Repository logoGCRIS
  • English
  • Türkçe
  • Русский
Log In
New user? Click here to register. Have you forgotten your password?
Home
Communities
Browse GCRIS
Entities
Overview
GCRIS Guide
  1. Home
  2. Browse by Author

Browsing by Author "Polat, Ziya"

Filter results by typing the first few letters
Now showing 1 - 20 of 23
  • Results Per Page
  • Sort Options
  • Loading...
    Thumbnail Image
    Master Thesis
    Anna Komnena'nın Alexiad adlı eserine göre I. Haçlı Seferi
    (Mardin Artuklu Üniversitesi, 2022) Dirlik, Mükrime; Polat, Ziya
    Haçlı Seferleri, Avrupalı Katolik Hıristiyanların, 1095 tarihinde, Papa II. Urbanus'un vaatleri üzerine harekete geçerek, Ortadoğu üzerine yaptıkları akınlardır. Müslümanların elinde bulunan topraklar üzerinde askeri ve siyasi hâkimiyet kurmak amacıyla başlayan seferlerin ilki I. Haçlı seferidir. 1097 yılında Avrupa'dan büyük topluluklar halinde Anadolu'ya giren Hıristiyan birlikler, Bizans İmparatoru I. Aleksios Komnenos'un desteğini alarak ilerlemişlerdir. Aleksios'un gayesi kaybettiği toprakları Müslümanların elinden alarak hâkimiyet alanını genişletmekti. Dolayısıyla kaybettiği toprakları vermeleri karşılığında, Haçlıların geçişlerine izin vermiş, fakat Haçlılar her ne kadar bu sözü verseler de ilerde bu sözün tam aksi şeklinde hareket etmişlerdir. Tüm bu konular hakkında bilgi veren aynı zamanda tezin ana kaynağı konumunda olan Alexiad, İmparator Aleksios'un kızı Anna Komnena tarafından kaleme alınmıştır. Komnena'nın, babasının İmparatorluk yıllarını anlatmak üzere kaleme aldığı bu eser, I. Haçlı seferi hakkında önemli bilgileri içinde barındırmaktadır. Anna Komnena'nın yaşadığı dönemde vuku bulan işgalleri, kendisinin gördüğü ve olaya şahitlik eden kimselerin de görüşlerini alarak yazdığı bu eser, konunun değerlendirilmesi ve anlaşılması bakımından önemlidir. I. Haçlı seferinde, Anna Komnena'nın ve İmparator Aleksios'un I. Haçlı seferine karşı tutumu, üzerinde çalışılmıştır. Konunun daha net anlaşılması ve daha münferit yaklaşılabilmesi adına Alexiad, çeşitli Kronikler ile karşılaştırılarak bir sonuç bulma yoluna gidilmiş, olaylar kıyas ile değerlendirilmeye çalışılmıştır.
  • Loading...
    Thumbnail Image
    Master Thesis
    Antik yazarların eserleri çerçevesinde Anadolu şehirleri(Homeros, Herodotos, Ksenophon, Strabon)
    (Mardin Artuklu Üniversitesi, 2019) Baran, Merve; Polat, Ziya
    Tarihin en eski yerleşim yerleri ile medeniyetlerini bünyesinde barındırmış olan Anadolu coğrafyası oldukça önem arz etmektedir. Stratejik konumunun yanı sıra yaşanabilir iklimi ve verimli arazileri bölgenin yerleşmeye elverişli olduğunu göstermektedir. Bu nedenlerden ötürü tarih boyunca göç dalgalarına ve beraberinde yeni oluşumlara ev sahipliği yapmıştır. Tarihçilerin Ege göçleri olarak adlandırdığı ve Anadolu'da Hititler'in yıkılışına sebep olan bu süreç ile birliktebölgenin tarihi ve demografik yapısı oldukça değişmiştir. Bu değişimin nedeni göçmen halkların yerleştikleri yerlerde yerli halkı ya göçe zorlaması ya da kaynaşıp melez bir toplum oluşturmasıydı. Yeni yapılanma sonucunda Anadolu'da koloniler veya krallıklar kurulmuştur. Daha sonraki dönemlerde Persler güçlenerek Anadolu'yu hakimiyeti altına almıştır.Tüm bu önemli olaylar yaşanırken Anadolu'nun antik şehirlerinin tarihi merak konusu olmuştur.Bu çalışmada Ege Göçlerinden Pers hakimiyetinin sonuna dek, Antik yazarların Anadolu coğrafyası ve şehirleri ile ilgili aktarımları ele alınacaktır.
  • Loading...
    Thumbnail Image
    Article
    Batı'daki İslam ve Müslüman Algısının Birinci Haçlı Seferi'nde Katliamlar Üzerinden Uygulamaya Konması
    (2024) Polat, Ziya
    Orta Çağlar’daki Hristiyan Katolik Dünya’nın İslam ve Müslümanları algılama biçimi, Haçlı Seferleri üzerinden doğurduğu sonuçlar itibariyle, dünya tarihini etkileyen önemli unsurlar arasında yer almıştır. Makale, Haçlı Seferleriyle birlikte Batı’da oluşan İslam ve Müslüman algısının teorik çerçevesinin nasıl olduğunu ve bunun Birinci Haçlı Seferi’nde pratize edilme biçimi üzerinde yoğunlaşmıştır. Bu anlamda önce algının haçlı kroniklerinde teorik düzeyde var olduğu iddia edilen kavramsal çerçevesi çizilmiş, ardından onların anlatıları üzerinden uygulamanın nasıl gerçekleştiği; Antakya, Maarratünnu’man ve Kudüs katliamları örnek verilerek uygulamaya konma biçimleri tasvir edilmiştir. Makalenin ham maddesini genel itibariyle Birinci Haçlı Seferi kronikleri oluşturmuştur. Çalışmanın temel sorunsalı söylemin teorik düzeyini oluşturan ana etmenlerin neler olduğu, bunun algıyı nasıl şekillendirdiği, algının pratize edilme biçimlerinin hangi sonuçlara yol açtığı gibi sorular etrafında şekillenmiştir. Makale konuyla ilgili problematik düzeyde söz konusu ettiği soruları tarihsel analiz yöntemiyle tartışmış ve açıklamıştır. Tartışma, Cluny reform düşüncesi çerçevesinde, Katolisizm’deki reformasyon sürecinde Kutsal topraklar ideali üzerinden oluşturulan İslam ve Müslüman algısının, Papa II. Urbanus’un söylemleri doğrultusunda Haçlı Seferi’ne dönüşmesi ve bunun tarihte eşine az rastlanan bir katliam oluşturduğu sonucuna varmıştır. Böylece Katolik Hristiyanların, İslam ve Müslüman algısının, kendi dünya görüşlerinden ve medeniyet tasavvurlarından bağımsız ele alınamayacağı çıkarımında bulunulmuştur.
