Yüksek Lisans Tezleri - Karma
Permanent URI for this collectionhttps://hdl.handle.net/20.500.12514/57
Browse
Browsing Yüksek Lisans Tezleri - Karma by Department "[Belirlenecek]"
Now showing 1 - 20 of 95
- Results Per Page
- Sort Options
Master Thesis İTTİHAT VE TERAKKİ’YE MUHALEFETİ YÖNÜYLE ÂSAF MUAMMER(2013) KÜÇÜKALİ, GÖKMENÂsaf Muammer’in ağırlıkla 1918 yılında yayınlanan Söz Gazetesi’ndeki yazıları olmak üzere tüm yazılarından yola çıkılarak oluşturulmuş bu tezde, yazarın bazı alıntıları da göz önünde bulundurularak değindiği meselelere daha fazla ışık tutulmaya çalışılmıştır. Âsaf Muammer’in eleştirilerini konu edinen ve üç bölümden oluşan tezin ilk bölümünde, II. Meşrutiyet Devri’ndeki düşünce akımları, İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin ortaya çıkışı, iktidara gelişi, işlediği yolsuzluklar ve kendilerine karşı oluşan muhalefet konularına değinilmiştir. İkinci bölümde; İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin iktidarı ele geçirdiği dönemde gerçekleşen faili meçhul cinayetler, muhaliflerin etkisizleştirilmeleri, İttihatçıların yaptıkları iddia edilen suiistimalleri, Mondros Mütarekesi ve işgal zamanı şartlarının değerlendirilmesi, bu dönemdeki basın hayatı hakkındaki tespitler ve bahsedilen süreçlerde rolleri olan kişilerin cezalandırılması meseleleri hakkında görüş beyan eden Âsaf iv Muammer’in verdiği bilgiler ve diğer gelişmeler hakkında yaptığı yorumlar aktarılmıştır. Bu bölümde işlenen son konular ise Milli Mücadele Devri ve Cumhuriyet Devri gelişmeleri içinde Âsaf Muammer’in nasıl ve ne şekilde yer aldığıdır. Üçüncü bölümde ise onun ekonomi, kültür ve topluma ilişkin düşünceleri ve yaptıkları anlatılmaya çalışılmıştır. Âsaf Muammer’in muhalif kimliğiyle kaleme aldığı yazılarının önemli bir kısmını yayınlaması, ancak İttihatçılar iktidarı terk edince mümkün olmuştur. Onun yaptığı tespit ve açıklamaları Osmanlı Devleti’nin son yıllarında çok etkili olan İttihatçılar hakkında bugüne kadar bilinenleri sorgulamamızı lüzumlu kılmaktadır. Âsaf Muammer’in, işgal şartlarının yaşandığı o dönem Osmanlı Devleti’ndeki kamuoyunu sağduyuya çağırıp, birlik ve beraberlik içinde tutmaya ve Osmanlı Ülkesi’nin içinde bulunduğu olumsuz şartlardan kurtuluşunu sağlamak için bilgilendirip yönlendirmeye çalışması onu ve yazdıklarını önemli kılar.Master Thesis BİR GERÇEKLİK ÜRETİM MEKÂNI OLARAK SOSYAL MEDYA:BAUDRİLLARD OKUMASI(2019) GÜNDÜZ, ADLEBu çalışmada internetle beraber hayatımıza giren sosyal medyada üretilen gerçekliğin ne olduğu Jean Baudrillard‟ın kavram repertuarıyla analiz edilmiştir. İnternete ulaşmanın süreç içerisinde daha kolay bir hale geldiği enformasyon toplumunda internetle geçirilen zaman ve internet kullanan bireylerin profili çeşitlenip artmaktadır. İnternetin gelişimiyle hayatımıza temas eden sosyal medyayla oluşan toplumsal değişim sosyolojik bakışın alanına girmiş bulunmaktadır. Bugünün toplumunda yaşanan bu toplumsal değişimi anlamak için çağdaş sosyolog olan Jean Baudrillard‟ın simülasyon kuramından faydalanılmıştır. Sosyal bir gerçeklik olarak sosyal medya analizinde modern dönemlerle birlikte oluşan toplumsal değişimlerin ürettiği gerçekliğin ne olduğu birinci bölümde incelenmiştir. Gerçekliliğin varlığına dair izlerin olup olmadığı tartışmaya açılmıştır. Bir gerçeklik üretim mekânı olarak dijital dünyanın bize neler anlattığını, ne zamandan beri dijital dünyanın içerisinde olduğumuz analiz edilmiştir. Gerçeklik ilkesinin yok olmasıyla gerçekliğe dair artık ibarelerin olmamasının yarattığı durum olan kaybolan toplumsallığı anlatan ikinci bölümde toplumsallığın nasıl yok olduğu anlaşılır kılınmaya çalışılmıştır. Sosyal medyada kaybolan gerçeklik ve toplumsallığın yarattığı etki tespit edilmiştir. “Bir toplumsallaşma türü olarak sosyal medyada hipergerçeklik” olarak tartışmaya açtığımız üçüncü bölümde sosyal medyada oluşan hipergerçeklikliğin ne olduğu bunun sosyolojik olarak