlendirmelere de bu çalışmada yer verilmiştir.Article Şafiî Mezhebinin Temel Kavramlarından “kavl” ve İlgili Istılahların Kullanımı ve İşlevi(2021) Nas, TahaŞâfiî mezhebi çeşitli evrelerden geçmiştir. Bunların birincisi Şâfiî’nin bizzat kendisinin yaşadığı değişim ve gelişmeler neticesinde oluşan fıkıh birikimi evresidir. Bu “kavl” diye nitelenmekte olup mezhepteki ihtilafların da temelini oluşturmaktadır. Ardından Şâfiî’nin talebelerinin ve onlardan sonraki fakihlerin görüşlerinin ortaya çıktığı dönem gelir. Bu da mezhepteki ihtilaf noktalarından birini teşkil etmekte olup “vecih” diye nitelenen birikimin oluştuğu dönemdir. Hicri dördüncü asır itibariyle mezhep birikiminin aktarımında ortaya çıkan farklılıklara dayalı olarak Irak ve Horasan tariklerinin ortaya çıkması, mezhebin farklı iki çizgiye ayrılmasına sebep olmuştur. Daha sonra bu durum, bazı Şâfiî fakihlerin görüş farklılıklarını azaltma, onların arasını bulup uzlaştırma faaliyetinin içine girmesine, böylece telif dönemi denilen bir sürecin başlamasına sebep olmuştur. Şâfiî, kendi döneminin ilim merkezlerinin tamamını dolaşmış ve buralardaki âlimlerden istifade edip çeşitli görüş ve anlayışları bizzat temsilcilerinden tanıma fırsatı bulmuştur. Dolayısıyla bunları inceleme, değerlendirme ve tenkit etme imkânına da sahip olmuştur. Bu süreç içinde Şâfiî’nin bu görüşlerden belirli bir dereceye kadar etkilenmesi de doğaldır. Bu bağlamda Şâfiî’nin Mısır’a gittikten sonra, Hicaz ve Irak’ta ortaya koyduğu eski görüşlerini yeniden gözden geçirmesi ve yeni görüşlerini ortaya koymasının sebeplerine dair, ilim adamları tarafından çeşitli değerlendirmeler yapılmıştır. Kimisi bunun sonradan müttali olduğu bazı hadislere dayalı bir değişim olduğunu söylerken, kimisi de bunun hocası İmam Malik’in onun üzerindeki etkisinin kalkmasına dayalı olduğunu iddia etmiştir. Diğer bazı ilim adamlarına göre ise, yaşadığı süre içinde değiştirdiği mekân ve çevre faktörü bu değişime sebep olmuştur. Şâfiî’nin, çeşitli sebeplerden dolayı gerek kendi eserlerinde gerekse onun talebeleri ve sonraki mezhep alimleri tarafından ondan nakledilenler arasında, aynı mesele ile ilgili farklı görüşlerinin ortaya çıktığı görülmektedir. Bu da diğer mezhep mensupları tarafından çeşitli değerlendirmelere, hatta ithamlara sebep olmuştur. Bu ithamlara cevap mahiyetinde ve işin hakikatini ortaya koyma açısından konu ele alınmış ve neden Şâfiî’den aynı mesele ile ilgili farklı görüşlerin nakledildiğinin gerekçeleri ortaya konmaya çalışılmıştır. Şâfiî’nin Irak’ta ortaya koyduğu görüşlerinden çoğunlukla vazgeçtiği ve Mısır’da yeni mezhebini oluşturduğu, hatta bazı ifadelerinde bunu dile getirdiği, bu sebeple kavl-i cedid türünden bir görüşü bulunduğunda mezhebinin o olacağı ve amelin ona göre olacağı prensip olarak kabul edildiğinden kadim – cedîd şeklindeki ayırım da son derece önem kazanmaktadır. Bir konuda Şâfiî’den sadece kavl-i kadim veya kavl-i cedid nakledilmişse onunla amel edilir. Ancak bir konuda Şâfiî’nin birden fazla kavli varsa; kavl-i kadim ve kavli cedid tearuz ettiğinde, prensip olarak kavl-i cedide göre amel edilir. Zira Şâfiî’nin kavl-i kadimden rücu ettiği kabul edilir. Ancak kavl-i kadimi destekleyen ve muarızı bulunmayan bir sahih hadis varsa bu durumda kavl-i kadim tercih edilir. Şayet Şâfiî’nin bir konudaki kavillerinin tamamı kadim veya cedîd türünden ise bu durumda sonuncusu veya Şâfiî’nin tercih ettiği ile amel edilir. Eğer Şâfiî, ikisini de aynı anda söyleyip birini tercih etmemişse veya aynı vakitte mi yoksa farklı vakitlerde mi söylediği bilinmiyorsa, bu durumda hangisinin tercihe şayan olduğu araştırılır ve ona göre amel edilir. Bu durumda araştırmayı yapacak kişi tahrîc ve tercih ehli ise kendisi bunun araştırmasını yapar ve ona göre amel eder, değilse bu sıfatlara sahip alimlerin tercih ettiğini nakleder. Hiçbir yolla tercih etme imkânını bulamazsa, tevakkuf eder. Şâfiî’nin talebelerinden itibaren Şâfiî fıkıhçıların gerek görüşlerle ilgili ıstılahları gerekse bunlar arasında tercihi ortaya koyan çeşitli ifadeler kullandıkları görülmektedir. Cüveynî, Gazzâlî, Rafiî ve Nevevî çizgisinin bu ıstılahları kullanımında bir gelişim görüldüğü ve Nevevî’nin eserlerinin başındaki mukaddimelerde bunların hangi anlamda kullanılacağının net bir şekilde ortaya konulduğu, ancak özellikle Rafiî’nin kullanımlarının Nevevî’ye önemli manada öncülük ettiğini söylemek mümkündür. Nevevî’nin bu ıstılahları netleştirdiği, ister kuvvetli ister zayıf olsun mezhepteki her görüş için ve bunların karşıtları için birer ıstılah belirleyip kullandığı görülmektedir. Onun bu faaliyeti sonraki fukahânın mezhepteki ihtilafları daha iyi görmesine ve onun belirlediği bu esaslar üzerinden yürümelerine katkı sağlamıştır.Master Thesis Şevkânî'ye göre icmâin kaynak değeri(Mardin Artuklu Üniversitesi, 2022) Tüzün, Mustafa; Nas, TahaŞevkânî, Yemen'de Zeydî ilim ortamında yetişmiş önemli simalardan biridir. Bununla birlikte fıkıh ve fıkıh usûlünde geleneğin aksine özgün düşünceler ortaya koymakla adından söz ettiren bir âlimdir. Onun, fıkhın temel kaynakları arasında genellikle üçüncü sırada yer alan icmâ deliline yaklaşımı ve önceki usûlcülerin anlayışına muhalefet etmesi, bu alandaki özgünlüğünün bir göstergesidir. Bu yönünün ortaya çıkarılmasını amaç edinen çalışmamız, giriş ve iki ana bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde Şevkânî'nin hayatı, eserleri, ilmî şahsiyeti ve yaşadığı dönemin siyasî, dinî ve sosyal durumları hakkında bilgi verilmiştir. İkinci bölümde ise İrşâdü'l-fuhûl adlı eseri merkeze alınmış ve başta Zeydiyye mezhebi olmak üzere Ehl-i sünnet, Ca'feriyye, Mu'tezile mezhepleri ve çağdaş âlimlerin düşünceleriyle mukayeseye gidilerek Şevkânî'ye göre icmâın tanımı, senedi, icmâ ehliyeti, şer'î kaynak oluşu hakkında tartışılan hususlar ve kaynak değeri gibi usûl konular irdelenmiştir. Bu mukayese sonucu, etkilendiği