  • Loading...
    Thumbnail Image
    Master Thesis
    Birinci Haçlı Seferi ve Eyyûbî Fethinin Kudüs'teki Uygulamaları Bağlamında Kutsal Savaş ve Cihad Kavramlarının Karşılaştırılması
    (2024) Yılmaz, Mehmet; Polat, Ziya
    Dünya tarihine göz atıldığında savaşların bir nedeninin de dini hassasiyetler olduğu görülür. Savaşın müteharrik gücü olarak görülebilen din, aynı zamanda onun kimlere karşı, neden ve nasıl yapılacağını ortaya koyma noktasında da referans olmuştur. Bu bağlamda, motivasyonunu dinden alan savaşlar bazen doğrudan kutsal metinlerden referansla bazen de onun takipçileri tarafından yapılan yorumlardan hareketle belli bir yön bulmuştur. Bu tezde I. Haçlı seferi özelinde, Hristiyanların kutsal savaş algısı ile Müslümanların cihad anlayışı karşılaştırılmaya çalışılmıştır. Bu kapsamda önce kutsal savaş ve cihadın kavramsal çerçevesi çizilmiş, kavramların ve kapsamlarının yansımaları ele alınmıştır. Kavramlar açıklanırken dinlerin kutsal metinlerine, bu metinlerin yorumlarına ve ilgili din müntesiplerinin savaş tarihlerine göz atılıp konu temellendirilmeye gayret edilmiştir. Ayrıca kutsal savaşla bağlantılı bir kavram olan haklı savaş ile ilgili kavramsal ve kronolojik bir değerlendirme de yapılmıştır. Ardından önce Haçlıların Kudüs'ü ele geçirmeleri, sonrasında Eyyûbilerin şehri fethetmeleri gibi somut örnekler üzerinden bu kavramların pratikteki yansımaları ele alınmıştır. Ayrıca kutsal savaş tabirinin anlamlandırılması adına ve Haçlı seferlerinin öncülü olmasından dolayı İspanya ve çevresinin Müslümanlardan tekrar alınmasını ifade eden ve yeniden fetih anlamına gelen Reconquista, onun sebepleri ve sonuçları üzerinde de durulmuştur. Kavramların pratiğe yansımasında etkili olan ve din müntesiplerinin diğerlerine bakışını ifade eden algı da Kudüs ve Reconquista çerçevesinde tartışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Cihad, Haçlı Seferleri, Kudüs, Kutsal Savaş, Reconquista, Selâhaddin Eyyûbî
  • Loading...
    Thumbnail Image
    Article
    CİZRELİ BİR ALİM: İBNÜ’L ESÎR
    (Tarih Okulu Dergisi, 2018) Polat, Ziya
    Türkiye’nin sınırları içerisinde yer alan Cizre, hem bulunduğu konum ve coğrafi özellikleri hem de ilmi ve kültürel açıdan İslam medeniyetinin önemli şehirlerinden biridir. Cezire bölgesi Müslümanlar tarafından fethedildikten sonra, şimdiki yerinde kurulan şehir, kısa sürede büyük bir gelişme göstererek siyasi, ticari, ilmi ve kültürel açıdan önemli bir merkez haline geldi. Halkın katkıları ve yöneticilerin destekleriyle şehirde büyük alimlerin yetiştiği medreseler kuruldu. Bu alimlerden bazılarının etkileri bugün dahi devam etmesi şehrin İslam tarih ve medeniyetindeki önemini göstermektedir. Bu makalede Cizre’de yetişmiş ortaçağ İslam dünyasının en büyük tarihçilerinden biri olan İzzeddin İbnü’l-Esîr el-Cezeri’nin hayatı ve eserleri, bölge ve İslam medeniyetine katkıları bağlamında ele alınacaktır. Bu çerçevede önce Cizre’nin İslam medeniyeti açısından önemi üzerinde durulacak, daha sonra buradaki medreselerde yetişmiş İbnü’l-Esîr’in hayatı siyasi süreç göz önünde bulundurularak incelenecek, en sonda da müellifin eserleri üzerinden İslam Medeniyetine yaptıkları katkılar tasvir edilecektir.
  • Loading...
