TR-Dizin İndeksli Yayınlar Koleksiyonu
Permanent URI for this collectionhttps://hdl.handle.net/20.500.12514/1836
Browse
Browsing TR-Dizin İndeksli Yayınlar Koleksiyonu by Department "Mardin Artuklu University / Mardin Artuklu Üniversitesi"
Now showing 1 - 20 of 230
- Results Per Page
- Sort Options
Article 0-12 Yaş Arası Çocuğa Sahip Ebeveynlerin Akılcı İlaç Kullanımına Yönelik Tutumlarının İncelenmesi(2020) Özbay, Hediye; Turan, MensureAmaç: Çocuklar ilaç uygulamalarında ebeveynlerine bağımlıdır. Bu araştırma 0-12 yaş arası çocuğa sahip ebeveynlerin akılcı ilaç kullanımına yönelik tutumlarının incelenmesi amacıyla yapıldı. Yöntem: Tanımlayıcı ve kesitsel tipteki çalışma, 01.12.2018 ile 31.05.2019 tarihleri arasında, Türkiye’nin doğusunda yer alan bir kamu hastanesinin Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Polikliniklerine başvuran, çalışmaya gönüllü olarak katılmayı kabul eden ve 0-12 yaş aralığında en az bir tane çocuğu olan toplam 310 ebeveyn ile yürütüldü. Veriler, ebeveynlerin sosyo-demografik özellikleri ile ilaç kullanımına yönelik tutum sorularının yer aldığı yapılandırılmış soru formu ve akılcı ilaç kullanımına yönelik ebeveyn tutum ölçeği ile toplandı. Bulgular: Araştırmaya katılan ebeveynlerin yaş ortalamasının 31.18 ±6.61 olduğu, ayrıca %50.6’sı 20-30 yaş aralığındadır. Ebeveynlerin Akılcı İlaç Kullanımına Yönelik Ebeveyn Tutum Ölçeği toplam puan ortalaması 147.19±9.07’dir. Doğru ve bilinçli kullanım alt boyut puan ortalaması 111.34±7.46, etkili ve güvenli kullanım alt boyut puan ortalaması ise 35.85±3.57 olarak saptandı. Sonuç: Araştırmamıza katılan ebeveynlerin akılcı ilaç kullanımı tutum düzeylerinin olumlu olduğu belirlenmiştir. Ebeveynlerin meslek, eğitim düzeyi, gelir düzeyi ve yaşadığı yere göre akılcı ilaç kullanımına yönelik tutum düzeylerinin etkilendiği saptanmıştır.Article 17. Yüzyılın Sonunda Cizye Defterlerine Göre Diyarbekir (Amıd) Şehrinde Gayrimüslimler (1691-1695)(2020) Gürhan, VeyselOsmanlı hukukuna göre ülke sınırları içerisinde yaşayan gayrimüslim halk kendilerinesağlanan güvenlik ve himaye karşılığında zimmî olarak tanımlanmakta ve kendilerindencizye adıyla bir vergi alınmaktaydı. Cizye mükelleflerinin yaşadıkları mahalle, köy,kaza ve eyaletlere göre kaydedildiği defter gruplarına ise cizye defterleri adıverilmekteydi. Bu defterlerden elde edilen veriler sayesinde yerleşim yerlerinde bulunangayrimüslimlerin nüfusu ve ekonomik durumları ile ilgili bilgiler edinmek mümkündür.Bu araştırma Osmanlı Arşivi’nde Maliyeden Müdevver Defterler (MAD.d) fonundabulunan Diyarbekir Eyaleti’ne ait 3 cizye defterinden elde edilen verileredayanmaktadır. 17. yüzyılın sonuna ait bu defterler Diyarbekir kent merkezi ile eyaletiçerisindeki kazalara ait verileri ihtiva etmekte; fakat bu araştırma sadece kentmerkezine ait verilere odaklanmaktadır. Zira bahsi geçen dönemde DiyarbekirEyaleti’nin merkezi konumundaki Amid Kazası aynı zamanda eyaletin en büyük şehriolup paşa sancağı olarak da nitelendirilmekteydi. 19. yüzyılın sonlarına kadargayrimüslim nüfusun yoğun olarak yaşadığı bilinen Diyarbekir kent merkezindeincelenen dönem içerisinde tahmini olarak ne kadar gayrimüslim nüfusun var olduğuna,siyasi, idari ve ekonomik değişimlerin demografik yapıya etkisine, gayrimüslimlerinhangi mahallelerde ikamet ettiklerine dair daha birçok bilgiye bu defterlerden eldeedilen veriler ile ulaşılabilmektedir. Bu çalışma ile 17. yüzyılın sonlarındaDiyarbekir’de gayrimüslimlerin demografik yapısı ve mekânsal konumlanmaları ilebirlikte ödedikleri vergi kategorileri üzerinden sınıfsal durumları tespit edilmeyeçalışılmaktadır.Article 19. Yüzyıl Osmanlı Merkezileşmesinin Serbest Ticaret Faaliyetleriyle İlişkisi: Osmanlı Irak’ı Örneği(2022) Dinç, Fasih19. yüzyılın başlarından itibaren Osmanlı Devleti ile İngiltere arasındaki ilişkiler, eşit düzeyde olmasa bile, karşılıklı bir ihtiyaca dönüşmüştür. Osmanlı Devleti’nin, başta Rusya olmak üzere, Avrupa devletlerinin emperyalist saldırıları