Sanat Tarihi Bölümü Koleksiyonu
Permanent URI for this collectionhttps://hdl.handle.net/20.500.12514/75
Browse
Browsing Sanat Tarihi Bölümü Koleksiyonu by Language "tr"
Now showing 1 - 20 of 95
- Results Per Page
- Sort Options
Article Akkoyunlu Dönemi Resimli Şehnameleri: İkonografik Bir Değerlendirme(Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi, 2023) Aydın DeryaAkkoyunlular (1340-1514) tarih sahnesine bir beylik olarak çıkmışlar ve daha sonra devlet olma yolunda ilerlemişlerdir. Zaman içerisinde kazandıkları güç sanat üretimini etkilemiş ve üretim Şiraz’da yoğunlaşmıştır. Özellikle Akkoyunların bölgeye hakimiyetlerinden sonra Şiraz’daki yoğun üretim bu dönemde resimli el yazma sayısındaki artışla kendini göstermiştir. Resimli el yazması üretiminde Ebül Kasım Firdevsi (ö. 411 H./1020 M.) tarafından 11. yüzyılın başlarında tamamlanan Şehnamelerin ayrı bir yeri olmuştur. Şiraz’da özellikle üzerinde durulan dönemdeki resimli Şehname üretimindeki artış dikkat çekici bir hal almış ve yakın tarihlerde hazırlanmış pek çok nüsha günümüze ulaşmıştır. Akkoyunlu dönemindeki Şehnamelerin ikonografik özellikleri, bu döneme ait özgün örneklerin ve resimlerinin incelenmesi ile belirlenebilmektedir. Resim-metin ilişkisinde kuvvetli bağ Şehname ikonografisinin belirlenmesin sağlamaktadır. Diğer taraftan nakkaşın yorumu sahnenin şekillenmesini büyük oranda etkilemektedir. Mevcut olan resim üslubunun katkısı da resmin hazırlanması sırasında yerini almaktadır. Bu bağlamda ikonografideki farklılıklar aynı sahnenin farklı nüshalardaki incelenmesi ile ön plana çıkmaktadır.thesis.listelement.badge Aksaray'da Türk Devri Mimarisi(2014) Erdal, ZekaiAksaray were located in the center of Anatolia hand gained a new identity containing Turkish-Islamic cultur and art influence after it was invaded by Anatolian Seljukides in XIIth century. In this study a brief summary of Aksaray was given to indicate the importance of city concerning political and cultural events of the period. Afterwards, architectural activities in centrium of Aksaray and its villages between XIIth-XXth century is defined and research was held concerning the mosques, minarets, madrasah, zawiyahs, tombs, caravanserais, hospitals, turkish baths, bridges, fountains, laundries, aqueaducts, kiosks, bakehouses, schools, libraries, publşc buildings, bazaars survived until today in terms of building techniques and architectural specifications. The searched monuments in our extent of thesis were builded within a long time period which had began from XIIth. Century to first half of XXth century. In this study, plans, facade and material characteristics of the architectural monuments in Aksaray provience were documented through monumental surveys, and their presesnt conditions were recorded by taking their photos.Article Mardin Müzesi'ndeki Nureddin Zengi Sikkeleri(Journal of Islamicjerusalem Studies, 2018) Erdal, ZekaiThe Zengid dynasty is one of the prominent Turkish states that ruled Iraq, Syria and eastern