bizlere ne ifade ettiği incelenmiştir.Master Thesis ULUSLARARASI ZORUNLU GÖÇ ÇALIŞMALARINDA FEMİNİST BİR METODOLOJİ: MARDİN’DE SURİYELİ KADINLARIN DENEYİMLERİ(2018) GÜNEL YILMAZ, SEDABu tez çalışması göçü kadınların erkeklerden farklı deneyimlemesi üzerinedir. Çalışmanın amacı, göç öncesi ve sonrası kadın deneyimlerini incelemek ve göçten etkilenme biçimlerini görünür kılmaktır. Kadınların deneyimleri gündelik yaşam ve evlilik deneyimlerine aynı zamanda göçün bu deneyimler üzerindeki etkilerine karşılık gelmektedir. Deneyimler üzerine yürütülen bu araştırma, 2017 yılının Aralık ve 2018 yılının Ocak aylarında Mardin ilinin Artuklu ve Kızıltepe ilçelerinde yaşayan kırk yedi Suriyeli göçmen kadınla yapılmıştır. Derinlemesine mülakatlarla toplanan anlatılar feminist yöntemle yorumlanmıştır. Dolayısıyla feminist yöntemden referansla bu anlatılardan edinilen bilgilerle kadınlık hallerinin göç ile birlikte değişip değişmediği, değiştiyse nasıl bir değişim geçirdiği ve bu değişim üzerine etkileri olan sosyo-ekonomik ve siyasi dinamiklerle birlikte tartışılmıştır. Aynı zamanda kadın ve göç ilişkisi ulusal ve uluslararası göç hukuku çerçevesinde ve toplumsal cinsiyet kavramı temelinde incelenmiştir. Feminist metodoloji ile yapılan bu araştırma uluslararası ve zorunlu göç alanında kadın göçmenlerin deneyimlerine ait var olan boşluğu dolduracaktır.Master Thesis MUTLAK KAOSTAN EBEDİ BARIŞA: HOBBES’TAN KANT’A TOPLUM SÖZLEŞMELERİ TEORİLERİ(2019) AKÇINAR BAYAR, SEHERMutlak kaostan ebedi barışa erişmenin yöntemlerini irdeleyen çalışmamızda Thomas Hobbes, John Locke, Montesque, Rousseau ve Kant’ın toplum sözleşmesi teorilerine ilişkin görüşleri metodolojik olarak ilerlemeci bir anlayışla birbirleri ile ilintilendirilerek tartışılmıştır. Tartışmanın ana bağlamı toplum sözleşmesi teorilerinin insanın yegâne hedefi olan mutluluğu için bireysel ve kolektif haklarını güvence altına alacak en ideal sözleşmenin hangi koşullarda kurulacağı meselesidir. Thomas Hobbes’tan Kant’a toplum sözleşmesi teorilerine bakıldığında ilk olarak insan doğasının ve insanın doğa ile ilişkisinin, ardından insanın toplum ile ilişkisine, sonrasında insanın egemen ve devlet ile olan ilişkisine ve en nihayetinde devletlerin devletler ile olan ilişkisine doğru tarihsel bir gelişim süreci sergilendiği görülmektedir. Bu bağlamda toplum sözleşmeleri teorilerinin tarihin her evresinde her defasında yeni hak kazanımları biçiminde gelişimini sürdürdüğü görülmektedir.Master Thesis İBN HALDÛN’UN DÜŞÜNCESİNDE TOPLUMSAL/SİYASAL YAPININ ANLAŞILMASINDA BÜTÜNLÜK İLKESİ(2017) CANBAZ, MUHİTTİNBu çalışmada İbn Haldûn’un düşünceleri ışığında toplumsal ve siyasal yapıda bütünlük ilkesi açıklanmaya çalışılmıştır. İbn Haldûn, 14. yüzyılda yaşamış Mukaddime adlı eseri ile ünlenmiş bir düşünür, tarih bilimci, siyaset adamı, hukukçu sosyolog ve eğitimcidir. İnsanların bir arada yaşama zorunluluğu olduğunu ifade eden İbn Haldûn, bu doğrultuda beraber yaşamın gerekliliği olan toplumsallığı çalışmalarının odağı olarak seçmiştir. Toplumlar, kendilerini gerek diğer toplumların saldırıları gerekse doğal felaketlere karşı korumak için devlet vb. siyasi yapılar inşa etmektedir. Çalışmamızın temel tezi olarak, bütün sosyal dinamiklerin birbirini etkilediği ve bu dinamiklerin bir bütün olarak ele alınması gereği sonucuna ulaşılmıştır. Tezimiz iki ana bölümden oluşmaktadır. İlk bölümde toplumsal yapıda bütünlük ve bunu inceleyen sosyal ilimler, İbn Haldûn’un görüşleri ışığında ele alınarak sosyal ilimlerin sosyal gerçekliği bir bütün olarak açıklama görevi olduğu savunulmaktadır. Her bir sosyal ilim dalının kendine mahsus bir perspektifi olduğu ve bütüncül olarak ortaya çıkan sosyal gerçekliğin ancak diğer sosyal ilimler ile interdisipliner bir iş birliği sayesinde analizinin mümkün olabileceği tespit edilmiştir. İkinci bölümde ise siyasal yapıdaki bütünlük ilkesi ele alınarak siyasi yapıyı etkileyen temel