karşısında yıkılma tehlikesiyle karşılaşması İngiltere’nin Doğu Akdeniz, Mısır, Hindistan ve Uzakdoğu pazarında manevra kabiliyetini sınırlandıracak güçlü bir rakip ile karşı karşıya bırakma riski doğurmuştu. Bu durum Osmanlı Devleti’nin toprak bütünlüğünü koruma ve politik otoritesini yeniden kurma çabaları ile İngiltere’nin söz konusu pazarlarda serbest ticarete dayalı ekonomi modelini uygulamasına elverişli imkânlar sunuyordu. Her iki devletin amaçlarının paradoksal bir şekilde örtüşmesi, bu konudaki mevcut literatürün çok fazla dikkate aldığı bir durum değildir. Bu bağlamda çalışmada, 19. yüzyılda hız kazanan Osmanlı merkezileşmesi ile İngiltere’nin iktisadi yayılımının dayandığı serbest ticaret faaliyetleri arasındaki ilişki, Osmanlı Irak’ı özelinde karşılıklı yararlılığa dayalı olarak hem konu hakkındaki literatüre hem de Osmanlı arşiv belgelerine başvurularak analiz edilmektedir.Article 19. Yüzyıl Yarsan Edebiyatında Hacı Bektâş-i Veli İmgesi(2025) Reşitoğlu, Sevda Orak; Vali, ShahabSultan Sehâk döneminde (15. yy.) son şeklini aldığı kabul edilen Yarsan inancı, şiirsel geleneğe dayanan bir din ve inanış biçimidir. Yarsanlarca kutsal sayılan ve kelâm olarak adlandırılan bu edebi geleneğin şiirlerinde genel olarak Yarsan inancı ve gelenekleri yer almaktadır. Bunun yanı sıra kelâmlarda bazı dini/tasavvufi şahsiyetlerin isimlerine rastlamak da mümkündür. Bahsi geçen düşünsel geleneğin en etkili temsilcilerinden biri de Hacı Bektaş-i Velî olarak öne çıkmaktadır. Hacı Bektaş-i Veli mevzubahis kelâmlarda Hünkâr, Şah Hünkâr, Şah Bektaş ya da Begteş gibi lakaplarla anılmaktadır. Yarsan kelâmlarında Hacı Bektaş’ın isminin zikredildiği ilk örnekler, 8-9 Hicri (15-16) yüzyılarda söylendikleri kabul edilen kelâmlardır. Lakin adı geçen dönemden 19. yüzyıla kadar Yarsan kelâmlarında onun adına rastlanmamaktadır. Yarsanlarca Yerî Tenî devri olarak bilinen 19. yüzyıla ait kelâmlarda ise ismi zikredilen başat şahsiyetlerden biri haline gelmektedir. 37 farklı defterden oluşan ve günümüze kadar elyazmaları halinde bulunan bu dönemin kelâmları incelendiğinde, Hacı Bektaş-i Veli’den tanrısal öz/cevherin yeryüzündeki tecellisi olarak bahsedildiği açıkça görülmektedir. Diğer önemli bir nokta ise bu dönemin Osmanlı coğrafyasında Bektaşi Tekkelerinin kapatılması, şeyhleri ve dervişlerinin sürülmesi olaylarına denk gelmesidir. Bu çalışmanın amacı, 19. yüzyıl Yarsan metinlerinde Hacı Bektaş’ın varlığını, önemini vurgulamak ve söz konusu önemin tarihi nedenlerine değinmektir.Article The 1912 Elections: A Brief Review in the Light of the Democratic Election Principles(2021) Öngüç, BaharDemokrasi, halkın siyasal karar alma sürecine katılımı anlayışına dayanan en meşru yönetim biçimidir. Karar alma sürecine katılım ise seçimler vasıtasıyla mümkün olmaktadır. Seçimler, bir toplumun demokratik olup olmadığını belirleyen önemli bir öğe olmakla beraber tek başına yeterli değildir. Demokrasinin bir diğer gerekliliği ise bu seçimlerin de kendi içinde demokratik nitelikler taşıması yani adil ve özgür olmasıdır. Nitekim seçimlerin yönetime meşruiyet kazandırması, farklı fikirleri temsil eden siyasi partilerin serbest bir şekilde örgütlenebilmesini ve iktidara giden bu yolda yapılan yarışın her türlü baskıdan uzak ve özgürlükçü bir ortamda gerçekleştirilmesini de şart koşmaktadır. Aksi halde seçim, yönetimin meşru gösterilmesi için bir vasıtadan öteye geçemeyecektir. Türkiye’nin demokratikleşme sürecine “sopalı ve dayaklı seçimler” olarak damgasını vuran 1912 genel seçimleri zora dayalı bir egemenlik biçimi olan İttihat ve Terakki’nin bir yöntem veya araç olarak şiddet unsurunu kullanması açısından önemli bir yere sahiptir. Bu çalışma, demokrasi tarihinin ilk erken genel seçimi olan 1912 seçimlerinin demokratik seçim ilkelerini ihlal ettiğini ortaya koymayı amaçlamaktadır.Article 1933 Londra Para ve İktisat Konferansı’nda Türkiye(2024) Meraklı, ErdemBu çalışmanın amacı, 1929 Dünya Ekonomik Krizi’ne karşı uluslararası ortak