and south-eastern Anatolia regions (today within contemporary Turkey) with Aleppo and Mosul as their centre between 1127 and 1233. Apart from Mosul and Aleppo, it had three more principalities centred in Cizre, Sinjar and Shahrizor. The state founded in 1127 when Imad al-Din Zengi was appointed to govern Mosul dominated a vast area, and then, they saw the Crusaders as their primary enemy and laid the foundations until the conquest of Jerusalem by Salah al-Din al-Ayoubi. One of the greatest sultans of the Zengids was Nur al-Din Zengi (1118-1174) who came to Aleppo and ascended the throne upon the death of Imad al-Din Zengi at Qal ‘Article Kentsel Korumada Müzelerin Rolü Üzerine Bir Araştırma: Mardin Müzesi Örneği(2017) Yeşilbaş, EvindarMüzelerin tarihsel gelişim süreçlerine bakıldığında sahip oldukları bilgiden do layı dönemin toplumsal yaşam pratiklerinin, ekonomik, politik koşulların ve sosyo kültürel anlayışın belirmesinde etkin role sahip oldukları izlenebilmektedir. Birer eğitim kurumu misyonuna sahip müzeler, aynı zamanda kent kimliğini ve belleğini koruma bilincini geliştirmeye yönelik olarak toplumla organik bir bağ kurma amacıyla çalışmaları da bir zorunluluktur. Giderek yok olma sürecine giren ve karmaşık laşan tarihi kent toplumlarında organik bağ gerekliliği ve zorunluluğu daha da hissedilir olmaya başlamıştır. Özellikle ICOM’un alt komitelerinden olan “Kent Müzeleri Koleksiyon ve Ak tiviteleri Uluslararası Komitesi ICOM- CAMOC” ( International Council of Museums of Cities) tarafından kent müzeleri “kentin geçmişi, bugünü ve geleceğini yansıtan, kent kimliğinin güçlendirilmesini ve planlı bir şekilde gelişmesini amaçlayan bir müze mode li” olarak tanımlar. Tanımdan da anlaşılacağı gibi özellikle kent müzeleri, kentin en önemli aktörle rinin (kentlinin) kentsel yaşama yönelik katılımcı süreçlerinin güçlendirilmesi ve kenti korumaya dair tarihsel sürekliliğinin devam ettirilmesi açısından kurumsal bir dinamik tir. Bu çerçevede çalışmamızda, Mardin Müzesi’nin kentin geçmişini yansıtmanın ötesinde geleceğe yönelik projeksiyonlarda nasıl bir rol oynadığı somut verilerle ortaya konulacaktır. Mardin Müzesi’nin kentsel planlama ve kent kimliğini oluşturan tarihi bi leşenlerin yeniden üretim-dönüşüm projeleri ile tarihi kentsel alanda koruma bilincine ve tarihi kent kimliğine sahip çıkma bağlamında gerçekleştirilen çalışmaları irdelenecek tir. Çalışmada öncelikle Mardin Müzesinin tarihçesine kısaca değinilecektir. İkinci bölümde ise Mardin Müzesi’nin gerçekleştirdiği çalışmaları ve ileriki dönem projeleri hakkında bilgiler verilecektir. Sonuç bölümünde söz konusu proje ve çalışmaların çıktıları üzerine eleştirel bir yöntemle değerlendirme yapılacaktır. Ayrıca kentsel mekanların korunmasına yönelik faaliyetler bağlamında çeşitli öneriler de sunulacaktır. Bu çalışma ile tarihi kimliğe sahip kentlerde müzelerin etkin rollerine vurgu yaparak işlevsel bir farkındalık yaratmak amaçlanmaktadır. Mardin Müzesi’nin kentsel sit alanında gerçekleştirdiği