    Thumbnail Image
    Master Thesis
    Defterdar Sarı Mehmed Paşa'nın Hayatı, Eserleri ve Nesâyihü'l-vüzerâ Ve'l- Umerâ'da Ahlak Tasavvuru
    (2025) Çekiç, Rukiye; Polat, Ziya
    Siyasetnameler her ne kadar siyasi, sosyal, idari yanı ağır basan bir yazım türü olsa da aslında bir toplumun değerler sistemini, yani neye iyi ya da kötü denileceğini gözler önüne seren eserlerdendir. Onların temel aldığı ahlaki ilkeler toplum ve devleti şekillendiren bir etkiye sahiptir. Osmanlı Devleti'nin XVI. yüzyılda girdiği bozulma süreciyle birlikte siyasetnameler ahlaki yönü daha ağır basan nasihatname türü ile kaynaşarak yeni bir yazım geleneği oluşturmuştur. Her ne kadar bu eserler ahlak ilminin kaynakları arasında zikredilse de Osmanlı siyasetnameleri üzerinden ahlak konusu yeteri kadar incelenmemiştir. Bu bağlamda, Osmanlı Siyasetname-nasihatname türünden eser verenlerden biri de tarihçi, devlet adamı ve düşünür Defterdar Sarı Hacı Mehmed Paşa'dır. Onun hayatı, eserleri ve kaleme aldığı 'Nesâyihü'l-vüzerâ ve'l-ümerâ'da ahlak tasavvuru bu tezin konusunu oluşturmaktadır. Bu tez çözülme süreci Osmanlısında kaleme alınan 'Nesâyihü'l-vüzerâ ve'l-ümerâ' adlı eser üzerinden Defterdar Mehmed Paşa'nın ahlak tasavvurunu birey, toplum ve devlet ekseninde incelemeyi amaçlamıştır. Defterdar Mehmed Paşa'nın eserinde ahlak anlayışı, içerik analizi yöntemiyle incelenmiştir. Bu çerçevede, başta İslam ve Osmanlı düşünürleri olmak üzere çeşitli ahlak ve siyasetname yazarlarının görüşleriyle mukayese edilmiştir. Metinler arası değerlendirmede karşılaştırma ve tartışma tekniklerinden yararlanılmıştır. Defterdar Mehmed Paşa'nın biyografik anlatısında, onun düşün dünyasını şekillendiren zengin yaşam tecrübesi yansıtılmıştır. Ahlak kavramı ise XVI. yüzyıl Osmanlısında birey, toplum ve devlet kapsamında ele alınmıştır. Bu çerçevede ahlak kavramının insan ve cemiyet ile olan ilişkisi padişah, veziriazam, devlet ricali, yeniçeri ocağı ve dâire-i adâlet kavramları göz önünde bulundurularak değerlendirilmiştir. Defterdar Mehmed Paşa, büyük oranda İslam Ahlak geleneğinin şekillendirdiği bir ahlak anlayışına sahiptir. Bununla birlikte devlet ahlakı bağlamında Türk düşünce geleneğinden yansımalar da bulunmaktadır. Defterdar Mehmed Paşa'da ahlak tasavvurunun, fizik ve metafizik boyutu içine alan, bireyin içte gerçekleşen niyetten eyleme kadar donandığı ve bu iyi hali yakın çevresinden başlayarak evrensel ölçekte bir etki ve sorumluluk düşüncesini barındırdığı, bütüncül bir ahlak anlayışı olduğu sonucuna varılmıştır. Anahtar Kelimeler: Siyasetname, Defterdar Mehmed Paşa, ahlak, birey, toplum, devlet.
  • Loading...
    Thumbnail Image
    Master Thesis
    Filistin Bağımsızlık Mücadelesi Lideri Kudüs Müftüsü Hacı Emin El-hüseyni
    (2025) Oktay, Barış; Polat, Ziya
    Filistin tarihinin en kötü zamanları 1917'de son bulan I. Dünya Savaşı neticesinde İngilizlerin işgaline girmesiyle başlamıştır. Aynı durumda olan birçok Arap ve İslam ülkelerinde İngiliz sömürgesine karşı direnişlerin sembol isimleri ortaya çıkmıştır. Bu isimlerden biri de 1919-1974 arası Filistin tarihinde ortaya çıkan, Filistin bağımsızlık mücadelesi lideri, Kudüs Müftüsü Hacı Emin el-Hüseyni'dir. Bu tezde, Hacı Emin el-Hüseyni'nin hayatı, siyasi konumu ve sürdürdüğü mücadelesi incelenecektir. Kudüs müftüsü'nün Filistin bağımsızlık mücadelesine olan etkileri ve özellikle 20. yüzyıl boyunca Filistin tarihinde bıraktığı dini, milli, fikri, cihadi ve siyasi izlerinin analizi amaçlanmaktadır. Hacı Emin'in özellikle Filistin'de, Arap dünyası ve İslam âleminde sürdürdüğü bağımsızlık hareketlerindeki rolü, ideolojik ve siyasi motivasyonlar incelenerek ele alınacaktır. Araştırmada; el-Hüseyni'nin aile kökenlerini, yetişmesini, Filistin mücadelesine girişini, Filistinlileri birleştirme çabasındaki motivasyonunu, Arap milliyetçiliği ve İslam inancı ile olan bağlarına değinilecektir. Filistin'de Siyonistlere ve İngilizlere karşı her türlü mücadelesi, I. Dünya Savaşı ve II. Dünya Savaşındaki rolü, kurduğu sivil yapıları ve silahlı grupları, İzzettin el-Kassam ve Müslüman Kardeşlerle olan ilişkileri, İngilizlerin sunduğu Filistin'i bölme planlarına karşı gösterdiği reaksiyonları ele alınacaktır. İngilizlere karşı Nazi Almanyası ve Faşist İtalya ile olan ittifakı ve Yahudilerin katledilmesi konusunda kendisi ile ilgili gündeme getirilen iddialar ortaya koyulacaktır. Bütün Süreç içerisinde bazı Müslümanlar ve düşmanları tarafından kendisine yöneltilen eleştiriler cevap bulacaktır. İlk kez kurulacak olan tam bağımsız Filistin için gösterdiği çabaları merkeze alarak hayatının tüm yönleri anlatılacaktır. Bu tez, Filistin'in İngilizler tarafından işgal edilmesinden başlayarak, vefatına kadar Hacı Emin el-Hüseyni'nin ilan ettiği tam bağımsız Filistin Devleti mücadelesini ortaya koymayı hedeflemektedir. Böylelikle Filistin tarihinde tartışmasız olarak ilk bağımsızlık lideri olan Kudüs Müftüsü Hacı Emin el-Hüseyni hakkında literatüre yeni bir bakış açısı sunulacaktır.