çözümler bulunması düşüncesiyle Milletler Cemiyeti tarafından toplanan 1933 Londra Para ve İktisat Konferansı’nın gündem maddelerini ve sonuçlarını, Türkiye’de Cumhuriyet’in ilk yıllarında izlenen ekonomi politikaları açısından değerlendirmektir. Büyük Buhran’ın etkili olduğu yıllarda devletler, krize karşı mücadele ederken birbirlerinden bağımsız iktisat politikaları izliyorlardı. Fakat bu durum sorunları çözmediği gibi, ekonomik krizi daha da derinleştiriyordu. Bu noktada konferanstan beklenen; ABD, Büyük Britanya ve Fransa gibi büyük devletlerin para politikaları ile gümrük duvarları üzerindeki anlaşmazlıklarının sona erdirilmesi ve küresel ekonomik krize karşı ortak önlemlerin alınmasıydı. Ancak konferans sonunda para politikalarında bir uzlaşmaya varılamadı ve konferansta imzalanan Gümrük Ateşkesi’nin ömrü ise sadece birkaç ay oldu. Diğer yandan konferansın katılımcı ülkelerinden Türkiye, bu dönemde gümrük duvarlarını yüksek tutuyor ve para politikalarında devalüasyon karşıtı bir siyaset benimsiyordu. Bu politika esasen, “merkezdeki” sanayileşmiş devletlerin aleyhine, Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra dünya genelinde işleyen sürecin bir parçasıydı. Çalışma ile ulaşılan sonuçlardan biri, Londra Konferansı’ndaki görüş ayrılıklarının, uluslararası konjonktürde Türkiye gibi bağımsız iktisat politikaları izlemek arzusunda olan “çevre” ülkelere avantaj sağladığı yönündedir. Makale ile varılan bir başka sonuç ise, küresel ekonomide Birinci Dünya Savaşı ile başlayıp 1929 Krizi ile hızlanan değişim sürecinin 1933’te Londra Konferansı’nda gün yüzüne çıkmış olmasıdır.Article Abdullah Bosnevî’nin Kitâbu Diyâi’l-Lem‘ ve’l-Bark Min Hadrati’l-Cem‘ ve’r-Ratk Adlı Risalesi(2020) Bozkurt, BirgülIn this study, we have analyzed one of the 17th century Ottoman thinkers and the commentators of Fusûs al-Hikam, Abdullah Bosnawî’s tractate titled Kitâb diyâ al-lam‘ wa al-bark min hadrati al-cam‘ wa al-ratk.This tractate is one of Bosnawî’s commentary-related tractates with mystical content and consists of two sheets or four pages in Arabic.Bosnawî focused on the interpretation of the 24th verse of Surat al-Anfal in this tractate and was to a larger extent influ-enced by Muhyiddin Ibn Arabî’s views on existence and knowledge.In this study, firstly we eval-uated this Bosnawî’s tractate in terms of form, content and its resources.After, we tried to explain Bosnawî’s elucidations on the issues mentioned in the verse by taking into account Ibn Arabî’s views, some other works of Bosnawî and other studies related to these subjects.Article Citation - Scopus: 1Adaptation of the Employee Spirituality Scale Into Turkish: a Study on Healthcare Workers(Halil Eksi, 2025) Apak, HıdırThis study aimed to adapt the Employee Spirituality Scale to Turkish culture for healthcare professionals. A total of 230 healthcare workers participated in the adaptation of the scale, which comprises 24 items. The research data were collected face-to-face with a questionnaire that included demographic characteristics, the Employee Spirituality Scale, and the Spiritual Orientation Scale. Construct validity was analyzed using exploratory and confirmatory factor analyses. The two-factor structure of the Employee Spirituality Scale was confirmed in the Turkish sample and showed acceptable fit values. Because of CFA, 2 items were removed from the scale because they did not fit. For criterion validity, the Pearson Correlation Coefficient between the scale and the Spiritual Orientation Scale was calculated, and a significant positive result was obtained. This study demonstrated that the Turkish version of the Employee Spirituality Scale is a valid and reliable measurement tool for health care workers to assess the various dimensions of human spirituality that give individuals a sense of guidance, facilitate finding meaning and purpose in one’s tasks, enable them to overcome their weaknesses and limitations in the workplace, and assess