TR-Dizin İndeksli Yayınlar Koleksiyonu
Permanent URI for this collectionhttps://hdl.handle.net/20.500.12514/1836
Browse
Browsing TR-Dizin İndeksli Yayınlar Koleksiyonu by Department "MAÜ, Fakülteler, Edebiyat Fakültesi, Sanat Tarihi Bölümü"
Now showing 1 - 20 of 21
- Results Per Page
- Sort Options
Article 1177 Tarihli Süryanice “Harklean” Dörtlü İncil El Yazması(TOKAT GAZİOSMANPAŞA ÜNİVERSİTESİ YAYINLARI, 2021) Kaplan, Necla; Akyüz, MihayelDublin Chester Beatty Kütüphanesi’nde Süryani koleksiyonunda Syc 703 numarada kayıtlı bulunan Harklean Dörtlü İncil el yazması makalenin konusunu oluşturmaktadır. El yazmasının şimdiye kadar detaylı monografik bir çalışmada incelenmediği ve yeteri kadar bilinmediği görülmüştür. Bu nedenle eser kodikolojik, paleografik ve sanat-tarihsel yönden incelenmiş, sahip olduğu özellikleri tanıtılmaya çalışılmıştır. Chester Beatty Kütüphanesi’nin dijital erişime sunmasıyla ulaşılan eser; Eusebios mektubu, 8 kanonun 17 adet tablosu, dekoratif haç motifi, 11 adet litürjik kodeks tabloları, Dörtlü İncil, her dört İncil’in (Matta, Markos, Luka ve Yuhanna) bapları hakkında bilgi sunan “İçindekiler (Qephelaon) bölümü”, Harkelli Toma’nın kendi çalışması hakkında bilgi vermek için yazdığı sonsöz metninin kopyası, kolofon ve sonradan ilave edilmiş bazı bilgi notlarını içermektedir. Eserin Kolofonu ve bilgi notları okunmuş böylece detaylı bilgilere ulaşılmıştır. Görsellerle donatılmış kanon tablolu ve Harklean versiyonu olan bu Dörtlü İncil el yazması; Isho’bar Romanos ve aile bireyleri tarafından Tell Arsanius bölgesindeki Meryem Ana Kilisesi’nde 1177 yılında yazılmış ve banisi Rahip Ahrun tarafından 1180 yılında Madik Manastırı’ndaki Kırk Şehit Kilisesi’ne vakfedilmiştirArticle THE CHURCH OF VIRGIN AT AMIDA AND THE MARTYRIUM AT CONSTANTIA: TWO MONUMENTAL CENTRALISED CHURCHES IN LATE ANTIQUE NORTHERN MESOPOTAMIA(MERSIN UNIV PUBL RES CENTER CILICIAN ARCHAEOLOGY, 2013) Keser Kayaalp, ElifGeç Antik Dönemde Bizans İmparatorluğu’nun doğu kenarında yer alan Kuzey Mezopotamya, Edessa (Urfa), Anastasiopolis (Dara), Amida (Diyarbakır), Martryropolis (Silvan), Constantia (Viranşehir) and Nisibis (Nusaybin) gibi önemli şehirlere sahipti. Bu şehirler oldukça zengin ve kozmopolitlerdi. Bunun sonucunda bölgenin, Bizans imparatorluğunun diğer taraflarındaki mimariden aşağı kalmayan sofistike bir mimarisi vardı. Bu makale Kuzey Mezopotamya’da yer alan iki merkezi planlı kilise ile ilgilidir. Bunlar Amida’daki Meryem Ana kilisesi ve Constantia’daki Sekizgen’dir. Önce aisled-tetraconch olarak bilinen ve merkezde ve dışarda dört nişli bir organizasyondan oluşan bir planı olan ve İmparatorluğun diğer bölgelerinde paralel örnekleri bulunan Meryem Ana Kilisesine, daha sonra bazı ünik özellikler göstermekle birlikte ambulatuar, doğu tarafında uzunlamasına bir oda, malzeme kullanımı ve anıtsallık gibi özellikleriyle Amida’daki Meryem Ana kilisesi ile benzerlikler gösteren Constantia’daki Sekizgene odaklanılacaktır. Bu makale daha önce birlikte düşünülmemiş bu iki yapıyı aynı bağlamda ele alarak, ihmal edilmiş bu yapıların rekonstrüksyonlarını, tarihlendirmelerini, kime adandıklarını ve muhtemel prototiplerini değerlendirmektedir.Article Diyarbakır’da Osmanlı Dönemi Şehir-İçi Hanları Üzerine Değerlendirme(2015) Yeşilbaş, EvindarOur research is about Diyarbakir's architectural features and the city's busy trade potential between the period of the Ottoman rule of Diyarbakir and the Republican term. It was found