dinamik ve faktörler değerlendirmeye tabi tutularak açıklanmaya çalışılmıştır.Master Thesis NEOLİBERALİZMİN ÇAĞDAŞ SANATA ETKİSİ(2019) KUDAY, RIDVANAmerika kıtasından, Orta Doğu'dan ve Doğu Avrupa'dan örneklerle küreselleşmenin sanat ve kültür açısından sonuçlarını ve görünür etkilerini kabul edilmekle birlikte, bunların ötesine geçmektedir. Çağdaş sanat ve kültürün, neoliberalizm karşısında değişen uygulamaları mevcuttur. Bunlar günümüz literatüründe genellikle açık ve homojen gelişmeler olarak yorumlanmaktadır. Ancak bu çalışmada, dünyanın dört bir yanını etkileyen neoliberal ideolojinin ve süreçlerinin biçimlendirdiği ve bunların karşısında biçimlenen yeni sosyal, politik ve kültürel ilişkilerin karmaşıklığına, heterojenliğine ve eşitsizliğine dikkat çekilmek istenmiştir. Üzerine yoğunlaşılan esas nokta, çağdaş sanat ve neoliberalizmin diyalektiğidir: çağdaş sanatın çoğullaştırılması ve yayılması yeni bir demokratik bilincin göstergesi midir, yoksa hızla genişleyen neoliberal pazarın bir sonucu mudur? Post modernist teoride, estetik deneyimin siyasi boyutu sanatın çağdaş biçimlerinin anlaşılmasında anahtar görevi görmüştür. Estetik ve siyaset arasındaki ilişkinin anlaşılması üzerine, toplumda siyasi ve sanatta estetik olarak kabul edilen unsurları derinden sorgulayan yeni bir yaklaşım sunulmaktadır. Amaç, demokratik hayatın yenilenmiş biçimlerini öngören yeni bir direniş politikasının meydana getirilmesinde çağdaş kültür, sanat ve aktivist faaliyetlerinin birbiriyle nasıl iç içe roller oynadığını göstererek, sanat tarihi disiplinini radikal politikaya daha da yaklaştırmaktır.Master Thesis ÇAĞDAŞ SANATTA YEREL/ GELENEKSEL İMGELERİN RADİKAL KULLANIMI(2018) ATLI, ŞİLANBu tez/sanat eseri raporunda, Çağdaş Sanatta modern imgeler ile geleneksel/ yerel imgelerin ironi mesafesinde birlikte kullanımı, dünyadan ve Türkiye’den belirli çağdaş sanat örnekleri ele alınarak incelenmeye çalışılmıştır. Bunun yanında kendi çalışmalarımın ana ekseni bu ilişkinin sorunsallaştırılması üzerinden ortaya konulmuştur. Günümüz dünyasında çağdaş sanat, belirli üretim stratejileri üzerinden kurgulanır. Yapıtların alımlanması da bu stratejilerin dayandığı parametrelerin anlaşılmasıyla mümkündür. Bu noktada yapıtların yardımına koşan bir metinselcilikten söz edilebilir. Nedir bu parametreler? Öncellikle yerellik ve yerelliğin dayandığı kültürel kodların sahneleştirilmesi, etnik/kültürel/cinsel kimlik haklarının tanınması yönündeki mücadeleler, ekolojinin sorunsallaştırılması vs, ana-akım merkezi politik ve sanatsal hegemonyaya dönük eleştirel yaklaşımların ifade edilmesinden söz edilebilir. Bunun yanında, ironiyi bir üretim biçimini olarak kullanarak Modern-Kapitalist uygarlık imgeleriyle yerel kültürel kodların iç içe kullanılarak yeni anlatım yapıları oluşturmak bu stratejilerin en bilindik ve belirgin olanlarını oluşturur. Bu imgelerin nasıl kullanıldığını ve sözü edilen bağlamlarda nasıl yeniden kurgulandığını anlamak, Modern Sanat ile Çağdaş Sanat arasına bir çizgi çekmeyi gerekli kılmıştır. Bu nedenle, sanattan önce gelen ‘çağdaş’ kavramının neyi/neleri imlediği meselesi, bu raporun kapsamına alınan önemli bir girizgâhı oluşturmaktadır. Giorgio Agamben’in ‘Çağdaş nedir?’ makalesi bu noktada önemli bir başvuru kaynağı olarak ele alınmıştır. Bunun yanında, Cuauhtemoc ix Medina’nın ‘Çağdaş sanat:11 Tez’ makalesi, Boris Groys’un esinleyici kitabı ‘Sanatın Gücü’, bu rapor kapsamında önemli bulduğum referans noktalarını zenginleştirmemi sağlamışlardır. Rapor, bunların dışında, imge-ideoloji, göstergebilim, hafıza-hatırlama ve Kültür Endüstrisi ekseninde incelenen literatür tarama ve belirli kuramsal söylem ve yaklaşımlarla çözümlenmeye çalışılmıştır. Bu tez/sanat eseri raporu, kültür endüstrisi içinde, modern, çağdaş kavramlarının, yerel/ kültürel imge/değerlerle birlikte ele alındığında ortaya çıkan teorik tartışma ve sanatsal üretimlerin Kültüralizm’le