ve etkilediği âlimlerin düşünceleri de serdedilmiştir. Bu bağlamda Şevkânî'nin usûlcülerin benimsediği icmâ anlayışına karşı duruşu ve yaptığı eleştirileri delilleriyle birlikte irdelenmiş, ayrıca sahâbe icmâı özelinde belirsiz kalan düşünceleri de sahâbe kavli ile birlikte değerlendirilmiştir. Aynı şekilde bu bölümde Zeydî usûlcülerin, hâs icmâ olarak ifade ettikleri "Ehl-i beyt icmâı" hakkında dile getirdikleri deliller değerlendirilmiş, bu çerçevede bu ve benzeri özel icmâlara karşı tutumu açıklanmaya çalışılmıştır. Son olarak da Şevkânî'nin usûldeki icmâ anlayışı ile fıkhî meselelerde kullanmış olduğu icmâ delili arasındaki uyum aranarak hadis ve fıkıh eserlerindeki icmâ terimleri ve icmâ çeşitleri incelenmiştir.Article TEKLÎFÎ HÜKÜMLERE KÜLLÎ BAKIŞ: ŞÂTIBÎ ÖRNEĞİ(2016) Nas, TahaŞâtıbî, bütün ahkâmı küllî esaslara, temel maslahatlara dayandırma çabası içinde olduğu gibi, teklîfî hükümleri de bu bakış açısıyla ele alır. Bu çerçevede, beş teklîfî hükmü örnekler vererek izah eder. Her birisinin tikel olarak sahip olduğu hükmün, tümel olarak ele alındığında farklılaşacağını ifade eder. Bu değişimin de hizmet ettiği asıl doğrultusunda olduğunu dile getirir. Dolayısıyla yapılması istenilen bir fiilin, yapacak olan kişi veya topluluk tarafından sürekli terk edilmesi ya da yapılmaması istenilen bir fiilin aynı şekilde sürekli yapılması, hizmet ettiği küllî asla zarar vereceğinden hükmü değişecektir. Mubâh olan bir fiilin de olması gerekenin aksine bir eyleme sürekli maruz kalması da hükmün mendûp, vacip, mekruh veya haram şeklinde değişmesine sebep olacaktır.Article Zînârehî'nin Şâfiî Fıkhı İle İlgili Manzum Eseri: İnceleme Ve Değerlendirme(2023) Nas, Taha; Yaşar, Mehmet AzizMüslüman toplumun günlük ameli meselelerine çözümler üreten fıkıh mezheplerinden biri olan Şâfiî mezhebi zamanla Kürtler arasında kabul görmüş ve yayılmıştır. Bu mezhebe mensup Kürt âlimler, kendi toplumlarının fıkıh alanındaki meselelerine cevap vermek ve onların bu alandaki eğitimi için Arapça eserlerin yanında çok sayıda Kürtçe eser de telif etmişlerdir. Dini ilimlerin farklı alanlarında eserler telif etmenin yanı sıra Şâfiî fıkhı alanında da manzum bir eser kaleme alan âlimlerden biri Molla Ahmed Zınarexî’dir. O, bu eserini gerek medreselerde okuyan Kürt çocukların Şâfiî fıkhının hulasasını kolay bir şekilde öğrenmeleri ve ezberlemeleri gerekse Kürt edebiyatına bir katkı olması için telif etmiştir. Şâfiî fıkhının ana konularını ve ıstılahlarını mezhepte mutemet görüş çerçevesinde anlaşılır ve başarılı bir şekilde eserinde işlediği görülmektedir. Bu sebeple eserin ofset baskısı ve yazma nüshaları üzerinde yapılacak bir inceleme ve değerlendirmenin hem Şafiî fıkıh birikimi hem de Kürt edebiyatı açısından yararlı olacağı ve böylece manzum bir Kürtçe fıkıh eserenin tanınması sağlanacaktır. Bu da alanla ilgili ilim adamlarının ve istifade etmek isteyen medrese ve talebelerin istifadesini kolaylaştıracaktır.