Enstitüler
Permanent URI for this communityhttps://hdl.handle.net/20.500.12514/10
Browse
Browsing Enstitüler by Department "Lisansüstü Eğitim Enstitüsü / Felsefe Ana Bilim Dalı / Felsefe Bilim Dalı"
Now showing 1 - 5 of 5
- Results Per Page
- Sort Options
Master Thesis Aristotales Felsefesinde Dört Neden Kuramı(2024) Yenigün, Fethullah; Ceylan, AhmetAristoteles, Antik Çağ'ın en önemli filozoflarından birisidir. Ona göre bilgelik, nedenlerin bilgisini bilmektir. Bilmenin ilk adımını nedeni bilmeye dayandırması ile epistemolojinin hatta bilimin temel ilkesinin, varlığın nedenini bilmekten geçtiğini ortaya koymuştur. Bu araştırmada Aristoteles'in doğa anlayışının anlaşılması amacıyla geliştirdiği Dört Neden Kuramı ele alınmış ve felsefenin dolayısıyla bilimin ilerlemesindeki önemi üzerinde durulmuştur. Aristoteles, değişme, gelişme, hareket ve büyüme gibi doğada bulunan devinimin anlaşılmasını bu ilkeler üzerinden temellendirmiştir. Bu çerçevede Aristoteles'in doğa üzerine kaleme aldığı eserine Fizik adını vermesi, kendinden önce Arkhe, ilke veya ilk madde arayışına girişen düşünürleri doğa filozofları olarak adlandırması, bu yaklaşımın bir sonucudur. Bu bağlamda araştırmanın konusu olan Dört Neden Kuramını detaylandırmadan önce Aristoteles'in öncelikle Fizik, Metafizik ve daha birçok eserinde bahsettiği doğa filozoflarının üzerine yoğunlaştıkları Arkhe kavramı irdelenecektir. 'ilke' ya da 'ilk olan' anlamına gelen Arkhe, birçok antikite filozofunun üzerinde düşündüğü önemli bir kavramdır. Bu manada ilke, bilgide ve varlıkta ilk olanı ve varlığın ilk nedeni, diğer varlıkların tamamının kendisinden meydana gelen ilk maddeyi işaret eder. Aristoteles, var oluşun doğada meydana geldiğini düşünür. Bu bakımdan Platon'un aksine araştırmalarını göğe bakarak değil de yeryüzünde yoğunlaştırır. Çevremizde bulunan şeyler sürekli değişmektedirler. Dolayısıyla değişme dış dünyaya yönelik en kapsayıcı deneyimlerimizdendir. Buna göre Aristoteles'in fizik sisteminde Dört Neden Kuramı merkezi bir konumda bulunmaktadır. Bunlara yönelik Platon'un matematiksel analizi ve Demokritos'un atom kuramına karşın Aristoteles de Dört Neden Kuramı ile yanıt vermeye çalışmıştır. Dolayısıyla Aristoteles'in: ''İlkeleri, nedenleri bildiğimizde her nesneyi biliriz'' Sözünden de anlaşılacağı üzere doğayı ve fizik sistemi bilmek Aristoteles açısından nedeni bilmektir. Aristoteles, evrenin temeli olarak tek bir ilkeyi koyanların ve her şeyi bu ilkeden türetenlerin, oluş ve bozuluşu aynı şey olarak tanımladıklarını söyler. Ancak Demokritos, Leukippos, Anaksagoras ve Empedokles gibi filozofların evrenin temeli olarak birden fazla ilkenin varlığını savunduklarını ve oluş ve bozuluş arasında ayrım yaptıklarını eleştirir. Bu araştırmada yer alan Dört Neden Kuramı'nın anlaşılması için tarihsel arkaplanı olan Arkhe kavramı, ardından Aristoteles'in oluş, hareket, doğa ve işlevin anlamı gibi konulara da değinilmiştir.Master Thesis Emmanuel Levinas'ın Sorumluluk Etiğinde Başkası Problemi(2024) Akşeker, Hilal Bişra; Cengiz, Yunus; Cengiz, YunusBir varoluş olarak insan; felsefe geleneği süresince sorunsallaştırılmış ve anlamlandırılmaya çalışılmıştır. İnsanın insana konu olması, kendini bilme yolunda hemhal içinde olduğu varoluşlarla birlikte olgu ve olaylar çerçevesinde farklı disiplinler aracılığıyla ele alınmaktadır. Şüphesiz ki insanı anlamada yalnızca ben olan değil benden başka olanların da anlamlandırılması ve sorunsallaştırılması kaçınılmazdır. Levinas ile birlikte görünür