ilişkisini yeniden tartışma imkânını ortaya koymaya çalışıyor.Master Thesis ETİKETLEME KURAMI ÇERÇEVESİNDE ÇİNGENE ETNİSİTESİNDE KİRLİLİK VE SOSYAL DIŞLANMIŞLIK ALGISI (øZMøR TEPECøK ÖRNEöø)(2015) YAPRAK, MEHMETBu çalÕúmada, Türkiye’deki kültürel ve etnik unsurlardan biri olmasÕna ra÷men ötekileútirilen ve dÕúlanan øzmir Tepecik Çingene etnisitesinin, damgalanma, kirli olarak algÕlanma ve dÕúlanma süreçlerinin ve úekillerinin izleri, fenomonolojik bakÕú açÕVÕyla etiketleme kuramÕ çerçevesinde sürülmeye çalÕúÕlmÕúWÕr. Bu ba÷lamda, saha çalÕúmasÕ yöntemiyle øzmir ili Tepecik semtinde yer alan Çingene etnisitesine mensup bireylerden oluúan bir örneklem kümesi ile nitel araúWÕrma tekniklerinden odak grup mülakatlarÕ ve derinlikli görüúmeler gerçekleútirilmiútir. øzmir Tepecik Çingenlerinin kendi anlatÕ ve yaúam pratiklerinden yola çÕkarak damgalanma, “kirlilik” ve GÕúlanmÕúOÕk algÕlarÕ “içten bakÕúla” tespit edilmeye çalÕúÕlmÕúWÕr. Tepecik Çingenlerinin damgalanma ve dÕúlanma süreçlerinde çok güçlü toplumsal ve dini referanslarÕ olan “kirlilik” söylem ve imalarÕQÕn temel bir öneme sahip oldu÷u görülmüútür. øzmir Tepecik Çingene etnisitesi için “kirlilik” algÕVÕ ve önyargÕlarÕQÕn pekiútirilmesinde, toplumsal sÕQÕrlarÕn daha belirgin hale gelmesinde dönemin iktidar yetkilileri tarafÕndan mahallede faaliyetine izin verilen genelev ayrÕ bir etki oluúturmuútur.Master Thesis SİYASAL ALANDA ERKEKLİĞİN İNŞASI: KÜRT SİYASİ HAREKETİNDE CİNSİYETİN YENİDEN KONUMLANIŞI(2015) MERMERTAŞ, BAHARBu çalışma, Kürt siyasi hareketinin “kadınları özgürleşmeye, erkekleri ise erkekliklerini öldürmeye” çağıran söyleminin somut olarak gündelik hayat içerisindeki ataerkil pazarlıklarda ve erkekliğin inşasında nasıl bir rol oynadığını anlamak üzere yola çıkmıştır. Bu bağlamda, Kürt siyasi hareketinin yasal temsilcisi sayılan BDP’nin cinsiyet söyleminin erkek siyasetçiler cephesinden gündelik hayat sosyolojisi açısından tartışmak araştırmanın ana sorunsalını oluşturmaktadır. Erkeklerin kadınlarla yakın/yüz yüze ilişkilerinde (eşleri, kız kardeşleri, anneleri ve kızları)bu “özgürlükçü söylem”i nasıl yorumladığı, kadın-erkek ilişkilerinin gündelik hayat pratiklerinde nasıl kurulduğu ve ataerkilliğin bu özgürlükçü söylem içinde nasıl yeniden inşa olduğu ana eksendir. Zira erkekliğin özellikle özel alanda nasıl inşa olduğu kadın-erkek ilişkilerini anlama noktasında önemli bir gösteren olup; ataerkil örüntülerin özgürlükçü söylemin içinden nasıl ve hangi biçimlerde sızarak aile içi pratiklere etnisite, din ve sosyal sınıf düzleminde yansıdığını anlamaya çalışmaktadır. Tez çalışması için 10 erkek siyasetçi ve 5 siyasetçi yakını (eş, kız, anne, kız kardeş vb.) ile görüşüldü. Bunun yanında ulaşılabilen kadın siyasetçiler ile derinlemesine mülakatlar gerçekleştirildi. Görüşmeci profili belirlenirken farklı yaş ve eğitim durumu, evli ve bekâr olma şekildeki değişkenler görüşmecilerin, cinsiyet ilişkilerine bakış açısını etkileyeceği düşünüldüğü için göz önünde bulunduruldu. iii iv Bu noktada erkeklerin ister eğitim durumu ister yaş veya mensup oldukları sosyal sınıfın etkisi ile cinsiyete duyarlı kodları olsa da bütün bu değişkenler bir yana Kürt hareketinin cinsiyet mefhumu üzerine olan genel politikaları içinde bulunmanın/çalışmanın cinsiyet eşitliği konusunda duyarlılıklarını arttırdığı söylenmelidir. Erkeklerin siyasal yaşamları ile beraber yeni bir arayış içine girdikleri, kadın ve erkeğe yüklenmiş toplumsal cinsiyet kodlarının cinsiyete duyarlı bir hale evirildiği anlaşılmıştır. Ama kamusal alanda cinsiyetlerin –yeniden- belirlenişi ve kırılmaya maruz kalan ataerkil örüntüler özel alanda da aynı paralellikte ilerlememektedir. Cinsiyet politikasının özel alanda harekete geçmesini etkileyen farklı değişkenler mevcuttur. Erkekler hem kamusal hem de özel alandaki bu değişimin tek öznesi değil ama bu onlara rağmen gelişen bir süreç de değildir. Yani erkekler bir itme