çalışmaları sunarak koruma ve kenti meydana getiren tarihi bileşenlerin yaşatılması açısından Türkiye’de benzer uygulamalara örnek teşkil edeceği düşünülmektedir.Article Citation - WoS: 1MARDİN ÇARŞILARININ TARİHÎ VE MİMARÎ ÖZELLİKLERİNE DAİR TESPİTLER(Sanat Tarihi Dergisi, 2018) Yeşilbaş, EvindarMardin’de tescilli beş adet ve henüz tescili gerçekleştirilmeyen üç adet çarşı ile toplamda sekiz çarşı araştırmaya konu olmuştur. Çalışmada, Aktarlar, Ayakkabıcılar, Bakırcılar, Çarıkcılar, Marangozlar, Tellallar, Revaklı ve Zahireciler çarşılarının plan, mekan, malzeme-teknik ve süsleme bakımından mimari özellikleri üzerine genel değerlendirmeler yapılmıştır. Uzun bir dönem içinde oluşmuş Anadolu ticaret mimarisinin gelişim halkalarından olan bu çarşılar, bölgesel mimari anlayış çerçevesinde farklı karakterlerle karşımıza çıkmaktadır. Çalışmanın amacı; Mardin ticaret merkezinde tarihî kimliğe sahip çarşıların tarihsel süreç içindeki oluşumu, gelişimi ve değişimini tespit etmek, işlevini yitirmekte olan bu çarşıların mimari özelliklerini belirlemektir. Çalışmamız konuyla ilgilenen başka araştırmacıların faydalanabileceği bir kaynak olacağı için de ayrıca önemlidir. Mardin çarşılarının, şehrin coğrafi özellikleri çerçevesinde Ulu Cami ve etrafında üstü açık çarşılar olarak, sokak dizilişleri şeklinde geliştikleri tespit edilmiştir. En erken, Artuklu Dönemi’ nde şekillenmeye başladığını düşündüğümüz bu çarşılar, süslemeden uzak, tonoz sistemiyle örtülmüş ve zamanla yan yana dükkanların dizilişiyle sonradan birbiri ile organik bağı kurulmuş arastalar şeklinde karşımıza çıkmaktadır. Çarşılarda, aynı veya birbirine yakın işkollarına mensup meslek zümrelerinin ayrı birer arastada yer aldığı görülmektedir.Article Pierre Soulages Resminde Outrenoir (Siyahötesi) Kavramının Teorik Yapısı(Mardin Artuklu Üniversitesi, 2023) Şahin, OkanPierre Soulages, Avrupa resminde yirminci yüzyılın ikinci yarısı itibariyle etkinliği hissedilen bir sanatçıdır. 1950’li yıllarda soyut dışavurumculuğa yakın gelişen Paris kökenli taşizm (tachisme – lekecilik) akımı içerisinde ismi anılan sanatçının resim tarzı, taşizmin lirik soyutlamacı anlayışı içerisinde şekillenmiştir. Sanatçının siyahötesi olarak tanımladığı resimleri ise geç dönemi olarak kabul edilebilecek olan 1980’li yıllar itibariyle başlayıp 2000’li yılların ortalarına dek süren ve siyah renk kullanımının yoğunluklu olarak hissedildiği bir resimleme anlayışı içerisinde şekillenmiştir. Siyahötesilik, Soulages resmi içerisinde sadece biçimsel bir yöntemi tanımlamaz. Bu yaklaşım Soulages’ın siyahı merkezde olarak kurguladığı geç dönem resimlerinin teorik şemasını da ifade eder. Bu çalışma siyahötesi kavramının Soulages resminde sözü edilen teorik çerçevesini ortaya koymayı amaçlayarak, siyahın ontolojisini bahsedilen teorik çerçeve bağlamında ele almaktadır.Article Mimar Dâvud Ağa’nın İmzalı Eserleri ve Üslûbu(2019) Tüfekçioğlu, Abdülhamit; Tümer, ŞerifMimar Sinan’ın çıraklarından olup onun ölümüyle birlikte Hassa Mimarlar Ocağı