that there were 25 caravansaries that were known their name in Diyarbakir until the period of Ottoman. Only four of these caravansaries reached completely or partially up to now; when it comes to the location, only nine of them could be identified by archival documents; there was no information about the other structures except their names. The planning, the external mass, the internal appearance and the material used in these architectures remain connected with the Ottoman tradition, but they mainly exhibit regional characteristics. According to our data, all the inns which we identified their planning styles, were built by doing some user spaces around a courtyard. The flat roofs with wooden girder, the crib with a dome, mirrored and cross vaults were applied variations. The dome transitions were provided by squinches. Diyarbakir trade buildings were mostly made of dark basalt stone in cutting method as well as white or yellowish lime that were ordered alternatively. It was concluded that the structures had decoration styles exhibiting characteristics of their period to a certain extent. The simple decoration style away from exaggeration was in floral, geometric, and partly written arrangements. It was found that in Diyarbakir which has a rich architecture with numerous and different types of structures, several buildings were built by state for the progress of trade in both regional and international trade network in reliable ways and stable conditions; however, some of these structures lost their essential features because of several damages, unconscious interventions and some additions while some others were neglected.Article Diyarbakır'da su mimarisi üzerine bir değerlendirme(2012) Yeşilbaş, EvindarAnadolu’nun uygarlaşması diyebileceğimiz dönem içinde, çeşitli yerleşim alanlarında ve güzergâhlar üzerinde çok sayıda su yapısı inşa edilmiştir. Söz konusu eserlerin bir bölümü bazı nedenlerden dolayı günümüze kadar ulaşamamıştır. Günümüze ulaşan eserlerin tümünün değerlendirilmediğini de söylemek gerekir. Diyarbakır il merkezinde yer alan su yapılarının mimari özelliklerini genel hatları ile değerlendirmeyi kapsayan çalışmada tarihi taş köprü, hamam ve çeşme yapıları incelenmiştir. Yapılan incelemelerde toplam 42 adet su yapısı (Köprü, Hamam, Çeşme) tespit edilmiştir. Bu yapı ların mimari özellikleri tanıtılmaya çalışılırken fotoğraf ve çizimlerden yararlanılmıştır.Article Feridun Nâfiz [Uzluk] Bey’in Aksaray Notları(2019) Erdal, Zekai; Gül, Mustafa FıratAksaray, Âşıklı Höyük’le birlikte MÖ 8000’den beri farklı toplulukların, kavimler ve devletlerin yerleştiği, imar faaliyetleri gösterdiği ya da yağma ve talana maruz kalan bir yer olmuştur. Bu nedenle de Aksaray ve çevresinde farklı dönemlere ve devletlere ait birçok eser günümüze ulaşabilmiştir. Anadolu Selçuklu döneminde en ihtişamlı günleri yaşayan Aksaray, Moğollarla birlikte yıkımlara maruz kalmıştır. Osmanlı Devleti zamanında ise iyice gözden düşer şehir küçük bir kasaba şeklinde Cumhuriyet dönemine kadar gelmiştir. Eski eserlere düşkün olan, onları yerince inceleyen ve onlar hakkında çeşitli notlar tutarak belgeleyen bir kişi olan Feridun Nafiz Uzluk, Aksaray’a hekim olarak atanmıştır. Uzluk görev yaptığı süre boyunca (1929-1932) Aksaray’daki Selçuklu eserlerini incelemiş, fotoğraflarını çekmiş ve kendince çeşitli notlar tutmuştur. Ömrü boyunca toplamış olduğu belgeler, bilgiler ve yazdığı notlar Uzluk’un vefatından sonra Selçuk Üniversitesi’ne