gücüyle de olsa kısmen bu değişimin gönüllü katılımcısı durumundadır. Meydana gelen değişim, kimi zaman her anlamda referans aldıkları hareketin öncüleri ve özellikle Abdullah Öcalan’ın çizdiği perspektiflerin hayata geçirilmesiyle ya da bunun tazyiki ile gerçekleşmektedir. Kimi zaman ise hareket içerisinde kurumsallaşan ve etki alanını genişleten kadın siyasetçiler veya siyasal hareket içerisindeki erkeklerin yaşamlarındaki kadınların yön vermeleri ile bahsi geçen değişim olabilmektedir. Dolayısıyla bu çalışma Kürt hareketinde erkeklerin cinsiyete duyarlılaşma sürecinde kamusal/siyasal gerilimini sorunsallaştırmaya çalışmaktadır.Master Thesis ZİRKİ BEYLİKLERİ VE BEYLERİ TARİHİ(2017) PEKOL, FATİHZirki coğrafyası bugün, Diyarbakır‟ın Lice ve Hazro ilçeleri ile Siirt‟in Baykan ilçesini kapsamaktadır. Zirki bölgesi sırasıyla Selevkos, Bizans, İslam, Selçuklu, Karakoyunlu, Akkoyunlu, Safevi ve Osmanlı hâkimiyetlerine girmiştir. Zirki bölgesinde Zirki soyundan gelenlerin oluşturmuş olduğu dört beylik mevcuttur. Bu beylikler şöyledir: Atak Beyliği, Derzin Beyliği, Tercil Beyliği ve Gırdıkan Beyliği‟dir. Atak ve Tercil Beyliği Diyarbakır bölgesinde, Derzin ve Gırdıkan Beyliği ise Siirt bölgelerinde yaşam alanı bulmuşlardır. Zirki soyunun geldiği kişi ise Şeyh Hasan Zerraki olduğu kabul görmektedir. Şeyh Hasan Zerraki‟nin Şam vilayetinden Mardin vilayetine, oradan da Atak bölgesine geçtiği rivayet edilir. Şeyh Hasan Zerraki‟nin oğulları burada hüküm sürmüş; daha sonra ise Tercil, Derzin ve Gırdıkan bölgelerine gidip bu bölgelerde beylikler kurup yönetmişlerdir. Kurulan bu beyliklere Zirki ya da Zırkan beylikleri denilmektedir. Zirki beylikleri Çaldıran Savaşı öncesi Şii İran‟a bağlıyken Çaldıran Savaşı‟ndan sonra ise diğer Kürt beylikleri gibi Osmanlı hâkimiyetine girip Osmanlı idaresinde hükümet sancakları ve yurtluk ocaklık sancakları şeklinde yönetilmişlerdir. 19. yüzyılda Osmanlının merkezileşmesi ile beraber, beylik statüleri ellerinden alınmıştır. Osmanlının merkezileşmesi ile birlikte yeni düzene uymayan bazı Zirki beyleri Sivas ve Edirne gibi batı şehirlerine yerleştirilmişlerdir.Master Thesis BİR ŞİDDETSİZLİK EYLEMİ OLARAK SİVİL İTAATSİZLİK(2018) ÇATIKKAŞ, HÜSEYİNBu çalışma, şiddetle şiddetsizlik arasında şiddetsizlikten yana tavır alan hakikat arayışçılarının, sivil itaatsizlik üzerine düşüncelerini konu edinir. Sivil itaatsizlik geniş bir tarihsel yelpazeye sahiptir. Bu tarihsel yelpazeye baktığımızda sivil itaatsizlik haksızlıklara karşı şiddete başvurmadan iktidara ulaşmayı/seslenmeyi hedefleyen bir eylem tarzıdır. Bu yurttaş eylemi, tanrısallık, vicdan ve daha yüksek ahlaki değerler adına yapılır. Yurttaş, yasa ve vicdan arasındaki gerilimden, vicdandan yana tercihte bulunur. Burada yurttaş anayasal düzeni yok saymaya çalışmaz. Ancak zedelenen anayasal düzenin, düzeltilmesine yönelik çaba sarf eder. Bu çalışmada sivil itaatsizliğin tarihine ilişkin felsefi bir temel oluşturulmaya çalışılmaktadır. Bu yapılırken sivil itaatsizliğin öncülerinin eylem ve düşüncelerine yer verilecektir. Ayrıca sivil itaatsizliğin varoluşçulukla, kamusal alanla, vicdanla, hukuk devletiyle olan ilişkisi irdelenecektir.Master Thesis Güvenin Yeni Dini İmkânları: Güven ve Dindarlık Üzerine Bir İnceleme(2017) SERTKAYA, NAZANBu çalışmada güven olgusu sosyalleşme, itimat, emniyet, sadakat, aidiyet, risk, korku, belirsizlik değişkenleri arasındaki ilişki bağlamında incelenmiştir. Çalışmada ilk olarak güvenin din ve dindarlık olguları üzerindeki etkisi ele alınmaktadır. İkinci olarak ise güvenin yeniden dini bir imkân alanı sunup-sunmadığı ya da sunuyorsa bunu nasıl etkilediği üzerinde durulmaktadır. Araştırma bir saha çalışması olmadığından araştırma kapsamında sunulan olgular betimsel bir özellik arz etmektedir. Araştırma sonucunda dinin güvenin oluşumunda pozitif bir etkiye sahip olduğu ve güvenin yeniden tesisinde yeni bir imkân alanı açtığı sonucuna