Teşkilatı’nın başına geçen Dâvud Ağa 1588-98 yılları arasında imparatorluğa başmimarlık yapmıştır. Henüz Mimar Sinan’ın sağlığı ve başmimarlığı döneminde inşa edilen Çarşamba Mehmed Ağa Camisi kitâbesine imzasını koyma şansını elde eden Dâvud Ağa’nın Sinan tarafından başarılı bulunup desteklenen mimarlardan olduğu açıktır. Daha sonra Divanyolu Koca Sinan Paşa Külliyesi ve Sinan Paşa Kasrı’nın çeşme üstündeki kitâbesine imzasını koyan Dâvud Ağa Osmanlı mimarlığı ve Sinan ekolünün devamcısı olmakla birlikte kendi üslûp anlayışını da inşa ettiği eserlere yansıtmıştır. Sinan’dan edindiği mimari birikime kendine has üslûp özelliklerini de ekleyen Dâvud Ağa kendisinden sonraki mimarları da etkilemiştir. Bu çalışmada Dâvud Ağa imzalı eserler her bakımdan incelenerek başmimarın üslûbu belirlenmeye çalışılacaktır.Book Part AKSARAY'DA KARAMANOGULLARINA AiT ESERLEN TARiIHLENDiRME SORUNLARI(Uluslararast 0rta Anadolu ve Akdenie BeylikleriTarihi, Krlnrrii ve Medeniyeti Semptzyumu - ll, 2016) Erdal, ZekaiAksaray region was an important stopover along the Silk Road that crossed through Anatolia for centuries and the city of Aksaray has a long history. The region came under the control of the Seljuk Turks after the Battle ofManzikert in 1071. The Anatolian Seljuk Sultanate they founded left impodant landmarks in and around Aksaray. The Moroccan traveller Ibn Battuta who was in the region in the 14th century was impressed by the class of Muslim traders that had emerged in Aksaray and noted the urban centre as "a beautiful city, surrounded by waterways and gardens, with a water supply coming right to the houses of the city.''Book Part Diyarbakır El Sanatlarından Palan ve Şapka Yapımı(2012) Yeşilbaş, EvindarDiyarbakır Geleneksel El SanatlarıBook Part Diyarbakır Çeşmelerinden Üç Örnek(MUKKADİME, 2010) Yeşilbaş, EvindarOrtaçağ şehirciliğinde önemli bir yeri olan su mimarisi, Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nin iklim ve coğrafyasından kaynaklanan farklı boyutu ile Diyarbakır’da daha zengin bir donanıma kavuşmuştur. Yalnız dinî ve sosyal yapılarda değil, sivil mimaride de su vazgeçilmez bir unsur olarak yerini almıştır. Su mimarisinde çeşmeler, kamunun kullanımına sunulan basit yapılardır. Bu çalışmada, Diyarbakır şehir merkezinde yer alan çeşmelerden Tahtalı Katsal Sokak Çeşmesi, Arap Şeyh Cami Çeşmesi, Sultan Şüca Çeşmesi çizim ve fotoğraflarla desteklenerek incelenmeye çalışılmıştır. İncelenen çeşmelerin şehir mimarisini bütünleyen kültür zenginliklerimizden olduğu tespit edilmiştir. Bu mirasın gelecek kuşaklara aktarılabilmesi için asli fonksiyonlarına kavuşturulması gerekmektedirConference Object HASANKEYF KALESİ’NDEKİ KONUTLARDA DEVŞİRME MALZEME KULLANIMI(İsarc, 2021) Tümer, ŞerifArkeolojik kazılarla birlikte 12.000 yıllık tarihe sahip olduğu anlaşılan Hasankeyf gerek İslam öncesi süreçtegerekse İslami dönemde oldukça önemli bir yer tutmaktadır. Önemli Ortaçağ yerleşmelerinden olanHasankeyf Kalesi ise özellikle Türk - İslam döneminde cami, türbe, saray