bağışlanmıştır. Uzluk, Aksaray hakkında 13 sayfalık bir not tutmuştur. Osmanlı Türkçesi ile yazılan defterde yapılarla ilgili basit çizimler, mezar taşları ve kitabelerin dökümü ve bazı yapılar hakkında çeşitli bilgiler yer almaktadırArticle Gnostisizm,Gül-Haç Ve Teozofi Işığında İki Kare Örneği: ''Koyu Karanlıklar''(Robert Fludd) Ve ''Siyah Kare'' (Kazimir Maleviç)(İstanbul Üniversitesi, 2019) Şahin, OkanSanat tarihi’nde ‘Nesnesiz Resim’ olarak tanımlanan Kazimir Maleviç’in ‘Siyah Kare’ isimli çalışması Modernizmin farklı bir boyutunu ortaya koyar. Natüralizmin sonlanışıyla birlikte non-figüratif resim anlayışı aynı zamanda reel dünyadan duyuüstü dünyaya geçişin de aracısı olmuştur. Bu eğilimin göstergesi olarak resim soyutlaşma ya da geometrik formlarla yeni gerçekliğin aktarılması şeklinde değişim göstermiştir. Bunun sonucu olarak Maleviç’in ‘Siyah Kare’ isimli çalışması, sanatçının kendi sanat diliyle aktardığı metafizik görüşün sunumu olarak bilinir. Tarihsel süreklilik açısından bakıldığındaysa duyuüstü dünyanın bir geometrik form olan ‘kare’ şekli aracılığıyla aktarımı aslında 20.yy.’dan çok daha önce başka bir kıtada fakat oldukça benzer bir dünya görüşüyle ele alınmıştır. İngiliz okültist, mistik, simyacı, bilim ve sanatla ilgilenen aynı zamanda hermetik anlayışın ışığında kurulmuş Gül-Haç okuluna bağlı öğretilerle yetişmiş olan Robert Fludd, 1617 yılında illüstrasyon olarak gerçekleştirdiği “Koyu Karanlıklar” isimli çalışmasında siyah bir kare örneğiyle kendi okült dünya görüşünü aktarmıştır. Bu çalışmada farklı yüzyıl ve coğrafyada yaşamış; fakat aynı geometrik form ve renk tercihiyle bahsedilen duyuüstü görüşü aktaran iki ismin, bu aktarımı neden ‘kare’ler aracılığıyla sundukları Gnostisizm, Gül-Haç ekolü ve teozofi ışığında aynı zamanda sanat tarihsel açıdan Modernizm öncesi/Modernizm ayrımı çerçevesinde aktarılmaya çalışılacaktır.Article MARDİN ÇARŞILARININ TARİHÎ VE MİMARÎ ÖZELLİKLERİNE DAİR TESPİTLER(EGE ÜNİVERSİTESİ, 2018) Yeşilbaş, Evindar; Yeşilbaş, EvindarMardin’de Kültür Bakanlığı Diyarbakır Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu tarafından tescil edilen beş adet ve henüz tescili gerçekleştirilmeyen diğer üç adet çarşı ile toplamda sekiz çarşı, araştırmaya konu olmuştur. Çalışmada, Aktarlar, Ayakkabıcılar, Bakırcılar, Çarıkcılar, Marangozlar, Tellallar, Revaklı ve Marangozlar Çarşılarının plan, mekan, malzeme-teknik ve süsleme bakımından mimari özellikleri üzerine genel değerlendirmeler yapılmıştır. Uzun bir dönem içinde oluşmuş Anadolu ticaret mimarisinin gelişim halkalarından olan bu çarşılar, bölgesel mimari anlayış çerçevesinde farklı karakterlerle karşımıza çıkmaktadır. Çalışmanın amacı; Mardin ticaret merkezinde tarihi kimliğe sahip çarşıların tarihsel süreç içindeki oluşumu, gelişimi ve değişimini tespit etmek, işlevini yitirmekte olan bu çarşıları mimari özelliklerini belirlemektir. Çalışmamız konuyla ilgilenen başka araştırmacıların faydalanabileceği bir kaynak olacağı için de ayrıca önemlidir. Mardin Çarşılarının, şehrin coğrafi ve kültürel özellikleri çerçevesinde Ulu Camii ve etrafında üstü açık çarşılar olarak sokak dizilişleri şeklinde geliştikleri tespit edilmiştir. En erken Artuklu Döneminde asıl karakterini kazandığını düşündüğümüz bu çarşılar, süslemeden uzak, tonoz sistemiyle örtülmüş ve zamanla yan yana dükkanların dizilişiyle sonradan birbiri ile organik bağ kuran çarşılar şeklinde karşımıza çıkmaktadır.Article MARDİN ÇARŞILARININ TARİHÎ VE MİMARÎ ÖZELLİKLERİNE DAİR TESPİTLER(Sanat Tarihi Dergisi, 2018) Yeşilbaş, EvindarMardin’de tescilli beş adet ve henüz tescili gerçekleştirilmeyen üç adet çarşı ile toplamda sekiz çarşı araştırmaya konu olmuştur. Çalışmada, Aktarlar, Ayakkabıcılar, Bakırcılar, Çarıkcılar, Marangozlar, Tellallar, Revaklı ve Zahireciler çarşılarının plan, mekan, malzeme-teknik ve süsleme bakımından mimari özellikleri üzerine genel değerlendirmeler yapılmıştır. Uzun bir dönem içinde oluşmuş Anadolu ticaret mimarisinin gelişim halkalarından olan bu çarşılar, bölgesel mimari anlayış çerçevesinde farklı karakterlerle karşımıza çıkmaktadır. Çalışmanın amacı; Mardin ticaret merkezinde tarihî kimliğe sahip çarşıların tarihsel süreç içindeki oluşumu, gelişimi ve değişimini tespit etmek, işlevini yitirmekte olan bu çarşıların mimari özelliklerini belirlemektir. Çalışmamız konuyla ilgilenen başka araştırmacıların faydalanabileceği bir kaynak olacağı için de ayrıca önemlidir. Mardin çarşılarının, şehrin coğrafi özellikleri çerçevesinde Ulu Cami ve etrafında üstü açık çarşılar olarak, sokak dizilişleri şeklinde geliştikleri tespit edilmiştir. En erken, Artuklu Dönemi’ nde şekillenmeye başladığını düşündüğümüz bu çarşılar, süslemeden uzak, tonoz sistemiyle örtülmüş ve zamanla yan yana dükkanların dizilişiyle sonradan birbiri ile organik bağı kurulmuş arastalar şeklinde karşımıza çıkmaktadır. Çarşılarda, aynı veya birbirine yakın işkollarına mensup meslek zümrelerinin ayrı birer arastada yer aldığı görülmektedir.Article MARDİN MÜZESİ’NDE BULUNAN 17.-19. YÜZYIL GÜMÜŞ BİLEZİK ÖRNEKLERİ(Turkish Studies, 2018) Yeşilbaş, EvindarAnadolu coğrafyasında tarih öncesi çağlardan günümüze kadar maden işlemeciliği ve takı sanatı alanında önemli el sanatlarının üretildiği bilinen bir gerçektir. Çeşitli malzemelerden üretilen el sanatları arasında gümüş madeni takı, sikke, gündelik eşya, savaş aletleri üretiminde kullanılan değerli bir maden olmuştur. Takılar, el sanatları içinde büyük bir hassasiyetle çalışılan, sembolik anlamlar taşıyan, nazara karşı koruma sağladığı düşünülen ürünlerdir. Gümüş işlemeciliği alanında merkez konumundaki Mardin, hem Artuklu, hem de Osmanlı Döneminde bu özelliğini devam ettirmiş ve bu kentte her dönemde önemli eserler üretilmiştir. Çalışmamızda da, Mardin Müzesine satın alma yoluyla gelmiş 17.-19. yüzyıllara ait gümüş bileziklerden yedi tanesinin kataloğu oluşturulmuştur. İncelediğimiz örneklerden bazıları müzede bulunan teşhir salonlarının yetersizliği sebebiyle depolarda muhafaza edilmektedir. Örneklerin, malzeme ve teknik, ölçü, müzeye geliş yolu ile ilgili bilgiler verildikten sonra ayrıntılı tanımları yapılmıştır. İncelenen örnekler üzerinden Mardin’de 17.-19. yüzyıl gümüş bilezik üretimine, form ve biçim ile süsleme özelliklerine yönelik değerlendirmeler ortaya konulmuştur. Yaptığımız incelemeler sonucunda 17.-19. yüzyılda bilezik modasında süslemelerde ajur tekniği, kabartma, kakma, kazıma, savatlama teknikleri tek tek kullanılmakla birlikte birden fazla tekniğin beraber de kullanıldığı görülmüştür. Bu konunun seçilmesinin sebebi Mardin Müzesinde sergilenen takıların katalog çalışmasının daha önce gerçekleştirilmemiş olmasıdır. Bu çalışmanın Mardin Müzesinde bulunan diğer el sanatlarına literatür ve bilimsel çalışmalar açısından örneklik teşkil edeceği düşünülmektedir.Article Mardin’deki 13.