TR-Dizin İndeksli Yayınlar Koleksiyonu
Permanent URI for this collectionhttps://hdl.handle.net/20.500.12514/1836
Browse
Browsing TR-Dizin İndeksli Yayınlar Koleksiyonu by Institution Author "Akçay, Halıl"
Now showing 1 - 6 of 6
- Results Per Page
- Sort Options
Article Arap Dili Terminolojisinde ‘İvaḍ(2019) Akçay, HalilArap dili kaynaklarında ‘ivaḍ, çoğu zaman terim anlamı dikkate alınmadan sadece sözlük anlamında kullanılmıştır. ‘İvaḍ başlığını açan bazı eserler ise konuyu, ya sadece sarf ya da sadece nahiv yönüyle ele almışlardır. Bu nedenle literatürdeki bilgiler ışığında ta‘vîḍ (‘ivaḍ getirme) olgusunun kavramsal çerçevesinin çizilmesi önem arz etmektedir. Çalışmada sözü kısaltma (îcâz) ve basitleştirmenin (taḫfifin) bir parçası olan ‘ivaḍ hususu ele alınmıştır. ‘İvaḍ kelimesinin iştikakı incelendikten sonra sözlük ve terim anlamları verilmiş ta‘vîḍin amacı ve önemi belirtilmiştir. Daha sonra ‘ivaḍın türleri ve Arap gramerinde kullanıldığı yerler örnekleriyle beraber ortaya konmuştur.Article Arap Şiirinde Mardin’e Dair Bazı Yansımalar(2019) Akçay, HalilBu çalışmamızda, ulaşılabilen kaynaklardan tespit edilebildiği kadarıyla Mardin’le ilgili yazılan şiirler ele alınmıştır. Mardin, gerek İslam fethinden önce gerek fetihten sonra Arapların yoğun göçü sonrasında Araplar için önemli bir kent haline gelmiştir. Bu husus, Mardin’in Araplarla olan coğrafi ve ticari bağlantısını güçlendirdiği gibi kültürel anlamda da aralarında bir yakınlık oluşturmuştur. Bu ve başka yönleri itibariyle Mardin, Arap şairlerinin dikkatlerini celbetmiştir. Çalışmamızda tarihi, kültürel ve sosyal yönleriyle Mardin hakkında kısaca bilgi verildikten sonra ortaya konan şiirler, Mardin’in tarihî, ilmî, sosyal ve kültürel durumuna ışık tutan hususlar açısından incelenmiş, anlam ve ön plana çıkan edebî sanatlar yönünden değerlendirilmiştir.Article FUAT SEZGİN’İN ENDÜLÜS ARAP ŞİİRİYLE İLGİLİ MÜLAHAZALARI(2019) Akçay, Halilİslam medeniyetinin Avrupa’ya taşınmasında önemli bir köprü vazifesi gören Endülüs, kuruluşundan sonraki ilk asırlarda ilmî ve kültürel alanda Doğu’nun takipçisi olmuştur. Edebî çalışmalarda da durum böyledir. Ancak toprakları üzerinde bir arada yaşayan din, dil, ırk gibi farklı unsurların müşterek kültürü neticesinde zenginleşerek miladi XI. asrın başlarından itibaren edebiyat alanında özgün ürünler vermeye başlamıştır. Başta şiir olmak üzere Endülüs edebiyatı, sonraları yüksek bir entelektüel seviyeyi yakalarken kendisine has ürettiği müveşşah ve zecel türü şiirlerle başta İspanya ve Fransa olmak üzere Batı şiirini etkileyecek bir seviyeye ulaşmıştır. Bu özellikleriyle Endülüs şiiri, Arap edebiyatı tarihçilerini fazlasıyla celbeden bir konu olmuştur. Bu bağlamda önem arz etmesi münasebetiyle çalışmamızdabir bilim tarihçisi olarak Fuat Sezgin’in Geschichte desarabischen Schrifttums (GAS) adlı eseri özelinde Endülüs şiirini ele alışı ve konuya dair mülahazaları incelenmiştir. Çalışmamızda ayrıca Fuat Sezgin’inEndülüs Arap şiirini alma şekli, konu hakkındaki değerlendirmeleri, konuya çizdiği sınırlar ve konuya farklı yaklaşımları çerçevesinde Endülüs şiirinin özellikleri ortaya konulmuştur.Article Ḳ-D-M ( ق، د، م ) Kökü Üzerine Morfolojik ve Semantik Bir İnceleme(2022) Akçay, HalılKelimeler de tıpkı canlı bir organizma gibi doğma, gelişme, değişme, zayıflama gibi özelliklerle bir hareketlilik içerisindedirler. Zaman ve mekâna göre kelime ve kavramların yeni anlam