ve konut gibi yapılarla bezenmiştir. Malzeme açısından çeşitlilik gösteren konutlar, birbiriyle uyumlu şekilde inşa edilmiştir. Yaklaşık 120dönümlük bir yayılma alanına sahip olan Hasankeyf Kalesi’ndeki konutlar aynı zamanda halk yapı sanatınında önemli ve özel örneklerindendir. Yapı - malzeme ilişkisi coğrafi bölgelere göre farklılık göstermekte olup,Hasankeyf özelinde incelendiğinde moloz taş kullanımının bilhassa konutlarda sıkça kullanıldığıgözlenmektedir. Geç dönem Osmanlı veya erken dönem Cumhuriyet dönemine ait olan bu konutlarıninşasında çevrede bulunan her türlü malzemeden yararlanıldığı anlaşılmaktadır. İncelenen 10 konutunyapımında, üslûp özellikleri itibariyle, kalenin beden duvarlarından kullanıldığı anlaşılan düzgün kesme taşmalzeme en sık karşılaşılanıdır. Bunun yanında dini mimaride kullanıldığı anlaşılan yapı parçaları yine konut bedenlerinde gelişigüzel, estetik arayışın ötesindeki bir kullanımla karşımıza çıkmaktadır. Mezar taşlarınınyapı inşasında kullanılması karşılan bir diğer devşirme kullanım türüdür. Bir konutun giriş kapı lentosunda ise iki tane mezar taşının kullanıldığı, diğer konutun ise pencere lentosunda yine bir başka mezar taşınınkullanıldığı görülmektedir. Bu noktada mezar taşlarından sıkça faydalanıldığı hatta bazılarının tahrip edilerektanınmaz halde olduğu tespit edilmiştir. Bu tür devşirme malzemelerin bilinçli bir şekilde tahrip edilerek yada üzere sıva ile sıvanarak yapı sahibine yönelik olası tepkilerin önüne geçilmek istenmiş olabilir. 2 konuttaise nitelikli izlenimi veren kitabe parçalarına rastlanmaktadır. İki kaya oyma konutta odayı ayıran duvarüzerinde kullanılan bu kitabeler parçalar halinde kullanılmıştır. Hasankeyf Kalesi siluetinin en önemli bileşenlerinden olan konutlardaki devşirme malzemeler bu bildiride ele alınarak değerlendirilecek, ilk kul lanımlarına yönelik tespitlerde bulunulmaya çalışılacaktır.Conference Object Siirt-Batman İlleri ve İlçelerindeki Ortaçağ ve Sonrasına Ait 2004 Yılı Yüzey Araştırmaları(2005) Boran, Ali; Tüfekçioğlu Abdülhamit; Erdal, ZekaiSiirt merkez, Eruh, Pervari ve Batman Kozluk ilçelerindeki eserler.Book Part Çınar İlçesindeki Kültür Varlıkları(2015) Yıldız, İrfan; Erdal, Zekai, Yıldız, DursunDiyarbakır Çınar ilçesinde yer alan İslami dönem eser hakkındadır.Article Resimli Kutsal Kitap (Hristiyan) El Yazmalarındaki Kurban Sahnelerine Genel Bir Bakış(KADİM AKADEMİ SBD, 2017) NECLA KAPLANÇalışmada, resimli kutsal kitap (Hristiyan) el yazmaları üzerinden kurban sahnelerine genel bir bakış açısı verilmesi amaçlanmıştır. Genesis, Pentateukh, Octateukh ve Yeni Ahit resimli el yazmalarından örnek resimler seçilmiş ve kurban törenlerinin kutsal metinlerindeki kronolojiye göre resim sanatındaki yansıması irdelenmiştir. Bilinen ilk Kurban sunma olayı, Kabil ile Habil hikâyesinde karşımıza çıkmakta ve Nuh ile İbrahim Peygamberlerin hikâyelerinde devam etmektedir. Kutsal Kitapta (Eski Ahit’te) geçen bu konular, Hristiyan resim sanatında da yer bulmuştur. Tanrı’ya adanan son