  • Loading...
    Thumbnail Image
    Article
    FULCHERIUS CARNOTENSIS’TE İSLÂM VE MÜSLÜMAN ALGISI
    (2019) Polat, Ziya
    Haçlı seferlerini başlatan ana sebeplerden biri Batı toplumunda oluşan İslâm ve Müslüman algısıdır. Asırlara dayanan bir süreç içerisinde oluşan bu algı, bir yandan Batı’daki kaosun, diğer yandan da Endülüs’te Müslümanlara karşı kazanılan zaferlerin etkisiyle uç noktalara taşınmıştır. Özellikle reconquista (Endülüs’te Müslümanların hâkimiyetindeki toprakların geri alınması) olarak ifâde edilen İspanya’daki başarılar, Batı’daki şiddeti, doğudaki Hıristiyanları koruma iddiasıyla, Kudüs merkezli olmak üzere Anadolu ve Şam bölgelerine yönlendirmiştir. Çalışmada Birinci Haçlı Seferinin şahitlerinden biri olan Fulcherius Carnotensis’in “Gesta Francorum Iherusalem Pregrinantium” adlı eserinde İslâm ve Müslümanlar hakkında nasıl bir algıya sahip olduğu ele alınacaktır. Algıyı yansıtan temel araçlar, yazarın kullandığı kavramlardır. Dolayısıyla müellifin İslâm ve Müslümanlar hakkında kullandığı kavramların tespiti, algıyı oluşturan zihin yapısını anlamayı ve yorumlamayı kolaylaştıracaktır. Yazar İslam ve Müslümanları tanımlamak için kullandığı kavramları Papa II. Urbanus’un Clermont Konsili’nde yaptığı konuşmadan yola çıkarak şekillendirmektedir. Bu da oluşan algının kökenleri açısından makaleye önemli veriler sunmaktadır. Müellifin Papa’yı referans alması doğrudan dini bir zemin üzerinden hareket ettiğini göstermektedir. İslam’ı ve Müslümanları tanımlamak için kullandığı Sarazen, pagan, putperest ve kâfir gibi kavramlar buna işaret etmektedir. Çalışmada, öncelikle, yazarın anlatımı üzerinden İslam ve Müslümanlar hakkında oluşturduğu algının teorik çerçevesi çizilecektir. Ardından oluşan bu algı, Haçlılar bölgeye yerleştikten sonra, yaklaşık otuz yıl boyunca, Müslümanlarla karşılaşmaları esnasında yaşadıkları üzerinden örneklendirilecektir.
  • Loading...
    Thumbnail Image
    Doctoral Thesis
    Haçlı Seferleri döneminde Müslümanların Frenklerle ilgili teolojik, toplumsal ve siyasî algıları (1096-1193)
    (2026) Ağalday, Hilal; Polat, Ziya
    The Crusades were perceived in the Islamic world not merely as a military and political threat but also as a profound intellectual and cultural shock. The fall of Jerusalem in 1099 marked a turning point that transformed the Muslim collective memory into a source of both trauma and revival. This study aims to analyze, in a multidimensional framework, the perception of the Franks that emerged in the Muslim intellectual and literary milieu after the Crusades. It focuses on how Muslim authors and poets depicted the Franks, in what historical and intellectual contexts these depictions were produced, and how these representations shaped the Muslim perception of the Franks' theological, social, and political identity. The research demonstrates that the Crusades were not perceived by Muslim intellectuals merely as external wars but as processes of inner reflection and identity definition. In this regard, the perception of the Franks took shape on three interconnected levels: the theological, in which the Franks were described through concepts such as infidel, polytheist, and divine trial; the social, reflecting the trauma, moral decline, and solidarîty provoked by invasion and cultural encounter; and the political, where Jerusalem and other sacred sites were reinterpreted as symbols of Islamic unity and legitimacy. This study approaches Muslim narratives of the Crusades not simply as historical records but as texts of intellectual and cultural mentality. Poetry, historiography, travel accounts, and sermons are treated as complementary discursive forms that collectively reveal how Muslim authors constructed their perception of the Frankish 'Other.' In this sense, the image of the Frank emerges not merely as that of an enemy but as a mirror for moral reflection, critique, and resistance. Ultimately, this research interprets the Crusades in the Islamic world through the lens of trauma, resistance, and reconstruction, contributing to a broader analysis of cultural and intellectual representations beyond military history. By re-evaluating the Muslim perception of the Franks, the study provides a new perspective on the historical foundations of Islam–West relations and the enduring patterns of otherness that continue to shape them.
  • Loading...
    Thumbnail Image
    Article
    Haçlıların Antakya Kuşatmasında Motivasyon Aracı Olarak Günah-tövbe Denklemi
    (2024) Polat, Ziya
    Haçlı seferleri göz önüne alındığında Antakya süreç boyunca önemli bir şehir olagelmiştir. Nihai noktalarını Kudüs olarak belirleyen Haçlılar, yol üstü kutsal addettikleri Antakya’yı almadan yollarına devam etmek istememişlerdir. Yaklaşık dokuz ay kuşattıkları Antakya’yı 3 Haziran 1098’de içerdeki gayrimüslimlerin ihaneti sonucu teslim almışlardır. Makalenin konusu kışın zorlu şartlarına, çekilen sıkıntılara, açlık ve yokluğa, salgın hastalıklara ve büyük oranda ölümlere rağmen Haçlıların hangi motivasyonla kuşatmayı sürdürdüklerine odaklanmıştır. Bu bağlamda metinde de görüldüğü üzere günah-tövbe denklemi üzerine yoğunlaşılmıştır. Haçlılar kuşatma boyunca ve sonrasında şehri ele geçirdiklerinde karşılaştıkları sıkıntıları günahlarının çokluğuna bağlamışlardır. Dolayısıyla bu durum Tanrı’yı gazaba getirmiş, böylece yukarıda sayılan sıkıntılar üzerinden cezalandırıldıklarına inanmışlardır. Tanrı’nın öfkesini dindirmek ve merhamet etmesini sağlamak için de din adamları öncülüğünde çeşitli ritüeller aracılığıyla tövbe etmeleri gerektiğini düşünmüşlerdir. Tövbe sürecine sebep olan önemli unsurlardan biri de görülen vizyonlardır. Özellikle Kutsal Mızrak efsanesi Haçlıların boyut değiştirmelerine sebep olmuştur. Bundan sonra elde edilen başarılar yapılan tövbelere bağlanmış, böylece Tanrı’nın onlara merhamet ettiklerine iman etmişlerdir. Makale birinci Haçlı Seferi kronikleri üzerinden tarihsel analiz yöntemiyle konuyu tartışmıştır.