various dimensions of human spirituality as a relationship with a higher power.Article Adriamisin Uygulanan Sıçanların Böbrek Dokusunda Alfa Lipoik Asit’in Koruyucu Etkisinin DRP1 ile İlişkisi(2021) Tektemur, Ahmet; Tektemur, Nalan Kaya; Güzel, Elif Erdem; Akkoç, Ramazan FazılAmaç: Çalışmada, adriamisin (ADR) uygulanan sıçanların böbrek dokularında meydana gelen değişiklikler üzerine alfa lipoik asit (ALA)’nın korucu etkisinin dinamin bağımlı protein 1 (DRP1) ile ilişkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem: Çalışmada, 28 adet Sprague-Dawley cinsi erkek sıçanlar kullanıldı. Deney hayvanları 4 eşit gruba ayrıldı. Kontrol grubuna deney süresi olan 28 gün boyunca hiçbir uygulama yapılmadı. ADR grubuna; 15 mg/kg ADR intraperitoneal (i.p) tek doz uygulandı. ADR+ALA grubuna 15 mg/kg i.p tek doz ADR verilmesinden sonra 50/mg/kg/gün dozunda ALA oral olarak gün aşırı verildi. ALA grubuna ise 50 mg/kg/gün dozunda ALA oral olarak gün aşırı uygulandı. Deney sonunda sıçanlar dekapite edildi. Dekapitasyonun ardından böbrek dokuları hızla çıkarıldı ve histolojik ve kantitatif RT-PCR analizleri için kullanıldı. Bulgular: ADR grubuna ait böbrek kesitlerinde inflamatuar hücre artışı, bowman boşluğunda artış, tübül lümeninde hiyalin birikimi gibi yapısal değişikliklere rastlandı. ALA uygulaması ile histopatolojik bulguların büyük bir çoğunluğunda azalma gözlendi. ADR grubunda DRP1 immünreaktivitesinin kontrol grubuna göre anlamlı artış gösterdiği, ADR+ALA grubunda ise ADR grubuna göre anlamlı derecede azalma olduğu belirlendi. Kontrol grubuna kıyasla ADR grubunda DRP1, BAX ve CASP3 mRNA düzeylerinde istatistiki açıdan anlamlı bir artış tespit edildi. ADR+ALA grubunda ise ADR grubuna kıyasla DRP1, BAX ve CASP3 mRNA düzeylerinde anlamlı bir azalma tespit edildi. Sonuç: Bu çalışma ADR’nin böbrek dokularında yapısal hasarla birlikte apoptozis ve DRP1 ekspresyon artışına yol açtığı, ALA’nın apoptozis ve DRP1 aktivitelerini düzenleyerek ADR’nin bu zararlı etkilerine karşı büyük oranda koruma sağladığı ortaya koyuldu.Article Afet Sonrası Acil Eylem Planı Olarak Eğitim Amaçlı Kullanılan Prefabrik Yapıların Sürdürülebilirliği(Afet ve Acil Durum Yonetimi Baskanligi (AFAD), 2024) Ergün, Ruşen; Kutlu, Izzettın; Bekar, İremTürkiye’de 06 Şubat 2023 tarihinde yaşanan Kahramanmaraş depremleri, etkili olduğu bölgelerde eğitim süreçlerini uzun süre aksatmıştır. Depremlerin ardından, eğitim amaçlı birçok prefabrik yapı kullanılmaya başlanmıştır. Çalışma, prefabrik eğitim yapılarının sürdürülebilirliğine yönelik öneriler geliştirmeyi amaçlamaktadır. Bu bağlamda sürdürülebilirlik sertifikasyon sistemlerinin değerlendirme kritlerleri ortaya konmuş ve prefabrik Diyarbakır Bağlar Anadolu Lisesi incelenmiştir. Çalışmanın bulguları, prefabrik yapıların malzeme ve kaynak ile iç mekan ortam kalitesi gibi kriterlerde olumlu değerlendirme puanları aldığını ancak enerji ve yenilik kriterleri açısından oldukça zayıf kaldığını göstermiştir. Ayrıca başta gürültü olmak üzere kirlilik kriterine yönelik alınan önlemlerin yetersiz olduğu belirlenmiştir. Çalışmada afet sonrası inşa edilecek prefabrik eğitim binalarına yönelik öneriler sunulmuş ve hızlı bir çözüm sunan prefabrik yapıların, uzun vadeli sürdürülebilirlik hedefleri doğrultusunda kapsamlı değerlendirilmelerinin yapılması gerekliliği sonucuna ulaşılmıştır.Publication Aflatoksin ve pestisitlerin gıdalardaki varlığı ve halk sağlığı açısından risk değerlendirmesi(2025) Kaçar, Semra; Başhan, UğurcanAflatoxins and pesticide residues are among the most critical chemical contaminants posing a threat to food safety worldwide. Pesticides, extensively applied in agricultural production to enhance yield and prevent crop losses, may cause serious adverse effects on human health when used improperly or without regulation. Likewise, aflatoxins—secondary metabolites produced by Aspergillus species under warm and humid conditions—can contaminate food products and exert toxic, mutagenic, and