kurban olarak kabul edilen İsa’nın çarmıha gerilmesi sahnesi de resimli Yeni Ahit kitaplarında görülen en önemli tasvirlerdendir. Kurban sunma törenini canlandıran resimler, ilgili metnin görselleştirilmesi için Kutsal Kitap el yazmalarında yer almıştır. Hikâyesinin tanınmasını ve konunun kesintisiz izlenmesini sağlar nitelikte olan bu görseller, öyküleyici anlatımlı resimleme anlayışıyla tasarlanmıştır. Kurban, alevli bir sunağın içinde veya yanında tasvir edilmiştir. Ateşte yakıldığı anlaşılan kurbanların, Tanrı’nın eli betimine yönelir şekilde sunulduğu anlaşılmaktadır.Book MARDİN (MERKEZ) HIRİSTİYAN DİNÎ MİMARİSİ(ARKEOLOJİ VE SANAT YAYINLARI, 2022) Kaplan, NeclaMardin Süryani dinî mimarisi ile ilgili, özellikle de Tur Abdin Bölgesi konusunda, gerek oryantalistler gerekse araştırmacı sanat tarihçileri tarafından uzun yıllardır yapılmış birçok belgeleme, araştırma ve yayın bulunmaktadır. Bu yayınlar çoğunlukla yabancı araştırmacılar tarafından hazırlanmış olup konu ile ilgili, birkaç makale ve tez hariç, Türkçe yapılmış yayın yok denecek kadar azdır. Özellikle Süryani dinî mimarisini kapsayan çalışmalarda, Mardin Merkez’de bulunan yapılara yeteri kadar değinilmediği ve bunların toplu bir şekilde ele alınmadığı görülmüştür. Mardin Merkezde bulunan Hristiyan (Ortodoks, Katolik, Protestan) Süryani, Ermeni ve Keldâni Cemaatlerine ait yapıları içeren bu kitapta; yapıların yeri ve konumuna, tarihine, mimari özelliklerine ve bugünkü durumuna değinilmiştir. Böyle bir çalışmayla; tarih-kültür-sanat bağlamında Mardin şehrinin “çok dilli ve çok dinli” yapısına katkı sunan Hristiyan cemaatlere ait kiliselerin toplu bir şekilde sunulması, yapıların genel özelliklerinin betimlenmesi, tarihlendirme ve mimari sorunsallarının değerlendirilmesi amaçlanmıştır.Conference Object Siirt-Batman İlleri ve İlçelerindeki Ortaçağ ve Sonrasına Ait 2005 Yılı Yüzey Araştırması(2006) Boran, Ali; Tüfekçioğlu, Abdülhamit; Mutlu, Mehmet; Erdal, Zekai; Yıldız, İrfanSiirt İli Tillo İlçesindeki İslami dönem mezartaşları.Article ARTUKLU YAPILARI ÖRNEKLEMİNDE SANATTA KÜLTÜREL ETKİLEŞİM(Kadim Akademi Derneği, 2020) Yeşilbaş Evindar; Acat Akgül, FehimeAnadolu’da XI. yüzyıldan itibaren gelişen kültür ve sanat çok farklı kültürel ve etnik veriler üzerine temellenmiştir. Anadolu sınırları içinde oluşan sanatların daha iyi anlaşılması için sanatın gelişmesini etkileyen ortamı ve kültür çevresini iyi araştırmak bir zorunluluktur. Sanatın içinde kendine yer bulan farklı gelenekleri tespit etmek ve bu geleneklere ait olan unsurları ortaya koymak oldukça önemlidir. Aynı dönem ve yakın çevrede hüküm süren beylikler ve devletler, tarih boyunca kaçınılmaz bir şekilde kültürel ilişkiler içerisinde bulunmuşlardır. Kültürel etkileşimi oluşturan temel husus ise siyasi ve sosyal zeminde yaşanan ilişkilerdir. Bu etkileşimin izlerini ortaya koyan en somut veriler sanat üretimleridir. Sanat yapıtlarında, taçkapı, minare, kemer, örtü sistemi, malzeme, süsleme vb. gibi mimari yapı detayları üzerinden kültürler