  • Loading...
    Thumbnail Image
    Master Thesis
    Hz. Ebubekir'in Ridde olaylarıyla mücadelesinin İslamiyet'in yayılmasına etkisi
    (Mardin Artuklu Üniversitesi, 2021) Kaymaz, Şerafettin; Polat, Ziya
    İslam tarihinin en önemli dönemlerinden biri şüphesiz ki ilk halife Hz. Ebû Bekir dönemidir. Hz. Ebû Bekir, İslamiyet öncesi dönemde Hz. Peygamber'in en yakın arkadaşıydı. İslamiyet'i kabul ettikten sonra hem malıyla hem canıyla İslam davası uğruna her zaman Hz. Peygamberin yanında yer almıştır. Hz. Ebû Bekir, Hz. Peygamberin vefatıyla dağılan İslam birliğini yaklaşık iki buçuk yıllık halifeliği sürecinde sağlam temeller üzerinde oturtmayı başarmıştır. Halifenin seçimi ve biat etme konusunda Müslümanlar neredeyse bölünme noktasına gelmişti. Hz. Ebû Bekir İslamiyet'i bütün benliğiyle sahiplenmesi, yapıcı tutumu ve sergilediği yönetim anlayışı neticesinde bütün ayrılıkları ortadan kaldırmayı başarmıştır. Hz. Muhammed'in (s.a.v) ölümüne sebep olan hastalığa yakalanması ve akabinde vefat etmesini fırsat bilen Esved el-Ansi, Müseylimetü'l-kezzâb, Secâh ve Tuleyha gibi bazı yalancılar, Peygamberlik iddiasıyla ortaya çıkmıştı. Bununla beraber Arap Yarımadası'nın Mekke, Medine ve Taif dışında kalan bütün kabileleri, zekât vermek istemediklerini dile getirerek İslamiyet'ten yüz çevirmişti. Hz. Ebû Bekir, Peygamberlik iddiasıyla ortaya çıkan, zekât vermek istemeyen, İslam Dini'ni tahrif etmek isteyen bu kabilelere karşı, istikrarlı bir şekilde mücadele ederek dağılmaya yüz tutmuş İslam ümmetinin birliğini sağlamayı başarmıştır. Hz. Ebû Bekir, halifelik süreci boyunca izlediği siyaset, gelişme döneminde olan İslam toplumunu korumayı hedefleyen bir siyasetti. Halifeliği esnasında devlet yönetiminde aldığı isabetli kararlar neticesinde kendisinden sonraki devlet başkanlarına örnek teşkil etmiştir. Bu çalışmamızda Hz. Ebû Bekir'in şahsiyeti, ridde olaylarıyla mücadelesi ve bu mücadele sonucunda İslamiyet'in yayılmasına etkisi üzerinde durulacaktır.
  • Loading...
    Thumbnail Image
    Master Thesis
    HZ. ÖMER DÖNEMİ FETİHLERİNİN İSLAM’IN YAYILIŞINA ETKİSİ
    (2019) ERYİĞİT, NAİM; Polat, Ziya
    İslam çok kısa bir sürede hayret uyandıracak bir şekilde yayılmış ve genellikle gittiği yerlerde hâkimiyet sahibi olmuştur. İslam’ın yayılışını siyasi, sosyal, ekonomik ve kültürel birçok açıdan olmuştur. Sadece fetihlerle değil fetihlerle birlikte az önce sayılan alanları da içine alan bir bütünlük içinde gerçekleştirmiştir. Hz. Peygamber’in Mekke’de başlattığı İslam’ın yayılış süreci aslı hüviyetini Medine’de İslam devletinin kurmasıyla gerçekleştirmiştir. Bu süreç günümüze kadar devam etmiştir. Bu sürecin en hızlı olduğu dönem ise Hz. Ömer’in halifeliği sürecidir. İlk dönem İslam’ın yayılışı incelendiğinde altında yatan en önemli sebep Sünnetullah’a uygun hareket edilmiş olmasıdır. Fetihlerin İslam’ın yayılışında nasıl bir etkisi olduğu araştırılmış ve fetihlerin öncesinde, fetihler esnasında ve fetihlerden sonra yapılan faaliyetler ele alınmıştır. Fetihlerle aslında toprakları ele geçirmekten daha önemli olanın siyasi hâkimiyetin teşekkülü olduğu gözlemlenmiştir. Akabinde binlerce yıllık devletlerle ve medeniyetlerle karşı karşıya gelen İslam toplumu fetihlerle ilerleyişini Hz. Ömer’in Halifeliği ile sağlamış ve gerçekleştirmiştir. Fetihlerde Hz. Ömer’in etkisi ve faktörü incelenmiş yaptığı şeyler sistematiğe oturtulmaya çalışılmıştır. Son bölümde fetihlerin ardında İslam devletinin gittiği topraklardaki uygulamaları incelenmiş ve İslam’ın yayılışına katkısı araştırılmıştır. Hz. Ömer’in İslam devletinin başkanı olarak yaptıkları neticesinde İslam’ın Sünnetullah’ın bir gereği olarak yayıldığı neticesine varılmıştır. Toplumların yükseliş ve çöküşlerinin belirli kural ve sebeplere göre olduğu kanısı Hz. Ömer dönemi fetihleri ile daha da bir ortaya konmaya çalışılmıştır. İslam, yayılışını tarihsel açıdan olsun, toplumsal ve insani açısından olsun Sünnetullah’a uygun bir şekilde yapmış ve korumuştur. Tüm bu araştırmanın neticesinde fetihlerin değil fetihlerin oluşmasını ve devamını sağlayan kanunların olduğu ve İslam’ın da bu kanunlara göre yayıldığını müşahede edilmiştir.