olan bu zorunluluk, etik dolayısıyla açığa kavuşturulmak istenir. Bu çalışma: özne ve ben arasındaki ayrımı Levinas'ın konu ettiği haliyle ahlaktan farklı olarak sorumluluk hali içinde ele alarak etik bir varoluş dolayısıyla kendinden önceki düzeninin altüst edildiğini görünür kılmaktadır. Levinas'ın görüşleri kapsamında hem ben olan hem de başka olan dört farklı küre içerisinde çalışmaya dahil edilmektedir. Söz konusu çalışmamız; giriş ve iki temel bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde ben'in varoluşta ki ilk hali (İl ya), varolansız bir varoluş haliyle anılmaktadır. Hipostaz küresiyle ise ben'in uykudan uyanmasıyla beraber kendi varoluşunun yalnızlığındaki bulantı durumundan kaynaklı egolojik(hipostaz) varoluşun, özne olabilme yolunda emeklemesi aktarılmaktadır. Ben'in ayağı kalkarak başka olanla karşılaşmasıyla ona, tutunma da destek olan başkası ikinci bölüm içinde yer alan başkalık küresiyle detaylandırılmaktadır. Ben'in özne olma güzergahında başkalık; tüketilemez sonsuz Arzu, davete icabetin getirisi olan konuşma, başka'nın yüzünde beliren 'öldürmeyeceksin' emri ve bu emre rağmen öldürülebilir olan başkaya karşı öznenin sorumluluğu belirtilecektir. Son kertede kendini bilme halinden sıyrılan ben, başkayla karşılaşarak etik dolayısıyla gelen sorumlu özne haline devinmektedir. Son olarak yine ikinci bölüm deki adalet küresiyle ise; özne-Başka-başka özneler dolayısıyla son küre olarak anılan Adalet (Etik) küresinde ayaklar zemine sert basılacak ve başkayı bilme den gelen sevgi dolayısıyla sağlam adımlarla yürümeye gayret gösterilmektedir. Anahtar Kelimeler: Başka, Başka Özneler, Ben, Etik, Özne, Sorumluluk.Master Thesis Herakleitos'ta Sezgisel Bilginin İmkânı(2024) Yeşilmen, Ayşe; Aslan, SıracettinBu tez çalışmasının amacı Herakleitos'ta sezgisel bilginin imkânını araştırmaktır. Herakleitos'ta sezgisel bilginin mümkün olup olmadığı onun düşünce dizgesinde açığa çıkar. Onun felsefi düşünüşünün arka planında logos vardır. Logosun bilgisine ulaşmak ise bir bilgi kaynağı gerektirir. Her ne kadar Herakleitos buna dair net açıklamalar yapmamış olsa da fikirlerinden yola çıkarak ipuçları bulmak mümkündür. Bu minvalde duyu bilgisinin birinci halka, aklî bilginin ikinci halka ve sezgisel bilginin bu iki halkayı kapsayan son halka olduğu tezde iddia edilir. Tezin ilk bölümünde Herakleitos'un bilgi anlayışını konumlandırmak için aşağı yukarı çağdaşları olan bazı filozofların bilgi anlayışlarına değinilir. Buna mukabil Milet Okulu, Elea Okulu, Pythagorasçılık ve Atomcu Okula mensup bazı filozofların arkhe arayışlarında nasıl bir bilgi kaynağının olabileceğine dikkat çekilir. Bu doğrultuda ikinci bölümde Herakleitos'ta, doğrudan doğruya dolayımsız bilgi olarak bilinen sezgi tanımından ziyade arka planda duyusal bilgi ve aklî bilgiye imkân veren bir sezgi anlayışına dair ipuçları vardır. Bu ipuçları Herakleitos için ateş, güneş, altın, yıldırım gibi olguların unsur olarak kullanılmalarının yanı sıra metafor olarak kullanılmalarıdır. Ayrıca ikinci bölümde gnomas (derin kavrayış), phronesis (düşünce) ve sophon(bilgelik) kavramları da Herakleitosçu sezgisel bilgiye kaynaklık eder. Bu bağlamda metinde gerek bu kavramlar gerek metaforlar tartışmaya ve değerlendirmeye açılır. Son bölümde ise Herakleitos'un değişim düşüncesi ve sezgisel bilgi anlayışı tartışılır. Değişim düşüncesini 'Her şey akar' olarak okuyan Platon'un eleştirisine maruz kalan filozofun aslında logos bağlamında bir değişim düşüncesine sahip olduğuna dikkat