-15. Yüzyıl Cami ve Medreselerinde Taç Kapı Tasarımı ve Bezemesi(MARDİN ARTUKLU ÜNİVERSİTESİ, 2020) Yeşilbaş, EvindarSüsleme, yapıları izleyenler üzerinde beğeniye yönelik bir etki oluşturmasını sağlayan yapının tamamlayıcı bir bileşenidir. Her dönemde kendi içinde mimari yapıların süsleme repertuvarında bir modanın yansıması şeklinde benzer uygulamalarla karşılaşmak mümkündür. Mardin’de de farklı dönemlerde hakimiyet kuran devletlerin günümüze ulaşan mimari eserlerine baktığımızda stil birlikteliğinin varlığı çok net bir biçimde anlaşılmaktadır. Taç kapı, yapıların süsleme programlarında taş işçiliğinin en iyi şekilde sergilendiği, yapılara anıtsallık katan en önemli unsurdur. Taş ustasının sanatını en iyi yansıttığı alan olan bu mimari elemanlar, devrin sanat üslubunun da belirlenmesinde en dikkat çekici öğelerdir. Çalışmamızda Mardin merkezde yer alan 13.-15. yüzyıla ait cami ve medrese taç kapı örneklerimizi; Latifiye Camii, Melik Mahmut Camii, Şehidiye Camii, Hamza-i Kebir Camii, Zinciriye Medresesi, Kasımiye Medresesi oluşturmaktadır. Çalışmada yapıların genel tanımları mimari ve plan özellikleri kısaca verildikten sonra, taç kapı tasarımları aynı başlık altında detaylı bir şekilde açıklanmaktadır. Değerlendirme ve tartışma bölümünde ise cami ve medreselerin taç kapı süsleme programlarında karşımıza çıkan malzeme, teknik, süslemede görülen desen ve motiflerin özellikleri ortaya konulmaktadır. Taş işçiliğine sahip bu yapıların süslemelerinde motif ve kompozisyon ortaklığı ile bütüncül bir yaklaşım sergiledikleri görülmektedir. Anıtsal ölçüde inşa edilen taç kapıların, Selçuklu taç kapı geleneğini ve Suriye taş işçiliği bezemesinin birleştirilerek ortaya konulduğunu söylemek mümkündür.Article MARDİN’DEKİ ARTUKLU TÜRBELERİ(2020) Erdal, ZekaiMardin, Türk-İslam sanatı ve mimarisinin anıt eserlerini barındıran nadir şehirlerden birisidir. Özellikle Artuklularla birlikte ön plana çıkan ve onlarla birlikte de var olmaya devam eden Mardin, eski dokusunu koruması açısından da önemli turizm merkezlerindendir. Necmeddin İlgazi tarafından 1106’da Mardin merkezli kurulan Artuklular 1409 yılına kadar hüküm sürmüşlerdir. Mardin ve çevresinde önemli kültür varlıkları ortaya koymuşlardır. Tahta geçen Artuklu sultanları hayrat olarak cami, medrese, türbe gibi binalar yaptırmışlardır. Sultanlar ve yakınları ya bu yaptırdıkları yapıların içindeki bir mekâna veyahut sadece müstakil türbelere defnedilmişlerdir. Sultanların gömüldüğü mekânların bir kısmı günümüzde mevcut iken bir kısmı ise sadece arşivlerde anılmaktadır. Bu çalışmada Mardin’i üç asır boyunca başkent yapan ve şehrin her tarafına Türk-İslam mührünü vuran Artuklu hanedan üyelerinin gömüldüğü türbeler ele alınmıştır. Mevcut olmayan yapılar çeşitli arşiv kayıtlarından tespit edilmiştir. Yanlış bilinen türbeler ise yeni belge ve bilgiler ışığında yeniden tanımlanmıştır. Mardin’deki Artuklu Sultanlarının gömüldüğü türbeler ilk defa bu çalışma ile bir araya getirilerek incelenmiştir.Article MARDİN’DEKİ ARTUKLU TÜRBELERİ(Uluslararası Türkçe Edebiyat Kültür Eğitim (TEKE) Dergisi, 2020) ERDAL, ZekaiMardin, Türk-İslam sanatı ve mimarisinin anıt eserlerini barındıran nadir şehirlerden birisidir. Özellikle Artuklularla birlikte ön plana çıkan ve onlarla birlikte de var olmaya devam eden Mardin, eski dokusunu koruması açısından da önemli turizm merkezlerindendir. Necmeddin İlgazi tarafından 1106’da Mardin merkezli kurulan Artuklular 1409 yılına kadar hüküm sürmüşlerdir. Mardin ve çevresinde önemli kültür varlıkları ortaya koymuşlardır. Tahta geçen Artuklu sultanları hayrat olarak