arasındaki etkileşimin izleri okunabilmektedir. Bu çalışmada, Artuklu Beyliği ile aynı dönemde ve yakın bölgelerde hüküm sürmüş Büyük Selçukluları, Anadolu Selçukluları, İlhanlı, Eyyûbi, Zengî ve Memlûkler’in siyasi, sosyal ve kültürel ilişkileri üzerinden malzeme, teknik, süsleme açısından dönemin yapılarındaki benzer izler incelenmiş ve değerlendirilmiştir. Artuklu yapılarında iki renkli taş kullanımı, dilimli kemer formları, mukarnas kavsara, eyvan, selsebilli eyvan- avlu, dilimli kubbe, minare formu ve mekân tasarımı açısından benzerlikler tespit edilmiştir.Article Silifke Taş Köprü nün Rölöve Tespitleri ve Tarihi Dönem Analizi(Akdeniz Sanat Dergisi, 2016) Yeşilbaş, EvindarAnadolu’da tarihi özelliklerini yitirmeden günümüze ulaşan çok sayıda köprü bulunmakla birlikte birçoğu misyonunu yitirmiş olsa bile tarihi önemini korumaktadır. Köprüler, geçmişte kullanılan güzergahlar konusunda da bilgi üretmeye yarayan mimari ürünlerdir. Bu bilgiden hareketle köprülerin, köprülere dair kalıntıların ve izlerin korunması gelecek kuşaklara aktarılması gerekmektedir. Bu çalışma, Karayolları Genel Müdürlüğü denetiminde ve Adana Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu onayına sunulmak üzere köprünün restorasyonuna yönelik hazırlanan sanat tarihi raporunun genişletilmiş ve güncelleştirilmiş halidir. Çalışmamızda Taş Köprü’nün mevcut mimari analizi yapılarak, restitüsyonuna kaynak oluşturacak dönem analizi yapılmıştır. Köprü, Anadolu’dan köprü örnekleri ile analojik açıdan değerlendirilerek karakteristik özellikler bağlamında irdelenmiştir.Article Mimar Dâvud Ağa’nın İmzalı Eserleri ve Üslûbu(2019) Tümer, Şerif; Tüfekçioğlu, AbdülhamitMimar Sinan’ın çıraklarından olup onun ölümüyle birlikte Hassa Mimarlar Ocağı Teşkilatı’nın başına geçen Dâvud Ağa 1588-98 yılları arasında imparatorluğa başmimarlık yapmıştır. Henüz Mimar Sinan’ın sağlığı ve başmimarlığı döneminde inşa edilen Çarşamba Mehmed Ağa Camisi kitâbesine imzasını koyma şansını elde eden Dâvud Ağa’nın Sinan tarafından başarılı bulunup desteklenen mimarlardan olduğu açıktır. Daha sonra Divanyolu Koca Sinan Paşa Külliyesi ve Sinan Paşa Kasrı’nın çeşme üstündeki kitâbesine imzasını koyan Dâvud Ağa Osmanlı mimarlığı ve Sinan ekolünün devamcısı olmakla birlikte kendi üslûp anlayışını da inşa ettiği eserlere yansıtmıştır. Sinan’dan edindiği mimari birikime kendine has üslûp özelliklerini de ekleyen Dâvud Ağa kendisinden sonraki mimarları da etkilemiştir. Bu çalışmada Dâvud Ağa imzalı eserler her bakımdan incelenerek başmimarın üslûbu belirlenmeye çalışılacaktır.Book Part ŞEREFNAME ÜZERİNE ELEŞTİREL BİR OKUMA(2019) Erdal, ZekaiŞerefname özellikle Kürt tarihi açısında en önemli kaynak eserlerin başında gelmektedir. Eserini 1597 yılında tamamlayan Şerefhan gerek elindeki diğer eserlerden gerekse duyum veya şahit olma yoluyla olayları eserine aktarmıştır. Ancak bahsettiği kişi ve olayları herhangi bir mukayeseye tut- madan olduğu gibi aktarma yolunu seçmiştir. Bu nedenle de birçok tarihi hata ve gerçek