ulaşılmıştır.Master Thesis DİNDARLARIN DİNİ TEKNOLOJİK ALETLERLE ETKİLEŞİMİ: TEKNO-DİNDAR PRATİKLER(2018) DĞAN, BÜŞRABu çalışmada, teknolojik gelişmenin hız kazanması ve günlük yaşamı çevrelemesiyle, yeni teknolojik gelişmeler ışığında toplumumuzda ortaya çıkan dindarlık ve teknoloji ilişkisi analiz edilmiştir. Bu ilişki bağlamında, tekno-bilimin dini alana yönelik üretmiş olduğu araçların kendini dindar olarak tanımlayan insanlarla nasıl bir temas halinde olduğu ve bu temasla ortaya çıkan ibadet teknolojisi ele alınacaktır. Burada yeni bir kavramsal öneri olarak tekno dindarlık kavramı ele alınıp dindarların dini teknolojik aletlerle etkileşimi tartışılmıştır. Dinsel alanı anlamak için dini alanın temsilcisi olarak sayılabilecek dindarlığı, içinde bulunduğu etkileşim boyutlarıyla ele almak gerekir. Bu açıdan dindarlık olgusunun Türkiye'de sosyal bilimler düzlemindeki kavramsallaştırmaları, tekno-dindarlık kavramının dindarlık kavramsallaştırmaları içindeki farkı ve boyutları üzerinde durulmuş bu doğrultuda derinlemesine mülakatlar yapılmıştır. Bu yüzden tekno-dindar pratikler ve ibadet teknolojisinin ortaya çıkışı, amaçları ve etkileşimleri ele alınmıştır. Toplumsal alanın her kesiminde, bilimsel gelişmeler ışığında teknolojik imkânlarda artış yaşanmıştır. Teknolojinin dindar kişilerin ibadet hayatındaki yeri ise bu çalışmada, "Tekno-Dindar Pratiklerin Tecrübe Boyutu Olarak İbadet Teknolojisi" adı altında tartışmaya açılmıştır. Tekno-dindarlık ile dinselliklerin ne şekilde yeni bir toplumsal boyut kazandığı incelenmiştir. Bu doğrultuda araştırma boyunca dini alandaki ibadet iletişiminde ve şeklinde meydana gelen teknolojik etkileşim analiz edilmiştir. Böylece teknolojinin din ile ilişkisinde nasıl bir etkileşim içinde olduğu anlamlandırılmaya çalışılacaktır. Yöntem olarak, teknodindar pratiklerle etkileşim halinde olan dindarlarla derinlemesine mülakatlar yapılmıştır.Master Thesis DESCARTES’IN EPİSTEMOLOJİSİNİN METAFİZİK TEMELLERİ(2019) ORAL, SEHERBu çalışmada, Descartes’ın kesin ve güvenilir bilgiye ulaşmak için izlediği yol ve bu yolda Tanrı’ya vermiş olduğu yer söz konusu edilecektir. Böylece Descartes’ın epistemolojisinden hareketle ontolojisini nasıl kurduğuna değineceğiz. Descartes’a göre kesin ve güvenilir bir bilgi vardır. Descartes, bu kesin bilgiye ulaşmak için kuşkuculuğu ön plana almıştır. Dolayısıyla Descartes, epistemolojisini kuşkuluculuktan yola çıkarak oluşturmuştur. Descartes, bu yöntemle doğruluğundan asla şüphe edilemeyecek bir bilgiye ulaşmıştır o da: “düşünme”ya da “cogito”dur. Ona göre, biz düşündüğümüz sürece varız. Onun bu düşüncesinin temelinde ruh ve beden ayırımı yatmaktadır. Düşünmeye sezgi ile ulaşan Descartes, Tanrı’nın bilgisine de bu yolla ulaşmaya çalışır. Ona göre, Tanrı, en yetkin varlıktır. Böylece Descartes, Tanrı’yı epistemelojsinin en başına yerleştirmiştir. Ona göre, Tanrı, bilinmedikçe başka hiçbir şey hakkında kesin bir bilgi elde edilemezMaster Thesis Master Thesis MUHAMMED ĠKBAL’ĠN BENLĠK DÜġÜNCESĠ VE SĠYASET FELSEFESĠNDEKĠ YERĠ(2019) ATALAN, ELİF ESRATezimizin konusu Muhammed İkbal açısından Ben‟in toplum inşasındaki konumunun ne olduğu ile alakalıdır. Tezimiz toplamda üç bölümden oluşmaktadır. Giriş kısmında İkbal‟in yaşadığı ortamı, eğitim hayatını verdiği eserleri ele aldık. Birinci bölümde İkbal‟de benliğin “neliği”, benliğin gelişim aşamaları olan; “itaat, Nefsin Zabtı, Allah‟a Halife Olmak” gibi kavramları ifade ettik daha sonra benliği kuvvetlendiren ve benliği yıkan unsurları ele aldık. İkbal‟e göre, Aşk, arzu, fakr, hoşgörü, helal kazanç vb. özellikler bireyin şahsiyetini kuvvetlendiren unsurlar olarak, “Yeis, korku, dilencilik, ırkçılık, kölelik” vb. unsurların benliği zayıflatan unsurlar olarak karşımıza çıkar. İkinci bölüme geldiğimizde İkbal‟in siyaset düşüncesini ele aldık. Çünkü ikbal hiçbir zaman toplumu ve bireyi birbirinden ayırmamış aksine birbirini tamamlayan