carcinogenic effects, particularly targeting the liver. This review examines the occurrence of aflatoxins and pesticide residues in foods, their detection methods, regulatory standards, and associated public health risks in light of recent scientific evidence. In addition, challenges related to monitoring systems, consumer awareness, and the disproportionate impact on developing countries are discussed. The study aims to support the development of effective public health policies and to promote greater consumer awareness regarding these food safety hazards.Article Agronomic and Quality Parameters and Yield Interactions of Various Safflower (Carthamus Tinctorius L.) Cultivars at Different Sowing Dates(2023) Izgı, Mehmet NecatSafflower (Carthamus tinctorius L.) is cultivated across numerous nations for its oilseed and flower, as well as its fabric and food coloring properties. In the plain circumstances of Mardin Province (Türkiye), this study was conducted to determine the best date to sow six different safflower cultivars in the vegetation years of 2018 and 2019. Six safflower cultivars (Asol, Balcı, Dinçer, Linas, Olas, and Remzibey-05) were planted in the main plots on four different sowing dates (February 06, February 16, February 26, and March 05), located in the sub-plots. Safflower characteristics, including plant height, first branch height, number of branches, number of heads, head diameter, seed yield, protein ratio, oil ratio, and oil yield, were examined in the study. The first sowing date of the Remzibey-05 cultivar yielded the most seeds (4118 kg ha-1), and the second sowing date of the Remzibey-05 yielded the most oil (1197 kg ha-1). The Asol cultivar exhibited the highest protein content, however, no discernible pattern of increase or decrease was observed with respect to sowing dates. Early sowing enhanced seed production, and as sowing time was delayed, yield significantly decreased (on average by 30%). Further comprehensive research is required to tackle the deficiencies in vegetable and oil materials, not only in this locality but also in areas expressing equivalent weather and ecological features.Article Agronomic Characteristics and Yield Values of Sesame (Sesamum Indicum L.) Cultivars at Various Sowing Dates(2023) Bulut, Burhan; Izgı, Mehmet NecatIn this study, ten different sesame (Sesamum indicum L.) cultivars registered in Türkiye were investigated for their sowing dates as a second crop in the lowlands of Mardin province, in 2018 and 2019. In this study, ten different sesame cultivars were used; these were Arslanbey, Boydak, Cumhuriyet-99, Hatipoğlu, Muganlı-57, Orhangazi-99, Osmanlı-99, Sarısu, Tan-99, and Tanas. Four different sowing dates (June 5, June 15, June 25, and July 4) were examined for these cultivars. In this study, agricultural parameters such as plant height, number of lateral branches, number of capsules, seed yield, oil ratio, and oil yield of the sesame cultivars were investigated. Different sowing dates were found to have a significant effect on the sesame cultivars. The second sowing date resulted in the highest plant height, number of branches, number of capsules, seed yield, oil content, and oil yield (June 15). In terms of cultivars, the Boydak and Sarısu had the highest seed yield (2184 and 2149 kg ha-1, respectively), the Osmanlı-99 (54.6%) had the highest oil ratio, and the Sarısu and Boydak had the highest oil yield (1075 and 1062 kg ha-1, respectively). The Boydak and Sarısu cultivars are promising for high seed and oil yields in the second crop sowing, and a sowing date of June 15 is advised.Article Ahundzâde ve Melkum Han’ın Fikrî Mirası Işığında Osmanlı–İran Düşünce Alanında Zihinsel Modernleşmenin İnşası(2025) Tan, HasanBu çalışma, 19. yüzyıl Osmanlı ve Kaçar İranı düşünce dünyasında şekillenen zihinsel modernleşme sürecini, Mirza Feth Ali Ahundzâde ile Mirza Melkum Han’ın entelektüel mirası üzerinden çözümlemeyi