cami, medrese, türbe gibi binalar yaptırmışlardır. Sultanlar ve yakınları ya bu yaptırdıkları yapıların içindeki bir mekâna veyahut sadece müstakil türbelere defnedilmişlerdir. Sultanların gömüldüğü mekânların bir kısmı günümüzde mevcut iken bir kısmı ise sadece arşivlerde anılmaktadır. Bu çalışmada Mardin’i üç asır boyunca başkent yapan ve şehrin her tarafına Türk-İslam mührünü vuran Artuklu hanedan üyelerinin gömüldüğü türbeler ele alınmıştır. Mevcut olmayan yapılar çeşitli arşiv kayıtlarından tespit edilmiştir. Yanlış bilinen türbeler ise yeni belge ve bilgiler ışığında yeniden tanımlanmıştır. Mardin’deki Artuklu Sultanlarının gömüldüğü türbeler ilk defa bu çalışma ile bir araya getirilerek incelenmiştir.Article Materiality of Mehmet II Smelling A Rose Based on Gentile Bellini’s Painting with Cultural Perspective(Art-Sanat Dergisi, 2020) Batuhan, TuğbaBu makale, Sinan Bey veya Şiblizade Ahmed tarafından Gentile Bellini’nin resmine dayanarak yapılan Fatih Sultan Mehmet’in tablosunu ele almaktadır. Bu sanat eserleri Fatih Sultan Mehmet’i, farklı malzeme ve stiller kullanmalarına rağmen aynı açıdan göstermektedir. Fatih Sultan Mehmet Konstantinopolis’in Fatihi olarak resmedilmekle birlikte, bu resimler Osmanlı kültürel kavramlarını da içermektedir. Makalede, belirli Batı sanatı öğelerinin, Sultan’ın Konstantinopolis üzerindeki gücünü tasvir etmek için geleneksel Türk sanat imgeleriyle nasıl bir araya getirildiğini de göstermeye çalışmaktadır. Fatih Sultan Mehmet’in yer aldığı bu iki tabloda, Sultan’ın bir saray ressamı ve bir yabancı ressam tarafından farklı yönleri tasvir edilmektedir. Burada, her iki ressamın da sahip oldukları kültürel bilinci ve izlenimi resimlerine aktardıkları görülmektedir. Gentile Bellini ve Şiblizade Ahmed, benzer sanatsal eserler ortaya çıkarmış olsalar da Fatih Sultan Mehmet’i kendi kültürel çerçeveleri içinde farklı bakış açısıyla sunmaktadırlar. Ek olarak, bu makale yabancı bir sanatçının yerel bir ressama nasıl ilham kaynağı olduğunu da göstermektedir. Ayrıca, iki resim sanatçıların kullanıldıkları nesnelere ve özelliklere dayanarak açıklanmıştır. Sonuç olarak, bu çalışma her iki resmin kendi sahip olduğu uzun süreli bellek ve farklı sosyal, kültürel ve tarihsel bakış açıları içinde düzenlendiğine işaret etmektedir.Article Mimar Dâvud Ağa’nın İmzalı Eserleri ve Üslûbu(2019) Tümer, Şerif; Tüfekçioğlu, AbdülhamitMimar Sinan’ın çıraklarından olup onun ölümüyle birlikte Hassa Mimarlar Ocağı Teşkilatı’nın başına geçen Dâvud Ağa 1588-98 yılları arasında imparatorluğa başmimarlık yapmıştır. Henüz Mimar Sinan’ın sağlığı ve başmimarlığı döneminde inşa edilen Çarşamba Mehmed Ağa Camisi kitâbesine imzasını koyma şansını elde eden Dâvud Ağa’nın Sinan tarafından başarılı bulunup desteklenen mimarlardan olduğu açıktır. Daha sonra Divanyolu Koca Sinan Paşa Külliyesi ve Sinan Paşa Kasrı’nın çeşme üstündeki kitâbesine imzasını koyan Dâvud Ağa Osmanlı mimarlığı ve Sinan ekolünün devamcısı olmakla birlikte kendi üslûp anlayışını da inşa ettiği eserlere yansıtmıştır. Sinan’dan edindiği mimari birikime kendine has üslûp özelliklerini de ekleyen Dâvud Ağa kendisinden sonraki mimarları da etkilemiştir. Bu çalışmada Dâvud Ağa imzalı eserler her bakımdan incelenerek başmimarın üslûbu belirlenmeye çalışılacaktır.Article Mimar Dâvud Ağa’nın İmzalı Eserleri ve Üslûbu(2019) Tüfekçioğlu, Abdülhamit; Tümer, ŞerifMimar Sinan’ın çıraklarından olup onun ölümüyle birlikte Hassa Mimarlar Ocağı Teşkilatı’nın