  • Loading...
    Thumbnail Image
    Master Thesis
    HZ. PEYGAMBER’İN CİHAD ve SAVAŞ ANLAYIŞI
    (2018) AĞALDAY, HİLAL; Polat, Ziya
    Peygamber Efendimiz döneminde yaşanan savaşlar, savaş ve zafer bağlamında değerlendirilerek aslında sayısal verilerin çok önemli olmadığı, iman duygusunun daha önemli bir etken olduğu vurgulanacaktır. İslam’da kullanılan savaş kavramları, cihadın önemi ve Batının İslam’a ve cihada bakışı değerlendirilecek, Medine döneminde yaşanan bazı seriyye ve gazvelerin değerlendirmesi yapılacaktır. Bu dönemde yaşanan savaşlarda imanın İmanın küfre ve şirke nasıl galebe çaldığını, sayısal verilerin zafere giden yolda ciddi bir anlam ifade etmediğini ortaya çıkarmaya çalışacağız. Ayrıca Hz. Peygamber’in askeri dehası ve uyguladığı soğuk savaş taktikleri üzerinde durulacaktır. Uygulanan askeri taktik ve stratejinin savaşı her iki taraf için de en az kayıpla bitirmeyi nasıl hedeflendiği örneklerle verilecektir.
  • Loading...
    Thumbnail Image
    Master Thesis
    İbnü'l-Esîr'de Beytülmakdis
    (Mardin Artuklu Üniversitesi, 2019) Lale, Ferzende; Polat, Ziya
    Kudüs, (Beytülmakdis) tarihin hemen her döneminde dîni, siyasi ve sosyal açılardan adından söz ettirmiştir. Şehir, üç semavi dinin mensupları tarafından kutsal kabul edilmektedir. Bu özelliği dolayısıyla da tarih boyunca savaşlara sahne olmuş, tahribe uğramıştır. Bugünde şehir etrafında gelişen olaylar, esasında bu kadim tarihinin bir sonucudur. Kudüs'ün günümüzdeki durumunu anlayabilmek için onun dini, siyasi ve sosyal tarihinin derinlemesine incelenmesi gerekmektedir. Bunun için de şehrin tarihini ele alan müstakil eserlerin yanısıra bu konuda geniş bilgi veren diğer kitaplara da başvurulmalıdır. Bu çalışmada, Ortaçağın ünlü İslam tarihçisi İbnü'l-Esîr'in(ö. 632/1233) el-Kâmil fi't-Tarih adlı eserinde Kudüs tarihi hakkında yazdıkları incelenmiştir. Alemin yaratılışından yazarın yaşadığı döneme kadarki olayları kapsayan el-Kâmil'de, diğer İslam tarihi kaynaklarına nazaran, Kudüs tarihi hakkında daha geniş bilgiler yer almaktadır. El-Kâmil'de, Kudüs'ün İsrailoğulları dönemindeki durumu ağırlıklı olarak anlatılmaktadır. Şehrin Hz. Peygamber zamanındaki durumu, İsra ve Mirac hadisesi, Kıble'ninMescid-i Aksa'dan Kabe'ye tahvili, Hz. Ömer zamanında 638 senesinde fethi, 1099'da Haçlılar tarafından işgali ve Selahaddin-i Eyyubi'nin 1187'de şehri geri alması Beytülmakdis tarihinin önemli konu başlıklarını oluşturmaktadır.
  • Loading...
    Thumbnail Image
    Master Thesis
    II. ABDÜLHAMİT DÖNEMİ HAPİSHANELERİNİN GENEL ÖZELLİKLERİ VE UYGULAMALARI
    (2018) PARLAKOĞLU, GİZEM; Polat, Ziya
    Hapishane günümüzün en çok tartışılan ve merak edilen konularından biridir. Kimse hapishaneye girmek istemez fakat herkes içerideki hayatı merak eder. Bu yüzden hapishaneyle ilgili veya hapishanede çekilen birçok dizi ve film vardır. Yakınları bir şekilde hapishaneye düşmüş insanlar, içerideki yaşamı merak eder ve yakınlarının insanca bir yaşam sürdüğünden emin olmak isterler. Günümüzde gerek siyasi, gerek sosyal nedenlerden dolayı hapishaneler sıkça gündeme gelmeye başlamıştır ve daha uzun yıllar gündemden düşeceğe benzememektedir. Hapis, kişinin belli bir yere kapatılması esasına dayanır. Osmanlı Devleti’nde bu yerler genellikle zindanlar, mahzenler ve sürgün amacıyla kullanılan kaleler olmuştur. Tanzimat Fermanı’yla birlikte günümüzdeki anlamıyla “hapishane” denilen yerler yapılmış ve hapishaneler modernleşmeyle bağdaştırılmıştır. Bunun için özellikle II. Abdülhamit döneminde hemen hemen her kazaya hapishane yapılmış, var olanların da ıslahı için çalışılmıştır. Atölyeler ve kütüphaneler açılarak hapishaneler birer ıslah merkezi haline getirilmek istenmiştir. Buna rağmen sağlık koşullarının elverişsizliği, hapishanelerin doluluk oranının haddinden fazla olması gibi sebeplerle firarlar ve ölümler yaşanmıştır. Ayrıca dönemin koşulları ve mali yetersizliklerden dolayı istenilen ıslahatların çoğu hayata geçirilememiştir. Böylelikle Osmanlı Devleti, Türkiye Cumhuriyeti’ne koşulları yetersiz olan birçok hapishane bırakmak zorunda kalmıştır.