iki öğe olarak görmüştür. Mükemmel bir birey inşasından sonra mükemmel bir toplum ve sistem inşa etmek, şahsiyetini kazanmış bireyle mümkün hale gelir. İkbal‟in siyasi düşünesinin temellerine atıfta bulunduk. Üçüncü bölümde ise İkbal‟in ideal devlet Anlayışının ne olduğundan bahsettik. İdeal devletinin temel unsurlarından olan Din, Hukuk, Hilafet ve Meclis (şura) gibi kavramların İkbal açısından ne anlam ifade ettiğini irdeledik. İslam Ahlak anlayışını ve fert ve toplum ilişkisini inceleyerek bu bölümü bitirdik.Master Thesis HALDUN TANER’İN ESERLERİNDE SOSYAL TENKİT(2019) KURT, İZZETHaldun Taner; hikâye, tiyatro, köĢe yazısı, gezi yazısı gibi birçok türde yetmiĢin üzerinde eser vererek Türk edebiyatında önemli bir yer edinmiĢtir. Eserleriyle Türk tiyatrosunu kabare türü ve epik tiyatro ile tanıĢtırmıĢtır. KöĢe yazılarıyla da günceli takip etmiĢ, kamuoyu gündemindeki birçok tartıĢmaya müdahil olmuĢ, birçok konuyu da kamuoyuna taĢımıĢtır. Hikâyelerinde kent yaĢamını, kentli insanların iliĢkilerini ve yaĢadıkları problemleri iĢleyen Taner; eserleriyle toplumu çeĢitli yönlerden ele almıĢtır. Toplumdaki sınıfsal tabakalaĢmayı, tüketim ve moda anlayıĢını, geçim sıkıntılarını, iĢçi problemlerini; kentlerdeki altyapı sorunlarını, gecekondulaĢmayı aktarmıĢtır. Toplumun sosyo-ekonomik problemlerinin yanında toplumdaki ahlaki çözülmeyi, bireylerdeki kiĢilik problemlerini, eğitim sistemindeki aksaklıkları, sanatı/sanatçıyı, politikayı/politikacıyı eserlerine yansıtmıĢtır. Haldun Taner; eserlerinde eleĢtirel bir dille iĢlediği bu konuları mizah, ironi, parodi gibi tekniklere baĢvurarak aktarır. EleĢtirilerini eĢya, hayvan ve mekânlar üzerinden verirken isim sembolizasyonu yapar ve stereotiplere yer verir. Tüm bu teknik detayları, yaptığı sosyal tenkidi belirginleĢtirmek için kullanır. ÇalıĢmamızda Taner‟in eserlerinde yer verdiği sosyal tenkit konuları ve sosyal tenkit yöntemleri detaylı bir Ģekilde incelenmiĢtir.Master Thesis TANRI İNANCININ RASYONEL TEMELİ ve FİDEİZM ELEŞTİRİSİ(2013) YILDIRIM, FERDABu çalışmada Tanrı inancının rasyonel olup olmadığı tartışılarak Tanrı inancı hakkında öne sürülen temel fideist iddialar eleştirel bir yaklaşımla ele alınmıştır. Tanrı inancının rasyonel olmasının en önemli ölçütünün onun akıl ile temellendirilmesi olduğu söylenebilir. Çalışmamızın amacı, Tanrı inancının rasyonel bir temele sahip olup olmadığını katı fideist yaklaşımın eleştirisi üzerinden göstermeye çalışmaktır. Fideist yaklaşımın, Tanrı inancının rasyonelliğini zayıflatan iddialar öne sürdüğü söylenebilir. Bu yaklaşıma göre akıl yürütme, Tanrı’nın varlığının bilgisine ulaşmada ve Tanrı’nın varlığı lehine kanıtlar sunmada kısmen veya tamamen yetersiz kalır. Bu bağlamda ele alındığında fideizmin, Tanrı inancına irrasyonel bir tarzda yaklaştığı söylenebilir. Fideizm eleştirisinin temele alındığı bu çalışmamız, iki bölümden oluşmaktadır. Tanrı inancının rasyonelliğinin tartışıldığı ilk bölümde, Tanrı inancının rasyonelliğinden ne anlaşılması gerektiği, Tanrı’nın varlığı lehine öne sürülen kanıtlamaların ve kötülük probleminin Tanrı inancının rasyonelliği açısından ne ifade ettiği gibi hususlar üzerinde durulmuştur. Konuya dair fideist yaklaşımın eleştirildiği ikinci bölümde ise, Tanrı inancı konusunda temel fideist iddiaların neler olduğu ve bu iddiaların özellikle hangi açılardan Tanrı inancının rasyonelliğini zayıflattığı gibi hususlar üzerinde durulmuştur. Çalışmamızda, fideist iddiaların aksine, Tanrı inancının rasyonel temele sahip olduğu sonucuna ulaşılmış ve bu iddia tez boyunca desteklenmeye çalışılmıştır.Master Thesis YEREL DEĞERLERİN TURİZM ÜRÜNÜNE DÖNÜŞTÜRÜLMESİNDE COĞRAFİ İŞARETLERİN KULLANIMI: SİİRT İLİ ÖRNEĞİ(2016) OĞUZ, ZOZANBu araştırmada Siirt’e gelen turistlerin Siirt’teki coğrafi işaretli ürünlere ilişkin görüşlerinin belirlenmesi ve bu ürünlerin turizm ürünü olarak kullanımının yaygınlaştırılması amaçlanmıştır. Araştırmanın