çekilir. Bunun üzerine Platon Herakleitos'u logos anlayışı üzerinden okusaydı nasıl bir okuma biçimi ortaya çıkardı sorusu tartışılır. Bu bağlamda Herakleitos'un sezgisel bilgi anlayışı ile Platon'un Anamnesis Kuramı arasında ilişki kurulur. Bu ilişkide Platon'un diaonetik anamnesis, noesis kavramları ile Herakleitos'un gnomas, phronesis kavramları arasında bir benzerlik kurulur. Bu da Platon açısından Herakleitos'un farklı bir okumasına imkân verir mi sorusunu düşünmeye imkân alanı açar.Master Thesis Kierkegaard ile Beauvoir'nın Kadın Konusu Üzerine Görüşlerinin Karşılaştırılması(2024) Akdeniz, Derya; Uyanık, NecipBu çalışmada varoluşçu felsefenin önemli temsilcilerinden Søren Kierkegaard ile Simone de Beauvoir'nın fikirleri ışığında kadın konusu ele alınıp incelenmeye çalışılmıştır. Tezimiz, her iki filozofun kadının varoluşsal bir zeminde kendini var edebilmesi ile ilgili düşünce, inanç ve değer yargılarını değerlendirebilmeyi amaçlamaktadır. Bu doğrultuda kadın konusu üzerine hem teorik bir yaklaşım sergilemek hem de bu konunun felsefe tarihindeki yerinin ne olduğunu irdeleyerek tartışmak, temel amaçlarımız arasındadır. Buna göre kadının varoluşsal değerini yaşamsal bir özne bağlamında ele almak gerekmektedir. Kadın sosyal, siyasal, ekonomik, tarihsel ve psikolojik birçok unsurun, dışsal belirlenimlerin tahakkümü altında mıdır? Söz konusu tahakküm bağlamında kadının varoluş sürecindeki avantajları ve dezavantajlarının değerlendirilip sorunu varoluşsal bir perspektifle analiz edebilmek önem arz etmektedir. Bu yönüyle Kierkegaard ve Beauvoir'nın kadın üzerine düşüncelerini karşılaştırmak suretiyle kadının varoluşsal konumunu tartışarak literatüre bir katkı sağlamak temel amaç olacaktır.Master Thesis Larry Laudan'ın Bilimsel İlerleme Anlayışı(2024) Akbaş, Murat; Aslan, SıracettinBu çalışmada bilim tarihi ve felsefesi açısından önemli bir yer teşkil eden ve son yüzyıllarda bilginin doğasına dair öne çıkan konulardan bilimsel ilerleme ele alındı. Bilimsel ilerleme'nin genel olarak çağdaş bilim felsefecileri tarafından nasıl ele alındığı, özelde ise Larry Laudan'ın bilimsel ilerleme anlayışı İlerleme ve Sorunları adlı eseri esas alınarak genel hatlarıyla ortaya konulmaya çalışıldı. Laudan'ın kuram anlayışı, bilimsel problemlere yönelik tanım ve tasnifi ile bir bilimsel ilerleme kuramının oluşumuna yönelik önermiş olduğu modelin temel görüşleri öne çıkar. Şöyle ki bilimin en genel anlamda tek bir bilişsel amacının problem-çözme olduğunu savunan Laudan, bilimsel ilerlemenin doğasının problem-merkezli bir model olan problem-çözücülüğü açısından nasıl tamamen faydalı bir şekilde ele alınabileceğinin yollarını gösterir. Buna göre rasyonellik ile bilimsel ilerleme birbirinin muadili olmayıp her iki kavrayışın hususen birbirinden ayrıştırılmalıdır. İlerlemeyi kendi içerisinde yaklaşıklık, kendini düzeltme süreci içerisinde zamanla gitgide doğruluğa ulaşma olarak gören genel görüşü değiştirmek ister. Laudan, bu genel anlayışı rasyonelliğin ilerlemeciliğe sonradan eklemlenenerek oluştuğunu göstermek suretiyle tamamen değiştirme yoluna girer. Laudan, araştırma gelenekleri ismini verdiği bu ilerleme kuramı modelini, bir yandan bir ilerleme kuramı olma yolunda geliştirirken diğer yandan da çağdaşı olan Kuhn' un paradigma ve Lakatos' un bilimsel araştırma programları metodolojisi gibi farklı kavramsal taslaklar ile bu taslakların teklif ettiği ilerleme kuramlarının eksikliklerini, sorunlarını göstererek, ilerleme kavrayışını gündeme getirir.