dışı olay eserde yer almıştır. Günümüzde Şerefname’yi baz alarak kaleme alınan bir çok yayın da, bu eserde zikredilen olay, kişi ve yerleri herhangi bir kritiğe tutmadan olduğu gibi aktarmayı seçmiştir. Şeref- name’de anlatılanlar gerek arşiv belgeleri gerekse kültür varlıklarıyla örtüşürken, tam tersine arşiv belgelerinin de reddettiği olay ve kişiler de olmuştur. Tarih, sanat tarihi, arkeoloji, epigrafi ve paleog- rafi gibi bilim dalları bir çok yönden ortak konularda buluşmaktadır. Bu nedenle de bir konu hakkın- da araştırma yapılacak ise mutlaka disiplinler arası bir çalışma yapılması gerekmektedir. Şerefname gibi bir yazma eserdeki veriler, epigrafinin konusu olan kitabe ve mezar taşları ile, Os- manlı arşiv belgeleriyle de paleografinin, arazideki taşınmaz kültür varlıklarıyla sanat tarihinin ko- nusuna girilerek rahat bir şekilde kritize edilmiştir. Diğer bilim dallarındaki veriler açık bir şekilde Şerefname’deki bilgileri desteklediği görülmüştür. Ancak Topkapı Sarayı Arşivleri ile Başbakanlık Osmanlı Arşivlerindeki Osmanlı paleografyası, Şe- refname’de zikredilen olay ve kişileri reddetmekte olup Şerefhan’ın gerçekleri yansıtmadığını ortaya koymaktadır. Derzin ve Gırdıkan beylikleri, Şerefhan’ın ikamet ettiği Bitlis’in yaklaşık olarak 45 km. güneydoğusundadır. Özellikle Derzin Beyliği Şerefhan Beyliği’nin güneyden de komşusudur. Güney- den gelip Van üzerinden İran yönüne giden ana yolun geçtiği Bitlis Deresi’nin, iki ucundan birisinde Derzin, diğer ucunda ise Şerefhan Beyliği bulunmaktadır. Şerefhan’ın kendisine bu kadar yakın ve komşu olan bir beylik hakkında bu kadar bariz hataları ese- rinde yazması anlaşılır bir durum değildir. Zira olaylar eserin tamamlandığı 1597 yılından yaklaşık 50 yıl öncesinde vuku bulmuştur. Bilgilerin taze olduğu bir dönemde ve coğrafi olarak da yakın olan bir yer hakkındaki bilgilerin eserinde hatalı bir şekilde yazılması; Şerefhan’ın bu yerler hakkında pek de olumlu bir düşünceye sahip olmadığını da yansıtmaktadır. Zira Asitane’den gönderilen ferman ve hükümlerin birer sureti Bitlis’e komşu diğer Ekrad beylerine de gönderilmiştir. Bu nedenle de elinde geniş bir bilgi ve belge olan tarih düşkünü bir beyin bu şekilde menfi bilgiler vermesi akla başka sorular getirmektedir. Bu durum ise Şerefname’nin güvenilirliğini sorgulamaya sebep olmaktadır. Tarih kitaplarında geçen kişi ve olayların gerçek ya da hayal ürünü olup olmadığı arşiv belgeleri ile taşınır ve taşınmaz kültür varlıklarıyla tespit etmek mümkündür. Zira tarihin konusunda giren olaylar, bulunan kültür varlıklarıyla ete-kemiğe bürünerek ayakları yere basan, gerçek şahsiyetlere dönüşmektedir. Sanat Tarihi, Arkeoloji gibi kültür varlıları üzerine çalışan bilim dallarının ortaya çıkardığı somut veriler bir anda tarihin seyrini değiştirmektedir. Bu nedenle de her üç bilim dalının birbiriyle sürekli dirsek temasında olması elzemdir. Zira her birisinde bulunan bilgi, ancak hepsinin bir araya gelip ortaya koydukları ortak bir ürün ile gerçeğe ulaşmaktadır.