kazanması, anlamlarının değişmesi, genişlemesi, daralması gibi değişikliklere uğraması, aslında tabiatın değişim ilkesiyle paralellik arz etmektedir. Nitekim belirli bir zamanda belirli bir anlamda kullanılan bir kelime, başka bir zamanda başka bir anlamda kullanılabilmektedir. Hatta zıt bir anlam dahi kazanabilmektedir. Bunun yanı sıra din, düşünce, meslek, teknoloji gibi pek çok husus kelimelerin sözlük anlamı dışında terim olarak başka anlam çerçevelerinde değerlendirilmesine sebep olmuştur. Söz gelimi ilahi vahyin insanlara ulaştırılmasından sonra, Ḳur’ân kelimelerinin büyük çoğunluğu Cahiliye döneminde bilinmekle birlikte salât, savm, zekât, cihâd, cennet, cehennem, ahiret, vacip, haram, mekruh, farz gibi bağlama göre uğradıkları anlamsal değişim ve dönüşüme bağlı olarak dinî birer terim haline gelen kelimelerin sayısı da pek çoktur. Devam eden süreçte Ḳur’ân’dan sonra Ḳur’ân çalışmaları kapsamında farklı İslâmî ilimlerde terimleşen kavramlar da vardır. Bu doğrultuda bu çalışmada Yüce Allah’ın el- Muḳaddim ismi ile el- Ḳıdem sıfatının da kök harflerini oluşturan ḳ-d-m köklü kelimelerin kavram ve anlam serüveni ele alınmış, dilbilimsel ve tarihsel semantiği araştırılmıştır. Bu kökteki kelimelerin etimolojisi, morfolojisi, lügat ve ıstılah anlamları ortaya konduktan sonra kronolojik olarak Cahiliye ve İslam dönemlerinde kullanım durumları, İslâmî ilimlerde ve günümüzde belirli alanlarda terimleşme durumu incelenmiştir. Söz konusu kelimelerin nüzul döneminde Ḳur’ân ve hadislerde kullanıldıkları ve edindikleri anlamlar irdelenmiştir. Ḳ-d-m köklü kelimeler ele alınırken ilk olarak sözlükler, Cahiliye dönemi şiir divanları, şiir mecmuaları, Arap atasözlerini ele alan eserler ile başta tefsir ve hadis kaynakları olmak üzere diğer İslâmî ilimlerin temel kaynakları taranmıştır. Söz konusu kökteki kelimelerin temel anlamları, dönemlere ve ilimlere göre kazandıkları anlamlar, geçirdiği anlam değişikleri ortaya konmuştur. Musikiden belagata, mantıktan İslâm hukukuna kadar birçok ilim dalında kullanılan ḳ-d-m köklü terimlerde, kelimenin sözlük anlamına göre bazen genişleme bazen de sınırlılık kazandığı görülmüştür. Bu çalışma hem dönemlere göre kelimenin anlam durumunu hem de muhtelif ilimlerde edindiği farklı anlamları görmek açısından önem arz etmektedir. Çalışmanın sonunda ḳ- d-m kökünün esas anlamlarının “gelmek, ilerlemek, ayak, eski” olduğu görülmüştür. Kökün farklı türevleriyle birlikte ihtiva ettiği anlamların ise “önce gelmek, öne geçmek, ilerlemek, cesur olmak, atılmak, varmak, ulaşmak, hazır bulunmak, gelmek, yönelmek, kastetmek, eskimek, eskide kalmak, üzerinden uzun zaman geçmek, takdim etmek, sunmak, teklif etmek, öne almak, öne sürmek, ilerlemek, öne geçmek” gibi manalar olduğu tespit edilmiştir. Yine çalışmada elde edilen sonuçlardan biri, ḳ- d-m köklü kelimelerin Ḳur’ân’daki kullanımlarının genellikle sözlük anlamı çerçevesinde olduğudur. Ancak bazı kelimelere bağlama göre farklı anlamların da verildiği anlaşılmıştır. Allah’ın isimlerinden biri olarak el-Muḳaddim’in “Allah’ın kendi irade ve tercihine göre hükmen veya fiilen öne geçirilmesi gereken şeyi öne geçiren, varlıkları kendine yaklaştıran, yüce rütbeler veren” manasında Allah’a nispet edilmesi kelimeye geniş ve mutlakıyet kazandırmıştır. Aynı kökten ḳıdem kelimesi ise Allah’ın bir sıfatı olarak kullanılmıştır. Yine Allah’ın bir sıfatı olarak kullanıldığında kelimenin anlamında bir genişleme söz