  • Loading...
    Thumbnail Image
    Master Thesis
    İslam Dünyasında Tarih Usulünün Gelişimi: Memlüklüler Örneği
    (2025) Ekinci, Hasan; Polat, Ziya
    İslam dünyasında tarih yazımı, erken dönemlerden itibaren dinî ve toplumsal hafızanın muhafazasında önemli bir ilim dalı olarak görülmüştür. İlk dönemlerde hadis ve tarih ilimleri birbirine yakın seyretmiş, hadis usulünde geliştirilen rivayet değerlendirme yöntemleri tarihî aktarımların da güvenilirliğini sağlamada kullanılmıştır. Ancak tarihçilerin eserlerinde zamanla ortaya çıkan abartı, taassup ve hatalı rivayetler, tarih ilminin rasyonel ve sistematik bir metodolojiye duyduğu ihtiyacı göstermiştir. Bu bağlamda, Memlükler(648/923/1250-1517 dönemi tarih usulünün kurumsallaşması açısından önemli bir dönüm noktası olmuştur. İbn Haldûn (ö. 808/1406), tarihî rivayetleri aklî ve toplumsal ölçütlerle değerlendiren yaklaşımıyla tarihin bağımsız bir ilim olarak temellerini atmıştır. Onun ardından gelen Kâfiyeci (ö. 879/1474), tarih ilmini mantık esaslarıyla ilişkilendirerek disipliner bir yapı kazandırmış, Sehâvî (ö. 902/1497), tarih ilminin meşruiyetini savunup metodolojik ilkelerini belirlemiş, Süyûtî (ö. 911/1505) ise tarih yazımında kaynak kullanımı ve atıf düzeni gibi teknik unsurlara katkı sağlamış, böylece tarih usulü ciddi bir ilim hüviyetine kavuşmuştur. Bu tez, İslam'ın ve ilk dönem İslam alimlerinin tarihe bakış açısı, hadis ve tarih arasındaki metodolojik ilişkinin zamanla nasıl ayrıştığı, Memelükler döneminde tarih usulünün hangi amillerin etkisiyle doğduğunu ve sistematik bir hâl aldığını Memlükler devri göz önünde bulundururlarak ortaya koymayı amaçlamaktadır. Çalışmada, bu âlimlerin tarih yazım teknikleri tahlil edilerek belirlenmiştir. Ayrıca, literatürde tarih usulünün nasıl kurulduğu ve tekâmül ettiği konusundaki boşluğu doldurmak hedeflenmiştir. Böylece tez, Memlükler dönemi özelinde tarih metodolojisinin ilmî bir temele kavuşma sürecini açıklığa kavuşturmaktadır. Anahtar Kelimeler: Memlükler, Tarih Yazımı, Tarih Usulü, İbn Haldûn, Kâfiyeci, Sehâvî, Süyûtî.
  • Loading...
    Thumbnail Image
    Article
    Klasik İslam Tarihçilerinin Kalem Anlatısı
    (2017) Polat, Ziya
    Dünya tarihi yazan klasik İslam tarihçileri, tarih anlatılarını külli yaratılış anlayışı çerçevesinde oluşturmuşlardır. Onlara göre tarih, sadece insanın değil Allah'ın yarattığı bütün varlıkların tarihidir. Tevhid temelli tarih dediğimiz bu anlayışın merkezinde insan olmakla birlikte klasik İslam tarihçileri zaman, gece ve gündüz gibi tarihin bazı temel kavramlarını açıkladıktan sonra eserlerine, yaratılan ilk şeyin ne olduğu sorusuyla başlamışlardır. Buna cevap olarak Hz. Peygamberden rivayet edilen ve birçok hadiste ifade edilen kalem, arş, su, nur ve karanlık gibi varlıkların yaratılış sırasını tartışma konusu yapmışlardır. Makalemizde Taberî (ö. 310/922), İbnü'l-Esîr (ö. 630/1233) ve İbnKesîr(ö. 774/1373) gibi klasik dönem İslam tarihçilerinin dünya tarihi olarak tasarladıkları eserlerinde konuyu nasıl ele aldıklarını karşılaştırarak tasvir edeceğiz. Diğer yandan konu hakkında yapılan tartışmalardan ziyade önemli olan klasik dönem İslam tarihçilerinin kalem hakkında böyle bir tasavvur oluşturmalarıdır. İslam medeniyeti açısından kalem ve yazının önemini ortaya koyan bu tasavvurun yeniden günümüze taşınması gerektiği kanısındayız
  • Loading...