amaçlamaktadır. Modernleşme, teknik reformlarla sınırlı bir yenilenme olmaktan öte; bireyin bilgiye, zamana, otoriteye ve toplumla kurduğu ilişki biçimlerinin köklü biçimde yeniden tanımlandığı kapsamlı bir zihniyet dönüşümünü ifade etmektedir. Ahundzâde’nin alfabe reformu, tiyatro aracılığıyla kamu bilinci oluşturma çabası ve seküler düşünce perspektifi ile Melkum Han’ın anayasal düzen arayışı, pozitivist kamu hukuku anlayışı ve rasyonel idare vizyonu; Doğu toplumlarında iç dinamiklerden beslenen özgün bir zihinsel dönüşüm hattı meydana getirmiştir. Her iki düşünür, Batı düşüncesini birebir alımlamak yerine onu tarihsel koşullarıyla yeniden anlamlandırarak entelektüel müdahale kapasitesini genişletmiştir. Çalışmada, bu düşünsel mirasın Osmanlı entelektüel ikliminde şekillenen Osmanlıcılık, İslamcılık, Türkçülük ve Batıcılık akımlarıyla kurduğu kavramsal bağlar karşılaştırmalı yöntemle analiz edilmiştir. Gramsci’nin hegemonya, Bourdieu’nün simgesel sermaye, Foucault’nun bilgi–iktidar, Weber’in otorite ve Althusser’in ideolojik aygıtlar kuramları ekseninde yapılan çözümlemeler, zihinsel modernleşmenin kültürel ve epistemolojik boyutlarını görünür kılmaktadır. Ahundzâde ve Melkum Han, bu yönüyle yalnızca fikir üreticileri değil; düşünsel inşa sürecine yön veren kurucu figürler olarak tanımlanmaktadır. Ayrıca çalışma, entelektüel üretimin kuramsal düzeyde kalmayan; eğitim, hukuk ve kamusal alan gibi toplumsal sahalarda iz bırakan dönüştürücü gücünü vurgulamaktadır. Her iki düşünürün müdahaleleri, toplumun kolektif tahayyül dünyasını yeniden şekillendirme yönünde güçlü bir entelektüel seferberliğe işaret etmektedir. Zihinsel modernleşmeye dair bu kuramsal yaklaşım, günümüzde İslam coğrafyasındaki reform tartışmalarına da tarihsel derinlik kazandıran özgün bir katkı sunmaktadır. Bu bağlamda Ahundzâde ve Melkum Han, Doğu’da tarihsel süreklilik taşıyan zihinsel modernliğin başat aktörleri olarak değerlendirilmektedir.Article Akıt Teorisinin İmâm Ebû Hanîfe Nezdindeki Özellikleri(2020) Hazne, HeytemBu araştırma, İmâm Ebû Hanîfe’nin pek çok yönüyle gerçek kurucusu kabul edildiği akit teorisinin en belirgin özelliklerini bir araya getirmeyi hedeflemekte, akit teorisi hususunda “ilk ve kurucu” olma özelliklerinin ona ait olduğunu ortaya koymayı amaçlamaktadır. Araştırma, akit nazariyesi hususunda diğer mezhep taraftarlarının tamamının ya da önemli bir kısmının muhalefet ettiği ve İmâm Ebû Hanîfe’nin bu konuda kurucu olduğunu ortaya koyan yönlerin ele alınmasına hasredilmiştir. Bununla beraber araştırma, onun akit teorisi ile modern ve beşerî hukuk sistemlerindeki akit teorisinin mukâyesesine de yoğunlaşmıştır.İmâm Ebû Hanîfe’nin akit teorisi hususunda ortaya koymuş olduğu bazı yenilikler şunlardır; ayırt edici bir şekilde akitleri şeklî kısıtlamalardan kurtarma ilkesine dayanması; aynî ve sözlü akitleri birbirinden ayırması; mevkûf akit fikrini ortaya koyması; fâsit akit teorisini te›sis etmesi; akitleri muâvezât ve teberru akitleri olmak üzere ikiye ayırması; özür (akdin mahallinden istifade etmeye engel teşkil eden durumların ortaya çıkması) teorisini ortaya koyması.Article Akkoyunlu Dönemi Resimli Şehnameleri: İkonografik Bir Değerlendirme(2023) Aydın, DeryaAkkoyunlular (1340-1514) tarih sahnesine bir beylik olarak çıkmışlar ve daha sonra devlet olma yolunda ilerlemişlerdir. Zaman içerisinde kazandıkları güç sanat üretimini etkilemiş ve üretim Şiraz’da yoğunlaşmıştır. Özellikle Akkoyunların bölgeye hakimiyetlerinden sonra Şiraz’daki yoğun üretim bu dönemde resimli el yazma sayısındaki artışla kendini göstermiştir. Resimli el yazması üretiminde Ebül Kasım Firdevsi (ö. 411 H./1020 M.) tarafından 11. yüzyılın başlarında tamamlanan Şehnamelerin ayrı bir yeri olmuştur. Şiraz’da özellikle üzerinde durulan dönemdeki resimli Şehname üretimindeki artış dikkat çekici bir hal almış ve yakın tarihlerde hazırlanmış pek çok nüsha günümüze ulaşmıştır. Akkoyunlu dönemindeki Şehnamelerin ikonografik özellikleri, bu döneme ait özgün