evrenini, Siirt’e gelen yerli ve yabancı turistler oluşturmaktadır. Örneklemini ise; 2015 Nisan ve Mayıs ayında Siirt‘e gelen turistlerden rastgele seçilen 380 kişi oluşturmaktadır. Araştırma verilerinin elde edilmesi için, bilimsel araştırmalarda yaygın veri toplama yöntemi olarak kullanılan anket formu kullanılmıştır. Anket formlarından elde edilen veriler SPSS İstatistik Paket Programı yardımı ile analiz edilmiştir. Verilerin analizi sonucunda; coğrafi işaret kavramının daha önce çok bilinmediği ortaya çıkmıştır. Anket formunda coğrafi işaret tanımı yapılarak katılımcıların bu eksikliği giderilmiştir. Bu bilgiye dayanarak katılımcıların %81.9’unun coğrafi işaretin kişiye ve bölgeye katkısının olacağını düşündükleri sonucuna ulaşılmıştır. Katılımcıların yaş ve gelir değişkenine göre geliş sebeplerinde anlamlı bir farklılık bulunmamıştır fakat eğitim durumu ve geliş sebebi arasında anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Yaş, eğitim ve gelir değişkenine göre Coğrafi işaret kavramının daha önceden duyulması arasında anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Yaş ve gelir değişkenine göre coğrafi işaretin kişiye ve bölgeye katkısının düşünülmesi arasında anlamlı bir ilişki bulunmamıştır. Fakat eğitim değişkenine göre anlamlı bir ilişki olduğu sonucu ortaya çıkmıştır. Yaş, eğitim ve gelir değişkenine göre coğrafi vi işaretin olumsuz bir yanı olabileceğini düşünenler arasında anlamlı bir ilişki bulunmamıştır. Analizler sonucunda gelir düzeyi ve coğrafi işaretli ürün tüketimi arasında anlamlı bir ilişkinin olmadığı görülmüştür. Turizm sorunları yargılarının yaş, medeni durum, eğitim durumu ve gelir durumuna göre bir değişiklik göstermediği görülmüştür. Ayrıca medeni durum değişkenine göre turizmin Siirt ekonomisine büyük bir katkısının olacağını düşünmek arasında anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Yaş, eğitim durumu ve gelir durumuna göre anlamlı bir farklılık bulunmamıştır.Master Thesis SURİYELİ GÖÇMENLERİN UYUMU VE GELECEK BEKLENTİLERİ: MARDİN ÖRNEĞİ(2014) APAK, HIDIR“Suriyeli Göçmenlerin Uyumu ve Gelecek Beklentileri: Mardin Örneği” adlı çalışmada; kuramsal anlamda göçün nedenleri, göçün sonuçları, göç türleri ve göç teorileri incelenmiştir. Bunun yanında göçmenlerin uyumu ve gelecek beklentileri ile 2011 yılından itibaren gerçekleşen Suriyeli göçü arasında bağlantı kurulmaya çalışılmıştır. Bu ilişkiden hareketle Suriyeli göçmenlerin uyum durumları, gelecek beklentileri, sosyo-demografik ve sosyo-ekonomik özellikleri anlaşılmaya ve analiz edilmeye çalışılmıştır. Çalışma, nicel araştırma yöntemi kullanılarak Mardin ilinde yapılan uygulamalı bir alan araştırmasıdır. Alan araştırması Ağustos 2013 - Ocak 2014 tarihleri arasında gerçekleştirilmiştir. Anket uygulamasında 132 kişilik bir örneklem grubuna ulaşılmıştır. Araştırmadan elde edilen bulgulara göre; araştırma grubunun büyük çoğunluğunun evli olduğu, yarısına yakınının hiçbir gelirinin olmadığı, tamamına yakınının Müslüman ve Sünni olduğu tespit edilmiştir. Katılımcıların göç etmesine neden olan faktörlerin başında can güvenliği endişesi ve ekonomik sıkıntılar gelmektedir. Türkiye’yi göç ülkesi olarak seçmelerindeki en önemli faktörler ise, Türkiye’yi ‘güvenli’ bulmaları ve yaşadıkları yere coğrafi açıdan yakın olmasıdır. Bunun yanında araştırmaya katılan Suriyeli göçmenlerin Mardin’e uyum sağlamada zorluk yaşamadıkları ve uyumun kolaylaştırılmasını sağlayan birçok faktörün öne çıktığı söylenebilir. Araştırmaya katılan Suriyeli göçmenlerin beklentilerinin tam olarak karşılanmadığı ve hala beklenti içinde oldukları, Suriye’deki savaşın geleceğine dair belirsizliğin korunduğu ve birçok göçmen için kendi öz vatanlarının vazgeçilmez olduğu söylenebilir. Ayrıca Suriyeli viii göçmenlerin geleceğe umutla bakma ve gelecekte iyi fırsatlar yakalayacakları sonuçlarına bakılarak gelecek beklentilerinin yüksek ve olumlu olduğu söylenebilir