konusu olup “Allah’ın varlığının başlangıcının bulunmaması ve başkasına ihtiyaç duymaksızın var olması” şeklinde bir mana kazanmıştır. Ḳ-d-m kökünün başka kelimelerle oluşturduğu terkip, sözlük anlamı dışında muhtelif alanlarda terimler de ortaya çıkardığı görülmüştür. Nitekim “Muḳaddime” kitap için “kitabın içeriği, yazılış amacı, üslubu hakkında özet bilgiler veren ilk sayfaları, önsöz, mukaddime”, mantıkta kıyasta kendilerinden sonucun çıkarıldığı önermelerden her biri için kullanılmaktadır.Article MÂTÜRÎDÎ’DE ÂYETLERİ TEVİLDE KİNAYE UNSURU(2019) Akçay, Halilİslâm uleması, Kur’ân âyetlerinin anlaşılması için gayret sarf etmişlerdir. Onlar bunu aklî, naklî, dilsel, belâgî gibi birden fazla yönteme başvurarak sağlamıştır. Ehl-i sünnet itikadının önemli savunucularından Ebû Mansur el-Mâtürîdî de bu âlimlerinden biridir. Çalışmada Te‘vîlâtu’l-Ḳur’ân adlı tefsir kitabında İmam Mâtürîdî’nin, âyetlerin tevilinde kinayeyi kullanımı ele alınmıştır. Bu bağlamda Mâtürîdî’nin hayatı, itikadî yönü ve Te‘vîlâtu’l-Ḳur’ân’ı hakkında bilgi verildikten sonra Mâtürîdî’nin, tevillerinde kinayeyi kullanım amacı, sıklığı ve kullanım yerleri gibi geniş bir çerçevede ele alınmıştır. Özellikle itikadî birçok fırkanın çıkmasına zemin hazırlayan zaman, mekân ya da cismani unsurların Allah’a nisbet edildiği âyetlerde kinayenin kullanımı incelenmiş, Ehl-i sünnet görüşlerine göre Allah’ı cisim, zaman ve mekândan tenzih etme bağlamında Mâtürîdî’nin katkısı ortaya konmuştur. Âyetler arasında varmış gibi görünen çelişkinin giderilmesinde ve fıkhî ihtilafl ara yola açan âyetlerde de Mâtürîdî’nin kinayenin kullanım durumu incelenmiştir. Ayrıca deyim ifade eden ibarelerde ve insan fıtratında müstehcen kabul edildiği için âyetlerde açıkça zikredilmeyen hususlarda Mâtürîdî’nin kinayeden yararlanma şekli ortaya konmuştur.Article Yeniliklerin Şiirde İz Düşümü: Uskûbî ve Hicaz Demiryolu Şiiri(2025) Akçay, HalılŞiir şairin ve içinde yaşadığı toplumun aynasıdır. Bu doğrultuda bu çalışmada Arap coğrafyasında bir yeniliğin şiirde nasıl yer edindiği ele alınmıştır. Çalışmada “Hicaz Demiryolu” şiiri içerik, dil ve edebi sanatlar açısından hangi önemi haizdir? Hangi tarihî veri ve olaylara ışık tutmuştur? Şiirde yeniliklere karşı duyulan heyecan nasıl dile getirilmiştir? gibi sorulara cevaplar verilmiş, bu hususlarda değerlendirmeler yapılmıştır. Çalışmada Uskûbî’nin yaşadığı dönem, hayatı, edebî ve ilmî şahsiyeti ele alındıktan sonra İstanbul ve Medine’yi birleştirme hedefini güden ve Sultan Abdülhamid’in en büyük projelerinden olan Hicaz demiryolu hakkında yazdığı şiir incelenmiştir. Dönemin başta dinî ve tarihi yönüne ışık tutması yönüyle önem arz eden bu şiirin gerek Arap coğrafyasında gerek Türkiye’de herhangi bir çerçevede bilimsel olarak çalışılmamış olması, bu çalışmanın özgün değerini ortaya koyan durumlardan biridir. Şiir, muhteva olarak Hicaz demiryolunu işlemekte, demiryolunun Şam, Amman, Tebük, Medine gibi dinî ve tarihî olarak büyük öneme sahip merkezleri birleştirecek olmanın heyecanını dile getirmektedir. Ayrıca trenin sadece bölgenin değil, tüm Müslüman coğrafyasında manevi olarak oluşturduğu sevinç ve coşkuyu ve bu vesileyle Sultan’a minnettarlığı aktarmaktadır. Şiirin dilinin sade ve edebî terkiplerden uzak olduğu ve belagat açısından zengin bir malzeme sunmasa da özellikle tasvir ve teşbihte ön plana çıkan örnekleri barındırdığı, çalışmada elde edilen sonuçlardan bazılarıdır.