    Thumbnail Image
    Master Thesis
    Müslüman-Haçlı denkleminde bir düzen arayışı: Belek B. Behram (1094-1124)
    (Mardin Artuklu Üniversitesi, 2022) Kılıç, İshak; Polat, Ziya
    Selçukluların kuruluşundan beri Artuklular dedeleri Eksük'ten itibaren devlet nezdinde çeşitli faaliyetlerde bulunmuştur. Selçuklu coğrafyasında iktidar mücadeleleri ve yönetimin değişim yaşadığı bir dönemde Artuklu ailesi tekrar ön plana çıkmıştır. Ayrıca Haçlıların bölgeye gelerek Kudüs başta olmak üzere Urfa ve Antakya'da idareler kurması yeni mücadelelerin yaşanmasına yol açmıştır. Artuklu üyeleri Haçlılara karşı katıldıkları bu mücadelelerde çok önemli başarılar elde etmiştir. Artuklular Haçlılara karşı Sökmen'le Harran'da elde ettiği başarılar İlgazi, Kanlı Meydan savaşıyla devam ettirmiştir. İşte bu çetin dönemde Artuk Bey'in iki oğlu Sökmen ve İlgazi ile beraber torunu Belek b. Behram da ön plana çıkmıştır. Amcalarından sancağı devralan Belek'in Kudüs Haçlı Kralı ve Urfa Kontu'nu esir alması Müslümanlar ve Haçlılar arasındaki mücadelenin bundan sonraki süreçte gidişatını belirlemiştir. Artukluların Haçlılara karşı elde ettiği başarıları onları İslâm dünyasında zirveye taşımıştır. Ayrıca bu başarıları oldukça etkili bir algı oluşturmakla beraber bazı müelliflerin Belek'i benzetmelerle tasvir etmesine yol açmıştır. Fulcherius'un Ejderha'ya, Urfalı Mateos'un Kartal'a ve Anonim Süryani'nin ise bir Kurt'a benzettikleri Belek; İslâm dünyasında dinin övüncü, emirlerin güneşi, mücahidlerin kılıcı ve meliklerin oku gibi unvanlarla anılmıştır. Belek yaptığı faaliyetlerle Alp-Gazi'lik geleneğinin önde gelen temsilcileri arasındaki saygın yerini hakkıyla almıştır. Tezimiz genelde Artukluların özelde ise Belek'in hayatı üzerinden bölgedeki Müslüman-Haçlı mücadelelerini ele almakla beraber, Haçlıların bu coğrafyada varlıklarını devam ettirme çabalarını da ortaya koymayı hedeflemektedir.
  • Loading...
    Thumbnail Image
    Master Thesis
    Ömer b. Abdülazîz'in mektuplarında yönetimin fikrî temelleri
    (Mardin Artuklu Üniversitesi, 2023) Talay, Yasin; Polat, Ziya
    İslâm tarihinde Hulefâ-yi Râşidîn döneminden sonra yarım asırdan fazla bir süre yönetimde ciddi değişimler oldu. Yönetim, şûra sisteminden veraset sistemine dönüşmüştü. Devlet ve halk arasında ciddi problemler oluştu. Devlete muhalif birçok siyasî, dinî ve sosyal gruportaya çıktı. Bu çalkantılı dönemden sonra İslâm tarihinde beşincihalife olarakda bilinen Ömer b. Abdülazîz,devlet başkanı olarak seçildi. Yaklaşık iki buçuk yıl süren (717-720)bu dönem, erken dönem İslâm tarihinde toplum ve devlet düzeyinde ahlaki, sosyal, siyasî, askeri ve ekonomi alanında köklü değişimlerin gerçekleştiği önemli bir dönem olmuştur. Ömer b.Abdülazîz'in başlattığı bu çok yönlü hareket, İslâm medeniyet tarihinde ilk tecdit, ıslah ve ihya hareketi olarak bilinir.Bu çalışmada,Ömer b. Abdülazîz'in yaklaşık iki buçuk yıla yakın bir zaman diliminde ve geniş bir coğrafyada hayatın birçok alanında gerçekleştirdiği devrim niteliğindeki bu değişimi devletin önemli resmî belgeleri hükmündeki mektupları vasıtasıyla incelenmeye çalışıldı. Bu mektuplar, Ömer b. Abdülazîz'in medeniyet tasavvurunu, yönetim anlayışını açıkça yansıtmaktadır. Bu çalışmada Ömer b. Abdülazîz'in valilere, âmillere, komutanlara, âlimlere ve muhalif gruplara göndermiş olduğu mektuplar, İslâm tarihi kaynakları taranarak tespit edildi. Bu mektupların incelenmesi sonucunda Ömer b. Abdülazîz'in siyasî, idarî, ekonomik, askerî ve toplumsal yönetiminin fikrî temellerini oluşturan temel düşünce, değer ve ilkeler tespit edilmeye çalışıldı. Bu mektuplarda; akîde(tevhid), emanet, ehliyet, adalet, özgürlük, şûra, merhamet, eşitlik, güvenlik, yenilik, ıslah ve vasat olma gibi daha birçok düşünce, değer ve ilkeler tespitedildi. Ömer b. Abdülazîz, kendi medeniyet tasavvurunu oluşturan bu temel düşünceleri bir medeniyet projesine dönüştürdü.
  • Loading...
    Thumbnail Image
    Article
    Citation - WoS: 3
    SELF-PERCEPTION IN FULCHER OF CHARTRES: HOW THE CRUSADERS SAW THEMSELVES
    (UNIV MALAYA, ACAD ISLAMIC STUDIES, 2018) Polat, Ziya
    Crusades shaped world history by changing the relations between Muslims and Christians. They targeted the Muslim World in the Mediterranean basin and lasted approximately two hundred years. The ways the Crusaders perceived themselves had a great influence on the start of their expedition to the East. This article examines socio-psychological aspects of the First Crusade through analysis of the narrative of Fulcher of Chartres. It discusses how the self-perception of the Crusaders motivated them at the start of the First Crusade. It seeks to answer the following questions: How did the Crusaders see themselves, with what mind set did they go on this campaign? Why did they go to the East? How did they position themselves in respect to the Muslims?
  • «
  • 1 (current)
  • 2
  • »
Repository logo
Collections
  • Scopus Collection
  • WoS Collection
  • TrDizin Collection
  • PubMed Collection
Entities
  • Research Outputs
  • Organizations
  • Researchers
  • Projects
  • Awards
  • Equipments
  • Events
About
  • Contact
  • GCRIS
  • Research Ecosystems
  • Feedback
  • OAI-PMH

Log in to GCRIS Dashboard

GCRIS Mobile

Download GCRIS Mobile on the App StoreGet GCRIS Mobile on Google Play

Powered by Research Ecosystems

  • Privacy policy
  • End User Agreement
  • Feedback