örneklerin ve resimlerinin incelenmesi ile belirlenebilmektedir. Resim-metin ilişkisinde kuvvetli bağ Şehname ikonografisinin belirlenmesin sağlamaktadır. Diğer taraftan nakkaşın yorumu sahnenin şekillenmesini büyük oranda etkilemektedir. Mevcut olan resim üslubunun katkısı da resmin hazırlanması sırasında yerini almaktadır. Bu bağlamda ikonografideki farklılıklar aynı sahnenin farklı nüshalardaki incelenmesi ile ön plana çıkmaktadır.Article Alerjik Rinitli Çocuklarda Tedavi Uyumunun Yaşam Kalitesi ve Ruh Sağlığı Üzerine Etkileri(2025) Kose, Hülya; Sizer, EsraObjective: This study aims to assess how adherence to treatment in children with allergic rhinitis (AR) affects their quality of life, particularly in relation to sleep and other psychiatric symptoms. Method: The study included 67 children between the ages of 8 and 18 years who were being followed up with a diagnosis of allergic rhinitis and 67 healthy children presenting to the healthy child outpatient clinic. Parents completed the Strengths and Difficulties Questionnaire, while the children completed the State-Trait Anxiety Inventory, the Quality of Life Scale for Children, the Pittsburgh Sleep Quality Index and the Morisky Medication Adherence Scale. Results: In the allergic rhinitis (AR) group, the SDQ total score, peer problems and emotional symptoms subscale scores were significantly higher and the social skills score was lower (p<0.001). In the PedsQL scale, all subscales except emotional functioning and total score were significantly lower in the AR group (p<0.05). Sleep total score was significantly higher in the AR group (p=0.002). According to the MMAS-8 score, the AR group was divided into two subgroups; a negative correlation was found between emotional symptoms, behavioral problems and SDQ total scores and a positive correlation was found between physical health, emotional and psychosocial functioning and MMAS-8 in the low adjustment group (p<0.05). There was a negative correlation between sleep score and MMAS-8 (p=0.011). A significant difference was found only in MMAS-8 scores according to the type of medication use; medication adherence was significantly higher in the montelukast group than in the inhaled steroid group (p=0.009). Conclusion: In conclusion, we observed that decreased adherence to treatment in children with allergic rhinitis negatively affects children's quality of life, sleep quality, and social and psychological functioning. This emphasizes the importance of developing structured intervention programs to increase adherence to treatment and improve sleep quality in children with allergic rhinitis.Article Anadili Arapça Olmayanlara Sistematik Arap Dili Grameri Öğretimi (Uygulamalı Silsiletu Ebced Örneği)(2022) Uqalı, AslamEğitim-öğretim süreci; öğrenci, öğretmen, müfredat ve sınıftan oluşan, çeşitli aşamaları ve belirli yaş guruplara yönelik faaliyetleri olan bir süreçtir.Türkiye’de anadili Arapça olmayanlara yönelik Arapça öğretiminde de farklı aşamalar söz konusudur. İmam-Hatip okulları ile başlayıp üniversite öğrenimini de içine alan dil öğrenim aşaması bunlardan sadece biridir. Silsiletu Ebced adlı eseri model alan bu araştırma, ilgili silsilede takip edilen nahiv yöntemini inceleyecek ve dil öğretimindeki yerini ortaya koymaya çalışacaktır. Araştırmada Mardin Artuklu Üniversitesi, Arap Dili Bölümü, Hazırlık Sınıfı‘nda, edindiğimiz tecrübe hareket noktamız olacaktır. Araştırma iki bölüme ayrılmaktadır. Birinci bölümde Silsiletu Ebced’in tanımı, özellikleri, metodu, nahiv ile ilgili konuları ve üç alt başlık altında yapısal yönleri incelenecektir. Söz konusu alt başlıklar; “konuların dağılım seviyesi”,“bilimsellik seviyesi”ve “uyum ve uygunluk seviyesi”şeklindedir. İkinci bölümde ise, nahiv konularının pratikteki uygulamalarına yer verilecektir. Konu işlenirken ilgili alanların uygulama araçları ve türleri incelenmiş. Ardından yöntemi geliştirecek öneriler sunulmuş. Son olarak araştırmada ulaşılabilen