başına geçen Dâvud Ağa 1588-98 yılları arasında imparatorluğa başmimarlık yapmıştır. Henüz Mimar Sinan’ın sağlığı ve başmimarlığı döneminde inşa edilen Çarşamba Mehmed Ağa Camisi kitâbesine imzasını koyma şansını elde eden Dâvud Ağa’nın Sinan tarafından başarılı bulunup desteklenen mimarlardan olduğu açıktır. Daha sonra Divanyolu Koca Sinan Paşa Külliyesi ve Sinan Paşa Kasrı’nın çeşme üstündeki kitâbesine imzasını koyan Dâvud Ağa Osmanlı mimarlığı ve Sinan ekolünün devamcısı olmakla birlikte kendi üslûp anlayışını da inşa ettiği eserlere yansıtmıştır. Sinan’dan edindiği mimari birikime kendine has üslûp özelliklerini de ekleyen Dâvud Ağa kendisinden sonraki mimarları da etkilemiştir. Bu çalışmada Dâvud Ağa imzalı eserler her bakımdan incelenerek başmimarın üslûbu belirlenmeye çalışılacaktır.Article Mimar Dâvud Ağa’nın İmzalı Eserleri ve Üslûbu(2019) Tüfekçioğlu, Abdülhamit; Tümer, ŞerifMimar Sinan’ın çıraklarından olup onun ölümüyle birlikte Hassa Mimarlar Ocağı Teşkilatı’nın başına geçen Dâvud Ağa 1588-98 yılları arasında imparatorluğa başmimarlık yapmıştır. Henüz Mimar Sinan’ın sağlığı ve başmimarlığı döneminde inşa edilen Çarşamba Mehmed Ağa Camisi kitâbesine imzasını koyma şansını elde eden Dâvud Ağa’nın Sinan tarafından başarılı bulunup desteklenen mimarlardan olduğu açıktır. Daha sonra Divanyolu Koca Sinan Paşa Külliyesi ve Sinan Paşa Kasrı’nın çeşme üstündeki kitâbesine imzasını koyan Dâvud Ağa Osmanlı mimarlığı ve Sinan ekolünün devamcısı olmakla birlikte kendi üslûp anlayışını da inşa ettiği eserlere yansıtmıştır. Sinan’dan edindiği mimari birikime kendine has üslûp özelliklerini de ekleyen Dâvud Ağa kendisinden sonraki mimarları da etkilemiştir. Bu çalışmada Dâvud Ağa imzalı eserler her bakımdan incelenerek başmimarın üslûbu belirlenmeye çalışılacaktır.Article Ortaçağ İslam Mimarisi Süsleme Programında Kakma Tekniği: Mardin Örneği(Artuklu Akademi, 2020) Yeşilbaş, EvindarMimari süsleme, kullanılan malzemenin yüzeyine uygulanan müdahaleye bağlı olarak farklı tekniklerle karşımıza çıkmaktadır. Mimari yapılarda ana malzeme olarak yüzyıllardır en çok kullanılan taş, coğrafi etkenlerin ve dayanıklılığın yanında kişisel beğeni sonucunda da tercih edilmiştir. Mimaride taşa uygulanan süslemelerde oyma, kafes oyma, kakma, kazıma, boyama teknikleri ile renkli taş kullanımından söz edilebilir. Çalışmamıza konu olan kakma tekniği, ana inşa malzemesi üzerine farklı renkteki malzemenin kakılması ile oluşturulan bir tekniktir. Bu çalışmada, Mardin’in İslamî dönem dinî yapılarından kakma tekniği süslemeye sahip Latifiye Camii, Hamza-i Kebir Camii, Zinciriye Medresesi ve Kasımiye Medresesi incelenmektedir. Bu çalışmadaki amacımız, kakma tekniği konusunda alana katkı sağlamakla birlikte Mardin’deki ortaçağ İslamî dönem dinî yapılarında görülen kakma teknikli süslemeleri detaylarıyla literatüre kazandırmaktır. Anadolu’da aynı dönem içerisinde karşılaştığımız örneklere nazaran, Mardin’de daha yoğun kullanılan bu teknik, motif ve kompozisyonlarda Selçuklu süsleme üslubunun izlerini taşımaktadır.Article Pierre Soulages Resminde Outrenoir (Siyahötesi) Kavramının Teorik Yapısı(Mardin Artuklu Üniversitesi, 2023) Şahin, OkanPierre Soulages, Avrupa resminde yirminci yüzyılın ikinci yarısı itibariyle etkinliği hissedilen bir sanatçıdır. 