sonuçlar belirtilmiştir.Article Analysis and Examination of Two Persian Gazels Belonging to Sheikh Muhammed Karbalayi(2025) Başçı, Nezahat; Çekıcı, MitatŞeyh Muhammed Kerbelâyi, 19. yy. 20. yy.’da Nakşî-Halidîliğin önemli merkezlerinden Aktepe tekke ve medresesinde yetişen sûfî bir şairdir. Dedesi ve babasının izinden giderek eğitimini bu medresede tamamlayan şair, birçok öğrenci de yetiştirmiştir. Zamanla bir ekole dönüşmüş olan mezkûr tekke ve medresenin 1925 olaylarından sonra kapatılmasıyla sürgüne gönderilen Kerbelâyi bu tarihten sonra irşad ve eğitim faaliyetlerine devam edememiştir. Sürgünden döndükten sonra Aktepe’ye yakın Tavşantepe köyündeki tek gözlü bir odada inzivaya çekilerek son yıllarını tefekküre ve şiire adamış şairin dört dildeki şiirleri arasında on iki Farsça şiiri vardır. Genellikle kaside ve gazel tarzı şiirler kaleme alan şairin söz konusu bu Farsça şiirleri muhteva, form ve orjinal mazmûnlar bakımından dikkat çekicidir. Farsça şiirlerindeki lirik ve mistik aşk, özellikle çok dilli Irakî ekol şairlerinin şiir tarzını andırır. Ancak şiirlerinde yer alan derin manalar ve girift betimlemeler Sebk-i Hindî şairlerini çağrıştırmaktadır ve bu durum ise şairin Fars edebiyat ve şiiri alanındaki derin bilgi birikimini yansıtmaktadır. Bu çalışmada Farsça lirik ve tasavvufî şiir kavramlarını ustaca kullanarak yeni mazmûnlar oluşturan Kerbelâyi’nin Farsça iki gazelinin tahlil ve tetkiki, interdisipliner bir yaklaşımla ve klasik Fars edebiyatındaki şiir örnekleriyle karşılaştırarak incelenmiştir. Böylelikle Farsça konuşulan bir coğrafyadan olmamasına rağmen başarılı Farsça şiirler yazmış bir 20. yüzyıl şairinin Farsça şiir poetikası ortaya konmuştur.Article Ankara Ferfene Günlerinin Toplumsal Cinsiyet Bağlamında İşlevsel Olarak Değerlendirilmesi(2019) Uygur, Hatice KubraSocial life is rewarding in terms of traditional entertainments which involve many elements as laugh, catering, music that enable people from the rush of daily life. Almost all regions have some specific inherent ways of entertainment. Entertainments in traditional societies are not independent from society’s world vision and historical memorial perception. Traditional entertainments tie relationships between society and ritual. The spirit of solidarity increases and the communication is strengthened in societies where identity and history are emphasized. Daily changes in today’s society reshapes the concept of entertainment and rituals. Generally, traditional entertainments and specifically “Ferfene Days”, collective concept of regions and all practices regarding the tradition have been considered a functional portion of cultural identity. In this study, Ankara Ferfeneleri, which is an Anatolian traditional entertainment, has been approached from functional perspective in terms of gender. In traditional entertainments, the diversity of appropriate actions which change according to gender are shaped pursuant to multi-variables such as economic situation, marital status, education level. That fact causes a distinction and stereotype within traditions. Potential causes of the differences regarding gender gap have been discussed in this study where appropriate. Traditional entertainment platforms are important in terms of female socialization and distribution of roles in society. Causes of gender discrimination in entertainment may be listed and based on social, economic, religious, and psychological factors. Hence the subject here has been examined based on social doctrine. Influence of importance, contribution, modification and transformation of traditional entertainments to traditional entertainments in terms of notion of culture and entertainment have been also embraced in this study. Nevertheless, ferfenes which have existed as multifunctional entertainment have been evaluated as causes for achievement of individuals, social solidarity, entertainment and learning on multi-layer basis from folkloric perspective.