1950’li yıllarda soyut dışavurumculuğa yakın gelişen Paris kökenli taşizm (tachisme – lekecilik) akımı içerisinde ismi anılan sanatçının resim tarzı, taşizmin lirik soyutlamacı anlayışı içerisinde şekillenmiştir. Sanatçının siyahötesi olarak tanımladığı resimleri ise geç dönemi olarak kabul edilebilecek olan 1980’li yıllar itibariyle başlayıp 2000’li yılların ortalarına dek süren ve siyah renk kullanımının yoğunluklu olarak hissedildiği bir resimleme anlayışı içerisinde şekillenmiştir. Siyahötesilik, Soulages resmi içerisinde sadece biçimsel bir yöntemi tanımlamaz. Bu yaklaşım Soulages’ın siyahı merkezde olarak kurguladığı geç dönem resimlerinin teorik şemasını da ifade eder. Bu çalışma siyahötesi kavramının Soulages resminde sözü edilen teorik çerçevesini ortaya koymayı amaçlayarak, siyahın ontolojisini bahsedilen teorik çerçeve bağlamında ele almaktadır.Article Şeddadilerden Bahseden Kitabeler(2019) Erdal, Zekai950 yılında Dvin merkezli olarak kurulan sonrasında, Gence’yi başkent yapan Şeddadiler, Sultan Alparslan’ın bölgeye gelmesiyle birlikte Ani’yi de içine alacak şekilde üç kol halinde varlıklarını sürdürdüler. 1088 yılında Gence Şeddadileri’nin yıkılmasına karşın 1200 yılına kadar Ani’deki şube yaşamaya devam etti. Kafkasların büyük bir bölümünü kontrol altına alan Şeddadiler, kuzeydeki Hıristiyan Gürcüler ile Ermenilerin güneye; özellikle de Anadolu’nun doğusuna inmelerine engel olmuşlardır. Yöredeki politikaları nedeniyle Bizans ordusu tarafından başkent Gence dahi kuşatılmıştır. Günümüzde Türkiye’nin kuzeydoğusu, Gürcistan’ın güneyi, Ermenistan ile Nahçıvan’ın tamamı ve Azerbaycan’ın büyük bir kısmı Şeddadi hâkimiyetindeydi. Hâkim oldukları topraklarda imar faaliyetlerinde bulunan Şeddadi emirleri cami, mescid, köprü, hamam, kale, sur, burç, saray, gibi önemli binalar inşa ettirmiş olmalarına rağmen çok az eser günümüze kadar gelebilmiştir. Bu eserlerdeki kitabelerin çoğunluğu Arapça ile yazılmış olmakla birlikte Farsça ve Ermenice yazılanları da vardır. Bu çalışmada ise Nahçıvan’da anlatılan Deştadem Kale kitabesi ile Ani’deki ferman haricindeki diğer kitabeler ele alınmıştır. Çoğunluğu Ani’de olmak üzere dini ve askeri mimaride yer alan İslami ve gayr-i İslami kitabeler ayrıntılı bir şekilde açıklanmıştır.Article Şeddadilerden Bahseden Kitabeler(2019) Erdal, Zekai950 yılında Dvin merkezli olarak kurulan sonrasında, Gence’yi başkent yapan Şeddadiler, Sultan Alparslan’ın bölgeye gelmesiyle birlikte Ani’yi de içine alacak şekilde üç kol halinde varlıklarını sürdürdüler. 1088 yılında Gence Şeddadileri’nin yıkılmasına karşın 1200 yılına kadar Ani’deki şube yaşamaya devam etti. Kafkasların büyük bir bölümünü kontrol altına alan Şeddadiler, kuzeydeki Hıristiyan Gürcüler ile Ermenilerin güneye; özellikle de Anadolu’nun doğusuna inmelerine engel olmuşlardır. Yöredeki politikaları nedeniyle Bizans ordusu tarafından başkent Gence dahi kuşatılmıştır. Günümüzde Türkiye’nin kuzeydoğusu, Gürcistan’ın güneyi, Ermenistan ile Nahçıvan’ın tamamı ve Azerbaycan’ın büyük bir kısmı Şeddadi hâkimiyetindeydi. Hâkim oldukları topraklarda imar faaliyetlerinde bulunan Şeddadi emirleri cami, mescid, köprü, hamam, kale, sur, burç, saray, gibi önemli binalar inşa ettirmiş olmalarına rağmen çok az eser günümüze kadar gelebilmiştir. Bu eserlerdeki kitabelerin çoğunluğu Arapça ile yazılmış olmakla birlikte Farsça ve Ermenice yazılanları da vardır. Bu çalışmada ise Nahçıvan’da anlatılan Deştadem Kale kitabesi ile Ani’deki ferman haricindeki diğer kitabeler ele alınmıştır. Çoğunluğu Ani’de olmak üzere dini ve askeri mimaride yer alan İslami ve gayr-i İslami kitabeler ayrıntılı bir şekilde açıklanmıştır.